Uzaklaştırma Kararı İçin Delil veya Darp Raporu Gerekir mi, Sadece Beyan Yeterli mi?

Uzaklaştırma kararı istemek için darp raporu sunmak zorunlu değildir. 6284 sayılı Kanun’un 8/3. maddesinde koruyucu tedbirler için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmayacağı, önleyici tedbirlerin ise geciktirilmeden verileceği düzenlenmiştir. Uzaklaştırma bir önleyici tedbirdir. Başvuranın beyanı değerlendirmeye esas alınabilir; ancak her beyan otomatik olarak uzaklaştırma kararı verilmesini gerektirmez. Olayın özellikleri, şiddet veya şiddet tehlikesini gösteren olgular ve istenen tedbirin gerekliliği birlikte değerlendirilir.

Şiddete uğrayan veya tehdit altında bulunan kişiler, çoğu zaman ellerinde hastane raporu, kamera görüntüsü ya da tanık olmadığı için başvuru yapamayacaklarını düşünür. Oysa koruma talebinde bulunmak için önce fiziksel saldırının gerçekleşmesini veya bütün delillerin toplanmasını beklemek gerekmez. Buna karşılık “sadece beyan yeterlidir” ifadesinin her aşamada ve her karar türünde aynı anlama geldiği de söylenemez.

Burada üç farklı konu birbirinden ayrılmalıdır: Korunmak için başvuru yapılabilmesi, belirli bir tedbire karar verilmesi ve bir suçtan ceza verilmesi. Bu süreçlerin amaçları ve değerlendirme ölçütleri aynı değildir. Darp raporu bulunmaması başvuruyu engellemez; verilmiş bir uzaklaştırma kararı da karşı tarafın suçluluğunu tek başına kanıtlamaz.

Bu yazıda, belge bulunmayan başvurunun nasıl yapılacağı, beyanın hangi bilgileri içermesi gerektiği, darp raporunun neyi gösterebileceği ve mevcut kayıtların nasıl sunulacağı ele alınmaktadır.

Koruyucu tedbir ile önleyici tedbir neden ayrılmalıdır?

Günlük dilde barınma desteği, geçici koruma, evden uzaklaştırma ve yaklaşmama kararlarının tamamına “koruma kararı” denebilir. Ancak 6284 sayılı Kanun bu tedbirleri farklı gruplarda düzenler. Delil sorusuna doğru cevap vermek için önce talebin hangi gruba girdiği belirlenmelidir.

Koruyucu tedbir, korunması gereken kişiye yönelik destek ve güvenlik önlemidir. Barınma yeri sağlanması ve hayati tehlike hâlinde geçici koruma altına alınma bu gruptadır. Önleyici tedbir ise şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişinin davranışlarını sınırlamaya yöneliktir. Ortak konuttan uzaklaştırma, belirli yerlere yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme bu grupta yer alır. [1]

Değerlendirme konusuKoruyucu tedbirÖnleyici tedbir
Temel yönelimKorunan kişinin güvenliği ve desteklenmesiŞiddetin ve tehlikeli davranışların önlenmesi
Kanundaki temel düzenleme6284 m. 3 ve 46284 m. 5
Delile ilişkin özel ifadeŞiddetin uygulandığı konusunda delil veya belge aranmazGeciktirilmeksizin karar verilir
Uzaklaştırmanın yeriUzaklaştırmayla birlikte başka koruyucu tedbirler uygulanabilirKonuttan uzaklaştırma bu gruptadır
Başvuruda önemli bilgiKorunma ihtiyacı ve kişinin koşullarıŞiddet veya tehlikeyi gösteren olgular ve gerekli sınırlama

Kanun’un 8/3. maddesindeki delil veya belge aranmamasına ilişkin hükmü, bütün kararların hiçbir değerlendirme yapılmadan verileceği şeklinde okumak doğru değildir. Önleyici tedbirler kişilerin konut kullanımı, hareket ve iletişim imkânlarına müdahale edebildiği için somut olayla bağlantıları önemlidir. Bununla birlikte inceleme, korumayı etkisiz bırakacak kadar geciktirilmemelidir. [1][2]

Başvuru makamları ve tedbir çeşitleri hakkında genel bilgi için 6284 kapsamında uzaklaştırma kararı ve başvuru süreci başlıklı yazı incelenebilir.

