Şirketten Ayrıldım, Banka Kefaletim Devam Ediyor mu?
Şirketten ayrılmanız, paylarınızı devretmeniz veya müdürlükten istifa etmeniz, bankaya verdiğiniz geçerli kişisel kefaleti kendiliğinden sona erdirmez. Banka, kefalet sözleşmesinin kapsamına giren şirket borcu için kişisel malvarlığınıza başvurabilir.
Ancak bu durum, bankanın istediği her tutardan ve şirketin daha sonra kullandığı bütün kredilerden mutlaka sorumlu olduğunuz anlamına gelmez. Kefaletin şekli, tarihi, azami tutarı, süresi, kapsadığı borçlar ve bankanın yaptığı işlemler ayrı ayrı incelenmelidir.
Özellikle “şirketin bütün borçlarını yeni ortak üstlendi” şeklindeki devir sözleşmesi hükmü ile bankanın sizi kefaletten çıkarması aynı işlem değildir. Bankanın taraf olmadığı bir sözleşme, kural olarak bankaya karşı sorumluluğunuzu tek başına kaldırmaz.
Elinize ödeme emri ulaşmışsa önce takip türünü ve tebliğ tarihini belirleyin. Bankayla görüşmek, eski ortağın ödeme yapmasını beklemek veya sözleşme örneklerini istemek, icra dosyasındaki başvuru sürelerini kendiliğinden durdurmaz.
Şirket Ortaklığı ile Kişisel Kefalet Neden Farklıdır?
Limited veya anonim şirketin borcu, öncelikle şirketin borcudur. Ortak olmakla şirketin kullandığı krediye kişisel kefalet vermek farklı hukuki sorumluluklar doğurur.
Şirket adına kredi sözleşmesini imzalarken yalnız temsilci sıfatıyla hareket etmiş olabilirsiniz. Aynı belgeyi ayrıca kendi adınıza kefil olarak imzalamış da olabilirsiniz. Hangi sıfatla borç altına girdiğiniz, sözleşmenin tamamı ve imza bölümleri üzerinden belirlenir.
Bu nedenle “şirket kaşesinin altında imzam var” veya “o tarihte müdürdüm” açıklaması tek başına yeterli değildir. Belgedeki şirket temsilcisi imzası, kişisel kefalet beyanı, el yazısı alanları ve ek protokoller birlikte incelenmelidir.
Pay devri ortaklık ilişkinizi değiştirir. Müdürlükten ayrılma temsil yetkinizi sona erdirebilir. Kişisel kefaletin sona ermesi ise kendi sözleşmesine ve kanuni koşullarına bağlıdır.
Hisse Devrinde Borçları Alıcı Üstlenirse Kefil Kurtulur mu?
Devir sözleşmesinde alıcının geçmiş ve gelecekteki şirket borçlarını üstlendiği yazabilir. Bu hüküm, satıcı ile alıcı arasındaki ilişkide önemli bir güvence oluşturabilir.
Bununla birlikte bankanın alacağını kimden isteyebileceği, bankayla kurulmuş kredi ve teminat ilişkisine göre belirlenir. Banka eski kefilin sorumluluğunu sona erdirmemişse, alıcının verdiği taahhüt bankanın eski kefile başvurmasını otomatik olarak engellemez.
Eski ortak bankaya ödeme yapmak zorunda kalırsa, devir sözleşmesindeki hükme dayanarak alıcıya başvurabilir. Ancak böyle bir talebin kapsamı; sözleşmenin ifadesine, ödeme nedenine ve üstlenilen borçların sınırlarına bağlıdır.
Güvenli bir devir planında iki konu ayrı düzenlenmelidir: Alıcının satıcıya karşı üstlendiği yükümlülükler ve bankanın eski kefili hangi borçlar bakımından sorumluluktan çıkardığı.
Bankanın Yazılı Olarak Kefaletten Çıkarması Nasıl Düzenlenmeli?
