TCK 94 İşkence Suçu, Şartları ve Cezası

Avukat İltan Ekmekçioğlu, Uygulamada Sık Karşılaşılan Suçlar ve Yargılaması kitabı

TCK 94 işkence suçu, kamu görevlisinin görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kişiye insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal acıya, algılama ya da irade yeteneğinin etkilenmesine veya aşağılanmaya yol açan davranışlarda bulunmasını cezalandırır. Suç yalnız fiziksel şiddetle sınırlı değildir; ruhsal baskı, aşağılayıcı muamele ve temel ihtiyaçlardan sistematik biçimde yoksun bırakma da koşulları varsa bu kapsamda değerlendirilebilir.

Failin kamu görevlisi olması tek başına yeterli değildir. Fiilin görevle bağlantısı, görevin sağladığı yetki veya nüfuzun kötüye kullanılması, davranışların yoğunluğu, süresi ve mağdur üzerindeki etkisi birlikte belirlenmelidir. Görevle ilgisiz özel davranışlar ise olayın özelliklerine göre başka suçları oluşturabilir.

TCK 94 Güncel Madde Metni

İşkence

Madde 94- (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

(6) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.

Metin 22 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat üzerinden kontrol edilmiştir. Kadına karşı işlenme hâlinde temel cezanın alt sınırını beş yıl olarak belirleyen cümle 7406 sayılı Kanunla eklenmiştir. Yasama süreci tamamlanmamış öneriler yürürlükteki metne dâhil edilmemiştir.

