Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Süre Geçerlidir, Uzatılabilir mi?

 

6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir; daha kısa süre belirlenmesi de mümkündür. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesi devam ediyorsa kararın süresi uzatılabilir, kapsamı değiştirilebilir veya tedbir aynen sürdürülebilir. Süre kendiliğinden uzamaz. Korumanın kesintiye uğramaması için süre dolmadan başvurulması ve başvuru üzerine verilen kararın takip edilmesi gerekir. [1][2]

Uzaklaştırma kararını alan veya hakkında bu karar verilen kişiler açısından yalnızca “kaç ay verildiği” önemli değildir. Sürenin hangi tarihten hesaplanacağı, uzatma kararı bulunup bulunmadığı ve farklı yükümlülüklerin aynı tarihte sona erip ermediği de belirlenmelidir. İlk kararın bir kopyasına bakılarak bütün yasakların bittiği sonucuna ulaşmak yanıltıcı olabilir.

Bu yazı, özellikle uzaklaştırma kararının süresi ve devamı üzerinedir. İlk başvurunun nasıl yapılacağı ve alınabilecek tedbirlerin genel kapsamı için 6284 kapsamında uzaklaştırma kararı alınması hakkındaki açıklamalar ayrıca incelenebilir.

Uzaklaştırma kararı en fazla kaç ay için verilir?

6284 sayılı Kanun m.8/2, tedbirin ilk defasında en çok altı ay için verilebileceğini düzenler. Bu hüküm, her dosyada altı aylık karar verilmesini zorunlu kılmaz. Yetkili merci, olayın özelliklerine ve korunma ihtiyacına göre daha kısa bir süre belirleyebilir. [1]

Dolayısıyla uzaklaştırmanın her zaman bir ay, üç ay veya altı ay sürdüğünü söylemek doğru değildir. Somut dosyada esas alınacak süre, kararın hüküm bölümünde yazılı olandır. Başvuruda altı ay talep edilmiş olması da mahkemenin mutlaka aynı süreyi kabul edeceği anlamına gelmez.

Süre belirlenirken şiddetin niteliği, önceki olaylar, devam eden tehdit, kişilerin günlük yaşamda karşılaşma ihtimali ve korunması gereken kişilerin durumu önem taşıyabilir. Kısa süreli tedbir verilmesi, yaşanan olayın önemsiz olduğu veya sonraki başvuruların kabul edilmeyeceği anlamına gelmez.

Altı ay toplam korunma sınırı mıdır?

Hayır. İlk karar için öngörülen altı aylık sınır, kişinin toplamda yalnızca altı ay korunabileceği anlamına gelmez. Tehlike devam ediyorsa yeni değerlendirme ile korumanın sürdürülmesi mümkündür. Kanun, ilk kararın süresi ile devam eden korunma ihtiyacını ayrı ele alır. [1]

Ayrıca bu süre, tedbire aykırılık nedeniyle uygulanabilecek zorlama hapsinin toplam üst sınırından farklıdır. İki düzenlemede de altı ay ifadesinin bulunması, hukuki sonuçlarının aynı olduğu anlamına gelmez. Biri ilk tedbirin süresi, diğeri ihlal yaptırımının toplam sınırıyla ilgilidir.

Uzaklaştırma kararı süresiz verilebilir mi?

İlk karar bakımından kanundaki altı aylık üst sınır göz ardı edilemez. Sonraki devam kararları da güncel ihtiyaç ve hukuki ölçülülük üzerinden değerlendirilmelidir. Tek bir kararla bütün şartlardan bağımsız, ömür boyu sürecek bir uzaklaştırma bulunduğu varsayılmamalıdır.

Öte yandan kanunda uzatma sayısının belirli bir rakamla sınırlandırılmamış olması, korumanın birkaç uzatmadan sonra zorunlu olarak biteceği anlamına da gelmez. Esas mesele, tedbirin devamını gerektiren şiddet veya şiddet tehlikesinin sürüp sürmediğidir.

Uzaklaştırma kararı ne zaman başlar?

Tedbirin uygulanabilmesi ile tebligata bağlı başvuru ve yaptırım koşulları ayrılmalıdır. 6284 sayılı Kanun m.10/5’e göre kararın ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasını engellemez. Adalet Bakanlığının 154/2 sayılı Genelgesi de tedbirin verildiği anda uygulanabileceğini belirtir. [1][3]

Bu nedenle “tebligat yapılmadıkça hiçbir yasak başlamaz” şeklinde genel bir kabul doğru değildir. Aynı şekilde, karar tarihinden daha sonra yapılan tebligatın her durumda kararda yazılı süreyi yeniden başlattığı da söylenemez.