Bankadan alınan belgenin yalnız “pay devrinden haberdar olunduğunu” göstermesi yeterli olmayabilir. Belge, kişisel kefaletin akıbetini açıkça düzenlemelidir.
Hangi genel kredi sözleşmesinin, hangi kefaletin ve hangi kredi hesaplarının kapsandığı anlaşılmalıdır. Mevcut borçlar, henüz nakde dönüşmemiş teminat mektubu riskleri ve ileride doğabilecek yükümlülükler ayrı değerlendirilebilir.
Bir kredi hesabının kapandığını gösteren yazı, aynı genel kredi sözleşmesi kapsamındaki bütün risklerin sona erdiğini her durumda göstermez. Benzer şekilde bankaya yeni kefil verilmesi, eski kefilin mutlaka serbest bırakıldığı anlamına gelmez.
Bankanın açıklaması yetkili kişilerce yapılmalı; sorumluluğun tamamen mi, belirli borçlar veya tarihler bakımından mı kaldırıldığı açık olmalıdır. Sözlü görüşmeler yerine içeriği ve muhatabı belirlenebilen yazılı belgeler korunmalıdır.
Şirketten Ayrıldıktan Sonra Kullanılan Kredilerden Sorumlu Olur muyum?
Bu sorunun cevabı yalnız ortaklıktan ayrılma tarihine bakılarak verilemez. Türk Borçlar Kanunu, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için kefalet verilmesine izin verir. Böyle bir kefalette sorumluluk, ilgili borç doğduğunda gündeme gelir.
Genel kredi sözleşmesi, bankayla şirket arasındaki kredi ilişkisinin çerçevesini oluşturabilir. Fiilen kullanılan kredi, limit artışı, yenileme, yapılandırma ve yeni kredi sözleşmesi ise farklı tarihlerde gerçekleşebilir.
İncelemede şu sorular belirleyicidir:
- Kefalet belirli bir krediye mi, tanımlanmış bir kredi ilişkisine mi verilmiştir?
- Yeni kullanım başlangıçtaki kefaletin kapsamına giriyor mu?
- Kefalet tutarı veya sorumluluk sonradan artırılmış mı?
- Artırım için gerekli şekil koşulları yerine getirilmiş mi?
- Kefalet süresi veya sözleşmedeki özel sınırlamalar aşılmış mı?
Şirketten ayrıldıktan sonra kullanılan her kredinin kapsam dışında olduğu söylenemeyeceği gibi, bankanın aynı sözleşme numarasını kullanması da tek başına sınırsız sorumluluk doğurmaz.
Geçerli Bir Kefalet Sözleşmesinde Neler Bulunmalıdır?
Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi kefalet için özel şekil şartları öngörür. Yazılı sözleşmenin yanında, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin kendi el yazısıyla belirtilmesi gerekir.
Müteselsil kefalet söz konusuysa bu sıfatla veya aynı anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girildiği de kefilin el yazısıyla gösterilmelidir. Sözleşmede basılı bir kefalet bölümü bulunması, bütün şartların yerine getirildiğini tek başına göstermez.
Kefilin sorumluluğunu sonradan artıran değişikliklerde de gerekli şekil kuralları önem taşır. İlk sözleşmeye atılan imza, daha sonraki her limit artışına peşinen ve sınırsız onay verildiği şeklinde değerlendirilmemelidir.
İnceleme yalnız son sayfadan yapılmamalıdır. Genel kredi sözleşmesinin tamamı, kefalet sayfaları, ekler ve sonradan düzenlenen belgeler birlikte görülmelidir.
Şirket Ortağının Kefaletinde Eş Rızası Gerekir mi?
Kefalette genel kural, kanundaki koşullar çerçevesinde eşin yazılı rızasının bulunmasıdır. Rıza, sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması sırasında verilmelidir.
Ancak şirket kredileri bakımından önemli bir istisna vardır. TBK m.584, ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisinin şirketle ilgili verdiği kefaletlerde eş rızası aranmamasını düzenler. Dolayısıyla “eşim imzalamadı, bütün kefalet geçersizdir” sonucu her dosyada doğru değildir.
