Çocuğum Uyuşturucuyla Yakalandı: İfade, Avukat ve Tutuklama Süreci

Uygulamada Sıkça Karşılaşılan Suçlar ve Yargılaması kitabı

Çocuğunun uyuşturucu nedeniyle polis merkezine götürüldüğünü öğrenen bir aile için ilk soru genellikle “Şimdi ne olacak?” sorusudur. Ancak işlemin sebebi, çocuğun yaşı ve kendisine yöneltilen isnat öğrenilmeden bu soruya tek bir cevap verilemez. Kullanmak için uyuşturucu bulundurma şüphesi ile başkasına uyuşturucu verme veya taşıma iddiası farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir. Yakalama, gözaltı, tutuklama ve mahkûmiyet de birbirinden ayrı aşamalardır.

Kısa cevap: Uyuşturucu nedeniyle yakalanan çocuk hakkında doğrudan hapis cezası verilmez. Önce isnat, yaş, deliller ve çocuklara özgü usul güvenceleri değerlendirilir. Müdafii bulunmayan çocuk için talep aranmaksızın avukat görevlendirilir. Soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür. Tutuklama otomatik değildir; ayrıca belirli şartlarda on beş yaşını doldurmamış çocuklar için tutuklama yasağı vardır.

Bu yazı, 11 Ekim 2026 itibarıyla resmî mevzuat kaynakları ve 18 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan 7593 sayılı Kanun değişiklikleri esas alınarak hazırlanmıştır. Güncel kanuni terminolojide kullanılan “adli süreçteki çocuk” ifadesi, çocuğun suçlu olduğunun kabul edildiği anlamına gelmez. Masumiyet karinesi soruşturma ve yargılama boyunca geçerlidir. [K1, K2, K3, K4]

Çocuğu uyuşturucuyla yakalanan aile ilk olarak ne yapmalı?

Ailenin ilk işi, çocuğun hangi birimde bulunduğunu, işlemi yürüten Cumhuriyet başsavcılığını ve mümkünse soruşturma numarasını öğrenmektir. Çocuğun yalnızca bilgisine mi başvurulduğu, şüpheli olarak mı işlem gördüğü, hakkında gözaltı kararı bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Telefonla verilen “Uyuşturucu meselesi var” bilgisi, dosyanın hukuki niteliğini tek başına göstermez.

Çocuğun doğum tarihi, düzenli kullandığı ilaçlar, mevcut hastalıkları ve tedavi ihtiyacı avukata bildirilmelidir. Bilinç kaybı, solunum güçlüğü veya ciddi zehirlenme şüphesi varsa öncelik sağlık hizmetidir. Hukuki işlemler devam ediyor diye acil tıbbi değerlendirme ertelenmemelidir. Ailenin elindeki sağlık belgeleri, ilgili sağlık personeline ve müdafiye ulaştırılabilir.

Yakalamanın saati, ilk haberin kimden alındığı, çocuğun yanında kimlerin bulunduğu ve olay yerindeki kamera ihtimali not edilmelidir. Bu kayıt, aile üyelerinin sonradan birbirinden farklı saatler hatırlamasını önler. Bununla birlikte aile, çocuğa ezberletilecek bir anlatım hazırlamamalı veya diğer kişilerle ifadeleri birleştirmeye çalışmamalıdır. Savunma, olayın gerçek akışının ve hukuka uygun delillerin ortaya konulmasına dayanmalıdır.

Çocuğun telefonundaki kayıtları silmek, cihazı sıfırlamak veya diğer çocuklardan konuşmaları kaldırmalarını istemek doğru bir yaklaşım değildir. Ailenin görevi delillerin değiştirilmesini sağlamak değil, avukatın önemli kayıtları zamanında belirleyebilmesine yardımcı olmaktır. Güvenlik kamerası görüntülerinin muhafazası gibi gecikmeye duyarlı talepler mümkün olduğunca erken gündeme getirilmelidir.

On sekiz yaşından küçük herkes aynı kurallara mı tabi?

