Şirket Kâr Payımı Ödemiyor: Dağıtım Kararı Sonrası Tahsil

Türk Hukukunda Konkordato kitabı, Avukat İltan Ekmekçioğlu

“Şirket kâr payımı ödemiyor” diyen ortağın ilk kontrol etmesi gereken belge, genel kurulun kârın kullanımına ilişkin kararıdır. Geçerli bir dağıtım kararı alınmış, ortağa düşen tutar belirlenebilir hâle gelmiş ve ödeme zamanı gelmişse şirkete karşı para alacağı ileri sürülebilir. Duruma göre ödeme ihtarı, ilamsız icra takibi veya arabuluculuk sonrasında alacak davası gündeme gelir.

Ancak bilançoda kâr bulunması, tek başına ortağın şirket hesabından para çekebileceği anlamına gelmez. Kâr dağıtımına hiç karar verilmemesi ile alınmış dağıtım kararının uygulanmaması farklı sorunlardır. İlkinde şirketler hukukuna özgü bilgi alma ve karar denetimi yolları, ikincisinde doğmuş alacağın tahsili öne çıkar.

Önce şu üç soruyu cevaplayın

İlk soru, genel kurulda gerçekten dağıtım kararı alınıp alınmadığıdır. Yönetim kurulunun önerisi, müdürün mesajı veya mali müşavirin hazırladığı hesap tablosu, tek başına genel kurul kararının yerine geçmez. Kararın imzalı örneği ve ekleri görülmelidir.

İkinci soru, size düşen tutarın hangi hesapla belirlendiğidir. Şirketin toplam kârı, dağıtılabilir kâr, dağıtılması kararlaştırılan tutar ve ortağın net alacağı aynı rakam değildir. Yedek akçeler, paya bağlı imtiyazlar ve varsa vergi kesintileri ayrılmalıdır.

Üçüncü soru, ödeme tarihinin gelip gelmediğidir. Kararda ileri bir tarih veya taksit planı varsa henüz vadesi gelmeyen bölüm ile ödenmesi gereken bölüm ayrı hesaplanır. Bu üç unsur belirlenmeden takip başlatılması, gereksiz itiraz ve yargılama gideri doğurabilir.

Şirketin kâr etmesi neden tek başına yeterli değildir?

Şirket, ortaklarından ayrı bir tüzel kişidir. Banka hesabındaki para doğrudan ortakların kişisel parası sayılmaz. Satış geliri de tek başına dağıtılabilir kâr değildir. Vergiler, giderler, geçmiş zararlar ve korunması gereken sermaye dikkate alınmalıdır.

Anonim şirketlerde Türk Ticaret Kanunu’nun 507, 509 ve 523. maddeleri birlikte uygulanır. Kâr payı, kanuni sınırlar içinde net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Gerekli yedekler ayrılmadan dağıtılacak tutar belirlenemez.

Limited şirketlerde TTK m.608, dağıtım kaynaklarını ve ayrılması gereken yedekleri düzenler. Dolayısıyla yüksek ciro, kasadaki para veya taşınmaz satışından gelen bedel görülerek doğrudan kişisel alacak hesabı yapılmamalıdır. Türk Ticaret Kanunu

Kâr payı dağıtımına kim karar verir?

Anonim şirketlerde yıllık kârın kullanımına ve kâr paylarının belirlenmesine karar verme yetkisi, TTK m.408 kapsamında genel kurulun devredilemez yetkilerindendir. Yönetim kurulu mali tabloları ve önerisini hazırlasa da dağıtım kararının hangi organ tarafından alındığı önemlidir.

Limited şirketlerde de TTK m.616 uyarınca yılsonu finansal tablolarının onaylanması ve kâr payı hakkında karar verilmesi genel kurulun yetkisindedir. Müdürün tek başına verdiği söz, şirketin usulüne uygun dağıtım kararıyla aynı değildir.

Kararda yalnız “kâr dağıtımı görüşüldü” yazması yeterli açıklık sağlamayabilir. Hangi dönem kârından ne kadar dağıtılacağı, varsa ödeme takvimi ve hesaplama esasları belirlenmelidir. Tek ortaklı şirkette de kararların gerekli yazılı şekli korunmalıdır.

