Uyuşturucu Teslim Edilmeden Yakalanırsa Suç Tamamlanır mı?

Uyuşturucu maddenin alıcıya teslim edilmemesi, olayın mutlaka teşebbüs aşamasında kaldığı anlamına gelmez. TCK m.188’de satışın yanında satışa arz etme, başkasına verme, sevk etme, nakletme, depolama, satın alma, kabul etme ve bulundurma fiilleri de düzenlenmiştir. Somut olayda bu hareketlerden biri tamamlanmışsa, teslim gerçekleşmese bile tamamlanmış uyuşturucu suçu gündeme gelebilir. [1]
Buna karşılık kişinin sorumlu tutulduğu fiilin doğrudan icrasına başlanmış, ancak fiil kişinin elinde olmayan bir nedenle tamamlanamamışsa TCK m.35 kapsamında teşebbüs değerlendirilir. Hazırlık aşamasında kalınması, suçun teşebbüs aşamasına ulaşması ve tamamlanması farklı hukuki durumlardır. Bunların birbirine karıştırılması hem cezanın belirlenmesini hem savunmanın yönünü etkiler.
Bu yazının konusu, özellikle “uyuşturucu elime geçmeden yakalandım”, “satış gerçekleşmedi”, “para ödenmedi” ve “teslim öncesi operasyon yapıldı” şeklindeki olaylarda hangi soruların cevaplandırılması gerektiğidir. İnceleme esas olarak ülke içindeki TCK m.188/3 fiilleri üzerindedir. İmal, ithal ve ihraca ilişkin olaylarda ilgili hareketin özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu suçlarında teşebbüs ne demektir?
TCK m.35’e göre teşebbüs, kasten işlenmek istenen suçun elverişli hareketlerle doğrudan icrasına başlanmasına rağmen kişinin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır. Yalnız suç işlemeyi düşünmek veya geleceğe yönelik bir niyet açıklamak bu koşulları kendiliğinden karşılamaz. [1]
Uyuşturucu dosyasında teşebbüs incelemesi için önce somut suç fiili belirlenmelidir. “Uyuşturucu ticaretine teşebbüs etti” ifadesi tek başına yeterli açıklama değildir. Satın almaya mı, nakletmeye mi, vermeye mi yönelik icra hareketlerinden söz edildiği gösterilmelidir.
Değerlendirmede dört temel soru önem taşır:
- Kişinin hangi suçu işlemeyi kastettiği somut delillerle belirlenmiş midir?
- Gerçekleştirilen hareketler bu suçu işlemeye elverişli midir?
- Hazırlık aşaması geçilerek doğrudan icraya başlanmış mıdır?
- Suç, kişinin iradesi dışındaki hangi nedenle tamamlanamamıştır?
Bu soruların yanında, aynı olayda başka bir seçimlik hareketin zaten tamamlanmış olup olmadığı da araştırılır. Teslimin gerçekleşmemesi, tek başına bu incelemenin sonucunu belirlemez.
Temel suçun kapsamı ve seçimlik hareketler için uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu hakkındaki açıklamalar birlikte değerlendirilebilir.
Hazırlık hareketi, teşebbüs ve tamamlanmış suç nasıl ayrılır?
Hazırlık aşaması
Hazırlık hareketleri, suçun doğrudan icrasına henüz ulaşmayan davranışlardır. Bir düşüncenin konuşulması veya geleceğe ilişkin belirsiz bir planın bulunması, her durumda teşebbüs oluşturmaz. Ancak hazırlık olarak adlandırılan davranışın başka bir suçun unsurlarını oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenebilir.
Uyuşturucu dosyalarında mesajlaşma, görüşme veya buluşma bilgisi bulunduğunda bu kayıtların hangi aşamayı gösterdiği açıklanmalıdır. Görüşmenin konusu, somut maddeyle bağlantısı ve fiilin ne ölçüde gerçekleştiği araştırılmadan yalnız iletişim kaydından doğrudan icra sonucu çıkarılamaz.
