Adli Kontrol Nedir, Nasıl Kaldırılır? Yurt Dışı Yasağı ve İmza

Avukat İltan Ekmekçioğlu, Uygulamada Sık Karşılaşılan Suçlar ve Yargılaması kitabı

Adli kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklama yerine yurt dışına çıkamama, düzenli imza verme veya konutu terk etmeme gibi yükümlülüklere tabi tutulduğu koruma tedbiridir. Bir ceza değildir. Yurt dışı yasağı ve imza yükümlülüğü, dosyanın güncel koşullarına göre tamamen kaldırılabilir, hafifletilebilir veya geçici muafiyete konu olabilir. Bunun için gerekçeli başvuru ve yetkili merciin kararı gerekir; başvuru yapılması tek başına yükümlülüğü durdurmaz. Soruşturma evresinde CMK 103/2 kapsamındaki savcılık yetkisi ve kanuni sona erme hâlleri ayrıca dikkate alınır.

Bu tedbir bir ceza değildir. Amaç, soruşturma veya kovuşturmanın güvenli biçimde yürütülmesini sağlarken kişi özgürlüğüne tutuklamadan daha hafif bir müdahalede bulunmaktır. Tedbirin seçimi ve kapsamı, somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Soruşturma ve yargılama aşamalarının genel çerçevesi için Ceza Muhakemesi Kanunu rehberini de inceleyebilirsiniz.

CMK 109 Güncel Madde Metni

Adlî kontrol

Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tâbi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

j) Konutunu terk etmemek.

k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

(4) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.

(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşlarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.

(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

(7) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Adlî Kontrol Hangi Şartlarda Uygulanır?

CMK 109’un temel şartı, CMK 100’deki tutuklama nedenlerinden en az birinin bulunmasıdır. Buna rağmen hâkim, tutuklama yerine daha ölçülü bir tedbirin yeterli olacağı kanaatine varırsa adlî kontrol uygulayabilir. Bu nedenle adlî kontrol, tutuklamanın otomatik sonucu değil; ayrıca değerlendirilmesi gereken bir alternatiftir.

Tutuklama yasağının bulunduğu hâllerde de adlî kontrol uygulanabilir. Kanun böylece, tutuklama koşulları ile adlî kontrolün uygulama alanını tamamen aynılaştırmamıştır. Tedbirin türü, dosyadaki riskle bağlantılı ve ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olmalıdır.

Yurt Dışı Yasağı, İmza ve Ev Hapsi

Uyuşturucu dosyalarında seyahat ihtiyacı bakımından yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması ve geçici muafiyet rehberimizde iş, eğitim veya tedavi belgeleriyle yapılacak başvuru hazırlığını açıklıyoruz.

Uygulamada en sık karşılaşılan yükümlülüklerden biri yurt dışına çıkış yasağıdır. Bu tedbir, kişinin ülke dışına çıkmasını engeller; kişinin ülke içinde serbestçe hareket etmesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hâkim gerekli görürse başka bir yükümlülüğü de aynı kararda uygulayabilir.

Düzenli başvuru yükümlülüğü, uygulamada “imza atma” olarak bilinir. Kararda başvurulacak yer ve zaman aralığının açık olması gerekir. Kişi, kendisine bildirilen programa uygun davranmalıdır.

Konutunu terk etmeme yükümlülüğü, kişinin belirlenen konuttan çıkmamasını gerektirir ve diğer adlî kontrol türlerine göre özgürlüğe daha yoğun müdahale eder. Halk arasında “ev hapsi” olarak anılan bu tedbir, ancak hâkim kararıyla uygulanır.

Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme ile belirlenen yerlere gitmeme farklı tedbirlerdir. İlki kişinin hareket alanını belirli bir bölgeyle sınırlar; ikincisi ise kararda gösterilen yer veya bölgelere girişini yasaklar.

Diğer Adlî Kontrol Yükümlülükleri

CMK 109 yalnızca imza ve yurt dışı yasağını düzenlemez. Araç kullanmama, sürücü belgesini teslim etme, tedavi veya muayeneyi kabul etme, güvence yatırma, silah bulundurmama ya da taşıyamama ve mağdurun hakları için güvence gösterme de uygulanabilecek tedbirler arasındadır.

Araç kullanma yasağı kişinin mesleğini doğrudan etkiliyorsa hâkim veya Cumhuriyet savcısı, meslekî uğraş kapsamında sürekli ya da geçici izin verebilir. Bu izin, genel yasağı kendiliğinden kaldırmaz; yetkili merciin açık değerlendirmesine bağlıdır.

