Uzaklaştırma Kararı Alınınca Ortak Evden Kim Çıkar, Evin Kullanımı ve Eşyalar Ne Olur?

Uygulamada Sıkça Karşılaşılan Suçlar ve Yargılaması kitabı

Ortak konuttan uzaklaştırma kararı verilmişse evden, kararda uzaklaştırılması belirtilen kişi çıkar. Evin tapusunun veya kira sözleşmesinin bu kişinin adına olması, yürürlükteki karara rağmen evde kalma hakkı vermez. Konutun korunan kişiye tahsisi, geçici kullanım düzenlemesidir; tapuyu veya ev eşyalarının mülkiyetini kendiliğinden değiştirmez. Kişisel eşya ve belgelerin alınması için kolluk aracılığıyla teslim istenebilir. Kira, faturalar, ortak eşyalar ve karar sonrası kullanım ise kararın kapsamı ve ilgili hukuk kuralları birlikte incelenerek belirlenir. [1][2]

Uzaklaştırma kararından sonra en sık yaşanan sorun, evde kimin kalacağı kadar günlük hayatın nasıl sürdürüleceğidir. Anahtarın kimde olacağı, ilaçların nasıl alınacağı, çocukların okul eşyalarının ne olacağı, kiranın ödenip ödenmeyeceği ve ev sahibine ne bildirileceği somut olarak düzenlenmelidir. Kararın yalnızca “uzaklaştırma verildi” şeklindeki özeti bu soruların tamamını cevaplamaz.

Evden kimin çıkacağı neye göre belirlenir?

6284 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesi, şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişi hakkında müşterek konuttan ya da bulunduğu yerden uzaklaştırma ve müşterek konutu korunan kişiye tahsis etme tedbirine imkân tanır. Esas olan, kişinin tapudaki sıfatından önce uygulanacak tedbir kararının içeriğidir. [1]

“Evin sahibi her durumda kalır”, “Kirayı ödeyen çıkarılamaz” veya “Her olayda mutlaka erkek evden çıkar” şeklindeki genellemeler doğru değildir. Kararda kimin korunduğu, kimin hakkında hangi önleyici tedbirin verildiği, konut adresi ve tedbir süresi belirlenir. Kadınlar, çocuklar ve diğer aile bireyleri bakımından kanunun kapsamı ve somut şiddet tehlikesi değerlendirilir.

Konutun tahsisi, boşanmadaki kusurun kesin olarak belirlendiği anlamına da gelmez. Amaç mevcut tehlikeyi önlemek ve korumayı sağlamaktır. Tedbir kararından, ceza mahkûmiyeti veya evin nihai olarak kime bırakılacağı sonucu çıkarılamaz.

Kararın alınması, başvuru yerleri ve genel ihlal süreci için 6284 kapsamında uzaklaştırma kararı ve ihlalin sonuçları yazısı ayrıca incelenebilir.

Her koruma kararı ortak konutu tahsis eder mi?

Hayır. Tehdit ve hakaret etmeme, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, belirli yerlere yaklaşmama ve ortak konuttan uzaklaştırma farklı tedbirlerdir. Kararda yalnızca iletişim yoluyla rahatsız etmeme bulunması, tek başına ortak evin kullanımının diğer kişiye verildiği anlamına gelmez.

Buna karşılık korunan kişiye ve bulunduğu konuta yaklaşmama kararı, ortak konutta kalmayı fiilen ve hukuken engelleyebilir. Bu nedenle yalnızca “konut tahsisi” ifadesinin bulunup bulunmadığına bakmak da yeterli olmaz. Hüküm bölümündeki bütün tedbirler birlikte okunmalıdır.

Karar evin kullanımını açıkça düzenlemiyorsa, konut adresi ve birlikte yaşama durumu belirtilerek açıklığa kavuşturulması veya ek tedbir verilmesi istenebilir. Tarafların farklı yorumlarla aynı eve gitmesi yerine uygulanabilir bir karar elde edilmesi önemlidir.

Ev uzaklaştırılan kişinin mülküyse sonuç değişir mi?

Evin uzaklaştırılan kişiye ait olması, 6284 kapsamında ortak konuttan uzaklaştırma kararı verilmesine tek başına engel değildir. Ev evlilikten önce alınmış, miras kalmış veya yalnızca bir eş adına tescil edilmiş olabilir. Bunlar mülkiyet ve mal rejimi incelemesinde önemlidir; yürürlükteki koruma tedbirini kendiliğinden etkisizleştirmez.

Malik, karar kaldırılmadıkça veya değiştirilmedikçe “Tapu benim, eve girebilirim” diyerek karara aykırı davranamaz. Evin kontrolünü yapmak, sayaç okumak veya kendi eşyasını almak istemesi de doğrudan giriş yetkisi oluşturmaz. Gerekli işlemler için kararın uygulanmasını yürüten kollukla ve gerekiyorsa mahkemeyle koordinasyon sağlanmalıdır.

