Aile İçi Şiddette (6284) Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır, İhlalin Sonucu Nedir?

6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı için en kolay ve en çabuk ulaşılabilecek aile mahkemesine veya kolluk birimine başvurulabilir; savcılık ve ilgili kamu birimleri de tedbir sürecini başlatabilir. Uzaklaştırma kararı almak isteyenler için sıkça sorulan sorulardan biri de uzaklaştırma kararı nasıl alınır konusudur. Boşanma davası açılması veya ceza mahkûmiyeti bulunması şart değildir. Kararın ihlali, şartları oluştuğunda ilk defasında 3–10 gün, tekrarında 15–30 gün zorlama hapsine yol açabilir; toplam süre altı ayı geçemez. İhlal ayrıca suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yürütülebilir. [1][2]
Aile içi şiddette hukuki koruma, kişinin yeniden zarar görmesini beklemeden devreye girmeyi amaçlar. Bu nedenle başvurunun yalnızca geçmişte yaşanan saldırıyı anlatması yeterli olmayabilir. Devam eden tehlikenin, korunması gereken kişilerin ve ihtiyaç duyulan tedbirlerin açıkça belirtilmesi, kararın gerçek hayattaki risklere uygun kurulmasını sağlar.
Acil ve devam eden bir tehlike varsa 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istenmelidir. Dilekçe hazırlamak veya belge toplamak için acil yardım talebini ertelemek gerekmez. [4]
6284 sayılı Kanun kimleri ve hangi durumları korur?
6284 sayılı Kanun; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar. Koruma yalnızca resmî nikâhlı eşler arasındaki olaylarla sınırlı değildir. Aynı evde yaşamamak da tek başına korumadan yararlanmaya engel oluşturmaz. Kanunun 1 ve 2. maddelerindeki kişi ve şiddet tanımları birlikte değerlendirilir. [1]
Fiziksel yaralanma, koruma ihtiyacının tek göstergesi değildir. Psikolojik baskı, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, tehdit, özgürlüğün keyfî biçimde engellenmesi ve kişide güvenlik endişesi yaratan ısrarlı takip de başvurunun konusu olabilir. Her aile içi anlaşmazlığın kendiliğinden şiddet sayılacağı düşüncesiyle hareket edilmez; olayın içeriği, tekrarı, etkisi ve tehlikenin niteliği açıklanır.
Erkek aile bireyleri de kanunun kişi bakımından kapsamı içinde korunabilir. Bununla birlikte, aile ilişkisi bulunmayan her uyuşmazlığın sırf taraflardan biri koruma istediği için 6284 kapsamına girdiği söylenemez. Kadına yönelik şiddet ve tek taraflı ısrarlı takip gibi kapsam sebepleri ayrıca incelenir.
Korumanın kişi bakımından kapsamı için evli olmayanlar, sevgili, nişanlı, eski eş ve ısrarlı takip mağdurlarının 6284’ten yararlanması yazısını da inceleyebilirsiniz.
Uzaklaştırma kararı ile koruyucu tedbir aynı şey midir?
Günlük kullanımda bütün tedbirler “koruma kararı” olarak adlandırılabilir. Hukuken ise koruyucu ve önleyici tedbirler arasında ayrım vardır. Bu ayrım, karar verecek makamı ve delil değerlendirmesini anlamak bakımından önemlidir.
Koruyucu tedbirler, şiddetten etkilenen kişinin güvenliğini ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelir. Barınma yeri sağlanması, geçici koruma, geçici maddi yardım, danışmanlık veya şartları varsa işyerinin değiştirilmesi bu kapsamda değerlendirilir. Mülki amirin ve hâkimin yetkileri farklı maddelerde düzenlenmiştir.