Sürenin hesabında önce hüküm bölümünde açık başlangıç ve bitiş tarihi bulunup bulunmadığına bakılır. Kararın hangi tarihten itibaren uygulanacağı belirtilmişse bu ifade esas alınır. Sonraki ek kararlar da birlikte okunmalıdır. Başlangıç konusunda belirsizlik varsa kararı veren mahkemeden açıklığa kavuşturulması istenebilir.

Karar tarihi, tebliğ tarihi ve bitiş tarihi neden farklıdır?

Karar tarihi, hukuki tedbirin tesis edildiği tarihi gösterir. Tebliğ veya tefhim tarihi ise kişinin karardan usulüne uygun haberdar edilmesiyle ilgilidir; itiraz süresinin başlangıcı ve ihlal yaptırımının koşulları bakımından ayrıca önem taşır. Bitiş tarihi, somut hükümdeki süreye ve varsa uzatma kararına göre belirlenir.

Bu üç tarihi tek tarih gibi değerlendirmek iki yönlü hata yaratabilir. Korunan kişi, tebligat geç yapıldığı için korumanın sandığından daha uzun sürdüğünü düşünebilir. Hakkında tedbir bulunan kişi ise eski karardaki sürenin dolduğunu görerek daha sonra verilmiş uzatmayı gözden kaçırabilir.

Tarih veya süreNeyi ifade eder?Kontrol edilecek belge
İlk karar tarihiTedbirin tesis edildiği tarihİlk kararın tam metni
Kararda gösterilen başlangıçSürenin hesabına esas alınan başlangıçHüküm bölümü
Tefhim veya tebliğ tarihiUsulüne uygun bildirimTutanak veya tebliğ belgesi
Bitiş tarihiİlgili tedbirin öngörülen sonuİlk karar ve sonraki kararlar
Uzatma kararının tarihi ve kapsamıDevam eden korumanın yeni sınırlarıUzatma veya değişiklik kararı

Uzaklaştırma süresi nasıl hesaplanır?

Öncelikle kararda süre yerine açık bir tarih aralığı yazılı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Gün olarak belirlenen süre ile ay olarak belirlenen süre aynı yöntemle kabaca hesaplanmamalıdır. Özellikle ay cinsinden süreyi her durumda otuzla çarpmak hatalı bitiş tarihine yol açabilir.

Kararın süresi hakkında yalnızca sözlü bilgiye veya telefon takvimindeki hatırlatmaya dayanılmamalıdır. Karar örneği, uzatma kararları ve uygulayan kolluktaki bilgiler arasında farklılık görülüyorsa bunun giderilmesi istenmelidir. Sistem kaydı, kararın tam metnini incelemenin yerine geçmez.

İtiraz gibi usuli başvuruların süre hesabına ilişkin kurallar da tedbirin maddi geçerlilik süresine düşünmeden uygulanmamalıdır. Sürenin hafta sonuna veya resmî tatile rastlaması konusunda kararın kapsamı ve ilgili düzenleme incelenmeden “pazartesiye kadar otomatik devam eder” sonucuna varılmamalıdır. Koruma ihtiyacı sürüyorsa son günü beklememek özellikle önemlidir.

Aynı karardaki bütün tedbirler aynı gün mü biter?

Kararda bütün yükümlülükler için ortak süre belirlenmiş olabilir. Ancak farklı tedbirler için ayrı düzenlemeler veya sonradan verilmiş farklı ek kararlar da bulunabilir. Konuta yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, çocukla kişisel ilişki ve geçici nafaka gibi konuların her birinin dayanağı incelenmelidir.

Özellikle başka bir dava kapsamında verilen kararların süresi, yalnızca 6284 kararındaki tarih üzerinden belirlenemez. Bir yükümlülüğün sona ermesi, dosyada veya başka bir dosyada bulunan bütün kararları aynı anda ortadan kaldırmaz.

Uzaklaştırma kararı hangi koşullarda uzatılır?