Öte yandan konut kendisine tahsis edilen kişi de bu kararla malik olmaz. Tedbir, evi satma, ipotek etme veya malikin payını kendisine geçirme yetkisi vermez. Boşanma sonunda doğabilecek katılma alacağı, değer artış payı ya da başka malvarlığı talepleri kendi koşullarına göre ele alınır.

Aile konutu şerhi ile konut tahsisi aynı şey midir?

Aile konutu şerhi, Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesindeki korumayla ilgilidir. Konutun devri, üzerindeki hakların sınırlandırılması ve kira sözleşmesinin sona erdirilmesi bakımından eşin açık rızasına ilişkin kurallar önem taşır. 6284 m.4/1-c de şartları varsa ve korunan kişi talep ederse aile konutu şerhi verilmesine imkân tanır. [1][3]

Uzaklaştırma ve tahsis ise evde kimlerin bulunabileceğini ve geçici kullanımı düzenler. Bir kararın alınması diğer işlemin kendiliğinden tamamlandığı anlamına gelmez. Satış veya ipotek riski bulunan olayda yalnızca evde kalma tedbiriyle yetinilmemesi, aile konutuna ilişkin korumanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Şerhin bulunmaması da aile konutu niteliğinin hiç olmadığı anlamına gelmez. Ancak somut işlem, üçüncü kişinin durumu ve ispat sorunları ayrıca incelenmelidir. “Uzaklaştırma alınca ev hiçbir şekilde satılamaz” biçiminde sınırsız bir sonuç çıkarılmamalıdır.

Kiralık evde sözleşme uzaklaştırılan kişinin adına ise ne olur?

Kira sözleşmesinin yalnızca uzaklaştırılan kişinin adına olması, konutun korunan kişiye tahsis edilmesini başlı başına engellemez. Fakat tahsis kararıyla kira sözleşmesindeki taraf sıfatı ve kiraya verene karşı borçlar otomatik olarak yeniden kurulmuş olmaz.

Evli çiftlerin aile konutu bakımından TMK m.194 ve Türk Borçlar Kanunu m.349 önemlidir. Kiracı eş, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez. Kanunda rızanın alınamadığı durumlarda hâkime başvuru imkânı da bulunmaktadır. [3][4]

Sözleşmenin tarafı olmayan eşin kiraya verene bildirim yaparak sözleşmenin tarafı hâline gelmesi de mümkündür. Bunun borçlar bakımından sonucu vardır: bildirim yapan eşin diğer eşle birlikte sorumluluğu doğabilir. Bu nedenle bildirim, yalnızca “Evde kalma hakkımı bildiriyorum” şeklinde sonuçları düşünülmeden yapılacak bir işlem olarak görülmemelidir.

Başvuruda kira sözleşmesi, ödeme dekontları, evin aile konutu olarak kullanıldığını gösteren bilgiler ve mevcut tedbir kararı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle fesih bildirimi, tahliye talebi veya ödeme ihtarı varsa tebliğ tarihleri ayrıca kaydedilmelidir.

Kira sözleşmesinin feshedilmemesi istenebilir mi?

Uygulama Yönetmeliği m.19/3, hâkimin koruma süresince aile konutunun kira sözleşmesinin feshedilmemesine karar verebilmesini açıkça düzenler. Aynı maddede kamu konutu tahsisinin kaldırılması yönünde talepte bulunulmaması ve uygun diğer tedbirler de yer alır. Kira sözleşmesine ilişkin tedbir kiraya verene, kamu konutuna ilişkin tedbir ilgili kuruma bildirilir. [2]

Kira feshi tehdidi varsa bu risk dilekçede açıkça anlatılmalıdır. Hangi sözleşmenin korunmasının istendiği, ev sahibinin bilgileri ve mevcut ödeme durumu yazılmalıdır. Yalnızca uzaklaştırma istemek, ekonomik baskı veya sözleşmenin sona erdirilmesi tehlikesini her olayda yeterince karşılamayabilir.

Kiraya verenin hukuken mevcut hakları da ayrı değerlendirilir. Koruma kararı kira borcunu silmez; bütün tahliye sebeplerini ortadan kaldıran süresiz bir dokunulmazlık sağlamaz. Buna karşılık ev sahibinin veya uzaklaştırılan kişinin mahkeme kararını fiilen etkisizleştirmek amacıyla zorla tahliye girişiminde bulunması da kabul edilemez.

Ev anne, baba veya başka bir üçüncü kişiye aitse ne yapılır?