Sadece beyanla uzaklaştırma kararı alınabilir mi?

Başvuranın anlatımı, şiddet veya tehlike hakkında değerlendirmeye esas alınabilecek bir bilgi kaynağıdır. Beyanın yanında mutlaka bir sağlık raporu, tanık veya yazılı mesaj bulunması şeklinde genel bir belge şartı yoktur. Bu nedenle kişinin elinde yalnızca kendi anlatımı bulunması, başvuru yapamayacağı anlamına gelmez.

Ancak beyanın değerlendirilmesi ile ileri sürülen bütün iddiaların araştırılmadan kesin gerçek kabul edilmesi aynı şey değildir. Başvurunun hangi olaylara dayandığı, tehlikenin neden devam ettiği ve talep edilen sınırlamanın bu tehlikeyle ilişkisi önem taşır. Sonuç, yalnızca dilekçenin başlığına veya kullanılan “şiddet” sözcüğüne göre belirlenmez.

Adalet Bakanlığının yayımladığı uygulama kılavuzunda da koruyucu tedbirlere ilişkin delil kuralı ile önleyici tedbirlerin ayrıldığı; önleyici tedbir bakımından şiddeti veya şiddet tehlikesini gösteren olguların ve gerekçeli değerlendirmenin önemi açıklanmaktadır. Bu çerçeve, belge sunulamayan başvurunun dinlenmesine engel değildir. [3]

Beyan, belge bulunmaması nedeniyle değersiz sayılır mı?

Hayır. Özellikle ev içinde veya iki kişi arasında yaşanan olaylarda bağımsız tanık ya da görüntü kaydı bulunmayabilir. Başvuranın anlatımı bu nedenle dışlanmamalıdır. Beyan ile varsa diğer bilgiler birlikte değerlendirilir. Resmî bir rapor bulunmaması, anlatılan tehdidin hiç yaşanmadığını kendiliğinden göstermez.

Buna karşılık hiçbir ayrıntı içermeyen genel ifadeler, hangi tedbirin neden gerekli olduğunun anlaşılmasını güçleştirebilir. Başvurunun mümkün olduğu ölçüde olaylara dayanması gerekir. Kişi hatırlamadığı tarih veya sözü kesinmiş gibi yazmamalı; yaklaşık tarih veriyorsa bunu belirtmelidir. Olayı açıklamak için gerçekte bulunmayan delil veya tanık üretmek hukuki başvuru yöntemi değildir.

Darp raporu olmadan hangi durumlarda başvuru yapılabilir?

6284 sayılı Kanun’daki şiddet kavramı yalnızca bedende iz bırakan fiziksel saldırıları kapsamaz. Fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar doğuran ya da doğurma ihtimali bulunan davranışlar, tehditler ve baskı da olayın niteliğine göre koruma değerlendirmesine konu olabilir. [1]

Bu nedenle tehdit mesajları, sürekli takip, işyerinin önünde bekleme, istenmeyen iletişimin ısrarla sürdürülmesi veya kişinin yaşamını baskı altında tutan davranışlar bakımından “darp raporu yok” açıklaması tek başına yeterli değildir. Başvuruda davranışın niteliği, tekrar sıklığı ve kişinin güvenliğine etkisi anlatılmalıdır.

Her aile tartışması veya iletişim sorunu kendiliğinden uzaklaştırma gerektirmez. Mahkemenin değerlendireceği husus, somut olayda şiddet veya şiddet tehlikesi ile alınması istenen önlem arasındaki ilişkidir. Talebin kapsamı da buna uygun kurulmalıdır.

Henüz fiziksel saldırı gerçekleşmediyse beklemek gerekir mi?

Hayır. Kanunun amacı, gerçekleşmiş şiddetin yanı sıra şiddete uğrama tehlikesine karşı da koruma sağlamaktır. Tehdidin fiziksel saldırıya dönüşmesini beklemek, koruyucu mekanizmanın amacıyla bağdaşmaz. Başvuruda geçmişteki olay kadar bugün neden korunmaya ihtiyaç duyulduğu da belirtilmelidir.