Uzatma bakımından temel ölçüt, şiddetin veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşılmasıdır. Kanun m.8/2 ile Yönetmelik m.30/2, bu durumda tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine ya da aynen devamına imkân tanır. [1][2]

Değerlendirme yalnızca ilk olayın tekrar anlatılmasından ibaret olmamalıdır. İlk karar sonrasında neler yaşandığı, riskin neden sürdüğü ve mevcut tedbirin hangi yönlerden yeterli ya da yetersiz kaldığı açıklanmalıdır. Devam eden takip, dolaylı tehditler, farklı hesaplardan ulaşma girişimleri ve yeni karşılaşma riskleri somutlaştırılabilir.

Yeni bir saldırı yaşanması şart mı?

Hayır. Uzatma talep edebilmek için yeniden fiziksel saldırıya uğramayı beklemek gerekmez. Kanun, gerçekleşmiş şiddetin yanında şiddet tehlikesini de esas alır. Tedbirin amacı, kişinin yeni bir zarar görmesini önlemektir.

Yeni bir olayın bulunmaması tek başına riskin bittiğini göstermeyebilir. Tedbir süresince temas kurulmaması, korumanın etkili şekilde uygulanmasının sonucu olabilir. Bununla birlikte her dosyada geçmiş olaylar ve güncel koşullar birlikte değerlendirilmelidir; otomatik uzatma yapılacağı söylenemez.

Darp raporu olmadan uzatma istenebilir mi?

Uzatma talebi için mutlaka yeni tarihli darp raporu sunulması gerektiğine ilişkin genel bir şart yoktur. Tehdit veya takip tehlikesi, fiziksel yaralanma raporuyla gösterilemeyebilir. Kişi yaşananları ve güncel korunma ihtiyacını açıklayabilir, elindeki belgeleri sunabilir.

Burada koruyucu ve önleyici tedbir ayrımı korunmalıdır. Kanun m.8/3’te koruyucu tedbir bakımından delil veya belge aranmayacağı belirtilirken, önleyici tedbirin geciktirilmeden verilmesi öngörülür. Bu düzenleme, uzaklaştırmanın her uzatma talebinde hiçbir değerlendirme yapılmadan zorunlu olarak devam edeceği şeklinde okunmamalıdır. [1]

Uzatma talebi ne zaman yapılmalıdır?

Korumanın kesintiye uğramaması için süre dolmadan, devam eden risk açıklanarak başvurulmalıdır. Kanun’da bütün dosyalarda mutlaka son yedi veya on gün içinde başvuru yapılmasını öngören tek bir süre bulunmaz. Başvuru zamanlaması, mevcut kararın bitişi ve tehlikenin aciliyetine göre belirlenmelidir.

Uzatma ihtiyacı belli olduğu hâlde son güne kadar beklemek, başvurunun değerlendirilmesi ve ilgili birimlere bildirim yapılması bakımından güçlük yaratabilir. Dilekçede kararın ne zaman sona ereceği açıkça gösterilmeli; yakın bitiş tarihi ve devam eden risk birlikte belirtilmelidir.

Dilekçe vermek süreyi kendiliğinden uzatır mı?

Hayır. Dilekçenin verilmesi, eski kararın bitiş tarihini kendiliğinden ileri taşımaz. Yetkili merciin devam veya yeni tedbir konusunda karar vermesi gerekir. Başvurunun alındığına dair belge ile uzatma kararı birbirinden farklı belgelerdir.

Bu nedenle yalnızca başvuruyu yapmakla yetinilmemeli, sonucu da takip edilmelidir. Kararın çıkıp çıkmadığı, ne kadar süre verildiği ve hangi tedbirlerin sürdürüldüğü öğrenilmelidir. Talepte altı ay yazılmış olması, mahkemenin altı ay uzatma kararı verdiği anlamına gelmez.

Başvuru sonuçlanmadan süre biterse ne yapılır?

Sürenin dolması hâlinde eski kararın otomatik olarak devam ettiği varsayılmamalıdır. Başvurunun mevcut durumu mahkemeden öğrenilmeli; devam eden veya artan tehlike ilgili mercilere gecikmeden bildirilmelidir. Acil koruma ihtiyacı varsa bunun bekleyen başvurudan bağımsız biçimde derhâl değerlendirilmesi istenebilir.

Sonradan verilen kararın, arada kalan bütün günleri geçmişe dönük olarak kesintisiz bir yasak dönemine çevirdiği de kabul edilmemelidir. Her olay bakımından o tarihte yürürlükte bulunan karar ve uygulanabilir hükümler incelenir. Ayrı bir suç teşkil eden davranışlar ise tedbirin varlığına bakılmaksızın kendi koşulları çerçevesinde araştırılır.