Ortak yaşamın sürdürüldüğü ev eşlerden birinin ailesine ait olabilir. Bu durumda evin kimin adına kayıtlı olduğu kadar hangi hukuki ilişkiyle kullanıldığı da önemlidir. Kira, ücretsiz kullanım izni, aile içi tahsis ve üçüncü kişinin fiilî kullanımı birbirinden farklıdır.

6284 kapsamında konutun geçici kullanımına ilişkin tedbir değerlendirilirken üçüncü kişinin mülkiyet ve kullanım iddiaları yok sayılmaz. Ancak üçüncü kişinin tapuda malik olması da şiddet tehlikesini önleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Konutun ortak konut niteliği, kararın muhatabı ve üçüncü kişilerin bağımsız hakları birlikte incelenmelidir.

Bu nedenle “Kayınpederin eviyse hiçbir koruma alınamaz” veya “Tahsis varsa malikin bütün hakları sona erer” denilemez. Böyle bir konutta güvenli kullanım sağlanamıyorsa uygun barınma yeri ve diğer koruyucu tedbirler de gündeme getirilmelidir. Konutun üçüncü kişiye ait olduğu başvuruda gizlenmemeli, mümkün olan belgelerle açıklanmalıdır.

Uzaklaştırılan kişi kira, aidat ve faturaları ödemeye devam eder mi?

Evden uzaklaştırılmak, mevcut kira veya abonelik borçlarını kendiliğinden sona erdirmez. Aynı şekilde bütün masrafların her olayda ve herhangi bir karar olmadan yalnızca uzaklaştırılan kişiye yükleneceği de söylenemez. Üçüncü kişilere karşı sözleşmesel sorumluluk ile aile içindeki gider paylaşımı ayrı değerlendirilir.

Uygulama Yönetmeliği m.19/3, uzaklaştırma tedbirinin kira, elektrik, su, telefon, doğal gaz ve benzeri giderlerin karşılanmaya devam edilmesine engel olmadığını belirtir. Hâkim bu tür yükümlülüklerin devamına ve uygun başka tedbirlere karar verebilir. [2]

Gider veya borçÖncelikle incelenecek konuBaşvuruda açıklanması yararlı bilgi
KiraSözleşmenin tarafları, mevcut borç ve tedbir kararıAylık bedel, ödeme günü, ihtar veya fesih riski
Elektrik, su, doğal gazAbonelik ve kullanım durumu, hizmetin kesilmesi tehlikesiAbone numarası, borç, kesme veya kapatma bildirimi
AidatKat mülkiyeti ilişkisi, malik ve kullanıcı sorumluluğuYönetim bildirimi ve borç dökümü
Konut kredisiBankayla kurulan kredi ilişkisiBorçlu, taksit ve ödeme durumu
Günlük geçim ve çocuk giderleriNafaka ve aile hukukuna ilişkin kararlarGelir, zorunlu harcamalar ve mevcut nafaka

Konut tahsisi, bankanın kredi sözleşmesini veya apartman yönetiminin alacak hakkını tek başına değiştirmez. Kira ya da kredi ödemesinin yapılmaması nedeniyle doğabilecek takipler ayrıca ele alınmalıdır. Koruma kararının varlığı, borçlarla ilgili tebligatların takip edilmesini gereksiz kılmaz.

Şiddet uygulayan kişi aile geçimini sağlıyor veya katkıda bulunuyorsa, TMK hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla 6284 m.5/4 uyarınca tedbir nafakası değerlendirilebilir. Önceden nafaka kararı varsa dosyaya sunulmalı, aynı gider için mükerrer tahsil yaratacak taleplerden kaçınılmalıdır. [1]

Elektrik veya suyu kapattırarak evden çıkarmaya çalışırsa

Hizmetlerin kapatılması tehdidi veya girişimi, olayın şartlarına göre ekonomik şiddet ve tedbiri etkisizleştirme yönünden değerlendirilir. Aboneliğin kimin adına olduğu, mevcut borç ve kapatma sebebi önemlidir; her hizmet kesintisi aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Bu risk varsa abonelik bilgileri ve mesajlar sunularak hizmetlerin devamını sağlayacak somut tedbirler istenmelidir. Verilen kararın ilgili kuruma bildirilmesi ve uygulamanın izlenmesi önem taşır. Korunan kişi, yalnızca “Uzaklaştırma var” diyerek abonelik ve borç konusunun bütün sonuçlarıyla çözüldüğünü varsaymamalıdır.

Uzaklaştırılan kişi kişisel eşyalarını nasıl alır?

