TCK 338 Taksir Sonucu Casusluk Fiillerinin İşlenmesi

TCK m.338, bir kişinin istemeden “casusluk yapmasını” değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak devlet sırlarına karşı bir suçun işlenmesini mümkün kılmasını veya kolaylaştırmasını cezalandırır.
Bu nedenle düzenlemede çoğunlukla iki ayrı kişi ve iki farklı manevi unsur bulunur: Devlet sırrına ilişkin temel suçu kasten işleyen kişi ile gerekli güvenlik önlemlerini almayarak bu fiile taksirle zemin hazırlayan görevli.
Her güvenlik açığı veya kurum içi prosedür ihlali TCK m.338’i oluşturmaz. İhlalin, TCK’nın devlet sırları ve casusluk bölümündeki somut bir suçun işlenmesini mümkün kılması ya da kolaylaştırması ve bu sonucun objektif olarak öngörülebilir olması gerekir.
Madde Metni
Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi
Madde 338 –
(1) Bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi, ilgili kişilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucu mümkün olmuş veya kolaylaşmış ise, taksirle davranan faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise, taksirle davranan faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde metni 4 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat sistemindeki güncel Türk Ceza Kanunu üzerinden kontrol edilmiştir. Maddenin yürürlükteki lafzında değişiklik tespit edilmemiştir. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – TCK, TBMM’de kabul edilen TCK metni
Maddenin Gerekçesi ve Hukuki Niteliği
Madde, devlet sırlarının korunması konusunda dikkat ve özen yükümlülüğü bulunan kişilerin ihmalkâr davranışları nedeniyle devlet sırlarına karşı suçların işlenmesinin mümkün hâle gelmesini veya kolaylaşmasını cezalandırmaktadır.
TCK m.338, bölümdeki bütün suçların taksirli biçimini düzenleyen genel bir hüküm gibi anlaşılmamalıdır. Özellikle TCK m.329/3 ve m.336/3’te taksirle açıklama için özel hükümler bulunmaktadır. TCK m.338 ise daha çok, görevlinin özensiz davranışının başka bir kişinin kasten işlediği devlet sırrı veya casusluk suçuna ortam hazırladığı olaylarda uygulanır.
Bu yönüyle suç, bağımsız fakat başka bir suçun işlenmesi tehlikesine bağlı özel bir taksir suçudur.
Korunan Hukuki Değer
TCK m.338 ile korunan başlıca değerler şunlardır:
- Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği ve bekası.
- Devletin iç ve dış siyasal yararları.
- Millî savunma, savaş hazırlıkları ve askerî hareketlerin gizliliği.
- Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin güvenli biçimde muhafaza edilmesi.
- Gizli bilgilere erişim yetkisinin ve bilgi güvenliği sistemlerinin işleyişi.
Suçun oluşması için devletin somut olarak zarar görmesi her durumda gerekli değildir. Ancak taksirli davranışın devlet sırlarına karşı bir suçun işlenmesini gerçekten mümkün kıldığı veya kolaylaştırdığı gösterilmelidir.
Fail
TCK m.338, herkes tarafından işlenebilecek genel bir suç değildir. Kanunda “ilgili kişiler” ifadesi kullanılmıştır. Fail, devlet sırrı veya gizli bilgi bakımından özel bir dikkat ve özen yükümlülüğü altında bulunan kişi olmalıdır.
Fail;
- kamu görevlisi veya asker kişi,
- gizli belgeyi korumakla görevli personel,
- istihbarat ya da bilgi işlem görevlisi,
- savunma projesinde çalışan mühendis,
- özel yüklenici şirket personeli,
- gizli sisteme erişim yetkisi bulunan teknik çalışan,
- arşiv veya evrak sorumlusu
olabilir.
Kişinin mutlaka devlet memuru olması gerekmez. Özel sektör çalışanının sözleşme, mevzuat veya görevlendirme gereğince gizli bilgileri koruma yükümlülüğü varsa TCK m.338’in faili olması mümkündür.
Mağdur
Suçtan doğrudan zarar gören Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Geniş anlamda mağdur ise devlet güvenliğinin korunmasında ortak menfaati bulunan toplumdur.
Gizli bilginin ait olduğu bakanlık, askerî kurum veya kamu kuruluşu devlet adına bilgiyi üreten ve koruyan makamdır; suçun münhasır mağduru sayılmaz.
Maddi Unsur
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
Suçun ilk maddi unsuru, failin kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemesidir. Yükümlülüğün kaynağı;
- kanun veya yönetmelik,
- kurum içi güvenlik talimatı,
- görev tanımı,
- sözleşme,
- mesleki ve teknik standart,
- somut olayın gerektirdiği genel özen yükümlülüğü
olabilir.