Çocuk Koruma Kanunu bakımından on sekiz yaşını doldurmamış kişi çocuktur. Bununla birlikte ceza sorumluluğunda TCK m.31 farklı yaş grupları öngörür. Ceza sorumluluğu değerlendirilirken fiilin işlendiği tarihteki yaş esas alınır. Nüfus kaydındaki doğum günü ile iddia edilen fiilin tarihi bu nedenle dosyanın temel bilgilerindendir. [K1, K3]

Fiilin işlendiği tarihteki yaşTemel hukuki değerlendirme
On iki yaşını doldurmamış olmakCeza sorumluluğu bulunmaz; ceza kovuşturması yapılamaz. Çocuğa özgü güvenlik ve koruma tedbirleri gündeme gelebilir.
On iki yaşını doldurmuş, on beş yaşını doldurmamış olmakFiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği araştırılır. Ceza sorumluluğu varsa yaş küçüklüğü hükümleri uygulanır.
On beş yaşını doldurmuş, on sekiz yaşını doldurmamış olmakCeza sorumluluğu ve yaş küçüklüğü indirimi birlikte değerlendirilir. Çocuklara özgü yargılama güvenceleri ayrıca önem taşır.

“Çocuk olduğu için hiçbir işlem yapılamaz” düşüncesi ile “Uyuşturucu bulunduğu için yetişkin gibi cezalandırılır” düşüncesi aynı ölçüde yanıltıcıdır. Yaş, isnadın ispatından ayrı bir başlıktır. Öncelikle fiilin çocuk tarafından işlenip işlenmediği ve gerekli kastın bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Yaş indirimi, kanıtlanmamış bir isnadı kanıtlanmış hâle getirmez.

2026 değişikliğiyle TCK m.31’de bazı ceza sınırları yükseltilmiştir. Ayrıca belirli öldürme ve ağırlaşmış yaralama suçları için özel düzenleme yapılmıştır. Bu özel düzenleme, uyuşturucu ticareti isnadında yaş indiriminin bütünüyle kaldırıldığı anlamına gelmez. Olay eski tarihliyse TCK m.7 çerçevesinde zaman bakımından uygulama ve lehe kanun karşılaştırması da yapılmalıdır. Güncel bir ceza tablosunu geçmişteki her olaya doğrudan uygulamak doğru değildir. [K1, K4]

Çocuğun ifadesini kim alır, avukat zorunlu mu?

Savcının bizzat soruşturma yapması

Çocuk Koruma Kanunu m.15 uyarınca çocuk hakkındaki soruşturma, çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür. Kolluk çocuğun kimliğinin belirlenmesi, güvenliğinin sağlanması ve delillerin korunması gibi görevleri yerine getirebilir. Ancak çocuk şüphelinin ifade işlemi, yetişkinler için kullanılan olağan kolluk uygulamasına indirgenemez. Gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda çocuk bürosu dışındaki Cumhuriyet savcılarının görev yapabilmesine ilişkin hüküm de ayrıca dikkate alınır. [K3, K4]

Çocuğa isnat ve hakları anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. CMK m.147 kapsamında susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma ve lehine delillerin toplanmasını isteme hakkı önemlidir. Çocuğun bir soruyu anlamaması, konuşmakta zorlanması veya korku nedeniyle tutarsız görünmesi doğrudan suçluluk göstergesi sayılmamalıdır. İfade tutanağında çocuğun söylemediği bir cümle varsa bu durum imzadan önce düzeltilmelidir.