Madde Gerekçesi

MADDE 94.– Madde metninde işkence suçu tanımlanmıştır.
Türkiye, taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerde işkencenin yasak olduğunu kabul ederek, işkencenin önlenmesiyle ilgili gerekli tedbirleri alma konusunda taahhüt altına girmiştir.
Türkiye’nin üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 10 Aralık 1948 tarihinde ilan edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin 5 inci maddesine göre; «Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tâbi tutulamaz.»
Bu uluslararası metinlerden 4 Kasım 1950 tarihli “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme”nin 3 üncü maddesine göre; «Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tâbi tutulamaz.»
10 Şubat 1984 tarihli “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nin 1 inci maddesinde işkence kavramı tanımlanmış ve kapsamı belirlenmiştir. Buna göre;
«“İşkence” terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla, bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayırım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevî ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızi olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez.» (f. 1)
«Bu madde, konu hakkında daha geniş uygulama hükümleri ihtiva eden herhangi uluslararası bir belge veya millî mevzuata halel getirmez.» (f. 2)
Sözleşmenin 2 nci maddesinde, hiçbir hâl ve şartta işkencenin meşru ve mazur gösterilemeyeceği hüküm altına alınmıştır:
«Hiç bir istisnai durum, ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dahili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.» (f. 2)
«Bir üst görevlinin veya bir kamu merciinin emri, işkencenin haklılığına gerekçe kabul edilemez.» (f. 3)
Sözleşmenin 4 üncü maddesinde taraf devletlere işkence fiillerinin suç olarak tanımlanması yönünde bir yükümlülük getirilmiştir:
«Her Taraf Devlet, tüm işkence fiillerinin kendi ceza kanununa göre suç olmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde, işkence yapmaya teşebbüs ve işkenceye iştirak veya suç ortaklığı yapan şahsın fiili suç sayılacaktır.» (f. 1)
İşkence ile ilgili olarak bu Sözleşmede taraf devletlere yüklenen yükümlülüklerin “işkence derecesine varmayan diğer zalimane, gayriinsani veya küçültücü muamele veya ceza gibi fiiller” açısından da geçerli olduğu kabul edilmiştir (madde 16).
Türkiye, ayrıca, 26 Kasım 1987 tarihli “İşkencenin ve Gayriinsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi”ni onaylamıştır.
Bu milletlerarası yükümlülüklere paralel olarak Anayasada da işkencenin yasak olduğu kabul edilmiştir:
«Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.» (madde 17, fıkra 3).
«Hiç kimse kendisini … suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.» (madde 38, fıkra 5).
Bu taahhütler karşısında ve özellikle insan haysiyetinin tecavüzlerden korunması için, işkence teşkil eden fiillerin cezasız kalmaması gerekmektedir. Bu düşüncelerle, işkence fiilleri bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.
İşkence suçu ile korunan hukukî değer, karma bir nitelik taşımaktadır. İşkence teşkil eden fiiller, bir yandan buna maruz kalan kişilerin vücut dokunulmazlığına ve onuruna saldırı niteliği taşımakta, beden ve ruh sağlığını bozmaktadır. Diğer yandan, işkenceye maruz kalan kişi, irade serbestisi bertaraf edildiği için ve hatta, algılama yeteneği etkilendiği için, duyduğu acı ve elemin etkisiyle gerçek dışı bazı açıklama ve kabullenmelerde bulunabilir. Bu nedenle, belli bir suça ilişkin ikrar veya sair delil elde etmek için başvurulan işkence, gerçeğin ortaya çıkarılmasına ve adaletin gerçekleşmesine engel olucu bir etki de doğurabilir. Böylece işkencenin ayrı bir suç olarak ceza yaptırım altına alınması, ceza muhakemesinin maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik amacının gerçekleştirilmesine de hizmet eder.
İşkence olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. İşkence teşkil eden fiiller, aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.
Madde metninde, işkence suçunun mağduru, sadece suç şüphesi altında olan kişi ile sınırlı tutulmamıştır. Tanık ve hatta bir kamu görevlisi de bu suçun mağduru olabilir.
Bu suçun faili bir kamu görevlisi olabilir. İşkence, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmektedir. Ancak, suçun işlenişine kamu görevlisinin yanı sıra diğer kişiler de iştirak etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda, kamu görevlisi olmayan kişilerin sadece bu nedenle yardım eden olarak sorumlu tutulmalarının önüne geçebilmek amacıyla, maddenin dördüncü fıkrasına bir hüküm konulmuştur. Buna göre, bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de, kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklardır.
Maddenin ikinci fıkrasında, işkence suçunun nitelikli unsurları belirlenmiştir. Bu unsurlara ilişkin açıklama için, kasten yaralama suçunun gerekçesine bakılmalıdır.
Üçüncü fıkraya göre, fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Dikkat edilmelidir ki, bu hükmün uygulanabilmesi için, mağdur üzerinde gerçekleştirilen fiillerin cinsel saldırı boyutuna ulaşmamış olması gerekir. Aksi takdirde, işkence suçunun yanı sıra, ayrıca cinsel saldırı suçundan dolayı da cezaya hükmetmek gerekecektir.
İşkence suçunun işlenişine kamu görevlisi olmayan kişiler de iştirak edebilir. Dördüncü fıkra hükmüne göre, bu durumda kamu görevlisi olmayan kişilerin de kamu görevlisi gibi sorumlu tutulmaları gerekecektir.
İşkence suçu, çoğu zaman, amir mevkiindeki kamu görevlilerinin zımni muvafakatiyle gerçekleştirilmektedir. Başka bir deyişle, amir konumundaki kamu görevlisi, kendi gözetim yükümlülüğü altında yürütülmekte olan bir soruşturma işlemi sırasında kişilere işkence yapıldığını öngörmesine rağmen bu konuda gerekli müdahalede bulunmamak suretiyle işkence yapılmasına zımnen rıza göstermiş olabilir. Maddenin beşinci fıkrasına göre; bu gibi durumlarda, amir konumundaki kamu görevlisi, ihmali davranışla işkence suçunu işlemiş kabul edilecek ve bu nedenle cezasında indirim yapılmaksızın sorumlu tutulacaktır.