İcra hareketlerine başlanması
İcra aşamasında artık belirli bir suçun gerçekleştirilmesine doğrudan yönelen elverişli davranışlar söz konusudur. Bu aşama yalnız kişinin niyeti üzerinden belirlenmez. Dış dünyaya yansıyan davranışların suçun kanuni tanımıyla ilişkisi kurulmalıdır.
Her dosyada aynı hareketi otomatik sınır kabul etmek doğru değildir. Ödeme, buluşma, maddenin bulunduğu yere gitme veya teslim işlemi içindeki davranışlar; kişinin rolü, ortak hareket iddiası ve diğer delillerle birlikte incelenir. Mahkeme, hazırlığın hangi somut davranışla aşıldığını açıklamalıdır.
Suçun tamamlanması
TCK m.188/3’teki seçimlik hareketlerden birinin bütün unsurlarıyla gerçekleşmesi, suçun tamamlanmasına yol açabilir. Sonraki satış veya teslimin gerçekleşmemesi, daha önce tamamlanan hareketi geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz.
| Hukuki durum | Belirleyici inceleme | Kaçınılması gereken çıkarım |
|---|---|---|
| Hazırlık | Doğrudan icra hareketi başlayıp başlamadığı | Her planı cezalandırılabilir teşebbüs saymak |
| Teşebbüs | Elverişli icra hareketi ve irade dışı engel | Her başarısız alışverişi otomatik teşebbüs saymak |
| Tamamlanmış suç | Seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi | Teslim yoksa hiçbir suç tamamlanmamıştır demek |
| İspat yetersizliği | Suçun kişiye yüklenmesini sağlayan deliller | Tamamlanma kanıtlanamadığı için teşebbüsü varsaymak |
Teslim gerçekleşmese de hangi fiiller tamamlanmış olabilir?
Satışa arz etme
Satışa arz etme, TCK m.188/3’te bağımsız bir seçimlik hareket olarak yer alır. Bu nedenle teslim veya ödeme gerçekleşmeden de somut davranışın satışa arz niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılır. Bunun için yalnız konuşmada geçen bir kelimeye değil, olayın tamamına bakılmalıdır.
Kişinin gerçekten uyuşturucu satışına yönelik davranışı, maddeyle bağlantısı ve kastı belirlenmeden satışa arz kabulü yapılamaz. Buna karşılık satışa arz fiili bütün unsurlarıyla tamamlanmışsa, sonradan teslimin engellenmesi her durumda teşebbüs indirimi sağlamaz.
Ticaret kapsamında bulundurma ve depolama
Uyuşturucu madde üzerinde TCK m.188 kapsamına giren amaçla fiilî hâkimiyet kurulması, bulundurma veya depolama yönünden değerlendirilir. Maddenin henüz müşteriye ulaştırılmamış olması bu hareketlerin tamamlanmasını zorunlu olarak engellemez.
Burada iki ayrı mesele vardır. Birincisi kişinin maddeyi bilerek hâkimiyetinde tutup tutmadığıdır. İkincisi bunun kişisel kullanım kapsamında mı, TCK m.188 kapsamında mı olduğudur. Bir başkasının uyuşturucusunun bulunduğu ortamda bulunmak, bu iki soruya kendiliğinden olumlu cevap vermez.
Sevk etme ve nakletme
Uyuşturucunun gönderilmesi veya taşınması iddiasında teslim noktasına ulaşılıp ulaşılmadığı kadar, failin hangi hareketi gerçekleştirdiği de önemlidir. Taşımanın son alıcıya ulaşmadan kesilmesi, her nakil olayını teşebbüs hâline dönüştürmez.
Maddenin henüz kişinin fiilî hâkimiyetine girmediği durumlarda ise doğrudan nakil icrasına başlanıp başlanmadığı ayrıca araştırılır. Aynı olayda uyuşturucuyu elinde bulunduran kişiyle ileride taşımayı üstlendiği iddia edilen kişinin sorumluluğu aynı aşamada olmayabilir.
Alıcı ile satıcının durumu neden ayrı değerlendirilir?
Bir işlemde tarafların birbirleriyle bağlantısı bulunması, bütün kişiler bakımından suçun aynı anda tamamlandığını göstermez. Satıcı veya gönderici yönünden tamamlanmış bir bulundurma, satışa arz veya sevk etme fiili bulunurken alıcı bakımından satın almaya yönelik hareketler farklı aşamada kalmış olabilir.