Uzaklaştırma kararını uzatmak için nereye başvurulur?

Mevcut kararın uzatılması için kararın verildiği dosya üzerinden ilgili aile mahkemesine başvurulması, önceki olayların ve kararların birlikte değerlendirilmesini kolaylaştırır. Adalet Bakanlığının mağdur hakları kılavuzu da uzatma talebinin tedbiri alan kuruma yapılmasını belirtir. [4]

6284 kapsamında görevli hâkim aile mahkemesi hâkimidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili görevlendirme çerçevesinde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla işlem yapar. Mevcut bir boşanma veya aile hukuku dosyasıyla bağlantı varsa bu dosyanın bilgileri de başvuruda gösterilmelidir.

Ancak başka şehirde bulunmak veya acil tehlikeyle karşılaşmak, kişinin eski adliyeye gitmek zorunda bırakılması anlamına gelmez. Kanun m.8/1, tedbirlerin en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden veya kolluk biriminden talep edilebilmesini düzenler. Başvuruyu alan birim ile istenen tedbire karar verme yetkisi aynı şey değildir; uzaklaştırma bakımından görevli mercie ivedi iletim önemlidir. [1]

Uzatma talebini kimler yapabilir?

Korunan kişi uzatma talebinde bulunabilir. Kanun m.8/2 uyarınca Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebiyle ya da resen, yani yetkili merciin kendiliğinden değerlendirmesiyle de tedbirin devamı gündeme gelebilir. Yönetmelik m.30/2’de ilgili müdürlük ve ŞÖNİM üzerinden talepler de düzenlenmiştir. [1][2]

Kişinin kendi adına başvuruda bulunamayacağı durumlarda yasal temsil ve gerekli koruma mekanizmaları ayrıca değerlendirilir. ŞÖNİM’den başvuru süreci ve ihtiyaç duyulan destek konusunda yardım alınabilir. Korunma için mutlaka özel avukat tutulması zorunlu değildir.

Evli olmayan kişiler bakımından da kanuni koşullar varsa bu koruma süreci işletilebilir. Kişi kapsamına ilişkin ayrıntılar sevgili, nişanlı, eski eş ve ısrarlı takip mağdurlarının 6284’ten yararlanması başlıklı yazıda açıklanmıştır.

Uzatma dilekçesinde neler bulunmalı?

Dilekçe, mevcut karar ile güncel tehlike arasında açık bağlantı kurmalıdır. Yalnızca “kararın uzatılmasını istiyorum” ifadesi yerine, sürenin neden devam etmesi gerektiği anlaşılabilir biçimde anlatılmalıdır. Gerçekleşmeyen olaylar yazılmamalı, eski olaylar yeni yaşanmış gibi gösterilmemelidir.

Başvurunun hazırlanmasında şu sıralama kullanılabilir:

  1. Mahkeme ve dosya numarası ile mevcut kararın tarihi belirtilir.
  2. Kararın süresi ve yaklaşan bitiş tarihi açıklanır.
  3. İlk karardan sonra gerçekleşen olaylar tarih sırasıyla anlatılır.
  4. Yeni olay bulunmasa bile devam eden tehlikenin nedenleri gösterilir.
  5. Sürdürülmesi veya değiştirilmesi istenen tedbirler ayrı ayrı belirtilir.
  6. Elde bulunan belgeler ve istenen araştırmalar açıklanır.
  7. Korumanın kesintiye uğramaması için ivedi değerlendirme ve kararın ilgili birimlere bildirilmesi istenir.

İletişim yasağının sürmesi, yeni işyerinin de yaklaşmama kapsamına alınması veya çocukla ilgili düzenlemenin gözden geçirilmesi gibi ihtiyaçlar varsa bunlar açık yazılmalıdır. Genel bir uzatma ifadesiyle her yeni ihtiyacın otomatik olarak karşılandığı düşünülmemelidir.

Hangi belgeler yararlı olabilir?

Önceki kararlar, kolluk tutanakları, mesajların tamamı, arama kayıtları, tarihli kamera kayıtları, sağlık belgeleri, tanık bilgileri ve ilgili soruşturma dosyalarının numaraları başvurunun anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Belgelerin hangi olayı gösterdiği kısa açıklamayla belirtilmelidir.

