İşyerime Başkasının Borcu İçin Haciz Geldi: Ne Yapmalıyım?

 

Başkasının borcu için işyerinizde haciz yapılması, size ait malların o borcun ödenmesinde kullanılabileceği anlamına gelmez. Ancak malın kime ait olduğu tartışmalıysa yalnız “borç benim değil” demek yeterli olmayabilir. Haczedilmek istenen her mal bakımından mülkiyet veya ilgili ayni hak iddiası tutanağa geçirilmelidir. Bu iddiaya istihkak iddiası denir.

Başvuru yolu, malın fiilen borçlunun elinde mi, üçüncü kişinin elinde mi, yoksa birlikte mi bulunduğuna göre değişir. Bazı durumlarda mal sahibi olduğunu söyleyen üçüncü kişinin, bazı durumlarda ise haczi isteyen alacaklının dava açması gerekir. İcra ve İflas Kanunu’nda bu süreç için üç günlük ve yedi günlük farklı süreler bulunur.

İlk aşamada haciz tutanağını alın; malın faturası, ödeme ve teslim belgeleri, seri numarası, kira sözleşmesi ve işletme kayıtlarını bir araya getirin. İcra müdürlüğünün hangi usulü uyguladığını ve kime süre verdiğini kontrol edin. Satışın veya muhafazanın durdurulması gerekiyorsa uygun başvuruyu ayrıca değerlendirin.

Bu rehber, özel hukuk alacağı için yürütülen icra takibinde işyerindeki taşınır malları ele alır. Vergi dairesinin kamu alacağı takibi, ceza soruşturmasındaki elkoyma ve banka hesabına yönelik tedbirler farklı kurallara tabidir. Temel düzenleme, İcra ve İflas Kanunu’nun 96, 97, 97/a ve 99. maddeleridir.

İstihkak iddiası nedir?

İstihkak iddiası, haczedilen mal üzerinde borçlu dışında bir kişinin mülkiyet veya haczin kapsamını etkileyen bir ayni hak ileri sürmesidir. İşyerindeki makinenin, bilgisayarın, ticari stokun veya tamir için bırakılan cihazın başka kişiye ait olması bu tartışmayı doğurabilir.

Buradaki “üçüncü kişi”, icra takibinin borçlusu veya alacaklısı olmayan hak sahibini anlatır. Gerçek kişi olabileceği gibi şirket de olabilir. Talebin doğru kişi adına ileri sürülmesi önemlidir.

Mülkiyet iddiasıyla rehin hakkı iddiasının sonucu aynı değildir. Malın tamamının üçüncü kişiye ait olduğu savunmasıyla borçluya ait mal üzerinde öncelikli hak bulunduğu savunması ayrı kurulmalıdır. Bu makalenin ağırlığı, başkasının borcu nedeniyle mülkiyeti tartışılan işletme mallarıdır.

Haciz, muhafaza ve satış arasındaki fark nedir?

Haciz, malın icra takibine bağlanmasıdır. Muhafaza, malın bulunduğu yerden alınması veya yediemine bırakılması gibi koruma işlemlerini ifade eder. Satış ise malın paraya çevrilmesidir.

Mal işyerinde bırakılmış olsa da haciz devam ediyor olabilir. Buna karşılık malın depoya götürülmesi, mülkiyetinin kesin olarak borçluya ait olduğunun mahkemece kabul edildiği anlamına gelmez.

Bu ayrım, ne talep edileceğini belirler. Haczin kaldırılması, malın işyerinde korunması ve satışın durdurulması farklı talepler olabilir. Yalnız eşyanın götürülmesini önlemekle yetinmek, üzerindeki haczi ortadan kaldırmayabilir.

Haciz sırasında ne yapılmalıdır?

Önce icra dosyası, borçlunun kimliği ve haczin hangi alacak için yapıldığı öğrenilmelidir. İşyerinde bulunan malların tamamının aynı kişiye ait olduğu varsayılmamalıdır.

Uygulanabilecek işlem sırası şöyledir:

  1. Görevlilerin kimliğini ve icra dosyasını doğrulayın.
  2. Her malın sahibini ve işyerinde bulunma sebebini açıklayın.
  3. Marka, model, seri numarası ve miktarı tutanağa doğru yazdırın.
  4. İstihkak iddiasını ve gösterdiğiniz belgeleri tutanağa geçirtin.
  5. Uygunsa yedieminliği kabul ettiğinizi açıkça belirtin.
  6. Tutanağı okuyun, eksik veya yanlış açıklamaları kayda geçirtin.
  7. Haciz tutanağının ve verilen kararların örneğini alın.

