Kamu Yapım İşleri Sözleşmeleri: 4734 ve 4735 Sayılı Kanunlara Göre Yüklenicinin Hakları

Kamu yapım işleri sözleşmelerinde 4734 sayılı Kanun ihale sürecini, 4735 sayılı Kanun ise sözleşmenin kurulması ve uygulanmasını düzenler. Yüklenicinin hakediş, fiyat farkı, iş artışı, süre uzatımı ve teminat iadesi hakları; kanun, ihale dokümanı ve sözleşmenin tabi olduğu Yapım İşleri Genel Şartnamesi birlikte incelenerek belirlenir. İhale aşamasındaki başvuru yollarıyla sözleşmeden doğan alacak ve tazminat yolları farklıdır.
Bir kamu yapım işini üstlenirken teklif bedelinin doğru hesaplanması kadar, sözleşmenin nasıl yürütüleceğinin bilinmesi de önem taşır. Yer teslimindeki gecikme, onaylanmayan proje, hakedişten yapılan kesinti veya karşılığı belirlenmeden yaptırılan ilave imalat, yüklenicinin mali dengesini doğrudan etkileyebilir. Şantiyede teknik bakımdan doğru bir işlem yapılmış olması, bu işlemin bedelinin hukuken sorunsuz tahsil edileceği anlamına gelmez.
Bu makale, 4734 ve 4735 sayılı kanunlar kapsamındaki kamu yapım sözleşmelerini yüklenici açısından ele almaktadır. İhale hazırlığından kesin hesaba kadar temel kurallar açıklanırken özellikle bedel, ödeme, değişiklik, süre, kabul ve fesih meselelerine ağırlık verilmiştir. Kamu özel iş birliği, imtiyaz ve özel kanunlara tabi bütün yapım modellerinin aynı kurallara bağlı olmadığı ayrıca gözetilmelidir.
Mevzuat çerçevesi: Hangi düzenleme hangi sorunu çözer?
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, kamu alımının hazırlanması, isteklilerin seçilmesi, tekliflerin değerlendirilmesi ve ihale kararına karşı başvurular bakımından temel düzenlemedir. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ise bu ihaleler sonucunda imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına ilişkin kuralları belirler.
Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği; yeterlik, iş deneyimi, teminat ve ihale belgelerinin hazırlanması gibi konuları ayrıntılandırır. Yapım İşleri Genel Şartnamesi, kısaca YİGŞ, işin yürütülmesi sırasında yer tesliminden yeni birim fiyatlara, hakedişten fesih hesabına kadar çok sayıda konuyu düzenler. Geçici ve kesin kabul bakımından Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliği de dikkate alınır.
Tip sözleşme, idari şartname ve teknik şartname farklı işlevlere sahiptir. İdari şartname ihaleye katılımı ve teklif koşullarını; teknik şartname işin teknik özelliklerini; sözleşme ise tarafların somut taahhütlerini ortaya koyar. Projeler, birim fiyat tarifleri, mahal listeleri ve zeyilnameler bu bütünün parçalarıdır.
Fiyat farkının dayanağı 4735 sayılı Kanun’un 8. maddesi ve ilgili fiyat farkı esaslarıdır. Sözleşmeye uygulanacak esasların sürümü ayrıca belirlenmelidir. 30 Temmuz 2025 tarihli düzenlemeler hakediş, yeni fiyat ve fiyat farkı sisteminde değişiklikler yapmış; 2026 düzenlemeleri de yeterlik ve teklif değerlendirmesi gibi alanları etkilemiştir. Her değişikliğin bütün eski sözleşmelere kendiliğinden uygulanacağı varsayılamaz. [3][4][5]
4735 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca hüküm bulunmayan konularda Türk Borçlar Kanunu uygulanır. Ancak TBK’ya başvurulması, kamu ihale mevzuatındaki iş artışı sınırlarını veya sözleşme değişikliği kısıtlarını ortadan kaldırmaz. Önce özel düzenlemenin varlığı, sonra tamamlayıcı hükmün somut olaya uygunluğu değerlendirilir.
Yapım işi, idare, istekli ve yüklenici kavramları
Yapım işi yalnız bina yapılmasından ibaret değildir. Yol, köprü, tünel, altyapı, tesis, güçlendirme, büyük onarım ve kanuni tanım kapsamındaki benzer faaliyetler de bu gruba girebilir. İşin adı kadar gerçek kapsamı ve teknik içeriği önemlidir.
İdare, ihaleyi gerçekleştiren ve sözleşmeye taraf olan kamu kurum veya kuruluşudur. İstekli, ihaleye teklif veren gerçek veya tüzel kişi yahut ortak girişimdir. Yüklenici ise üzerine ihale yapılan ve sözleşme imzalayan taraftır. Teklif verilmesiyle yüklenici sıfatı kazanılması arasında hukuki bir aşama farkı bulunmaktadır.
4734 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamındaki idareler ile 3. maddesindeki istisnalar birlikte incelenmelidir. Bir işin kamu kaynağıyla yapılması, tek başına bütün ihale ve sözleşme hükümlerinin aynı şekilde uygulanacağını göstermez. İstisna alımında özel usuller bulunabilir. Bunun yanında istisna kapsamındaki yapımın ihale dokümanında YİGŞ’ye atıf yapılmışsa, atfın kapsamına göre şartname hükümleri sözleşme bakımından önem kazanır.
Kamu yapım sözleşmesinin hukuki niteliği ve taraf eşitliği
4735 sayılı Kanun kapsamındaki kamu yapım sözleşmeleri, kural olarak özel hukuk sözleşmeleridir. Yüklenicinin bir yapı veya belirli bir yapım sonucunu meydana getirmeyi, idarenin de bedel ödemeyi üstlenmesi, sözleşmeyi eser sözleşmesiyle ilişkilendirir. TBK’nın 470 ve devamındaki hükümleri, özel mevzuatın izin verdiği ölçüde tamamlayıcı rol oynar.
Bununla birlikte sözleşmenin ihale sonucu kurulması, kamu kaynağının kullanılması, değişikliklerin sınırlanması ve yasaklama yaptırımları kamu hukukunun etkilerini sürdürür. Bu özellikler, her uygulama uyuşmazlığının idari yargıda çözüleceği anlamına gelmez.
4735 sayılı Kanun’un 4. maddesi, sözleşme hükümlerinin uygulanmasında tarafların eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğunu belirtir. İdarenin denetleme, ayıplı imalatın düzeltilmesini isteme veya kanuni şartlarla feshetme yetkisi vardır. Ancak bu yetkiler, sözleşme bedelini veya iş kapsamını sınırsız biçimde değiştirebileceği genel bir üstünlük yetkisi oluşturmaz.
Yüklenici açısından sonuç şudur: İdarenin her talimatı otomatik olarak ek bedel doğurmaz; fakat kamu kurumu tarafından verilmiş olması da talimatı hukuki denetim dışında bırakmaz. Talimatın dayanağı, yetkili makamdan gelip gelmediği ve sözleşme kapsamına etkisi birlikte değerlendirilmelidir. [2]
İhale aşaması: Teklif vermeden önce incelenmesi gerekenler
Temel ilkeler ve ihale yöntemleri
Saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması 4734 sayılı Kanun’un temel ilkelerindendir. Yaklaşık maliyetin ve teklif bilgilerinin korunması ile sürecin denetlenebilir olması bu sistem içinde birlikte sağlanır.
