TCK 302 Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu, devlet topraklarını yabancı egemenliği altına koymaya, devletin bağımsızlığını zayıflatmaya, birliğini bozmaya veya ülke toprağının bir bölümünü devlet idaresinden ayırmaya yönelik fiilleri cezalandıran TCK m.302 düzenlemesidir. Suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir.
Bu suçun ayırt edici unsuru, yalnız belirli bir siyasi amacın açıklanması değil; kanunda sayılan amaçlardan birine yönelik, amacı gerçekleştirmeye elverişli ve uygulamada cebir veya şiddet niteliği taşıyan somut bir fiilin işlenmesidir. Eleştiri, barışçıl toplantı, akademik tartışma veya siyasi görüş açıklaması tek başına TCK 302 suçunu oluşturmaz.
TCK 302 Güncel Madde Metni
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
Madde 302-
(1) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Madde metni 10 Ağustos 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat üzerinden doğrulanmıştır. Birinci fıkra 5377 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değiştirilmiş olup yukarıdaki metin yürürlükteki düzenlemedir.
TCK 302 Madde Gerekçesi
Madde gerekçesine göre düzenleme; devletin ülkesi, egemenliği ve birliğine karşı en ağır saldırıları yaptırıma bağlar. Suç serbest hareketli olmakla birlikte, herhangi bir davranış yeterli değildir. Fiilin kanunda gösterilen amaçlardan birini gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir.
Gerekçede dört amaç belirlenir: Devlet topraklarını kısmen veya tamamen yabancı devlet egemenliği altına koymak, devletin birliğini bozmak, ülke toprağının bir bölümünü devlet idaresinden ayırmak ve devletin bağımsızlığını zayıflatmak. Bu sonuçların fiilen gerçekleşmesi aranmaz; ancak bunları doğurması mümkün olmayan bir davranış maddi unsuru oluşturmaz. Fiilin niteliği somut olayın şartlarına göre değerlendirilir.
Madde metninde “cebir ve şiddet” ibaresi açıkça yazılı olmasa da gerekçe ve yerleşik yargısal yaklaşım, amaçlanan sonuçlara elverişli fiilin niteliği gereği cebrî olmasını arar. Böylece düşünce açıklaması ile devletin varlığına yönelik icra hareketi birbirinden ayrılır.
Korunan Hukuki Değer
Korunan hukuki değer devletin birliği, ülke ve millet bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığıdır. Anayasa’nın 3. maddesindeki devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesi ceza normunun anayasal arka planını oluşturur.
Suç, bireysel bir menfaatten çok toplumun birlikte ve bağımsız bir devlet düzeni içinde yaşama hakkını korur. Bu nedenle yaptırım en ağır ceza türlerinden biri olarak belirlenmiştir.
Suçun Konusu
Suçun konusu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi, egemenliği, millî birliği ve bağımsızlığıdır. Ülke yalnız kara parçasını değil, devlet egemenliğinin hukuken geçerli olduğu alanları ifade eder.
Somut olayda saldırının devletin siyasi yönetimine mi, anayasal düzene mi, yoksa ülke bütünlüğüne mi yöneldiği doğru belirlenmelidir. Bu ayrım TCK m.302 ile TCK m.309, 311 ve 312 arasındaki hukuki nitelendirme bakımından önemlidir.
Fail ve Mağdur
Fail
Suçun faili vatandaş veya yabancı herhangi bir gerçek kişi olabilir. Failin kamu görevlisi, asker, örgüt yöneticisi ya da örgüt üyesi olması zorunlu değildir. Bununla birlikte fiilin kanuni amaçlara elverişliliği ve failin özel amacı her kişi yönünden ayrı kanıtlanmalıdır.
Bir örgütün genel amacı, kişinin otomatik olarak TCK m.302 faili sayılması için yeterli değildir. Failin kendi eylemi, iştirak ilişkisi ve manevi unsuru somutlaştırılmalıdır.
