Acentelik Sözleşmem Feshedildi: Portföy Tazminatı Alabilir miyim?
Acentelik sözleşmeniz feshinde, kazandırdığınız müşterilerden şirket yararlanmaya devam ediyorsa koşulları oluşan bir portföy tazminatı talebiniz bulunabilir. Türk Ticaret Kanunu bu talebi “denkleştirme istemi” olarak düzenler.
Ancak yıllarca acentelik yapmış olmak veya sözleşmenin şirket tarafından feshedilmesi tek başına tazminat için yeterli değildir. Müşterileri kimin kazandırdığı, şirketin sözleşme sonrasında elde edeceği menfaat, sizin kaybettiğiniz ücret hakkı ve sona ermenin nedeni birlikte incelenir.
Denkleştirme isteminin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle yalnız “görüşmeler devam ediyor” düşüncesiyle beklenmemeli; talep, muhatabı ve dayanağı açık biçimde kayıt altına alınmalıdır.
İlk aşamada fesih bildirimi, sözleşmenin bütün ekleri, müşteri kazanım kayıtları ve geçmiş komisyon dökümleri korunmalıdır. Karşı tarafın sistemlerine erişimin kapanması, alacağınızı ispatlamak için gerekli verilere ulaşmayı zorlaştırabilir.
Portföy Tazminatı Nedir?
Portföy tazminatı, acentenin oluşturduğu müşteri çevresinin sözleşme sona erdikten sonra da işletmeye ekonomik değer sağlamasıyla ilgilidir. Kanundaki adı denkleştirme istemidir; uygulamada müşteri tazminatı olarak da anılır.
Acente, sözleşme devam ederken kazandırdığı müşteriler üzerinden ücret elde edebilir. İlişki sona erdiğinde bu gelir imkânını kaybederken şirket aynı müşterilerle çalışmayı sürdürebilir. Kanun, belirli koşullarda bu dengesizliğin uygun bir ödemeyle giderilmesini öngörür.
Bu ödeme, geçmişte yapılan bütün masrafların iadesi veya kaybedilen bütün gelecek kazançların karşılığı değildir. Ödenmemiş komisyon, haksız fesih zararı ve denkleştirme ayrı hukuki taleplerdir.
Temel düzenleme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 122. maddesidir.
Önce Gerçekten Acente Olup Olmadığınız Belirlenmelidir
Sözleşmenin başlığında “acente”, “temsilci”, “bayi” veya “iş ortağı” yazması tek başına ilişkinin hukuki niteliğini belirlemez.
TTK m.102 kapsamında acente, işletmenin çalışanı gibi bağımlı bir konumda olmadan, belirli bir yer veya bölgede sürekli olarak ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere aracılık eden veya bunları işletme adına yapan bağımsız kişidir.
İşlemleri kimin adına yaptığınız, malın mülkiyetini üstlenip üstlenmediğiniz, kazancınızın komisyon mu yoksa alış ve satış fiyatı farkı mı olduğu önemlidir. Talimat ilişkisi, süreklilik ve ekonomik organizasyon da değerlendirilir.
Bir şirkette ücretli satış personeli olarak çalışmış olmak, aynı şirkete karşı otomatik olarak acentelikten doğan portföy tazminatı hakkı vermez. Çalışanın hakları iş ilişkisi çerçevesinde ayrıca incelenir.
Denkleştirme İsteminin Temel Şartları Nelerdir?
TTK m.122’deki değerlendirme üç temel unsur etrafında yapılır.
Birincisi, şirketin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde etmesidir. İkincisi, acentenin bu müşterilerle bağlantılı olarak ilişki devam etseydi elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesidir.
Üçüncüsü, olayın özellikleri dikkate alındığında ödeme yapılmasının hakkaniyete uygun olmasıdır. Müşterinin kazanılmasında markanın gücü, şirketin reklam faaliyetleri ve acentenin kişisel katkısı birlikte değerlendirilebilir.