Kanunun 18. maddesinde açık ihale, belli istekliler arasında ihale ve pazarlık usulü sayılmıştır. Doğrudan temin, 22. maddede düzenlenen ayrı bir alım yöntemidir; 18. madde anlamında ihale usulü değildir. Pazarlık veya doğrudan temin, idarenin herhangi bir gerekçe göstermeden seçebileceği sınırsız alternatifler olarak görülemez. Her yöntemin kanuni koşulları bulunur.
Yeterlik, iş deneyimi ve aşırı düşük teklif
Yeterlik incelemesinde ekonomik ve mali durum ile mesleki ve teknik kapasite değerlendirilir. İş deneyim belgesinin varlığı tek başına yeterli değildir; belgenin konusu, tutarı, güncellenmesi, benzer iş tanımı ve ortaklık üzerinden kullanılma şartları da uygun olmalıdır.
Yaklaşık maliyet idarenin hazırlık hesabıdır. İsteklinin teklifini oluştururken kendi maliyetini, iş programını, finansmanını ve sözleşme risklerini ayrıca incelemesi gerekir. En düşük bedelin verilmesi her durumda ihalenin kazanılmasını sağlamaz. Aşırı düşük teklif değerlendirmesinde sınır değer, açıklama yöntemi, analiz girdileri ve güncel düzenlemeler belirleyici olabilir.
2026 değişiklikleri ekonomik ve mali yeterlik belgelerinin teyidi, bazı iş deneyimi belgeleri ve aşırı düşük teklif açıklamalarında kullanılan fiyatlar bakımından önemlidir. Eski bir ihalede kabul edilmiş açıklama dosyasının yeni ihalede aynen kullanılabileceği düşünülmemelidir. Teklif tarihinde yürürlükte bulunan düzenleme ile ilan veya davet tarihine bağlanan kurallar ayrı ayrı kontrol edilmelidir. [1][3][5]
İhale kararı ve sözleşmeye davet
İhale kararının onaylanması, bildirilmesi, kanuni bekleme ve başvuru sürelerinin geçirilmesi ile sözleşmeye davet birbirini izleyen aşamalardır. İhale üzerinde kalan isteklinin kesin teminatı ve gerekli belgeleri zamanında sunması gerekir. Davet yazısı, EKAP kayıtları ve tebliğ tarihi birlikte saklanmalıdır.
Sözleşmenin imzalanmasından önce dokümanda bulunmayan yeni bir yükümlülüğün eklenmesi veya ihale şartlarının değiştirilmesi serbest değildir. İstekli, sözleşme tasarısındaki önemli bir riski ihale sonrasında pazarlıkla kaldırabileceği varsayımıyla teklif vermemelidir.
İhale sürecinde şikâyet, itirazen şikâyet ve dava
İhale sürecinde hak kaybına uğradığını ileri süren ilgililer için başvuru ehliyeti ve süreler önemlidir. Başvuru, hukuka aykırılık iddiasını somut işlem, belge ve gerekçelerle açıklamalıdır. Genel bir memnuniyetsizlik bildirimi yeterli olmayabilir.
4734 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre idareye şikâyet süresi, işlemin farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gereken tarihi izleyen günden itibaren; 21. maddenin (b) ve (c) bentlerine göre yapılan ihalelerde beş gün, diğer durumlarda on gündür. Başvuru sözleşme imzalanmadan önce yapılır. İlan ve dokümana yönelik şikâyetlerde ayrıca ihale veya son başvuru tarihinden üç iş günü öncesine ilişkin sınır gözetilir.
İdarenin karar süresi on gündür. Kararın bildirimine veya karar verilmemesi halinde bu sürenin bitimine bağlı olarak KİK’e itirazen şikâyet için kural olarak on günlük süre bulunur. Şikâyet veya itirazen şikâyet üzerine alınan ihale iptal kararlarında doğrudan KİK’e başvuru bakımından beş günlük özel süre vardır. Her iptal kararının bu yola tabi olduğu söylenemez.
KİK’in nihai kararları idari yargıda denetlenir. İhale işlemlerinde İYUK’un 20/A maddesindeki ivedi yargılama usulü ve otuz günlük dava süresi dikkate alınır. Yasaklama kararları bu usulün dışında tutulmuştur. Tebligat ve süre hesabı somut işlem üzerinden yapılmalı; idareyle yazışmanın dava süresini her durumda durdurduğu düşünülmemelidir. [1][7]
İhale işlemleriyle bağlantılı idari başvuru ve dava süreçlerinde hizmet kapsamı için İdare ve Vergi Hukuku Avukatı sayfasını inceleyebilirsiniz.
Sözleşmenin kurulması, türü ve teminatlar
Anahtar teslim götürü bedel, birim fiyat ve karma sözleşme
| Sözleşme türü | Bedelin temel hesabı | Yüklenicinin özellikle incelemesi gereken konu |
|---|---|---|
| Anahtar teslim götürü bedel | Proje ve dokümanda tanımlanan işin bütünü için belirlenen bedel | Projenin kapsamı, mahal listeleri, kapsam dışı iş ve değişiklik ayrımı |
| Birim fiyat | Gerçekleşen ve kabul edilen miktarın ilgili birim fiyatla çarpılması | Metraj, ölçüm yöntemi, birim fiyat tarifi ve revize fiyat hükümleri |
| Karma | İşin farklı kısımlarına göre iki modelin birlikte uygulanması | Hangi bölümün hangi fiyat ve değişiklik rejimine tabi olduğu |
Bu modellerin temel farkları anahtar teslim sözleşme ve birim fiyat karşılaştırması üzerinden incelenebilir. Metraj ve fiyat tariflerinin etkisi bakımından birim fiyatlı inşaat sözleşmesi yazısındaki açıklamalar da yararlıdır; kamu işinde özel mevzuattaki sınırlar ayrıca uygulanır.
Sözleşme eklerinin önceliği
Sözleşme tek başına okunmamalıdır. Tip sözleşmenin 8. maddesi uyarınca sözleşme ile ihale dokümanı bir bütündür; aralarındaki çelişkilerde ihale dokümanına ilişkin hüküm dikkate alınır. Dokümanı oluşturan belgelerin kendi arasındaki sıra, ilgili sözleşme türüne göre doldurulmuş öncelik maddesinden belirlenir. YİGŞ, idari şartname, teknik şartname, projeler ve fiyat tariflerinin sırası varsayımla oluşturulmamalıdır.
Zeyilnameler, ilgili oldukları belgenin öncelik sırasına sahiptir. Bu nedenle yalnız ilk indirilen dokümanın saklanması yeterli olmaz. Son doküman seti, zeyilnameler ve teklifin dayandığı sürüm bir arada korunmalıdır.
Kesin teminat ve sözleşme giderleri
Yapım işleri uygulama yönetmeliğine göre teklif sınır değere eşit veya üzerindeyse teklif fiyatının yüzde 6’sı; sınır değerin altındaysa yaklaşık maliyetin yüzde 9’u oranında kesin teminat alınır. Dolayısıyla her yapım ihalesinde aynı tutar üzerinden yüzde 6 hesabı yapılması doğru değildir.
4735 sayılı Kanun’un 12. maddesi, fiyat farkı ve sözleşme bedelindeki artış bakımından ek kesin teminatı düzenler. Teminat mektubunun uygunluğu, geçerlilik süresi ve işin uzaması halinde yenilenmesi ayrı bir takip konusu olmalıdır. Teminat komisyonu da yüklenicinin gerçek finansman maliyetinin parçasıdır.
