Hakkımda Haksız Yere Uzaklaştırma Kararı Verildi: Nasıl İtiraz Ederim, Süre Ne Kadar?

Hakkınızda verilen uzaklaştırma kararına, 6284 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilirsiniz. Dilekçe, itirazı inceleyecek mahkemeye gönderilmek üzere kararı veren mahkemeye sunulabilir. İtirazda olaylara ilişkin açıklamalar, somut deliller ve kararın kaldırılması ya da değiştirilmesi talebi belirtilmelidir. İtiraz başvurusu, uzaklaştırma kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini öğrenen kişi, anlatılan olayların gerçekleşmediğini, mesajların bağlamından koparıldığını veya kararın günlük yaşamını gereğinden fazla sınırladığını düşünebilir. Böyle bir durumda etkili hukuki yol, kararı yok saymak veya karşı tarafı başvurusundan vazgeçirmeye çalışmak değildir. Öncelikle kararın tamamı ve bildirim belgeleri incelenmeli, ardından süresi içinde somut gerekçelere dayanan bir itiraz hazırlanmalıdır.

Uzaklaştırma kararına itiraz, kişinin yalnızca “suçsuz olduğunu” bildirdiği bir başvuru olarak görülmemelidir. İncelemede şiddet veya şiddet tehlikesine ilişkin bilgiler, korunma ihtiyacı, uygulanan tedbirlerin kapsamı ve bunlara karşı sunulan açıklamalar önem taşır. Ceza soruşturması bulunmaması veya henüz mahkûmiyet kararı verilmemesi tek başına tedbiri ortadan kaldırmaz. Buna karşılık, ilk değerlendirmede bilinmeyen somut belgeler ve tedbirin ölçüsüzlüğünü gösteren bilgiler itirazın değerlendirilmesinde önem kazanabilir.

Uzaklaştırma kararı verilmesi suçlu bulunduğum anlamına gelir mi?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma ve yaklaşmama kararları, şiddetin veya şiddet tehlikesinin önlenmesine yönelik tedbirlerdir. Bu kararlar, ceza mahkemesinin yürüttüğü yargılama sonunda verdiği mahkûmiyet hükmüyle aynı nitelikte değildir. Kararda kişinin “şiddet uygulayan” şeklinde adlandırılması da tek başına bir suçtan mahkûm edildiği anlamına gelmez.

Tedbir dosyası ile tehdit, hakaret, yaralama veya ısrarlı takip iddiasına ilişkin ceza soruşturması farklı amaçlarla yürür. Tedbir dosyasında koruma ihtiyacı ve risk değerlendirilirken ceza dosyasında suçun unsurları ile failin sorumluluğu araştırılır. Bu nedenle ceza soruşturmasındaki savunmayı sunmakla uzaklaştırma kararına ayrıca itiraz edilmiş olmaz.

Koruma sisteminin hangi durumlarda devreye girdiğini ve kararların genel kapsamını öğrenmek için aile içi şiddette uzaklaştırma kararı ve 6284 kapsamındaki tedbirler hakkındaki açıklamalar birlikte değerlendirilebilir. Bu yazının odağı ise verilmiş bir karara karşı başvurulacak itiraz yolu, süre ve dilekçenin hazırlanmasıdır.

Savunmam alınmadan karar verilmesi tek başına hukuka aykırılık mıdır?

Tedbirin amacı, değerlendirme tamamlanıncaya kadar kişinin korunmasız kalmasını önlemektir. Bu nedenle başlangıçta karşı taraf dinlenmeden karar verilmesi mümkündür. Yalnızca “Bana sorulmadan karar verilmiş” açıklaması, kararın kaldırılmasını sağlayan bağımsız ve yeterli bir gerekçe olarak kabul edilmemelidir.

Bununla birlikte hızlı karar verme ihtiyacı, itirazda ileri sürülen somut açıklamaların önemsiz olduğu anlamına gelmez. İtiraz, olayın farklı yönlerinin ve ilk aşamada dosyada bulunmayan belgelerin değerlendirilmesini istemek için kullanılabilir. Başvuruda hangi iddianın neden hatalı olduğu ve bunun verilen tedbir üzerindeki etkisi açıkça gösterilmelidir.

