TCK 321 Savaş Zamanında Emirlere Uymama Suçu ve Cezası

TCK 321 savaş zamanında emirlere uymama suçu ve cezası

Savaş zamanında emirlere uymama suçu, savaş döneminde Devletin yetkili makam ve mercilerince verilen kanuna uygun emir veya kararlara bilerek aykırı davranılmasını cezalandırır. TCK 321 uyarınca temel yaptırım bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasıdır.

Suçun ayırt edici yönü, her türlü emre itaatsizliği değil; savaş zamanında, yetkili bir makamın hukuka uygun ve bağlayıcı emir ya da kararına bilinçli biçimde aykırı hareket edilmesini konu almasıdır. Bu nedenle savaş zamanı, makamın yetkisi, işlemin kanuna uygunluğu, muhataba duyurulması ve failin bilgisi ayrı ayrı ispatlanmalıdır. Komşu hüküm olan TCK 322 savaş zamanında yükümlülükler suçu ise belirli kamu sözleşmelerinin yerine getirilmemesini düzenler.

  • Temel ceza: Bir yıldan altı yıla kadar hapis.
  • Zaman bakımından şart: Fiilin savaş zamanında işlenmesi.
  • Emir veya karar: Yetkili makam tarafından verilmiş, kanuna uygun ve fail bakımından bağlayıcı olmalıdır.
  • Kusur: Bilerek aykırı hareket aranır; taksir yeterli değildir.
  • Şikâyet ve uzlaştırma: Suç resen soruşturulur, uzlaştırmaya tabi değildir.
  • Görevli mahkeme: Ağır ceza mahkemesi.

TCK m.321 Güncel Madde Metni

Savaş zamanında emirlere uymama

Madde 321.

(1) Savaş zamanında Devletin yetkili makam ve mercilerinin emir veya kararlarına bilerek aykırı harekette bulunan kimseye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

Madde metni 9 Ağustos 2026 tarihinde güncel Türk Ceza Kanunu üzerinden doğrulanmıştır. Resmî metin için Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat, TBMM kanun metni ve TBMM Genel Kurul tutanağı incelenebilir.

TCK m.321’in Gerekçesi

Madde gerekçesine göre hüküm, savaş zamanında Devletin yetkili makam ve mercilerinin emir ve kararlarına bilerek aykırı hareket edilmesini cezalandırmaktadır. Savaş koşullarında toplumun ve kamu teşkilatının yetkili makamların emir ve kararlarına uymasındaki zorunluluk, düzenlemenin temelini oluşturur.

Gerekçenin uygulama açısından en önemli vurgusu, emir veya kararın kanuna uygun olması gerektiğidir. Yetkisiz makamın işlemi, hukuki dayanağı bulunmayan talimat veya konusu suç oluşturan emir, yalnız TCK m.321’e dayanılarak itaat yükümlülüğü doğurmaz. Bu yönüyle hüküm, sınırsız bir itaat suçuna dönüşecek biçimde geniş yorumlanamaz.

Korunan Hukuki Değer

TCK m.321 ile savaş sırasında millî savunmanın etkinliği, devlet faaliyetlerinin koordinasyonu, kamu düzeninin devamlılığı ve yetkili makam kararlarının uygulanabilirliği korunur. Savaş koşullarında gecikme veya dağınıklığın toplumsal güvenlik üzerindeki etkisi olağan dönemlerden daha ağır olabilir.

Koruma, makamın otoritesini tek başına güvence altına almak için değil; hukuka uygun kamu kararlarının savaş şartlarında etkili biçimde uygulanmasını sağlamak içindir. Kanunilik ve hukuk devleti ilkeleri savaş zamanında da geçerlidir.

Suçun Konusu

Suçun konusu, Devletin yetkili makam veya merciinin savaş zamanında verdiği kanuna uygun emir ya da karardır. İşlemin adı tek başına belirleyici değildir; bağlayıcı içeriği, hukuki dayanağı, makamın görev alanı ve muhatapları araştırılmalıdır.