6284 m.8/7, talep hâlinde kişisel eşya ve belgelerin kolluk aracılığıyla teslimini öngörür. Yönetmelik m.19/2, bu imkânı korunan kişi, şiddet uygulayan kişi ve yakınlarına ait kişisel eşya ve belgeler bakımından düzenler. Teslim edilecek eşya ve belgelerin tedbir kararında gösterilmesi gerekir. [1][2]

Kıyafet, kimlik belgesi, pasaport, düzenli kullanılan ilaç, gözlük ve kişisel çalışma belgeleri gibi ihtiyaçlar somut bir listeye yazılmalıdır. Acil sağlık ihtiyacı varsa ayrıca belirtilmelidir. “Bütün eşyalarımı almak istiyorum” gibi belirsiz bir ifade, evdeki mobilya ve değerli eşya uyuşmazlığını teslim işlemine taşıyabilir.

Uygulanabilir bir teslim için şu sıra izlenebilir:

  1. Kararın numarası, tedbir süresi ve yasakların kapsamı belirlenir.
  2. İstenen kişisel eşya ve belgeler, ayırt edici özellikleriyle listelenir.
  3. Yetkili merciden kolluk aracılığıyla teslim düzenlemesi talep edilir; mevcut karar varsa görevli kolluğa sunulur.
  4. Gün, saat ve teslim yöntemi kollukla koordine edilir; korunan kişiyle doğrudan görüşme zorunluluğu yaratılmaz.
  5. Teslim edilen, bulunamayan veya aidiyeti tartışmalı olan eşyalar tutanağa geçirilir.

Kolluğun orada bulunması, kararda yasaklanan her davranışı serbest hâle getirmez. Teslim işleminin kapsamı ve varsa giriş yöntemi yetkili düzenlemeye uygun olmalıdır. “Polis çağırıp bütün evi boşaltmak” kişisel eşya teslimiyle aynı şey değildir.

Korunan kişi evden ayrılmışsa eşyalarını geri alabilir mi?

Güvenlik nedeniyle evden ayrılmış olmak, kişinin içeride kalan eşya ve belgelerinden vazgeçtiği anlamına gelmez. Korunan kişi de kollukla teslim talep edebilir. Yeni adresin gizli tutulması gerekiyorsa teslim planında bu ihtiyaç ayrıca dikkate alınmalıdır.

Çocukların ilaçları, okul kitapları ve günlük ihtiyaçları da belirtilmelidir. Eşya teslimi, çocuğu taraflar arasında haber taşıyan kişi hâline getirmeden yürütülmelidir. Çocukların kimin yanında kalacağına ilişkin karar ise eşya tesliminden farklıdır.

Mobilya, beyaz eşya, ziynet ve para kime kalır?

Uzaklaştırma kararı ev eşyalarını otomatik olarak yarı yarıya paylaştırmaz. Konutun tahsis edildiği kişiye, içeride bulunan her şeyin mülkiyeti de geçmez. Aynı şekilde eşyayı satın aldığını söyleyen kişinin kararın kapsamını aşarak eve girip bütün eşyaları götürmesi de hukuken güvenli bir yol değildir.

Kişisel ihtiyaçların teslimi ile aidiyeti tartışmalı malvarlığının paylaşımı ayrı yürütülmelidir. Buzdolabı, yatak, çamaşır makinesi veya ortak kullanılan bilgisayar bakımından mülkiyet, geçici kullanım ve aile ihtiyaçları farklı sorular doğurabilir. Eşler arasında konut ve eşyalardan geçici yararlanma TMK m.169 veya m.197 çerçevesinde ayrıca düzenlenebilir. [3]

Eşya grubuTemel yaklaşım
Kimlik, ilaç, kıyafet ve kişisel belgeSomut listeyle, güvenli ve kayıtlı teslim talep edilir.
Ortak kullanılan mobilya ve beyaz eşyaGeçici kullanım ihtiyacı ile mülkiyet uyuşmazlığı ayrılır.
Ziynet, nakit ve değerli eşyaAidiyet, mevcut yer, miktar ve teslim iddiası delillerle incelenir.
Çocuğun günlük ihtiyaçlarıÇocuğun yararı ve mevcut bakım düzeni gözetilir.
İşverene veya üçüncü kişiye ait eşyaGerçek hak sahibi ve teslim yetkisi ayrıca belirlenir.

Fatura, banka hareketi, teslim belgesi ve fotoğraflar yararlı olabilir. Ancak tek bir ödeme kaydı, bağış veya ortak kullanım gibi diğer hukuki ilişkileri incelemeden bütün uyuşmazlığı çözmeyebilir. Eşyaların evden çıkarıldığı tarih ve kime teslim edildiği de önemlidir.

Ziynetler bakımından daha ayrıntılı açıklama için boşanmada düğün takıları ve ziynet eşyalarının aidiyeti yazısı incelenebilir. Uzaklaştırma dosyası, tek başına ziynet alacağı hakkında kesin hüküm kurulmuş gibi kullanılamaz.