Yakın tehlike varsa delil toplamak amacıyla kişiyle yeniden buluşmak veya tehdit içerikli yeni bir mesaj göndermesini sağlamaya çalışmak yerine kolluğa başvurulmalıdır. Acil korunma talebi ile mevcut kayıtların daha sonra dosyaya sunulması birbirini dışlamaz.

Evli olmayan kişinin beyanı da değerlendirilir mi?

Koruma, yalnızca resmî nikâhlı eşler arasındaki olaylara özgü değildir. Kanunun kapsamına giren kişinin eski eş, sevgili veya ısrarlı takip mağduru olması durumunda da somut koşullara göre başvuru yapılabilir. Nikâh belgesi, darp raporu ve birlikte oturma olgusu birbirinden farklı konulardır.

Bu kapsamın ayrıntıları evli olmayanların ve ısrarlı takip mağdurlarının 6284’ten yararlanması hakkındaki yazıda açıklanmaktadır. Başvuruda taraflar arasındaki ilişki gerçeğe uygun belirtilmeli, ancak koruma talebinin esasını oluşturan davranışlar da ayrıca anlatılmalıdır.

Darp raporu neyi gösterir, neyi tek başına kanıtlamaz?

Günlük dilde “darp raporu” denilen belge, olayla ilgili adli tıbbi değerlendirmeyi içeren raporu ifade eder. Muayene zamanı, kişinin anlattığı olay, hekim tarafından saptanan bulgular ve yapılan değerlendirmeler önemlidir. Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 50. maddesi de olay öyküsü ile muayene bulgularının kaydedilmesini ayrı unsurlar olarak ele alır. [4]

Raporda kişinin birini fail olarak belirtmesi ile hekimin yaralanma bulgusu saptaması aynı nitelikte bilgi değildir. Yaralanmanın varlığı, bunu kimin gerçekleştirdiğini her olayda tek başına kanıtlamaz. Rapor diğer bilgilerle birlikte değerlendirilmelidir.

Sağlık değerlendirmesini geciktirmemek, kişinin sağlığı ve olayla ilgili bulguların kaydı bakımından önemlidir. Bununla birlikte sağlık raporu alınmasını beklemek, acil koruma talebinde bulunmanın ön koşulu değildir.

Raporda görünür yaralanma bulunmaması başvuruyu geçersiz kılar mı?

Raporun kapsamı ve somut olay birlikte incelenmelidir. Görünür yaralanma saptanmaması, tehdit veya psikolojik şiddet iddiasına kendiliğinden cevap vermez. Hangi davranışın ileri sürüldüğü belirlenmeden yalnızca rapor sonucundan bütün uyuşmazlığa ilişkin kesin bir sonuç çıkarılamaz.

Benzer şekilde raporun bulunması, talep edilen bütün tedbirlerin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Konuttan uzaklaştırma, işyerine yaklaşmama veya belirli iletişim biçimlerinin sınırlandırılması taleplerinin olayla bağlantısı ayrı ayrı değerlendirilir.

Başvurudaki beyan nasıl hazırlanmalıdır?

Beyan, korunma ihtiyacını görünür kılmalıdır. Hukuki terimlerle dolu uzun bir anlatım yerine, yaşanan olayların ve güncel tehlikenin açıkça belirtilmesi daha işlevseldir. Başvuran kişinin mutlaka suçun maddesini veya uygulanacak tedbirin teknik adını bilmesi gerekmez.

Anlatım hazırlanırken aşağıdaki sıra kullanılabilir:

  1. Taraflar arasındaki ilişki ve varsa birlikte yaşama durumu açıklanır.
  2. Son olayın tarihi, yeri ve gerçekleşme biçimi belirtilir.
  3. Söylenen tehditler veya gerçekleştirilen davranışlar hatırlandığı kadarıyla aktarılır.
  4. Önceki olaylar ve tekrar eden davranışlar tarih sırasına göre özetlenir.
  5. Bugün devam eden tehlike ve kişinin neden korunmaya ihtiyaç duyduğu açıklanır.
  6. Çocuklar veya başka kişilerin de risk altında olup olmadığı belirtilir.
  7. Mevcut belgeler, başvuru kayıtları ve araştırılabilecek deliller gösterilir.
  8. İstenen tedbirin hangi sorunu önleyeceği anlatılır.