Şifrenin yetkisiz kişilerle paylaşılması, gizli evrakın açıkta bırakılması, erişim yetkilerinin zamanında kapatılmaması, güvenlik açığının bildirilmemesi veya gizli dosyanın şifrelenmeden kişisel cihaza aktarılması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bununla birlikte her kurum içi disiplin ihlali ceza sorumluluğu doğurmaz. İhlalin TCK m.338 bakımından cezalandırılabilmesi için devlet sırlarına karşı bir suçun işlenmesini mümkün kılacak veya kolaylaştıracak ağırlıkta olması gerekir.
Temel suçun mümkün hâle gelmesi veya kolaylaşması
Taksirli davranışın, TCK’nın “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” bölümündeki suçlardan birinin işlenmesine elverişli ortam oluşturması gerekir.
Bunlar arasında özellikle;
- devlet güvenliğine ilişkin belgelerin yok edilmesi veya tahribi,
- devlet sırrı niteliğindeki bilgilerin temin edilmesi,
- siyasal veya askerî casusluk,
- gizli bilgilerin açıklanması,
- uluslararası casusluk,
- yasaklanan bilgilerin temin veya açıklanması
yer alır.
Salt soyut bir güvenlik riski yeterli değildir. İddianamede, failin hangi davranışının bölümdeki hangi suçun işlenmesini nasıl mümkün kıldığı veya kolaylaştırdığı somut olarak açıklanmalıdır.
Nedensellik bağı
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış ile ortaya çıkan casusluk veya devlet sırrı tehlikesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
Fail gerekli güvenlik önlemini alsaydı da aynı fiil aynı biçimde gerçekleşecek idiyse TCK m.338 kapsamında isnat edilen sonuç faile yüklenemez. Özellikle gelişmiş siber saldırılarda sistem açığı, üçüncü kişinin müdahalesi ve kurumun güvenlik altyapısı teknik bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmelidir.
Hareket ve Netice
Suç, çoğunlukla ihmali davranışla işlenir. Gizli belgeyi kilitli dolaba koymamak, erişim şifresini değiştirmemek veya yetkisi sona eren personelin erişimini kapatmamak buna örnek olabilir.
İcrai davranışla işlenmesi de mümkündür. Örneğin gizli bir dosyanın yanlış e-posta adresine gönderilmesi veya güvenli sistemden kişisel cihaza özensiz biçimde aktarılması icrai davranıştır.
Netice, bölümdeki suçun işlenmesinin mümkün hâle gelmesi veya kolaylaşmasıdır. Somut olayda yalnızca güvenlik kuralının ihlal edildiği değil, bu ihlalin devlet sırrına yönelik suç bakımından yarattığı tehlike de gösterilmelidir.
Manevi Unsur
Suçun manevi unsuru taksirdir. Fail, gizli bilgiye yönelik temel suçun işlenmesini istemez; ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bunun gerçekleşmesine veya kolaylaşmasına neden olur.
Taksir sorumluluğu için;
- Sonucun objektif olarak öngörülebilir olması,
- Failin dikkat ve özen yükümlülüğü altında bulunması,
- Failin gerekli önlemleri alma imkânının bulunması,
- Özenli davranılması hâlinde riskin önlenebilir olması
gerekir.
Fail, gizli bilginin ele geçirilebileceğini öngörmesine rağmen bunun gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmişse bilinçli taksir gündeme gelebilir. Bu durumda TCK m.22/3 uyarınca ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.
Fail, başka kişinin casusluk suçunu işlemesini bilerek ve isteyerek kolaylaştırmışsa artık TCK m.338 değil, temel suça iştirak hükümleri uygulanır.
Devlet Sırrı Niteliğinin Belirlenmesi
TCK m.338’in uygulanabilmesi için kolaylaştırıldığı ileri sürülen suçun konusunun gerçekten devlet sırrı veya kanunen açıklanması yasaklanmış bilgi niteliğinde olması gerekir.
Belgenin üzerine “gizli” damgası konulması önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Bilginin;
- devlet güvenliği veya millî savunmayla bağlantısı,
- suç tarihinde gizlilik niteliğini koruması,
- kamuya daha önce açıklanıp açıklanmadığı,
- yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin doğurabileceği zarar,
- gizlilik kararının hukuka uygun bir makam tarafından verilip verilmediği
incelenmelidir.
Bir bilginin devlet sırrı niteliğinde olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir. Teknik konularda bilirkişi ve ilgili kurum görüşü alınabilir; ancak kurumun yaptığı sınıflandırma otomatik mahkûmiyet nedeni değildir.
Nitelikli Hâller
TCK m.338/2 iki ayrı ağırlaştırıcı durum öngörmektedir:
- Fiilin savaş sırasında işlenmesi.
- Fiilin devletin savaş hazırlıklarını, savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakması.