Korunan Hukuki Değer

Başlıca korunan değer insan onurudur. Kişinin beden ve ruh bütünlüğü, irade özgürlüğü, yaşam hakkı ve kamu gücüne duyulan güven de korunur. Düzenleme, kamu görevlilerinin yetkilerini hukuka ve temel haklara bağlı biçimde kullanmasını güvence altına alır.

Suçun Konusu

Suçun konusu mağdurun fiziksel ve ruhsal varlığıdır. İşkence, yalnız vücutta iz bırakan eylemlerden ibaret değildir. Korkutma, aşağılanma, uykusuz bırakma, duyusal yoksunluk, tehdit ve uzun süreli ruhsal baskı da somut olayın bütünü içinde suçun konusuna yönelik saldırı oluşturabilir.

Fail

TCK 94 özgü suçtur; temel şeklin faili kamu görevlisidir. Kamu görevlisi kavramı yalnız memurları değil, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya başka bir suretle sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan kişileri kapsar.

Kamu görevlisi olmayan kişinin işkence fiiline katılması hâlinde dördüncü fıkra özel bir düzenleme getirir ve bu kişi kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Failin resmî unvanından çok, kamusal görevi ve fiille görev arasındaki bağlantı araştırılmalıdır.

Mağdur

Mağdur herhangi bir gerçek kişi olabilir. Kişinin gözaltında, ceza infaz kurumunda veya kamu kurumu içinde bulunması zorunlu değildir. Kamu görevlisinin görev nüfuzunu kullanabildiği başka bir ortamda da suç oluşabilir.

Mağdurun çocuk, kendisini savunamayacak kişi veya gebe kadın olması ikinci fıkradaki nitelikli hâli oluşturur. Avukata veya başka bir kamu görevlisine görevi nedeniyle yöneltilen fiiller de aynı fıkra kapsamında daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.

Maddi Unsur: İnsan Onuruyla Bağdaşmayan Davranış

Davranışın insan onuruyla bağdaşmaması ve mağdurun bedensel veya ruhsal acı çekmesine, algılama ya da irade yeteneğinin etkilenmesine veya aşağılanmasına yol açacak nitelikte olması gerekir. Fiilin yönteminden çok, ağırlığı, süresi, tekrarı, ortamı ve mağdur üzerindeki birleşik etkisi önemlidir.

Her hukuka aykırı güç kullanımı işkence değildir. Kısa süreli ve sınırlı bir eylem yaralama, tehdit, hakaret veya görevi kötüye kullanma niteliğinde kalabilir. Buna karşılık farklı davranışların aynı amaç ve süreç içinde mağduru fiziksel veya ruhsal yönden çökertmesi TCK 94 kapsamında değerlendirilebilir.

Sistematiklik, Süreklilik ve Yoğunluk

İşkence çoğunlukla belirli bir zaman dilimine yayılan sistematik davranışlarla gerçekleşir. Ancak sistematiklik yalnız hareket sayısıyla ölçülmez. Fiillerin planlılığı, aynı baskı sürecinin parçaları olması, güç dengesizliği ve mağdur üzerindeki birikimli etki birlikte değerlendirilir.

Tek bir hareket olağanüstü yoğunluğu nedeniyle kanundaki sonuçları doğurmaya elverişli olabilir. Bu nedenle sırf kısa sürmesi suç ihtimalini ortadan kaldırmaz; nitelendirme olayın bütün özelliklerine göre yapılmalıdır.

Hareket ve Netice

Suç serbest hareketlidir; kanun belirli bir araç veya yöntem aramaz. Fiziksel müdahale, zorlayıcı pozisyonda tutma, temel ihtiyaçları engelleme, yoğun tehdit, aşağılama veya ruhsal baskı fiilin parçası olabilir.

TCK 94’ün temel şekli bakımından kalıcı bedensel zarar şart değildir. Davranışların kanunda belirtilen acı, irade etkilenmesi veya aşağılanma sonucuna elverişli olması ve somut olayda bu nitelikte gerçekleşmesi yeterlidir. Organ kaybı, kemik kırığı veya ölüm gibi ağır sonuçlar ortaya çıkarsa TCK 95 işkencenin ağırlaşmış neticeleri ayrıca uygulanır.