Bu unsurlar birbirinin yerine geçmez. Yüksek satış rakamı tek başına yeterli olmadığı gibi, şirketin yeni acente ataması da eski acentenin mutlaka tazminat alacağını göstermez.
Şirketin Sözleşmeyi Feshetmesi Yeterli mi?
Hayır. Fesih işleminin varlığı ile denkleştirme şartlarının oluşması ayrı meselelerdir.
Şirket, acentenin kusuruna dayanan haklı bir nedenle sözleşmeyi feshetmişse TTK m.122/3’teki engel gündeme gelir. Bu nedenle fesih bildirimindeki gerekçe ve gerekçeyi destekleyen belgeler önemlidir.
Buna karşılık şirketin sözleşmeyi usulüne uygun biçimde sona erdirmiş olması, denkleştirme istemini her durumda ortadan kaldırmaz. Denkleştirme yalnız haksız feshe bağlı bir yaptırım değildir.
Dosyada hem “fesih haklı mı?” hem de “müşteri çevresinden sözleşme sonrasında kim yararlanıyor?” soruları cevaplanmalıdır. Bunların aynı soru gibi ele alınması, talebin eksik kurulmasına yol açabilir.
Sözleşmenin Süresi Dolduysa Tazminat İstenebilir mi?
Sözleşmenin belirli süreli olması ve sürenin sonunda bitmesi, denkleştirme ihtimalini tek başına ortadan kaldırmaz. Kanun, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonraki durumu esas alır.
Bununla birlikte sözleşmenin gerçekten sona erip ermediği belirlenmelidir. Belirli süreli acentelik sözleşmesinin süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde TTK m.121 uyarınca belirsiz süreli ilişki gündeme gelir.
Taraflar yeni sipariş almaya, komisyon ödemeye ve müşteri işlemlerini yürütmeye devam etmiş olabilir. Bu durumda yalnız sözleşmedeki son tarihe bakılarak bir yıllık sürenin başlangıcı hesaplanmamalıdır.
Fesih bildirimi, fiilî çalışma düzeni ve son işlemler birlikte değerlendirilmelidir.
Acentelik Sözleşmesini Ben Feshettiysem Ne Olur?
TTK m.122/3, şirketin feshi haklı gösterecek bir eylemi bulunmadan acentenin sözleşmeyi feshetmesi hâlinde denkleştirme istenemeyeceğini düzenler.
Dolayısıyla başka bir markayla çalışmak veya daha avantajlı bir ticari ilişkiye geçmek amacıyla ayrılmak, şirketin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle ayrılmakla aynı değildir.
Ödenmeyen komisyonlar, sözleşmeye aykırı müşteri yönlendirmeleri veya bölgesel hakların ihlali ileri sürülüyorsa bunlar belgelenmelidir. Her anlaşmazlık kendiliğinden haklı fesih sebebi oluşturmaz.
Ayrılma bildirimi gönderilmeden önce hukuki sebebin belirlenmesi önemlidir. Sonradan hazırlanmış genel açıklamalar, ayrılık tarihindeki yazışmalarla çelişirse ispat güçleşebilir.
Yeni Müşterileri Kazandırdığımı Nasıl Gösteririm?
Yalnız müşteri isimlerinden oluşan bir liste hazırlamak çoğu dosyada yeterli değildir. Her müşterinin ne zaman, hangi çalışma sonucunda ve hangi hacimde şirketle ilişki kurduğu gösterilmelidir.
İlk temas yazışmaları, teklif dosyaları, toplantı kayıtları, siparişler, sözleşmeler ve komisyon hesapları birlikte kullanılabilir. Müşterinin daha önce şirketin müşterisi olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Şirketin size hazır bir müşteri çevresi devretmesiyle, hiç çalışılmayan bir bölgede sizin yeni ilişkiler kurmanız aynı şekilde değerlendirilmez. Mevcut müşterilerdeki satış artışı ileri sürülüyorsa bu artışın kaynağı ayrıca açıklanmalıdır.
