Büyükanne ve Büyükbabanın Torunla Kişisel İlişki Kurması (TMK 325): Şartlar, Dava ve Uygulama
Büyükanne, büyükbaba, teyze, amca gibi yakınlar da torunları veya yeğenleriyle kişisel ilişki kurulmasını mahkemeden isteyebilir. TMK 325’e göre olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düşüyorsa, kişisel ilişki hakkı ana ve baba dışındaki kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar bu kişilere kıyas yoluyla uygulanır. Talep aile mahkemesinde görülür ve çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (TMK 326). Mahkeme kararı yokken, velayet sahibinin rızası dışında çocukla kişisel ilişki kurulamaz. Karar verildikten sonra uyulmazsa, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulabilir (5395 s.K. m.41/C).
Torunla Kişisel İlişki Hakkı Kimlere Tanınır?
Türk Medeni Kanunu, çocukla kişisel ilişkiyi iki ayrı başlıkta düzenler. Birinci başlık ana ve babaya ilişkindir. TMK 323’e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak ana ve baba için kural niteliğindedir ve ayrıca olağanüstü bir durum aranmaz.
İkinci başlık ise “Üçüncü kişiler ile” kenar başlığını taşıyan TMK 325’tir. Bu hükme göre olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Kanunun “tanınabilir” ifadesi, üçüncü kişilerin hakkının ana ve babadaki gibi kendiliğinden doğmadığını, mahkemenin takdirine bağlı olduğunu gösterir.
Uygulamada bu hükme en sık başvuranlar büyükanne ve büyükbabalardır. Bunun yanında teyze, hala, amca, dayı ve kardeşler gibi hısımlar da talepte bulunabilir. Kanun “özellikle hısımlar” dediği için hısım olmayan kişiler de bu haktan tamamen dışlanmış değildir. Örneğin çocuğa uzun süre fiilen bakmış bir kişi de olağanüstü hâlin varlığını göstererek talepte bulunabilir.
Ana ve babanın çocukla görüşmesinin engellenmesi ve kararın uygulanması konusu sitede ayrıca ele alınmıştır. Bu konuda eşim çocuğumu göstermiyor, ne yapmalıyım yazısı incelenebilir. Bu yazı ise ana ve baba dışındaki yakınların hakkına odaklanır.
Şartlar, dayanaklar ve istisnalar
| Konu | Kural | Dayanak | Önemli istisna veya not |
|---|---|---|---|
| Hak sahibi | Ana ve baba dışındaki kişiler, özellikle hısımlar | TMK 325/1 | Hısım olmayan kişiler de dışlanmış değildir |
| Temel şart | Olağanüstü hâllerin varlığı | TMK 325/1 | Ana ve baba için bu şart aranmaz (TMK 323) |
| Ölçüt | Çocuğun menfaatine uygun düşmesi | TMK 325/1 | Talep edenin isteği tek başına yetmez |
| Sınırlar | Ana ve babaya ilişkin sınırlamalar kıyasen uygulanır | TMK 325/2, 324 | Çocuğun huzuru tehlikeye girerse hak reddedilir veya kaldırılır |
| Karar öncesi | Velayet sahibinin rızası dışında ilişki kurulamaz | TMK 326/3 | Kendiliğinden görüşme hakkı yoktur |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi | 4787 s.K. m.4 | Kurulamayan yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi (m.2) |
| Yetkili mahkeme | Çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir | TMK 326/1 | Boşanma ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları saklıdır |
| Kararın uygulanması | Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü | 5395 s.K. m.41/A, 41/C | Müdürlük işlemine karşı bir hafta içinde şikâyet (m.41/E) |
Olağanüstü hâl ne demektir?
Kanun “olağanüstü hâller” kavramını tanımlamaz. Bu kavram, hâkimin somut olayın özelliklerine göre değerlendireceği bir ölçüttür. Ana ve babanın çocukla ilişkisi kanunda kural olarak düzenlendiği için, üçüncü kişilerin talebinde bu ilişkinin ötesinde özel bir gerekçenin bulunması beklenir.