Uzaklaştırma kararına itiraz süresi kaç gündür?

6284 sayılı Kanun’un 9. maddesinde süre iki hafta olarak düzenlenmiştir. Süreyi “yedi gün” veya “on beş gün” kabul ederek hareket etmek doğru değildir. İki haftalık süre, kanunda belirtilen tefhim veya tebliğ işlemine göre hesaplanır.

Tefhim, kararın ilgiliye usulüne uygun biçimde açıklanmasıdır. Tebliğ ise kararın tebligat kurallarına göre bildirilmesidir. Kararın düzenlendiği tarih ile kişiye bildirildiği tarih her zaman aynı olmayabilir. Bu yüzden yalnızca kararın üst kısmındaki tarihe bakılarak son başvuru günü hesaplanmamalıdır.

Öncelikle tefhim tutanağı, tebligat mazbatası, kolluk tarafından düzenlenen bildirim tutanağı veya varsa elektronik tebligat kayıtları incelenmelidir. İlgili kişinin yüzüne karşı karar açıklanmışsa sonradan yapılacak bir bildirimle sürenin mutlaka yeniden başlayacağı düşünülmemelidir. Vekille takip edilen dosyalarda bildirimin kime ve hangi işlemle yapıldığı ayrıca değerlendirilmelidir.

İki haftalık süre nasıl hesaplanır?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun süre hesabına ilişkin 91, 92 ve 93. maddeleri dikkate alınır. Hafta olarak belirlenen süre, son haftada başladığı güne karşılık gelen günün sonunda biter. Aradaki hafta sonları ve resmî tatiller süreye dahildir. Son gün resmî tatile rastlıyorsa süre, tatili izleyen ilk iş günü sonunda sona erer.

Süre hesabı yapılırken başvurunun hangi yöntemle sunulacağı da planlanmalıdır. Fiziksel başvuruda ilgili birimin çalışma saatleri önem taşır. Elektronik gönderimde ise kullanılan sistemin hukuken geçerli başvuruya elverişli olması gerekir. Dilekçeyi bilgisayarda hazırlamış olmak, normal eposta göndermek veya UYAP’ta taslak olarak bırakmak başvurunun tamamlandığı anlamına gelmez. Evrakın dosyaya gönderildiğini gösteren kayıt saklanmalıdır.

Elektronik tebligatta süre ne zaman başlar?

Geçerli bir elektronik tebligat yapılmışsa, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesindeki özel kural önemlidir. Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. İtiraz süresi hesabında bu hukuki tebliğ tarihi dikkate alınır.

Telefona gelen bilgilendirme mesajı ile UETS üzerinden yapılan elektronik tebligat aynı şey değildir. Benzer şekilde UYAP’ta kararın görünmesi, her dosyada bildirim tarihinin aynı yöntemle belirleneceği anlamına gelmez. Usulsüz bildirim veya fiilen öğrenme tartışması varsa belgeler üzerinden ayrıca inceleme yapılmalıdır. Sürenin başlamadığını varsayarak beklemek yerine gecikmeden hukuki değerlendirme yapılması daha sağlıklıdır.

İtiraz hangi mahkemeye yapılır?

Uzaklaştırma kararına itiraz için ayrı bir iptal davası açılması gerekmez. Başvuru, 6284 sayılı Kanun’daki özel itiraz usulüne göre yapılır. Uygulamada dilekçe, incelemeyi yapacak mahkemeye gönderilmek üzere kararı veren mahkemeye sunulur. Karardaki kanun yolu açıklaması kontrol edilmeli, ancak inceleme merciinin kanundaki düzenlemeye uygunluğu da değerlendirilmelidir.

