TCK 298 Hak Kullanımını ve Beslenmeyi Engelleme Suçu

Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü veya tutuklunun kanundan doğan haberleşme, ziyaret, avukatla görüşme, tedavi, eğitim ve benzeri haklarının fiilen kullanılmasını ya da beslenmesini engelleyen davranışları cezalandırır. TCK m.298/1’de temel ceza bir yıldan üç yıla, beslenmenin engellenmesini düzenleyen ikinci fıkrada ise iki yıldan dört yıla kadar hapistir.
Suçun ayırt edici yönü, mağdurun ceza infaz kurumu veya tutukevinde bulunan hükümlü ya da tutuklu olması ve müdahalenin kanunen tanınan haklardan birini gerçekten hedef almasıdır. Her idari sınırlama veya her yemek yememe olayı TCK 298 kapsamında değildir. Hukuka uygun infaz tedbiri ile keyfî engelleme; gönüllü açlık grevi ile baskı, ikna veya talimat sonucu beslenmeme birbirinden ayrılmalıdır.
Bu inceleme 10 Ağustos 2026 tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre hazırlanmıştır. İnfaz uygulamasındaki somut kararın dayanağı, yetkili makamı, süresi ve ölçülülüğü dosya özelinde ayrıca değerlendirilmelidir.
TCK 298 Güncel Madde Metni
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme
Madde 298-
(1) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya avukat tayin etmelerini, bunlarla görüşmelerini, mahkemelere veya Cumhuriyet başsavcılıklarına gitmelerini, kurum görevlileri ile görüşmelerini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını her ne suretle olursa olsun engelleyenler, hükümlü ve tutukluları bu fiillere teşvik edenler, bu yolda talimat verenler, mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanağını engelleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(2) Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.
(3) Beslenmenin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinden biri veya ölüm meydana gelmiş ise, ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Madde metni, mevzuat.gov.tr güncel Türk Ceza Kanunu metni ve TBMM kabul metni üzerinden kontrol edilmiştir.
TCK 298 Madde Gerekçesi
Madde gerekçesi, ceza infaz kurumundaki hükümlü ve tutukluların haberleşme, ziyaret, eğitim, spor, meslek edinme, çalışma, tedavi, avukatla görüşme, yargısal mercilere gitme ve diğer temas imkânlarının engellenmesine karşı ceza hukuku güvencesi getirildiğini açıklar. Aynı gerekçede açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik, ikna ya da talimatın beslenmenin engellenmesi sayıldığı; ağır yaralanma veya ölüm hâlinde ayrıca ilgili neticeli suçlardan ceza verileceği belirtilir.
Madde, Tasarıdaki sıra numarası değişerek TCK m.298 olarak kabul edilmiştir. TBMM Genel Kurul tutanağı, hükmün üç fıkrasıyla kabul edildiğini göstermektedir. Gerekçe, korunan hakların sınırlı bir liste gibi değil, infaz mevzuatının tanıdığı diğer görüşme ve temas olanaklarını da kapsayacak şekilde ele alındığını ortaya koyar.
Korunan Hukuki Değer
Düzenleme öncelikle hükümlü ve tutuklunun insan onurunu, haberleşme ve aile ilişkilerini sürdürme hakkını, savunma hakkını, sağlık ve yaşam hakkını, eğitim ve iyileştirme olanaklarına erişimini korur. İkinci olarak ceza infazının hukuka uygun, güvenli ve ıslah amacına elverişli biçimde yürütülmesindeki kamusal yarar gözetilir.
Ceza infaz kurumunda bulunmak, kişinin bütün temel haklarını ortadan kaldırmaz. Hürriyetten yoksun bırakmanın doğal sonucu olmayan sınırlamalar kanuni dayanak, meşru amaç, gereklilik ve ölçülülük taşımalıdır.