Şirket adına işlem yapılıyorsa temsil yetkisi kontrol edilmelidir. İşyerindeki her çalışanın şirket adına bütün hukuki işlemleri yapabileceği düşünülmemelidir. Gerçek hak sahibi veya yetkili temsilci süreci gecikmeden takip etmelidir.

Malın kimin elinde bulunduğu neden belirleyicidir?

Kanundaki zilyetlik, mal üzerinde fiilî hâkimiyet kurulmasını ifade eder. Makineyi kimin kullandığı, işyerini kimin işlettiği, anahtarların kimde olduğu ve ticari faaliyetin kim tarafından yürütüldüğü bu değerlendirmede önem taşıyabilir.

İİK m.97/a, taşınır malı elinde bulunduran kişinin malik sayılmasına ilişkin karine getirir. Borçluyla üçüncü kişi malı birlikte ellerinde bulunduruyorsa mal, bu usul bakımından borçlunun elinde kabul edilir.

Bu karine kesin ve değiştirilemez bir mülkiyet kararı değildir. Aksinin uygun delillerle gösterilmesi mümkündür. Ancak yalnız işyerinin tabelasının veya kira sözleşmesindeki ismin değişmesi, fiilî kullanım ve mülkiyet incelemesinin yerini tutmaz.

İİK m.97 ile m.99 arasındaki fark nedir?

DurumTemel usulDava açma yükümlülüğü
Mal borçlunun elinde veya borçluyla üçüncü kişinin ortak hâkimiyetindeİİK m.96, 97 ve 97/aİddiaya itiraz edilmesi ve devam eden usule göre üçüncü kişi dava açar.
Mal borçlunun elinde olmayıp hak iddia eden üçüncü kişinin elindeİİK m.99İcra müdürlüğü alacaklıya üçüncü kişi aleyhine dava açması için süre verir.

Davayı kimin açtığı, ispat yükünü tek başına belirlemez. Malın fiilî durumu ve kanuni karineler ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle “Bütün istihkak davalarını mal sahibi açar” veya “işyeri benim adıma olduğu için mutlaka alacaklı dava açmalıdır” şeklindeki genellemeler güvenli değildir. Haciz tutanağı ve müdürlük kararı başlangıçta birlikte incelenmelidir.

Haczi öğrendikten sonra kaç gün içinde iddia ileri sürülür?

İİK m.96, haczi öğrenen borçlu veya üçüncü kişinin yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmaması hâlinde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybetmesini düzenler.

Haciz sırasında hazır olan kişi açısından öğrenme tarihi genellikle o gündür. Sonradan öğrenildiği belirtiliyorsa bunun zamanı ve delilleri önemlidir. Başka belgelerin hazırlanmasını veya alacaklıyla görüşmelerin bitmesini beklemek süreyi korumaz.

Yedi günlük süre iş günü olarak hesaplanmaz. İİK m.19 uyarınca ilk gün hesaba katılmaz; son gün resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen güne uzar.

Bu yedi gün, aşağıda açıklanan mahkeme kararından sonra dava açma süresiyle aynı değildir. Sürecin farklı aşamalarında ayrı süreler başlayabilir. Kanunda belirtilen bazı birlikte oturma ve iş ortaklığı durumları da öğrenme değerlendirmesini etkileyebilir. Sürelerin dayanağı İİK m.19 ve m.96’dır.

Borçlunun elindeki mal için süreç nasıl işler?

İstihkak iddiası haciz ve icra tutanaklarına geçirilir. İcra dairesi, iddiaya karşı itirazlarını bildirmeleri için alacaklı ve borçluya üç günlük süre verir. Sessiz kalmaları hâlinde iddiayı kabul etmiş sayılmalarına ilişkin hüküm uygulanır.

İddiaya itiraz edilirse dosya icra mahkemesine gönderilir. Mahkeme, ilgili mal bakımından takibin devamına veya ertelenmesine karar verir. Buradaki inceleme ile mülkiyet uyuşmazlığını sonuçlandıracak istihkak davası aynı aşama değildir.

