TCK 160 Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu

Kanun Maddesi
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf Madde 160 – (1) Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Maddenin Gerekçesi
“Kaybedilmiş olması nedeniyle sahibinin zilyetliğinden çıkmış olan eşyayı ele geçiren kişi, bunu iade etmek veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmek yükümlülüğü altındadır. Aynı yükümlülük, bir şeyi hata sonucu ele geçiren kişi açısından da söz konusudur. Madde metninde, bu yükümlülüğe aykırı davranarak, eşya üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunulması, suç olarak tanımlanmıştır. Ancak, bu suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma, şikâyete bağlı tutulmuştur.”
Gerekçeden çıkan iki temel fikir: (i) cezalandırılan asıl davranış, faile yüklenen iade / bildirim yükümlülüğüne aykırı olarak eşyaya malik gibi el konulmasıdır; (ii) suç bütünüyle şikâyete bağlı kılınarak takibi mağdurun iradesine bırakılmıştır.
Korunan Hukuki Değer ve Suçun Hukuki Niteliği
Korunan hukuki değer. Suç, TCK’nın “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer alır; korunan hukuki yarar mülkiyet hakkı ve malikin eşya üzerindeki malvarlığı menfaatidir. Zilyetlik burada bağımsız değil, mülkiyeti koruyan bir araç olarak değer görür.
Hukuki niteliği ve hırsızlıktan farkı. Suçun ayırt edici özelliği, eşyanın fiil anında malikin egemenlik (hâkimiyet) alanı dışına çıkmış olmasıdır. Hırsızlıkta (TCK m.141) taşınır mal hâlâ malikin egemenlik alanındayken bulunduğu yerden alınır; TCK m.160’ta ise eşya, failin hiçbir eylemi olmaksızın — kaybolma veya bir hata sonucu — zaten malikin hâkimiyet alanından çıkmış durumdadır. Bu ayrım, iki suç arasındaki en kritik nitelendirme farkıdır ve pratikte suç vasfının belirlenmesinde belirleyicidir.
| Ölçüt | TCK m.160 | Hırsızlık (TCK m.141) |
|---|---|---|
| Eşyanın konumu | Malikin egemenlik alanı dışında (kaybolmuş / hata ile ele geçmiş) | Malikin egemenlik alanı içinde |
| Failin eyleme başladığı an | Eşya zaten sahibinin elinden çıkmış | Faile eşyayı alma/ayırma eylemi |
| Takip | Şikâyete bağlı | Re’sen (uzlaştırmaya tabi – CMK m.253/1-b-6) |
| Ceza | Bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası | Daha ağır (m.141’de düzenlenen çerçeve) |
Maddi Unsur, Hareket ve Netice
Suçun konusu. Belirli vasıflara sahip taşınır (menkul) eşyadır. Konu iki tipte olabilir:
- Kaybedilmiş eşya: Malikinin/zilyedinin iradesi dışında elinden çıkmış ve nerede olduğu bilinmeyen eşya.
- Hata sonucu ele geçmiş eşya: Kaza veya tesadüf sonucu, failin hâkimiyetine geçen eşya.
Buna karşılık unutulmuş eşya (yerinin bilindiği veya tahmin edilebildiği, her an geri alınabilecek eşya) ile terk edilmiş eşya (malikin mülkiyet hakkından vazgeçerek bıraktığı eşya) bu suçun konusunu oluşturmaz. Ayırt edici nokta, malikin mülkiyet hakkını koruma iradesinin sürüp sürmediğidir.
Hareket unsuru. Suç, seçimlik hareketlidir. Fail; eşyayı iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, eşya üzerinde “malik gibi tasarrufta” bulunmalıdır. Malik gibi tasarruf; kullanma, tüketme, satma, devretme, saklama gibi mülkiyet yetkisinin fiilen kullanılması biçiminde ortaya çıkar. Yalnızca eşyayı bulup elde tutmak değil, ona sahiplenircesine tasarruf etmek aranır.
Netice. Suç, failin malik gibi tasarruf davranışını gerçekleştirmesiyle tamamlanır; iade/bildirim yükümlülüğünün ihlali suçun çekirdeğini oluşturur.
Fail, Mağdur ve Manevi Unsur
Fail. Suç özgü (mahsus) suç değildir; kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşyayı ele geçirip üzerinde malik gibi tasarrufta bulunan herkes fail olabilir.
Mağdur. Eşya üzerinde mülkiyet hakkı bulunan kişidir (malik). Zilyetliğini kaybeden malik, suçun mağdurudur.