Uygulamada olağanüstü hâl olarak değerlendirilebilecek durumlara şu örnekler verilebilir:
- Ana veya babadan birinin ölmesi: Örneğin babanın ölümünden sonra annenin, çocuğun babaanne ve dedesiyle görüşmesini tamamen kesmesi. Bu durumda büyükanne ve büyükbaba, çocuk ile ölen ebeveynin ailesi arasındaki bağın sürdürülmesini isteyebilir.
- Çocuğun uzun süre büyükanne veya büyükbaba yanında kalmış olması: Çocuğun bir dönem fiilen büyükanne ve büyükbaba tarafından büyütülmesi ve aralarında güçlü bir bağ oluşması.
- Ana veya babanın çocukla ilgilenememesi: Ana veya babanın uzun süreli tutukluluk, hastalık veya yurt dışında bulunma gibi sebeplerle çocukla ilişki kuramaması ve yakınların bu boşluğu doldurması.
- Kardeşlerin ayrı yerlerde büyümesi: Kardeşlerden birinin velayetinin anneye, diğerinin babaya verilmesi gibi durumlarda kardeşler arası bağın korunması.
Bu örnekler kesin bir liste değildir. Her olayda hâkim, ilişkinin çocuk için ne anlam taşıdığını ve kesilmesinin çocuğa nasıl etki edeceğini değerlendirir.
Çocuğun menfaati neden belirleyicidir?
TMK 325, kişisel ilişki hakkının “çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde” tanınabileceğini söyler. Bu ifade, talebin büyükanne veya büyükbabanın değil, çocuğun yararına dayanması gerektiğini gösterir. Torununu özleyen bir büyükannenin duygusal ihtiyacı anlaşılır olsa da, mahkemenin bakacağı asıl soru, görüşmenin çocuğa katkı sağlayıp sağlamayacağıdır.
Çocuğun yaşı, görüşmelere karşı tutumu, büyükanne veya büyükbaba ile geçmişteki ilişkisi ve görüşmelerin aile içi gerginliği artırıp artırmayacağı bu değerlendirmede önemlidir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü de dikkate alınır. Uygulamada mahkemeler bu konuda pedagog veya psikolog incelemesine başvurabilir.
Sınırlar kıyasen uygulanır
TMK 325/2’ye göre ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır. TMK 324’e göre ana ve babadan her biri diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, hak bu yükümlülüklere aykırı kullanılırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenilmezse veya diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kaldırılabilir.
Bu sınırlar büyükanne ve büyükbaba için de geçerlidir. Örneğin görüşmeler sırasında çocuğu velayet sahibi anne veya babaya karşı kışkırtan, çocuğun eğitimine müdahale eden veya görüşmeleri düzenli olarak aksatan bir büyükanne, kendisine tanınan hakkı kaybedebilir.
Ana ve babanın hakkı ile büyükanne ve büyükbabanın hakkı arasındaki farklar
Büyükanne ve büyükbabanın talebi, ana ve babanın kişisel ilişki talebiyle aynı ölçütlerle değerlendirilmez. Aşağıdaki karşılaştırma, iki hak arasındaki temel farkları gösterir.
| Ölçüt | Ana ve baba | Büyükanne, büyükbaba ve diğer kişiler |
|---|---|---|
| Dayanak | TMK 323 | TMK 325 |
| Hakkın niteliği | Kural olarak tanınır | Mahkemenin takdirine bağlı olarak tanınabilir |
| Olağanüstü hâl | Aranmaz | Aranır |
| Çocuğun menfaati | Sınırlama ölçütüdür | Hakkın tanınma şartıdır |
| Sınırlamalar | TMK 324 | TMK 324 kıyasen uygulanır |
| Velayet değişikliği ihtarı | Karara uymama hâlinde velayet değişebilir (TMK 324/3) | Kanunda üçüncü kişiler için açık düzenleme yoktur |
Bu farklar, büyükanne ve büyükbabanın dilekçesinde ispat yükünün daha ağır olduğunu gösterir. Ana veya baba çocukla ilişkinin varlığını kural olarak isteyebilirken, büyükanne ve büyükbaba hem olağanüstü hâli hem de görüşmenin çocuğa sağlayacağı yararı ortaya koymak zorundadır.