Alacağım ne zaman istenebilir hâle gelir?

Bir alacağın muaccel olması, ödeme zamanının gelmesi demektir. Genel kurul kararında ödeme günü açıkça gösterilmişse öncelikle bu tarih incelenir. Taksitli dağıtımda her taksidin vadesi ayrı değerlendirilir.

Ödeme tarihi belirtilmemişse “şirket istediği zaman öder” sonucu çıkarılamaz. Türk Borçlar Kanunu m.90, farklı bir ifa zamanı kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça borcun doğumunda muaccel olmasını esas alır. Kararın tamamı ve şirket sözleşmesi birlikte okunmalıdır.

Muacceliyet ile temerrüt aynı şey değildir. Ödeme zamanının gelmesi alacağın istenmesini sağlar. Gecikme faizinin hangi tarihten işleyeceği için ayrıca TBK m.117 kapsamında ihtar veya ihtarsız temerrüt koşulları araştırılır. Sadece hesap döneminin sonuna bakılarak faiz başlatılmamalıdır. Türk Borçlar Kanunu

Anonim ve limited şirkette kâr payı hesabı aynı mı?

Anonim şirkette TTK m.508 uyarınca, esas sözleşmede farklı hüküm bulunmadıkça hesaplama pay sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılıdır. Pay gruplarına tanınan kâr payı imtiyazları da sonucu etkileyebilir.

Limited şirkette TTK m.608, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe esas sermaye payının itibari değerini esas alır. Yerine getirilmiş ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kanundaki hesaplama kapsamında dikkate alınır.

Bu nedenle yalnız ticaret sicilinde görünen ortaklık yüzdesini toplam kârla çarpmak her dosyada doğru sonuç vermez. Hesap tablosunda dağıtım tutarı, uygulanacak oran, özel haklar, kesintiler, yapılan ödemeler ve kalan bakiye ayrı sütunlarda gösterilmelidir. Gerekirse mali bilirkişi incelemesi istenir.

Şirket ödeme kararını sonradan erteleyebilir mi?

Yönetimin “nakit sıkışıklığımız var” açıklaması, vadesi gelmiş bir para borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Dağıtım kararının uygulanmasından sorumlu organ, kararın içeriğini ve doğmuş alacağın durumunu dikkate almalıdır.

Bununla birlikte sonradan alınmış genel kurul kararı, önceki kararın geçerliliği, sermayenin korunmasına aykırılık, konkordato veya ödeme aczi gibi durumlar ayrıca incelenmelidir. Her ertelemenin geçerli olduğu ya da hiçbir şartta mümkün olmadığı yönünde kesin bir kabul kurulamaz.

Ortak yeni ödeme planını kabul edecekse, kabulün mevcut alacağına ve faizine etkisini açıkça düzenlemelidir. “Ödeme daha sonra yapılacak” şeklindeki belirsiz yazışmalar yerine tutar, taksit tarihleri, teminat ve gecikmenin sonuçları belirlenmelidir. Şirket adına imzalayan kişinin temsil yetkisi de kontrol edilmelidir.

Ödeme kimden istenir?

Kâr payı alacağının temel borçlusu şirkettir. Şirketin diğer ortakları, yönetim kurulu başkanı, limited şirket müdürü veya mali müşaviri sırf bu sıfatları nedeniyle dağıtılacak kâr payını kişisel malvarlıklarından ödemekle yükümlü hâle gelmez.

Dava veya takipte şirketin tam ticaret unvanı, merkez adresi ve sicil bilgileri doğru gösterilmelidir. Benzer isimli grup şirketlerinin hesapları birbirine karıştırılmamalıdır. Dağıtım kararı hangi şirket tarafından alınmışsa borcun muhatabı öncelikle odur.

Yöneticinin hukuka aykırı işlemle ayrıca zarar vermesi, şahsen borç üstlenmesi veya geçerli güvence sağlaması farklı talepler doğurabilir. Bunlar, şirketten kâr payı istemenin dışında ayrı hukuki sebep ve delil gerektirir. Ödeme gecikti diye bütün ortaklara birlikte takip başlatılması doğru değildir.

Önce hangi belgeleri toplamalıyım?