Başvuru sırasında tutanak tutuluyorsa kişinin anlatımının doğru aktarılması önemlidir. Söylenmeyen bir sözün yazılması, önemli bir tehdit açıklamasının çıkarılması veya yaklaşık tarihin kesin tarih gibi belirtilmesi sonradan tartışma yaratabilir. İmzadan önce tutanağın okunması ve gerekli düzeltmelerin istenmesi bu nedenle önem taşır.

Beyanda küçük farklılıklar varsa ne yapılmalıdır?

İlk anlatım ile sonraki açıklama arasında farklılık varsa bunun konusu ve nedeni açıkça belirtilmelidir. Tarihin hatırlanması, bir mesajın sonradan bulunması veya olay sırasının açıklığa kavuşması gibi durumlarda ek beyan verilebilir. Önceki açıklama gizlenerek yeni bir anlatım oluşturulmamalıdır.

Her farklılık aynı önemde değildir. Olayın temelini etkileyen bir çelişki ile yan ayrıntıya ilişkin belirsizlik ayrılmalıdır. Değerlendirme, kişinin anlatımı ve dosyadaki diğer bilgiler üzerinden yapılır. Başvurana belirli kelimeleri söylemesi veya anlatımını gerçeğe aykırı biçimde güçlendirmesi önerilemez.

Hangi belgeler ve kayıtlar başvuruyu açıklamaya yardımcı olur?

Başvuruda sunulabilecek bilgiler tek bir belge türüyle sınırlı değildir. Önemli olan, belgenin hangi olayla ilgili olduğunun anlaşılmasıdır. Başvuranın güvenli biçimde erişebildiği mevcut kayıtları koruması ve gerektiğinde yetkili makamdan araştırma istemesi yararlı olabilir.

Bilgi veya belgeNeyi açıklayabilir?Dikkat edilecek sınır
Mesaj ve epostaTehdit, baskı, istenmeyen iletişimHesap bilgisi, tarih ve konuşma bütünlüğü korunmalıdır
Arama kaydıİletişimin sıklığı ve zamanıGörüşmenin içeriğini tek başına göstermez
Kamera görüntüsüBelirli yerde bulunma, yaklaşma veya takipGörüntünün kapsadığı alan ve saat önemlidir
Tanık anlatımıDoğrudan görülen veya duyulan olayDoğrudan gözlem ile başkasından duyulan bilgi ayrılmalıdır
Adli rapor ve sağlık kaydıMuayene bulguları ve olayla ilgili tıbbi değerlendirmeFailin kimliği ve olayın bütünü ayrıca incelenir
Önceki başvuru veya tedbir kaydıOlayların geçmişi ve devam eden riskÖnceki başvuru tek başına bütün iddiaların doğruluğunu kanıtlamaz
Kolluk tutanağıMüdahale zamanı, gözlem ve kayda alınan açıklamalarKolluğun gözlemi ile tarafların beyanları ayrılmalıdır

Kamera kayıtları veya kurum kayıtları kişinin elinde olmayabilir. Bu durumda kayıt yeri, tarih ve mümkünse saat aralığı belirtilerek ilgili makamdan korunmaları ve getirtilmeleri istenebilir. Kayıtların elde edilmesini beklerken mevcut tehlikenin bildirilmesi ertelenmemelidir.

WhatsApp ekran görüntüsü tek başına yeterli midir?

Ekran görüntüsü değerlendirilebilir; ancak her görüntünün aynı ispat gücüne sahip olduğu söylenemez. Gönderenin kimliği, numara veya hesap bilgisi, tarih ve konuşmanın öncesiyle sonrası önemlidir. Kesilmiş bir görüntü, sözün anlamını veya kimin gönderdiğini belirsiz bırakabilir.