Teslim tutanağı neden önemlidir?

Tutanakta eşyanın adı, miktarı, mümkünse marka veya seri bilgisi, teslim tarihi ve teslim alan kişi açıkça gösterilmelidir. Eksik, hasarlı veya bulunamayan eşya varsa bunun da kayda geçirilmesi istenebilir. Bilinmeyen bir eşyanın teslim alındığı yönündeki ifadeler kontrol edilmeden imzalanmamalıdır.

Teslim tutanağında bulunması gerekmeyen “Bütün haklarımdan vazgeçtim” türü geniş ifadeler özellikle incelenmelidir. Kişisel eşyaların alınması ile mal rejimi, ziynet veya diğer alacaklardan vazgeçme aynı işlem değildir. Tutanağın kapsamı yapılan teslimle uyumlu olmalıdır.

Evdeki eşyalara zarar verilirse hangi yollar kullanılabilir?

6284 m.5/1-e ve Yönetmelik m.23 kapsamında, korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermeme tedbiri verilebilir. Eşyaları kırma, saklama veya kullanılmaz hâle getirme tehdidi varsa bu durum başvuruda ayrıca anlatılmalıdır. Kararda böyle bir tedbir varsa aykırılığın tespiti istenebilir. [1][2]

Olay aynı zamanda TCK m.151 kapsamında mala zarar verme veya şartlarına göre başka bir suç yönünden değerlendirilebilir. Ancak aile içi eşya olaylarında her durumda mahkûmiyet doğacağı söylenemez. TCK m.167’de bazı yakınlar arasında işlenen belirli malvarlığı suçlarına ilişkin şahsi cezasızlık veya indirim hükümleri bulunmaktadır. [5]

6284 kapsamındaki uzaklaştırma, TMK anlamındaki mahkemece verilmiş ayrılık kararıyla aynı değildir. Fiilen ayrı yaşanması, boşanma davasının açılması veya uzaklaştırma verilmesi, TCK m.167 bakımından bütün şartların değiştiği varsayımına dayanak yapılamaz. Suç türü, eşyanın sahibi ve tarafların hukuki ilişkisi ayrıca incelenmelidir.

Ceza hukuku yönünden özel bir düzenleme bulunması, tedbire aykırılığın veya tazminat talebinin de kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Fotoğraf, fatura, onarım belgesi ve kolluk tespiti korunmalıdır. Suç ihbarı veya şikâyeti CMK m.158 uyarınca savcılığa ya da kolluğa yapılabilir. [6]

Anahtar, kilit ve eve kısa süreli giriş nasıl düzenlenir?

Kararda ortak konuttan uzaklaştırma veya konuta yaklaşmama varsa, anahtarın kişinin elinde olması giriş yetkisi vermez. “Evde kimse yoktu”, “Sadece evrak alacaktım” ya da “Beş dakika durdum” açıklamaları tek başına kararı geçersizleştirmez.

Anahtarın teslimi, güvenlik için kilit düzenlemesi ve gerekli bakım işlemleri kararın kapsamıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır. Korunan kişi konuta erişemiyorsa veya anahtarlar teslim edilmiyorsa, kararın uygulanmasını yürüten kolluğa bildirim yapmalı ve gereken somut düzenlemeyi istemelidir. Fiziksel güç kullanarak veya tarafları karşı karşıya getirerek çözüm aranmamalıdır.

Korunan kişinin davet etmesi de yürürlükteki mahkeme kararını kendiliğinden kaldırmaz. Birlikte yaşamaya yeniden başlanmak isteniyorsa tedbirin durumu yetkili merciden açıklığa kavuşturulmalıdır. Davetin bulunmasının somut ihlal değerlendirmesinde nasıl etkili olacağı ayrıca incelenir; bunun genel ve sınırsız bir izin olduğu kabul edilemez.

Eve rızaya aykırı girilmesi, olayın özelliklerine göre konut dokunulmazlığının ihlali bakımından da incelenebilir. TCK m.116 yönünden konutun kullanım hakkı, rıza ve fiilin gerçekleşme biçimi önemlidir. Her tedbir ihlali otomatik olarak aynı suçu oluşturmaz. [5]

Eve davet edilme veya yeniden görüşme durumları için karar varken barışma ve iletişim, tedbire aykırılık iddiaları için zorlama hapsinin koşulları hakkındaki rehberleri inceleyebilirsiniz.

Çocuklar ve evli olmayan birlikte yaşayanlar bakımından ne değişir?

Konutun bir ebeveyne tahsis edilmesi, velayetin kesin olarak o ebeveyne verildiği anlamına gelmez. Çocuğun nerede kalacağı, diğer ebeveynle görüşme ve teslim şekli ayrıca düzenlenebilir. Çocukla görüşme kararı da uzaklaştırılan kişinin korunan kişinin kapısına gitmesine sınırsız yetki vermez.