Damga vergisi, karar ve sözleşmeye ilişkin mali yükümlülükler, sigorta, izin ve diğer giderler teklif öncesinde hesaplanmalıdır. Vergi istisnası veya muafiyetinin bulunması belgelendirilmelidir. KDV’nin sözleşme bedeliyle ilişkisi, tevkifat ve diğer kesintiler kendi mevzuatı kapsamında ayrıca değerlendirilir. [1][2][3]
Tarafların borçları ve kontrol teşkilatının yetkisi
Yüklenici işi projesine, teknik şartnameye, fen ve sanat kurallarına ve iş programına uygun biçimde tamamlamakla yükümlüdür. Gerekli personelin bulundurulması, malzeme uygunluğunun sağlanması, sigortalar, iş sağlığı ve güvenliği ile şantiye kayıtları da sözleşmenin yürütülmesinin parçalarıdır.
İdarenin yer teslimi, kendi sorumluluğundaki proje ve onayların sağlanması, hakedişin düzenlenmesi ve ödenmesi, inceleme ve kabul işlemlerinin yürütülmesi gibi borçları vardır. Yüklenicinin işi yapabilmesi için gereken işbirliğinin geciktirilmesi, süre ve maliyet uyuşmazlığına neden olabilir.
Kontrol teşkilatı imalatları denetler, ölçüm ve tutanakları düzenler, uygun olmayan işlerin düzeltilmesini ister. Ancak sahadaki her görevlinin sözleşme bedelini artırma veya kapsamı değiştirme yetkisi yoktur. İlave iş talimatında yetki, proje onayı, yazılı kayıt ve yeni fiyat süreci kontrol edilmelidir.
Yüklenici, gördüğü proje veya zemin sorununu zamanında bildirmelidir. Bildirim yalnız sorunu tarif etmekle kalmamalı; hangi imalatın etkilendiğini, neden mevcut yöntemle sürdürülemediğini ve beklenen kararın ne olduğunu da göstermelidir. Bu yükümlülüğün genel çerçevesi inşaat sözleşmelerinde müteahhidin ihbar borcu başlıklı yazıda açıklanmaktadır.
Bedel, hakediş ve fiyat farkı: Yüklenicinin ödeme hakkı
Hakediş hangi belgelere dayanmalıdır?
Hakediş, yapılan işin sözleşmeye göre hesaplanarak ödeme sürecine alınmasını sağlar. Birim fiyatlı işlerde ölçüm ve metrajlar; götürü bedelli işlerde ise sözleşme ve eklerindeki ilerleme yüzdeleri önemlidir. İmalatın sahada mevcut olması kadar doğru poz altında, doğru miktarla ve uygun teknik belgelerle gösterilmesi gerekir.
Ataşmanlar, yeşil defter, ölçüm krokileri, laboratuvar sonuçları, onaylı malzeme belgeleri ve saha tutanakları hakediş hesabını destekler. Önceki hakediş tutarları, avans mahsubu, teminat kesintileri, vergi kesintileri ve cezalar ayrı ayrı izlenmelidir. Net ödeme tutarına bakmak, yanlış kesintinin kaynağını görünmez hale getirebilir.
Geçici hakediş, kural olarak kesin hesap veya tüm alacakların nihai kabulü değildir. Sonradan kesin metraj yapılması ve hesapların düzeltilmesi mümkündür. Bununla birlikte itirazların mevzuata uygun zamanda ve şekilde yapılması gerekir. Belgenin hukuki işlevi hakkında hakediş raporları ve alacağa etkileri incelemesi de yol göstericidir.
Hakedişin düzenlenmesi ve ödeme süreleri
2025 değişiklikleri kapsamındaki güncel YİGŞ’nin 39. maddesinde, yüklenicinin başvurusu üzerine geçici hakedişin her ayın ilk beş iş günü içinde düzenlenmesi öngörülmüştür. Yüklenici başvurmazsa idarenin aynı ay içinde tek taraflı hakediş düzenlemesi gerekir.
Hakedişin düzenlenmesi ile paranın hesaba geçmesi farklı aşamalardır. Güncel düzenlemede imzalı raporun idareye verildiği tarihten itibaren en geç otuz gün içinde onay, onay tarihini izleyen otuz gün içinde tahakkuk öngörülür. Tahakkuktan sonra ödeme için YİGŞ’de on beş günlük süre bulunmakla birlikte, bu aşamada sözleşmede farklı süre belirlenmiş olması dikkate alınır.
Bu nedenle yüklenici; raporu imzaladığı, idareye sunduğu, raporun onaylandığı ve tahakkuka bağlandığı tarihleri ayrı ayrı kaydetmelidir. Bütün süreleri otomatik olarak tek bir son ödeme tarihine dönüştürmek doğru değildir. Önceki tarihli ihalelerde sözleşmeye uygulanacak eski düzenleme de incelenmelidir. [3]
Hakedişe itiraz nasıl korunur?
Güncel YİGŞ’nin 39/4-e hükmünde, geçici hakedişe veya imzadan sonra tahakkuka kadar yapılan düzeltmelere itirazın en geç kesin hesapların idareye teslim edildiği tarihe kadar dilekçeyle bildirilmesi düzenlenmiştir. Eski metinlerdeki ihtirazi kayıt uygulamasını, değişiklik tarihine bakmadan bütün sözleşmelere taşımak hatalı sonuç verebilir.
Bu son tarih, itirazın bekletilmesinin yararlı olduğu anlamına gelmez. Yüklenicinin itirazı ilgili hakediş numarası, poz, miktar, kesinti, talep edilen tutar ve dayanak belgelerle gecikmeden sunması daha sağlıklı bir kayıt oluşturur. Hakedişi hiç imzalamamak ise ödeme sürecini durdurabilir. İmzalama, itiraz ve ödeme takibi birlikte planlanmalıdır.
Fiyat farkı hangi durumlarda hesaplanır?
Fiyat farkı, belirli girdilerdeki değişimin mevzuatta öngörülen formül ve endekslerle sözleşme bedeline yansıtılmasıdır. Gerçekleşen bütün maliyet artışlarının faturalar üzerinden aynen ödenmesi sistemi değildir. Sözleşmenin fiyat farkı maddesi, uygulanacak esaslar, ağırlık katsayıları, temel ve güncel endeksler, iş programı ve gerçekleşme dönemi birlikte incelenir.
Güncel sistemde 365 takvim gününü aşan yapım işlerinde fiyat farkı hesabına ilişkin düzenleme yapılması zorunludur. Daha kısa süreli işlerde dokümandaki tercih ve mevzuatın özel hükümleri önem kazanır. Süre uzatımı verilen işlerde de uzatımın nedeni, revize iş programı ve fiyat farkı esasları ayrıca değerlendirilir. [6]
Sözleşmede fiyat farkı öngörülmüş olması, yüklenicinin kendi kusuruyla geciktiği bütün dönemlerde istediği endeksi kullanabileceği anlamına gelmez. Buna karşılık idareden kaynaklanan gecikmeyi yüklenici gecikmesi gibi hesaplamak da doğru değildir. Dönem ve gecikme nedeni ayrımı, hesabın sonucunu önemli ölçüde değiştirebilir.
Geçmiş yıllarda çıkarılan ek veya artırımlı fiyat farkı düzenlemeleri ayrıca ele alınmalıdır. Belirli ihale tarihleri, imalat dönemleri ve başvuru süreleri için getirilen geçici bir imkân, bütün devam eden işler için süresiz bir hak olarak sunulamaz. Sözleşme kapsamında fiyat farkı, geçici düzenlemeye dayalı ek fiyat farkı ve uyarlama talebi farklı hukuki dayanaklara sahiptir.