Hazırlanacak tabloda müşteri başlangıç tarihi, ilk işlem, sonraki satışlar ve sizin katkınızı gösteren belge ayrı sütunlarda yer almalıdır. Böylece genel bir emek iddiası, incelenebilir ticari verilere dönüşür.
Şirketin Müşterilerden Yararlanmaya Devam Etmesi Nasıl İspatlanır?
Denkleştirme açısından yalnız geçmiş faaliyet değil, sözleşme sonrasındaki ekonomik yarar da önemlidir.
Şirketin müşterilerle doğrudan çalışması, aynı müşterileri yeni acenteye aktarması veya kurulmuş satış düzeninden yararlanması inceleme konusu olabilir. Sipariş sıklığı, müşteri bağlılığı ve ilişkinin sürme ihtimali değerlendirilir.
Eski acentenin şirketin bütün güncel verilerine erişmesi beklenemez. Elindeki hukuka uygun kayıtlar sunulmalı; karşı tarafta bulunan ilgili belgelerin mahkeme aracılığıyla getirtilmesi istenmelidir.
Her müşterinin tek tek hiç değişmeden kalması gerektiği gibi mutlak bir yaklaşım da doğru değildir. Önemli menfaatin varlığı, müşteri çevresinin niteliği ve işin özellikleri üzerinden ortaya konulmalıdır.
Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Kanun, denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesini arar.
Başlangıç tarihi her zaman fesih yazısının düzenlendiği gün değildir. Bildirim ileride sonuç doğuracak şekilde yapılmışsa ilişkinin sona erdiği tarih farklı olabilir. Tarafların sözleşme sonrasında çalışmayı sürdürmesi de değerlendirmeyi etkileyebilir.
Bu nedenle bildirim tarihi, tebliğ tarihi, belirtilen sona erme tarihi ve fiilî uygulama ayrı kaydedilmelidir. Talebin hangi tarihte ve hangi muhataba yöneltildiği de belgelenmelidir.
Bir yıllık süre, beklenebilecek olağan bir hazırlık dönemi olarak görülmemelidir. Belgelerin toplanması, talebin açıklanması ve dava öncesi işlemler mümkün olduğunca erken başlatılmalıdır.
Bir Yıl İçinde Mutlaka Dava Açılması mı Gerekir?
TTK m.122/4’ün kullandığı ifade, istem hakkının bir yıl içinde “ileri sürülmesi”dir. Bu nedenle talebin karşı tarafa yöneltilmesi ile davanın açılması aynı işlem gibi sunulmamalıdır.
Bununla birlikte yalnız “haklarım saklıdır” şeklindeki belirsiz bir ifadenin yeterli olduğuna güvenilmemelidir. Denkleştirme istendiği, ilişkinin hangi tarihte sona erdiği ve talebin hangi müşteri çevresine dayandığı açıkça belirtilmelidir.
Talebin ispatlanabilir biçimde karşı tarafa ulaştırılması önemlidir. Dava açma süresi, zamanaşımı ve arabuluculuğun etkisi ise ayrıca değerlendirilmelidir.
Karşı tarafla pazarlık yapılması, sürelerin her durumda durduğu anlamına gelmez. Görüşmeler sürerken yazılı talep ve başvuru takvimi korunmalıdır.
Portföy Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Hesaplama, şirketin bütün cirosuna belirli bir yüzde uygulanmasından ibaret değildir.
Önce acentenin kazandırdığı müşteri çevresi, sözleşme sonrasında şirkette kalacak ekonomik yarar ve acentenin kaybettiği ücret imkânı belirlenir. Ardından olayın özelliklerine göre hakkaniyet değerlendirmesi yapılır.
TTK m.122/2 ayrıca bir üst sınır getirir: Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucunda aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. İlişki daha kısa sürmüşse faaliyet süresindeki ortalama esas alınır.
Bu ortalama, otomatik ödenecek tutar değildir. Önce talebin koşulları ve uygun tutar belirlenir; sonra kanuni üst sınırla karşılaştırılır. Bilirkişiye yalnız toplam satış rakamını vermek yeterli olmaz.