Emir belirli bir kişiye yönelen somut talimat, karar ise belirli bir konuda uygulanması gereken bireysel veya genel nitelikte işlem olabilir. Tavsiye, temenni, basın açıklaması ya da bağlayıcılığı bulunmayan idari duyuru ceza normunun konusunu oluşturmaz.

Yetkili Makam ve Merci Şartı

Emir veya kararı veren organın Anayasa, kanun ya da kanuna dayalı düzenleyici işlem uyarınca yetkili olması gerekir. Konu, yer, zaman veya kişi bakımından yetki sınırının aşılması hâlinde TCK m.321’in unsurları oluşmayabilir.

Yetkinin devredildiği ileri sürülüyorsa devir işleminin hukuki dayanağı ve kapsamı dosyaya getirtilmelidir. Fiilî nüfuz veya makam unvanı, tek başına hukuki yetki anlamına gelmez.

Kanuna Uygunluk ve Bağlayıcılık

Madde gerekçesi, emir veya kararın kanuna uygun olmasını açık bir ön koşul olarak kabul eder. Hukuka aykırı işlemin idari yargıda iptal edilip edilmediği önemli bir delil olmakla birlikte ceza mahkemesi, suçun unsurlarını belirlerken işlemin hukuka uygunluğunu kendisi değerlendirmelidir.

Anayasa’nın 137. maddesindeki kanunsuz emir ilkesi de gözetilmelidir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; böyle bir emre uymamak TCK m.321 kapsamında cezalandırılamaz.

Fail ve Mağdur

Maddede “kimse” denildiğinden suçun faili, kanuna uygun emir veya kararın hukuken bağladığı herhangi bir gerçek kişi olabilir. Failin mutlaka asker, kamu görevlisi veya Türk vatandaşı olması şart değildir. Ancak kişinin emrin muhatabı ya da kapsamındaki yükümlü olduğunun gösterilmesi gerekir.

Asker kişilerin hizmete ilişkin emirleri bakımından Askerî Ceza Kanunu ve özel disiplin hükümleri ayrıca incelenir. Aynı olayda özel normun uygulanma alanı, görev ilişkisi ve içtima kuralları belirlenmeden doğrudan TCK m.321’e başvurulmamalıdır.

Suçtan zarar gören Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Geniş anlamda mağdur, savaş sırasında güvenliği ve kamu hizmetlerinin sürekliliği korunmak istenen toplumdur.

Maddi Unsur

Maddi unsur, savaş zamanında yetkili makam veya merciin kanuna uygun emir ya da kararına aykırı hareket etmektir. Aykırılık, emrin yasakladığı davranışın yapılması veya emrin gerektirdiği davranışın yerine getirilmemesi biçiminde gerçekleşebilir.

Ceza sorumluluğu kurulurken emrin tam içeriği, yürürlüğe giriş ve sona erme zamanı, coğrafi kapsamı, muhatapları, istisnaları ve failin hangi davranışla aykırılık oluşturduğu somutlaştırılmalıdır. Yalnız “emre uymadı” biçimindeki soyut değerlendirme mahkûmiyet için yeterli değildir.

Emir veya Kararın Bildirilmesi

“Bilerek” aykırı hareketten söz edilebilmesi için failin emir ya da karardan haberdar olduğunun kanıtlanması gerekir. Bireysel işlemlerde tebligat, teslim tutanağı ve elektronik bildirim; genel kararlarda usulüne uygun ilan, yayın ve duyuru kayıtları önem taşır.

Şeklen bildirim yapılması her durumda fiilî bilgiyi ispatlamaz; buna karşılık failin yazışmaları, beyanları veya kararı uygulamaya yönelik önceki hareketleri, usul tartışmasına rağmen içeriği bildiğini gösterebilir.

Savaş Zamanı Ön Koşulu

Suç yalnız savaş zamanında işlenebilir. Siyasi gerilim, sınır olayı, seferberlik hazırlığı, olağanüstü hâl veya silahlı çatışmanın varlığı tek başına otomatik olarak TCK m.321’deki savaş zamanı unsurunu oluşturmaz.