Ailenin bulunması avukatın yerini tutmaz

CMK m.150/2, müdafii bulunmayan çocuk için istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini öngörür. Çocuğun veya velisinin “Avukata gerek yok” demesi bu zorunluluğu kaldırmaz. Ailenin seçtiği avukat ile baro tarafından görevlendirilen müdafi, savunma görevini çocuğun haklarını gözeterek yürütür. Anne veya babanın işlemi izlemesi, avukat yardımının yerine geçmez. [K2]

Avukatın çocuğun anlatımını dinleyebilmesi, isnadı öğrenebilmesi ve işlem öncesinde hukuki yardım sunabilmesi gerekir. Aynı olayda birden fazla çocuk varsa aralarında menfaat çatışması bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Bir çocuğun savunmasının diğerini suçlamaya dayanması hâlinde ortak müdafilik ayrıca sorun yaratabilir. Ailenin avukat seçerken yalnızca hızlı ulaşılabilirliğe değil, çocuğun bağımsız savunmasına da dikkat etmesi gerekir.

Anne ve baba bilgilendirilir mi, ifadeye girebilir mi?

Çocuk Koruma Kanunu m.31, çocuk hakkında işleme başlandığında veli veya vasiye ya da bakımını üstlenen kişiye ve ilgili kurumlara bildirim yapılmasını düzenler. Bununla birlikte çocuğu suça azmettirdiğinden veya istismar ettiğinden şüphelenilen yakınlar için istisna vardır. Dolayısıyla bildirim hakkı, çocuğun güvenliğiyle birlikte değerlendirilir. Kollukta bulunduğu sırada çocuğun yanında yakınlarından birinin bulunmasına imkân sağlanması da kanuni güvencelerdendir. [K3, K4]

Bu hükümler, velinin soruşturmanın her işlemine sınırsız biçimde katılabileceği veya dosyadaki bütün belgelere doğrudan erişebileceği anlamına gelmez. İşlemin niteliği, soruşturmanın gizliliği, çocuğun yararı ve olası menfaat çatışması dikkate alınır. Dosyaya erişim ve belge örneği alınması, müdafi aracılığıyla CMK m.153 çerçevesinde takip edilmelidir.

Ailenin çocukla görüşmesinde baskı kurmaması da önemlidir. “Bizi utandırdın, her şeyi kabul et” şeklindeki yaklaşım savunmayı zedeleyebilir. “Hiçbir şey söyleme, şu kişiyi suçla” biçiminde yönlendirme de uygun değildir. Çocuğun anlayabildiği, kendini güvende hissettiği ve avukatına gerçek bilgileri aktarabildiği bir görüşme ortamı oluşturulmalıdır.

Kullanmak için bulundurma ile uyuşturucu ticareti nasıl ayrılır?

TCK m.191; kullanmak amacıyla uyuşturucu satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma fiilleriyle ilgilidir. TCK m.188 ise uyuşturucunun ticari dolaşımına ilişkin farklı seçimlik hareketleri düzenler. Para alınmamış olması, başkasına uyuşturucu verme fiilini kendiliğinden m.188 dışında bırakmaz. Buna karşılık çocuğun yalnızca başka bir kişiyle aynı yerde bulunması da ticarete katıldığını göstermez. [K1]

Maddenin miktarı ve paketlenme biçimi, ele geçirildiği yer, iletişim kayıtları, ödeme hareketleri, teslim iddiası ve kullanım bulguları birlikte değerlendirilir. Her madde ve her olay için otomatik sonuç veren tek bir “kişisel kullanım gram sınırı” kabulüyle savunma kurulamaz. Çocuğun madde kullandığını söylemesi de ticaret iddiasını tek başına ortadan kaldırmaz; kullanıcı olan bir kişi hakkında ayrıca başka bir fiil ileri sürülebilir.

Kullanım isnadının genel çerçevesi için TCK 191 kapsamında uyuşturucu kullanma ve bulundurma açıklaması yol göstericidir. Başkasına teslim, temin veya taşıma iddiası varsa uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunun unsurları ayrıca değerlendirilmelidir. Bu makalenin özel konusu ise söz konusu isnatların çocuk şüpheli bakımından hangi usulle ele alınacağıdır.