Beş Yıllık Ortalama Nasıl Anlaşılmalıdır?
Son beş yıldaki bütün komisyonların toplamı, doğrudan tazminat tutarı değildir. Kanun yıllık ortalamayı esas alır.
Örneğin hesaplamaya esas kabul edilen beş yıllık toplam ödeme 5 milyon TL ise yıllık ortalama 1 milyon TL’dir. Bu rakam, diğer koşullar saklı kalmak üzere üst sınır değerlendirmesinde kullanılır; kendiliğinden 1 milyon TL alacak doğurmaz.
Ödemelerin hangi faaliyet karşılığı yapıldığı da incelenmelidir. Komisyon, prim, gider karşılığı ve diğer ödeme kalemlerinin hesaplamadaki yeri ayrıca belirlenebilir.
Kısa süreli ilişkide olmayan yıllar sıfır kabul edilerek beşe bölme yapılmamalıdır. Kanun, ilişkinin daha kısa sürdüğü durumda faaliyetin devam ettiği sürenin ortalamasını öngörür.
Bayiler ve Distribütörler de Denkleştirme İsteyebilir mi?
TTK m.122/5, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinde de düzenlemenin uygulanmasını öngörür.
Ancak her bayilik sözleşmesi tek satıcılık değildir. Belirli markanın ürünlerini satın alıp satmak, tek başına tekel hakkı bulunduğunu göstermeyebilir.
Bölge koruması, münhasırlık, başka satıcı atanıp atanamayacağı ve ilişkinin sürekliliği incelenmelidir. Kendi adına ve hesabına satış yapan distribütörün ekonomik yapısı, komisyonla çalışan acenteden farklıdır.
Bu nedenle bayinin satış cirosu doğrudan acente komisyonu gibi hesaplanmamalıdır. Önce hükmün uygulanabilirliği, ardından ilgili sözleşme yapısına uygun hesap yöntemi belirlenmelidir. “Bütün bayiler portföy tazminatı alır” ifadesi doğru değildir.
Franchise Sözleşmesi Sona Erince Aynı Hak Doğar mı?
Franchise ilişkisinde marka kullanımı, işletme sistemi, tedarik, destek ve müşteri çevresi birlikte bulunabilir. Bu yapı, sıradan ürün satışından farklı değerlendirme gerektirir.
Denkleştirme bakımından yalnız sözleşmenin adının franchise olması yeterli değildir. TTK m.122/5’in kapsamına girip girmediği, tekel hakkı ve sürekli ilişki özellikleri ile hakkaniyet ayrı incelenir.
Müşterilerin esas olarak markanın tanınırlığı nedeniyle mi, işletmecinin kişisel çalışmasıyla mı kazanıldığı önem taşıyabilir. Sözleşme sona erdiğinde müşteri çevresinin kimde kaldığı da araştırılmalıdır.
Franchise ilişkisinin genel riskleri için mevcut franchise sözleşmesi rehberi ayrıca incelenebilir. Buradaki değerlendirme, özellikle sona erme sonrasındaki müşteri çevresi talebine ilişkindir.
Sözleşmede “Tazminat İstenemez” Yazıyorsa Ne Olur?
TTK m.122/4, denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceğini açıkça düzenler.
Dolayısıyla hükmün uygulandığı bir ilişkide, başlangıçta imzalanan sözleşmeye “hiçbir şekilde portföy tazminatı talep edilmeyecektir” yazılması konuyu kendiliğinden kapatmaz.
Ancak sözleşmenin sona ermesinden sonra yapılan sulh, hesap kapatma veya ibra işlemleri aynı şekilde değerlendirilmez. Bu belgelerde hangi taleplerin, hangi ödeme karşılığında ve hangi kapsamda sona erdirildiği incelenmelidir.