Fiil tarihindeki hukuki durum; Anayasa, 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hâli Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararları ve ilgili resmî işlemler üzerinden belirlenmelidir. Savaş zamanının başlangıcı ve sona ermesi ceza sorumluluğunu doğrudan etkilediğinden varsayımla kabul edilemez.

Hareket, Netice ve Suçun Tamamlanması

TCK m.321, kanuna uygun emir veya karara bilerek aykırı hareket edildiği anda tamamlanır. Devletin savaş faaliyetlerinin fiilen zarar görmesi, kamu hizmetinin durması veya somut bir tehlikenin gerçekleşmesi ayrıca aranmaz. Bu nedenle suç, kural olarak sırf hareket suçu niteliğindedir.

Emrin belirli tarihe kadar olumlu bir davranışı gerektirdiği durumda suç, yükümlülüğün yerine getirilebileceği son anda ihlal edilmesiyle tamamlanabilir. Yasaklanan bir davranışta ise yasağın bilinçli biçimde ihlal edildiği an esas alınır.

Manevi Unsur

Kanun “bilerek aykırı hareket” şartını arar. Fail; savaş zamanının, yetkili makamın emir veya kararının, işlemin kendisi bakımından bağlayıcılığının ve davranışının aykırılık oluşturduğunun farkında olmalıdır.

Taksirli davranış cezalandırılmaz. Emri dikkatsizlikle gözden kaçırma, yanlışlıkla ihlal etme veya teknik aksaklık nedeniyle yerine getirememe tek başına TCK m.321’i oluşturmaz. Bununla birlikte taksir görüntüsü altındaki bilinçli karşı koyma, tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Hukuka Uygunluk, İmkânsızlık ve Hata

Emrin konusu suç oluşturuyorsa veya işlem açıkça hukuka aykırıysa itaat yükümlülüğünden söz edilemez. Meşru savunma, zorunluluk hâli, hakkın kullanılması ve kanun hükmünün yerine getirilmesi gibi genel hukuka uygunluk nedenleri somut olayın özelliklerine göre uygulanabilir.

Failin fiziksel olarak emri yerine getirme imkânı bulunmaması, haberleşmenin kesilmesi, engellenemez sağlık sorunu veya mücbir neden iradi aykırılığı ortadan kaldırabilir. İmkânsızlık iddiasının objektif kayıtlarla ve failin alternatif uygulama çabalarıyla sınanması gerekir.

Emrin varlığı, içeriği, yetkili makamdan çıkıp çıkmadığı, yürürlük zamanı veya kişinin kapsam içinde bulunup bulunmadığı konusunda kaçınılmaz hata TCK m.30 çerçevesinde kastı etkileyebilir. Sırf hukuku bilmediğini söylemek ise otomatik olarak sorumluluğu kaldırmaz.

Teşebbüs

Suç, aykırı davranışla birlikte tamamlandığından teşebbüs alanı sınırlıdır. Buna rağmen icra hareketlerinin bölünebildiği durumlarda, fail emre aykırılığı doğrudan gerçekleştirmeye başlayıp elinde olmayan nedenle tamamlayamazsa teşebbüs hükümleri tartışılabilir.

Hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Failin gelecekte emre uymayacağını söylemesi, henüz aykırılık oluşturan icra hareketi başlamamışsa tek başına TCK m.321’e teşebbüs sayılmaz.

İştirak

Bağlayıcı emrin muhatabı birlikte aykırı davranan kişiler müşterek fail olabilir. Muhatabı emre aykırı davranmaya yönelten kişi azmettiren; ulaşım, araç, sahte belge veya teknik destek sağlayan kişi katkısının niteliğine göre yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.

Suçun somut olayda belirli bir yükümlülük sahibince işlenebilen özgü suç niteliği taşıdığı kabul edilirse, bu sıfatı taşımayanların sorumluluğu TCK m.40/2 uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak belirlenir.

İçtima ve Bağlantılı Suçlar

Emre aykırı hareket sırasında kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, resmî belgede sahtecilik, askerî suç veya başka bağımsız bir fiil işlenmişse gerçek içtima, fikrî içtima ve özel norm ilişkisi ayrı ayrı değerlendirilir.