Dosyanın başlangıcında şu belgeler düzenlenmelidir:

  1. Güncel şirket sözleşmesi ve ilgili değişiklikler.
  2. Ortaklık veya pay sahipliğini gösteren kayıtlar.
  3. Kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararı ve toplantı tutanağı.
  4. Kararın dayandığı bilanço, gelir tablosu ve dağıtım hesabı.
  5. Ödeme takvimi, banka dekontları ve varsa kısmi ödeme kayıtları.
  6. Vergi kesintisini gösteren belgeler ve ortak cari hesap dökümü.
  7. Şirketle yapılan ödeme yazışmaları ve ihtarlar.

Belgenin kaynağı ve tarihi korunmalıdır. Ekran görüntüsü yanında mümkünse yazışmanın aslı saklanmalıdır. Şirket sistemine yetkisiz erişilmemeli, başka ortakların kişisel hesapları ele geçirilmemelidir. Hukuka aykırı elde edilen deliller uyuşmazlığı çözmek yerine yeni sorumluluklar doğurabilir.

Şirket karar ve hesapları vermiyorsa ne yapılabilir?

Limited şirket ortağı, TTK m.614 kapsamında müdürlerden şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. Talebin haksız engellenmesi durumunda genel kurul ve mahkeme aşamaları gündeme gelir. Sürecin ayrıntıları limited şirket ortağının bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Anonim şirkette bilgi alma ve inceleme hakkı TTK m.437 çerçevesinde değerlendirilir. İstenen kayıtlar somutlaştırılmalıdır. Yalnız “bütün hesapları verin” demek yerine ilgili dönem, dağıtım kararı, ödeme kayıtları ve kişisel bakiye belirtilmelidir.

Bilgi alma talebi ile para alacağının tahsili farklıdır. Belgeleri beklerken zamanaşımı veya başka dava sürelerinin kendiliğinden durduğu varsayılmamalıdır. Gerekli kayıtların mahkeme aracılığıyla getirtilmesi ve kaybolma tehlikesi bulunan delillerin tespiti ayrıca değerlendirilebilir.

Noterden ihtar göndermek zorunlu mu?

Her kâr payı talebinde mutlaka noter ihtarı bulunması gerektiği söylenemez. Ancak ödeme isteminin içeriğini ve şirkete ulaştığı tarihi güvenilir biçimde ispatlamak önemlidir. Özellikle ödeme günü belirsizse temerrüt tartışması doğabilir.

İhtarda ilgili genel kurul kararı, hesap dönemi, talep edilen bakiye, hesaplama yöntemi, ödeme hesabı ve faiz talebinin dayanağı açıklanmalıdır. Daha önce yapılmış ödemeler düşülmeli, henüz vadesi gelmeyen taksitler açıkça ayrılmalıdır.

Bildirim yönteminde tarafların tacir sıfatı ve uygulanabilecek özel şekil kuralları da incelenir. Ayrıca ihtarname göndermek, kural olarak zamanaşımını tek başına kesmez. Son günlere gelinmişse yalnız ihtar gönderip cevabı beklemek alacağı korumaya yeterli olmayabilir.

Kâr payı için doğrudan icra takibi yapılabilir mi?

Vadesi gelmiş para alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi değerlendirilebilir. Önceden mutlaka mahkeme kararı alınması gerektiği şeklinde genel bir zorunluluk yoktur. Bununla birlikte alacağın hukuki dayanağı ve miktarı dosyada açıklanabilmelidir.

Genel kurul kararı mahkeme ilamı değildir. Bu belgeyi doğrudan ilamlı icraya dayanak saymak doğru olmaz. İlam niteliğinde belge bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Takip türü, talep edilen para ve eldeki belgeler üzerinden seçilir.

Şirket, genel haciz yolundaki ödeme emrine tebliğden itibaren kural olarak yedi gün içinde itiraz edebilir. Süresinde itiraz takibi durdurur. İtiraz edilmeyen ve kesinleşen takipte haciz aşamasına geçilebilir; fakat fiilî tahsil şirketin haczedilebilir malvarlığına bağlıdır. İcra ve İflas Kanunu, m.62 ve devamı

Şirket icra takibine itiraz ederse ne olur?