“Bütün haklarımı aldım” ifadesini içeren bir belge, yalnız teslim edilen stoklara ilişkin olduğu düşünülerek imzalanmamalıdır. Denkleştirme, geçmiş komisyon ve diğer zarar kalemleri ayrı ayrı belirtilmelidir.
Haksız Fesih Tazminatı ile Portföy Tazminatı Birlikte İstenebilir mi?
Hukuki koşulları oluştuğunda farklı talepler birlikte gündeme gelebilir. Ancak aynı ekonomik kaybın iki kez karşılanması istenemez.
TTK m.121, acentelik sözleşmesinin sona ermesine ilişkin kuralları düzenler. Belirsiz süreli acentelikte üç aylık ihbar süresi ve haklı sebebe dayalı fesih ayrımı önemlidir. Bu süre bütün bayilik ve franchise sözleşmelerine otomatik uygulanmaz.
Denkleştirme ise müşteri çevresinin sözleşme sonrasındaki değerine ilişkindir. Ödenmemiş komisyon, başlanmış işlerin tamamlanamamasından doğan zarar ve sözleşmeye aykırılık iddiaları ayrı gösterilmelidir.
Dava hazırlığında her talep için olay, belge, hukuki dayanak ve hesap yöntemi belirlenmelidir. Bütün zararların tek bir “portföy bedeli” altında toplanması ispatı güçleştirebilir.
Rekabet Yasağı İçin Ayrıca Ödeme Gündeme Gelebilir mi?
Acentenin sözleşme sonrasındaki faaliyetlerini sınırlayan rekabet yasağı, denkleştirmeden ayrı bir konudur.
TTK m.123, böyle bir anlaşmanın yazılı yapılmasını ve ilgili belgenin acenteye verilmesini düzenler. Sınırlama en çok iki yıl için yapılabilir; bölge, müşteri çevresi ve faaliyet konusu bakımından kanuni sınırlar bulunur.
Aynı hüküm, rekabet sınırlaması karşılığında acenteye uygun tazminat ödenmesini de öngörür. Bu ödeme, müşteri çevresinden kaynaklanan denkleştirme ile karıştırılmamalıdır.
Sözleşme sona erince rakip işletmeyle çalışma planlanıyorsa rekabet hükmü ayrıca incelenmelidir. Denkleştirme talep edilmesi, rekabet yasağını kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez.
Dava İçin Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Dosya hazırlığında şu belgeler birlikte değerlendirilmelidir:
- Acentelik, dağıtım veya tek satıcılık sözleşmesi ve ekleri.
- Bölge, münhasırlık ve müşteri paylaşımı düzenlemeleri.
- Fesih bildirimi ve tebliğ kayıtları.
- Müşterilerin ilk kazanılmasını gösteren teklif ve yazışmalar.
- Müşteri bazında sipariş, satış ve komisyon kayıtları.
- Son beş yılın veya daha kısa faaliyet döneminin ödeme dökümleri.
- Sözleşme sonrasında müşterilerle çalışmanın sürdüğünü gösteren kayıtlar.
- Haklı fesih iddialarına ilişkin ihtarlar ve cevaplar.
- Denkleştirme talebinin karşı tarafa yöneltildiğini gösteren belgeler.
- Varsa ibra, sulh, stok teslimi ve hesap kapatma tutanakları.
Belgeler tarih sırasına konulmalı ve her belgenin hangi iddiayı desteklediği açıklanmalıdır. Muhasebe kayıtlarıyla ticari yazışmaların birbirini doğrulaması önemlidir.
Müşteri Kayıtları ve Ticari Sırlar Nasıl Korunmalı?
Delil toplamak, şirket sistemlerinden sınırsız veri kopyalama yetkisi vermez. Yetkili olarak erişilen ve uyuşmazlıkla ilgili kayıtların hukuka uygun biçimde korunması gerekir.
Müşterilerin kişisel bilgileri, fiyatlandırma ayrıntıları ve ticari sırlar gereksiz biçimde paylaşılmamalıdır. Dava için gereken kayıtlarla ilgisiz bütün veri tabanını almak arasında önemli fark vardır.