Bu nedenle dosyanın bütünü için tek bir “teslim gerçekleşti” veya “teslim gerçekleşmedi” cümlesi yeterli değildir. Her kişinin hangi fiilden sorumlu tutulduğu, madde üzerindeki hâkimiyeti ve olayın hangi aşamasına katıldığı ayrı gösterilmelidir.
Alıcının kendi adına mı yoksa başkalarıyla ortak faaliyet kapsamında mı hareket ettiği de önem taşır. Bir başkasının maddeyi fiziksel olarak tutması, her durumda alıcının hâkimiyetinin bulunmadığını göstermez. Tersine, gönderinin kişinin adına olması veya kişinin teslimi beklemesi de hâkimiyeti tek başına kanıtlamaz.
Dolayısıyla “uyuşturucu elime değmedi” açıklaması araştırılması gereken bir olgudur; bütün hukuki değerlendirmeyi tek başına sonuçlandırmaz. Fiziksel temas, bilme, fiilî hâkimiyet ve iştirak biçimi birbirinden ayrılmalıdır.
Para ödenmemiş olması suçun tamamlanmasını engeller mi?
Uyuşturucu suçunun oluşması her durumda satış parasının el değiştirmesine bağlı değildir. TCK m.188/3, başkasına verme gibi karşılıksız gerçekleşebilecek hareketleri de kapsar. Satışa arz veya bulundurma fiillerinde de para hareketinin bulunmaması tek başına suçun tamamlanmadığını göstermez. [1]
Banka transferi yapılmış olması da diğer yönden otomatik sonuç doğurmaz. Ödemenin gerçek nedeni, kimin tarafından yapıldığı, hangi işlemle bağlantılı olduğu ve karşılığındaki hareket araştırılmalıdır. Bir transfer kaydı tek başına uyuşturucunun teslim edildiğini veya kabul edildiğini kesin olarak göstermez.
Bu nedenle para kaydı, suçun diğer delilleriyle zaman bakımından eşleştirilmelidir. Ödeme öncesindeki görüşmeler, işlem açıklaması, tarafların ilişkisi ve teslimin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin belgeler birlikte incelenir. Ödeme ile teslim arasında boşluk bulunması, dosyada ayrıca açıklanması gereken bir durumdur.
Mesajlaşma ve buluşma bilgisi teşebbüsü kanıtlar mı?
Mesajlarda miktar, bedel veya buluşma yeri konuşulduğu ileri sürülebilir. Ancak mesajın gerçekliği, hangi kişi tarafından yazıldığı, hangi maddeye ilişkin olduğu ve konuşmanın bağlamı belirlenmeden teşebbüs sonucu çıkarılamaz.
Özellikle geleceğe ilişkin belirsiz ifadeler ile somut bir işlemin doğrudan icrasına ilişkin kayıtlar ayrılmalıdır. Mesaj, kişinin kastı hakkında bilgi verebilir; fakat doğrudan icranın başladığı davranış ayrıca gösterilmelidir. Diğer yandan bazı iletişimler somut koşullarıyla tamamlanmış satışa arz fiili bakımından değerlendirilebilir.
Telefon kaydı, kamera ve para hareketleri arasında zaman uyumu araştırılmalıdır. Bir kayıtta saat farkı bulunması, farklı kişiye ait cihaz kullanılması veya konuşmanın yalnız bir bölümünün dosyaya alınması hukuki değerlendirmeyi etkileyebilir. Bu meseleler uyuşturucu davasında WhatsApp, HTS ve telefon kayıtları başlıklı yazıda ayrıca ele alınmaktadır.
Polis müdahalesi teşebbüsü kendiliğinden gösterir mi?
Polis müdahalesi, henüz tamamlanmamış bir icranın kişinin iradesi dışında kesilmesine neden olabilir. Ancak müdahalenin varlığı tek başına TCK m.35’in uygulanması için yeterli değildir. Müdahaleden önce hangi hareketlerin tamamlandığı belirlenmelidir.