Birden fazla yükümlülüğe aynı anda karar verilebilir. Bununla birlikte her yükümlülük dosyadaki kaçma, delilleri etkileme veya yargılamanın yürütülmesini tehlikeye düşürme riskiyle bağlantılı olmalıdır.

Ağır Hastalık, Engellilik ve Gebelik Hâlleri

Kanun, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız sürdüremediği usulüne uygun biçimde tespit edilen şüpheli hakkında tutuklama yerine adlî kontrol kararı verilebilmesini öngörür. Gebe olan veya doğumundan itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli bakımından da aynı imkân vardır.

Mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, hükmü veren ilk derece mahkemesi UYAP kayıtlarını inceleyerek bu kapsamda adlî kontrol kararı verebilir. Düzenleme, belirtilen kişisel durumlarda tutuklama yerine daha ölçülü tedbirlerin değerlendirilmesine imkân tanır.

Adlî Kontrolde Geçen Süre Cezadan Düşülür mü?

Genel kural, adlî kontrol altında geçen sürenin cezadan mahsup edilmemesidir. Tedavi veya muayene tedbiri ile konutu terk etmeme yükümlülüğü bu genel kuralın istisnasıdır.

Konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. Bu özel oran yalnız CMK 109/3-j kapsamındaki konutu terk etmeme tedbiri için geçerlidir; imza veya yurt dışı yasağında geçen süre aynı şekilde mahsup edilmez.

Tedbirin Değiştirilmesi veya Kaldırılması

Adlî kontrolün devamı, kapsamı ve kaldırılması dosyanın güncel durumuna göre değerlendirilir. Kaçma veya delilleri etkileme riskinin azalması, tedbirin kişinin yaşamı üzerindeki etkisi ve daha hafif bir yükümlülüğün yeterli olup olmayacağı önem taşır.

İstemin kapsamı ve kanun yolu ayrımı için CMK 111 adli kontrolün kaldırılması yazısında başvuru usulü ayrıca açıklanmıştır. Bu rehberde ise yurt dışı yasağı ve imza yükümlülüğünün günlük yaşama etkisi ile belge hazırlığı ele alınmaktadır.

Adli kontrol kararı verildiğinde ilk olarak ne yapılmalı?

Kararı aldıktan sonra yalnız “serbest bırakıldım” sonucuna odaklanmak yeterli değildir. Kararın hangi dosyada verildiği, hangi yükümlülüklerin birlikte uygulandığı, başlama tarihi ve başvuru programı okunmalıdır. Yurt dışı yasağı ile imza yükümlülüğü aynı kararda bulunabilir; bunlardan birinin kaldırılması diğerini kendiliğinden kaldırmaz. Farklı dosyalardaki tedbirler de ayrı ayrı takip edilmelidir.

Kararın bir örneği, tebliğ veya öğrenme tarihini gösteren belge ve uygulama biriminden alınan bildirim birlikte saklanmalıdır. Dosya numarası, imza günleri, başvuru saatleri ve yükümlülüğün yerine getirileceği birim kişisel takvime işlenebilir. Programda belirsizlik varsa yazılı açıklama istenmelidir. Sözlü bilgiye dayanarak mahkeme kararında bulunmayan bir muafiyet olduğu varsayılmamalıdır.

Adli kontrol altında olmak, bütün iş ve sosyal hayatın yasaklandığı anlamına gelmez. Bununla birlikte çalışma, eğitim veya yolculuk planı yapılırken karardaki her yükümlülük ayrı kontrol edilmelidir. Yalnız yurt dışı yasağı bulunan kişiyle ayrıca belirli yerleşim bölgesini terk etmeme yükümlülüğü bulunan kişinin hareket alanı aynı değildir.

Yurt dışına çıkış yasağı nasıl kaldırılır?

Seyahat ihtiyacı ile tedbirin gerekliliği birlikte değerlendirilir

Yurt dışı yasağının kaldırılması talebinde iki konu açıklanmalıdır. Birincisi, tedbirin dayandığı kaçma veya yargılamanın yürütülmesini tehlikeye düşürme riskinin neden azaldığıdır. İkincisi, yasağın çalışma, eğitim, sağlık veya aile hayatı üzerinde oluşturduğu somut etkidir. Yalnız bilet alınmış olması ya da seyahat için para ödenmesi, kaldırma kararını zorunlu kılmaz.