İİK m.97 uyarınca üçüncü kişinin, mahkeme kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açması gerekir. Haciz sırasında beyanda bulunmuş olmak, sonraki dava yükümlülüğünü kendiliğinden yerine getirmez.

Mal yalnız üçüncü kişinin elindeyse ne olur?

İİK m.99 kapsamında, mal borçlunun elinde olmayıp mülkiyet veya başka bir ayni hak iddia eden üçüncü kişinin elindeyse farklı usul uygulanır.

Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Alacaklı bu sürede dava açmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.

Alacaklının süresinde açtığı dava sonuçlanıncaya kadar haczedilen mal satılamaz. Ancak üçüncü kişi müdürlük kararını ve dava açılıp açılmadığını takip etmelidir. Haciz kaydının dosyada nasıl sonuçlandırıldığı görülmeden sürecin tamamlandığı düşünülmemelidir.

Bu iki usulün süre ve sonuçları, İİK m.97 ile m.99’un yürürlükteki metinlerinden birlikte değerlendirilmelidir.

Yedieminliği kabul edersem makineler götürülmez mi?

Yediemin, hacizli malı resmî sorumluluk altında korumayı üstlenen kişidir. Malın üçüncü kişiye yediemin olarak bırakılmasıyla mülkiyet uyuşmazlığının çözülmesi farklı konulardır.

İİK m.99’daki koşullar gerçekleşmişse, üçüncü kişinin yedieminliği kabulü malın muhafaza altına alınmaması bakımından önem taşır. İİK m.97/a kapsamında borçluyla birlikte elde bulundurma durumunda da koruma vardır; ancak mahkemenin takibin devamına karar vermesi üzerine mal muhafaza altına alınabilir.

Dolayısıyla her durumda aynı sonuç verilemez. Yedieminlik kabulü, malı satma, gizleme veya serbestçe başka yere taşıma yetkisi sağlamaz. Kullanım ve teslim koşulları tutanak ile ilgili karar üzerinden belirlenmeli; koruma yükümlülüğü yerine getirilmelidir.

Aynı adres veya ortak yönetici haciz için yeterli mi?

İki şirketin aynı adreste faaliyet göstermesi, ortak yöneticilerinin bulunması veya aile ilişkisi, malların kendiliğinden tek bir kişiye ait olduğunu göstermez.

Bununla birlikte bu bağlantılar delil incelemesinde önem taşıyabilir. İşletmeyi fiilen kimin yönettiği, malların kim tarafından satın alındığı, çalışanların hangi işletme için çalıştığı ve faaliyet değişikliğinin ne zaman gerçekleştiği araştırılır.

Dosyalarda kullanılan “organik bağ” ifadesi, tek başına bütün mülkiyet sorularını cevaplamaz. Gerçek ticari ilişki ile alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik görünüşte işlem iddiası ayrı değerlendirilmelidir. İnceleme yalnız şirket unvanları karşılaştırılarak sonuçlandırılmamalıdır.

Fatura göstermek haczi kaldırır mı?

Fatura önemli bir delildir; ancak her olayda tek başına kesin sonuç sağlamaz. Öncelikle faturanın haczedilen malı gerçekten tanımlayıp tanımlamadığına bakılır.

“Bir adet makine” yazan genel bir belgeyle marka, model ve seri numarası bulunan fatura aynı açıklıkta değildir. Fatura tarihi, satıcının kayıtları, teslim ve ödeme belgeleri arasındaki uyum da önem taşır.

Faturanın üçüncü kişi adına düzenlenmiş olması, malın neden borçlunun işyerinde bulunduğu sorusunu ortadan kaldırmaz. Kiralama, emanet, tamir, fason üretim veya başka bir ilişki varsa bu ilişkinin gerçekliği de gösterilmelidir.

Sonradan belge düzenleyerek geçmişteki işlemi farklı göstermek yerine mevcut kayıtlar korunmalı ve eksik belgeler düzenleyen kişi veya kurumdan hukuka uygun şekilde temin edilmelidir.

Hangi deliller hazırlanmalıdır?