Birden fazla emir veya kararın aynı davranışla ihlal edilmesi kendiliğinden birden fazla TCK m.321 suçu oluşturmaz. Emirlerin hukuki konusu, ihlal hareketleri, zaman aralığı ve suç işleme kararındaki birlik esas alınmalıdır.

Nitelikli Hâller ve Özel Görünüş Biçimleri

TCK m.321’de cezayı artıran veya azaltan özel bir nitelikli hâl düzenlenmemiştir. Fiilin etkisi, emrin önemi, ihlalin süresi ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı, TCK m.61 sınırları içinde temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Fiilin başka bir özel suç tipine uyması hâlinde lehe veya aleyhe sonuç, yalnız ceza miktarı karşılaştırılarak değil; özel norm, görünüşte içtima ve kanunilik ilkeleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Yaptırım

TCK m.321’in yaptırımı bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasıdır. Maddede ayrıca adlî para cezası öngörülmemiştir.

Mahkeme temel cezayı TCK m.61 ölçütlerine göre belirler. Sonuç cezanın süresi ve failin kişisel koşullarına bağlı olarak kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının şartları ayrıca incelenebilir; bunlar otomatik hak değildir.

Şikâyet, Uzlaştırma ve Soruşturma Usulü

  • Şikâyet: Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık tarafından resen soruşturulur.
  • Uzlaştırma: CMK m.253 kapsamındaki uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.
  • Önödeme: Suçun hapis cezası ve niteliği nedeniyle uygulanmaz.
  • Seri muhakeme: CMK m.250’deki katalogda yer almaz.
  • Basit yargılama: Ağır ceza mahkemesinin görev alanında bulunduğundan uygulanmaz.

Soruşturmada emir veya kararın aslı, hukuki dayanağı, yetki belgeleri, ilan ve tebliğ kayıtları ile savaş zamanına ilişkin resmî kararlar öncelikle toplanmalıdır. Yalnız kolluk tutanağına dayanılması, özellikle yetki ve kanuna uygunluk unsurlarının denetlenmesini güçleştirir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK m.321, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Altıncı Bölümünde yer alır. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki özel görev kuralı nedeniyle, cezanın üst sınırı altı yıl olmasına rağmen ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Yetkili mahkeme kural olarak emre aykırı hareketin gerçekleştiği yer mahkemesidir. İhlalin birden fazla yerde gerçekleşmesi, kesintisiz veya mesafe suçu niteliği göstermesi ya da fiilin yurt dışında işlenmesi hâlinde CMK’nın özel yetki kuralları uygulanır.

Dava Zamanaşımı

Suçun üst sınırı beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezası gerektirdiğinden olağan dava zamanaşımı on beş yıldır. Süre, kural olarak emre aykırı hareketin tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

Kesintisiz ihlallerde suçun sona erdiği tarih, süreli emirlerde yükümlülüğün son günü ve zincirleme suç iddiasında son fiil önem taşır. TCK m.66 ve m.67’deki durma ve kesilme nedenleri ayrıca uygulanır.

Deliller ve İspat

  1. Savaş hâline ve dönemine ilişkin TBMM kararları ile diğer resmî belgeler.
  2. Emir veya kararın aslı, tarihi, sayısı ve hukuki dayanağı.
  3. Makamın görev ve yetkisini gösteren mevzuat ile yetki devri belgeleri.
  4. Emir veya kararın ilan, tebliğ ve duyuru kayıtları.
  5. Failin emri öğrendiğini gösteren imza, yazışma ve elektronik kayıtlar.
  6. Aykırı davranışı gösteren kamera, konum, erişim ve işlem kayıtları.
  7. Tanık, görevli ve diğer muhatapların beyanları.
  8. Teknik veya fiziksel imkânsızlık iddiasına ilişkin sağlık ve iletişim kayıtları.
  9. Emrin hukuka uygunluğuna ilişkin idari işlem dosyası ve yargı kararları.
  10. Failin itiraz, açıklama, izin veya muafiyet başvuruları.