Yeni birim fiyat ile fiyat farkı arasındaki ayrım
Yeni birim fiyat, dokümanda veya teklif kapsamında fiyatı bulunmayan ve mevzuata uygun biçimde yaptırılan iş kaleminin bedelini belirler. Fiyat farkı ise mevcut bedelin ilgili endeks sistemiyle düzeltilmesine ilişkindir. Aynı imalatta iki mekanizmanın ilişkisi kurulurken mükerrer artış veya eksik ödeme yapılmamalıdır.
Güncel YİGŞ’nin 22. maddesi analizlerin hangi sırayla kullanılacağını, rayiçlerin nasıl seçilip güncelleneceğini, kâr ve genel giderleri ve üst sınırları düzenler. Yüklenicinin yalnız bir tedarikçi teklifini sunması her durumda yeni fiyatın kabulünü sağlamaz. Poz tanımı, teknik kapsam, analiz girdileri ve uygulanacak tarih birlikte belirlenmelidir.
Yeni fiyatın proje değişikliği onayından itibaren otuz gün içinde ve her durumda imalata başlanmadan önce belirlenmesi esastır. Uyuşmazlıkta anlaşmazlık tutanağı düzenlenir; idarenin on gün içinde Yüksek Fen Kuruluna intikal ettirmesine ilişkin özel süreç bulunur. Bu sırada yüklenicinin geçici fiyat üzerinden işe devam etme yükümlülüğü dikkate alınmalıdır. [3]
Geç ödemede faiz istenebilir mi?
Hakedişin zamanında ödenmemesi, şartları oluştuğunda faiz ve ayrıca ispatlanabilen zarar taleplerini gündeme getirebilir. Önce alacağın muaccel olduğu tarih, ödeme için yüklenici tarafından tamamlanması gereken işlemler ve idarenin temerrüde düşüp düşmediği belirlenir. Her olayda tek bir faiz türü ve oranı uygulanmaz.
Sözleşme hükümleri, TBK’nın temerrüt düzenlemeleri ve 3095 sayılı Kanun birlikte değerlendirilir. Faizi aşan zarar ileri sürülüyorsa ek zararın ve nedensellik bağının ortaya konulması gerekir. Finansman giderinin varlığı tek başına bütün kredi maliyetinin idareye yüklenmesini sağlamaz. Yüklenicinin ödeme gecikmesi nedeniyle işi durdurmayı düşünmesi halinde de fesih ve ceza riski ayrıca incelenmelidir.
Fiyat farkı konusunu ayrıca incelemek için kamu ihalelerinde fiyat farkı kararnameleri başlıklı yazıya bakabilirsiniz.
İş artışı, iş eksilişi ve sözleşme değişikliği
İş artışının şartları ve oranları
4735 sayılı Kanun’un 24. maddesinde iş artışına yalnız bir yüzde sınırı getirilmemiştir. Öngörülemeyen durumlar nedeniyle artışın zorunlu olması, işin sözleşmeye esas proje içinde kalması ve asıl işten idareyi külfete sokmadan ayrılmasının teknik veya ekonomik bakımdan mümkün olmaması da aranır.
Anahtar teslim götürü bedelli yapım işlerinde sınır sözleşme bedelinin yüzde 10’u; birim fiyatlı yapım işlerinde yüzde 20’sidir. Birim fiyatlı yapım işlerinde Cumhurbaşkanı bu oranı sözleşme bazında yüzde 40’a kadar artırabilir. Yüzde 40, idarenin kendi kararıyla her işte kullanabileceği olağan sınır değildir. Karma sözleşmelerde ilgili kısımların kendi bedelleri ve uygulanacak hükümler esas alınır.
İlave imalatın bedeli, fiyat farkı tutarı ve iş artışı oranının hesabında kullanılan değerler birbirine karıştırılmamalıdır. Güncel YİGŞ, yeni birim fiyatlı işlerin artış sınırı hesabına yansıtılmasına ilişkin kurallar da içerir. Yüklenicinin yalnız toplam hakediş üzerinden yaptığı kaba bir oran hesabı yeterli olmayabilir.
Kanuni şartlar içinde tamamlanamayacağı anlaşılan işte sınırsız artış yapılması yerine tasfiye hükümleri gündeme gelir. Sözlü talimatla sınırın aşılarak imalat yapılması, sonradan bedelin sorunsuz tahsil edileceği güvencesini vermez. İlave işin hukuki dayanağı ve idari onayı imalattan önce açıklığa kavuşturulmalıdır. [2][3]
İş eksilişinde yükleniciye ödeme yapılır mı?
Sözleşme bedelinin yüzde 80’inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işte yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda 4735 sayılı Kanun’un 24. maddesindeki özel ödeme hesabı uygulanır: Sözleşme bedelinin yüzde 80’i ile sözleşme fiyatlarıyla yapılan iş tutarı arasındaki farkın yüzde 5’i, geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir.
Bu ödeme, eksilen bütün işlerin beklenen kârının aynen karşılanması anlamına gelmez. Yüzde 5’in bütün sözleşme bedeline uygulanması da doğru değildir. Hesabın başlangıç değerleri, yapılan işin gerçek miktarı ve geçici kabul tarihine ilişkin değerlendirme ayrı ayrı gösterilmelidir.
Karşılıklı anlaşma bütün değişiklikleri geçerli kılar mı?
4735 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki değişiklik yasağı, tarafların anlaşmasıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Kanunun 15. maddesi, sözleşme bedeli aşılmadan ve karşılıklı anlaşmayla işin yapılma veya teslim yerinin değiştirilmesine; işin süresinden önce tamamlanması şartıyla süre ve buna uygun ödeme şartlarının değiştirilmesine imkân tanır.
İş artışı, mücbir sebep ve diğer özel düzenlemeler kendi koşulları içinde uygulanır. Ek protokolün imzalanmış olması, kanunun izin vermediği kapsam genişlemesini tek başına hukuka uygun hale getirmez. Yüklenici, imzadan önce protokolün hangi kanuni imkâna dayandığını incelemelidir.
Karşılaştırmalı örnek 1: Aynı maliyet artışı neden farklı sonuç doğurur?
Birinci durum: Birim fiyatlı altyapı işinde sözleşmedeki imalat aynen sürmektedir. Çelik ve akaryakıt fiyatları yükselmiştir. Burada öncelikle sözleşmedeki fiyat farkı sistemi incelenir. Yalnız maliyet yükselmesi, mevcut pozun yerine tarafların serbestçe yeni fiyat yazmasını sağlamaz.
İkinci durum: Aynı işte idarenin onayladığı proje değişikliği nedeniyle teklif cetvelinde bulunmayan farklı bir imalat zorunlu hale gelmiştir. Bu durumda iş artışının şart ve sınırlarıyla birlikte yeni birim fiyat süreci değerlendirilir. Yeni fiyatın fiyat farkıyla ilişkisi de hesapta kurulmalıdır.
Karşılaştırmanın sonucu: İlk durumda mevcut işin fiyat değişimi, ikinci durumda ise fiyatı bulunmayan işin bedeli söz konusudur. Talebin yalnız “maliyet arttı” şeklinde kurulması, ikinci durumda gerekli proje ve yeni fiyat belgelerinin hazırlanmasını geciktirebilir.
Süre uzatımı, mücbir sebep ve gecikme cezası
Mücbir sebebin kabulü için gereken koşullar
4735 sayılı Kanun’un 10. maddesinde doğal afet, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi veya genel seferberlik ve gerektiğinde KİK tarafından belirlenen benzeri haller sayılmıştır. Olayın bu gruplardan birine benzemesi tek başına yeterli değildir. Yüklenicinin kusurundan kaynaklanmaması, ifayı engellemesi, yüklenicinin engeli giderememesi ve yetkili mercilerce belgelendirilmesi gerekir.