Kişinin kefalet tarihinde gerçekten ortak veya yönetici olup olmadığı, kefaletin şirketle ilgisi ve sözleşmenin hangi tarihte kurulduğu incelenmelidir. Bu istisnanın 2013 yılında düzenlemeye eklenmiş olması, eski sözleşmelerde tarih kontrolünü özellikle önemli kılar.
Sonradan şirketten ayrılmak, verildiği tarihte istisna kapsamında olan kefaleti geriye dönük olarak geçersizleştirmez. Ayrılıktan sonra yeni kefalet verilmesi veya sorumluluğun artırılması ise ayrıca değerlendirilir.
Banka Önce Şirketi Takip Etmek Zorunda mı?
Kefaletin adi veya müteselsil olması, bankanın başvuru sırasını etkiler.
Adi kefalette kural, önce asıl borçluya başvurulmasıdır. Bununla birlikte borçlunun iflası, konkordato mehli verilmesi veya kanunda belirtilen diğer durumlarda farklı hükümler uygulanabilir.
Müteselsil kefalette banka, TBK m.586’daki şartlarla şirketi takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefile başvurabilir. Kanun, borçlunun ödemede gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gibi koşullar arar.
Alacağın taşınır rehni veya alacak rehniyle güvence altına alınması bakımından ayrıca kurallar bulunur. Bu nedenle “şirketin ipoteği var, banka bana gelemez” veya “müteselsil kefilim, hiçbir savunmam yok” şeklindeki genellemeler doğru değildir.
Kefalet Limiti Bütün Borcu Kapsar mı?
Kefaletin azami tutarı, sorumluluğun belirlenmesinde temel ölçüttür. Bankanın şirketten olan toplam alacağı ile kefilden isteyebileceği tutar aynı olmayabilir.
TBK m.589; asıl borç, borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni sonuçları, belirli giderler ve faizler bakımından sorumluluğun kapsamını düzenler. Sözleşme hükümleri bu düzenlemelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Banka hesabında anapara, işlemiş faiz, temerrüt faizi, komisyon, vergi ve masraf kalemleri ayrı gösterilmelidir. Hangi kalemin kefalet kapsamında olduğu ve ne zaman doğduğu belirlenmeden yalnız toplam rakam üzerinden değerlendirme yapılması sağlıklı değildir.
Kefilin kendi temerrüdünden veya kendisine yöneltilen takipten doğan sonuçlar da ayrıca incelenebilir. Bu nedenle azami tutar, bütün ihtimalleri tek cümleyle çözen bir hesaplama yöntemi olarak kullanılmamalıdır.
Banka Kefaleti On Yıl Sonra Biter mi?
TBK m.598, gerçek kişiler tarafından verilen kefaletler için sözleşmenin kurulmasından başlayan on yıllık sona erme düzenlemesi getirir. Şirket ortağı veya müdürü kendi adına kefil olmuşsa bu hüküm önem taşır.
Bu süre, şirketin kredi borcuna ilişkin zamanaşımıyla aynı değildir. Kefaletin sona ermesi, asıl borcun sona ermesi ve alacağın zamanaşımına uğraması ayrı konulardır.
Kanuna göre kefalet süresi, sona ermesinden en erken bir yıl önce, gerekli şekle uygun yazılı açıklamayla azami on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir. Sözleşmedeki genel bir “süresizdir” ifadesiyle bu korumanın her durumda aşılabildiği kabul edilemez.
Ancak sözleşme tarihi, uzatma belgeleri ve süresi içinde başlatılmış işlemler birlikte incelenmelidir. On yılın dolduğu ileri sürülerek mevcut icra dosyasının hiçbir başvuru yapılmadan kapanacağı varsayılmamalıdır.
Eski Tarihli Kefaletlerde Aynı Hesap Yapılır mı?