DelilAçıklayabileceği husus
Fatura ve ödeme kaydıMalın kim tarafından, ne zaman ve hangi bedelle edinildiği
İrsaliye ve teslim tutanağıMalın nereye ve kime teslim edildiği
Seri numarası ve fotoğrafBelgedeki eşya ile haczedilen eşyanın aynı olup olmadığı
Ticari defter ve demirbaş kaydıMalın işletme kayıtlarındaki yeri
Kira, emanet veya tamir sözleşmesiMalın başka işyerinde bulunma sebebi
Ticaret sicili, vergi ve adres kayıtlarıİşletmecinin kimliği ve faaliyet tarihleri
Sigorta, bakım ve servis kayıtlarıMalın geçmişi, kullanımı ve sorumluluğunun kimde olduğu

Belgeler yalnız dosyaya yığılmamalıdır. Her haciz kaleminin hangi belgeyle eşleştiği kısa bir çizelgede gösterilmelidir.

Elektronik faturanın aslı, ödeme hareketi ve teslim kaydı birlikte saklanmalıdır. Tanık anlatımları da olayın açıklanmasına katkı sağlayabilir; fakat mevcut yazılı kayıtların yerine otomatik olarak geçeceği düşünülmemelidir.

Eski kiracının borcu için yeni kiracının malları haczedilebilir mi?

Önceki kiracının borcu, yalnız aynı dükkânda çalışmaya başlanması nedeniyle yeni kiracıya geçmez. Bununla birlikte adresin borçlunun eski işyeri olması haciz talebine ve fiilî durumun araştırılmasına yol açabilir.

Yeni kiracının işyerine ne zaman girdiği, hangi demirbaşları getirdiği ve önceki işletmeciyle ilişkisi açıklanmalıdır. Kira sözleşmesi yanında anahtar teslimi, taşınma faturası, abonelikler ve makine teslim belgeleri yararlı olabilir.

Boş bir dükkânın kiralanmasıyla faal işletmenin malları, çalışanları ve ticari düzeniyle devralınması aynı işlem değildir. İşletme devri varsa borçlardan sorumluluk ayrıca değerlendirilmelidir. Yalnız sözleşmeye “kira” başlığı konulması gerçek işlemin incelenmesini engellemez.

Şirket ortağının kişisel borcu şirket mallarına yöneltilebilir mi?

Limited veya anonim şirketin malvarlığıyla ortağın kişisel malvarlığı ayrıdır. Ortağın kişisel borcu nedeniyle şirketin bütün makinelerinin doğrudan ortağa ait sayılması doğru değildir.

Alacaklı, şartları varsa borçlu ortağın payına, kâr payına veya şirketten olan alacağına yönelebilir. Türk Ticaret Kanunu m.125 ve m.133, tüzel kişilik ve ortağın kişisel alacaklıları bakımından önem taşır.

Şirketin ayrıca borç üstlenmesi, teminat vermesi veya uyuşmazlık konusu malların gerçekte borçluya ait olması farklı değerlendirme gerektirir. Şahıs işletmesi ise sahibinden ayrı bir tüzel kişi değildir. Günlük dilde kullanılan “şirket benim” sözüyle hukuki işletme türü birbirine karıştırılmamalıdır.

Kiralık veya leasing yoluyla kullanılan makinelerde ne yapılır?

Bir makinenin işletmede kullanılması, işletmenin mutlaka malik olduğu anlamına gelmez. Olağan kiralama, kullanım ödüncü ve finansal kiralama sözleşmeleri farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Finansal kiralamada 6361 sayılı Kanun’un özel hükümleri dikkate alınır. Kanunun 23. maddesinde mülkiyetin kiralayana ait olması; 28. maddesinde kiracıya karşı icra takibinde finansal kiralama konusu malın takip dışında tutulması düzenlenmiştir.

Sözleşme, gerekli sicil kayıtları ve makinenin kimliği karşılaştırılmalıdır. Malın yalnız “leasingli” olduğunun söylenmesi yeterli görülmeyebilir. Finansal kiralama şirketi gecikmeden bilgilendirilmeli; genel istihkak usulüyle 6361 sayılı Kanun’daki özel başvuru yolu birbirine karıştırılmamalıdır.

Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

İİK m.96 ve devamındaki hacizli mala ilişkin istihkak uyuşmazlıklarında görevli mahkeme icra hukuk mahkemesidir. Tarafların şirket olması, bu özel davayı kendiliğinden asliye ticaret mahkemesinin görevine sokmaz.