Kanunda olayın meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yazılı bildirim şartı yer alır. Güncel YİGŞ, devam eden mücbir sebepte başvuru sürecini ayrıca düzenler; devam sırasında yapılan bildirim, bildirim tarihinin yirmi gün öncesinden geçerli olacak şekilde dikkate alınabilir. Bu düzenleme, geçmiş bütün gecikmelerin sınırsız biçimde telafi edileceği anlamına gelmez.
Talep dosyasında olayın gerçekleştiğini gösteren belgeyle iş programına etkisi ayrı ayrı ortaya konulmalıdır. Hangi faaliyet durmuştur, alternatif çalışma mümkün müdür, kritik imalat ne kadar gecikmiştir ve talep edilen ek süre nasıl hesaplanmıştır? Süre talebinin bu sorulara cevap vermesi gerekir.
İdareden kaynaklanan gecikme
Yer tesliminin yapılamaması, projelerin veya iş programının onaylanmaması ve idarenin diğer ifa yükümlülüklerini yerine getirmemesi süre uzatımı nedeni olabilir. Yüklenici kusurunun bulunmaması, gecikmenin işi engellemesi ve engelin yüklenici tarafından giderilememesi değerlendirilir.
YİGŞ’nin 29. maddesi, idarenin neden olduğu süre uzatımı gerektiren gecikmelerde yirmi günlük yazılı bildirim şartını aramaz. Ancak bu istisna, yüklenicinin kayıt tutmasına gerek olmadığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Zamanında yazılı bildirim, engelin başlangıcını ve hangi işi etkilediğini ispatlamayı kolaylaştırır.
İlave iş verilmesi de gerektirdiği ölçüde ek süreyi gündeme getirir. Süre uzatımı onayının alınması, bütün bekleme ve finansman giderlerinin kendiliğinden ödeneceğini göstermez. Süre, fiyat farkı ve tazminat taleplerinin hukuki dayanakları ayrı kurulmalıdır. [2][3]
Öngörülemezlik ve uyarlama meselesi
İşin pahalılaşması, işi engelleyen mücbir sebeple aynı değildir. Olağan piyasa dalgalanması, teklifin eksik hesaplanması ve yüklenicinin finansman sorunu kural olarak ayrı risklerdir. Olağanüstü değişikliklerde TBK’nın 138. maddesi ve götürü bedelli işlerde 480. maddesinin ikinci fıkrası tartışılabilir.
Ancak uyarlama için yalnız zarara uğranması yeterli değildir. Öngörülemezliğin, risk dağılımının, yüklenicinin kusurunun, ifa durumunun ve mevcut fiyat farkı mekanizmasının değerlendirilmesi gerekir. Kamu sözleşmelerindeki özel sınırlamalar nedeniyle bu yol, idareyle serbestçe yeni bedel belirlemenin genel bir aracı olarak görülemez.
Gecikme cezası ve indirim talebi
Gecikme cezası hesaplanmadan önce işin doğru bitim tarihi belirlenmelidir. Onaylanmış süre uzatımları, geçici kabul itibar tarihi, varsa kısmi kabul ve gecikmenin yükleniciye yüklenebilir olup olmadığı incelenir. Ceza oranının, matrahının ve gün sayısının hatalı belirlenmesi farklı itiraz sebepleridir.
TBK’nın 182. maddesindeki aşırı cezai şartın indirilmesi düzenlemesi ile tacir borçlu bakımından TTK’nın 22. maddesindeki sınırlama birlikte değerlendirilmelidir. Tacir yükleniciye, ceza yüksek bulunduğu için mutlaka indirim yapılacağı söylenemez. Önce cezanın doğup doğmadığı ve doğru hesaplanıp hesaplanmadığı belirlenir. [8]
Karşılaştırmalı örnek 2: Gecikmenin nedeni teminat sonucunu değiştirir mi?
Birinci durum: İdare, çalışma alanının önemli bölümünü zamanında teslim edememiştir. Yüklenici engeli tutanaklarla kaydetmiş, iş programına etkisini göstermiş ve çalışılabilir bölümlerde işe devam etmiştir. Bu durumda idare kaynaklı gecikmenin süre hesabına etkisi incelenmeden yüklenicinin geç kaldığı kabul edilemez.
İkinci durum: Yer teslimi ve proje onayları zamanında yapılmıştır. Yüklenici kendi finansman sıkıntısı nedeniyle ekipleri çekmiş, gerekçeli ihtara rağmen işi sürdürememiştir. Mücbir sebep şartları da yoksa, yükleniciye bağlı fesih, kesin teminatın gelir kaydı ve diğer yaptırımlar gündeme gelebilir.
Karşılaştırmanın sonucu: Aynı sayıda gecikme günü, aynı hukuki sonucu doğurmaz. Sorumluluğun kaynağı ve usulüne uygun kayıtlar; süre uzatımı, ceza, fesih ve teminat değerlendirmesini birlikte etkiler.
Sözleşmenin devri ve alt yüklenici çalıştırılması
4735 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre devir, zorunlu hallerde ihale yetkilisinin yazılı izniyle yapılabilir. Devralanın ilk ihaledeki şartları taşıması gerekir. İsim ve statü değişikliğine ilişkin istisna dışında, kanundaki üç yıllık devir ve devralma kısıtı ayrıca gözetilir. Şirketlerin kendi aralarında anlaşması, idarenin yazılı izninin yerini tutmaz.
Alt yüklenici kullanılması ise sözleşmenin devrinden farklıdır. Ana yüklenici idareyle sözleşmenin tarafı olmaya devam eder. İşin tamamı alt yüklenicilere bırakılamaz. YİGŞ’de, dokümanda işin niteliği veya teknik zorunluluk nedeniyle farklı oran belirlenmesi hali dışında, tek alt yüklenici için yüzde 30 ve alt yüklenicilerin toplamı için yüzde 50 sınırları düzenlenmiştir.
İdarenin onayı, alt yüklenici sözleşmesi ve iş kapsamı birlikte takip edilmelidir. İdarenin alt yükleniciyi onaylaması, ana yüklenicinin sorumluluğunu kaldırmaz. Dokümanda düzenlenmiş doğrudan ödeme imkânı da her alt yüklenicinin idareden kendiliğinden alacak isteyebileceği anlamına gelmez.
Ana sözleşmedeki bildirim, süre, ayıp, teminat ve ödeme hükümlerinin alt sözleşmeye nasıl yansıtılacağı ayrıca düzenlenmelidir. Bu ilişkinin genel çerçevesi inşaat sözleşmelerinde alt yüklenicilik ilişkisinin kurulması başlıklı yazıda ele alınmaktadır. [2][3]
Geçici kabul, kesin kabul, kesin hesap ve teminatın iadesi
Geçici kabul neyi ifade eder?
Geçici kabul, işin sözleşmeye uygun tamamlanma durumunun ilgili usulle incelenmesidir. Kullanıma engel ciddi eksikliklerle giderilebilir küçük eksiklikler aynı şekilde değerlendirilmez. Yüklenicinin işi tamamladığını bildirmesi, inceleme, tutanak ve onay aşamaları ayrı önem taşır.
Geçici kabul itibar tarihi gecikme cezası bakımından etkili olabilir. Bu tarihin yalnız tutanağın düzenlendiği gün olduğu varsayılmamalıdır. İşin kabule hazır hale geldiği durum ve ilgili kabul hükümleri esas alınır. Yüklenici tamamlanma bildirimini, test ve devreye alma belgelerini zamanında sunmalıdır.