Erişimin kapanacağı biliniyorsa mevcut belgeler düzenlenmeli, eksik kayıtların korunması ve gerektiğinde mahkeme aracılığıyla getirtilmesi değerlendirilmelidir. Delil tespiti, HMK m.400 ve devamındaki koşullarla gündeme gelebilir.
Delil tespiti tazminata hak kazanıldığına karar vermez. Amacı, kaybolma veya sonradan elde edilmesi güçleşme riski bulunan delili korumaktır.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Acentelik ilişkisinden doğan denkleştirme uyuşmazlıkları ticari dava niteliğindedir. Görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. Ayrı ticaret mahkemesi bulunmayan yerde dava, ilgili düzenlemeler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Yetkili mahkeme belirlenirken davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri ve geçerli yetki anlaşması incelenmelidir. Yabancı şirket bulunan ilişkilerde uygulanacak hukuk ve milletlerarası yetki ayrıca önem kazanır.
Sözleşmede tahkim şartı varsa bu kayıt dava yolunu etkileyebilir. Yabancı marka veya yabancı para kullanılması ise tek başına mutlaka yabancı mahkemeye başvurulacağı anlamına gelmez.
Talep, kural olarak acentelik ilişkisinin karşı tarafına yöneltilir. Aynı marka grubundaki her şirketin borçtan sorumlu olduğu varsayılmamalıdır.
Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Gerekir mi?
Bir miktar para ödenmesine ilişkin ticari denkleştirme talebinde, kural olarak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Dayanak TTK m.5/A’dır. Geçerli tahkim anlaşması gibi özel durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Başvuruda yalnız “ticari uyuşmazlık” yazılması yerine, denkleştirme, ödenmemiş komisyon ve varsa diğer tazminat talepleri açıkça ayrılmalıdır. Böylece görüşmenin ve olası anlaşmanın kapsamı belirginleşir.
Arabuluculuk başvurusu ile son tutanak arasındaki dönemde zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından 6325 sayılı Kanun’daki hükümler dikkate alınır. Bununla birlikte denkleştirme isteminin karşı tarafa süresinde ve açıkça yöneltildiği ayrıca belgelenmelidir.
Anlaşma sağlanırsa hangi ödemenin hangi alacağa karşılık olduğu ve hangi hakların sona erdiği açık yazılmalıdır.
Mahkemeden Sözleşmenin Devamı İstenebilir mi?
Portföy tazminatı davası açılması, sona eren acentelik sözleşmesini kendiliğinden yürürlüğe döndürmez. Şirketin yeni acente atamasını otomatik olarak engellemez.
Geçici hukuki koruma istenecekse korunacak hak, yakın tehlike ve talebin ölçülülüğü somutlaştırılmalıdır. Mahkemenin tarafları süresiz ticari ilişkiye zorlayacağı varsayımıyla hareket edilmemelidir.
Para alacağının güvenceye alınması, delillerin korunması ve sözleşmesel davranışların sınırlandırılması farklı başvuru türleridir. Her biri kendi şartlarıyla incelenmelidir.
Şirketin müşterilerle çalışmaya devam etmesi, tek başına suç işlendiğini de göstermez. Ceza başvurusu ancak ayrıca suç oluşturabilecek somut fiiller varsa değerlendirilmelidir.
Uygulama Örneği
Bir acente, daha önce satış yapılmayan bölgede düzenli sipariş veren müşteriler kazandırmıştır. Şirket sözleşmeyi sona erdirip bu müşterileri yeni acenteye yönlendirmiştir.
Eski acentenin talebi yalnız çalışma süresine dayanmaz. Müşterileri kendisinin kazandırdığını, şirketin yararlanmaya devam ettiğini, ücret kaybını ve hakkaniyet koşullarını ortaya koyması gerekir. Şirket acentenin kusuruna dayalı haklı fesih savunması yapıyorsa bu savunma da incelenir.