Çantadan çıkan madde, telefon kayıtları ve yetişkinlerin etkisi

Çocuğun çantasından uyuşturucu çıkması ciddi bir delil başlangıcı olabilir. Bununla birlikte çantanın aidiyeti, içeriğin bilinmesi ve madde üzerinde fiilî hâkimiyet ayrı sorulardır. Çantayı kimin hazırladığı, kimlerin kullanabildiği, çocuğun onu ne zamandır taşıdığı ve pakete erişiminin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Kısa süreli taşıma veya habersiz yerleştirme iddiası yalnızca ileri sürüldüğü için kabul edilmez; olayın zaman çizelgesi ve diğer kayıtlarla karşılaştırılır.

Arama kararının veya emrinin dayanağı, kapsamı ve uygulama şekli de incelenir. Çocuğun yaşının küçük olması her aramayı hukuka aykırı hâle getirmez; buna karşılık çocukla ilgili olması da usul güvencelerini ortadan kaldırmaz. Arama ve elkoyma tutanaklarındaki yer, saat, eşyanın bulunduğu bölüm ve paket bilgileri karşılaştırılmalıdır. Hukuka aykırı elde edilmiş delilin değerlendirilmesi konusunda CMK m.206/2-a ve m.217/2 esas alınır. [K2]

Telefon incelemesinde hesabın veya hattın kimin adına kayıtlı olduğu kadar fiilen kim tarafından kullanıldığı da önemlidir. Bir mesaj ekran görüntüsünün konuşmanın tamamını gösterip göstermediği, tarihlerin uyuşup uyuşmadığı ve incelemenin hukuki dayanağı araştırılır. Banka havalesinin açıklaması tek başına belirleyici olmayabilir. Harçlık, borç veya gerçek bir alışveriş iddiası varsa bunu destekleyen kayıtlar dosyaya sunulabilir. Uyuşturucu davasında WhatsApp, HTS ve telefon kayıtları hakkındaki açıklamalar bu ayrımı tamamlar.

Çocuğun bir yetişkin tarafından yönlendirildiği veya tehdit edildiği iddiası ayrıca araştırılmalıdır. Yaş farkı, bağımlılık ilişkisi, tehdit mesajları, kamera görüntüleri ve teslim talimatları önem taşıyabilir. Çocuk aynı olay örgüsü içinde hem şüpheli hem de başka bir suçun mağduru olabilir. Ancak yetişkin etkisinin varlığı, her dosyada ceza sorumluluğunu otomatik olarak kaldırmaz; baskının niteliği ve hukuki şartlar ayrıca değerlendirilir.

Sosyal inceleme raporu neden önemlidir?

Sosyal inceleme, çocuğun aile yapısını, eğitimini, çevresini, gelişimini ve destek ihtiyacını anlamaya yöneliktir. Bir uyuşturucu dosyasında yalnızca ele geçen maddenin incelenmesi yeterli olmayabilir. Çocuğun düzenli okula devam edip etmediği, bakımının kim tarafından sağlandığı, bağımlılık veya istismar riski bulunup bulunmadığı koruma ve yargılama kararlarını etkileyebilir.

2026 değişikliğiyle on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hâle gelmiştir. On beş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmıyorsa gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilmelidir. Ayrıca CMK m.174/1-e, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianame için iade sebebi öngörmektedir. Bu nedenle eski metinlerdeki genel ve sınırsız “rapor alınması tamamen takdiridir” anlatımı güncel değildir. [K4]

Sosyal inceleme raporu ile fiilin anlamını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine ilişkin uzman değerlendirmesi aynı belge olarak düşünülmemelidir. Özellikle on iki ile on beş yaş arasındaki çocuklarda ceza sorumluluğu bakımından gerekli incelemeler ayrıca yapılır. Ailenin sosyal incelemeye doğru bilgi vermesi, çocuğun ihtiyaçlarının gerçeğe uygun belirlenmesi açısından önemlidir.

Çocuk uyuşturucu nedeniyle tutuklanabilir mi?