Aile mahkemesi hâkiminin verdiği karar bakımından 6284 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi şu sistemi öngörür:

Kararı veren yerdeki mahkeme düzeniİtirazı inceleyecek merci
Birden fazla aile mahkemesi bulunmasıKararı veren mahkemeyi numara olarak izleyen aile mahkemesi
Kararı son numaralı aile mahkemesinin vermesiBirinci aile mahkemesi
Yalnızca bir aile mahkemesi bulunmasıAsliye hukuk mahkemesi
Aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı olmasıEn yakın asliye hukuk mahkemesi

Bu başvuru, genel olarak sulh ceza hâkimliğine yapılan bir ceza muhakemesi itirazı değildir. Aynı olay hakkında savcılığa dilekçe verilmesi de aile mahkemesi tedbirine yönelik itirazın yerine geçmez. Mülki amirin verdiği koruyucu tedbirler bakımından ayrıca Yönetmelik’in 33. maddesindeki aile mahkemesine itiraz düzenlemesi bulunur. Bu yüzden kararı hangi makamın verdiği başlangıçta belirlenmelidir.

“Haksız yere uzaklaştırıldım” iddiası dilekçede nasıl açıklanır?

Etkili bir dilekçe, taraflar arasındaki bütün geçmişi dağınık biçimde anlatmak yerine karara dayanak yapılan olaylarla bağlantılı olmalıdır. “Karşı taraf sürekli yalan söylüyor” gibi genel değerlendirmelerin yerine, hangi tarihli iddianın hangi belgeyle çeliştiği açıklanmalıdır. Hakaret içeren veya tehdit olarak anlaşılabilecek ifadeler başvurunun amacına hizmet etmez.

İtiraz gerekçeleri çoğunlukla üç ayrı başlık altında incelenebilir: Olayın veya kişinin yanlış değerlendirilmesi, şiddet tehlikesine ilişkin değerlendirmeye karşı somut açıklamalar ve seçilen tedbirin kapsamı ya da süresi bakımından ölçülülük itirazı. Bu ayrım dilekçenin daha anlaşılır olmasını sağlar.

Olayın gerçekleşmediği veya yanlış kişiye bağlandığı iddiası

İddia edilen tarihte başka bir yerde bulunulduğu, başvuruya konu hesabın ilgiliye ait olmadığı veya gönderilen mesajın farklı bir kişi tarafından oluşturulduğu savunuluyorsa bunun dayanağı gösterilmelidir. İşyerindeki giriş çıkış kayıtları, kamera görüntüleri, seyahat belgeleri ve hesap bilgileri olayın niteliğine göre önem taşıyabilir.

Ancak bir yerde bulunma kaydı, uzaktan iletişim yoluyla gerçekleştirildiği ileri sürülen davranışı kendiliğinden çürütmeyebilir. Benzer şekilde telefonun başka yerde olması, kişinin mutlaka o yerde olduğunu kesin olarak göstermeyebilir. Belgenin gerçekten hangi iddiaya cevap verdiği değerlendirilmeden “kesin kanıt” nitelemesi yapılmamalıdır.

Tedbirin kapsamı veya süresinin gereğinden geniş olduğu iddiası

İtiraz yalnızca kararın tamamının kaldırılmasını istemek için kullanılmaz. Bazı yükümlülüklerin değiştirilmesi, sürenin somut riskle uyumlu hâle getirilmesi veya uygulamada belirsizlik yaratan hükümlerin açıklığa kavuşturulması da istenebilir.

Aynı işyerinde çalışma, ortak ticari faaliyetin yürütülmesi veya çocuğun teslim düzeni gibi konular somutlaştırılmalıdır. “İşimi yapamıyorum” demek yerine hangi hükmün hangi faaliyeti engellediği ve korumayı zayıflatmadan nasıl bir düzenleme yapılabileceği açıklanmalıdır. Mahkemeden istenen çözüm, karşı tarafla temas kurmayı zorunlu kılmayan uygulanabilir bir düzenleme içermelidir.

İtirazda hangi deliller kullanılabilir?