Suçun Konusu
Birinci fıkranın konusu, hükümlü veya tutukluya infaz mevzuatıyla tanınan hakkın ya da görüşme ve temas olanağının kullanılmasıdır. Kanunda özellikle şu alanlar sayılmıştır:
- Haberleşme ve ziyaretçiyle görüşme,
- Eğitim, spor, meslek kazandırma, işyurdu ve sosyal-kültürel faaliyetler,
- Kurum tabibince muayene ve tedavi,
- Müdafi veya avukat seçme ve bunlarla görüşme,
- Mahkeme, Cumhuriyet başsavcılığı ve kurum görevlileriyle temas,
- Salıverilen kişinin kurumdan çıkabilmesi,
- Mevzuatın tanıdığı diğer görüşme ve temas imkânları.
İkinci fıkranın konusu hükümlü veya tutuklunun beslenmesidir. Yemeğin hiç verilmemesi yanında yemeğe erişimin fiziksel baskıyla önlenmesi, kişinin yemek almamaya zorlanması veya kanunun açıkça eşdeğer saydığı açlık grevi ya da ölüm orucuna teşvik, ikna ve talimat da bu kapsamda incelenir.
Fail ve Mağdur
Fail
Suçun faili herkes olabilir. Başka bir hükümlü veya tutuklu, infaz kurumu görevlisi, ziyaretçi ya da dışarıdan talimat veren kişi somut katkısına göre fail olabilir. Kamu görevlisi sıfatı TCK m.298 için zorunlu değildir.
Görevlinin hukuka aykırı işlemi ayrıca görevi kötüye kullanma veya başka bir suçu oluşturuyorsa içtima kuralları uygulanır. Sırf kişinin kurumda görevli olması ceza sorumluluğu için yeterli değildir; engelleme hareketi ve kast bireyselleştirilmelidir.
Mağdur
Mağdur, hakkı veya beslenmesi engellenen hükümlü ya da tutukludur. Aynı fiille birden fazla kişinin hakkı engellenmişse mağdur sayısı, suç sayısı ve zincirleme suç tartışmasında önem taşır. Gözaltındaki kişi, madde metninde açıkça sayılmadığından TCK m.298 bakımından kıyas yoluyla kapsama alınamaz; şartlarına göre başka suçlar gündeme gelebilir.
Maddi Unsur
Hak kullanımının engellenmesi
Engelleme, hakkın kullanılmasını imkânsız hâle getiren veya fiilen sonuçsuz bırakan davranıştır. Fiziksel güç kullanılması şart değildir; tehdit, baskı, talimat, evrakın kasıtlı olarak işleme alınmaması veya hakkın kullanılmasını bilerek imkânsızlaştıran başka bir davranış yeterli olabilir.
Buna karşılık mevzuatın öngördüğü geçerli disiplin tedbiri, hâkim kararı, güvenlik sınırlaması veya teknik zorunluluk kendiliğinden suç oluşturmaz. Görünüşte mevzuata dayandırılan işlemin gerçekte yetkisiz, amaç dışı ve hakkı kullandırmama kastıyla yapıldığı iddia ediliyorsa yetki, gerekçe ve kayıtlar araştırılmalıdır.
Beslenmenin engellenmesi
İkinci fıkra, beslenmeye yönelik müdahaleyi daha ağır yaptırıma bağlar. Mağdurun kendi serbest iradesiyle yemek yememesi, başkasının teşvik, ikna, talimat veya baskısı kanıtlanmadıkça bu suçu oluşturmaz. Açlık grevi yapan kişinin eylemi değil; onu bu eyleme yönelten veya beslenmesini engelleyen üçüncü kişinin davranışı suç tipinin odağındadır.
Örnek: Koğuşta nüfuz sahibi kişinin başka bir tutukluyu tehdit ederek günlerce yemek almamaya zorlaması, delillerle kanıtlandığında TCK m.298/2 kapsamında değerlendirilebilir. Tutuklunun herhangi bir dış yönlendirme olmadan kendi iradesiyle yemek yememesi ise aynı değildir.