Önleyici tedbirler ise şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişinin davranışlarını sınırlar. Ortak konuttan uzaklaştırma, korunan kişiye ve bulunduğu yerlere yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme ve silah teslimi bunlar arasındadır. Dolayısıyla evden uzaklaştırma, esas olarak 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen bir önleyici tedbirdir. [1]
| İhtiyaç | Değerlendirilebilecek tedbir | Temel hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Aynı evde bulunmanın tehlike yaratması | Ortak konuttan uzaklaştırma ve konutun korunan kişiye tahsisi | 6284 m.5/1-b |
| Ev, okul veya işyerinde karşılaşma riski | Korunan kişiye ve bulunduğu yerlere yaklaşmama | 6284 m.5/1-c |
| Telefon ve internet üzerinden baskı | İletişim araçlarıyla veya başka şekilde rahatsız etmeme | 6284 m.5/1-f |
| Güvenli kalacak yer bulunmaması | Uygun barınma yeri sağlanması | 6284 m.3/1-a |
| Hayatî tehlike bulunması | Geçici koruma altına alınma | 6284 m.3/1-ç |
| Adresin öğrenilmesinin risk yaratması | Kimlik ve adres bilgilerinin gizliliği | 6284 m.8/6 |
Uzaklaştırma kararı almak için nereye başvurulur?
Aile mahkemesine başvuru
Uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbirleri için aile mahkemesine başvurulabilir. Kanunun 8. maddesi, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden tedbir istenmesine imkân tanır. Bu yaklaşım, korunma ihtiyacı içindeki kişinin yalnızca nüfusa kayıtlı olduğu yere veya evlilik birliğinin kurulduğu şehre gitmek zorunda bırakılmamasını sağlar.
Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Bu görev düzeni 4787 sayılı Kanun’un 2. maddesine dayanır. Adliyedeki başvuru birimine, talebin 6284 sayılı Kanun kapsamında acil tedbir istemi olduğu açıklanmalıdır. Ayrı bir boşanma veya tazminat davasının hazırlanmasını beklemek gerekmez. [5]
Polis, jandarma ve savcılık üzerinden başvuru
En yakın polis veya jandarma birimine başvurularak olay anlatılabilir, korunma talebi tutanağa geçirilebilir. Cumhuriyet başsavcılığına yapılan başvuruda da hem suç oluşturan davranışların araştırılması hem gerekli koruyucu ve önleyici tedbirlerin değerlendirilmesi istenebilir. Savcılık, tedbir hakkında karar verilmesi için ilgili mercie başvurabilir; her uzaklaştırma kararını savcının doğrudan verdiği düşünülmemelidir. [2]
Suç duyurusu ile tedbir talebinin aynı başvuruda açıkça ayrıştırılması yararlıdır. Şiddeti gerçekleştiren kişinin cezalandırılması isteği ile bugün güvenliğin sağlanması isteği farklı amaçlara hizmet eder. Suç bildiriminin usulü için CMK 158 kapsamında ihbar ve şikâyet başvurusu hakkındaki açıklamalar incelenebilir.
Valilik, kaymakamlık ve ŞÖNİM’in rolü
Vali ve kaymakam, kanunda kendilerine verilen koruyucu tedbirlere karar verebilir. Barınma, geçici maddi yardım, danışmanlık ve hayatî tehlikede geçici koruma bu çerçevededir. Valiliğe başvurmak ile hâkimin vereceği bütün önleyici tedbirleri valilikten almak aynı şey değildir.
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, yani ŞÖNİM, başvurunun yönlendirilmesi, destek hizmetleri ve tedbirlerin takibi bakımından görev yapar. ŞÖNİM’e ulaşılması aile mahkemesinin karar yetkisini ortadan kaldırmaz; başvuru, ihtiyaca göre yetkili mercilere iletilir. Şiddeti öğrenen üçüncü kişiler de resmî makamlara ihbarda bulunabilir. [1][2]
Başvuru nasıl hazırlanır, dilekçede neler bulunmalıdır?
Başvuruda hukuki terimleri eksiksiz kullanmaktan çok, olayın anlaşılabilir şekilde açıklanması önem taşır. Yazılı dilekçe hazırlanabilir; kolluk veya ilgili başvuru mercilerine yapılan sözlü bildirimler de tutanağa geçirilir. Hazır bir dilekçenin bütün maddelerini aynen kullanmak, kişinin gerçek ihtiyacının gözden kaçmasına neden olabilir.