Yetki belirlenirken asıl icra takibinin yapıldığı yer ve davalının yerleşim yerine ilişkin kurallar değerlendirilir. Birden fazla davalı bulunması veya haczin başka yerde talimatla yapılması ayrıca önem taşıyabilir.

Mülkiyete ilişkin başka bir dava, sözleşmeden doğan alacak ya da ayrıca istenecek tazminat için görev ve yetki aynı olmayabilir. Önce talebin gerçekten icra takibindeki istihkak uyuşmazlığı mı, yoksa bağımsız bir hukuki talep mi olduğu belirlenmelidir.

Dava kime karşı açılır, arabuluculuk gerekir mi?

Üçüncü kişinin açtığı davada haczi isteyen alacaklı temel karşı taraftır. Borçlunun iddiaya karşı tutumu, davada ayrıca taraf olarak yer alıp almayacağı bakımından incelenir.

İİK m.99 uyarınca alacaklının açtığı dava ise hak iddia eden üçüncü kişiye yöneltilir. Şirket adına hak ileri sürülüyorsa şirketin taraf olmasıyla ortak veya yöneticinin kendi adına dava açması aynı değildir.

Bu özel istihkak davası için dava şartı arabuluculuk öngörülmemiştir. Ancak ayrı bir ticari alacak veya tazminat talebi bakımından arabuluculuk koşulları yeniden değerlendirilir. Görüşmelerin sürmesi, icra sürecindeki kısa süreleri kendiliğinden durdurmaz. Ayrı talepler açısından 6325 sayılı Kanun ve ilgili özel hükümler dikkate alınmalıdır.

İcra müdürlüğü yanlış usulü uygularsa ne yapılabilir?

Malın yalnız üçüncü kişinin elinde bulunduğu ileri sürülmesine rağmen borçlunun elindeymiş gibi işlem yapılması veya dava açma süresinin yanlış tarafa verilmesi şikâyet konusu olabilir.

İcra müdürlüğünün işleminin hukuka uygunluğu ile malın gerçek sahibinin belirlenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Müdürlük işlemine şikâyet, her durumda istihkak davasının yerine geçmez.

İİK m.16’daki genel şikâyet süresi öğrenmeden itibaren yedi gündür; kanundaki istisnalar saklıdır. Şikâyet edilmesi de diğer süreleri ve icra işlemlerini otomatik olarak durdurmaz. İlgili karar, tebliğ ve öğrenme tarihleri ayrı bir takvimde izlenmelidir.

İstihkak davası açmak satışı durdurur mu?

İİK m.97 sürecinde yalnız dava açılmasına güvenilmemelidir. Mahkemenin ilgili mal bakımından takibin ertelenmesine ilişkin kararı ve gerekiyorsa teminat koşulu önem taşır.

İİK m.99 kapsamında ise alacaklının süresinde açtığı dava sonuçlanıncaya kadar malın satılamayacağı kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle iki usulün sonucu tek cümleyle anlatılamaz.

Malın üretimin merkezinde yer alması, kaldırılmasının işletmeyi durdurması veya bakım gerektirmesi somut belgelerle açıklanmalıdır. Koruma talebi hangi mal ve hangi işlem için isteniyorsa açıkça belirtilmeli; verilen kararın icra dosyasında uygulanması takip edilmelidir.

Teminat ve yargılama giderleri nasıl belirlenir?

İİK m.97’de takibin ertelenmesine karar verilirse, üçüncü kişinin haksız çıkması durumunda alacaklının muhtemel zararını karşılayacak teminat alınması düzenlenmiştir. Teminatın türü ve miktarı mevcut delillere göre belirlenir.

Bu konuda bütün istihkak dosyaları için geçerli sabit bir yüzde vermek doğru değildir. İhalenin feshi gibi başka bir hukuki yola ait oranlar istihkak davasına taşınmamalıdır.

Harç, gider avansı, bilirkişi, keşif ve tebligat giderleri ayrıca hesaplanır. Malın değeri, uyuşmazlığın kapsamı ve talepler doğru gösterilmelidir. İşletmenin üretim kaybıyla yargılama maliyetinin birlikte değerlendirilmesi, başvurunun ekonomik etkisini anlamayı sağlar.

Dava kaybedilirse veya alacaklı kötü niyetliyse tazminat olur mu?