Özgün konuşma ve cihazdaki kayıt mümkün olduğu ölçüde korunmalıdır. Görüntü üzerinde içerik değişikliği yapılmamalıdır. Gönderenin kimliğine itiraz edilirse teknik araştırma veya başka kayıtlarla değerlendirme gerekebilir. “Mesaj ekran görüntüsü sundum, karar kesin çıkar” düşüncesi doğru değildir.

Gizlice kayıt almak veya başka hesaba girmek uygun mudur?

Delil elde etmek amacı, her yöntemi hukuka uygun hâle getirmez. Başkasının hesabına izinsiz erişmek veya özel hayatına ilişkin kayıtları hukuka aykırı biçimde toplamak ayrı hukuki sorunlar doğurabilir. Gizli ses veya görüntü kaydının hukuki durumu da olayın koşullarına göre incelenmelidir; herkes için geçerli genel bir kayıt alma izni yoktur.

Mevcut veriyi korumak ile yeni veri elde etmek için hukuka aykırı yöntem kullanmak birbirinden ayrılmalıdır. Aynı olay hakkında ceza soruşturması yürüyorsa CMK’nin hukuka uygun delile ilişkin hükümleri ayrıca önem taşır. Bu ayrım ceza soruşturmasında delillerin değerlendirilmesi başlıklı yazıda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Elimde hiçbir belge yoksa başvuruda ne söylemeliyim?

Belge bulunmadığı açıkça belirtilebilir. Kişi, neden belgeye ulaşamadığını biliyorsa bunu da anlatmalıdır. Olayın tanıksız gerçekleşmesi, mesajların artık erişilebilir olmaması veya kamera kaydının başka kurumda bulunması farklı durumlardır. “Belgem yok” açıklamasının ardından olay ve tehlike somutlaştırılmalıdır.

Başvuru en çabuk ve kolay ulaşılabilecek yer hâkimine, mülki amire veya kolluk birimine yöneltilebilir. Makamların karar verme yetkileri tedbirin türüne göre farklıdır. ŞÖNİM de destek ve yönlendirme bakımından başvurulabilecek kurumlardandır. Belirli bir belge eksik olduğu için şiddet veya tehlikenin hiç bildirilmemesi gerekmez. [1][2]

Kişi hem korunmak hem de suç teşkil ettiğini düşündüğü davranışın soruşturulmasını isteyebilir. Tedbir talebi ve suç ihbarı aynı olaydan doğsa bile farklı hukuki işlemler oldukları için her ikisi de açıkça ifade edilmelidir. Yalnızca birine ilişkin işlem yapılmış olabileceği gözden kaçırılmamalıdır.

Başvurunun yalnızca rapor yokluğu nedeniyle reddedildiği düşünülüyorsa

Önce başvurunun alınıp alınmadığı ve yazılı bir karar verilip verilmediği belirlenmelidir. Kollukta yapılan sözlü bir açıklama ile mahkemenin ret kararı aynı şey değildir. Başvuru kaydı ve varsa ret gerekçesi temin edilerek hangi hukuki yolun kullanılacağı değerlendirilmelidir.

Mahkemece verilen ret kararı bakımından 6284 sayılı Kanun’un 9. maddesindeki itiraz yolu gündeme gelebilir. İtiraz süresi tefhim veya tebliğden itibaren iki haftadır. Yeni bir olay veya güncel tehlike ortaya çıkmışsa bunun da gecikmeden bildirilmesi gerekir. [1]

İlk karar, uzatma ve ihlal incelemesinde beyan aynı şekilde mi değerlendirilir?

Bu aşamaların soruları farklıdır. İlk başvuruda mevcut şiddet veya tehlikeye karşı hangi önlemin alınacağı değerlendirilir. Uzatmada korunma ihtiyacının devam edip etmediği önem kazanır. İhlal incelemesinde ise yürürlükteki kararın belirli bir hükmüne aykırı davranılıp davranılmadığı araştırılır.