Türk Borçlar Kanunu 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmiştir. Daha önce kurulan sözleşmelerde 6101 sayılı yürürlük kanunundaki geçiş hükümleri önem taşır.
Bu nedenle eski tarihli bir kefalette bugünkü hükümler doğrudan sözleşme tarihine uygulanarak kesin sonuç çıkarılmamalıdır. Sözleşmenin kuruluşu, sonraki değişiklikler, temerrüt ve sona erme meseleleri farklı zaman kurallarına tabi olabilir.
Belirli süre için verilen kefaletler bakımından TBK m.600; süreli olmayan kefaletler bakımından ise m.601 ayrıca incelenmelidir. İkinci düzenleme, koşulları oluştuğunda kefilin alacaklıdan borçluya ve güvencelere karşı harekete geçmesini istemesine imkân tanır.
Bu hükümler, bütün kefillerin tek bir ihtarla derhâl sorumluluktan çıkabileceği anlamına gelmez. Başvurunun zamanı ve koşulları önemlidir.
Bankaya İhtar Göndererek Kefaletten Çıkabilir miyim?
Şirketten ayrıldığınızı bankaya yazılı bildirmek yararlıdır. Ancak böyle bir bildirim, önceden doğmuş borçlara ilişkin geçerli kefaleti kural olarak kendiliğinden sona erdirmez.
Gelecekte doğacak borçlar bakımından TBK m.599 özel bir dönme imkânı düzenler. Borç henüz doğmadan, asıl borçlunun mali durumunun kanunda belirtilen şekilde bozulması veya başlangıçta iyi niyetle varsayılandan çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması gerekir.
Bu durumda alacaklıya yazılı bildirim yapılabilir. Kanun ayrıca alacaklının kefalete güvenmesi nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini öngörür.
Dolayısıyla yalnız “ortaklıktan çıktım, kefaletimi iptal ediyorum” yazılmasıyla tüm sorumluluğun bittiği varsayılmamalıdır. İhtar, somut borçlar ve uygulanabilecek sona erme sebebi belirlenerek hazırlanmalıdır.
Banka Teminatları Kaldırmışsa Sorumluluk Etkilenir mi?
Bankanın, kefilin ödeme yaptıktan sonra yararlanabileceği teminatları azaltması veya ortadan kaldırması hukuki sonuç doğurabilir.
TBK m.592, kefilin yararlanabileceği güvencelerin alacaklı tarafından azaltılması hâlinde sorumluluğun buna uygun biçimde etkilenmesini düzenler. Ancak her ipotek kaldırma veya teminat değiştirme işlemi kefili tamamen borçtan kurtarmaz.
Hangi güvencenin bulunduğu, ne zaman kaldırıldığı, değeri ve kefilin bundan nasıl zarar gördüğü araştırılmalıdır. Bankanın bazı bildirim ve bilgi verme yükümlülükleri de TBK m.594 kapsamında önem taşır.
Kefilin talebi üzerine asıl borcun kapsamına ilişkin bilgi verilmesi ve kanundaki bildirimlerin yapılması gerekir. Yükümlülüğe aykırılığın sorumluluğa etkisi, oluşan zarar ve ilgili koşullar üzerinden değerlendirilir.
Bankadan İhtarname Geldiğinde İlk Ne Yapılmalı?
Önce gelen belgenin niteliği belirlenmelidir. Bankanın hesap kat ihtarı, ödeme talebi, noter bildirimi ve icra müdürlüğünün ödeme emri aynı belge değildir.
İhtarın tebliğ tarihi, hangi krediye ilişkin olduğu, borcun nasıl hesaplandığı ve kefile hangi sıfatla yöneltildiği kontrol edilmelidir. Şirkete yapılan bildirimin kefil bakımından bütün sonuçları otomatik olarak doğurduğu varsayılmamalıdır.
Bankadan sözleşme ve hesap belgeleri istenirken aşağıdaki kayıtlar hazırlanmalıdır:
- Kredi ve kefalet sözleşmeleri ile bütün ekleri.