İnceleme yalnız operasyonun son anına odaklanmamalıdır. Olayın başlangıcı, madde üzerindeki hâkimiyet, gerçekleştirilen hareketler ve müdahalenin zamanı bir sıra içinde ortaya konulmalıdır. Tutanaktaki “alışveriş önlendi” ifadesi, bütün seçimlik hareketlerin tamamlanmadığı yönünde bağlayıcı bir hukuki tespit değildir.
Aynı şekilde kişinin teslim anında bulunmaması, başka bir aşamada suça katılmadığını kesin olarak göstermez. Bunun için ortak icra veya yardım iddiasının dayanakları araştırılmalıdır. Suçun aşamasıyla kişinin suça katılım biçimi birbirinden ayrı incelenmelidir.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki fark
Gönüllü vazgeçme
TCK m.36, kişinin suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçmesi veya kendi çabasıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlemesini düzenler. Koşulları varsa teşebbüsten cezalandırma söz konusu olmaz. Ancak o ana kadar gerçekleşen bölüm ayrıca suç oluşturuyorsa buna ilişkin sorumluluk devam eder. [1]
Uyuşturucu suçunda bu son cümle özellikle önemlidir. Teslimden vazgeçildiği ileri sürülse bile önceden tamamlanmış bulundurma veya başka bir seçimlik hareket varsa bunun hukuki sonucu ayrıca ele alınır. Sonraki teslimin yapılmaması, önceki bütün fiilleri ortadan kaldıran genel bir cezasızlık nedeni değildir.
Vazgeçmenin kişinin özgür iradesine mi dayandığı, yoksa suçun dış engeller yüzünden gerçekleştirilememesi mi söz konusu olduğu araştırılmalıdır. Kolluk müdahalesiyle durdurulan bir fiil, sırf tamamlanmadığı için gönüllü vazgeçme sayılmaz.
Etkin pişmanlık
TCK m.192’deki etkin pişmanlık farklı bir düzenlemedir. Yetkili makamlara verilen bilginin zamanı, içeriği ve kanunda aranan yararı sağlayıp sağlamadığına göre değerlendirme yapılır. Kişinin yalnız pişman olduğunu söylemesi veya satışın gerçekleşmemesi bu hükmün koşullarını kendiliğinden karşılamaz.
Teşebbüs, gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlık aynı başlık altında değerlendirilmemelidir. Her birinin kanuni koşulları ve sonuçları ayrıdır. Bilgi verme veya suçun ortaya çıkarılmasına katkı bakımından uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hükümleri ayrıca incelenebilir.
Karşılaştırmalı örnek 1: Satıcı yönünden tamamlanma, alıcı yönünden teşebbüs
Birinci ihtimal: Bir kişinin uyuşturucuyu başkasına satmak üzere bilerek bulundurduğu ve satışa arz ettiği hukuka uygun delillerle kanıtlanmıştır. Kolluk müdahalesi nedeniyle alıcıya teslim gerçekleşmemiştir. Bu kişi yönünden bulundurma veya satışa arz fiilinin tamamlanmış olması, teslimin eksikliğine rağmen tamamlanmış suç değerlendirmesine yol açabilir.
İkinci ihtimal: Aynı işlemde ticari amaçla satın alma iradesiyle hareket eden diğer kişinin doğrudan satın alma icrasına başladığı, ancak maddeyi henüz kabul etmediği, üzerinde hâkimiyet kurmadığı ve başka tamamlanmış seçimlik hareketinin bulunmadığı kabul edilmiştir. İşlem dış müdahale nedeniyle tamamlanamamışsa bu kişi bakımından teşebbüs hükümleri değerlendirilebilir.
Karşılaştırmanın amacı, tek olayda tarafların durumlarının farklı olabileceğini göstermektir. Satıcının tamamlanmış fiili, alıcının fiilinin de mutlaka tamamlandığı sonucunu doğurmaz. Alıcının kişisel kullanım amacıyla hareket etmesi durumunda ise TCK m.191 ayrımı ayrıca yapılmalıdır.