Hareket, Netice ve Suçun Tamamlanması
Madde seçimlik hareketli bir suç düzenler. Hak kullanımını fiilen engelleme yanında, kanunda belirtilen teşvik ve talimat hareketleri de bağımsız biçimde sayılmıştır. Somut olayda hangi seçimlik hareketin ne zaman, kime karşı ve hangi araçla işlendiği iddianamede ve hükümde gösterilmelidir.
Hak kullanımının engellenmesi bakımından hakkın somut olarak kullanılamaz hâle gelmesiyle suç tamamlanır. Beslenmeye erişimin önlenmesi de fiilî engellemenin gerçekleşmesiyle tamamlanır. İkinci fıkranın açık düzenlemesi nedeniyle açlık grevi veya ölüm orucuna teşvik, ikna ve talimatın hukukî niteliği ayrıca değerlendirilir.
Manevi Unsur
Suç kasten işlenebilir; taksirli şekli düzenlenmemiştir. Failin mağdurun hükümlü veya tutuklu olduğunu, müdahale ettiği olanağın kanunen tanınan bir hak ya da beslenme imkânı olduğunu bilmesi ve engellemeyi istemesi gerekir.
İkinci fıkradaki teşvik, ikna veya talimatta yönlendirmenin açlık grevi ya da ölüm orucuna ilişkin olduğu bilinmelidir. Sıradan bir konuşma, mağdurun önceden aldığı kararı yalnız öğrenme veya tıbbi sonuçları açıklama, yönlendirme kastı kanıtlanmadıkça suç sayılamaz.
Hukuka Uygunluk ve Hata
Kanunun hükmünü yerine getirme, yetkili makamın hukuka uygun kararı ve görevin mevzuata uygun icrası hukuka uygunluk değerlendirmesinde önemlidir. Ancak idari yetki, keyfî engelleme yetkisi vermez. Tedbirin dayanağı bulunmalı; karar yetkili makamdan çıkmalı, somut güvenlik ihtiyacına dayanmalı ve ölçülü uygulanmalıdır.
Failin mağdurun statüsü, hakkın kapsamı veya geçerli bir yasak kararının varlığı konusundaki hatası TCK m.30 çerçevesinde incelenebilir. Kaçınılabilir hukuk yanılgısı ile suçun maddi unsuruna ilişkin hata birbirinden ayrılmalıdır.
Teşebbüs
İcra hareketleri bölünebildiğinde teşebbüs mümkündür. Örneğin fail, avukat görüşmesini engellemek için görüşme belgesini yok etmeye doğrudan başladıktan sonra belge kurtarılır ve görüşme zamanında gerçekleşirse, somut olayın özelliklerine göre teşebbüs tartışılabilir.
Salt düşünce açıklaması veya hazırlık hareketi cezalandırılamaz. Teşvik, ikna ve talimatın kanunda ayrıca hareket olarak sayıldığı durumlarda tamamlanma anı, hareketin muhataba ulaşıp ulaşmadığı ve içerik üzerinden belirlenmelidir.
İştirak
Müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme bakımından genel hükümler uygulanır. Birden fazla kişinin mağduru ortak baskıyla yemek almamaya zorlaması hâlinde ortak suç işleme kararı ve fiil üzerindeki hâkimiyet araştırılır.
Hiyerarşik konumdaki kişinin talimatı ile bunu icra eden kişinin sorumluluğu ayrı ayrı belirlenmelidir. Hukuka aykırı emrin uygulanması, emri veren ile uygulayanın kast ve yetkilerini incelemeyi gerektirir.
İçtima ve Benzer Suçlardan Ayrım
TCK m.298/3, beslenmenin engellenmesi sonucunda ağır yaralanma veya ölüm meydana gelirse ayrıca kasten yaralama ya da kasten öldürme hükümlerinin uygulanacağını açıkça düzenler. Böylece kanun, bu neticeler bakımından gerçek içtima öngörür.