Mağdur
Suçtan doğrudan zarar gören Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geniş anlamda mağdur ise devletin millet unsurunu oluşturan toplumdur. Araç fiiller sırasında öldürülen, yaralanan veya malı zarar gören kişiler ayrıca ilgili suçların mağdurudur.
Maddî Unsur: Kanunda Sayılan Amaçlara Yönelik Fiil
Devlet toprağını yabancı devlet egemenliği altına koymak
Fiil, ülke topraklarının tamamını veya bir bölümünü başka bir devletin egemenliğine geçirmeyi hedeflemelidir. Yabancı devletle sıradan siyasi, ekonomik veya diplomatik ilişki kurulması bu unsur değildir.
Devletin bağımsızlığını zayıflatmak
Bağımsızlık, devletin iç ve dış kararlarını başka bir egemen gücün iradesine tabi olmadan verebilmesini ifade eder. Her dış politika eleştirisi veya uluslararası anlaşmaya karşı çıkış bağımsızlığı zayıflatmaya yönelik suç sayılmaz; elverişli cebrî fiil aranır.
Devletin birliğini bozmak
Devletin ülke ve millet unsurlarının bütünlüğünü parçalamaya yönelik eylemler bu seçenek kapsamında değerlendirilebilir. Ayrılıkçı bir düşüncenin açıklanması tek başına yeterli değildir; düşünceyi gerçekleştirmeye elverişli icra hareketi bulunmalıdır.
Ülke toprağının bir kısmını devlet idaresinden ayırmak
Belirli bir bölgeyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin idari ve egemenlik alanı dışına çıkarmaya yönelik eylemler bu kapsamdadır. Silahlı alan hâkimiyeti kurma, kamu otoritesinin çalışmasını cebren engelleme veya bölgesel egemenlik tesis etmeye yönelen ağır eylemler olayın bütününde değerlendirilebilir.
Elverişlilik ve Vahim Eylem Ölçütü
Her suç veya şiddet eylemi TCK m.302’nin maddi unsurunu oluşturmaz. Fiilin kanunda sayılan amaçlardan birini gerçekleştirmeye objektif olarak elverişli, başka bir ifadeyle vahim nitelikte olması gerekir. Elverişlilik değerlendirmesinde hareketin niteliği, işleniş şekli, kullanılan araçlar, zaman, yer, hedef, ortaya çıkan tehlike ve eylemin örgütsel bağlamı birlikte ele alınır.
Basit bir mala zarar verme ya da münferit tehdit, özel şartlar olmadan devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmaya elverişli sayılmaz. Buna karşılık ağır silahlı saldırı, bölgesel hâkimiyet kurmaya yönelik koordineli şiddet veya devlet otoritesini fiilen bertaraf etmeyi hedefleyen eylem, somut olayda elverişlilik taşıyabilir.
Cebir ve Şiddet Unsuru
Güncel madde metninde cebir ve şiddet sözcükleri ayrıca yer almamaktadır. Bununla birlikte madde gerekçesi ile yargısal uygulama, kanuni hedefleri gerçekleştirmeye yönelik fiilin maddi cebir veya şiddet niteliği taşımasını suçun sınırlandırıcı unsuru olarak kabul eder.
Bu yaklaşım ifade özgürlüğü açısından belirleyicidir. Devletin yapısını eleştiren sert bir söz, şiddeti teşvik etmeyen siyasi talep veya barışçıl gösteri; TCK m.302’deki elverişli cebrî fiille özdeşleştirilemez.
Hareket, Netice ve Suçun Tamamlanması
TCK m.302 serbest hareketli ve tehlike niteliğinde bir kalkışma suçudur. Kanunda sayılan sonuçların gerçekten ortaya çıkması gerekmez. Bu sonuçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik elverişli fiilin işlenmesiyle suç tamamlanır.
Ülke toprağının fiilen ayrılması ya da bağımsızlığın gerçekten zayıflaması beklenmediğinden cezai koruma erkene alınmıştır. Ancak bu erken tamamlanma, hazırlık hareketlerinin veya elverişsiz davranışların da suç sayılacağı anlamına gelmez.