Kayıtlar değiştirilmeden korunmalı; ekran görüntülerinde tarih, saat ve hesap bilgileri mümkün olduğunca görünür olmalıdır. Hukuka aykırı biçimde hesaba erişilmesi veya başkalarının özel verilerinin gereksiz şekilde dosyaya sunulması doğru değildir. Kişinin elinde bütün belgelerin bulunmaması, acil korunma talebini geciktirmesine neden olmamalıdır.

Belgelerin anlamı ve sınırları bakımından ceza soruşturmasında delillerin değerlendirilmesi hakkındaki açıklamalar da yol göstericidir. Ancak uzatma incelemesi ile ayrı ceza soruşturmasının hukuki amaçları ve usulleri farklıdır.

İlk karar ve uzatma aşamasındaki kayıtların değerlendirilmesi için uzaklaştırma başvurusunda delil ve beyan hakkındaki açıklamalara bakabilirsiniz.

Uzaklaştırma kaç kez uzatılabilir?

6284 sayılı Kanun m.8/2’de “yalnızca bir defa” veya “en fazla üç defa” şeklinde bir uzatma sayısı sınırı bulunmaz. Koruma ihtiyacı devam ediyorsa yeniden değerlendirme yapılabilir. Önceki uzatmaların varlığı tek başına yeni talebin reddini gerektirmez. [1]

Buna karşılık önceki kararlar, sonraki bütün dönemler için kendiliğinden yeterli gerekçe sayılmamalıdır. Her devam kararında güncel koşullar, tehlikenin niteliği ve tedbirin taraflar üzerindeki etkileri değerlendirilir. Birden fazla uzatma, denetimsiz ve otomatik devam anlamına gelmez.

Uzatmanın süresi de somut karardan öğrenilmelidir. İlk karardaki süre kadar uzatma yapılacağı veya her uzatmanın mutlaka altı ay olacağı şeklinde bir kural yoktur. Talep edilen süre ile verilen sürenin aynı olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Uzatma kararı çıkınca nelere dikkat edilmelidir?

Yeni kararın hangi tedbirleri sürdürdüğü, hangi tedbirleri değiştirdiği ve başlangıcının nasıl düzenlendiği okunmalıdır. Yalnızca konuta yaklaşmama hükmünün devamına karar verilmiş olması, önceki karardaki bütün diğer yükümlülüklerin de aynı süreyle uzadığı anlamına gelmeyebilir.

Kararın kolluğa ve ilgili kurumlara bildirilmesi uygulamanın takibi açısından önemlidir. Adres, işyeri veya okul değişikliği varsa güncel bilgiler mahkemeye ve ilgili birimlere uygun şekilde iletilmelidir. Gizlilik kararı bulunan dosyalarda adres bilgileri gereksiz biçimde açık dilekçe eklerine yazılmamalıdır.

Hakkında tedbir bulunan kişi bakımından uzatma kararının tefhim veya tebliği ve yaptırım ihtarı ayrıca önemlidir. Eski kararın bildirilmiş olması ile yeni kararın bildirim koşulları aynı işlem sayılmamalıdır. İhlal değerlendirmesinde olay tarihindeki karar ve buna ilişkin belgeler birlikte incelenir.

Uzatma talebi reddedilirse veya süre kısa bulunursa ne yapılabilir?

6284 sayılı Kanun m.9 uyarınca kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Ret kararının veya kısa süreli devam kararının gerekçesi ile güncel risk açıklamaları birlikte değerlendirilmelidir. [1]

İtirazda hangi hususun eksik incelendiği, hangi riskin devam ettiği ve hangi belgenin dikkate alınmasının istendiği belirtilmelidir. Yalnızca önceki dilekçeyi aynen sunmak yerine, karara yönelik itiraz noktalarının anlaşılır biçimde gösterilmesi yararlıdır.

İtiraz mercii, mahkemelerin bulunduğu yerdeki görev düzenine göre belirlenir; kanun kararın bir hafta içinde verilmesini öngörür. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bununla birlikte sonradan ortaya çıkan yeni tehlike, koşullarına göre yeniden tedbir talebine konu olabilir. Yeni olay ile aynı karara itiraz birbirinden ayrılmalıdır.

Ret kararına itiraz edilmesi, süresi dolmuş eski tedbiri kendiliğinden yürürlüğe sokmaz. Acil tehlike varsa başvurunun sonucunu pasif biçimde beklemek yerine durum kolluğa ve ilgili mercilere derhâl bildirilmelidir.