Manevi Unsur

Suç kasten işlenir. Failin davranışlarının insan onuruyla bağdaşmadığını ve mağdurda kanunda belirtilen etkileri doğurabilecek nitelikte olduğunu bilerek hareket etmesi gerekir. Kanunda ayrıca özel bir saik aranmaz.

Ağır netice ortaya çıkmışsa bu sonuç bakımından en az taksir düzeyinde kusur aranır. Failin kastı ağır sonucu da kapsıyorsa diğer suçlarla ilişki ayrıca değerlendirilir.

İhmali Davranışla İşkence

İşkence ihmali davranışla da işlenebilir. Müdahale ve koruma yükümlülüğü bulunan kamu görevlisinin, gerçekleşen fiilleri bilmesine ve engelleme imkânına rağmen bilinçli biçimde hareketsiz kalması somut koşullara göre sorumluluk doğurabilir.

Beşinci fıkra, suçun ihmali davranışla işlenmesi nedeniyle cezada indirim yapılmayacağını açıkça belirtir. Ancak kişinin hukuki yükümlülüğü, fiili bilmesi ve müdahale imkânı somut delillerle belirlenmelidir.

Hukuka Uygunluk ve Rıza

İşkence yasağı mutlak niteliktedir. Üstün emri, disiplin, güvenlik, kamu düzeni, bilgi edinme veya suçla mücadele gerekçesi işkenceyi hukuka uygun hâle getirmez. Mağdurun rızası da insan onuruna ağır saldırı oluşturan bu fiiller bakımından geçerli değildir.

Kolluk gücünün kanuni ve ölçülü kullanımı ile işkence birbirinden ayrılmalıdır. Gücün gerekliliği, amaçla orantısı, devam süresi ve kişi kontrol altına alındıktan sonra sürdürülüp sürdürülmediği bu ayrımda önem taşır.

Hata

Failin mağdurun yaşı, gebeliği, savunmasızlığı veya avukatlık ya da kamu göreviyle ilgili durumu hakkında hatası nitelikli hâlin uygulanmasını etkileyebilir. Hatanın kaçınılmaz olup olmadığı ve failin erişebildiği bilgiler olayın şartlarına göre incelenir.

Teşebbüs

Fail icra hareketlerine doğrudan başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle davranışları suçun aradığı yoğunluk ve etkiye ulaştıramamışsa teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Tamamlanan hareketlerin başka suç oluşturması hâlinde bunların hukuki sonucu ayrıca belirlenir.

İştirak

Birden fazla kişinin ortak irade ve fiil hâkimiyetiyle hareket etmesi müşterek faillik oluşturabilir. Fiilleri planlayan, emir veren veya bilinçli biçimde kolaylaştıran kişinin katkısı azmettirme ya da yardım etme hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.

Dördüncü fıkra nedeniyle kamu görevlisi olmayan katılan da kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Aynı yerde bulunmak veya kurumsal hiyerarşide üst konumda olmak tek başına yeterli değildir; kişinin bilgisi, katkısı ve kastı somutlaştırılmalıdır.

İçtima ve Benzer Suçlardan Ayrım

İşkence sürecinde yaralama, tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma veya cinsel dokunulmazlığa saldırı niteliğinde hareketler bulunabilir. Hangi fiilin işkence suçunun içinde kaldığı ve hangisinin bağımsız korunan değer nedeniyle ayrıca değerlendirilmesi gerektiği somut olayın bütününe göre belirlenir.

Failin kamu görevlisi olmadığı veya kamu görevlisinin davranışının göreviyle bağlantı taşımadığı sistematik kötü muameleler, koşulları varsa TCK 96 eziyet suçu kapsamında incelenir. Tek ve anlık fiziksel saldırılarda ise yaralama hükümleri farklı unsurlara sahiptir.