Karşılaştırmalı örnek 2: Hazırlık aşaması ile doğrudan icra
Birinci ihtimal: Dosyada kişinin gelecekte uyuşturucu temin etme düşüncesinden söz ettiği yazışmalar bulunmaktadır. Belirli bir uyuşturucu işlemine doğrudan başladığını gösteren elverişli hareket saptanmamış, tamamlanmış başka bir seçimlik fiil de kanıtlanmamıştır. Yalnız düşünce veya belirsiz plan, TCK m.35 bakımından yeterli kabul edilemez.
İkinci ihtimal: Dosyadaki deliller, kişinin belirli bir suçu gerçekleştirmek üzere hazırlık aşamasını geçtiğini ve elverişli davranışlarla doğrudan icraya başladığını göstermektedir. Hareketler kişinin iradesi dışında kesilmiş; herhangi bir seçimlik hareketin tamamlandığı da belirlenmemiştir. Bu koşullarda teşebbüs sorumluluğu gündeme gelebilir.
Buradaki ayrım, kişinin sonradan kullandığı “niyetim vardı” veya “hiçbir şey olmadı” sözlerine göre yapılmaz. İcra başlangıcını gösterdiği ileri sürülen somut hareket açıklanmalıdır. Her iki ihtimal öğretici varsayımdır ve gerçek bir dosyanın sonucu hakkında garanti içermez.
Uyuşturucu ticaretine teşebbüste ceza ne kadar indirilir?
TCK m.35/2, süreli ceza gerektiren suçlarda verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmesini öngörür. Dolayısıyla teşebbüs indirimi sabit olarak yarı oranında değildir. İndirim oranı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı değerlendirilerek belirlenir. [1]
Mahkeme, yalnız teşebbüs bulunduğunu açıklamakla yetinmemeli; seçilen indirim oranının gerekçesini de göstermelidir. İcra hareketlerinin ulaştığı aşama ve somut tehlikenin niteliği değerlendirmede önem taşıyabilir. Aynı kalıp gerekçenin bütün dosyalarda kullanılması, olaylar arasındaki farkı açıklamaz.
TCK m.188/3 bakımından on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Ancak teşebbüs hesabından önce temel ceza ve varsa nitelikli hâller belirlenir. Sonrasında TCK m.61’deki sıra ve esaslar uygulanır. Teşebbüs indirimi adli para cezası bakımından da ilgili hesaplama kurallarıyla birlikte ele alınır. [1]
Bu nedenle “uyuşturucu teslim edilmediyse ceza şu kadar yıldır” şeklinde tek rakam vermek yanıltıcıdır. Maddenin niteliği, fiil, suç tarihi, kişisel durum ve diğer hükümler bilinmeden kesin sonuç ceza hesaplanamaz. Ceza miktarı ile cezanın infazında fiilen geçirilecek süre de farklı konulardır.
Teşebbüs ile yardım etme indirimi aynı mı?
Teşebbüs, suçun hangi aşamada kaldığıyla ilgilidir. Yardım etme ise kişinin suçun işlenmesine nasıl katıldığına ilişkindir. TCK m.37, m.38 ve m.39 çerçevesindeki faillik, azmettirme ve yardım etme değerlendirmeleri bu nedenle teşebbüs incelemesinden ayrı yürütülür. [1]
Bir kişi bakımından suç teşebbüste kalmış olabilir; fakat kişi yine de müşterek fail konumunda bulunabilir. Başka bir kişinin katkısı ise yardım etme niteliğinde olabilir. İki soruya da aynı cevap verilmesi zorunlu değildir.
TCK m.40/3, iştirakten sorumluluk için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına ulaşmasını arar. Bunun yanında hangi kişinin hangi kasıtlı katkısının bulunduğu gösterilmelidir. Suçun hazırlıkta kaldığı, tamamlandığı veya teşebbüste kesildiği değerlendirmesi, katılım biçimini belirleyen delillerle birlikte yapılmalıdır.
Teşebbüs savunması suçu kabul etmek anlamına gelir mi?