Hakkında karar bulunan kişi uzatmaya itiraz edebilir mi?

Evet. Uzatma kararından etkilenen kişi de kanuni sürede itiraz edebilir. Riskin devam etmediği, kararda maddi hata bulunduğu, kapsamın gereğinden geniş tutulduğu veya mevcut belgelerin değerlendirilmediği ileri sürülebilir. İtirazın somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi önemlidir.

Ancak itiraz başvurusu, yürürlükteki tedbire uyma yükümlülüğünü kendiliğinden durdurmaz. Adalet Bakanlığının 154/2 sayılı Genelgesi de tedbire itiraz edilmesinin uygulanmasına engel olmadığını belirtir. Kaldırma veya değişiklik kararı verilmedikçe mevcut hükümlere uyulmalıdır. [3]

Koşullar sonradan değişmişse tedbirin yeniden değerlendirilmesi de istenebilir. Bu başvuru, süresi geçmiş itirazı yeniden süresinde hâle getirmez. İlk karara itiraz, uzatmaya itiraz ve değişen koşullar nedeniyle kaldırma istemi ayrı hukuki işlemlerdir.

Süre dolunca eve dönülebilir mi, bütün yasaklar kalkar mı?

Süresi dolan tedbirin uzatılmadığı ve başka bir karar bulunmadığı doğrulanmalıdır. Yalnızca eski uzaklaştırma kararının bitmesi, ortak konuta ilişkin bütün hukuki sorunları çözmez. Konutun kullanımı başka bir aile mahkemesi kararına dayanıyor olabilir.

Türk Medeni Kanunu m.169 kapsamında boşanma davasında barınma ve diğer geçici önlemler alınabilir. TMK m.197 de koşulları varsa ayrı yaşama, konut ve ev eşyasından yararlanma hakkında önlemler öngörür. Bu kararların etkisi, 6284 kararındaki süreyle otomatik olarak sona ermez. [5]

Bu nedenle konuta dönüşten önce bütün ilgili kararların birlikte incelenmesi gerekir. Ayrıntılar uzaklaştırma sonrasında ortak evin kullanımı ve eşyalar başlıklı yazıda ele alınmıştır. Kapıyı zorlayarak giriş veya eşyaları kendiliğinden alma, ayrıca hukuki sorun yaratabilir.

Çocukla kişisel ilişki ve nafaka da otomatik sona erer mi?

Çocukla kişisel ilişki, velayet veya nafaka kararının dayanağı ve kapsamı ayrıca incelenmelidir. Başka bir dosyadaki kişisel ilişki takvimi, yalnızca uzaklaştırma süresi dolduğu için kendiliğinden değiştirilmiş sayılmaz. Aynı biçimde, devam eden özel bir sınırlama gözden kaçırılmamalıdır.

Çocuğa ilişkin tedbirlerin nasıl birlikte uygulanacağı hakkında 6284 kararının çocukla kişisel ilişkiye ve velayete etkisi başlıklı açıklamalar incelenebilir. Her kararın süresi ve hukuki dayanağı ayrı değerlendirilmelidir.

Kararın yürürlükte olduğu döneme ilişkin ihlal iddiaları hakkında zorlama hapsinin koşulları ve başvuru yolları rehberini inceleyebilirsiniz.

Süre bittikten sonra yeniden uzaklaştırma istenebilir mi?

Evet. Sürenin dolması, kişinin gelecekte korunma talebinde bulunma hakkını ortadan kaldırmaz. Tehlike sürüyorsa veya yeni olaylar yaşanmışsa yeniden başvuru yapılabilir. Başvuruda eski kararlar ve aradan geçen dönemde yaşananlar açıklanmalıdır.

Ancak yeniden başvurulabilmesi, aradaki dönemde önceki kararın otomatik devam ettiği anlamına gelmez. Korumanın kesintisiz sürmesi hedefleniyorsa süre dolmadan başvuru yapılması ve kararın takip edilmesi önemlidir.

Tedbirin bulunmadığı dönemde gerçekleşen tehdit, takip veya başka bir davranış ayrıca suç oluşturabilir. Bu durumda TCK’daki ilgili suç hükümleri ve CMK’daki başvuru usulleri çerçevesinde işlem yapılabilir. 6284 kararı bulunmaması, kişinin genel ceza hukuku korumasından yoksun olduğu anlamına gelmez.

Barışma veya boşanma kararın süresini değiştirir mi?