Engelleme sırasında tehdit, cebir, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma veya görevi kötüye kullanma oluşabilir. Her suçun hareketi, mağduru ve koruduğu değer somutlaştırılmalı; aynı fiil bakımından TCK m.44, ayrılabilir fiiller bakımından gerçek içtima değerlendirilmelidir. Genel nitelikteki haberleşmenin engellenmesi suçu ile TCK m.298 arasındaki ayrımda mağdurun infaz kurumundaki statüsü ve özel düzenleme dikkate alınır.
Nitelikli Hâller ve Ağır Neticeler
Maddede failin kamu görevlisi olması veya fiilin birden fazla kişiyle işlenmesi şeklinde özel bir nitelikli hâl yoktur. Buna karşılık beslenmenin engellenmesi birinci fıkraya göre daha ağır cezalandırılan bağımsız suç görünümüdür.
Üçüncü fıkra klasik bir ceza artırımı değil, ayrıca kasten yaralama veya öldürme hükümlerinin uygulanmasını öngören özel içtima kuralıdır. Ölüm gerçekleştiğinde otomatik olarak kasten öldürme kabul edilemez; kastın türü, öngörü, nedensellik bağı ve objektif isnadiyet delillerle belirlenmelidir.
Yaptırım
- TCK m.298/1: Bir yıldan üç yıla kadar hapis.
- TCK m.298/2: İki yıldan dört yıla kadar hapis.
- Ağır yaralanma veya ölüm: Ayrıca somut kast ve neticeye göre kasten yaralama veya kasten öldürme hükümleri.
Kanunda doğrudan seçimlik adlî para cezası yoktur. Hükmedilecek cezanın süresi ve failin kişisel koşullarına göre kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ilgili hükümlerin suç tarihindeki şartları çerçevesinde değerlendirilir.
Şikâyet, Soruşturma ve Kovuşturma Usulü
TCK m.298 şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde resen soruşturma yürütür. Şikâyetten vazgeçme kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez. Bakanlık izni veya başka bir özel kovuşturma şartı bulunmamaktadır.
İnfaz hâkimliğine şikâyet yolu ile ceza soruşturması birbirinden farklıdır. Hükümlü veya tutuklu, kurum işleminin kaldırılması için infaz hâkimliğine başvurabilir; aynı olayda suç şüphesi varsa savcılık soruşturması ayrıca yürütülebilir.
Uzlaştırma ve Önödeme
TCK m.298, CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında değildir. Suçun şikâyete bağlı olmaması ve katalogda sayılmaması nedeniyle dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Öngörülen hapis cezalarının üst sınırı dikkate alındığında önödeme hükümleri de uygulanmaz. Sürecin infaz kurumu içinde disiplin yönünden ele alınmış olması, ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Birinci ve ikinci fıkralar bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. TCK m.298/3 kapsamında ayrıca kasten öldürme veya ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir yaralama isnadı varsa görev, bu ek suç ve bağlantı hükümlerine göre belirlenir.
Yetkili mahkeme kural olarak engelleme fiilinin işlendiği ceza infaz kurumu veya tutukevinin bulunduğu yer mahkemesidir. Dışarıdan gönderilen talimatlarda hareketin yapıldığı ve neticenin gerçekleştiği yerler CMK’nın yetki hükümleri çerçevesinde incelenir.
Dava ve Ceza Zamanaşımı
TCK m.298/1 ve 298/2’deki üst sınırlar beş yılı aşmadığından genel dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır. Kesilme hâlinde süre, kanundaki üst sınıra kadar uzayabilir. Suç tarihi her seçimlik hareket ve mağdur yönünden ayrı belirlenmelidir.
Hükmedilen beş yıl veya daha az süreli hapis cezası bakımından genel ceza zamanaşımı kural olarak on yıldır. Üçüncü fıkra nedeniyle ayrıca yaralama veya öldürme hükmü kurulmuşsa zamanaşımı, o suçun cezasına göre farklılaşır.