AşamaAçıklanması gereken temel mesele
İlk başvuruHangi olay veya tehlike nedeniyle hangi korumaya ihtiyaç duyulduğu
Uzatma talebiRiskin neden devam ettiği ve mevcut tedbirin neden sürmesi gerektiği
İtiraz incelemesiKararın dayandığı olaylara, kapsamına veya gerekliliğine ilişkin somut itirazlar
İhlal iddiasıHangi yükümlülüğün, ne zaman ve nasıl ihlal edildiği
Ceza soruşturmasıİleri sürülen suçun unsurları ve kişiye isnadın dayanakları

Uzatma istenirken mutlaka yeni bir fiziksel saldırı yaşanmış olması gerektiği söylenemez. Tedbir uygulanırken yeni olay çıkmaması, riskin her durumda bittiğini göstermez. Buna karşılık ilk başvurunun tekrarıyla yetinmek yerine güncel korunma ihtiyacının açıklanması yararlıdır. Süre ve uzatma ayrıntıları uzaklaştırma kararının geçerlilik süresi ve uzatılması yazısında yer almaktadır.

İhlal nedeniyle zorlama hapsi isteniyorsa başlangıçtaki koruma yaklaşımından doğrudan hapis sonucu çıkarılamaz. Kararın kapsamı, bildirim ve ihtar işlemleri ile ihlal iddiasının dayanakları değerlendirilmelidir. Adalet Bakanlığının 154/2 sayılı Genelgesi de ihlal konusunda delillerin toplanmasına ve olayın araştırılmasına önem vermektedir. [5]

Hakkında karar verilen kişi “Delil yok” diyerek kararı yok sayabilir mi?

Hayır. Delil değerlendirmesine itiraz edilmesi, yürürlükteki yükümlülükleri kendiliğinden kaldırmaz. Hakkında karar verilen kişi, kararın hangi olaylara dayandığını ve hangi davranışları yasakladığını incelemelidir. Rapor bulunmamasını veya iddiaları kabul etmemesini kendi başına kararın geçersizliği olarak değerlendiremez.

İtiraz, yalnızca “Karşı tarafın belgesi yok” cümlesiyle sınırlı tutulmamalıdır. İddiaların neden hatalı olduğu, mevcut kayıtlarla çelişip çelişmediği ve tedbirin kapsamının somut olayla ilişkisi açıklanabilir. Kararın tamamen kaldırılması veya belirli hükümlerinin değiştirilmesi talep edilebilir.

Başvuru mercii, süre hesabı ve dilekçe düzeni için haksız olduğu düşünülen uzaklaştırma kararına itiraz hakkındaki yazıya başvurulabilir. İtirazın kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmadığı göz önünde tutulmalıdır. [5]

Tedbir için yeterli görülen beyan ceza verilmesi için de yeterli midir?

6284 kapsamındaki tedbir, bir suçtan mahkûmiyet kararı değildir. Başvurunun kabul edilmesi, isnat edilen yaralama, tehdit veya başka bir suçun bütün unsurlarının ceza yargılamasında ispatlandığı anlamına gelmez. Ceza soruşturmasında CMK m. 160 uyarınca lehe ve aleyhe deliller araştırılır; yargılamada CMK m. 217 çerçevesinde deliller değerlendirilir. [6]

Tanık veya mağdur beyanı ceza dosyasında da değerlendirmeye konu olabilir. Ancak “6284 dosyasında karar verildiğine göre ceza da verilir” şeklinde bir çıkarım yapılamaz. Aynı şekilde ceza dosyasında belirli bir delilin yetersiz bulunması, devam eden korunma ihtiyacını her olayda otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Tedbirin kaldırılması veya ceza verilmemesi de başvurucunun kesin olarak yalan söylediğini göstermez. Bilerek gerçeğe aykırı suç isnadına ilişkin sorumluluk, ilgili suçun kendi şartları çerçevesinde ayrıca incelenir. Hukuki sonuçlar arasında otomatik bağlantı kurulmamalıdır.

İki karşılaştırmalı örnek

Karşılaştırmalı örnek 1: Yazılı mesaj bulunmaması ile tehlikenin açıklanmaması

Birinci durum: Kişi, ev içinde sözlü olarak tehdit edildiğini, olayın hangi akşam yaşandığını ve sonrasında işyerinin önünde beklenmeye başlandığını anlatır. Mesaj veya darp raporu yoktur. İşyerinin girişindeki kamera konumunu ve olay sonrası aradığı kişiyi bildirir.