Çocuk olmak tek başına bütün suçlar için tutuklamayı yasaklamaz. Ancak çocuklar bakımından özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlere son çare olarak başvurulması esastır. CMK m.100 ve m.101 kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı değerlendirilmelidir. Uyuşturucu ticaretinin katalog suçlar arasında bulunması otomatik tutuklama zorunluluğu yaratmaz. [K2, K3]

On beş yaşından küçük çocuklar için özel yasak

Çocuk Koruma Kanunu m.21 uyarınca, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiil nedeniyle tutuklama kararı verilemez. Burada yaş koşulu ve suçun kanuni ceza sınırı birlikte incelenir. Bu kuralı “On sekiz yaşından küçükler tutuklanamaz” şeklinde genişletmek yanlıştır.

TCK m.191/1’deki temel suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Dolayısıyla özel tutuklama yasağı değerlendirmesinde bu sınır önemlidir. Bununla birlikte nitelikli hâl veya farklı bir suç isnadı varsa aynı sonuç doğrudan kabul edilemez. Özellikle TCK m.188 isnadı ile m.191 isnadının ayrımı bu aşamada somut önem kazanır. [K1, K3]

Adli kontrol, itiraz ve tahliye talebi

Çocuk Koruma Kanunu m.20, CMK m.109’daki yükümlülüklerin yanında belirli yerlere gitmeme veya kişilerle ilişki kurmama gibi çocuklara özgü adli kontrol imkânları sağlar. Kanun, bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumlarını tutuklama bakımından ayrıca düzenler. Her dosyada önce aynı tedbirin fiilen denenmesi gerektiği söylenemese de neden yetersiz kalacağının somutlaştırılması gerekir.

Tahliye talebinde yalnızca çocuğun öğrenci olduğunun belirtilmesiyle yetinilmemelidir. Sabit ikamet, bakım düzeni, eğitime devam planı, tedavi ihtiyacı, delillerin toplanmış olması ve belirlenen kişilerle temasın önlenebilmesi birlikte sunulabilir. Uyuşturucu ticareti suçunda tutuklama ve tahliye şartları çocuklara özgü güvencelerle birlikte değerlendirilmelidir. Başvuru yolu ve süresi, verilen kararın türüne ve bildirim tarihine göre ayrıca kontrol edilmelidir.

Kullanım dosyasında denetimli serbestlik ve tedavi

TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik mekanizması bulunur. Kanundaki şartlar çerçevesinde beş yıllık erteleme kararı gündeme gelir. Ancak çocuğun yaşı, ceza sorumluluğu, önceki işlemleri ve isnadın gerçekten m.191 kapsamında olup olmadığı incelenmeden “Kesinlikle dava açılmaz” denilemez. Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuk hakkındaki güvenlik ve koruma tedbirleriyle bu süreç birbirine karıştırılmamalıdır. [K1]

Verilen kararın tebliği, başvuru yükümlülükleri ve tedavi planı aile tarafından dikkatle takip edilmelidir. Denetimli serbestlik kararı, “Dosya kapandı, artık hiçbir şey yapmaya gerek yok” anlamına gelmez. Çocuğun okulu, ulaşımı veya sağlık durumu nedeniyle bir yükümlülüğü yerine getirememe ihtimali varsa bunun belgelendirilerek ilgili makama zamanında bildirilmesi gerekir.

Çocuk Koruma Kanunu’ndaki sağlık ve destek tedbirleri de ayrıca önemlidir. 2026 yılında eklenen m.5/A, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından bağımlılığın tedavi ve rehabilitasyonuna yönelik yönlendirme tedbirlerini içerir. M.9’a eklenen hükümler ise belirli sağlık sorunları veya bağımlılık nedeniyle kendisi ya da başkaları bakımından ciddi tehlike oluşturan çocuklarda uzman hekim, sağlık kurulu ve hâkim değerlendirmesini içeren acil korunma sürecini düzenler. Ailenin talebi tek başına sınırsız zorunlu yatış yetkisi doğurmaz. [K4]