Başvurunun şu bilgileri kapsaması yararlıdır:
- Başvuran kişinin kimliği, güvenli iletişim yöntemi ve karşı tarafın bilinen kimlik bilgileri belirtilir.
- Son olayın tarihi, yeri, gerçekleşme biçimi ve daha önceki önemli olaylar kronolojik biçimde anlatılır.
- Tehlikenin neden sürdüğü açıklanır; silaha erişim, takip, kapıya gelme veya tehditlerin tekrarı gibi riskler somutlaştırılır.
- Korunması gereken çocuklar, yakınlar ve gerektiğinde tanıklar ayrıca gösterilir.
- İstenen tedbirler ayrı ayrı yazılır; yalnızca genel bir “koruma” ifadesiyle yetinilmez.
- Mevcut kararların ve soruşturma dosyalarının numaraları, elde bulunan belgeler ve ulaşılabilecek deliller bildirilir.
Adresin karşı tarafça öğrenilmesi tehlike yaratıyorsa gizlilik ihtiyacı başvurunun başında açıklanmalıdır. Güvenli adresin gelişigüzel bütün belgelere yazılması yerine, 6284 m.8/6 kapsamında gizlilik ve ayrı tebligat adresi düzenlemesi talep edilmelidir. Gizlilik kararı ile yalnızca telefon numarasının başvuruda bulunmaması aynı korumayı sağlamaz.
Başvurunun kayda alındığını gösteren evrak veya dosya numarası alınması, kararın ve sonraki ihlallerin takibini kolaylaştırır. Karar çıktığında hangi kişileri kapsadığı, hangi davranışları yasakladığı, başlangıç ve bitiş tarihi dikkatle okunmalıdır.
Darp raporu, tanık veya mesaj olmadan karar alınabilir mi?
6284 m.8/3, koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı konusunda delil veya belge aranmayacağını düzenler. Aynı fıkra, önleyici tedbirlerin geciktirilmeden verilmesini ve karar sürecinin kanunun amacını tehlikeye düşürecek şekilde uzatılmamasını emreder. [1]
Bu iki hüküm birlikte okunmalıdır. Uzaklaştırma bir önleyici tedbir olduğundan, koruyucu tedbirler için yazılan delil kuralını bütün süreçlere sınırsız biçimde taşımak doğru değildir. Buna karşılık darp raporunun bulunmaması, başvurunun alınmaması veya fiziksel saldırının gerçekleşmesinin beklenmesi için gerekçe oluşturmaz. Tehlikenin niteliği anlatılmalı ve erişilebilen bilgiler sunulmalıdır.
Mesajlar, arama kayıtları, sağlık belgeleri, kolluk tutanakları, tanık bilgileri ve kamera kayıtlarının bulunduğu yerler değerlendirmeye yardımcı olabilir. Belgelerin tarih ve bağlamı korunmalıdır. Ekran görüntüsünün hangi hesaba ait olduğu ve konuşmanın öncesiyle sonrası önem taşıyabilir. Sırf delil elde etmek amacıyla karşı tarafla tehlikeli bir görüşmeye gitmek gerekmez.
Koruma tedbiri verilmesi, karşı tarafın ceza mahkemesinde suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu, ayrı soruşturma ve yargılama kurallarına göre belirlenir. Benzer şekilde tedbirin ihlal edildiği iddiası da kararın kapsamı ve olayın delilleri incelenerek değerlendirilir; ilk başvurudaki koruma yaklaşımı otomatik zorlama hapsi anlamına gelmez.
Başlangıçtaki belge ve beyan değerlendirmesinin ayrıntıları için uzaklaştırma kararı için delil veya darp raporu gerekir mi başlıklı yazıya bakabilirsiniz.
Karar ne kadar sürede çıkar ve kaç ay sürer?