Geçici kabul yapılması, gizli ayıplar veya kanuni sorumluluklar dahil bütün yükümlülüklerin sona ermesi demek değildir. Teminat süresinde gerekli bakım ve eksiklik giderme işlemleri sürer. İşin sigortaları da kabul aşamalarına uygun olarak takip edilmelidir.
Kesin hesap ve itiraz süreleri
Kesin hesap, imalat ve ödeme hesabının tamamlanmasını; kesin kabul ise kabul bakımından ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesini ifade eder. Bu iki işlemin aynı tarihte yapılması zorunlu değildir. Kesin hakediş hazırlanırken geçici hakedişlerdeki rakamların aynen aktarılması yerine kesin metraj ve hesapların esas alınması gerekir.
YİGŞ’nin 40. maddesi hesapların hazırlanması, teslimi, incelenmesi ve onayı için ayrı süreler öngörür. Yüklenicinin katılmaması nedeniyle tek taraflı hazırlanan kesin hesapların incelemeye sunulduğu durumda altmış günlük inceleme ve itiraz süreci önem taşır. Güncel düzenlemede, kesin hesapların idareye tesliminden sonra idarenin inceleme sırasında yaptığı değişikliklere karşı ise tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde gerekçeli dilekçeyle itiraz öngörülmüştür.
Bu süreler birbirinin yerine kullanılamaz. Yüklenici hangi belgenin kendisine hangi işlem için gönderildiğini belirlemelidir. Kesin hesapta bir pozun çıkarılması, metrajın azaltılması ve önceki hakedişteki cezanın korunması ayrı gerekçelerle tartışılabilir. Hesap mutabakatı veya ibra niteliğindeki metinler de içerikleri okunmadan imzalanmamalıdır. [3]
Kesin teminat ne zaman geri alınır?
4735 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre taahhüdün uygun yerine getirildiğinin ve yüklenicinin bu işten idareye borcunun bulunmadığının tespiti gerekir. Yapım işlerinde eksik ve kusurlar giderilip geçici kabul tutanağı onaylandıktan sonra kesin ve ek kesin teminatların yarısı; SGK ilişiksizlik belgesi getirilip kesin kabul tutanağı onaylandıktan sonra kalanı iade edilir.
İlişiksizlik belgesi, genel bir borcu yoktur belgesiyle her durumda aynı işlevi görmez. İhale konusu işin sosyal güvenlik işlemleri, gerekli bildirimler ve prim yükümlülükleri tamamlanmalıdır. İdareye, SGK’ya ve ilgili kanuni kesintilere ilişkin borçların teminattan karşılanması hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Kesin teminat, geçici kabul noksanları için tutulan tutar ve kesin hesap kesintisi birbirinden ayrılmalıdır. Hepsi aynı güvence değildir ve iade koşulları aynı olmayabilir. Güncel düzenlemelerde fiyat farkı öngörülen işler bakımından bazı tutarların fiyat farkı katsayısıyla güncellenmesi de dikkate alınır. Yüklenici bütün kesintileri ayrı hesap kalemleriyle takip etmelidir. [2][3]
Sözleşmenin feshi, tasfiye ve teminatın gelir kaydı
İdarenin yükleniciye bağlı nedenlerle feshi
4735 sayılı Kanun’un 20. maddesinde, taahhüdün uygun yerine getirilmemesi veya işin süresinde bitirilmemesi halinde gerekçeleri açıkça belirtilen en az on günlük ihtara rağmen aynı durumun sürmesi fesih sebebidir. Yasak fiil ve davranışların tespiti ise aynı maddenin ayrı fesih nedenidir. Bütün fesih sebeplerinde aynı ihtar prosedürünün uygulanacağı söylenemez.
Fesih dosyasında yükleniciye isnat edilen eksiklik, ihtarın içeriği, verilen süre, tebliğ ve yüklenicinin cevabı incelenmelidir. İdareden kaynaklanan engeller veya değerlendirilmemiş süre uzatımı talepleri varsa bunların fesih gerekçesine etkisi ayrıca ortaya konulmalıdır.
Bu fesihlerde kesin ve ek kesin teminatların gelir kaydı ile hesabın tasfiyesi gündeme gelebilir. Kanunda öngörülen hallerde yasaklama ve zarar talebi de söz konusu olabilir. Teminatın gelir kaydı, idarenin bütün zarar iddialarının kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez.
Yüklenicinin mali aczi ve işi bırakması
4735 sayılı Kanun’un 19. maddesi, mücbir sebep dışında mali acz nedeniyle taahhüdün yerine getirilemeyeceğinin gerekçeli yazılı bildirimi halinde fesih ve teminatın gelir kaydını düzenler. Bu hüküm, yükleniciye zarar ettiği her işi yaptırımsız bırakma hakkı tanımaz.
İdarenin ağır ödeme veya işbirliği ihlaline dayalı sona erdirme talebi farklı değerlendirilir. Sözleşme, özel mevzuat, temerrüt koşulları ve TBK’nın tamamlayıcı hükümleri birlikte incelenir. Yüklenicinin şantiyeyi tek taraflı terk etmesi, kendi haklılık iddiasının kabul edilmediği durumda önemli sonuçlar doğurabilir.
Mücbir sebep, ölüm ve iflas
4735 sayılı Kanun’un 23. maddesi kapsamında mücbir sebep nedeniyle fesihte hesap genel hükümlere göre tasfiye edilir ve kesin teminatlar iade edilir. Bununla birlikte yapılan iş, karşılıklı borçlar ve mahsup gerektiren kalemler belirlenmelidir. Fesih nedenine bakmadan teminatın mutlaka gelir kaydedileceği yaklaşımı doğru değildir.
Gerçek kişi yüklenicinin ölümü halinde kanundaki şartlarla mirasçıların devam imkânı bulunabilir. İflas, ağır hastalık, tutukluluk veya mahkûmiyet ise 17. madde çerçevesinde farklı sonuçlara bağlanmıştır. Ortak girişimlerde 18. madde ve ilgili şartname hükümleri ayrıca uygulanır. Şirket ortağının ölümüyle yüklenici gerçek kişinin ölümü aynı durum değildir.
Tasfiye hesabında hangi kalemler incelenir?
Tasfiye, tarafların ekonomik ilişkisinin sona erme anındaki durumunun hesaplanmasıdır. Yapılan imalatlar, uygun ihzarat, ödenen hakedişler, fiyat farkı, avans bakiyesi, cezalar, zarar iddiaları, teminatlar ve şantiyedeki mallar birbirinden ayrılarak değerlendirilir.
İdarenin şantiyedeki makine, malzeme veya geçici tesislere ilişkin işlemleri de sözleşme ve YİGŞ’nin ilgili hükümlerine dayanmalıdır. Bütün malların bedelsiz biçimde idareye geçtiği varsayılamaz. Ortak tespit, fotoğraf, ölçüm ve teslim kayıtları sonradan yapılacak hesabın güvenilirliğini artırır.
Fesih tartışması büyümeden önce mevcut durumun tespiti önemlidir. İmalatlar başkası tarafından tamamlandığında veya kapatıldığında hangi kısmın ilk yüklenici tarafından yapıldığını belirlemek güçleşebilir. Gerektiğinde mahkemeden delil tespiti istenmesi, ileride açılacak alacak veya tazminat davası bakımından yararlı olabilir. [2][3]
Yasak fiiller, ihalelerden yasaklama ve cezai sorumluluk
İhale sürecindeki yasak fiiller 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinde; sözleşmenin uygulanmasındaki yasak fiiller ise 4735 sayılı Kanun’un 25. maddesinde düzenlenir. Hileli malzeme kullanılması, sahte belge, sözleşmeye aykırı davranışlar ve izinsiz devir gibi durumlar farklı yaptırımları gündeme getirebilir.