Çocuğa ait eşya almak veya çocuğu görmek gerekçesiyle konuta yaklaşılması yerine, mevcut kararların birlikte uygulanabileceği teslim düzeni istenmelidir. Bu ayrım 6284 kararının çocukla kişisel ilişki ve velayete etkisi yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Resmî evlilik bulunmaması, 6284 kapsamında korunmayı başlı başına engellemez. Bununla birlikte TMK m.194’te eşlere tanınan aile konutu koruması ve eşin kira sözleşmesine taraf olması imkânı, evli olmayan birlikteliklere otomatik olarak uygulanmaz. Şiddetten korunma ile medeni hukukta eş sıfatından doğan haklar ayrılmalıdır.

Birlikte yaşanan konutun durumu, tarafların kira veya mülkiyet ilişkisi ve alınan tedbir somut olarak değerlendirilir. Kanunun kişi bakımından kapsamı için evli olmayanlar ve ısrarlı takip mağdurlarının 6284’ten yararlanması başlıklı yazıya bakılabilir.

Başvuruda hangi talepler ve belgeler belirtilmelidir?

Uzaklaştırma ve konut tahsisi bakımından aile mahkemesine başvurulabilir. Tedbirler en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden veya ilgili diğer mercilerden istenebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunun belirlediği önleyici tedbirleri kolluk amiri de alabilir; bunlar ilk iş günü hâkim onayına sunulur ve yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. [1]

Konut ve eşya açısından dilekçenin uygulanabilir talepler içermesi önemlidir:

  1. Ortak konutun açık adresi ve bu konutta yaşayan kişiler belirtilmelidir.
  2. Şiddet olayları, devam eden tehlike ve evde birlikte kalmanın doğurduğu risk açıklanmalıdır.
  3. Uzaklaştırma, konutun tahsisi ve gerekli yaklaşmama tedbirleri ayrı yazılmalıdır.
  4. Kira feshi, abonelik kapatma veya eşyalara zarar verme riski varsa somutlaştırılmalıdır.
  5. Kollukla teslimi istenen kişisel eşya ve belgeler listelenmelidir.
  6. Giderlerin karşılanması, nafaka ve çocukların ihtiyaçları hakkında mevcut kararlar sunulmalıdır.
  7. Kararın kolluğa, gerekiyorsa kiraya verene ve ilgili kurumlara bildirilmesi istenmelidir.

Tapu veya kira sözleşmesi, mesajlar, kolluk tutanakları, sağlık belgeleri, ödeme kayıtları ve eşya listesi mevcutsa eklenebilir. Acil korunma başvurusu, bütün belgelerin tamamlanması için ertelenmemelidir. Kanundaki koruyucu tedbirler için delil veya belge aranmaması kuralı ile önleyici tedbirin gecikmeden verilmesi kuralı birbirinden ayrıdır; her talepte değerlendirme yapılmayacağı söylenmemelidir.

Karar kaç ay sürer, itiraz edilince uygulanması durur mu?

6284 kapsamında ilk tedbir en çok altı ay için verilebilir. Bu, her başvuruda mutlaka altı ay karar verileceği anlamına gelmez. Riskin devam etmesi hâlinde sürenin veya tedbir şeklinin değiştirilmesi, devam ettirilmesi ya da koşulları oluşmuşsa kaldırılması değerlendirilebilir. [1]

Karara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. İnceleme, kanunun belirlediği merci tarafından yapılır. İtiraz başvurusu yapılması, karara uymama yetkisi vermez; tedbirin kaldırıldığı veya değiştirildiği ayrıca belirlenmelidir.

Kararın uygulanması için ilgililere tefhim veya tebliğ edilmiş olması ön şart değildir. Buna karşılık ihlal nedeniyle zorlama hapsi değerlendirmesinde bildirim ve ihtar işlemleri ayrıca önemlidir. Bu iki aşama birbirine karıştırılmamalıdır.

Tedbire aykırılıkta ilk ihlal bakımından üç günden on güne, tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi öngörülür; toplam süre altı ayı geçemez. Süre ve koşullar somut ihlal üzerinden değerlendirilir. Fiil ayrıca suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yürütülebilir. [1]

Süre bitince eve hemen dönülebilir mi?

Süresi sona eren ve uzatılmayan tedbir, sırf önce verilmiş olduğu için sınırsız biçimde devam etmez. Ancak eve dönüş değerlendirmesinde yalnızca eski 6284 kararının bitiş tarihine bakılmamalıdır. Uzatma kararı, başka bir yaklaşmama tedbiri veya boşanma dosyasında konutun kullanımına ilişkin karar bulunabilir.