Manevi unsur. Suç kastla işlenir; taksirle işlenemez. Failin, elindeki eşyanın kaybedilmiş ya da hata sonucu kendisine geçmiş bir eşya olduğunu bilmesi ve buna rağmen malik gibi tasarrufta bulunmayı istemesi gerekir. Failin eşyanın “yitirilmiş/kaybolmuş mal” olduğu bilinci, suçun sübutu açısından belirleyicidir; eşyanın gerçekten kaybolmuş sayılıp sayılmayacağı da bu bilinçle birlikte değerlendirilir.
Nitelikli Hâller
TCK m.160, nitelikli hâl (ağırlaştırıcı veya hafifletici) içermeyen tek fıkralık bir düzenlemedir. Maddede cezayı artıran ya da azaltan özel bir hâl öngörülmemiştir. Bu nedenle:
- Cezanın somutlaştırılması, TCK m.61’deki genel temel ceza belirleme ilkelerine göre yapılır.
- Genel hükümlerdeki indirim/artırım kurumları (örneğin haksız tahrik, yaş küçüklüğü, teşebbüs, iştirak, takdiri indirim) uygulanabilir; ancak bunlar maddeye özgü nitelikli hâl değildir.
Teşebbüs, İştirak ve İçtima
Teşebbüs. Suç, malik gibi tasarruf davranışının icrasıyla tamamlandığından, hareketin bölünebildiği hâllerde (örneğin eşyayı satma sürecinin icrai hareketlere başlanıp elde olmayan nedenlerle tamamlanamaması) teşebbüs teorik olarak mümkün görülebilir. Ancak salt eşyayı bulup elinde bulundurma, henüz malik gibi tasarruf niteliği taşımadığından tek başına icra hareketi sayılmaz; bu nedenle teşebbüs uygulaması sınırlıdır.
İştirak. Maddede özel bir düzenleme yoktur; TCK’nın genel iştirak hükümleri (m.37-41 – faillik, azmettirme, yardım etme) uygulanır. Nitekim uygulamada birden fazla sanık hakkında aynı fiil nedeniyle dava açıldığı görülmektedir (aşağıda 5. Ceza Dairesi kararı).
İçtima.
- Hırsızlıktan ayrım: Eşya malikin egemenlik alanındaysa fiil hırsızlığa, dışındaysa TCK m.160’a girer; ikisi aynı fiil için birlikte oluşmaz.
- Güveni kötüye kullanma (m.155) ile ayrım: Güveni kötüye kullanmada eşya faile hukuka uygun ve iradi biçimde tevdi edilmiştir; TCK m.160’ta ise fail eşyayı kaybolma/hata yoluyla ele geçirmiştir.
- Farklı eşyalara veya farklı zamanlara ilişkin fiillerde koşulları varsa zincirleme suç (TCK m.43) gündeme gelebilir.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Soruşturma Usulü
Şikâyet. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır (madde metni). TCK m.73/1’e göre, yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, TCK m.73/2 uyarınca “şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden” başlar (zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla). Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür (TCK m.73/4).
Uzlaştırma. TCK m.160, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç olduğundan, CMK m.253/1-a uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. CMK m.253/3’te uzlaştırma dışı bırakılan suçlar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret) arasında yer almadığından, TCK m.160 için uzlaştırma, kamu davası açılmasından önce başvurulması zorunlu bir usul aşamasıdır. Uzlaştırma girişimi yapılmadan iddianame düzenlenmesi, esasa girmeden dosyanın iadesi sonucunu doğurur.
Soruşturma usulü ve basit yargılama. Suç, cezasının üst sınırı itibarıyla asliye ceza mahkemesinde basit yargılama usulüne (CMK m.251 vd.) tabi tutulabilmektedir. Uygulamada TCK m.160/1 suçunun basit yargılama usulüyle karara bağlandığı ve bu usule özgü kanun yolu/indirim kurallarının (CMK m.251/3 uyarınca 1/4 indirim, m.252 uyarınca itiraz) titizlikle uygulanması gerektiği görülmektedir (aşağıdaki Yargıtay kararları).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Asliye Ceza Mahkemesi (ağır ceza mahkemesinin görev alanı dışında kaldığından) | 5235 s.K. genel görev; uygulamada TCK 160/1 davaları Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir |
| Yetkili mahkeme | Suçun işlendiği yer mahkemesi | CMK m.12/1 |
CMK m.12/1 açıktır: “Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.” Farklı yer mahkemeleri arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı doğduğunda, yargı yeri Yargıtay ilgili ceza dairesince belirlenir (aşağıda 5. Ceza Dairesi kararı).