- Hisse devir sözleşmesi ve ticaret sicili kayıtları.
- Müdürlükten ayrılma veya temsil yetkisinin sona ermesi belgeleri.
- Bankayla yapılan yazışmalar ve sorumluluktan çıkarılma talepleri.
- Kredi kullanım, ödeme ve yapılandırma kayıtları.
- Tebligatlar, ihtarlar ve varsa icra dosyası belgeleri.
Banka ile görüşme devam ederken resmî tebligat süreleri ayrıca takip edilmelidir.
Kefile Ödeme Emri Gelirse Kaç Gün İçinde İtiraz Edilir?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi kural olarak tebliğden itibaren yedi gündür. İtiraz, takip dosyasının ve savunmanın niteliğine uygun biçimde yapılmalıdır.
Ancak her banka takibi bu usule tabi değildir. Kambiyo senedine, rehinli alacağa veya mahkeme kararına dayanan takiplerde farklı süreler, merciler ve başvuru yolları bulunabilir.
İtirazda kefaletin geçersizliği, kapsam dışında kalan kredi, limit aşımı, ödeme, sona erme veya hesap hatası gibi savunmalar gündeme gelebilir. Hangi savunmanın hangi belgeyle desteklendiği önemlidir.
“Borç şirketin borcudur” demek, kişisel kefalet iddiasını tek başına karşılamayabilir. Buna karşılık kefalet sözleşmesinin varlığı da bankanın talep ettiği toplamın tartışmasız doğru olduğunu göstermez.
Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?
Kefil, bankaya borçlu olmadığının veya istenen tutarın tamamından sorumlu bulunmadığının belirlenmesi için koşulları varsa menfi tespit davası açabilir.
Davanın takipten önce veya sonra açılması, geçici koruma imkânlarını etkiler. İİK m.72 uyarınca takipten önce açılan davada, gerekli şartlar ve teminatla takibin durdurulmasına yönelik tedbir istenebilir.
Takip başladıktan sonra açılan davada ise genel kural farklıdır: Tedbirle takibin durdurulması yerine, koşulları varsa icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Arabuluculuk sürecinde başlayan takipler bakımından 6325 sayılı Kanun’daki özel düzenleme ayrıca dikkate alınmalıdır.
Dava açılması tek başına haczi veya tahsilatı durdurmaz. Başvurunun türü, zamanı, tedbir talebi ve teminat ihtiyacı birlikte planlanmalıdır.
Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk Nasıl Belirlenir?
Şirketin ticari banka kredisine ilişkin kefalet uyuşmazlıklarında kural olarak asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir. İşlemin gerçek niteliği ve ileri sürülen talep görev değerlendirmesinde belirleyicidir.
Ticari nitelikteki para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları bakımından TTK m.5/A’daki dava şartı arabuluculuk dikkate alınmalıdır. İcra ödeme emrine süresinde itiraz etmek için arabuluculuğun sonuçlanması beklenmez.
Yetki bakımından sözleşmedeki mahkeme kaydı tek başına yeterli olmayabilir. Bir kişinin şirket ortağı veya yöneticisi olması, onu kendiliğinden tacir yapmaz. HMK m.17’deki yetki sözleşmesi koşulları kişisel kefil yönünden ayrıca incelenmelidir.
Menfi tespit davasında İİK m.72’deki özel yetki düzenlemesi de değerlendirilir. Tüketici işlemine ilişkin kefaletler ise şirketin ticari kredisiyle aynı esaslar üzerinden ele alınmamalıdır.
Şirket Konkordatoya Girerse Kefil de Korunur mu?
Şirket hakkında konkordato mühleti verilmesi, şirket ortağının kişisel kefaletine kendiliğinden aynı korumayı sağlamaz. Şirketin takiplerden korunmasıyla kefile başvurulabilmesi ayrı meselelerdir.