4735 sayılı Kanun’un 26. maddesi kapsamındaki yasaklama bir yıldan iki yıla kadar olabilir. İhale aşamasında ise 4734 sayılı Kanun’un 58. maddesindeki fiil ve süreler değerlendirilir; mücbir sebep dışında sözleşme yapmama hali bakımından altı aydan bir yıla kadar yasaklama düzenlenmiştir. Ortaklara veya bağlantılı şirketlere etki, kanundaki ortaklık koşullarına göre belirlenir.
Yasaklama kararına karşı görevli ve yetkili idare mahkemesinde dava açılır. Yasaklama, ihale işlemleri için öngörülen ivedi yargılama kapsamı dışında olduğundan genel dava süresi kuralları önem taşır. Tebliğ, ilan ve öğrenme durumuna göre başlangıç ayrıca incelenmelidir. Dava açılması yaptırımı kendiliğinden durdurmaz; koşulları varsa yürütmenin durdurulması istenir.
Fiilin ayrıca suç oluşturması halinde ceza sorumluluğu gündeme gelebilir. İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma veya belgede sahtecilik gibi suçların unsurları ayrı ayrı araştırılır. Her eksik imalatın veya ödeme uyuşmazlığının otomatik olarak suç oluşturduğu kabul edilemez. [1][2]
Uyuşmazlıkların çözümü: Doğru başvuru yolu nasıl seçilir?
İdari yargı ile adli yargı ayrımı
İhale aşamasındaki işlemlerin denetimi ve yasaklama kararları idari yargının konusudur. Buna karşılık 4735 kapsamındaki özel hukuk sözleşmesinden doğan hakediş, fiyat farkı, ceza kesintisi, teminat ve fesih hesabına ilişkin uyuşmazlıklar kural olarak adli yargıda görülür. İşlemin üzerinde idarenin imzasının bulunması tek başına idari yargıyı görevli kılmaz.
Adli yargıda asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi ayrımı, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın ticari dava niteliğine göre yapılır. Yüklenicinin şirket olması, karşı tarafın kamu idaresi olduğu her davayı kendiliğinden ticari dava yapmaz. Yetkide davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geçerli yetki şartı ve özel kurallar birlikte değerlendirilir.
Yüksek Fen Kurulu başvurusu
4735 sayılı Kanun’un ek 1 ve ek 2. maddeleri, kapsamdaki yapım sözleşmelerinin uygulanmasındaki belirli uyuşmazlıklarda Yüksek Fen Kurulu yolunu düzenler. Konunun yargılamaya veya Sayıştay incelemesine taşınmamış olması şartı dikkate alınır.
Yüklenici itirazını sözleşmeyi düzenleyen idareye kesin kabul aşaması tamamlanıncaya kadar yazılı olarak sunar. Kanunun ek 2. maddesindeki genel süreçte idarenin otuz gün içinde Kurula gönderme, Kurulun altmış gün içinde inceleyip karara bağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Yeni birim fiyat uyuşmazlığındaki özel ve daha kısa intikal süresi ayrıca gözetilir.
2026 yılında eklenen hüküm, Kurul kararının idarece uygulanmasından kaynaklanan davaların sözleşmenin tarafları arasında adli yargıda görüleceğini açıkça düzenlemiştir. KİK’e itirazen şikâyet ile Yüksek Fen Kurulu başvurusu aynı yol değildir. Başvurunun alacak zamanaşımını kendiliğinden koruduğu da varsayılmamalıdır. [2][3]
Arabuluculuk ve tahkim
Uyuşmazlık ticari dava niteliğinde ve dava şartı arabuluculuk kapsamındaysa, dava açılmadan önce arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır. Her kamu yapım uyuşmazlığı için tek bir arabuluculuk cevabı verilemez; talep türü ve tarafların niteliği incelenir.
Tahkim bakımından geçerli bir tahkim anlaşması, tarafların bu anlaşmayı yapma yetkisi, uyuşmazlığın tahkime elverişliliği ve uygulanacak mevzuat değerlendirilir. Yabancılık unsuru bulunan işlerde ayrıca milletlerarası tahkim kuralları gündeme gelebilir. İhale işlemi veya yasaklama kararının iptali, sözleşmedeki tahkim kaydıyla hakemlere bırakılamaz. Yüksek Fen Kurulu yolu da tahkimle özdeş değildir.
Zamanaşımı ve bilirkişi incelemesi
Eser sözleşmesinden doğan alacaklarda TBK’nın 147/6. maddesindeki beş yıllık zamanaşımı kuralı önemlidir. Yüklenicinin ağır kusuruyla ifa etmeme veya gereği gibi ifa etmeme halleri bu bentteki istisna kapsamında ayrıca incelenir. Ayıp taleplerinde TBK’nın 478. maddesi ve kamu yapım işlerinin özel sorumluluk hükümleri dikkate alınır.
4735 sayılı Kanun’un 30. maddesi, yapının fen ve sanat kurallarına aykırı yapılması veya hileli malzeme gibi nedenlerle doğan zararlar bakımından kesin kabul onayından itibaren on beş yıllık müteselsil sorumluluk düzenler. Bu hüküm, yüklenicinin bütün hakediş alacaklarının on beş yılda zamanaşımına uğrayacağı anlamına gelmez.
Sürenin başlangıcı talebin muacceliyetine, teslim ve kabul durumuna, hukuki sebebe göre belirlenir. Hakedişe itiraz süresi ile dava zamanaşımı farklıdır. Sıradan ihtar veya idari yazışmanın zamanaşımını mutlaka kestiği düşünülmemelidir.
Bilirkişi incelemesinde yalnız toplam alacak hesabı yeterli olmayabilir. Metraj, poz uygunluğu, yeni fiyat analizi, endeks seçimi, iş programı, gecikme nedeni ve ceza hesabı için uygun teknik uzmanlıklar gerekir. Bilirkişiye sunulan dosyanın düzenli olması, hangi kalemin neden uyuşmazlık konusu olduğunun anlaşılmasını kolaylaştırır. [2][8]
Uygulamada sık karşılaşılan sorunlar ve belge yönetimi
Fiyat farkı uyuşmazlıkları çoğunlukla yanlış dönem veya endeks seçimi, revize iş programının dikkate alınmaması ve yeni fiyatın yanlış döneme taşınmasından kaynaklanır. Yeni birim fiyat uyuşmazlıklarında ise benzer poz, analiz sırası, rayiç tarihi, kâr ve genel giderler ile üst sınır hesabı öne çıkar.
Proje hatasında yalnız projeyi kimin çizdiğine bakılması yeterli değildir. Projeyi sağlama borcu, yüklenicinin hazırladığı kısımlar, görülebilir hatalar, ihbar yükümlülüğü ve idarenin verdiği talimat birlikte değerlendirilir. Kontrol onayının bulunması, yüklenicinin bütün teknik sorumluluğunu kaldırmaz.
Gecikme cezası ve fesih uyuşmazlıklarında olayların tarih sırasıyla belgelenmesi belirleyicidir. İş programındaki her sapmanın nedeni gösterilmeli; idareden beklenen karar, kararın verildiği gün ve imalata etkisi kaydedilmelidir. Genel ifadeli aylık raporlar yerine belirli faaliyet ve belgeye dayalı kayıtlar daha açıklayıcıdır.