Nitelikli Hâller

Suçun çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye ya da gebe kadına karşı işlenmesi hâlinde ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir. Savunmasızlık, mağdurun saldırıya karşı koyma veya yardım isteme imkânı üzerinden belirlenir.

Avukata veya başka bir kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenme de aynı ceza aralığına tabidir. Mağdurun mesleki sıfatı yeterli değildir; fiilin görevi dolayısıyla yöneltilmiş olması gerekir.

Cinsel Yönden Taciz Şeklinde İşlenme

Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Cinsel davranışın niteliğine göre başka suçların oluşup oluşmadığı ve bunların işkence suçuyla ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Suçun Kadına Karşı İşlenmesi

Temel suçun cezası üç yıldan on iki yıla kadar hapistir. Mağdur kadınsa temel şeklin alt sınırı beş yıldan az olamaz. Mağdur aynı zamanda ikinci fıkradaki gruplardan birindeyse sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis öngören özel hüküm uygulanır.

Yaptırım

  • Temel şekil: üç yıldan on iki yıla kadar hapis.
  • Kadına karşı temel şekil: cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
  • İkinci fıkradaki nitelikli hâller: sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis.
  • Cinsel yönden taciz şeklinde işlenme: on yıldan on beş yıla kadar hapis.
  • Ağır netice meydana gelirse TCK 95’teki özel yaptırımlar uygulanır.

Şikâyet, Uzlaştırma ve Önödeme

İşkence suçu şikâyete bağlı değildir; süreç resen yürütülür. Şikâyetten vazgeçme dosyayı kendiliğinden sona erdirmez. Suç uzlaştırma kapsamında değildir ve önödeme hükümleri uygulanmaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK 94 kapsamındaki suçlarda görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak fiilin işlendiği yer mahkemesidir. Davranışların farklı yerlerde sürmesi hâlinde bağlantı ve yetki kuralları birlikte değerlendirilir.

Zamanaşımı

TCK 94’ün altıncı fıkrası açık biçimde bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemeyeceğini düzenler. Bu özel hüküm temel, nitelikli ve ağır neticeli işkence biçimleri bakımından dikkate alınır.

Deliller

  • Yakalama, gözaltı, kabul, sevk ve çıkış kayıtları
  • Sağlık muayeneleri, epikrizler ve psikolojik değerlendirmeler
  • Kamera görüntüleri, görev çizelgeleri ve vardiya kayıtları
  • Telsiz, telefon, mesaj ve diğer dijital iletişim verileri
  • Tanık anlatımları ve kurum içi yazışmalar
  • Nezarethane veya kurum kullanım kayıtları
  • Fiillerin tarihini ve tekrarını gösteren kronolojik belgeler

Deliller gecikmeden korunmalı; özellikle görüntü, dijital kayıt ve sağlık belgelerinin bütünlüğü güvence altına alınmalıdır. Fiziksel iz bulunmaması, ruhsal etkiler ile diğer deliller araştırılmadan suçun oluşmadığı sonucuna götürmez. Ceza infaz kurumundaki olaylar bakımından cezaevinde kötü muamele başvuruları yazısında sağlık ve kamera kayıtları ayrıca ele alınmaktadır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

  • Kamu görevlisi sıfatını tek başına yeterli saymak
  • Fiil ile görevin sağladığı nüfuz arasındaki bağlantıyı açıklamamak
  • Davranışları birbirinden kopuk değerlendirmek
  • Ruhsal işkence için mutlaka fiziksel iz aramak
  • Ölçülü güç kullanımı ile insan onuruna aykırı muameleyi ayırmamak
  • İhmali davranışta hukuki müdahale yükümlülüğünü belirlememek
  • Katılan her kişinin fiil ve kastını ayrı incelememek
  • Ağır netice meydana geldiğinde TCK 95 değerlendirmesini atlamak