İİK m.97, istihkak davası nedeniyle takip ertelenmiş ve sonunda dava reddedilmişse, alacaklının tahsili geciken alacak miktarı üzerinden yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminat öngörür.

İstihkak iddiası haklı bulunur ve iddiaya itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti belirlenirse, maddede haczedilen malın değeri üzerinden yüzde on beşten az olmamak üzere tazminat düzenlenmiştir.

Bu hükümler her hacizde otomatik ödeme yapılacağı anlamına gelmez. Uygulanan usul, erteleme, gecikme, kötü niyet, talep ve hesaplama koşulları incelenmelidir. İİK m.97’deki özel tazminat ile üretimin durması nedeniyle ileri sürülebilecek ayrı zarar talebi de aynı şey değildir.

Mal satılmışsa artık başvuru yapılamaz mı?

Malın satılması, her durumda bütün başvuru imkânlarını sona erdirmez. İİK m.97, istihkak iddiasında bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişinin, koşulları varsa malın henüz alacaklıya ödenmemiş bedeli üzerinde dava açabilmesini düzenler.

Bu özel durumda haczi öğrenmeden başlayan yedi günlük süre önem taşır. Bedelin dağıtılıp dağıtılmadığı, üçüncü kişinin daha önce haberdar olup olmadığı ve kendisine başvuru imkânı tanınıp tanınmadığı araştırılır.

Dava sürerken satış yapılmışsa bedelin ödenmesine ilişkin koruma ayrıca istenebilir. Buna karşılık satış sonrası bütün işlemlerin kendiliğinden geri alınacağı düşünülmemelidir. Süresinde müdahale, sonradan zararı gidermeye çalışmaktan farklı bir koruma sağlar.

Anayasa Mahkemesi üçüncü kişinin korunmasına nasıl bakıyor?

Anayasa Mahkemesi, 12 Ocak 2012 tarihli, E.2010/90 ve K.2012/4 sayılı kararında, üçüncü kişinin elindeki hacizli malın kendisine yediemin olarak bırakılmasını alacaklının onayına bağlayan eski düzenlemeyi incelemiştir.

Mahkeme, üçüncü kişinin haklarının da cebrî icra sürecinde korunması gerektiğini belirterek ilgili ibareyi iptal etmiştir. Karar 19 Mayıs 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Bu kararın somut önemi, mülkiyet iddia eden üçüncü kişinin korunmasının bütünüyle alacaklının isteğine bırakılamamasıdır. Güncel işlem ise bugünkü İİK m.88, 97/a ve 99 hükümleriyle değerlendirilmelidir. Karar, her üçüncü kişi beyanının doğru kabul edileceği anlamına gelmez.

İşletmenin zararını belgelemek neden önemlidir?

Makinenin kaldırılması, üretimin durması veya müşteriye ait cihazın teslim edilememesi ekonomik kayıp yaratabilir. Ancak zarar talebi için yalnız toplam ciro düşüşünü belirtmek yeterli olmayabilir.

İptal edilen siparişler, gecikme nedeniyle yapılan ödemeler, geçici makine kiralama giderleri, taşıma ve depolama masrafları belgelenmelidir. Kayıpla haciz işlemi arasındaki bağlantı açıklanmalıdır.

Hangi kişiye veya kuruma hangi hukuki sebebe dayanılarak başvurulacağı ayrıca belirlenir. İcra görevlisinin kusuruna dayanan taleplerde İİK m.5’in özel düzenlemesi vardır. İstihkak davasının kazanılması, ileri sürülen bütün işletme zararlarının kendiliğinden ödenmesini sağlamaz.

İki kısa uygulama örneği

Örnek 1: Yeni kiracı boş dükkâna kendi makineleriyle taşınmıştır. Eski kiracının borcu için haciz yapılır. Yeni kira sözleşmesi yanında makinelerin önceki alım ve ödeme belgeleri, seri numaraları ve taşınma kayıtları sunulur. Malın fiilî durumu üzerinden uygulanacak istihkak usulü belirlenir.

Örnek 2: Bir şirketin satın aldığı makine, borçlu başka işletmede fason üretim için bulunmaktadır. Mal sahibinin faturayı sunması yanında makinenin neden o yerde olduğunu da açıklaması gerekir. Teslim tutanağı, fason üretim sözleşmesi ve bakım kayıtları mülkiyet iddiasını destekleyebilir.