Deliller ve İspat Konuları
- İnfaz kurumu kamera görüntüleri ve vardiya kayıtları,
- Avukat görüşme, ziyaret, telefon, mektup ve başvuru kayıtları,
- İdare ve Gözlem Kurulu ile disiplin kurulu kararları,
- Yemek dağıtım çizelgeleri, iaşe kayıtları ve kantin verileri,
- Kurum hekimi muayeneleri, hastane sevkleri ve sağlık raporları,
- Mağdur, koğuş arkadaşları, görevliler ve ziyaretçi beyanları,
- Mektup, not, mesaj, telefon kaydı veya talimat içeriği,
- Engellemenin hukuki dayanağını gösterdiği ileri sürülen kararlar.
Özellikle açlık grevi iddiasında mağdurun iradesinin serbest olup olmadığı, kimin hangi söz veya davranışla yönlendirdiği ve beyanların zaman içindeki tutarlılığı araştırılmalıdır. Mahkûmiyet, varsayıma değil kesin, inandırıcı ve birbiriyle uyumlu delillere dayanmalıdır.
Doğrulanmış İçtihatlarla Uygulama
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/5020, K.2015/4177, 16.11.2015
Açık tam metnine erişilebilen kararda, tutuklu çocukların mağdura baskı yaparak yemek almamasını sağladıkları iddiası incelenmiştir. Mağdur kovuşturma aşamasında açlık grevine kendi iradesiyle başladığını, tanıklar da baskı görmediklerini belirtmiştir. Yargıtay, mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Kararın uygulama ilkesi, yemek yememenin tek başına TCK m.298/2 için yeterli olmadığıdır. Baskı, teşvik, ikna veya talimat ile mağdurun beslenmemesi arasındaki bağ somut delillerle kurulmalıdır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2016/1629, K.2016/4490, 29.06.2016
Tam metni açık erişimde yayımlanan kararda, dosya kapsamına göre TCK m.298/2’deki suçun unsurlarının oluşmadığı hâlde mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Karar, mahkemenin “beslenmeyi engelleme” sonucuna ulaşmadan önce kanuni hareketi ve kastı açıkça belirlemesi gerektiğini gösterir.
AYM, B. No: 2019/11652, 20.07.2023
Anayasa Mahkemesi kararında, ceza infaz kurumunda avukatla telefonla görüşme talebinin, avukatlık ilişkisini gösteren belgelere rağmen ek vekâletname bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi incelenmiştir. AYM, somut koşullarda müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülüğe uygun olmadığını belirleyerek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu karar TCK m.298 kapsamında verilmiş bir ceza mahkûmiyeti değildir. Bununla birlikte avukatla haberleşme hakkının kapsamını ve idari sınırlamanın ne zaman hakkı anlamsız hâle getirebileceğini göstermesi bakımından suç tipinin koruduğu hukuki değerin yorumuna katkı sunar.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Her yemek yememe olayını beslenmenin engellenmesi saymak,
- Mağdurun serbest iradesini ve beyan değişikliklerini araştırmamak,
- Hukuka uygun infaz sınırlaması ile keyfî engellemeyi ayırmamak,
- Hangi kanuni hakkın nasıl engellendiğini göstermemek,
- İnfaz hâkimliği başvurusu ile ceza soruşturmasını aynı yol sanmak,
- Kamera, iaşe, sağlık ve görüşme kayıtlarını zamanında toplamamak,
- Talimat veren ile uygulayanın kast ve katkısını bireyselleştirmemek,
- Ağır yaralanma veya ölümde nedensellik ve kastı otomatik kabul etmek.
Somut Olay Kontrol Listesi
- Mağdur olay tarihinde hükümlü veya tutuklu mu?
- Engellendiği ileri sürülen hak hangi mevzuat hükmüne dayanıyor?
- Hakkın kullanılmasına ilişkin somut talep ve kayıt var mı?
- İdari sınırlama yetkili ve gerekçeli bir karara dayanıyor mu?
- Failin engelleme kastını gösteren davranış veya talimat nedir?
- Yemek yememe mağdurun özgür iradesinden mi kaynaklanıyor?
- Baskı, teşvik, ikna veya talimat güvenilir delillerle kanıtlandı mı?