Kişisel ilişki ile bakım yükümlülüğü ayrı konulardır
Büyükanne ve büyükbabaya kişisel ilişki hakkı tanınması, onlara çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğü yüklemez. Çocuğun bakım ve eğitim giderleri kural olarak ana ve babaya aittir ve boşanma sonrasında bu yükümlülük iştirak nafakası yoluyla yerine getirilir. Bunun yanında TMK 364, herkesin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyuna nafaka vermekle yükümlü olduğunu düzenler. Ancak bu yardım nafakası ayrı şartlara bağlıdır ve kişisel ilişki hakkıyla bir bağlantısı yoktur. Kişisel ilişki talebinin nafaka tartışmasına dönüştürülmemesi, davanın odağını korumak bakımından önemlidir.
Mahkeme kararı olmadan görüşme mümkün mü?
TMK 326/3’e göre çocukla kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, velayet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz. Bu hüküm, büyükanne ve büyükbabanın kendiliğinden görüşme hakkı bulunmadığını açıkça gösterir.
Bu nedenle büyükanne veya büyükbabanın çocuğu okul çıkışında habersiz alması, velayet sahibinin karşı çıkmasına rağmen çocukla görüşmeye zorlaması hukuken korunmaz. Bu tür davranışlar, ileride açılacak davada çocuğun huzurunu tehlikeye sokan bir tutum olarak aleyhe değerlendirilebilir. Velayet sahibinin rızası yoksa doğru yol, mahkemeden düzenleme istemektir.
Dava nasıl açılır?
Görevli ve yetkili mahkeme
Kişisel ilişki kurulması TMK İkinci Kitabında düzenlendiği için görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 s.K. m.4/1). Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bu işlere bakar (4787 s.K. m.2).
TMK 326/1’e göre kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Kanun “de” ifadesini kullandığı için genel yetki kuralları da uygulanabilir. Ancak boşanma ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları saklıdır. Uygulamada çocuğun oturduğu yer mahkemesinde dava açmak, sosyal inceleme ve tanık dinletme bakımından da kolaylık sağlar.
Dava kime karşı açılır?
Talep, çocuğun velayetine sahip olan veya çocuğun kendisine bırakıldığı kişiye karşı yöneltilir. Ana ve baba ortak velayete sahipse ikisine karşı dava açılması gerekebilir. Bu konuda somut durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargılama süreci adım adım
- Dilekçe hazırlanır. Dilekçede talep edenin çocukla ilişkisi, olağanüstü hâlin ne olduğu ve görüşmenin çocuğa nasıl katkı sağlayacağı somut olarak açıklanır.
- Görüşme düzeni önerilir. Talep edilen görüşme sıklığı, süresi ve yeri belirtilir. Ayda bir veya iki kez gündüz görüşmesi gibi ölçülü öneriler, mahkemenin değerlendirmesini kolaylaştırır.
- Deliller sunulur. Önceki ilişkiyi gösteren fotoğraflar, mesajlar, tanıklar ve varsa çocuğun bir dönem yanında kaldığını gösteren belgeler eklenir.
- Sosyal inceleme yapılır. Mahkeme genellikle uzman aracılığıyla çocuğun ve tarafların durumunu inceletir.
- Çocuk dinlenir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü alınır.
- Karar verilir. Mahkeme talebi kabul ederse görüşme günlerini, saatlerini ve teslim yerini belirler.