TMK m.169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası sırasında barınma ve malların yönetimine ilişkin geçici önlemler alınabilir. TMK m.197 ise koşulları varsa ayrı yaşama döneminde konut ve ev eşyasından yararlanma gibi konuları düzenleme imkânı verir. Bu kararların süresi ve etkisi 6284 dosyasından ayrı incelenir. [3]

Korunan kişi bakımından risk sürüyorsa süre bitmeden yeni olaylar ve mevcut tehlike açıklanarak devam veya uygun ek tedbir talep edilmelidir. Uzaklaştırılan kişi bakımından da güncel kararlar kontrol edilmeden zorla giriş yapılmamalıdır. Tedbirin sona ermesi, mülkiyet ve kullanım uyuşmazlığını güç kullanarak çözme hakkı yaratmaz.

İki karşılaştırmalı örnek

Karşılaştırmalı örnek 1: Eşin mülkü olan ev ile kiralık aile konutu

Birinci durum: Ortak evin tapusu hakkında uzaklaştırma kararı verilen eşe aittir. Kararda evden uzaklaştırma ve konutun diğer eşe tahsisi bulunmaktadır. Malik olan eş, tapuyu göstererek kararı yok sayamaz. Buna karşılık evde kalan eş de bu kararla tapunun kendisine geçtiğini ileri süremez.

İkinci durum: Ortak ev kiralıktır ve sözleşme uzaklaştırılan eşin adınadır. Konutun diğer eşe tahsisi değerlendirilirken kira ilişkisinin devamı, fesih tehlikesi ve ödemeler ayrıca düzenlenir. Gerekli durumda sözleşmeyi feshetmeme tedbiri verilebilir ve kiraya verene bildirilir.

Karşılaştırmanın sonucu: Her iki olayda da kararın gereği uygulanır. Mülk evde tapu ve geçici kullanım ayrımı; kiralık evde ise bunlara ek olarak sözleşmenin sürdürülmesi ve borçlar önem taşır.

Karşılaştırmalı örnek 2: İlaç ve kimlik teslimi ile tartışmalı mobilyaların götürülmesi

Birinci durum: Uzaklaştırılan kişi, içeride kalan kimliğini, düzenli kullandığı ilacını ve kıyafetlerini listeleyerek kolluk aracılığıyla teslim ister. Teslim yetkili düzenlemeye göre yapılır ve alınan eşyalar tutanağa bağlanır. Karşı tarafla yüz yüze görüşme zorunlu değildir.

İkinci durum: Aynı kişi “Hepsini ben aldım” diyerek buzdolabını, yatakları ve ortak kullanılan bilgisayarı götürmek ister. Diğer taraf aidiyete ve kullanıma itiraz eder. Kişisel eşya teslimi, bu uyuşmazlığın tamamını çözen bir mal paylaşımı kararı gibi kullanılamaz; geçici kullanım ve mülkiyet talepleri ayrıca değerlendirilir.

Karşılaştırmanın sonucu: Günlük kişisel ihtiyaçların güvenli teslimi ile tartışmalı malvarlığının dağıtılması farklı işlemlerdir. Kolluk refakati, teslimin kapsamını sınırsız hâle getirmez.

Sık sorulan sorular

1. Ev benim üzerime kayıtlıysa yine de uzaklaştırılabilir miyim?

Evet. Tapunun sizin adınıza olması, şartları oluştuğunda ortak konuttan uzaklaştırma kararı verilmesine tek başına engel değildir. Karar yürürlükteyken buna uyulmalıdır. Mülkiyet hakkınızın devam etmesi, karara aykırı giriş hakkı sağlamaz.

2. Evin bana tahsis edilmesi tapunun da bana geçmesi midir?

Hayır. Tahsis, kararda belirtilen kapsam ve süreyle geçici kullanımı düzenler. Tapu devri, mal rejimi tasfiyesi veya eşya paylaşımı için tek başına yeterli değildir. Bu haklar kendi hukuki dayanaklarıyla değerlendirilir.

3. Kira sözleşmesi uzaklaştırılan eşin adına ise evde kalabilir miyim?

Konutun size tahsis edilmesi mümkündür; sözleşmenin diğer eşin adına olması tek başına engel değildir. Ancak kira ilişkisinin devamı, taraf sıfatı ve ödemeler ayrıca incelenmelidir. Tahsis kira borcunu ortadan kaldırmaz.

4. Uzaklaştırılan kişi bütün faturaları ödemek zorunda mı?

Her olay için otomatik bir cevap yoktur. Mevcut borç ilişkileri ve hâkimin giderlere ilişkin kararı önemlidir. Yönetmelik, giderlerin karşılanmasına devam edilmesini ve bu konuda tedbir verilmesini mümkün kılar; uzaklaştırma bütün borçları kendiliğinden sona erdirmez.