İkinci durum: Kişi, yalnızca bir yakınının “kötü biri” olduğunu söyleyerek uzaklaştırılmasını ister. Hangi davranıştan korktuğunu, ne yaşandığını veya güncel tehlikeyi açıklamaz.

Karşılaştırma: İlk durumda belge eksik olsa da incelenebilecek somut bir olay ve tehlike anlatımı vardır. İkinci durumda talebin dayanağının açıklığa kavuşturulması gerekir. Karar, başvuranın belirli ifadeleri kullanmasına göre otomatik verilmez; her iki durumda da kişinin koşulları ve korunma ihtiyacı değerlendirilir.

Karşılaştırmalı örnek 2: Raporun olayla bağlantısı ile rapor yokluğunun anlamı

Birinci durum: Başvuruda bir yaralanma raporu sunulur; ancak raporun farklı tarihli bir olaya ilişkin olduğu ve hakkında tedbir istenen kişiyle bağlantısının açıklanmadığı görülür.

İkinci durum: Başvuruda rapor yoktur; kişinin farklı hesaplardan gönderdiği ileri sürülen tehdit mesajları, tekrar eden arama kayıtları ve işyerine gelme tarihleri açıklanır.

Karşılaştırma: Birinci dosyada belgenin bulunması, güncel iddiayla bağlantı kurulması ihtiyacını ortadan kaldırmaz. İkinci dosyada fiziksel yaralanma raporu bulunmaması, tehdit ve takip iddialarını önemsiz hâle getirmez. Önemli olan belgenin adı kadar olayla ilişkisi ve riskin niteliğidir.

Sık sorulan sorular

1. Uzaklaştırma kararı almak için darp raporu şart mı?

Hayır. Darp raporu başvurunun zorunlu eki değildir. Fiziksel saldırı dışındaki tehdit ve şiddet davranışları da değerlendirilebilir. Uzaklaştırma bakımından olayın özellikleri, şiddet veya tehlikeyi gösteren olgular ve istenen tedbir birlikte ele alınır.

2. Sadece kendi anlatımımla başvuru yapabilir miyim?

Evet. Elinizde başka belge olmaması başvuruya engel değildir. Yaşanan olayı, devam eden tehlikeyi ve ihtiyaç duyduğunuz korumayı açıklayın. Beyanın değerlendirmeye alınması, talep edilen her tedbirin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez.

3. Koruyucu tedbirde delil aranmıyorsa uzaklaştırmada neden olay anlatılıyor?

Uzaklaştırma, kanundaki sınıflandırmada önleyici tedbirdir. Koruyucu tedbirlere ilişkin delil veya belge aranmaması kuralı, önleyici tedbirlerin olaydan bağımsız verilmesi anlamına gelmez. Hangi davranışın önlenmek istendiğinin anlaşılması gerekir.

4. Hiç tanığım yoksa koruma isteyemez miyim?

Tanık bulunması genel bir başvuru şartı değildir. Olay iki kişi arasında gerçekleşmiş olabilir. Beyanınız, mevcut kayıtlar ve araştırılabilecek bilgiler değerlendirilir. Tanık yaratmaya veya bir kişiye görmediği olay için anlatım hazırlatmaya çalışılmamalıdır.

5. Raporda yaralanma görülmemesi bütün iddiaları çürütür mü?

Hayır. Raporun hangi iddia bakımından ne söylediği incelenmelidir. Yaralanma bulgusu bulunmaması, tehdit veya ısrarlı takip yaşanmadığını kendiliğinden göstermez. Buna karşılık rapordaki gerçek tespitler de görmezden gelinemez; dosyanın bütünü değerlendirilir.

6. Mesajları sildiysem artık başvuru yapamaz mıyım?

Başvuru yapılabilir. Mesajların silindiği ve hatırlanan içerik gerçeğe uygun anlatılmalıdır. Başka kayıtların bulunup bulunmadığı araştırılabilir. Silinen her mesajın teknik olarak geri getirilebileceği veya operatörden içerik olarak alınabileceği varsayılmamalıdır.