Tarafların barışması, birlikte yaşamaya dönmeyi istemesi veya şikâyetten vazgeçmesi tedbirin süresini kendiliğinden değiştirmez. Koruma ihtiyacının sona erdiği ileri sürülüyorsa, Yönetmelik m.30/4 çerçevesinde kaldırma değerlendirmesi yapılabilir. İlgili merciin kararı gerekir. [2]

Boşanma kararının verilmesi de her 6284 tedbirini kendiliğinden sona erdirmez. Eski eşler arasında şiddet veya takip tehlikesi devam edebilir. Buna karşılık aile hukukuna ilişkin diğer kararların değişmesi, korunma ihtiyacının yeniden değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Kişilerin özel anlaşması, yürürlükteki mahkeme kararının yerine geçmez. Barışma sırasında iletişim kurulması veya eve dönüş gibi davranışların ihlal oluşturup oluşturmadığı ise somut kararın kapsamı ve olayın koşulları üzerinden ayrıca incelenir.

İki karşılaştırmalı örnek

Karşılaştırmalı örnek 1: Süre dolmadan alınan devam kararı ve yalnızca dilekçe verilmesi

Birinci kurgusal durumda kişi, üç aylık tedbirin bitmesine süre varken devam eden takip girişimlerini belgeleriyle mahkemeye bildirir. Mahkeme, eski kararın bitişinden itibaren korumanın devamını açıkça düzenleyen yeni karar verir. Yeni kararın hangi yükümlülükleri ve dönemi kapsadığı belirlenebilir durumdadır.

İkinci kurgusal durumda kişi son gün uzatma dilekçesi verir; fakat henüz karar verilmemiştir. Dilekçenin kayıt altına alınması, eski tedbirin kendiliğinden uzadığı anlamına gelmez. Başvurunun sonucu ve varsa acil koruma ihtiyacı takip edilmelidir. İki durum arasındaki hukuki fark, uzatma istenmiş olması değil, devam kararı bulunmasıdır.

Karşılaştırmalı örnek 2: Yeni saldırı olmadan devam eden risk ve değişen koşullar

Birinci kurgusal durumda tedbir süresince yeni fiziksel saldırı yaşanmamıştır. Ancak farklı hesaplardan ulaşma girişimleri ve işyeri çevresindeki takip davranışları sürmektedir. Yeni darp raporu bulunmaması, uzatma talebinin incelenmesini engellemez. Güncel tehlike mesajlar, kayıtlar ve olay anlatımıyla değerlendirilir.

İkinci kurgusal durumda tarafların yaşam koşulları değişmiş, temas imkânı ve ileri sürülen riskler hakkında yeni bilgiler ortaya çıkmıştır. Mahkeme bu bilgileri değerlendirerek tedbirin devamına, kapsamının daraltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Yeni saldırı bulunmaması her iki dosyada aynı sonucu zorunlu kılmaz; güncel risk değerlendirmesi belirleyicidir.

Hukuki destek süre takibinde ne sağlar?

Avukat, ilk karar ile uzatma ve değişiklik kararlarını birlikte inceleyerek hangi yükümlülüğün ne zaman sona ereceğini belirlemeye yardımcı olur. Özellikle birden fazla dosya, farklı tebliğ tarihleri ve çocuk veya konut hakkında ayrı kararlar varsa bu inceleme önem kazanır.

Korunan kişi bakımından güncel riskin somutlaştırılması ve korumanın kesintiye uğramaması için gerekli başvuruların hazırlanması amaçlanır. Hakkında tedbir bulunan kişi bakımından ise yükümlülüklerin sınırlarının anlaşılması ve süresinde itiraz veya değişiklik başvurusunun yapılması önemlidir.

Hukuki destek, uzatmanın mutlaka kabul edilmesini veya kararın mutlaka kaldırılmasını garanti etmez. Karar metni, güncel koşullar ve belgeler üzerinden uygun başvurunun hazırlanmasını sağlar.

Sık sorulan sorular

1. Uzaklaştırma kararı her zaman altı ay mı sürer?

Hayır. İlk defasında en çok altı ay için verilebilir; daha kısa süre de belirlenebilir. Somut dosyada kararda yazılı süre ve sonradan verilen kararlar esas alınır.