İkinci ihtimalde hukuken ilan edilmiş bir savaşın bulunması zorunlu değildir. Barış döneminde gerçekleşen özensiz davranış askerî hareketleri veya savaş hazırlıklarını somut biçimde tehlikeye sokmuşsa nitelikli hüküm uygulanabilir.
Tehlikenin varsayımsal olması yeterli değildir. Hangi savaş hazırlığının veya askerî faaliyetin nasıl tehlikeye düştüğü somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Teşebbüs
Taksirli suçlara teşebbüs mümkün değildir. Teşebbüs, suçun doğrudan kastla işlenmeye başlanmasını gerektirir.
Bu nedenle TCK m.338 yönünden “teşebbüs aşamasında kalan taksirli casusluk” nitelendirmesi yapılamaz. Ancak taksirli davranışın kolaylaştırdığı kasten işlenen temel suç teşebbüs aşamasında kalmış olabilir. Bu durumda taksirli kişinin sorumluluğu, TCK m.338’in şartları ve ortaya çıkan somut tehlike üzerinden ayrıca değerlendirilir.
İştirak
Taksirli suçlarda kast suçlarındaki anlamıyla müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme hükümleri kural olarak uygulanmaz.
Birden fazla kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması hâlinde her kişi kendi kusuru, görevi ve davranışının nedensel etkisi oranında sorumlu tutulur. Aynı kurumda çalışmak veya ortak göreve sahip olmak tek başına toplu ceza sorumluluğu doğurmaz.
Buna karşılık bir kişi gizli bilgiye erişim sağlanacağını bilerek yardım ediyorsa, TCK m.338 yerine kasten işlenen temel suça iştirak hükümleri gündeme gelir.
İçtima ve Benzer Suçlardan Ayrım
TCK m.329/3, devlet güvenliğiyle ilgili gizli bilgilerin taksirle açıklanmasını; TCK m.336/3 ise yetkili makamlarca açıklanması yasaklanan bilgilerin taksirle açıklanmasını özel olarak düzenler.
Failin kendi taksirli davranışı doğrudan bilginin açıklanmasına neden olmuşsa özel hüküm niteliğindeki TCK m.329/3 veya m.336/3 uygulanmalıdır. TCK m.338 ise genellikle taksirli kişinin davranışı sayesinde başka bir kişinin kasten temin, açıklama veya casusluk fiilini gerçekleştirmesi ya da bu fiilin kolaylaşması hâlinde gündeme gelir.
Aynı davranış ayrıca görevi kötüye kullanma veya askerî disiplin suçu oluşturuyorsa özel norm, asli norm ve gerçek içtima kuralları somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.
Yaptırım
TCK m.338/1’deki suçun cezası altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır.
Fiil savaş sırasında işlenmiş veya devletin savaş hazırlıklarını, savaş etkinliğini ya da askerî hareketlerini tehlikeye düşürmüşse ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.
Bilinçli taksir bulunması hâlinde belirlenen ceza TCK m.22/3 uyarınca üçte birden yarıya kadar artırılır.
Kanunda doğrudan seçimlik adli para cezası bulunmamaktadır. Bununla birlikte temel şekil yönünden hükmedilen kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması, belirlenen sonuç ceza ve diğer kanuni koşullara göre değerlendirilebilir.
Soruşturma ve Kovuşturma Usulü
Suç şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet başsavcılığı tarafından resen soruşturulur. Uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir. Seri muhakeme usulüne tabi değildir.
Soruşturmada özellikle şu deliller önem taşır:
- Bilgi güvenliği ve gizlilik talimatları.
- Failin görev tanımı ve erişim yetkileri.
- Sistem erişim ve kullanıcı hareket kayıtları.
- E-posta ve dosya aktarım kayıtları.
- Siber güvenlik ve adli bilişim raporları.
- İlgili kurumun gizlilik değerlendirmesi.
- Güvenlik açığının daha önce bildirilip bildirilmediği.
- Taksirli davranış ile bilgiye erişim arasındaki nedensellik bağı.
Devlet sırrı içeren deliller CMK m.47 ve m.125 hükümlerine uygun incelenmelidir. Suç olgusuna ilişkin bilgi içeren bir belge, mahkemeye karşı devlet sırrı gerekçesiyle tamamen gizli tutulamaz; ancak belgenin incelenmesi ve tutanağa aktarılması özel usule tabidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
TCK m.338 bakımından görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Temel şeklin cezasının üst sınırı üç yıl olmasına rağmen suç, TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Yedinci Bölümünde bulunduğundan 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki özel görev kuralı uygulanır.
Bu nedenle temel şekil bakımından da asliye ceza mahkemesi görevli değildir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle basit yargılama usulü uygulanmaz.
Yetkili mahkeme kural olarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın gerçekleştirildiği veya suçun işlenmesinin mümkün hâle geldiği yer mahkemesidir. Birden fazla yerde gerçekleşen dijital işlemlerde CMK’nın genel ve özel yetki hükümleri birlikte değerlendirilir. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – CMK
Zamanaşımı
TCK m.338/1’deki cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır.