Deliller, iddia edilen olay ve itiraz gerekçesiyle bağlantılı olarak sunulmalıdır. Çok sayıda belge eklemek, bunların ilgili veya ikna edici olduğu anlamına gelmez. Her belgenin neyi gösterdiği ve hangi iddiaya ilişkin olduğu kısa açıklamalarla belirtilmelidir.

Belge veya kayıtDeğerlendirmede dikkat edilecek nokta
Mesajlaşma kayıtlarıKonuşmanın tamamı, tarih, tarafların kimliği ve önceki sonraki mesajlar
Kamera kayıtlarıOlay saati, konum, görüntünün kapsadığı alan ve kaydın korunması
İş ve seyahat belgeleriİddia edilen zamanla örtüşme ve kişinin konumunu gösterme gücü
Arama kayıtlarıİletişimin zamanı ve sıklığı; tek başına konuşma içeriğini göstermemesi
Tanık bilgileriKişinin hangi olayı doğrudan gördüğü veya duyduğu
Önceki dosya ve kararlarGüncel iddiayla bağlantı ve dosyanın ulaştığı aşama

Mesajların yalnızca bir bölümünü sunmak yanlış değerlendirmeye yol açabilir. Ekran görüntüsünün yanında mümkünse özgün kayıt korunmalı, dosyanın ne zaman ve nasıl elde edildiği açıklanabilmelidir. Karşı tarafın hesabına izinsiz girmek, şifresini kullanmak veya hukuka aykırı yollarla özel hayatına ilişkin kayıt toplamak uygun bir delil hazırlama yöntemi değildir.

Başvuranın elinde bulunmayan bir kayıt için hangi kurumdan, hangi tarih aralığında ve hangi olay bakımından araştırma yapılmasının istendiği açıkça belirtilmelidir. Kamera görüntülerinin saklama süresi sınırlı olabileceğinden korunmaları için gecikmeden talepte bulunulması önem taşır. Bununla birlikte kayıtların gelmesini beklerken iki haftalık itiraz süresi geçirilmemelidir.

Aynı olay hakkında ceza soruşturması da yürüyorsa delillerin o dosyada nasıl ele alınacağı ayrıca değerlendirilir. Ceza soruşturmasında delillerin değerlendirilmesi hakkındaki açıklamalar bu ayrımı anlamaya yardımcı olur. Tedbir dosyasında sunulan bir belgenin ceza dosyasına kendiliğinden ve eksiksiz aktarılacağı varsayılmamalıdır.

Darp raporu yoksa karar mutlaka kaldırılır mı?

Hayır. 6284 sayılı Kanun yalnızca fiziksel şiddete karşı koruma sağlamaz. Tehdit, psikolojik veya ekonomik şiddet ve ısrarlı takip gibi davranışlar da olayın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilir. Dolayısıyla darp raporunun bulunmaması tek başına başvurunun asılsız olduğunu göstermez.

Kanun’un 8/3. maddesi, koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmamasını düzenler; önleyici tedbirin ise geciktirilmeksizin verilmesini öngörür. Bu iki düzenleme birbirine karıştırılmamalıdır. İtirazda esas mesele, somut olayın özellikleri ve uygulanan önleyici tedbirin gerekliliği hakkında sunulan açıklamaların değerlendirilmesidir.

İlk başvurudaki değerlendirmeyi itiraz incelemesiyle birlikte ele almak için uzaklaştırma kararında beyan ve delilin rolü başlıklı yazıyı da inceleyebilirsiniz.

İtiraz edersem uzaklaştırma kararı durur mu?

Hayır. İtiraz etmek, tedbirin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Mahkemenin yürürlükteki kararı değiştirdiği veya kaldırdığı anlaşılmadıkça mevcut yükümlülüklere uyulmalıdır. Dilekçede kaldırma talebinde bulunulması ile bu talebin mahkemece kabul edilmesi farklı aşamalardır.

Kararın haksız olduğuna inanılması, eve dönmek veya yasaklanan iletişimi sürdürmek için hukuki izin oluşturmaz. Karşı tarafın araması, barışmak istemesi veya eve davet etmesi de kararın kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Hangi davranışların yasak olduğu, kararın hüküm bölümünden okunmalıdır.