Kanun, önleyici tedbirin geciktirilmeden verilmesini öngörür. Bununla birlikte her başvurunun kesin olarak belirli bir saat içinde sonuçlanacağına ilişkin genel bir garanti verilemez. Acil tehlike açıkça belirtilmeli; başvurunun değerlendirilmesini beklerken gerektiğinde kolluktan derhâl müdahale istenmelidir.
Acil durumlarda kolluk amirinin yetkisi
Gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda kolluk amiri, 6284 m.5/2’de sayılan sınırlı önleyici tedbirleri alabilir. Bunlar arasında tehdit ve hakaret içeren davranışlarda bulunmama, uzaklaştırma, belirli yerlere yaklaşmama ve şartlarına göre yakınlara, tanıklara ve çocuklara yaklaşmama yer alır. Evrak, kararı izleyen ilk iş günü içinde hâkimin onayına sunulur; hâkim tarafından 24 saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. [1]
Barınma ve geçici koruma bakımından ise 6284 m.3/2’de farklı bir düzenleme vardır. Kolluk amirinin acilen aldığı bu tedbirler izleyen ilk iş günü içinde mülki amirin onayına sunulur; 48 saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar. Bu 24 ve 48 saatlik süreler, bütün başvurular için tek tip karar verme süresi olarak açıklanmamalıdır.
İlk kararın süresi ve uzatma
Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Hâkim veya yetkili merci, somut ihtiyaca göre daha kısa süre belirleyebilir. Şiddet veya şiddet tehlikesi devam ediyorsa tedbirin uzatılması, değiştirilmesi veya aynen sürdürülmesi mümkündür. [1]
Karar süresinin bitmesi yaklaşırken risk devam ediyorsa yeni olaylar ve mevcut tehlike açıklanarak süre dolmadan devam talebinde bulunulması yararlıdır. İlk karar için öngörülen altı aylık sınır, kişinin hayatı boyunca en fazla altı ay korunabileceği anlamına gelmez. Bu süre, ihlaller nedeniyle uygulanabilecek zorlama hapsinin toplam üst sınırından da farklıdır.
Uzaklaştırma kararı neleri yasaklar?
Kararın etkisi, hüküm bölümünde yazılı tedbirlere göre belirlenir. Ortak konuttan uzaklaştırma, belirli bir mesafeden yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme farklı yükümlülüklerdir. Her uzaklaştırma kararının kendiliğinden aynı mesafeyi veya bütün iletişim biçimlerini içerdiği varsayılmamalıdır.
Kanunda bütün dosyalar için geçerli tek bir “100 metre” veya “500 metre” sınırı bulunmaz. Somut karardaki yer ve mesafe düzenlemesine bakılır. Telefon, mesaj, sosyal medya veya üçüncü kişiler üzerinden rahatsız etme söz konusuysa, bunların başvuruda açıkça anlatılması ve uygun tedbirin istenmesi gerekir.
Ev kime aitse o kişi kalmaya devam edebilir mi?
Konutun mülkiyetinin veya kira sözleşmesinin uzaklaştırılan kişiye ait olması, yürürlükteki tedbir kararına rağmen eve girme hakkı vermez. Ortak konutun korunan kişiye tahsisi geçici bir koruma düzenlemesidir; tek başına tapu devri veya mal paylaşımı sonucu doğurmaz.
Kişisel eşya ve belgelerin alınması gerekiyorsa kararın ihlal edilmesine yol açacak biçimde eve dönmek yerine, kanunun 8/7. maddesindeki kolluk aracılığıyla teslim imkânı kullanılmalıdır. Teslimin hangi eşya için ve nasıl yapılacağı konusunda yetkili merciden düzenleme istenebilir.
Çocukla görüşme ve ekonomik ihtiyaçlar
Uzaklaştırma kararı çocuğun velayetini kendiliğinden kesin olarak değiştirmez. Önceden verilmiş kişisel ilişki kararı varsa hâkim, görüşmenin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Çocuğu görmek istemek, korunan kişinin evine gidilmesini otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez.