7. Önce boşanma davası açmam gerekir mi?

Hayır. 6284 kapsamında korunma talebi için önceden boşanma davası açılması zorunlu değildir. Mevcut bir aile davası varsa dosya bilgisi bildirilmelidir. Talebin hangi olay ve tehlikeye dayandığı, boşanma isteğinden ayrıca açıklanmalıdır.

8. Sağlık raporunu daha sonra sunabilir miyim?

Evet. Mevcut veya sonradan düzenlenen ilgili belge, hangi olaya ilişkin olduğu belirtilerek dosyaya sunulabilir. Acil korunma ihtiyacı rapor beklenerek ertelenmemelidir. Ceza soruşturması da varsa belgenin o dosyada değerlendirilmesi ayrıca takip edilmelidir.

9. Karşı tarafın beyanını kabul etmiyorum; karar hemen kalkar mı?

Hayır. İddiaların reddedilmesi kararın kendiliğinden kaldırılması sonucunu doğurmaz. Süresinde itiraz edilerek somut açıklamalar ve mevcut belgeler sunulabilir. Mahkemece değişiklik yapılmadıkça yürürlükteki karara uyulmalıdır.

10. Koruma kararı verilmesi karşı tarafın sabıkalı olması anlamına gelir mi?

Hayır. 6284 kapsamındaki tedbir kararı, suçtan mahkûmiyet hükmü değildir. Suç iddiasına ilişkin soruşturma ve yargılama ayrı değerlendirilir. Bu nedenle uzaklaştırma kararı ile adli sicile işlenen bir mahkûmiyet aynı hukuki sonuç olarak görülemez.

Hukuki destek başvurunun hazırlanmasında ne sağlar?

Hukuki destek, hangi tedbirin hangi ihtiyaca karşılık geldiğinin belirlenmesine yardımcı olur. Olay anlatımı tarih sırasına konulur, mevcut belgelerin hangi iddialarla ilgili olduğu açıklanır ve elde bulunmayan kayıtlar için araştırma talepleri hazırlanır. Koruma dosyası ile ceza soruşturmasının ayrı yürüdüğü durumlarda başvuruların kapsamı netleştirilir.

Hakkında tedbir verilen kişi açısından ise kararın dayanakları, kapsamı ve itiraz süresi değerlendirilir. Her iki durumda da amaç, gerçeğe uygun bilgilerin ilgili makama anlaşılır biçimde sunulmasıdır. Hukuki destek, başvurunun kabulü veya kararın kaldırılması konusunda sonuç garantisi değildir.

Aynı olay hakkında yürütülen suç soruşturması ve savunma süreçlerine ilişkin hizmet kapsamı için İstanbul Ceza Avukatı sayfasını inceleyebilirsiniz.

Hukuki kaynaklar

  1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat. Özellikle m. 1, 2, 3, 4, 5, 8, 9 ve 13.
  2. 6284 Sayılı Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Adalet Bakanlığı. Özellikle m. 30, 31, 34 ve 38.
  3. 6284 Sayılı Kanun Uygulama Kılavuzu, Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı. Koruyucu ve önleyici tedbirler arasındaki ayrım ve gerekçeli değerlendirme açıklamaları, basılı sayfa 65 ve 66.
  4. Sağlık Raporları Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı. 19 Mayıs 2026 tarihli düzenleme, m. 50. Objektif bulgular, olay öyküsü ve adli rapor içeriği.
  5. 154/2 sayılı Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Genelgesi, Adalet Bakanlığı. Delillerin toplanması, risk değerlendirmesi, tedbirin uygulanması ve ihlal araştırması.
  6. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat. Özellikle m. 160 ve 217. Suç soruşturması ve ceza yargılamasında delillerin değerlendirilmesi.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Başvuru ve karar metni, sağlık kayıtları, mesajlar, tutanaklar ve diğer ilgili belgeler görülmeden somut olay hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

6284uzaklaştırma kararıuzaklaştırma kararı için darp raporu
Önceki yazı
Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Süre Geçerlidir, Uzatılabilir mi?
Sonraki yazı
Birim Fiyatlı İnşaat Sözleşmesi