5. Kıyafet ve ilaçlarımı almak için kısa süreli eve girebilir miyim?

Karara aykırı biçimde kendiliğinizden girmemelisiniz. Kişisel eşya ve belgeler için kolluk aracılığıyla teslim talep edilebilir. İlaç ihtiyacının aciliyeti ve alınacak eşyalar somut şekilde bildirilmelidir.

6. Eşim beni eve çağırırsa uzaklaştırma kalkar mı?

Davet, yürürlükteki kararı kendiliğinden kaldırmaz. Birlikte yaşamaya dönülmesi isteniyorsa kararın kaldırılması veya değiştirilmesi yetkili merciden talep edilmelidir. Davetin somut olaydaki etkisi ayrıca değerlendirilir.

7. Polis eşliğinde bütün mobilyalarımı alabilir miyim?

Kollukla kişisel eşya teslimi, tartışmalı bütün mobilyaların kime ait olduğunu kesin olarak belirleyen bir işlem değildir. Kararın kapsamı, teslim listesi ve karşı tarafın iddiaları önemlidir. Geçici kullanım ve mülkiyet için ayrı düzenleme gerekebilir.

8. Güvenlik nedeniyle evi terk ettim; eşya haklarımı kaybeder miyim?

Güvenlik için evden ayrılmak, içerideki eşyalardan otomatik vazgeçme anlamına gelmez. Kişisel eşya ve belgelerin teslimi istenebilir. Diğer eşyalar ve alacaklar için aidiyet ve mevcut durum belgelerle ortaya konulmalıdır.

9. Uzaklaştırma bittiğinde konut tahsisi de mutlaka biter mi?

İlgili kararın süresi ve kapsamı esas alınır; ayrıca uzatma veya başka dosyada kullanım kararı bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Boşanma dosyasındaki geçici önlemler ayrı hukuki dayanağa sahip olabilir. Tek bir kararın bitişi bütün uyuşmazlıkları çözmez.

10. Konut ve eşya konusunda avukat hangi işlemleri yapabilir?

Kararın kapsamını inceleyebilir, konut tahsisi ve ekonomik tedbir taleplerini somutlaştırabilir, eşya listesini ve teslim düzenini hazırlayabilir. Kira, nafaka ve malvarlığı uyuşmazlıklarının hangi başvuruyla ele alınacağını belirler. Belirli bir kararın verileceğini garanti edemez.

Konutun kullanımı ve eşya tesliminde hukuki destek

Konut ve eşya sorununun sağlıklı ele alınması için yalnızca uzaklaştırma kararının varlığını bilmek yeterli değildir. Kararın tam metni, tapu veya kira ilişkisi, mevcut aile mahkemesi dosyaları, ödeme kayıtları ve teslimi istenen eşyanın listesi birlikte incelenmelidir.

Başvurunun amacı da belirli olmalıdır: evde güvenli kalmanın sağlanması, kira feshinin önlenmesi, kişisel eşyaların teslimi, giderlerin düzenlenmesi veya tartışmalı mülkiyetin korunması. Her talebin doğru merciye ve uygulanabilir içerikle sunulması, kararın günlük hayatta karşılaşılan sorunu çözmesine yardımcı olur.

Hukuki dayanaklar ve resmî kaynaklar

  1. Adalet Bakanlığı mevzuat kitapçığı, 6284 sayılı Kanun. Özellikle m.4, 5, 8, 9, 10 ve 13; kitapçıkta basılı sayfa 105 ve devamı.
  2. 6284 sayılı Kanun’a İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Adalet Bakanlığı. Özellikle m.19, 23, 29, 30 ve 34–35.
  3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, Adalet Bakanlığı. Özellikle m.169, 194 ve 197.
  4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, Adalet Bakanlığı. Özellikle aile konutu kiralarında m.349.
  5. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı. Özellikle m.116, 151 ve 167; suçun ve şahsi sebeplerin koşulları somut olayda ayrıca incelenir.
  6. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Adalet Bakanlığı. Suç ihbarı ve şikâyet bakımından m.158.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Tedbir kararı, tapu veya kira sözleşmesi, eşya ve ödeme belgeleri ile ilgili dava dosyaları incelenmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

6284aile konutugiderler ve eşya teslimi konusunda uygulanabilir hukuki bilgi edinmekişisel eşya teslimikonut tahsisiortak konutTMK m.169uzaklaştırma kararıuzaklaştırma kararı ortak evUzaklaştırma sonrasında konut kullanımı
Önceki yazı
Denetimdeyken Eski Ceza Gelirse Ne Olur?
Sonraki yazı
Karar Varken Taraflar Barışırsa veya Mağdur Kendisi İletişim Kurarsa İhlal Sayılır mı?