6284 m.5 kapsamında velayet, nafaka ve kişisel ilişki konusunda ilgili mevzuata göre karar verilmesi mümkündür. Şartları oluştuğunda tedbir nafakası da değerlendirilir. Başvuruda yalnızca uzaklaştırma değil, barınma ve geçim ihtiyacının da açıklanması bu nedenle önemlidir. Boşanma düşünülüyorsa şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ayrı hukuki koşullarıyla değerlendirilmelidir; tedbir talebi için bu davayı açmak zorunlu değildir.
Kararın çocukla görüşme ve velayet yönü, 6284 kararının çocukla kişisel ilişkiyi ve velayeti nasıl etkilediği rehberinde ayrıca ele alınmıştır.
Uzaklaştırma kararının ihlali hâlinde ne yapılmalıdır?
İhlal sırasında acil tehlike varsa öncelikle kolluk müdahalesi istenmelidir. Kararın varlığı, mahkemesi, dosya numarası ve hangi davranışın gerçekleştiği bildirilmelidir. Kararın bir kopyasına kolayca ulaşabilmek yararlıdır; ancak belgeye o anda erişilememesi acil yardım çağrısının ertelenmesini gerektirmez.
İhlalin bildirilmesinde tarih, saat, yer ve davranışın açıklanması önemlidir. “Karara uymuyor” şeklindeki genel anlatım yerine olayın hangi tedbire aykırı olduğu gösterilmelidir. Mesajların asılları, arama kayıtları, olay yerindeki kamera bilgileri ve tanıkların kimlikleri korunmalıdır. Silinme ihtimali bulunan kayıtlar için gecikmeden araştırma talep edilebilir.
Uygulama Yönetmeliği m.38’e göre kolluğun tespit ettiği ihlal tutanağı Cumhuriyet başsavcılığına, oradan ivedilikle aile mahkemesine iletilir. Aile mahkemesi ihlali kendisi tespit ettiğinde resen değerlendirme yapabilir. Bu nedenle başvuru yalnızca yeni bir suç şikâyeti olarak bırakılmamalı; mevcut tedbirin ihlali açıkça belirtilmelidir. [2]
İhlal yeni bir tehdit içeriyorsa bu davranışın ayrıca suç yönünden araştırılması istenebilir. Olayın doğru anlatılması ve belge düzeni bakımından tehdit suçu şikâyet dilekçesi hakkındaki yazı yardımcı olabilir. Hazır metindeki olgular somut olayda yaşanmış gibi kullanılmamalıdır.
İhlalin yaptırımı: Zorlama hapsi kaç gündür?
6284 m.13’teki zorlama hapsi, tedbir kararına uyulmasını sağlamaya yönelik özel bir yaptırımdır. İlk ihlal için üç günden on güne kadar; kararın gereklerine aykırılığın her tekrarında on beş günden otuz güne kadar uygulanabilir. Toplam süre altı ayı geçemez. Süre belirlenirken ihlal edilen tedbirin niteliği ve aykırılığın ağırlığı dikkate alınır. [1]
| Değerlendirme | Kanundaki sonuç |
|---|---|
| İlk aykırılık | 3–10 gün zorlama hapsi |
| Aykırılığın tekrarı | Her tekrarda 15–30 gün zorlama hapsi |
| Toplam üst sınır | Altı ay |
| Karar mercii | Hâkim |
| Yerine getirme | Cumhuriyet başsavcılığı |
Zorlama hapsi bir kolluk görevlisinin olay yerinde kendiliğinden vereceği ceza değildir. Kararın kapsamı, tefhim veya tebliğ durumu, ihtar ve ihlal olgusu değerlendirilir. Aynı olaya ilişkin birden fazla başvuru yapılmış olması, aynı ihlal için mükerrer yaptırım uygulanmasını haklı kılmaz.
Tebligat yapılmadan ihlalden dolayı hapis verilir mi?
İki ayrı kuralın birlikte okunması gerekir. Kanunun 10/5. maddesine göre tedbirin ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemiş olması, kararın uygulanmasına engel değildir. Böylece koruma, tebligat tamamlanıncaya kadar bütünüyle bekletilmez.