Manevî Unsur
Suç doğrudan ve özel kastla işlenebilir. Fail yalnız fiili bilerek gerçekleştirmemeli; ayrıca devlet toprağını yabancı egemenliği altına koyma, bağımsızlığı zayıflatma, devletin birliğini bozma veya ülke parçasını devlet idaresinden ayırma amaçlarından biriyle hareket etmelidir.
Örgüt üyeliği, failin amacı bakımından önemli bir delil olabilir; fakat tek başına özel kastın kesin kanıtı değildir. Failin konumu, emirleri, hedef seçimi, eylem öncesi ve sonrası davranışları ile diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir. Taksirli hâl cezalandırılmaz.
Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Hata
Kanuni görev, meşru savunma veya zorunluluk hâli gibi genel hükümler teorik olarak uygulanabilir; ancak devletin birliğini bozmaya yönelik elverişli cebrî eylemin olağan biçimde hukuka uygun sayılması mümkün değildir. Güvenlik görevlisinin kanuna uygun güç kullanması suçun tipik amacını taşımaz.
Failin olayın maddi koşulları veya iştirak ettiği eylemin gerçek hedefi hakkında kaçınılmaz hatası TCK m.30 kapsamında değerlendirilebilir. Hata iddiası, özel kastı ve fiilin bilinen kapsamını etkileyip etkilemediği yönünden somut delillerle incelenmelidir.
İfade, Toplantı ve Siyasi Faaliyet Özgürlüğü
Anayasal hakların kullanılması ile TCK m.302 kapsamındaki cebrî icra hareketi birbirinden ayrılmalıdır. Barışçıl açıklama, toplantı veya siyasi faaliyet; sırf devlet yapısına ilişkin sert ya da rahatsız edici görüş içerdiği için ağırlaştırılmış müebbet hapis tehdidi altına sokulamaz.
Buna karşılık bir açıklamanın silahlı eylemi yönlendirmesi, şiddet planının parçası olması veya failin elverişli cebrî fiile iştirakini kanıtlaması hâlinde değerlendirme değişebilir. Bağlam, konuşmacının rolü, şiddetle zaman ve içerik bağlantısı ile somut katkı araştırılmalıdır.
Teşebbüs
Bu suç, amaçlanan netice gerçekleşmeden elverişli icra hareketinin yapılmasıyla tamamlanan kalkışma suçudur. Bu nedenle elverişli fiilin icrasına başlanması çoğu durumda tamamlanmış TCK m.302 suçunu meydana getirir ve ayrıca teşebbüs aşaması kalmaz.
Henüz elverişli cebrî fiil düzeyine ulaşmayan hazırlık hareketleri ise kural olarak TCK m.302’ye teşebbüs sayılmaz. Hazırlık davranışı başka bir suç oluşturuyorsa o suçtan sorumluluk gündeme gelebilir.
İştirak
İştirak bakımından TCK’nın genel hükümleri uygulanır. Müşterek faillik için suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet; azmettirme için suç işleme kararının oluşturulması; yardım etme için de suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek somut kolaylık sağlanması gerekir.
Örgüt yöneticisi olmayan kişi, başkalarının bütün eylemlerinden sırf aynı görüşü paylaşması veya aynı yapıyla teması nedeniyle fail sayılamaz. Kendi katkısı, iştirak iradesi ve eylemle nedensel bağlantısı gösterilmelidir.
İçtima ve Araç Suçlar
TCK m.302/2 açık bir gerçek içtima kuralıdır. Amaç suç işlenirken kasten öldürme, yaralama, yağma, patlayıcı madde bulundurma, mala zarar verme veya başka suçlar işlenirse bunlardan ayrıca ceza verilir.
Araç suçun icra hareketi hem kendi suç tipini hem TCK m.302’deki amaç suçu oluşturabilir. Buna rağmen kanun koyucu, araç suçun amaç suç içinde erimesini değil ayrıca cezalandırılmasını benimsemiştir. Aynı süreçteki eylem sayısı ve hukuki kesinti, tek ya da birden çok TCK m.302 suçunun bulunup bulunmadığı bakımından dosya özelinde incelenir.