Görevli mahkeme, gizlilik, uzlaştırma ve zamanaşımı

Çocuk hakkında dava açılması durumunda görevli mahkeme isnada göre belirlenir. Genel görev ayrımı içinde TCK m.191 kapsamındaki davalar çocuk mahkemesinde, TCK m.188 kapsamındaki davalar çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür. İlgili yerde bu mahkemelerin bulunmaması, yetişkinlerle bağlantılı dosyalar ve kanuni birleştirme şartları ayrıca değerlendirilir. Çocuğun yetişkinlerle aynı olayda bulunması, çocuklara özgü bütün güvencelerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. [K3]

CMK m.185, sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasını ve hükmün kapalı duruşmada açıklanmasını düzenler. Çocuğun kimliğinin korunması da Çocuk Koruma Kanunu’nun temel ilkelerindendir. Buna karşılık gizlilik, yetkili kurumlara kanunen yapılması gereken bildirimleri engellemez. 2026 değişikliğiyle çocuk hakkında kamu davası açıldığında gerekli idari tedbirler için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirim düzenlenmiştir. Bu bildirim, otomatik mahkûmiyet veya otomatik okuldan çıkarma kararı değildir. [K2, K4]

Uyuşturucu kullanma ve uyuşturucu ticareti suçları bakımından uzlaştırma yoluyla dosyanın kapatılması söz konusu değildir. Başka bir kişiyle anlaşılması veya şikâyetçinin vazgeçmesi, bu suçlar yönünden soruşturmayı kendiliğinden bitirmez. Çocuklara ilişkin uzlaştırma hükümlerinin kapsamı, her uyuşturucu suçunu içine alacak biçimde geniş yorumlanmamalıdır.

Zamanaşımı ise yaşa, suçun niteliğine ve kanuni ceza sınırına göre hesaplanır. TCK m.66/2 uyarınca fiil tarihinde on iki ile on beş yaş arasında olanlarda ilgili sürenin yarısı, on beş ile on sekiz yaş arasında olanlarda üçte ikisi dikkate alınır. Kesilme ve durma sebepleri ayrıca değerlendirilir. Dosyanın birkaç yıl sürmesi tek başına zamanaşımı oluştuğu anlamına gelmez. [K1]

İki karşılaştırmalı örnek

Karşılaştırmalı örnek 1: Aynı yaş, farklı isnat

Birinci durum: On dört yaşındaki çocuğun kendi kullanımı için madde bulundurduğu ileri sürülmektedir. Dosya yalnızca TCK m.191/1 kapsamındadır. Bu durumda ceza sorumluluğu incelemesi, zorunlu sosyal inceleme ve Çocuk Koruma Kanunu m.21’deki tutuklama yasağı birlikte değerlendirilir. Çocuğun korunma ve tedavi ihtiyacı da araştırılır.

İkinci durum: Aynı yaştaki başka bir çocuk hakkında, uyuşturucuyu yetişkinin talimatıyla farklı kişilere teslim ettiği iddiasını destekleyen mesajlar ve görüntüler bulunmaktadır. İsnat m.188 kapsamındaysa, m.191/1 için yapılan tutuklama yasağı değerlendirmesi aynen taşınamaz. Yine de delillerin çocuğa aidiyeti, baskı iddiası, ceza sorumluluğu, sosyal inceleme ve adli kontrol seçenekleri ayrı ayrı incelenir.

Karşılaştırmanın sonucu: Yaş aynı olsa bile isnadın hukuki niteliği farklı sonuçlar doğurabilir. Ancak ağır bir suç adı yazılması, delil incelemesini ve çocuklara özgü güvenceleri gereksiz kılmaz.