Hangi görüşme düzeni beklenebilir?
Kanun, üçüncü kişiler için görüşme sıklığı belirlemez. Ancak hakkın “olağanüstü hâllere” bağlanması, büyükanne ve büyükbaba için tanınan görüşmenin ana ve babanınkinden daha sınırlı olabileceğini düşündürür. Mahkeme çocuğun okul düzenini, yaşını ve velayet sahibinin aile hayatını gözeterek dengeli bir düzen kurar. Gece kalmalı görüşmeler veya uzun tatil dönemleri, ancak çocukla güçlü bir bağın varlığı gösterilirse gündeme gelebilir.
Karara uyulmazsa ne olur?
7343 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları icra dairesi yerine Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilir (5395 s.K. m.41/A). Müdürlük bulunmayan yerlerde bu görev, Adalet Bakanlığınca belirlenen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne aittir.
Kişisel ilişki kararı rızayla yerine getirilmezse hak sahibi müdürlüğe başvurabilir. Müdürlük yükümlüyle iletişime geçer, sonuç alınamazsa teslim emri gönderir (5395 s.K. m.41/C). Teslim emrine aykırı hareket eden yükümlü, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır (m.41/F-2).
Hak sahibinin de yükümlülükleri vardır. Teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde hak sahibi, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu almaya geleceğini müdürlüğe bildirmek zorundadır (m.41/C-7). Haklı bir mazeret olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez gelmezse dosya işlemden kaldırılır (m.41/C-12). Çocuğu süre sonunda belirlenen yere getirmeyen hak sahibi ise üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir (m.41/F-3).
Müdürlüğün işlemlerine karşı öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde aile mahkemesine şikâyet edilebilir (m.41/E-1). Şikâyet üzerine verilen karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna gidilebilir (m.41/E-3).
Uygulamanın ayrıntıları ve şiddet hâlinde görüşmenin nasıl yürütüleceği için 6284 kararı çocukla kişisel ilişkiyi ve velayeti nasıl etkiler yazısı da incelenebilir.
Varsayımsal örnekler
Örnek 1: Babası ölen çocuğun babaanne ve dedesi
Ali Bey trafik kazasında hayatını kaybeder. Geride eşi Merve Hanım ve beş yaşındaki kızları Defne kalır. Ali Bey’in annesi Fatma Hanım ve babası Hasan Bey, Ali Bey hayattayken Defne’yi her hafta görmektedir. Ölümden sonra Merve Hanım, eşinin ailesiyle yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle görüşmeleri tamamen keser.
Fatma Hanım ve Hasan Bey, Defne’nin oturduğu yerdeki aile mahkemesinde kişisel ilişki kurulması talebiyle dava açar. Dilekçede babanın ölümünü, önceki düzenli görüşmeleri ve Defne’nin babasının ailesiyle bağının kopmasının çocuğa etkisini anlatırlar. Mahkeme sosyal inceleme raporunu da değerlendirerek ayda iki kez gündüz görüşmesine karar verir.
Sonucu değiştiren olgu: Babanın ölümü ve önceki düzenli ilişki, olağanüstü hâlin ve çocuğun menfaatinin gösterilmesinde belirleyicidir. Fatma Hanım ve Hasan Bey Defne ile daha önce hiç ilişki kurmamış olsaydı, çocuğun menfaati yönünden talebin kabulü zorlaşırdı.
Gerekli belgeler ve işlevleri: Ölüm belgesi olağanüstü hâlin varlığını gösterir. Nüfus kayıt örneği hısımlık bağını kanıtlar. Önceki görüşmelere ait fotoğraf ve mesajlar ilişkinin geçmişini ortaya koyar. Tanık beyanları çocukla kurulan bağın niteliğini anlatır. Yerleşim yeri belgesi TMK 326’ya göre yetkili mahkemeyi belirler.