Benzer Suçlardan Ayrım
TCK m.314 silahlı örgüt kurma, yönetme veya üyeliği; TCK m.302 ise kanundaki hedeflerden birine yönelik elverişli cebrî fiili cezalandırır. Örgüt üyeliği sabit olsa bile kişi vahim eyleme fail veya şerik olarak katılmamışsa otomatik olarak TCK m.302 uygulanmaz.
TCK m.309 anayasal düzeni ortadan kaldırma veya uygulanmasını önleme; TCK m.311 yasama organına, TCK m.312 hükûmete karşı cebir ve şiddet kullanma suçlarıdır. Hedef alınan hukuki değer ve somut amaç doğru belirlenmelidir.
Nitelikli Hâller ve Tüzel Kişi Güvenlik Tedbirleri
TCK m.302’de ayrıca daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli hâl bulunmaz; temel yaptırım zaten ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Suç aynı zamanda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.3 kapsamında terör suçudur.
Üçüncü fıkra uyarınca suçun işlenmesi dolayısıyla yararına suç işlenen veya araç olarak kullanılan tüzel kişiler hakkında, şartları varsa TCK m.60 kapsamındaki izin iptali ve müsadere gibi güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Tüzel kişi hakkında ceza değil, kanunda öngörülen güvenlik tedbiri söz konusudur.
Yaptırım
TCK m.302/1’in cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Fiil sırasında işlenen araç suçlardan TCK m.302/2 gereğince ayrıca ceza verilir. Mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak TCK m.53’teki hak yoksunlukları ve koşulları varsa müsadere hükümleri de uygulanabilir.
Suçun terör suçu olması infaz, görev ve koruma tedbirleri bakımından özel hükümlerin ayrıca incelenmesini gerektirir. Bununla birlikte tutuklama dâhil her koruma tedbiri somut gerekçe ve ölçülülük şartına tabidir.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Soruşturma Usulü
Suç şikâyete tabi değildir ve resen soruşturulur. Uzlaştırma kapsamında değildir. TCK m.13/1-b uyarınca suç yurt dışında işlense de Türk kanunları uygulanabilir; ilgili bölüm istisnası nedeniyle Türkiye’de yargılama için kural olarak Adalet Bakanının talebi aranmaz.
Soruşturmada arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi ve gizli soruşturmacı gibi tedbirler ancak CMK’daki ayrı şartlar ve hâkim kararına ilişkin güvenceler gözetilerek uygulanabilir. Suçun katalogda yer alması tedbirlerin otomatik uygulanması anlamına gelmez.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Eylemlerin birden çok yargı çevresine yayılması hâlinde bağlantı ve son icra hareketi dâhil CMK’nın yetki hükümleri uygulanır.
Fiilin yabancı ülkede işlenmesi durumunda şüpheli veya sanığın Türkiye’de yakalandığı yer, yerleşim yeri ve son adresi gibi CMK’daki özel bağlantılar değerlendirilir.
Dava ve Ceza Zamanaşımı
Ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suç bakımından genel dava zamanaşımı TCK m.66 uyarınca otuz yıldır. Ancak suç yurt dışında işlenmişse TCK m.66/7 gereğince dava zamanaşımı uygulanmaz.
Genel ceza zamanaşımı ağırlaştırılmış müebbet hapis için kırk yıldır. TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısmındaki bu suçun yurt dışında işlenmesi nedeniyle verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasında TCK m.68/3 uyarınca ceza zamanaşımı uygulanmaz.