İİK m.303, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının borçtan birlikte sorumlu kişilere karşı haklarını korur. Konkordatoya muvafakat eden alacaklı bakımından ise hakların korunması için kanunda özel koşullar düzenlenmiştir.
Bu nedenle bankanın konkordatodaki tutumu, kefile yapılan bildirimler ve ilgili işlemler incelenmelidir. “Şirket borcu yapılandırıldı, kefilin borcu da aynı oranda düştü” sonucu otomatik olarak çıkarılamaz.
Şirketin konkordato veya iflas süreci, kefilin şirkete karşı ileride kullanacağı hakların korunmasını da önemli hâle getirir. Kişisel savunma ile şirket dosyasındaki alacak işlemleri birlikte takip edilmelidir.
Kefil Ödeme Yaparsa Parasını Kimden İsteyebilir?
Kefil, geçerli sorumluluğu kapsamında ödeme yaptığında TBK m.596 uyarınca ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olabilir. Böylece asıl borçlu şirkete başvurma imkânı doğar.
Ancak rücu hakkının kapsamı, yapılan ödemenin gerçekten gerekli olup olmadığına ve kefilin ileri sürebileceği savunmalara bağlıdır. Borcun ödendiğini bilmeden ikinci kez ödeme yapılması veya mevcut savunmaların dikkate alınmaması sorun yaratabilir.
Ödeme yapan kefilin asıl borçluyu bilgilendirmesi de önemlidir. TBK m.597, bildirim yapılmaması nedeniyle asıl borçlunun habersiz biçimde yeniden ödeme yaptığı durumları düzenler.
Bankadan ödeme belgesi, borç dökümü ve hakların kullanılmasına yarayan belgeler alınmalıdır. Diğer kefillere veya payı devralan kişiye başvuru ise birlikte kefalet ilişkisi ve devir sözleşmesi üzerinden ayrıca değerlendirilir.
Şirketten Ayrılmadan Önce Hangi Önlemler Alınmalı?
Devir bedeli belirlenirken yalnız payların değeri değil, devam eden kişisel teminatların ekonomik riski de hesaba katılmalıdır.
Banka kredileri, teminat mektupları, kefaletler, şahsi ipotekler ve senetler ayrı bir listede gösterilmelidir. Bütün işlemler için tek başına “şirketin borcu yoktur” ifadesine güvenilmemelidir.
Bankadan sorumluluğun kaldırılmasına ilişkin açık belge alınamıyorsa, riskin hangi tutar ve süreyle devam ettiği belirlenmelidir. Alıcının borç üstlenme taahhüdüne ek olarak ödeme, teminat ve bilgi verme yükümlülükleri düzenlenebilir.
Kefalet, aval, garanti taahhüdü ve başkasının borcu için verilen ipotek aynı kurum değildir. Belgede kullanılan adın yanında işlemin gerçek niteliği de önemlidir. Kefalete ilişkin bir kuralın bütün teminatlara aynen uygulanacağı kabul edilmemelidir.
İki Kısa Örnek
Örnek 1: Bir ortak paylarını devretmiş, alıcı da şirket borçlarını üstlenmiştir. Banka eski ortağı kefaletten çıkarmamıştır. Devir sözleşmesi bankanın başvurusunu tek başına engellemez; ancak ödeme yapılırsa alıcıya yöneltilecek talep bakımından önem taşıyabilir.
Örnek 2: Eski ortak ayrıldıktan sonra şirket yeni kredi kullanmıştır. Banka önceki kefalete dayanarak ödeme istemektedir. Sorumluluk yalnız ayrılık tarihine göre belirlenmez; yeni kredinin önceki kefaletin kapsamına girip girmediği, limit ve süre koşulları incelenir.
Sık Sorulan Sorular
Müdürlükten istifa etmek banka kefaletini bitirir mi?
Tek başına bitirmez. Müdürlük sıfatı ile kişisel kefalet farklı hukuki ilişkilerdir. Kefaletin sona ermesi için sözleşme ve kanundaki koşullar değerlendirilmelidir.