Karara aykırılık iddiası ayrı bir zorlama hapsi sürecine yol açabilir. Sonradan verilen zorlama hapsi kararına karşı başvuru ile ilk uzaklaştırma kararına itiraz aynı işlem değildir. Bu nedenle birden fazla karar varsa her birinin tarihi, bildirimi ve kanun yolu ayrıca takip edilmelidir.

Ev, işyeri ve çocukla görüşme bakımından ne istenebilir?

Evin mülkiyetinin kendisine ait olması veya kira sözleşmesinin kendi adına bulunması, konuttan uzaklaştırma tedbirini tek başına hükümsüz kılmaz. İtirazda mülkiyet belgesi sunulabilir; ancak tedbirin koruma amacı ve somut olayla ilişkisi de değerlendirilir. Kişisel eşyalara ulaşılması gerekiyorsa uygun teslim düzeninin mahkemeden veya ilgili uygulama biriminden istenmesi gerekir.

Bu konudaki mülkiyet, kullanım ve eşya teslimi ayrıntıları uzaklaştırma kararı sonrasında ortak evin kullanımı ve eşyalar başlığında açıklanmaktadır. İtiraz dilekçesinde ise somut olarak hangi yükümlülüğün değiştirilmesinin istendiği belirtilmelidir.

Çocukla kişisel ilişkiye dair başka bir mahkeme kararı bulunması da mevcut uzaklaştırma tedbirini yok sayma hakkı vermez. Kararlar birlikte incelenmeli; teslimin nerede, kim aracılığıyla ve hangi güvenli düzen içinde gerçekleştirileceği konusunda gerektiğinde açık bir düzenleme istenmelidir. Çocuğu aracı yaparak korunan kişiye mesaj göndermek uygun bir çözüm değildir.

Çocuğa yaklaşmama veya görüşmenin sınırlanması gibi hükümler varsa bunlara yönelik itirazlar ayrıca somutlaştırılmalıdır. 6284 kararının çocukla kişisel ilişki ve velayete etkisi hakkındaki değerlendirmeler, tedbir dosyası ile velayet uyuşmazlığının birbirinden ayrılması bakımından önem taşır.

Uzaklaştırma kararına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır?

Her dosyada kullanılabilecek tek bir gerekçe metni yoktur. İnternetten alınan bir dilekçeye yalnızca isim ve dosya numarası eklenmesi, somut sorunun açıklanmasını sağlamayabilir. Dilekçede aşağıdaki sıranın izlenmesi başvuruyu anlaşılır hâle getirebilir:

  1. İncelemeyi yapacak merciye gönderilmek üzere başvurulan mahkeme belirtilir.
  2. Kararı veren mahkeme, dosya numarası, karar tarihi ve itiraz edilen hükümler yazılır.
  3. İtiraz eden kişinin kimlik ve iletişim bilgileri ile varsa vekil bilgileri gösterilir.
  4. Tefhim veya tebliğ tarihi belirtilerek başvurunun süresinde olduğu açıklanır.
  5. İddialar ve bunlara verilen cevaplar tarih sırasına göre, kısa ve somut biçimde anlatılır.
  6. Her itiraz gerekçesi, dayanak belge veya araştırma talebiyle eşleştirilir.
  7. Kararın tamamen kaldırılması, belirli maddelerinin değiştirilmesi veya süresinin yeniden değerlendirilmesi yönündeki talep açıkça yazılır.
  8. Ekler numaralandırılır; dilekçe usulüne uygun imzalanarak sunulur ve başvuru kaydı saklanır.

Talep bölümünde birbirinden farklı ihtimaller açıkça ayrılabilir. Kararın tümden kaldırılması talebinin yanında, bu uygun görülmezse belirli bir hükmün koruma ihtiyacını karşılayacak şekilde değiştirilmesi istenebilir. Ancak mahkemeden ne beklendiği belirsiz bırakılmamalıdır.