Deliller ve İspat Konuları
- Silahlı saldırı, patlayıcı kullanımı veya alan hâkimiyetine ilişkin olay tutanakları,
- Silah, mühimmat, balistik ve patlayıcı madde incelemeleri,
- Emir-talimat kayıtları ile örgütsel haberleşme içerikleri,
- HTS, konum ve baz verileri ile usulüne uygun dijital incelemeler,
- Kamera kayıtları, fotoğraf ve görüntülerin kaynak ve bütünlük doğrulaması,
- Tanık ve gizli tanık anlatımlarının tutarlılığı ve destekleyici deliller,
- Failin eylemdeki rolü, hedef seçimi ve ortak hâkimiyetini gösteren olgular,
- Fiilin kanuni amaçlara elverişliliğini gösteren olayın ölçeği ve sonuçları,
- İfade veya toplantı faaliyetiyle şiddet eylemi arasındaki somut bağlantı.
Yalnız örgüt üyeliği kaydı, soyut istihbarat notu veya doğrulanmamış sosyal medya görüntüsü TCK m.302 mahkûmiyeti için yeterli görülmemelidir. Ağır yaptırım nedeniyle deliller her sanık yönünden bireyselleştirilmeli ve mahkûmiyet her türlü makul şüpheden uzak ispat standardına dayanmalıdır.
Doğrulanmış İçtihatlarla Uygulama
AYM, Seyid Narin, B. No: 2018/20156, 18.05.2022
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu kararında, öz yönetim açıklaması bağlamında başvurucu hakkında başlangıçta TCK m.302’den soruşturma yürütüldüğü, yargılama sonunda ise silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet kurulduğu görülmektedir. Kararda aktarılan derece mahkemesi değerlendirmesi, TCK m.302’nin amaç suç olduğunu; cebir ve şiddet içeren araç fiilin amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli ve vahim nitelikte bulunması gerektiğini belirtmiştir.
AYM, önündeki bireysel başvuruda TCK m.302’den mahkûmiyet incelememiş; örgüt üyeliği mahkûmiyetinin ifade özgürlüğüne etkisini değerlendirmiş ve ihlal bulunmadığına karar vermiştir. Bu nedenle kararın TCK m.302 açısından değeri, ifade faaliyeti ile elverişli şiddet fiilinin ayrımına ilişkin aktarılan hukuki çerçeveyle sınırlıdır.
AYM, Sertaç Kılıçarslan (2), B. No: 2021/1145, 25.03.2025
Sertaç Kılıçarslan (2) kararında, TCK m.302 ve nitelikli kasten öldürme mahkûmiyetine dayanak yapılan ikrar, tanık anlatımları, olay yeri bulguları ve ekspertiz raporları ile AYM’nin önceki ihlal kararı sonrasındaki yeniden yargılama süreci ele alınmıştır. Yeniden yargılamada tanıkların savunma huzurunda dinlenmesi ve çelişkilerin değerlendirilmesi özellikle incelenmiştir.
AYM, 25 Mart 2025 tarihli kararda önceki hükmün yeniden onaylanması yönünden adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Karar, TCK m.302 suçlamalarında tanık beyanlarının değişmesi, savunmanın sorgulama imkânı ve maddi delillerin birlikte değerlendirilmesinin önemini gösterir; ancak AYM’nin ceza mahkemesi yerine geçerek suçun maddi unsurlarını yeniden belirlediği bir temyiz kararı değildir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Siyasi görüş veya barışçıl açıklamayı elverişli cebrî fiille özdeşleştirmek,
- Her örgüt üyesini ayrıca TCK m.302 faili saymak,
- Failin dört kanuni amaçtan hangisiyle hareket ettiğini göstermemek,
- Araç suçun vahim ve amaç suça elverişli olup olmadığını tartışmamak,
- Örgütün genel eylemlerini sanığa kişisel katkı ve iştirak bağı kurmadan yüklemek,
- TCK m.302/2’deki gerçek içtima hükmünü gözden kaçırmak,
- Gizli tanık anlatımını destekleyici delil olmadan belirleyici kabul etmek,
- Dijital delillerin kaynağı ve bütünlüğünü doğrulamamak.
Somut Olay Kontrol Listesi
- İsnat edilen fiil tam olarak nedir ve hangi tarihte gerçekleşmiştir?