İtirazın ardından hangi yolun kullanılacağı belgeye göre belirlenir. İİK m.68 kapsamındaki nitelikte belge bulunuyorsa itirazın kaldırılması düşünülebilir. Her genel kurul tutanağının kendiliğinden bu niteliği taşıdığı kabul edilmemelidir.

Diğer durumda itirazın iptali davası gündeme gelebilir. İİK m.67’deki bir yıllık süre, itirazın alacaklıya tebliğinden başlar. Bu süre, alacağın beş yıllık zamanaşımıyla aynı değildir. Bir yıllık sürenin geçirilmesiyle genel alacak davası imkânı da her durumda ortadan kalkmaz.

İcra inkâr tazminatı otomatik değildir. Alacağın belirlenebilirliği, talep ve diğer koşullar incelenir. İhtiyati haciz uygulanmış dosyalarda ise bu haczi korumak için çok daha kısa tamamlama süreleri bulunabilir. Normal takip süresine güvenilerek bu süreler kaçırılmamalıdır.

Dava açmadan önce arabuluculuk gerekli mi?

TTK m.5/A uyarınca konusu bir miktar para olan ticari alacak ve itirazın iptali davalarında kural olarak dava şartı arabuluculuk vardır. Bu nedenle kâr payının tahsili için dava açılması planlanıyorsa başvuru ve son tutanak aşaması tamamlanmalıdır.

İlamsız icra takibi başlatılması, dava açılmasıyla aynı işlem değildir. Takip öncesinde arabuluculuk genel bir zorunluluk değildir. Ancak itirazdan sonra açılacak ticari davada arabuluculuk şartı ayrıca uygulanır. Geçerli tahkim anlaşması gibi özel durumlar ayrıca incelenir.

Görüşmelerde tutar kadar ödeme takvimi ve teminat da önemlidir. Anlaşma; hangi dönem alacağını kapsadığını, faizden vazgeçilip vazgeçilmediğini, mevcut takibin akıbetini ve diğer ortaklık haklarına etkisini açıkça göstermelidir. Geniş kapsamlı ibra ifadeleri okunmadan kabul edilmemelidir. TTK m.5/A, 6325 sayılı Kanun m.18/A

Hangi mahkemede dava açılır?

Anonim veya limited şirkette ortaklık ilişkisinden kaynaklanan kâr payı alacağı ticari dava niteliğindedir. TTK m.4 ve 5 kapsamında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Alacak tutarının düşük olması, görevi kendiliğinden sulh hukuk mahkemesine taşımaz.

Ayrı asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde görev düzeni buna göre belirlenir. Şirket merkezinin bulunduğu yer, yetki incelemesinin temel başlangıç noktasıdır. HMK’nin genel ve ortaklık ilişkilerine ilişkin özel yetki hükümleri, talebin taraflarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Dilekçede hangi kararın hangi bölümüne dayanıldığı, muaccel bakiye, faiz başlangıcı ve deliller açıkça gösterilir. Yalnız “ortaklık payım kadar para istiyorum” şeklindeki talep, kâr payı alacağı ile şirketin toplam değerinden istenen payı birbirine karıştırabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Gecikme faizi isteyebilir miyim?

Şirketin temerrüde düşmesi hâlinde faiz talep edilebilir. Başlangıç tarihi; ödeme günü, ihtarın içeriği ve ulaştığı tarih, takip veya dava tarihi ile uygulanacak temerrüt hükümlerine göre belirlenir. Her dosyada yılsonundan faiz yürütülmesi doğru değildir.

Faiz türü ve oranında 3095 sayılı Kanun ile ticari işe ilişkin hükümler dikkate alınır. Kanuni faiz ve ticari temerrüt faizi aynı hesap değildir. Güncel mevzuat ve ilgili dönem oranları kontrol edilmeden internette görülen sabit bir yüzde bütün yıllara uygulanmamalıdır.

Talepte ana para ve faiz ayrı gösterilmelidir. Kısmi ödeme yapıldığında hangi borca mahsup edildiği de hesaplanır. Enflasyon nedeniyle ana parayı kendiliğinden yükseltmek mümkün değildir; faiz dışındaki ek zarar talepleri kendi koşulları ve delilleriyle değerlendirilir. 3095 sayılı Kanun

Kâr payı alacağında zamanaşımı kaç yıldır?