Sanık, suçlamayı kabul etmediğini belirtirken hukuki değerlendirme yönünden alternatif talepler de sunabilir. Öncelikle fiilin veya kastın kanıtlanmadığını; mahkeme aksi kanaatteyse teşebbüs hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmek, kendi başına olayın işlendiğine ilişkin ikrarla aynı değildir.
Ancak kişinin somut olaya ilişkin açıklamalarının içeriği önemlidir. Hukuki nitelendirme talebi ile gerçekleştiği söylenen maddi olay anlatımı ayrılmalıdır. Savunmanın bir bölümündeki hukuki görüşün, bağlamından koparılarak fiilî kabul gibi değerlendirilmemesi gerekir.
Bunun karşılığında ispat yetersizliğini “en azından teşebbüs vardır” biçiminde tamamlamak da doğru değildir. Teşebbüsten mahkûmiyet için de kast, elverişli icra ve irade dışı tamamlanamama koşulları kanıtlanmalıdır. Tamamlanmış suçun ispatlanamaması, eksik delili teşebbüs varsayımıyla doldurmaz.
Hangi deliller suçun ulaştığı aşamayı gösterir?
Olayın aşamasını belirlemede tek bir belge yerine belgelerin birbiriyle uyumu önemlidir. Savunma incelemesi için özellikle şu kayıtların karşılaştırılması yararlıdır:
- Yakalama tutanağındaki saat ve kişilerin bulunduğu yer.
- Arama ve elkoyma tutanaklarında maddenin bulunduğu kişi veya alan.
- Kamera kayıtlarının teslim öncesini ve sonrasını gösteren bütünlüğü.
- Fiziki takip tutanaklarında doğrudan görülen davranışlar.
- Mesajların tamamı, zaman bilgileri ve fiilî kullanıcıya ilişkin veriler.
- Ödeme kayıtları ve işlemlerin açıklamaları.
- Maddenin niteliğini ve dosyadaki paketle bağlantısını gösteren kriminal rapor.
- Sanık ve tanık beyanlarında teslim, kabul ve hâkimiyete ilişkin açıklamalar.
Bu belgeler üzerinden bir zaman çizelgesi hazırlanabilir. Her aşamanın hangi delile dayandığı ve hangi kısmın yalnız varsayım olduğu gösterilmelidir. Tutanakta kullanılan “teslim aldı”, “taşıdı” veya “satmaya çalıştı” ifadeleri, dayandıkları gözlemden ayrı değerlendirilmelidir.
CMK m.160/2 uyarınca lehe ve aleyhe delillerin toplanması gerekir. CMK m.206 ve m.217 uyarınca delillerin hukuka uygunluğu da gözetilmelidir. Teknik uyuşmazlıklarda CMK m.67 kapsamında rapora itiraz ve uzman görüşü olanakları değerlendirilebilir. [2]
İddianame ve ek savunma bakımından nelere dikkat edilmeli?
İddianamede sanığın hangi hareketi gerçekleştirdiği, hangi aşamada yakalandığı ve isnadın delilleri anlaşılır biçimde gösterilmelidir. Yalnız genel suç adının yazılması, olayın tamamlanma aşamasıyla ilgili bütün soruları cevaplamaz.
CMK m.225’teki fiil ve fail sınırı ile m.226’daki ek savunma güvenceleri önemlidir. Yargılama sırasında teşebbüs yerine tamamlanmış suç veya farklı bir hukuki nitelendirme gündeme geliyorsa savunma hakkı buna uygun biçimde sağlanmalıdır. Hukuki nitelendirme değişikliği, iddianamede bulunmayan tamamen farklı bir olayın kendiliğinden yargılamaya eklenmesi anlamına gelmez. [2]
Gerekçeli kararda ise suçun hangi seçimlik hareketle tamamlandığı veya hangi hareketten sonra teşebbüste kaldığı açıklanmalıdır. Teşebbüs talebi reddediliyorsa bunun somut gerekçesi gösterilmelidir. CMK m.230 çerçevesinde deliller ile kabul edilen olay arasındaki bağlantı denetlenebilir olmalıdır.