Örnek 2: Görüşmeler sırasında çocuğu velayet sahibine karşı etkileyen büyükanne
Selin Hanım ile Emre Bey boşanmış ve velayet Selin Hanım’a verilmiştir. Emre Bey’in annesi Ayten Hanım, uzun süre torunu Kerem’e baktığını belirterek kişisel ilişki talep eder. Mahkeme talebi kabul eder ve ayda bir hafta sonu görüşmesine karar verir.
Bir süre sonra Kerem görüşmelerden döndüğünde annesine karşı olumsuz sözler söylemeye başlar. Selin Hanım, Ayten Hanım’ın görüşmeler sırasında çocuğu kendisine karşı etkilediğini öne sürerek kişisel ilişkinin kaldırılmasını ister. Pedagog raporu bu iddiayı destekler. Mahkeme TMK 324 ve 325/2 uyarınca kişisel ilişkiyi kaldırır.
Sonucu değiştiren olgu: Görüşmelerin çocuğun huzurunu bozduğu ve velayet sahibiyle ilişkisini zedelediği uzman raporuyla gösterilmiştir. Böyle bir rapor ve somut olgu olmasaydı, yalnız velayet sahibinin rahatsızlığı hakkın kaldırılması için yeterli olmazdı.
Gerekli belgeler ve işlevleri: Önceki kişisel ilişki kararı mevcut düzenlemeyi gösterir. Pedagog veya psikolog raporu çocuğun huzurunun bozulduğunu ortaya koyar. Okul rehberlik servisinin görüşü çocuğun davranış değişikliğini belgeler. Mesaj ve tanık beyanları görüşmelerdeki tutumu anlatır.
Davada gerekli belgeler
| Belge | İşlevi |
|---|---|
| Nüfus kayıt örneği | Talep eden ile çocuk arasındaki hısımlık bağını gösterir |
| Ölüm belgesi (varsa) | Ana veya babanın ölümünü ve olağanüstü hâli kanıtlar |
| Boşanma ve velayet kararı (varsa) | Çocuğun velayetinin kimde olduğunu ve davalıyı belirler |
| Fotoğraf, mesaj ve video kayıtları | Çocukla önceki ilişkinin varlığını ve sürekliliğini gösterir |
| Tanık listesi | Çocukla kurulan bağın niteliğini anlatır |
| Çocuğun bir dönem yanında kaldığını gösteren belgeler | Fiilî bakımı ve güçlü bağı ortaya koyar |
| Yerleşim yeri belgesi | TMK 326’ya göre yetkili mahkemeyi belirler |
| Uzman raporları (varsa) | Görüşmenin çocuğun menfaatine etkisini değerlendirir |
Sık yapılan hatalar
Talebi yalnız kendi özlemine dayandırmak. Mahkeme çocuğun menfaatine bakar. Dilekçede görüşmenin çocuğa ne katkı sağlayacağı somut olarak anlatılmalıdır.
Karar olmadan çocuğu almak. TMK 326/3’e göre velayet sahibinin rızası olmadan ilişki kurulamaz. Habersiz görüşmeler, ileride hakkın tanınmasını zorlaştırabilir.
Aşırı geniş görüşme talep etmek. Ana ve babaya tanınan düzene benzer bir talep, olağanüstü hâl şartı karşısında kabul görmeyebilir. Ölçülü bir öneri daha gerçekçidir.
Velayet tartışmasına girmek. Kişisel ilişki davası velayetin değiştirilmesi davası değildir. Büyükanne ve büyükbabanın velayet sahibini eleştiren bir dille dava açması, çocuğun huzurunu tehlikeye sokacağı izlenimi yaratabilir. Velayetin değişmesi ise ayrı şartlara bağlıdır ve velayetin değiştirilmesi davası yazısında anlatılmıştır.
Karar sonrası yükümlülükleri ihmal etmek. Hak sahibinin kırk sekiz saat önce bildirim yapması ve çocuğu zamanında getirmesi gerekir. Bu yükümlülüklere uyulmazsa dosya işlemden kaldırılabilir veya disiplin hapsi gündeme gelebilir.