Sık sorulan sorular

Borç benim değilse haciz tutanağını önemsemeyebilir miyim?

Hayır. Haczedilen mal üzerinde hak iddia ediyorsanız tutanak ve süreler doğrudan sizi ilgilendirebilir. Borçlu olmamak, başvuru yükümlülüğünü her durumda ortadan kaldırmaz.

Vergi levhası benim adıma, bu yeterli mi?

Vergi levhası işyerindeki faaliyeti gösterebilir. Her makinenin veya stokun mülkiyetini tek başına ispatlamaz. Mal bazında edinme ve teslim belgeleri gerekir.

Fatura yoksa mülkiyet hiç ispatlanamaz mı?

Hayır. Ödeme, teslim, sözleşme, ticari kayıt ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilebilir. Belge eksikliği sonucu etkileyebilir; ancak tek delil türü yoktur.

İşyerinde bulunmadığım gün yapılan hacze itiraz edebilir miyim?

Koşulları varsa mümkündür. Haczi ne zaman öğrendiğiniz ve hangi işlemin yapıldığı belirlenmelidir. Yokluğunuz süresiz başvuru hakkı vermez.

Borçlu benim malım olduğunu kabul ederse sorun çözülür mü?

Borçlunun kabulü önem taşısa da alacaklıyı kendiliğinden bağlamaz. Üçüncü kişinin iddiasını delillerle desteklemesi gerekir.

Avukatla başvurmak zorunlu mu?

Zorunlu değildir. Ancak yanlış usulün seçilmesi, şirket adına yetkisiz işlem veya dava süresinin geçirilmesi sonucu etkileyebilir. Dosyanın hukuki ve mali boyutu birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

İşyerine başkasının borcu için haciz gelmesi durumunda temel mesele, hangi malın kime ait olduğu ve malın kimin fiilî hâkimiyetinde bulunduğudur. İstihkak iddiası mal bazında açıklanmalı, tutanağa geçirilmeli ve belgelenmelidir.

İİK m.97 ile m.99 ayrımı; davayı kimin açacağını, muhafaza ve satışın nasıl ilerleyeceğini etkiler. Üç günlük ve yedi günlük süreler tek bir süre gibi değerlendirilmemelidir. Fatura kadar ödeme, teslim, seri numarası ve kullanım ilişkisi de önemlidir.

Kaynakça

  1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, özellikle m.5, 16, 19, 22, 88, 96, 97, 97/a, 99 ve 102.
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, görev, yetki ve yargılama hükümleri.
  3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.125, 133 ve ayrı ticari talepler açısından m.5/A.
  4. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu, özellikle m.22, 23 ve 28.
  5. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
  6. AYM, E.2010/90, K.2012/4, 12 Ocak 2012, Resmî Gazete yayımı: 19 Mayıs 2012.
Yayımlanmış kaynak URLYerleştirme bağlamıDoğal anchor metniHedef URL
İcra ve İflas Hukuku Avukatı“İstanbul icra ve iflas avukatı ne yapar?” bölümündeki haciz işlemleri açıklamasıbaşkasının borcu nedeniyle haczedilen işyeri malları/baskasinin-borcu-icin-isyerime-haciz/
İstanbul Şirket AvukatıŞirket uyuşmazlıkları ve malvarlığının korunması bağlamışirket mallarının üçüncü kişinin borcuna karşı korunması/baskasinin-borcu-icin-isyerime-haciz/
Banka Hesabıma İhtiyati Haciz Konuldu“Üçüncü kişiye ait para veya mal haczedilirse ne olur?” bölümüişyerindeki mallar için istihkak iddiası/baskasinin-borcu-icin-isyerime-haciz/

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. İcra dosyası, haciz tutanağı, tebligatlar, mülkiyet ve ödeme belgeleri, sözleşmeler ve mahkeme kararları görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

başkasının borcu için hacizeski kiracının borcu.hacizde faturaistihkak davasıistihkak iddiasıişyerine hacizüçüncü kişinin mallarıyedieminlik
Önceki yazı
Evim İcradan Satıldı: İhalenin Feshi Mümkün mü?
Sonraki yazı
İcradan Aldığım Ev Boşaltılmıyor: Tahliye Nasıl Sağlanır?