İş sözleşmesi, işverenin tarihli görevlendirmesi, oturum belgesi, üniversitenin devam zorunluluğunu gösteren yazısı, hastane randevusu veya ailevi ihtiyacı açıklayan belgeler talebi somutlaştırabilir. Ancak her belgenin neyi ispatladığı açıklanmalıdır. Yurt dışında çalışma imkânı bulunması ekonomik ihtiyacı gösterebilir; kişinin çağrıldığında hazır bulunacağı değerlendirmesinin yerine geçmez.

Dilekçede dosyadaki gelişmeler de belirtilmelidir. İfadenin alınmış olması, belirli delillerin toplanması, önceki çağrılara uyulması ve düzenli ikamet gibi olgular, ilgili riskin değerlendirilmesine katkı sağlayabilir. Bunların hiçbirinin tek başına kesin kaldırma sebebi olduğu söylenemez. Talep, kararda belirtilen gerekçelerle bağlantı kurularak hazırlanmalıdır.

Geçici muafiyet hangi durumda istenir?

Sürekli kaldırma yerine belirli tarihler arasında yükümlülükten geçici muafiyet istenebilir. CMK 110/2 bu imkânı düzenler. Seyahatin başlangıç ve bitişi, amacı, gidilecek ülke, dönüş planı ve ulaşılabilirlik bilgileri açıkça gösterilmelidir. Başvuruda öncelikle kaldırma, uygun görülmezse belirli süreyle muafiyet şeklinde alternatif talepler kurulabilir.

Aynı zamanda imza yükümlülüğü varsa, yurt dışı yasağından muafiyet verilmesi tek başına imza günlerini ortadan kaldırmaz. Seyahatin çakıştığı imza tarihleri için de açık düzenleme istenmelidir. Dilekçenin kapsamı, fiilen yerine getirilemeyecek yükümlülük bırakmayacak şekilde kurulmalıdır.

Pasaportun geçerli olması veya vize alınması adli kontrol kararını etkisiz hâle getirmez. Olumlu karar çıktıktan sonra kararın kapsamı, tarihleri ve ilgili birimlere bildirimi kontrol edilmelidir. Başka dosyadaki yasak veya farklı hukuki nedene dayanan seyahat engeli varsa, tek dosyadaki kaldırma kararı bütün engelleri çözmeyebilir.

İmza yükümlülüğü nasıl kaldırılır veya hafifletilir?

İmza sıklığının azaltılması ve başvuru yerinin değişmesi

İmza yükümlülüğünün kaldırılmasında düzenli uyum kayıtları, dosyanın geldiği aşama ve devam eden denetim ihtiyacı önem taşır. Tedbirin başından beri eksiksiz yerine getirilmesi değerlendirmeye sunulmalıdır. Ancak belirli sayıda imza atınca yükümlülüğün otomatik kaldırılacağına ilişkin genel bir kural bulunmaz.

Tam kaldırma uygun görülmezse başvuru sıklığının azaltılması veya uygulama yerinin değiştirilmesi istenebilir. Özellikle vardiyalı çalışma, şehir dışında zorunlu eğitim, sağlık sorunu ya da yeni ikamet adresi nedeniyle mevcut program ciddi güçlük yaratıyorsa bu durum belgelenmelidir. İşveren yazısında yalnız çalışanın adı değil, çalışma günleri ve saatleri de bulunmalıdır.

Adres değişikliği tek başına başka karakolda imza atma yetkisi vermez. Yeni adres ve talep ilgili mercilere bildirilip uygulama düzenlenmelidir. Kararın içeriğini değiştiren hususlarda hâkim veya mahkemenin değerlendirmesi gerekir; uygulama birimi kararın yerine geçerek yükümlülüğü kaldıramaz. Yapılacak işlem, mevcut kararın ne kadar ayrıntılı düzenlendiğine göre belirlenir.

Hastalık veya zorunlu durum nedeniyle imzaya gidilemiyorsa

Önceden bilinen hastane yatışı, ameliyat veya zorunlu görev için mümkün olduğunca önceden muafiyet ya da program değişikliği istenmelidir. Ani gelişen bir engelde ise durum gecikmeden ilgili birime ve dosyaya bildirilerek mazereti doğrulayan belgeler sunulmalıdır. Başvuru kayıt numarası ve gönderim belgeleri saklanmalıdır.