Velayet sahibinin uygunluğuna ilişkin genel değerlendirme ölçütleri çocuğun velayeti hangi durumlarda anneye verilmez yazısında ele alınmıştır. Talebin kurulmasında ve delillerin seçilmesinde bir aile hukuku avukatı ile görüşmek yararlı olabilir.
Sık sorulan sorular
Büyükanne ve büyükbaba torunla görüşme davası açabilir mi?
Evet. TMK 325’e göre olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygunsa, kişisel ilişki hakkı özellikle hısımlara tanınabilir. Büyükanne ve büyükbaba bu hısımların başında gelir.
Olağanüstü hâl şartı neden aranır?
Kanun ana ve babanın kişisel ilişki hakkını kural olarak tanır. Diğer kişiler için ise ilişkinin ayrıca korunmasını gerektiren özel bir durum arar. Ana veya babanın ölümü ya da çocuğun uzun süre büyükanne yanında kalması bu durumlara örnek gösterilebilir.
Teyze, amca veya kardeşler de dava açabilir mi?
Evet. TMK 325 “özellikle hısımlar” ifadesini kullanır. Teyze, hala, amca, dayı ve kardeşler de olağanüstü hâlin varlığını ve çocuğun menfaatini göstererek talepte bulunabilir.
Dava hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. TMK 326’ya göre çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Mahkeme kararı olmadan torunumu görebilir miyim?
Velayet sahibi izin verirse görebilirsiniz. Ancak TMK 326/3’e göre düzenleme yapılıncaya kadar velayet sahibinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.
Çocuğun görüşü dikkate alınır mı?
Evet. Mahkeme çocuğun menfaatini değerlendirirken ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünü de dikkate alır. Uygulamada uzman incelemesine başvurulabilir.
Büyükanneye tanınan görüşme ana ve babanınkiyle aynı olur mu?
Kanun bir sıklık öngörmez. Ancak hakkın olağanüstü hâle bağlanması nedeniyle görüşmeler genellikle daha sınırlı belirlenir. Mahkeme çocuğun düzenini ve velayet sahibinin aile hayatını gözetir.
Kararla tanınan görüşme hakkı kaldırılabilir mi?
Evet. TMK 325/2 ana ve babaya ilişkin sınırlamaların kıyasen uygulanacağını söyler. Çocuğun huzuru tehlikeye girerse veya hak yükümlülüklere aykırı kullanılırsa kişisel ilişki kaldırılabilir (TMK 324).
Velayet sahibi karara uymazsa ne yapılır?
Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulur (5395 s.K. m.41/C). Teslim emrine aykırı davranan yükümlü, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.
Anne ve baba birlikteyken büyükanne dava açabilir mi?
Kanun bunu yasaklamaz, ancak olağanüstü hâl şartı bu durumda daha zor gerçekleşir. Ana ve babanın birlikte ve çocuğun yararına karar verdiği bir ailede, büyükanne ile görüşmenin kesilmesinin çocuğa zarar verdiğinin somut olarak gösterilmesi gerekir.
Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
Sonuç
Büyükanne, büyükbaba ve diğer yakınlar, ana ve baba gibi kendiliğinden bir görüşme hakkına sahip değildir. Ancak TMK 325, olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygunsa bu kişilere de kişisel ilişki hakkı tanınmasına imkân verir. Talebin başarısı, ilişkinin çocuk için taşıdığı anlamın somut delillerle gösterilmesine bağlıdır. Ana veya babanın ölümü, çocuğun uzun süre yakınlar yanında kalması ve önceki düzenli ilişki bu değerlendirmede öne çıkar. Karar alındıktan sonra hak sahibinin de yükümlülüklere uyması, tanınan hakkın korunması için en az talep kadar önemlidir.