Şirket ile ortak arasındaki ortaklık ilişkisinden doğan alacaklar bakımından TBK m.147/4 uyarınca kural olarak beş yıllık zamanaşımı dikkate alınır. TBK m.149 gereğince başlangıç, alacağın muaccel olduğu tarihe göre belirlenir.

Bu nedenle her dosyada genel kurul tarihine otomatik olarak beş yıl eklenmemelidir. Kararda sonraki bir ödeme günü veya taksitler varsa hesap buna göre yapılır. Birden fazla yılın kâr payları için ayrı satırlar ve vade tarihleri hazırlanmalıdır.

Borcun ikrarı, kısmi ödeme, dava veya icra takibi gibi işlemler zamanaşımını kesebilir. Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar geçen sürede zamanaşımı durur. Kesilme ile durma aynı sonucu doğurmaz; şirketle telefon görüşmesi yapılması ise tek başına süreyi korumaz. TBK m.147, 149 ve 154, 6325 sayılı Kanun m.18/A

Üç aylık süre hangi durumda önemlidir?

Üç ay, her kâr payı alacağı için genel dava süresi değildir. TTK m.445 kapsamında genel kurul kararının iptali talebiyle ilgilidir. Limited şirketler bakımından da TTK m.622’deki atıf dikkate alınır.

Dağıtım kararı alınmış ve ödeme yapılmıyorsa mevcut kararın uygulanması istenir. Buna karşılık kârın dağıtılmaması, dağıtımın hukuka aykırı sınırlandırılması veya sonradan alınan kararın iptali söz konusuysa karar tarihi ve dava açma koşulları önem kazanır. Bu ayrım genel kurul kararlarının iptali davası bakımından ayrıca incelenmelidir.

Aynı dosyada hem alacak hem karar iptali tartışması bulunabilir. Bu durumda “alacağım için beş yıl var” düşüncesiyle karar denetimine ilişkin kısa süre bekletilmemelidir. Arabuluculuğun farklı taleplere ilişkin süreleri otomatik olarak koruyacağı da varsayılmamalıdır.

Şirket malvarlığını azaltıyorsa ihtiyati haciz istenebilir mi?

İİK m.257 uyarınca rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş para alacağı için ihtiyati haciz değerlendirilebilir. Alacaklı, alacağını ve gerekli koşulları mahkemeye kanaat verecek belgelerle göstermelidir. Teminat yatırılması da gündeme gelebilir.

Şirketin ödeme yapmaması tek başına her talebin kabulünü sağlamaz. Kararın geçerliliği, tutar, vade, borcun sona erip ermediği ve sunulan deliller incelenir. Vadesi gelmemiş alacakta ise kanunda öngörülen özel koşullar aranır.

Karar alınırsa uygulama ve tamamlama süreleri ayrıca takip edilir. İİK m.261’de karar tarihinden itibaren on günlük infaz isteme süresi; m.264’te duruma göre yedi günlük takip veya dava süreleri bulunur. Arabuluculuğun etkisi, ilgili süre bakımından ayrı hesaplanmalıdır. İİK m.257–264

Şirket “senin de bize borcun var” diyebilir mi?

Şirket, ortağın kendisine borçlu olduğunu ileri sürerek takas savunması yapabilir. TBK m.139 ve devamındaki karşılıklılık, borçların niteliği, muacceliyet ve takas bildirimi koşulları incelenir. Sadece muhasebe ekranında borç yazması, tartışmayı kendiliğinden çözmez.

Ortak cari hesabındaki her kalem aynı hukuki sebebe dayanmayabilir. Avans, masraf iadesi, ödünç, sermaye taahhüdü veya kişisel harcama kayıtları ayrılmalıdır. Kanuni takas sınırlamaları ve sözleşme hükümleri de değerlendirilmelidir.

Bir ortağın diğer ortağa olan kişisel borcu, şirketin kâr payı borcundan otomatik düşülemez. Önce karşılıklı borçların gerçekten aynı kişiler arasında bulunup bulunmadığı belirlenir. Alacak çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebileceği için sadece “o borcu kabul etmiyorum” demek incelemeyi sona erdirmez.

Vergi kesintisi ve ortak cari hesabı nasıl kontrol edilir?