Sağlık raporu bulunması her eksik imzayı kendiliğinden haklı hâle getirmez. Raporun tarihi, imza saatleri ve kişinin başvuruya neden gidemediği arasında bağlantı kurulmalıdır. Benzer şekilde sonradan atılan imza, önceki tarihteki eksikliği otomatik olarak silmez. Mazeretin yetkili merci tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Kaldırma talebi, itiraz ve periyodik inceleme arasındaki fark

Kaldırma veya değiştirme talebi, devam eden tedbirin güncel koşullarda gerekli olup olmadığını değerlendirmeye yöneliktir. CMK 111 çerçevesinde şüpheli, sanık veya müdafii tarafından sunulabilir. İlk karara itiraz süresinin geçmesi, sonradan ortaya çıkan koşullara dayanarak kaldırma istenmesini tek başına engellemez.

İtiraz ise belirli bir kararın hukuka uygunluğunun kanun yolunda incelenmesini sağlar. Güncel CMK 268 uyarınca, kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde süre kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. Dilekçe kararı veren mercie sunulur. Merci itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde yetkili inceleme merciine gönderir.

Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazları, CMK 268/3-b uyarınca yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından görüldüğü hâllerde kanundaki özel düzenleme dikkate alınır. Kovuşturmada verilen kararlar bakımından ise kararı veren mahkemeye göre farklı inceleme mercileri söz konusu olur.

CMK 269 gereğince itirazın yapılması kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Kararı veren veya inceleyen merci ayrıca geri bırakma kararı verebilir. Dolayısıyla dilekçe sunulduğu için imzaya gitmemek veya mevcut yasağa rağmen yolculuğa çıkmak hukuken güvenli bir yaklaşım değildir.

Periyodik inceleme ayrı bir denetimdir. CMK 110/4, devam gerekliliğinin en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilmesini öngörür. Soruşturmada savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme kendiliğinden karar verir. Dört ay dolması, otomatik kaldırma anlamına gelmez; inceleme yapılmamışsa dosyada bu hususun değerlendirilmesi istenmelidir.

Başvuru hangi mercie yapılır, karar ne zaman verilir?

Soruşturma evresinde CMK 111 kapsamındaki istem sulh ceza hâkimliğince, kovuşturmada dosyaya bakan mahkemece değerlendirilir. Dilekçede soruşturma veya esas numarası, ilk tedbir kararı ve son devam kararı belirtilmelidir. Dosya başka mercie gönderilmişse güncel aşama kontrol edilmelidir; ilk kararı veren merciin her aşamada yetkili kaldığı varsayılmamalıdır.

Ayrıca CMK 103/2, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının adli kontrolün veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varması hâlindeki resen serbest bırakma yetkisini düzenler. Bu nedenle savcının hiçbir koşulda adli kontrolü sona erdiremeyeceği biçimindeki genelleme doğru değildir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde de aynı fıkranın sonucu dikkate alınır ve uygulama kayıtlarının kapatılması takip edilir.

CMK 111/1, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkemenin beş gün içinde karar verebileceğini belirtir. Bu düzenleme, beşinci gün sonunda talebin kabul edilmiş sayılacağı anlamına gelmez. Başvurunun kaydı, savcılık görüşü, karar ve bildirim aşamaları ayrı takip edilmelidir. Acil seyahatlerde zorunluluğun tarihi ayrıca belirtilmeli, sonuç çıkmadan kesin izin varmış gibi hareket edilmemelidir.

Dilekçede hangi bilgiler ve belgeler bulunmalı?

Başvurunun ilk bölümünde kimlik, dosya ve tedbir bilgileri açıkça yazılmalıdır. Ardından kaldırılması istenen yükümlülükler tek tek belirtilmelidir. Yurt dışı yasağının kaldırılması, haftada üç gün imzanın haftada bire indirilmesi ve belirli tarihlerde muafiyet talepleri birbirinden farklıdır. Mahkemeden hangi sonucun istendiği yoruma bırakılmamalıdır.

Gerekçe bölümünde ilk karardan sonra değişen koşullar sıralanabilir. Dosyadaki delil toplama işlemlerinin tamamlanması, çağrılara düzenli katılım, yerleşik çalışma düzeni ve tedbirin yarattığı somut güçlükler belgeleriyle ilişkilendirilmelidir. Suçlamaya ilişkin savunma ile tedbirin artık gerekli olmadığına ilişkin gerekçe aynı şey değildir; başvuruda her ikisinin işlevi ayrı kurulmalıdır.