Karşılaştırmalı örnek 2: Aynı buluntu, farklı bilgi ve kontrol

Birinci durum: On altı yaşındaki çocuğun çantasında uyuşturucu bulunmuştur. Çantayı kendisinin hazırladığına, paketin içeriğini bildiğine ve teslim görüşmelerini yaptığına ilişkin birbirini destekleyen kayıtlar vardır. Savunmada yalnızca “Çanta benim ama madde benim değil” denilmesi, bu kayıtların açıklanması ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

İkinci durum: Aynı yaştaki çocuk, arkadaşının çantasını kısa süre taşımıştır. Kamera görüntüsü çantanın hemen önce başkasından teslim alındığını göstermekte; iletişim incelemesi ise teslim veya satış bağlantısı ortaya koymamaktadır. Bu durumda çocuğun içerikten haberdar olup olmadığı ve madde üzerinde bilinçli hâkimiyet kurup kurmadığı özellikle araştırılır.

Karşılaştırmanın sonucu: Fiziksel yakınlık ve kısa süreli taşıma, bilme unsuruyla aynı değildir. Her iki durumda da hukuka uygun elde edilmiş bütün deliller değerlendirilir; hiçbir senaryo tek başına beraat veya mahkûmiyet garantisi oluşturmaz. Bu örnekler varsayımsaldır.

Sık sorulan sorular

1. Çocuğum ilk kez uyuşturucuyla yakalandı, kesin serbest bırakılır mı?

Hayır. İlk kez işlem görmesi önemli olabilir ancak tek başına sonucu belirlemez. Yaş, isnadın m.188 veya m.191 kapsamında olması, deliller ve tutuklama koşulları değerlendirilir. Kullanım dosyasındaki özel erteleme mekanizması, ticaret isnadına otomatik uygulanmaz.

2. On yedi yaşındaki çocuk avukatsız ifade verebilir mi?

Çocuğun müdafii yoksa CMK m.150/2 gereğince istem aranmadan müdafi görevlendirilir. Ailenin veya çocuğun avukat istememesi bu güvenceyi kaldırmaz. İfade işlemi çocuklara özgü soruşturma kurallarına uygun yürütülmelidir.

3. Anne veya babanın gelmesi için işlem mutlaka bekletilir mi?

Ailenin bilgilendirilmesi ve çocuğun yanında yakınının bulunmasına imkân sağlanması kanuni güvencelerdir. Ancak her işlemin velinin gelişine kadar mutlaka duracağı söylenemez. İşlemin niteliği ve çocuğun güvenliği değerlendirilirken zorunlu müdafi yardımından vazgeçilemez.

4. On dört yaşındaki çocuk uyuşturucu ticaretinden tutuklanabilir mi?

Çocuk Koruma Kanunu m.21’deki yasak, on beş yaşından küçük olmanın yanında fiilin ceza üst sınırının beş yılı aşmamasını da arar. TCK m.188 isnadında bu özel yasak aynı şekilde uygulanmaz. Buna rağmen tutuklama koşulları ve son çare ilkesi ayrıca incelenir.

5. Uyuşturucu testi pozitif çıkan çocuk satıcı sayılır mı?

Pozitif test, tek başına satış veya başkasına teslim fiilini göstermez. Numunenin alınması, incelemenin güvenilirliği ve sonuçların olayla bağlantısı değerlendirilir. Ticaret isnadı için ileri sürülen fiil ve diğer deliller ayrıca incelenmelidir.

6. Çocuk “Arkadaşıma ücretsiz verdim” derse suç oluşmaz mı?

Uyuşturucuyu başkasına verme bakımından para alınması her durumda zorunlu unsur değildir. Bununla birlikte neyin, hangi koşullarda verildiği ve anlatımın delillerle desteklenip desteklenmediği araştırılır. Çocuğun yaşı ve ceza sorumluluğu da ayrıca değerlendirilir.

7. Sosyal inceleme raporu bütün çocuklar için zorunlu mu?

Güncel düzenleme, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal incelemeyi zorunlu kılar. On beş yaşını doldurmuş çocuk hakkında inceleme yaptırılmıyorsa gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir. Bu rapor, diğer gerekli uzman değerlendirmelerinin yerine otomatik olarak geçmez.