- Sağlık neticesi ile engelleme arasında nedensellik bağı var mı?
- Kamera, sağlık, iaşe ve görüşme kayıtları eksiksiz toplandı mı?
- Başka suçlarla içtima ve mahkemenin görevi doğru belirlendi mi?
Sık Sorulan Sorular
TCK 298 suçunun cezası nedir?
Hak kullanımını engellemenin cezası bir yıldan üç yıla, beslenmeyi engellemenin cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Ağır yaralanma veya ölüm meydana gelirse ayrıca ilgili yaralama ya da öldürme hükümleri uygulanır.
Gönüllü açlık grevi TCK 298 suçunu oluşturur mu?
Hayır. Hükümlü veya tutuklunun kendi serbest iradesiyle açlık grevi yapması, tek başına üçüncü kişi yönünden suç oluşturmaz. Teşvik, ikna, talimat, baskı veya fiilî engelleme somut delillerle kanıtlanmalıdır.
Avukatla görüşmenin engellenmesi suç mudur?
Kanunen tanınan avukat veya müdafiyle görüşme hakkının kasten ve hukuka aykırı biçimde fiilen engellenmesi TCK m.298/1’i gündeme getirebilir. Mevzuata uygun, yetkili ve ölçülü sınırlamalar ise ayrıca değerlendirilir.
Suç şikâyete tabi midir?
Hayır. Suç resen soruşturulur. Şikâyetten vazgeçme soruşturma veya kovuşturmayı kendiliğinden sona erdirmez.
TCK 298 uzlaştırmaya tabi midir?
Hayır. Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu uzlaştırma kapsamında değildir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Temel suçlar bakımından asliye ceza mahkemesi görevlidir. Ayrıca kasten öldürme veya ağır ceza mahkemesinin görevine giren başka bir suç isnadı varsa görev bağlantılı suçlara göre değişebilir.
Dava zamanaşımı ne kadardır?
Birinci ve ikinci fıkralar bakımından genel dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır. Ağır yaralanma veya ölüm nedeniyle ayrıca ceza verilmesi hâlinde ilgili suçun zamanaşımı uygulanır.
Ceza infaz kurumunda hakların ve beslenmenin korunması yanında kurum güvenliğini tehdit eden eşya bakımından TCK 297 infaz kurumuna yasak eşya sokma suçu ayrıca düzenlenmiştir.
Sonuç
TCK 298 hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu, ceza infaz kurumunda bulunmanın kişinin savunma, haberleşme, sağlık, beslenme ve insan onuruna bağlı diğer haklarını ortadan kaldırmadığını güvence altına alır. Birinci fıkrada hak kullanımını engelleme, ikinci fıkrada daha ağır cezalı beslenmeyi engelleme, üçüncü fıkrada ise ağır yaralanma ve ölüm sonuçları düzenlenmiştir.
Uygulamada belirleyici mesele, hukuka uygun infaz sınırlaması ile kasten yapılan keyfî engellemeyi ayırmaktır. Açlık grevi dosyalarında mağdurun özgür iradesi, baskı veya yönlendirmenin varlığı ve sağlık neticesi teknik kayıtlarla araştırılmalıdır. TCK m.298’den sonra gelen düzenleme için TCK 299 Cumhurbaşkanına hakaret suçu incelemesine ulaşabilirsiniz. Tutukluluk kurumunun genel koşulları için ayrıca Tutuklama Nedir? yazısına bakılabilir.
Kaynakça
Mevzuat Bilgi Sistemi – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu güncel metni
Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – Türk Ceza Kanunu
TBMM – 5237 sayılı Kanunun kabul edilen metni
TBMM Genel Kurul Tutanağı – TCK m.298’in görüşülmesi
AYM, B. No: 2019/11652, 20.07.2023
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/5020, K.2015/4177, 16.11.2015
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2016/1629, K.2016/4490, 29.06.2016 – açık tam metin
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın suç tarihi, delilleri ve usulî durumu değerlendirilmeden hukuki görüş yerine kullanılamaz.