Ekler arasında tedbir ve devam kararları, öğrenme veya tebliğ belgesi, imza uyum kayıtları, ikamet belgesi, çalışma programı, eğitim veya sağlık belgeleri bulunabilir. Yabancı dildeki belgelerin anlaşılabilir biçimde sunulması ve gerektiğinde uygun çevirisinin hazırlanması yararlıdır. Dosyayla ilgisiz özel bilgiler yerine talebi açıklamaya yeterli belgeler seçilmelidir.

Sonuç bölümünde asıl talep ve varsa alternatif talep açıkça gösterilmelidir. Tam kaldırma kabul edilmezse daha hafif yükümlülük veya geçici muafiyet istenmesi, karar merciine somut seçenek sunar. Bunun bir sonuç garantisi olmadığı, nihai değerlendirmenin dosyanın özelliklerine bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Adli kontrol ne kadar sürer?

CMK 110/A, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde temel üst sınırı iki yıl olarak belirler. Zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatma mümkündür. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde temel süre üç yıldır; genel uzatma sınırı toplam üç yıldır.

Kanunda belirtilen özel suç gruplarında uzatma sınırı dört yıldır. Bunlar TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardır. Çocuklar bakımından CMK 110/A’daki süreler yarı oranında uygulanır.

Bu süreler, her dosyada tedbirin son güne kadar devam edeceği anlamına gelmez. Zorunluluk daha önce ortadan kalkmışsa kaldırma istenebilir. Süre hesabında başlangıç, varsa kaldırma ve yeniden uygulama kararları ile dosyanın aşaması birlikte incelenmelidir. Sadece suçlamanın halk arasındaki adına bakılarak hangi üst sınırın uygulanacağı belirlenmemelidir.

İmza yükümlülüğüne veya seyahat yasağına uyulmazsa ne olur?

CMK 112, adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında yetkili yargı merciinin tutuklama kararı verebilmesine imkân tanır. Kanundaki ifade “verebilir” şeklindedir; her bildirim otomatik tutuklama sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte ihlalin sonucu yalnız uyarıdan ibaret de değildir.

İhlal değerlendirmesinde bildirimin usulü, yükümlülüğün açıklığı, kişinin davranışı ve varsa belgeli mazeret önemlidir. Yükümlülüğün geçerli bir kararla değiştiği ileri sürülüyorsa ilgili karar sunulmalıdır. Sadece kaldırma dilekçesi verilmiş olması ihlali ortadan kaldırmaz. Konu, CMK 112’deki özel düzenleme çerçevesinde değerlendirilir.

İki karşılaştırmalı örnek

Karşılaştırmalı örnek 1: Seyahat isteğinin belgelenmesi

A kişisi, yurt dışı yasağının kaldırılmasını “işlerim var” gerekçesiyle ister. Seyahat tarihi, işin kapsamı ve dönüş planını açıklamaz. B kişisi ise tarihli işveren görevlendirmesi, toplantı programı, dönüş planı ve önceki yükümlülüklere uyum kayıtlarını sunar. Ayrıca dosyada hangi delillerin toplandığını belirtip tedbirin devam nedenlerinin yeniden değerlendirilmesini ister.

B’nin başvurusu ihtiyacı ve denetlenebilir seyahat planını daha açık ortaya koyar. Ancak belgelerin bulunması olumlu kararı zorunlu kılmaz. Mahkeme dosyadaki risk nedeniyle kaldırmayı reddedebilir veya yalnız belirli tarih aralığında muafiyet tanıyabilir. Karşılaştırma, başvurunun somutlaştırılmasının önemini gösterir; sonuç tahmini içermez.

Karşılaştırmalı örnek 2: İmza günüyle çakışan çalışma düzeni

C kişisi yeni vardiyasını gerekçe gösterip karar çıkmadan imzaya gitmeyi bırakır. D kişisi ise vardiya çizelgesini ve işveren yazısını dosyaya sunarak başvuru saatinin veya sıklığının değiştirilmesini ister; değişiklik kararı verilinceye kadar yürürlükteki programa uyar.

Her iki kişinin iş durumu benzer olsa da C bakımından ayrıca ihlal değerlendirmesi gündeme gelebilir. D’nin başvurusu mevcut yükümlülüğü dikkate alarak somut bir değişiklik talep eder. Her iki örnek kurgusaldır. Gerçek dosyada mazeretin niteliği, bildirim ve kararlar ayrıca incelenir.