8. Aile çocuğun uyuşturucu suçundan cezalandırılır mı?

Ceza sorumluluğu şahsidir. Sırf anne veya baba olmak nedeniyle çocuğun fiilinin cezası aileye verilemez. Ancak ebeveynin kendi somut davranışı ayrı bir suç veya tedbir ihlali oluşturuyorsa kendi sorumluluğu değerlendirilebilir. Çocuk hakkında verilen tedbirlerin gerekleri de takip edilmelidir.

9. Çocukla birlikte yakalanan yetişkinle dava mutlaka aynı görülür mü?

Hayır. Çocuklar ve yetişkinler bakımından soruşturma ve kovuşturmanın ayrı yürütülmesi esastır. Kanundaki şartlar gerçekleşirse birleştirme gündeme gelebilir. Aynı olayda bulunmak, tek başına ortak yargılamayı zorunlu kılmaz.

10. Avukata ilk görüşmede hangi belgeleri götürmeliyiz?

Varsa yakalama, arama ve ifade tutanakları; savcılık veya hâkimlik kararları; tebligatlar; doğum tarihini gösteren belge; sağlık kayıtları ve olayın kısa zaman çizelgesi götürülebilir. Henüz belge alınamamışsa işlemi yapan birim ve soruşturma numarası da başlangıç için önemlidir.

Dosyanın çocuklara özgü güvencelerle değerlendirilmesi

Çocuğun uyuşturucu nedeniyle yakalanması hâlinde savunmanın yalnızca ceza miktarına odaklanması eksik kalır. İsnadın doğru belirlenmesi, ifade işleminin usule uygun yapılması, sosyal inceleme yükümlülüğünün yerine getirilmesi, kaybolabilecek delillerin korunması ve çocuğun sağlık ihtiyacının değerlendirilmesi birlikte yürütülmelidir. Aileden alınan bilgiler, resmî dosya içeriğiyle karşılaştırılarak kullanılmalıdır.

Somut dosyada ceza hukuku kapsamında avukat desteği, tutanakların ve kararların incelenmesiyle hangi başvurunun öncelikli olduğunu belirlemeye yardımcı olur. Hukuki yardımın amacı sonucu önceden garanti etmek değil, çocuğun haklarının her aşamada korunmasını ve kararların dosyadaki gerçek verilere dayanmasını sağlamaktır.

Hukuki bilgilendirme: Bu makale genel bilgilendirme amacı taşır. Çocuğun doğum tarihi, iddia edilen fiilin tarihi, arama ve ifade tutanakları, uzman raporları, önceki kararlar ve tebligatlar incelenmeden somut dosya hakkında kesin değerlendirme yapılamaz. Her başvuru, ilgili kararın türü ve kanuni süresi dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

Resmî kaynaklar

KodKaynak ve kullanılan hükümler
K15237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı: m.7, 20, 31, 66, 67, 188 ve 191.
K25271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Adalet Bakanlığı: m.100, 101, 109, 147, 150, 153, 174, 185, 206, 217 ve 253.
K35395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, TBMM ilk kabul metni: özellikle m.3, 4, 15–22, 26, 30 ve 31. İlk kabul metni tek başına güncel konsolide metin değildir; değişen hükümler sonraki düzenlemelerle birlikte ele alınmıştır.
K47593 sayılı Kanun, TBMM kabul metni: özellikle m.2, 4, 9–15. TBMM yayımlanma bilgisi: 18 Ağustos 2026, Resmî Gazete sayı 33344.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut alacağın belgeleri, tarafların sıfatı ve güncel mevzuat incelenmeden kesin sonuç veya tahsil süresi söylenemez.
çocuğum uyuşturucuyla yakalandıçocuk ceza hukukuÇocuk Koruma Kanunuçocuk tutuklamasosyal incelemetck 188TCK 191uyuşturucu kullanmauyuşturucu ticaretizorunlu müdafilik
Önceki yazı
Müşterim Faturayı ve Cari Hesap Borcunu Ödemiyor: Alacağımı Nasıl Tahsil Ederim?
Sonraki yazı
Miras Payım Bağışlarla Azaltıldı: Saklı Pay ve Tenkis Davası