Yaptırım ve Zamanaşımı
Yaptırım. TCK m.160’ta ceza seçimliktir: bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası. Hâkim, TCK m.61 çerçevesinde bu iki seçenekten birini belirler. Hapis seçilir ve kısa süreli hapse hükmedilirse, TCK m.50/3’teki koşullar (daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak vb.) varsa cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunludur.
Dava zamanaşımı. Suçun cezası beş yıldan fazla olmadığından, TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır. Seçimlik cezalı suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır (TCK m.66/4). Zamanaşımı, tamamlanmış suçta suçun işlendiği günden işlemeye başlar (TCK m.66/6).
Şikâyet süresi. Ayrıca ve dava zamanaşımından bağımsız olarak, altı aylık şikâyet süresi de gözetilir (TCK m.73/1).
| Yaptırım / süre | İçerik | Dayanak |
|---|---|---|
| Ceza | Bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası (seçimlik) | TCK m.160/1 |
| Şikâyet süresi | 6 ay (fiil ve failin öğrenildiği günden) | TCK m.73/1-2 |
| Dava zamanaşımı | 8 yıl | TCK m.66/1-e, m.66/4 |
| Kısa süreli hapsin çevrilmesi | Koşulları varsa zorunlu | TCK m.50/3 |
Doğrulanmış Yargıtay Kararları ve Uygulaması
Aşağıdaki kararlar TCK m.160 suçuna ilişkin olarak bu araştırma kapsamında karar metinleri üzerinden doğrulanmıştır (2026 tarihli, güncel uygulama).
a) Cezanın bireyselleştirilmesi – kısa süreli hapsin seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunluluğu TCK m.160/1’den mahkûmiyette, sanık hakkında hükmedilen 25 günlük kısa süreli hapsin, sanığın daha önce hapis cezasına mahkûmiyeti bulunmadığından TCK m.50/3 uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu; ayrıca basit yargılama usulünde CMK m.251/3 gereği 1/4 oranındaki indirimin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayin edilemeyeceği belirtilerek karar kanun yararına bozulmuştur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2026/1663 E., 2026/4820 K. (24.03.2026)
b) Basit yargılama usulü, tebligat ve itiraz mercii TCK m.160/1 ve m.52/2 uyarınca adlî para cezasına hükmedilen basit yargılama davasında, gerekçeli kararın sanığa tebliğine ilişkin mazbatanın usulsüz olduğu; bu nedenle sanığın dilekçesinin süresinde verilmiş itiraz olarak kabulü ve itirazın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle karar kanun yararına bozulmuştur. Karar, TCK m.160 davalarında basit yargılama usulüne özgü tebligat ve itiraz kurallarının önemini göstermektedir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2026/3163 E., 2026/8369 K. (05.05.2026)
c) Yetkili mahkemenin belirlenmesi (yetki uyuşmazlığı) Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan birden fazla sanık hakkında açılan yargılamada, iki asliye ceza mahkemesi arasında doğan olumsuz yetki uyuşmazlığı incelenmiş; iddianamedeki olay anlatımı ve suçun niteliği gözetilerek verilen yetkisizlik kararı kaldırılmış ve yargı yeri belirlenmiştir. Karar, CMK m.12 çerçevesinde yetkili mahkemenin nasıl saptandığını göstermektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2026/2878 E., 2026/4873 K. (12.03.2026)
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Bulduğum eşyayı kullanırsam suç işlemiş olur muyum?
Eşya kaybolmuş ya da hata sonucu elinize geçmişse ve siz iade etmeden veya yetkili mercilere bildirmeden malik gibi (kullanma, satma, tüketme) tasarrufta bulunursanız, TCK m.160 kapsamında suç oluşabilir.
Bu suç hırsızlıktan farklı mı?
Evet. Ayrım eşyanın konumundadır: eşya hâlâ malikin egemenlik alanındayken alınırsa hırsızlık; eşya zaten sahibinin elinden (kaybolma/hata ile) çıkmışsa TCK m.160 gündeme gelir.
Cezası nedir?
Bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası. İki yaptırım seçimliktir; hangisinin uygulanacağını mahkeme belirler.
Şikâyet olmadan dava açılır mı?
Hayır. Suç şikâyete bağlıdır; mağdur, fiili ve faili öğrendiği günden itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunmalıdır.
Uzlaştırmaya tabi mi?
Evet. Şikâyete bağlı bir suç olduğundan CMK m.253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır ve dava açılmadan önce uzlaştırmaya başvurulması zorunludur.
Şikâyetten vazgeçersem ne olur?
Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme davayı düşürür (TCK m.73/4).
Zamanaşımı kaç yıl?
Dava zamanaşımı 8 yıldır (TCK m.66/1-e).
Hangi mahkeme bakar?
Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi, yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m.12).
Av. İltan Ekmekçioğlu