Buna karşılık Uygulama Yönetmeliği m.38/3, zorlama hapsi için ihlal hâlinde bu yaptırımın uygulanacağı ihtarını içeren kararın ilgiliye tefhim veya tebliğ edilmiş olmasını arar. Tedbirin derhâl uygulanabilmesi ile belirli bir ihlal nedeniyle zorlama hapsi verilmesi farklı değerlendirmelerdir. [1][2]
Zorlama hapsi paraya çevrilir mi, sicile işler mi?
Zorlama hapsi, normal bir mahkûmiyet hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi veya ertelenmesi rejimiyle karıştırılmamalıdır. Para cezasına çevrilmez ve ertelenmez. Uygulama Yönetmeliği m.38/7 uyarınca adli sicil kayıtlarına işlenmez, tekerrüre esas olmaz ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. [2][3]
Bununla birlikte ihlal sırasında işlenen ayrı bir suç nedeniyle verilen mahkûmiyetin sonuçları farklı olabilir. Zorlama hapsinin sicile işlenmemesi, aynı olayla bağlantılı bütün ceza yargılamalarının sicil dışında kalacağı anlamına gelmez.
Yaptırımın koşulları, itiraz ve infaz başlıkları zorlama hapsi nedir, karara uyulmazsa ne olur rehberinde ayrıca açıklanmaktadır.
Karara itiraz edilir mi, kaldırılması istenebilir mi?
6284 m.9 uyarınca kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Hâkimin verdiği kararın incelemesi, aynı yerdeki aile mahkemelerinin sayısına ve görev düzenine göre kanunda gösterilen başka merci tarafından yapılır. İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir; itiraz üzerine verilen karar kesindir. Zorlama hapsi kararlarına ilişkin itiraz da Yönetmelik m.34’te düzenlenmiştir. [1][2]
İtirazda olayların neden farklı değerlendirildiği, kararın hangi bölümüne karşı çıkıldığı ve bunu destekleyen bilgiler açıklanmalıdır. Karara katılmamak veya itiraz etmiş olmak, tedbiri yok sayma imkânı vermez. Kaldırma veya değiştirme kararı bulunmadıkça mevcut yükümlülüklere uyulmalıdır.
Tehlikenin ortadan kalkması, koşulların değişmesi veya tedbirin kapsamının yeniden düzenlenmesi gerektiği düşünülüyorsa ilgili merciden değerlendirme istenebilir. Tarafların barışması ya da korunan kişinin görüşmeye razı olması, yürürlükteki kararı kendiliğinden kaldırmaz. İhlale ilişkin somut olayın değerlendirilmesi ayrıca yapılır.
Şikâyetten vazgeçme ve uzlaşma uzaklaştırmayı sona erdirir mi?
Ceza şikâyetinden vazgeçme ile 6284 kapsamındaki tedbirin kaldırılması farklı işlemlerdir. Koruma ihtiyacı sürüyorsa yalnızca şikâyetten vazgeçilmesi, tedbirin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Aynı şekilde ceza dosyasının devam edip etmeyeceği, suçun şikâyete bağlı olup olmadığına ve diğer koşullara göre belirlenir.
Bu ayrımın ceza dosyasına etkisi şikâyetten vazgeçmenin davaya etkisi ve şikâyete bağlı suçlar başlıklı yazıda ayrıca açıklanmıştır. Tedbir dosyasında ise güncel risk ve kararın yürürlük durumu esas alınır.
Uygulama Yönetmeliği m.35/3, koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması ve yerine getirilmesi aşamasında mağdur ile şiddet uygulayan arasında uzlaşma veya arabuluculuk önerilemeyeceğini belirtir. Koruma sağlanmasının ön koşulu olarak tarafların barıştırılması istenemez. Ayrı ceza dosyasındaki uzlaştırma değerlendirmesi ise o dosyanın suç tipi ve ilgili ceza muhakemesi hükümlerine bağlıdır. [2]
Tarafların yeniden görüşmesiyle ilgili sorular için karar varken barışmanın veya korunan kişinin iletişim kurmasının etkisi başlıklı yazıyı inceleyebilirsiniz.