2. Uzaklaştırma kararı tebliğ edilince mi uygulanır?

Tebliğin yapılmamış olması tedbirin uygulanmasını engellemez. Ancak tefhim veya tebliğ, itiraz süresi ve ihlal yaptırımının koşulları bakımından ayrıca önemlidir. Süre hesabı kararın hüküm bölümüne göre yapılmalıdır.

3. Tebligat geç gelirse uzaklaştırma süresi yeniden başlar mı?

Her durumda yeniden başlamaz. Kararda gösterilen başlangıç ve varsa açık tarih aralığı incelenmelidir. Geç tebliğin eski bitiş tarihini otomatik olarak ileri taşıdığı varsayılmamalıdır.

4. Uzatma için kaç gün önceden başvurmalıyım?

Bütün dosyalar için zorunlu yedi veya on günlük tek bir süre yoktur. Koruma ihtiyacı devam ediyorsa, mevcut süre dolmadan ve son güne bırakılmadan başvurulması, kararın da takip edilmesi gerekir.

5. Uzatma dilekçesi verirsem karar otomatik devam eder mi?

Hayır. Başvuru belgesi ile uzatma kararı farklıdır. Yetkili merciin devam kararı vermesi gerekir. Başvuru henüz sonuçlanmadıysa mevcut tedbirin kendiliğinden uzadığı düşünülmemelidir.

6. Yeni bir saldırı veya darp raporu olmadan uzatma alabilir miyim?

Yeni fiziksel saldırı veya yeni darp raporu zorunlu değildir. Devam eden şiddet tehlikesi değerlendirilebilir. Bununla birlikte uzatmanın kabulü, somut koşulların incelenmesine bağlıdır.

7. Uzaklaştırma kaç kez uzatılabilir?

Kanunda belirli bir uzatma sayısı sınırı bulunmaz. Tehlike devam ediyorsa yeniden değerlendirme yapılabilir. Bu durum otomatik veya gerekçesiz biçimde sınırsız devam anlamına gelmez.

8. Karar bittikten sonra yeniden başvurabilir miyim?

Evet. Sürenin bitmesi yeni korunma talebini engellemez. Ancak yeni başvuru, önceki kararın arada kalan dönemde kendiliğinden yürürlükte olduğu anlamına gelmez.

9. Uzatma kararına itiraz edersem yasaklar durur mu?

Hayır. Tedbire itiraz, uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Kaldırma veya değişiklik kararı verilmedikçe yürürlükteki hükümlere uyulmalıdır. İtiraz süresi tefhim veya tebliğden itibaren iki haftadır.

10. Uzaklaştırma bitince ortak eve doğrudan dönebilir miyim?

Önce uzatma veya başka bir konut kullanım kararı bulunmadığı kontrol edilmelidir. Boşanma dosyasında ya da başka bir dosyada verilmiş konut ve kişisel ilişki kararları ayrıca etkili olabilir. Eski kararın bitiş tarihi tek başına yeterli değildir.

Hukuki kaynaklar

  1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun: Özellikle m.5, m.8, m.9, m.10 ve m.13. Adalet Bakanlığı Mevzuat Kitapçığı, 6284 bölümü.
  2. 6284 sayılı Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği: Özellikle m.30, m.31, m.34 ve m.38. Resmî yönetmelik metni.
  3. Adalet Bakanlığı 154/2 sayılı Genelgesi: Özellikle tedbirin derhâl uygulanması ve itirazın etkisi bakımından 19. bölüm. Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Genelgesi.
  4. Adalet Bakanlığı Mağdurlara Yönelik Hak ve Hizmetler Kılavuzu: Uzatma başvurusu bakımından 7.3.2 bölümü. Resmî kılavuz. Yalnızca ilgili başvuru açıklaması için kullanılmıştır.
  5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Özellikle m.169 ve m.197. Adalet Bakanlığı mevzuat sistemi.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. İlk tedbir kararı, uzatma ve değişiklik kararları, tefhim veya tebliğ belgeleri, ilgili diğer dosyalar ve güncel risk bilgileri görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

6284aile mahkemesikoruma kararıtedbirin uzatılmasıuzaklaştırma kararıuzaklaştırma kararı ne kadar süreruzaklaştırma süresiuzatma dilekçesi
Önceki yazı
Hakkımda Haksız Yere Uzaklaştırma Kararı Verildi: Nasıl İtiraz Ederim, Süre Ne Kadar?
Sonraki yazı
Uzaklaştırma Kararı İçin Delil veya Darp Raporu Gerekir mi, Sadece Beyan Yeterli mi?