Tutuklama ve tahliye değerlendirmesine etkisi
Uyuşturucu madde imal ve ticareti CMK m.100’deki katalog suçlar arasındadır. Ancak teşebbüs iddiası bulunsa da bulunmasa da tutuklama için kanuni koşulların somutlaştırılması gerekir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller, tutuklama nedeni ve ölçülülük birlikte değerlendirilir. [2]
Suçun teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkin güçlü deliller, beklenen ceza ve ölçülülük değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Buna karşılık “teslim gerçekleşmedi” açıklaması tek başına tahliye sebebi değildir. Önceden tamamlanmış bir hareketin bulunup bulunmadığı da incelenir.
CMK m.101 ve m.109 kapsamında gerekçelendirme ve adli kontrol seçenekleri değerlendirilmelidir. Delillerin toplanmış olması, kişinin dosyayla ilişkisi ve tedbirin devamını gerektiren nedenler ayrı ele alınır. Bu inceleme uyuşturucu ticareti suçunda tutuklama ve tahliye şartları çerçevesinde yapılabilir.
Görevli mahkeme, uzlaştırma ve zamanaşımı
Yetişkinler hakkında TCK m.188 kapsamındaki davalarda görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Suçun teşebbüste kaldığının ileri sürülmesi, beklenen indirim üzerinden görevi kendiliğinden asliye ceza mahkemesine taşımaz. Görev belirlenirken 5235 sayılı Kanun’un özellikle m.12 ve m.14 hükümleri dikkate alınır. Çocuk yargılamasına ilişkin özel hükümler saklıdır. [3]
Yer bakımından yetkide CMK m.12/2, teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı yer mahkemesini esas alır. Bağlantılı dosyalar ve birden fazla yerde gerçekleşen hareketler varsa ilgili diğer yetki hükümleri de değerlendirilir. [2]
Uyuşturucu ticareti suçu şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırmaya tabi değildir. Teşebbüs aşamasında kalması bu durumu değiştirmez. Alıcı veya başka bir kişinin şikâyetçi olmaması, kamu davasının kendiliğinden sona ermesini sağlamaz.
Yetişkin fail açısından burada ele alınan TCK m.188/3 suçunda olağan dava zamanaşımı genel olarak yirmi yıldır. Süre, teşebbüs indirimi sonrası ortaya çıkan sonuç cezaya bakılarak doğrudan kısaltılmaz. TCK m.66’daki kanuni ceza üst sınırı ve nitelikli hâllere ilişkin esaslar uygulanır. [1]
TCK m.66/6 uyarınca teşebbüste kalan suçlarda zamanaşımı son hareketin yapıldığı günden başlar. TCK m.67’deki durma ve kesilme nedenleri ile yaşa ilişkin özel hükümler ayrıca incelenir. Suçun tamamlanmış bulundurma veya başka bir fiil olarak kabul edilmesi, başlangıç tarihinin değerlendirilmesini de etkileyebilir.
Savunma hazırlığında öncelikli sorular
Dosya incelemesinde ilk amaç yalnız indirim talep etmek olmamalıdır. Önce suçun kişinin fiiliyle bağlantısı ve hangi delille kanıtlandığı belirlenmelidir. Teşebbüs değerlendirmesi bu incelemenin ardından, somut olayın ulaştığı aşamaya göre yapılır.
Müdafiyle görüşmeye hazırlanırken olay tarihleri, ifade tutanakları, iddianame ve varsa dijital inceleme raporu bir araya getirilmelidir. Kişinin kendi bilgisiyle bildiği olaylar ile başkasından duyduğu bilgiler ayrılmalıdır. Hatırlanmayan ayrıntıların tahminle tamamlanması, olayın doğru anlaşılmasını güçleştirebilir.
İstanbul’da yürütülen bir soruşturmada Beyoğlu’ndaki ofise başvuru sırasında mevcut belgelerin kronolojik sunulması incelemeyi kolaylaştırır. Ceza hukuku avukatı desteği, suçun ispatı, hukuki niteliği, teşebbüs koşulları ve koruma tedbirlerinin dosyaya özgü değerlendirilmesini kapsar.