İki karşılaştırmalı örnek
Karşılaştırmalı örnek 1: Darp raporu bulunan başvuru ile devam eden tehdit başvurusu
Birinci kurgusal durumda eşinin fiziksel saldırısına uğrayan kişi sağlık raporuyla başvurmakta, ortak konuttan uzaklaştırma ve işyerine yaklaşmama istemektedir. Sağlık raporu geçmiş saldırıya ilişkin değerlendirmeyi destekler. Buna rağmen kararın kapsamı yalnızca rapordaki yaralanmaya göre değil, devam eden tehlike ve günlük yaşam koşullarına göre belirlenmelidir.
İkinci kurgusal durumda fiziksel saldırı henüz gerçekleşmemiştir; kişi, ayrıldığı eşinin sürekli tehdit ettiğini ve işyeri çevresinde beklediğini anlatmaktadır. Sağlık raporunun bulunmaması korunma talebine engel değildir. Mesajlar, olayların tarihleri ve takip davranışının ayrıntıları değerlendirmeye sunulur. İki başvuru arasındaki fark, birinde rapor bulunmasının diğerinde koruma ihtiyacını ortadan kaldırmamasıdır; ihtiyaç duyulan tedbirler somut risk üzerinden belirlenir.
Karşılaştırmalı örnek 2: Konuta yaklaşma ihlali ile uzaktan mesaj gönderme
Birinci kurgusal durumda yürürlükteki karar, ortak konuttan uzaklaştırma ve korunan kişinin konutuna yaklaşmama içermektedir. Karar ihtarıyla birlikte tebliğ edilmişken kişinin kapıya gelmesi kamera kaydı ve kolluk tutanağıyla belirlenir. Değerlendirmede özellikle yaklaşmama yükümlülüğü, olayın zamanı ve kişinin davranışı incelenir; yeni bir fiziksel yaralanma bulunması zorunlu değildir.
İkinci kurgusal durumda kişi eve gelmemekte, fakat iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbiri kendisine bildirildiği hâlde farklı numaralardan tehdit mesajları göndermektedir. Burada fiziksel mesafe korunmuş olsa bile iletişime ilişkin tedbir ihlal edilmiş olabilir. Mesajların kaynağı ve içeriği araştırılır. Kararda iletişim tedbiri bulunmuyorsa mesajı otomatik olarak bu tedbirin ihlali saymak yerine, mevcut diğer yasaklar, ayrı suç ihtimali ve ek tedbir ihtiyacı değerlendirilir.
Avukat desteği hangi aşamalarda yarar sağlar?
6284 kapsamında başvurmak için avukat tutmak zorunlu değildir. Kanunun 20. maddesi kapsamındaki başvuru ve kararların icra ve infaz işlemlerinden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri masraflar alınmaz. Özel olarak tutulan avukatın ücreti bu muafiyetle aynı konu değildir. Ekonomik imkânı bulunmayan kişiler baronun adli yardım birimine başvurarak koşullarını öğrenebilir. [1][3]
Avukat desteği; olayın kronolojisinin hazırlanması, güvenlik riskine uygun tedbirlerin belirlenmesi, gizlilik ihtiyacının açıklanması ve kararın uygulanmasının takibi bakımından yarar sağlayabilir. İhlal sonrasında hangi kararın hangi hükmüne aykırılık bulunduğunun gösterilmesi, delillerin korunmasının istenmesi ve süresinde başvuru yapılması da hukuki desteğin kapsamındadır.
Ceza soruşturması da yürütülüyorsa dosyadaki haklar ayrıca değerlendirilir. Bu konuda CMK 234 kapsamında mağdur ve şikâyetçinin hakları önem taşır. Hukuki destek belirli bir kararın veya yaptırımın garantisi değildir; başvurunun somut olaya uygun hazırlanmasına ve hakların kullanılmasına yöneliktir.