Genel kurul kararındaki brüt kâr payı ile banka hesabına geçmesi gereken net tutar farklı olabilir. Kesintinin uygulanıp uygulanmayacağı ve kapsamı, hak sahibinin statüsüne ve ilgili vergi düzenlemesine bağlıdır.

Şirketten brüt tutar, kesinti ve net ödeme hesabının ayrı gösterilmesi istenmelidir. “Vergisini kestik” açıklaması, kalan net borcun ödendiği anlamına gelmez. Aynı şekilde sadece banka girişinin brüt tutardan düşük olması da doğrudan eksik ödeme sonucunu doğurmaz.

Kâr payının ortak cari hesabına kaydedilmesi de her olayda nakden ödeme veya geçerli takasla eşdeğer değildir. Kaydın dayanağı, ortağın kabulü, paranın kullanımına sunulup sunulmadığı ve karşı borçlar incelenmelidir. Muhasebe kaydı ile hukuki ifa birbirinden ayrılmalıdır.

Payımı devredersem geçmiş kâr payımı kaybeder miyim?

Pay devrinde, henüz doğmamış ortaklık hakkı ile daha önce somutlaşmış kâr payı alacağı ayrı değerlendirilir. Devir sözleşmesinin kapsamı, dağıtım kararı, ödeme tarihi ve alacağın devrine ilişkin hükümler birlikte okunmalıdır.

“Hisseyi devrettim, bütün eski alacaklarım bitti” veya “geçmiş yılların bütün kârları mutlaka benim” şeklinde otomatik sonuç çıkarılamaz. Devir bedeline hangi hakların dâhil edildiği açıkça belirlenmelidir.

Özellikle kapanış hesaplarında ödenmemiş kâr payı, şirkete verilmiş borç, ortak cari hesap bakiyesi ve pay satış bedeli ayrı satırlarda gösterilmelidir. Genel bir “tarafların birbirinden alacağı kalmamıştır” hükmü, sonradan ciddi yorum ve ispat uyuşmazlığı yaratabilir.

Ödeme yapılmaması suç mudur?

Kâr payının geç ödenmesi veya ödenmemesi, tek başına otomatik bir ceza sorumluluğu doğurmaz. Öncelikle ticari alacak ve şirketler hukuku ilişkisi değerlendirilir. Savcılığa başvurmak, kâr payı alacağının tahsilini kendiliğinden sağlamaz.

Sahte karar düzenlenmesi, şirket parasının hukuka aykırı aktarılması veya başka bir suç iddiası varsa ilgili fiil kendi unsurları ve delilleriyle ayrıca incelenir. Ceza soruşturması ile alacak davasının tarafları, amaçları ve sonuçları farklı olabilir.

Şikâyet dilekçesi verilmesi, ticari alacağın bütün dava ve takip sürelerini otomatik korumaz. Somut suç belirtisi bulunmadan cezai baskıyla ödeme sağlanacağı düşüncesiyle hareket edilmemelidir. Talebin hukuki niteliğini doğru belirlemek, işlemlerin doğru kişiye yöneltilmesini sağlar.

İki kısa örnek

Örnek 1: Genel kurul, ortağa düşen kâr payının belirli bir tarihte ödenmesine karar vermiştir. Tarih geçmesine rağmen yalnız bir kısmı ödenmiştir. Ortak, kalan tutarı ve ödeme kayıtlarını belirleyerek temerrüt, takip ve dava seçeneklerini değerlendirebilir. Yeni bir dağıtım kararı alınmasını beklemek her durumda gerekli değildir.

Örnek 2: Şirketin mali tablolarında kâr görünmesine rağmen genel kurul kârın şirkette bırakılmasına karar vermiştir. Ortak, tutarı doğrudan kişisel alacak kabul etmek yerine kararın hukuka uygunluğunu ve iptal davasının koşullarını incelemelidir. Karar iptali süresi ile doğmuş alacağın zamanaşımı birbirine karıştırılmamalıdır.

Sık sorulan sorular

Azınlık ortak da kâr payını isteyebilir mi?

Dağıtım kararından doğan alacağın istenmesi için tek başına yüzde on gibi bir azlık eşiği aranmaz. Pay sahipliği, dağıtım koşulları ve bireysel alacak değerlendirilir.