Bankaya ortaklıktan çıktığımı bildirmem yeterli mi?
Bildirim önemlidir; ancak mevcut borçlara ilişkin geçerli kefaleti kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bankanın açık serbest bırakma iradesi veya uygulanabilir başka bir sona erme sebebi gerekir.
Banka yeni kefil aldıysa eski kefalet sona erer mi?
Her zaman değil. Yeni kefilin eklenmesiyle eski kefilin sorumluluktan çıkarılması farklı işlemlerdir. Bankanın belgesinde hangi sonucun kabul edildiği açık olmalıdır.
Şirket kredisine kefil oldum, eşimin imzası yok. Kefalet geçersiz mi?
Otomatik olarak geçersiz sayılamaz. Şirket ortakları ve yöneticilerinin şirketle ilgili kefaletlerinde eş rızası istisnası bulunur. Sözleşme tarihi ve o tarihteki sıfat kontrol edilmelidir.
Şirketten yıllar önce ayrıldım; belgeler bende yoksa ne yapmalıyım?
Bankadan kredi ve kefalet belgelerini, ilgili sicil kayıtlarını ve varsa icra dosyasını temin etmeye çalışın. Belge istemek başvuru sürelerini durdurmadığından, tebligatları bekletmeyin.
Kefalet borcunu ödeyince şirketten hemen tahsil edebilir miyim?
Ödeme rücu hakkı doğurabilir; fakat şirketin mali durumu ve varsa konkordato veya iflası tahsili etkiler. Hak sahibi olmakla paranın fiilen tahsil edilmesi aynı değildir.
Sonuç
“Şirketten ayrıldım, kefaletim devam eder mi?” sorusunda belirleyici olan yalnız pay devri değildir. Kişisel kefaletin kuruluşu, kapsamı, süresi ve sonradan yapılan işlemler incelenmelidir.
Bankanın talebi karşısında kredi belgeleriyle şirketten ayrılma belgeleri aynı zaman çizelgesinde değerlendirilmelidir. Yeni krediler, limit artışları, eş rızası istisnası, on yıllık süre ve bankanın teminatlara ilişkin işlemleri sonucu değiştirebilir.
Ödeme emri veya haciz riski varsa önce kısa başvuru süreleri korunmalıdır. Bankadan sorumluluktan çıkarılma, takibe itiraz, menfi tespit ve ödeme sonrası rücu seçenekleri dosyanın durumuna göre birlikte planlanmalıdır.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — özellikle m.581–603.
- 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — eski sözleşmeler ve geçiş hükümleri.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — özellikle m.4, 5, 5/A ve 7.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — özellikle m.62, 72 ve 303.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — özellikle m.18/A.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — özellikle m.17–18.
| Mevcut kaynak URL | Ekleme yeri | Doğal anchor metni | Hedef URL |
|---|---|---|---|
| Limited Şirketten Nasıl Çıkılır? | “Şirketten çıkınca kefaletim sona erer mi?” cevabının sonu | ortaklıktan ayrıldıktan sonra banka kefaleti | https://www.iltanekmekcioglu.com/sirketten-ayrildim-banka-kefaletim/ |
| Limited Şirket Hisse Devri Nasıl Yapılır? | Satıcının risklerinin anlatıldığı bölüm | hisse devri sonrasında kişisel kefaletin sona ermesi | https://www.iltanekmekcioglu.com/sirketten-ayrildim-banka-kefaletim/ |
| İstanbul Şirket Avukatı | “Şirket işlemlerine ilişkin rehberler” bölümü | eski ortağın şirket kredisine kefalet sorumluluğu | https://www.iltanekmekcioglu.com/sirketten-ayrildim-banka-kefaletim/ |
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Kredi ve kefalet sözleşmeleri, kullanım tarihleri, devir belgeleri, bankanın bildirimleri ve varsa icra dosyası incelenmeden kişisel sorumluluk hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