Sık sorulan sorular
1. Uyuşturucu teslim edilmediyse suç kesinlikle teşebbüste mi kalır?
Hayır. Satışa arz, bulundurma, sevk etme veya nakletme gibi başka bir seçimlik hareket tamamlanmış olabilir. Her kişi açısından hangi fiilin gerçekleştiği ayrıca incelenir.
2. Para ödenmemesi suçun tamamlanmasını engeller mi?
Her durumda engellemez. TCK m.188’de para ödenmesine bağlı olmayan hareketler de bulunmaktadır. Ödeme kaydı, suçun diğer unsurlarının yerine geçmez.
3. Uyuşturucu elime geçmediyse ceza alabilir miyim?
Fiziksel temasın bulunmaması tek başına bütün sorumluluğu kaldırmaz. Teşebbüs, ortak icra veya başka bir seçimlik hareket iddiası varsa bunların koşulları delillerle araştırılır.
4. Mesajlaşma tek başına teşebbüs sayılır mı?
Her mesaj teşebbüs değildir. Kastın yanında doğrudan icranın başlaması ve diğer koşullar belirlenmelidir. Mesajın içeriğine göre tamamlanmış satışa arz ihtimali de ayrıca değerlendirilebilir.
5. Teşebbüs indirimi her zaman yarı oranında mı uygulanır?
Hayır. Süreli cezalar bakımından indirim aralığı dörtte birden dörtte üçe kadardır. Seçilen oran, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığıyla ilişkilendirilerek gerekçelendirilmelidir.
6. Satıcı için tamamlanmış suç, alıcı için teşebbüs kabul edilebilir mi?
Mümkündür. Her kişinin fiili, amacı ve hâkimiyet durumu ayrı incelenir. Aynı işlemle bağlantılı olmak, herkes bakımından aynı tamamlanma aşamasını zorunlu kılmaz.
7. Teslimden vazgeçmek cezasızlık sağlar mı?
TCK m.36’nın koşulları ayrıca değerlendirilir. Önceden tamamlanmış bir suç fiili varsa sorumluluk devam edebilir. Gönüllü vazgeçme ile dış müdahale nedeniyle tamamlayamama farklıdır.
8. Teşebbüs talep etmek suçu kabul etmek midir?
Hukuki nitelendirmeye ilişkin alternatif talep tek başına maddi olayın ikrarı değildir. Ancak savunmanın somut olay anlatımı ve bütünü dikkate alınmalıdır.
9. Teşebbüs iddiası varsa tutuksuz yargılama mümkün mü?
Mümkündür. Bunun için kişinin delil durumu, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrol ayrı değerlendirilir. Teşebbüs iddiası tek başına kesin tahliye sonucu doğurmaz.
10. Teşebbüs hâlinde görevli mahkeme değişir mi?
TCK m.188 bakımından beklenen teşebbüs indirimi tek başına görevi değiştirmez. Yetişkinler için ağır ceza mahkemesi görevi ve çocuklara ilişkin özel hükümler dikkate alınır.
Sonuç
Uyuşturucu teslim edilmeden yakalanma olaylarında doğru hukuki değerlendirme, teslim anından önceki bütün hareketlerin incelenmesini gerektirir. Hazırlık, doğrudan icra ve tamamlanma aşamaları ayrılmalı; her kişinin rolü ayrı belirlenmelidir.
Teşebbüs, ispatlanamayan bir suçun yerine kullanılabilecek ara çözüm değildir. TCK m.35’in koşulları da delillerle ortaya konulmalıdır. Tamamlanmış bir seçimlik hareket varsa teslimin gerçekleşmemesi tek başına indirim sağlamaz; tamamlanmamış icra varsa bunun neden ve aşaması gerekçeli biçimde değerlendirilmelidir.
Resmî kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı mevzuat sistemi. Özellikle m.7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 49, 61, 66, 67, 188, 191 ve 192.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Adalet Bakanlığı mevzuat sistemi. Özellikle m.12, 67, 100, 101, 109, 160, 206, 217, 225, 226, 230 ve 253.
- 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun. Özellikle m.12 ve 14.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. İddianame, yakalama ve arama tutanakları, iletişim kayıtları, ödeme belgeleri, kriminal raporlar ve mahkeme kararları görülmeden somut olay hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