Gizli tutulan adres veya kişisel bilgiler bakımından dosyadaki gizlilik düzenlemelerine uyulmalıdır. İtiraz hakkı, korunan kişinin gizlenen adresini öğrenmek veya ona ulaşmak amacıyla kullanılamaz. Belge sunulurken ilgisiz üçüncü kişilerin özel bilgilerinin gereksiz biçimde dosyaya aktarılmasından da kaçınılmalıdır.

İtiraz ne kadar sürede sonuçlanır, duruşma yapılır mı?

6284 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre itiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. Bu, kanunun öngördüğü inceleme süresidir. Başvurudan sonra bir hafta içinde kararın görülmemesi, itirazın kendiliğinden kabul edildiği veya tedbirin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Dosyanın ilgili mahkemeye gönderilip gönderilmediği ve karar verilip verilmediği takip edilmelidir.

Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesine göre itiraz duruşma yapılmaksızın karara bağlanır; ancak hâkim gerekli görürse ilgilileri dinleyebilir. Başvuranın mutlaka duruşmaya çağrılacağını düşünerek asıl açıklamalarını daha sonra yapmayı planlaması risklidir. Dilekçenin ve eklerinin başlangıçta anlaşılır hazırlanması bu nedenle önemlidir.

İnceleme sonunda tedbirin devamına, kaldırılmasına veya uygun başka bir tedbirle değiştirilmesine karar verilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bu özel itiraz kararına karşı olağan istinaf veya temyiz yolu bulunduğu varsayılmamalıdır. Bununla birlikte aynı dosyada veya ayrı davada verilen boşanma ve velayet hükümlerinin kanun yolu rejimi ayrıca değerlendirilir.

İki haftalık süre geçtiyse artık hiçbir şey yapılamaz mı?

İtiraz süresinin kaçırılması ile sonradan değişen koşullar nedeniyle tedbirin yeniden değerlendirilmesini istemek aynı mesele değildir. Öncelikle sürenin gerçekten başlayıp başlamadığı, bildirimin usulüne uygunluğu ve varsa gecikmeye ilişkin hukuki durum incelenmelidir.

Tedbirin verilmesinden sonra riskin ortadan kalkması veya koşulların değişmesi hâlinde kaldırma ya da değiştirme talebi gündeme gelebilir. Kanun’un 8. maddesindeki düzenleme ve Yönetmelik’in 30. maddesi bu bakımdan önemlidir. Böyle bir başvuru, süresi geçmiş itirazın otomatik olarak yeniden açılması anlamına gelmez. Sonraki gelişmelerin ve güncel durumun açıklanması gerekir.

Tedbirin uzatılmasına ilişkin yeni bir karar verilmişse bu karar da kendi bildirim ve itiraz süreci içinde incelenmelidir. Önceki karara itiraz edilmiş olması, daha sonra verilen uzatma kararına da itiraz edildiği anlamına gelmez. Her kararın tarihini ve kapsamını ayrı takip etmek gerekir.

İki karşılaştırmalı örnek

Karşılaştırmalı örnek 1: Genel inkâr ile olayın tarihine uygun belgeler sunmak

Birinci durum: Kişi, belirli bir akşam konut önünde tehditte bulunduğu iddiasıyla verilen yaklaşmama kararına itiraz eder. Dilekçesinde yalnızca karşı tarafın kendisini istemediğini ve hiçbir şey yapmadığını belirtir. Hangi iddianın nasıl yanlış olduğunu açıklamaz; tanık veya belge bilgisi de sunmaz.

İkinci durum: Aynı nitelikteki bir iddiaya itiraz eden kişi, o saatlerde başka şehirde çalıştığını gösteren vardiya ve giriş çıkış kayıtlarını sunar; ilgili kamera görüntülerinin hangi kurumdan istenebileceğini belirtir. Başvuruya eklenen mesajların bütününü de tarihleriyle açıklar.

Karşılaştırma: İkinci başvuru, belirli bir olay iddiasını somut bilgilerle tartışmaya açar. Ancak bu belgelerin güvenilirliği ve başka iletişim veya tehdit iddialarının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Belge sunulması, kararın mutlaka kaldırılacağı garantisini vermez.