Sık Sorulan Sorular

Adlî kontrol ceza mıdır?

Hayır. Adlî kontrol, ceza muhakemesi sürecinde uygulanan bir koruma tedbiridir. Kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

Adlî kontrol için tutuklama şartlarının bulunması gerekir mi?

CMK 109/1 uyarınca tutuklama nedenlerinin varlığı aranır ve tutuklama yerine adlî kontrol uygulanabilir. Ayrıca tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adlî kontrol hükümleri uygulanabilir.

Aynı anda birden fazla yükümlülük uygulanabilir mi?

Evet. Hâkim, somut olayın gerektirdiği bir veya birden fazla adlî kontrol yükümlülüğüne birlikte karar verebilir.

İmza yükümlülüğü nasıl uygulanır?

Kişi, hâkim tarafından belirlenen yere yine kararda gösterilen süreler içinde düzenli olarak başvurur. Uygulamanın yeri ve sıklığı karar içeriğine göre belirlenir.

Ev hapsinde geçen süre cezadan düşülür mü?

Evet. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

Yurt dışı yasağında geçen süre cezadan düşülür mü?

Hayır. Yurt dışına çıkamama yükümlülüğünde geçen süre, CMK 109/6’daki genel kural gereğince cezadan mahsup edilmez.

Tutukluluk süresi dolan kişiye adlî kontrol uygulanabilir mi?

Evet. Kanuni tutukluluk süresinin dolması nedeniyle salıverilen kişi hakkında adlî kontrol hükümleri uygulanabilir.

Yurt dışı yasağı kaldırılınca imza yükümlülüğü de biter mi?

Hayır. Kararda yalnız seyahat yasağı kaldırılmışsa imza yükümlülüğü devam edebilir. Her yükümlülük için kararın kapsamı ayrı kontrol edilmeli; seyahatin imza tarihleriyle çakışması hâlinde ayrıca düzenleme istenmelidir.

Kaldırma dilekçesi verdikten sonra imzaya gitmeyebilir miyim?

Başvuru tek başına yükümlülüğü durdurmaz. Yetkili merciin kaldırma, değiştirme veya geçici muafiyet kararı bulunmalıdır. İtiraz bakımından da CMK 269 uyarınca ayrıca geri bırakma kararı verilmedikçe uygulama devam eder.

Ret kararından sonra yeniden kaldırma talebi yapılabilir mi?

Tedbirin gerekliliğini etkileyen yeni gelişmeler ortaya çıktığında yeniden değerlendirme istenebilir. Önceki ret gerekçesi, yeni belge ve değişen koşullarla birlikte ele alınmalıdır. Yeni talep, önceki karara karşı süresinde kullanılabilecek itiraz yolunun yerine geçirilmemelidir.

Başvuru Öncesinde Son Kontrol

CMK 109, tutuklama yerine başvurulabilecek geniş bir adlî kontrol sistemi kurar. Yükümlülüğün türü ve ağırlığı, dosyadaki somut riskle uyumlu olmalıdır. Kararın içeriği, yükümlülüklerin uygulanma biçimi ve kişinin koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Adlî kontrol kararını verecek merci, yükümlülüklerin değiştirilmesi ve dört aylık inceleme usulü CMK 110 adlî kontrol kararı kapsamında düzenlenir.

Adlî kontrol yükümlülüklerinin uygulanabileceği azami dönem ve uzatma sınırları CMK 110/A hükmünde gösterilmiştir.

Kararda gösterilen yükümlülüklerin isteyerek yerine getirilmemesi hâlinde doğabilecek tutuklama riski CMK 112 tedbirlere uymama yazısında ele alınmıştır.

Hukuki Dayanak ve Resmî Kaynak

Bu yazının dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, 103, 109, 110, 110/A, 111, 112 ve 267–271 hükümleridir. Madde metni ve açıklamalar birlikte değerlendirilmelidir. Kaynak kontrolü ve içerik güncellemesi: 15 Ekim 2026.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Tedbir ve devam kararları, tebligat, imza kayıtları, soruşturma veya dava dosyası ve başvuru belgeleri görülmeden somut olay hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

Ceza MuhakemesiCeza Muhakemesi KanunuCMK 109CMK 109 Adlî Kontrol
Önceki yazı
CMK 108 Tutukluluk İncelemesi: 30 Günlük Süre ve Haklar
Sonraki yazı
CMK 110 Adlî Kontrol Kararı: Kim Verir, Nasıl Değişir?