Somut Olay Kontrol Listesi

  1. Fail kamu görevlisi sayılıyor mu?
  2. Fiil görevle ve görevin sağladığı nüfuzla bağlantılı mı?
  3. Davranış insan onuruyla bağdaşmayan ağırlıkta mı?
  4. Bedensel veya ruhsal acı, irade etkilenmesi ya da aşağılanma mevcut mu?
  5. Fiiller bir süreç veya sistematik bütünlük gösteriyor mu?
  6. Fail kasten mi hareket etti?
  7. Mağdur çocuk, gebe veya savunamayacak durumda mı?
  8. Avukat ya da kamu görevlisi mağdurun göreviyle bağlantı var mı?
  9. Fiil cinsel yönden taciz niteliğinde mi?
  10. İhmali davranış varsa müdahale yükümlülüğü ve imkânı mevcut mu?
  11. Ağır netice meydana gelmişse TCK 95 şartları oluştu mu?
  12. Dijital, tıbbi ve kurumsal kayıtlar korundu mu?

Sık Sorulan Sorular

TCK 94 işkence suçunun faili kim olabilir?

Temel suçun faili kamu görevlisidir. Kamu görevlisi olmayan katılanlar ise dördüncü fıkra uyarınca kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

İşkence için fiziksel iz bulunması şart mıdır?

Hayır. Ruhsal acı, irade yeteneğinin etkilenmesi veya aşağılanma da suçun sonuçları arasındadır. Deliller olayın bütünü içinde değerlendirilir.

Tek bir davranış işkence suçu oluşturabilir mi?

Davranışların çoğu zaman sistematik bir süreç oluşturması önemlidir. Ancak tek hareketin olağanüstü yoğunluğu ve mağdur üzerindeki etkisi nedeniyle her olay kendi koşullarıyla incelenmelidir.

İşkence suçu ihmali davranışla işlenebilir mi?

Evet. Hukuki müdahale yükümlülüğü bulunan kamu görevlisinin fiilleri bilmesine ve engelleme imkânına rağmen bilinçli biçimde hareketsiz kalması sorumluluk doğurabilir; bu nedenle indirim yapılmaz.

Kadına karşı işkencenin cezası nedir?

Temel ceza üç yıldan on iki yıla kadar hapistir; mağdur kadınsa alt sınır beş yıldan az olamaz. Başka bir nitelikli hâl varsa ilgili özel ceza uygulanır.

İşkence suçu şikâyete bağlı mıdır?

Hayır. Süreç resen yürütülür ve şikâyetten vazgeçme dosyayı kendiliğinden sona erdirmez.

İşkence suçunda zamanaşımı var mıdır?

Hayır. TCK 94’ün altıncı fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.

Sonuç

TCK 94 işkence suçu bakımından failin kamu görevlisi olması, görev nüfuzunun kötüye kullanılması ve davranışların insan onuruyla bağdaşmayan ağırlıkta bulunması birlikte aranır. Fiziksel ve ruhsal etkiler, fiillerin sürekliliği, mağdurun özellikleri, ihmali davranış, katılanların katkısı ve ağır netice ihtimali somut delillerle ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Av. iltan Ekmekçioğlu

Avukat İltan Ekmekçioğlu logosu

Kolluk görevlisi hakkında işkence iddiası bulunduğunda Cumhuriyet savcısının soruşturmayı bizzat ve öncelikle yürütmesine ilişkin usul CMK Ek Madde 1 kapsamında düzenlenir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın suç tarihi, delilleri ve usulî durumu değerlendirilmeden hukuki görüş yerine kullanılamaz.

İşkence SuçuTCK 94
Önceki yazı
TCK 95 İşkencenin Ağırlaşmış Neticeleri ve Cezası
Sonraki yazı
TCK 93 Organ veya Doku Ticaretinde Etkin Pişmanlık
TCK 94 işkence suçu için insan onuru ve kamu sorumluluğunu simgeleyen aydınlık koridor

İlgili Yazılar

Ekim 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031