Karşılaştırmalı örnek 2: Kararın tümünü kaldırmak ile belirli yükümlülüğü değiştirmek

Birinci durum: Aynı iş merkezinde çalışan iki kişi arasındaki olay nedeniyle yaklaşmama tedbiri verilir. Hakkında karar verilen kişi, çalışmak zorunda olduğunu söyleyerek bütün tedbirlerin kaldırılmasını ister. Hangi alanlara giremediğini ve temasın nasıl önlenebileceğini açıklamaz.

İkinci durum: Benzer durumda olan kişi, işyerinin konumunu, girişleri ve çalışma saatlerini belgeleyerek belirli yükümlülüğün gözden geçirilmesini ister. Korunan kişiyle temas kurmadan işe erişmesini sağlayabilecek somut düzenlemeleri mahkemenin değerlendirmesine sunar.

Karşılaştırma: İkinci talep, mesleki faaliyete etkisi ile korunma ihtiyacının birlikte değerlendirilmesine elverişlidir. Mahkeme riskin devam ettiğini düşünürse önerilen değişikliği kabul etmeyebilir. Kişi, talep sonuçlanmadan kendi önerisini uygulanabilir bir izin olarak kullanamaz.

Sık sorulan sorular

1. Uzaklaştırma kararına itiraz süresi iki hafta mı, on beş gün mü?

Kanundaki süre iki haftadır. Tefhim veya tebliğ tarihi ve haftalık süre hesabı esas alınmalıdır. Sürenin on beş gün olarak kabul edilmesi, özellikle son gün yapılacak başvuruda hak kaybına neden olabilir.

2. İtiraz etmek için avukat tutmak zorunlu mu?

Avukatla temsil zorunlu değildir; kişi kendisi de itiraz edebilir. Bununla birlikte bildirim tarihinin tartışmalı olması, birden fazla tedbir bulunması veya paralel ceza ve aile dosyalarının yürütülmesi hâlinde hukuki destek, başvuruların birbirine karıştırılmadan hazırlanmasını sağlar.

3. İtiraz başvurusu için harç ödenir mi?

6284 sayılı Kanun’un 20. maddesi, Kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infaz işlemlerinde yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri masraf alınmamasını düzenler. Kişinin kendi avukatıyla kararlaştırdığı özel avukatlık ücreti bu muafiyetle aynı konu değildir.

4. Karakola kararın yanlış olduğunu söylemem yeterli mi?

Hayır. Kolluğa yapılan açıklama, usulüne uygun mahkeme itirazının yerine geçtiği varsayılarak kullanılmamalıdır. İtirazın ilgili dosyaya, süresinde ve yetkili merciye iletilecek biçimde sunulduğu doğrulanmalıdır. Kolluğun uyguladığı kararı kendiliğinden kaldırması beklenmemelidir.

5. İtiraz ederken karşı tarafla görüşüp anlaşabilir miyim?

Kararın iletişim, yaklaşma ve rahatsız etmeme hükümlerine uyulmalıdır. Anlaşma veya barışma isteği, yasaklanan teması serbest hâle getirmez. Değişen durum mahkemeye bildirilebilir; ancak kararın değiştiği doğrulanmadan mevcut yükümlülüklerin sona erdiği kabul edilmemelidir.

6. Darp raporu bulunmaması itirazın kabulünü sağlar mı?

Tek başına sağlamaz. Fiziksel şiddet dışında tehdit, psikolojik şiddet veya takip iddiaları da koruma ihtiyacına neden olabilir. İtiraz, rapor yokluğuyla sınırlı tutulmadan somut iddialara ve uygulanan tedbirlerin gerekliliğine cevap vermelidir.

7. İtiraz reddedilirse istinafa başvurabilir miyim?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki itiraz üzerine verilen karar kesindir. Bu karar bakımından olağan istinaf veya temyiz başvurusu öngörülmemiştir. Başka bir dava hükmü veya farklı nitelikteki karar bulunuyorsa onun başvuru yolu ayrıca incelenmelidir.