Sık Sorulan Sorular
Beş yıldan az çalıştım. Portföy tazminatı isteyebilir miyim?
Beş yıl asgari çalışma şartı değildir. Daha kısa ilişkide de diğer koşullar oluşabilir. Kanuni üst sınır hesabında faaliyetin devam ettiği süredeki ortalama esas alınır.
Sözleşme yenilenmedi. Bu da sona erme sayılır mı?
İlişki gerçekten sona ermişse denkleştirme değerlendirmesi yapılabilir. Ancak taraflar çalışmaya devam etmişse hukuki sona erme tarihi ayrıca belirlenmelidir.
Yeni acente bütün müşterilerimi devraldıysa kesin kazanır mıyım?
Hayır. Bu durum önemli bir olgu olabilir; fakat müşterileri sizin kazandırmanız, ekonomik yarar, ücret kaybı, hakkaniyet ve sona erme nedeni birlikte değerlendirilir.
Son yıl hiç komisyon alamadıysam talebim ortadan kalkar mı?
Tek başına böyle bir sonuç çıkmaz. Ödenmeyen komisyonun nedeni, önceki faaliyet, müşteri katkısı ve denkleştirme koşulları incelenir. Geçmiş komisyon alacağı da ayrıca talep edilebilir.
Müşteri listesi karşı tarafta kaldıysa dava açılamaz mı?
Eldeki belgelerle talep somutlaştırılabilir. İlgili kayıtların karşı taraftan veya diğer kurumlardan getirtilmesi istenebilir. Ancak hangi kayıtların neden gerekli olduğu açıklanmalıdır.
Sonuç
Acentelik sözleşmesinin sona ermesi, müşteri çevresine ilişkin ekonomik değerin tamamen kaybedildiği anlamına gelmez. Şartları oluştuğunda portföy tazminatı, kanundaki adıyla denkleştirme istemi gündeme gelebilir.
Öncelikle ilişkinin hukuki niteliği, sona erme nedeni ve tarihi belirlenmelidir. Ardından müşteri kazanımı, şirketin devam eden yararı, ücret kaybı ve hesaplamaya esas ödemeler belgelenmelidir.
Bir yıllık talep süresi korunmalı; denkleştirme, geçmiş komisyon ve diğer zararlar birbirinden ayrılmalıdır. Talebin başarısı, yalnız sözleşmedeki unvana değil, fiilî ticari ilişki ve delillerin bütününe bağlıdır.
Güncel kaynaklar
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu. Özellikle m.4, 5, 5/A, 18 ve 102 ile 123 arasındaki acentelik hükümleri.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. Özellikle sözleşmeye aykırılık ve sorumluluk hükümleri.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu. Özellikle ticari defterler, geçici hukuki koruma ve delil tespiti.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu. Özellikle dava şartı arabuluculuk ve sürelerin korunması.
| Mevcut kaynak URL | Önerilen konum | Anchor metni | Hedef URL |
|---|---|---|---|
| Ticari Sözleşme Avukatı | “Sözleşmenin Sona Ermesi” bölümü | acentelik sözleşmesi sonrasında portföy tazminatı | https://www.iltanekmekcioglu.com/acentelik-sozlesmesi-feshi-portfoy-tazminati/ |
| Franchise Sözleşmesi Nedir? | Denkleştirmeden vazgeçmeye ilişkin kontrol satırının ardından | müşteri çevresi nedeniyle denkleştirme istemi | https://www.iltanekmekcioglu.com/acentelik-sozlesmesi-feshi-portfoy-tazminati/ |
| İstanbul Şirket Avukatı | “Şirket işlemlerine ilişkin rehberler” bölümü | acentelik ve tek satıcılık ilişkisinin sona ermesi | https://www.iltanekmekcioglu.com/acentelik-sozlesmesi-feshi-portfoy-tazminati/ |
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Acentelik veya dağıtım sözleşmesi, fesih bildirimi, müşteri kayıtları, komisyon hesapları, ödeme belgeleri ve ilgili yasal dokümanlar görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