Dijital deliller CMK’ya uygun yöntemle elde edilmeli, bütünlükleri korunmalı ve bilirkişi incelemesine elverişli biçimde dosyaya alınmalıdır. Ekran görüntüsü veya kaynağı belirsiz mesaj tek başına güvenilir ispat kabul edilmemelidir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

  1. Olağanüstü hâl veya seferberliği otomatik olarak savaş zamanı saymak.
  2. Emri veren makamın konu, yer ve kişi bakımından yetkisini araştırmamak.
  3. Emir veya kararın kanuna uygunluğunu denetlemeden itaat yükümlülüğü kabul etmek.
  4. Bağlayıcı emir ile tavsiye veya genel açıklamayı birbirine karıştırmak.
  5. Failin emri bildiğini somut delille ispatlamamak.
  6. Emrin muhatap ve istisna kapsamını belirlememek.
  7. Taksirli ihlali “bilerek” hareket olarak değerlendirmek.
  8. Fiziksel imkânsızlık, mücbir neden ve unsur hatası savunmalarını incelememek.
  9. Askerî Ceza Kanunu ile özel norm ilişkisini göz ardı etmek.
  10. Görevli mahkemeyi yalnız cezanın üst sınırına göre belirlemek.

Somut Olay Kontrol Listesi

  1. Fiil tarihinde hukuken savaş zamanı mevcut muydu?
  2. Emir veya karar hangi makam tarafından verildi?
  3. Makam konu, yer, zaman ve kişi bakımından yetkili miydi?
  4. İşlemin açık bir kanuni dayanağı var mı?
  5. Emir veya kararın konusu hukuka uygun mu?
  6. İşlem fail bakımından bağlayıcı mıydı?
  7. Emir ne zaman yürürlüğe girdi ve ne zaman sona erdi?
  8. Fail emri hangi yolla ve ne zaman öğrendi?
  9. Aykırılık oluşturan somut hareket veya ihmal nedir?
  10. Fail bilerek mi, yanlışlıkla mı hareket etti?
  11. İfanın önünde objektif veya fiziksel engel var mıydı?
  12. Muafiyet, izin, zorunluluk veya hukuka uygunluk nedeni bulunuyor mu?
  13. Askerî ya da başka özel ceza normu uygulanabilir mi?
  14. Bağlantılı suçlar ve içtima ilişkisi değerlendirildi mi?

İçtihatlarla Uygulama

9 Ağustos 2026 tarihinde Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yapılan taramada, TCK m.321’i doğrudan uygulayan ve daire, esas, karar ile tarih bilgilerinin tamamı resmî kaynaktan doğrulanabilen yayımlanmış bir karar tespit edilememiştir. Arama sonuçlarında geçen “321” ibarelerinin önemli bölümü 1412 sayılı CMUK’un bozma maddesine veya karar numaralarına ilişkindir; bunlar TCK m.321 içtihadı değildir.

Kazancı İçtihat Bilgi Bankasında açık oturuma erişilemediğinden Kazancı’dan karar alınmış gibi aktarım yapılmamıştır. Doğrudan içtihat bulunmaması karşısında uygulama; kanun metni, resmî gerekçe, kanunilik ilkesi ve her unsurun somut delille ispatı temelinde ele alınmalıdır.

Kısa Örnekler

Örnek 1: Bilerek Aykırı Hareket

Savaş zamanında yetkili makamın kanuna uygun tahliye kararını usulüne uygun biçimde öğrenen ve karar kapsamındaki bölgeden çıkma imkânı bulunduğu hâlde bilinçli olarak uymayan kişi bakımından TCK m.321 gündeme gelebilir.

Örnek 2: Yetkisiz ve Hukuka Aykırı Talimat

Kanuni yetkisi bulunmayan bir görevlinin verdiği ve konusu suç oluşturan talimatı yerine getirmeyen kişi, bu talimata uymadığı için TCK m.321 kapsamında cezalandırılamaz.

Sık Sorulan Sorular

TCK 321 suçunun cezası nedir?

Suçun cezası bir yıldan altı yıla kadar hapistir. Maddede ayrıca adlî para cezası öngörülmemiştir.

Suç yalnız askerler tarafından mı işlenebilir?