- Fiil maddi cebir veya şiddet niteliği taşıyor mu?
- Kanundaki dört amaçtan hangisine yöneliktir?
- Fiil bu amacı gerçekleştirmeye objektif olarak elverişli ve vahim midir?
- Fail doğrudan icraya mı katılmış, azmettirmiş veya yardım mı etmiştir?
- Özel kast hangi somut delillerden çıkarılmaktadır?
- Başka kişilerin eylemleriyle sanık arasında iştirak bağı kurulmuş mudur?
- Araç suçlar ayrıca nitelendirilmiş midir?
- Tanık anlatımları maddi delillerle destekleniyor mu?
- İfade ve toplantı özgürlüğü ile şiddet eylemi arasındaki sınır gözetilmiş midir?
TCK 302 Hakkında Sık Sorulan Sorular
TCK 302 suçunun cezası nedir?
Suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Suç sırasında işlenen öldürme, yaralama, patlayıcı madde kullanma veya diğer suçlardan ayrıca ceza verilir.
Devletin bölünmesini savunmak tek başına TCK 302 suçu mudur?
Tek başına düşünce açıklaması yeterli değildir. Kanundaki amaçlardan birine yönelik, amacı gerçekleştirmeye elverişli ve cebrî nitelikte somut fiil aranır. Başka suçların oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilebilir.
Silahlı örgüt üyeliği otomatik olarak TCK 302’ye yol açar mı?
Hayır. Örgüt üyeliği ile amaç suç farklıdır. Kişinin elverişli veya vahim eyleme fail ya da şerik olarak katıldığı ve özel amaçla hareket ettiği kanıtlanmalıdır.
Suçun oluşması için ülkenin gerçekten bölünmesi gerekir mi?
Hayır. Kanuni sonucun gerçekleşmesi aranmaz. O sonuca yönelik elverişli cebrî fiilin işlenmesiyle kalkışma suçu tamamlanır.
TCK 302 şikâyete veya uzlaştırmaya tabi midir?
Hayır. Suç resen soruşturulur ve uzlaştırma kapsamında değildir.
Tüzel kişi fail olabilir mi?
Ceza sorumluluğu gerçek kişiye aittir. Bununla birlikte TCK m.302/3 uyarınca şartları varsa tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir.
Devlete karşı cebrî eylem ile kurumsal saygınlığa yönelen aleni ifade aynı hukuki kategori değildir. Eleştiri ve aşağılama ayrımının unsurları için TCK 301 Türk Milletini ve Devletin kurumlarını aşağılama suçu incelemesine bakılabilir.
Sonuç
TCK 302 devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu, devletin ülkesi, egemenliği, birliği ve bağımsızlığına yönelen en ağır fiilleri cezalandırır. Ağırlaştırılmış müebbet yaptırımına rağmen suçun uygulama alanı sınırsız değildir: Özel amaç, elverişli ve cebrî fiil, failin kişisel katkısı ile iştirak bağı ayrı ayrı kanıtlanmalıdır.
Örgüt üyeliği, siyasi söylem ve barışçıl faaliyet ile amaç suça elverişli vahim eylem birbirinden ayrılmalıdır. Komşu düzenleme olan TCK 303 düşmanla işbirliği yapmak suçu, vatandaşın savaş hâlindeki düşman devlet ordusundaki hizmetini farklı unsurlarla cezalandırır.
Kaynakça
- Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (erişim: 10.08.2026).
- TBMM – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kabul metni.
- TBMM Adalet Komisyonu Raporu ve madde gerekçeleri.
- TBMM – 5377 sayılı Kanun’un TCK m.302 değişiklik metni.
- AYM, Seyid Narin [GK], B. No: 2018/20156, 18.05.2022.
- AYM, Sertaç Kılıçarslan (2), B. No: 2021/1145, 25.03.2025.
Av. iltan Ekmekçioğlu

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın suç tarihi, delilleri ve usulî durumu değerlendirilmeden hukuki görüş yerine kullanılamaz.