Mali müşavirin hesapladığı tutarla hemen dava açabilir miyim?

Hesap raporu yararlı olabilir; fakat dağıtım kararı, hak sahipliği ve vade ayrıca gösterilmelidir. Raporun varlığı eksik hukuki koşulları tamamlamaz.

Genel kurul kararı mahkeme kararı gibi icraya konulur mu?

Genel kurul kararı tek başına mahkeme ilamı değildir. İlamsız takip ile ilamlı takip arasındaki ayrım korunmalıdır. Belgenin başka bir sebeple ilam niteliği taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenir.

Şirket diğer ortaklara ödedi, bana ödemedi. Ne yapabilirim?

Ödeme kararını ve diğer ödemelerin aynı hukuki sebebe dayanıp dayanmadığını karşılaştırın. Size ait muaccel bakiye için talepte bulunulabilir. Farklı pay grupları veya geçerli takas gibi ihtimaller ayrıca araştırılır.

Ortaklıktan çıkmadan dava açabilir miyim?

Evet. Kâr payı alacağının tahsili, ortaklıktan çıkmayı zorunlu kılmaz. Ortaklık sürerken şirkete karşı alacak ileri sürülebilir. Çıkma veya pay devri ayrı hukuki işlemlerdir.

Davayı kazanırsam para hemen ödenir mi?

Karar verilmesi fiilî tahsil garantisi değildir. Şirketin malvarlığı, başka hacizler, konkordato veya iflas durumu ve kanun yolu süreci sonucu etkileyebilir. Tahsil ihtimali başlangıçta değerlendirilmelidir.

Sonuç

Şirket kâr payınızı ödemiyorsa ilk adım, dağıtım kararı ile ödeme vadesini belgelemektir. Doğmuş ve istenebilir alacak için şirkete başvurulabilir, uygun takip yolu kullanılabilir veya arabuluculuk sonrasında dava açılabilir.

Karar iptalindeki üç aylık süre, alacak zamanaşımı ve icra işlemlerindeki kısa süreler ayrı izlenmelidir. Hesaplama; brüt ve net tutar, önceki ödemeler, takas iddiası ve faiz başlangıcı dikkate alınarak yapılmalıdır. Hukuki yol, mevcut genel kurul kararının uygulanmasının mı yoksa kararın geçerliliğinin mi tartışıldığı belirlenerek seçilmelidir.

Güncel kaynaklar

  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.4, 5, 5/A, 408, 437, 445, 507–509, 523, 608, 614, 616 ve 622.
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.90, 117, 139–143, 147, 149 ve 154.
  3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.62, 66–68 ve 257–264.
  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/A.
  5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: görev, yetki, deliller ve geçici hukuki koruma hükümleri.
  6. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun: m.1–3.

 

Kaynak URLDoğal bağlantı metniHedef URLÖnerilen yer
İstanbul Şirket Avukatıdağıtım kararı alınan kâr payının tahsilihttps://www.iltanekmekcioglu.com/sirket-kar-payimi-odemiyor/“Şirket işlemlerine ilişkin rehberler” bölümü
Anonim şirketlerde azınlık haklarıkâr payı kararı alındığı hâlde ödeme yapılmamasıhttps://www.iltanekmekcioglu.com/sirket-kar-payimi-odemiyor/“Kâr dağıtılmaması azlığın hakkını ihlal eder mi?” bölümünün sonu
Limited şirket ortağının bilgi alma hakkıödenmeyen kâr payı alacağının tahsilihttps://www.iltanekmekcioglu.com/sirket-kar-payimi-odemiyor/Sonuç bölümünde belgelerin diğer davalara etkisini açıklayan paragrafın ardından

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Şirket sözleşmesi, genel kurul kararı, mali tablolar, pay sahipliği ve ödeme kayıtları incelenmeden somut uyuşmazlığın sonucu hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

anonim şirket temettü alacağıkâr payı alacağıkâr payı arabuluculuk.kâr payı icra takibikâr payı zamanaşımılimited şirket kâr payışirket kâr payımı ödemiyor
Önceki yazı
Ticari Defterlerim Kayboldu
Sonraki yazı
Şirketten Ayrıldım, Banka Kefaletim Devam Ediyor mu?