8. İki haftalık süreyi kaçırırsam kararın kaldırılmasını isteyebilir miyim?

Bildirim ve süre hesabı öncelikle kontrol edilmelidir. Sonradan değişen koşullar nedeniyle kaldırma veya değiştirme talebinde bulunulması da değerlendirilebilir. Ancak böyle bir talep, kaçırılan itiraz süresini kendiliğinden canlandırmaz; güncel duruma ilişkin gerekçeler sunulmalıdır.

9. Karar kaldırılırsa karşı taraf otomatik olarak iftira suçundan cezalandırılır mı?

Hayır. Tedbirin kaldırılması tek başına iftira suçunun oluştuğunu göstermez. TCK’nin 267. maddesindeki suçun unsurları ayrıca incelenir; gerçeğe aykırılığın bilinmesi ve maddede belirtilen amaçla hukuka aykırı fiil isnadı gibi koşullar değerlendirilir. İftira suçunun şartları ile tedbire itirazın kabul edilmesi birbirinden farklı hukuki konulardır.

10. İtiraz sonuçlanıncaya kadar eve dönmezsem haklarımdan vazgeçmiş olur muyum?

Tedbire uymak, evin mülkiyetinden veya aile hukukundan kaynaklanan bütün haklardan vazgeçmek anlamına gelmez. Konut kullanımı, mülkiyet, eşya teslimi ve varsa malvarlığı talepleri kendi hukuki çerçevelerinde değerlendirilir. Bu haklar ileri sürülürken yürürlükteki karar ihlal edilmemelidir.

İtiraz öncesinde hangi belgeler hazırlanmalı?

Kararın bütün sayfaları, tefhim veya tebliğ belgesi, dosya numarası ve mevcut yükümlülükler birlikte hazırlanmalıdır. Başvuruya dayanak olan dilekçe ve erişilebilen belgeler incelenerek hangi olaylara cevap verilmesi gerektiği belirlenmelidir. Ardından kısa bir olay kronolojisi oluşturulmalı ve her açıklama ilgili belgeyle eşleştirilmelidir.

Hukuki destek, hangi karara hangi sürede başvurulacağının belirlenmesine, talebin doğru mahkemeye yöneltilmesine ve delillerin olayla ilişkilendirilmesine yardımcı olur. Tedbirin tamamen kaldırılması mı, belirli hükümlerinin değiştirilmesi mi istendiği somutlaştırılır. Hiçbir başvuru biçimi veya belge, belirli bir sonucun garantisi değildir.

Hukuki kaynaklar

  1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat: Özellikle m. 5, 8, 9, 10, 13 ve 20. İtiraz süresi, inceleme mercii, kararların niteliği ve masraf muafiyeti.
  2. 6284 Sayılı Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Adalet Bakanlığı: Özellikle m. 30, 31, 33 ve 34. Tedbirin değiştirilmesi, bildirim ve itiraz incelemesi.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat: Özellikle m. 91, 92 ve 93. Sürelerin başlangıcı, hafta hesabı ve resmî tatiller.
  4. 154/2 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Genelge, Adalet Bakanlığı: Özellikle 19. paragraf. Bildirim ve itiraz sürecinin tedbirin uygulanmasına etkisi.
  5. Elektronik tebligat hakkında sık sorulan sorular, PTT: 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a kapsamında elektronik tebliğ tarihi.
  6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat: m. 267. İftira suçunun tedbir kararından bağımsız değerlendirilmesi.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyada kararın içeriği, tefhim veya tebliğ belgeleri, mevcut risk ve deliller birlikte değerlendirilmelidir.

6284 sayılı Kanunaile mahkemesitedbir kararına itirazuzaklaştırma kararıuzaklaştırma kararına itiraz
Önceki yazı
Anahtar Teslim Sözleşme ve Birim Fiyat: Bedel Nasıl Belirlenir, Risk Kimde Kalır?
Sonraki yazı
Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Süre Geçerlidir, Uzatılabilir mi?