Sık sorulan sorular
1. Boşanma davası açmadan uzaklaştırma kararı alabilir miyim?
Evet. 6284 kapsamındaki tedbirler için boşanma davası açılması zorunlu değildir. Şiddet veya şiddete uğrama tehlikesi ve ihtiyaç duyulan koruma açıklanarak bağımsız başvuru yapılabilir.
2. Uzaklaştırma kararı yalnızca eşe karşı mı alınabilir?
Hayır. Kanun kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kapsar. Eski eş veya başka bir kişiyle ilgili olayda da kanunun kapsamına giren şiddet ve tehlike değerlendirilir.
3. Hiç darp raporum yoksa başvurum reddedilir mi?
Rapor bulunmaması tek başına koruma talebine engel değildir. Koruyucu tedbirler için delil veya belge aranmaması kuralı vardır; önleyici tedbirler de geciktirilmeden değerlendirilir. Olayı ve devam eden tehlikeyi açıkça anlatmak önemlidir.
4. Karakoldan hemen uzaklaştırma kararı alınabilir mi?
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yetkili kolluk amiri kanunda sayılan bazı önleyici tedbirleri alabilir. Bu kararlar kanuni usulle hâkimin onayına sunulur. Kolluğun acil yetkisi bütün tedbirleri sınırsız biçimde kapsamaz.
5. Karar süresi bittiğinde kendiliğinden uzar mı?
Otomatik uzama varsayılmamalıdır. Tehlike sürüyorsa güncel durum açıklanarak tedbirin devamı veya değiştirilmesi istenmelidir. Yeni kararın kapsamı ve süresi ayrıca takip edilmelidir.
6. Uzaklaştırılan kişinin mesaj göndermesi ihlal midir?
Kararın kapsamına ve mesajın niteliğine bakılır. İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme veya tehditte bulunmama tedbirine aykırı mesajlar ihlal oluşturabilir. Mesajın kaynağı, tarihi ve içeriği korunmalıdır.
7. İlk ihlalde kesin olarak on gün hapis mi uygulanır?
Hayır. İlk ihlal için kanuni aralık üç ile on gündür. Zorlama hapsinin koşulları ve süre, hâkim tarafından değerlendirilir. Her bildirim kendiliğinden on günlük yaptırım doğurmaz.
8. Zorlama hapsi adli sicil belgesinde görünür mü?
Yönetmelik uyarınca zorlama hapsi adli sicil kayıtlarına işlenmez. Aynı olayda işlenen ayrı bir suçtan verilen mahkûmiyetin sicil sonuçları ise ayrıca değerlendirilir.
9. Karşı tarafla barışınca karar otomatik kalkar mı?
Hayır. Barışma veya görüşmeye rıza gösterilmesi tek başına yürürlükteki kararı kaldırmaz. Koşulların değiştiği düşünülüyorsa yetkili merciden kaldırma veya değiştirme kararı istenmelidir.
10. Uzaklaştırma ve zorlama hapsi kararına itiraz süresi nedir?
Tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. İnceleme mercii kanundaki görev düzenine göre belirlenir. İtiraz merciinin kararını bir hafta içinde vermesi öngörülmüştür; itiraz kararı kesindir. [1][2]
Hukuki dayanaklar ve resmî kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Tedbirin kapsamı ve ihlal iddiası; karar metni, bildirim işlemleri ve somut olayın özellikleri birlikte incelenerek değerlendirilir. Kaynak kontrol tarihi: 15 Ekim 2026.
- Adalet Bakanlığı mevzuat kitapçığı: 6284 sayılı Kanun. İlgili hükümler: m.1–10, 12–13 ve 20; kitapçıkta basılı sayfa 105–117.
- 6284 sayılı Kanun’a İlişkin Uygulama Yönetmeliği. Özellikle m.4–5, 19–24, 29–38.
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Şiddete maruz kalındığında başvuru ve destek yolları.
- İçişleri Bakanlığı 112 Acil Çağrı Merkezi.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m.2.