İkinci fıkradaki nitelikli hâlin cezasının üst sınırı sekiz yıl olduğundan dava zamanaşımı on beş yıldır.
Dava zamanaşımının başlangıcı, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın temel suçun işlenmesini mümkün kıldığı veya kolaylaştırdığı tarih üzerinden belirlenir. Zamanaşımının kesilmesi ve durması TCK m.67 hükümlerine tabidir.
Yargıtay Kararlarıyla Uygulama
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2019/1822, K. 2019/2976, 12.3.2019
Karar, TCK m.338 isnadıyla yürütülen bir davada Bingöl 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi arasında çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığına ilişkindir.
Yargıtay, dosyanın içeriği, suçun niteliği ve iddianamedeki olay anlatımını dikkate alarak Bingöl 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararını kaldırmıştır.
Karar suçun maddi ve manevi unsurlarını incelememektedir. Bu nedenle yalnızca TCK m.338 davalarında yer bakımından yetkinin, iddianamedeki taksirli davranış ve sonuç bağlantısına göre belirlenmesi gerektiğini göstermesi bakımından kullanılabilir. Karar künyesi ve erişilebilir metin
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/20021, K. 2024/4938, 28.3.2024
Karar doğrudan TCK m.338’e değil, TCK m.328’deki siyasal veya askerî casusluk amacıyla bilgi temin etme suçuna ilişkindir. Bununla birlikte TCK m.338’in gönderme yaptığı temel suçun belirlenmesi açısından önemlidir.
Daire; devlet sırrının hem devletin bilgiyi gizli tutma iradesini hem de bilginin başkalarınca bilinmemesini ifade eden objektif niteliği taşıması gerektiğini belirtmiştir. Kamuya açıklanmış ve herkesçe bilinen bilgi sır niteliğini kaybedebilir. Belgenin devlet sırrı olup olmadığına ilişkin nihai değerlendirme mahkemeye aittir.
Yargıtay ayrıca casusluk maksadının varsayılamayacağını; bilginin niteliği, temin yöntemi, zaman, yer ve failin bağlantıları gibi somut delillerle araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
TCK m.338 yönünden bu kararın sonucu şudur: Taksirli kişinin bir casusluk suçunu kolaylaştırdığı kabul edilmeden önce, kolaylaştırıldığı ileri sürülen temel suçun konusu ve unsurları kesin biçimde belirlenmelidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi karar metni
İçtihat notu: Yargıtay Karar Arama sisteminde TCK m.338’in maddi ve manevi unsurlarını doğrudan inceleyen, tam metni ve künyesi birlikte doğrulanabilen başka güncel bir karar tespit edilememiştir. Bu nedenle yalnızca madde numarası geçen ilgisiz kararlar kullanılmamıştır.
Kısa Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Savunma projesinin erişim güvenliğinden sorumlu personel, işten ayrılan çalışanın yetkilerini kapatmaz ve eski çalışan bu erişimi kullanarak gizli bilgileri casusluk amacıyla temin ederse TCK m.338 gündeme gelebilir. Güvenlik görevlisinin sonucu bilerek istediği belirlenirse temel suça iştirak değerlendirilir.
Örnek 2: Gizli askerî planı içeren dosyanın kurum prosedürüne aykırı biçimde şifrelenmeden kişisel e-posta hesabına gönderilmesi sonucunda yetkisiz kişinin belgeye erişmesi hâlinde; öngörülebilirlik, kurum talimatları ve erişimle özensiz davranış arasındaki nedensellik bağı araştırılmalıdır.
TCK m.338, herhangi bir dikkatsizliği değil, devlet sırlarına karşı bir suçun işlenmesini mümkün kılan veya kolaylaştıran nitelikli özen ihlalini cezalandırır. Failin gizli bilgiyi koruma konusunda özel bir yükümlülüğü, sonucun öngörülebilirliği ve davranışla casusluk fiili arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
Fail temel suçun işlenmesini istemişse TCK m.338 değil, kasten işlenen suça iştirak hükümleri uygulanır. Bilginin taksirle doğrudan açıklanması hâlinde ise TCK m.329/3 veya m.336/3’teki özel hükümler öncelikle değerlendirilmelidir.
Suçun temel cezası altı aydan üç yıla, savaş zamanı veya askerî faaliyetleri tehlikeye düşüren nitelikli şeklinin cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir. Her iki hâlde de görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.
Kaynakça
Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – Türk Ceza Kanunu
Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – Ceza Muhakemesi Kanunu
TBMM – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kabul metni
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/20021, K. 2024/4938
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/656, K. 2021/324, 30.6.2021
Av. iltan Ekmekçioğlu