Yüklenicinin sözleşme dosyasında şu belgelerin birlikte bulunması yararlıdır:
- Son ihale dokümanı, sözleşme, zeyilnameler ve teklif ekleri.
- Yer teslimi tutanakları, onaylı projeler ve revizyon geçmişi.
- İlk ve revize iş programları ile süre uzatımı kararları.
- Hakedişler, ataşmanlar, ölçümler, kesinti dökümleri ve ödeme kayıtları.
- Yeni fiyat analizleri, anlaşma veya anlaşmazlık tutanakları.
- Bildirimler, EKAP tebligatları, itiraz dilekçeleri ve ihtarlar.
- Geçici kabul, eksiklik giderme, kesin kabul ve kesin hesap belgeleri.
- Teminat, sigorta, vergi ve SGK ilişiksizlik kayıtları.
Sonuç: Yüklenicinin hakları sözleşme boyunca takip edilmelidir
Kamu yapım işlerinde hukuki değerlendirme yalnız dava açılırken yapılmaz. Teklifin hazırlanması, ek imalatın kabulü, hakedişin imzalanması, süre uzatımı başvurusu ve kesin hesabın teslimi birbirine bağlı karar noktalarıdır. Aynı olay bedeli, süreyi, cezayı ve teminatı birlikte etkileyebilir.
Yüklenicinin talebi somut belgeye, doğru hukuki dayanağa ve ilgili dönemin mevzuatına dayanmalıdır. Uyuşmazlık ortaya çıktığında önce sözleşme ve son doküman seti, hakedişler, yazışmalar ve iş programı birlikte incelenmelidir. Bu inceleme, talebin kapsamını ve başvuru yolunu belirlemeye yardımcı olur; belirli bir dava sonucunu garanti etmez.
Sık sorulan sorular
1. 4734 ile 4735 sayılı kanunlar arasındaki fark nedir?
4734 sayılı Kanun ağırlıklı olarak ihale sürecini, 4735 sayılı Kanun ise bu ihaleler sonucunda kurulan sözleşmeleri düzenler. Teklifin değerlendirme dışı bırakılmasıyla ödenmeyen hakediş alacağı aynı başvuru yoluna tabi değildir.
2. Kamu yapım işinde fiyat farkı her zaman ödenir mi?
Her işte aynı şekilde ödenmez. Sözleşmenin süresi, fiyat farkı maddesi, tabi olduğu esaslar ve varsa geçici düzenlemeler incelenir. Hesap, bütün piyasa maliyetlerinin aynen karşılanması anlamına gelmez.
3. İdare hakedişi geç öderse faiz istenebilir mi?
Muacceliyet ve temerrüt şartları oluştuğunda faiz talebi gündeme gelebilir. Hakedişin sunulma, onay, tahakkuk ve ödeme tarihleriyle sözleşmedeki süreler kontrol edilmelidir. Faiz türü ve başlangıcı dosyaya göre belirlenir.
4. Hakedişi imzalamak itiraz hakkını tamamen kaldırır mı?
Bu şekilde genel bir sonuç çıkarılamaz. Güncel YİGŞ, geçici hakediş ve ilgili düzeltmeler için en geç kesin hesapların idareye teslimine kadar dilekçeyle itirazı düzenler. Somut sözleşmenin tabi olduğu sürüm ve kesin hesaba ilişkin ayrı süreler kontrol edilmelidir.
5. İş artışı yüzde 20’yi aşabilir mi?
Yüzde 20, birim fiyatlı yapım sözleşmelerinin olağan sınırıdır. Cumhurbaşkanı sözleşme bazında yüzde 40’a kadar artırabilir. Anahtar teslim götürü bedelli işlerde olağan sınır yüzde 10’dur. Her durumda iş artışının diğer kanuni şartları da bulunmalıdır.
6. Yeni birim fiyat belirlenmeden ilave işe başlanabilir mi?
Yeni fiyatın imalattan önce belirlenmesi esastır. Fiyat uyuşmazlığında YİGŞ’nin tutanak, Kurula intikal ve geçici fiyat üzerinden devam hükümleri uygulanır. Talimatın ve proje değişikliğinin yazılı hale getirilmesi önemlidir.
7. Yer teslimi gecikirse yükleniciye ceza uygulanır mı?
İdare kaynaklı gecikmenin koşulları ve işe etkisi incelenmeden ceza sonucuna varılamaz. Hak edilen süre uzatımı, işin doğru bitim tarihinin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Yüklenicinin kendi gecikmeleri ayrıca ayrıştırılır.
8. Kesin teminatın tamamı geçici kabulde geri alınabilir mi?
Kural olarak hayır. Kanuni şartlar sağlanıp eksik ve kusurlar giderilerek geçici kabul onaylandıktan sonra yarısı; SGK ilişiksizlik belgesi ve kesin kabul onayı sonrasında kalanı iade edilir. İşe ilişkin borçlar ve özel kesintiler ayrıca incelenir.
9. Her fesihte teminat gelir kaydedilir mi?
Hayır. Yüklenicinin kusuruna, mali aczine veya yasak fiiline bağlı fesihlerle mücbir sebeple fesih farklı sonuçlar doğurur. Mücbir sebeple fesihte kanun teminat iadesini öngörür. Tasfiye hesabındaki borç ve mahsuplar ayrıca değerlendirilir.
10. Hakediş ve fiyat farkı alacağı için KİK’e başvurulur mu?
KİK’e itirazen şikâyet, ihale sürecindeki işlemler için düzenlenmiştir. Sözleşme uygulamasından doğan ödeme uyuşmazlıklarında koşullarına göre Yüksek Fen Kurulu ve adli yargı yolları değerlendirilir. Ticari dava niteliği varsa dava şartı arabuluculuk da kontrol edilir.
Mevzuat ve resmî kaynaklar
- 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, KİK güncel metni: Özellikle m. 2–5, 18–22, 38, 41–44 ve 54–59.
- 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, KİK güncel metni: Özellikle m. 4, 6, 8, 10, 12–26, 30, 36 ve ek m. 1–2.
- KİK mevzuat sayfası ve 13 Mayıs 2026 sürümlü Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ile ekleri: Yönetmelik, Yapım İşlerine Ait Tip Sözleşme ve YİGŞ; özellikle YİGŞ m. 20–22, 29, 39–40 ve kabul/fesih hükümleri.
- 30 Temmuz 2025 tarihli KİK mevzuat değişikliği duyurusu: İlgili düzenlemeler ve geçiş kapsamı.
- 9 Nisan 2026 tarihli KİK mevzuat değişikliği duyurusu: Yeterlik, teklif açıklamaları ve başvuru düzenlemeleri.
- KİK: Fiyat farkına ilişkin ihale dokümanlarında dikkat edilecek hususlar: Yapım işlerinde fiyat farkının düzenlenmesi; sonraki değişikliklerle birlikte değerlendirilmelidir.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, Adalet Bakanlığı: Özellikle m. 7, 8, 27 ve 20/A.
- Mevzuat Bilgi Sistemi: 6098 sayılı TBK m. 117 ve devamı, 138, 147/6, 182, 470 ve devamı; 6102 sayılı TTK m. 4, 5/A, 22; 3095 sayılı Kanun ve ilgili usul hükümleri.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Asıl ve alt yüklenici sözleşmeleri, teknik şartnameler, onaylar, saha kayıtları, hakedişler, faturalar, ödeme ve teminat belgeleri, işçilik ve SGK kayıtları, iş güvenliği belgeleri ile somut uyuşmazlığa ilişkin kararlar görülmeden kesin hukuki değerlendirme yapılamaz.