Hayır. Kanuna uygun emir veya kararın bağladığı herhangi bir gerçek kişi fail olabilir. Asker kişiler bakımından özel askerî ceza hükümleri ayrıca incelenir.

Her resmî emre uymamak TCK 321 suçunu oluşturur mu?

Hayır. Emir savaş zamanında verilmiş, yetkili makamdan çıkmış, kanuna uygun, bağlayıcı ve fail tarafından biliniyor olmalıdır.

Hukuka aykırı emre uymamak suç mudur?

TCK m.321 gerekçesine göre emrin kanuna uygun olması gerekir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir şekilde yerine getirilemez.

Suç taksirle işlenebilir mi?

Hayır. Kanun bilerek aykırı hareket şartını arar; dikkatsizlik veya ihmal tek başına yeterli değildir.

Savaş zamanı nasıl belirlenir?

Fiil tarihindeki hukuki durum TBMM kararları, Anayasa, 2941 sayılı Kanun ve diğer resmî işlemler üzerinden belirlenir; siyasi gerilim tek başına yeterli değildir.

Şikâyet gerekli midir?

Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından resen soruşturulur.

Uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. TCK m.321 uzlaştırma kapsamında değildir.

Görevli mahkeme hangisidir?

5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki özel görev kuralı nedeniyle ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Dava zamanaşımı kaç yıldır?

Olağan dava zamanaşımı on beş yıldır; durma ve kesilme nedenleri somut olayda ayrıca hesaplanır.

Savaş zamanındaki emre aykırılıktan farklı olarak, Türkiye’de vatandaşların izinsiz biçimde yabancı hizmet veya yararına asker yazılması ya da silahlandırılması TCK 320 yabancı hizmetine asker yazma suçu kapsamında düzenlenmiştir.

Savaş zamanında emre aykırı davranan kişinin sorumluluğundan farklı olarak, askerleri veya askerî idareye bağlı görevlileri hukuka ve göreve aykırılığa yönelten kişi TCK 319 askerleri itaatsizliğe teşvik suçu kapsamında sorumlu olabilir.

Savaş zamanında yetkili makamın emirlerine uymama suçundan ayrı olarak, askerî birlik veya stratejik yerin komutasını yetkisiz biçimde ele geçirmek ya da geçerli terk emrine rağmen komutayı sürdürmek TCK 317 askerî komutanlıkların gasbı suçu kapsamında düzenlenmiştir.

Sonuç

TCK 321 savaş zamanında emirlere uymama suçu, savaş şartlarında devlet faaliyetlerinin koordinasyonunu koruyan; ancak yalnız yetkili makamın kanuna uygun ve bağlayıcı emir veya kararının bilerek ihlali hâlinde uygulanabilen özel bir suçtur.

Mahkûmiyet için savaş zamanı, yetki, kanuni dayanak, bağlayıcılık, bildirim, aykırı hareket ve kast unsurlarının tamamı şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmalıdır. Hukuka aykırı ya da konusu suç oluşturan bir emre itaat edilmemesi bu madde kapsamında suç sayılamaz.

Kaynakça

  1. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, erişim: 9 Ağustos 2026.
  2. TBMM – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu metni, m.321.
  3. TBMM Adalet Komisyonu Raporu – TCK m.321 gerekçesi.
  4. TBMM Genel Kurul Tutanağı – TCK m.321’in kabulü.
  5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.92 ve m.137.
  6. 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hâli Kanunu.
  7. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.2, 20-21, 24-25, 30, 35, 37-40, 43-44, 61, 66-67 ve 321.
  8. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.12-16, 250, 251 ve 253.
  9. 5235 sayılı Kanun m.12.
  10. Yargıtay Karar Arama, erişim: 9 Ağustos 2026.
  11. Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası, erişim: 9 Ağustos 2026.
millî savunmaya karşı suçlarTCK 321
Önceki yazı
TCK 322 Savaş Zamanında Yükümlülükler Suçu ve Cezası
Sonraki yazı
TCK 320 Yabancı Hizmetine Asker Yazma veya Yazılma Suçu