Cebir suçu TCK 108

Madde Metni
(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.
Cebir suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 108. maddesinde, hürriyete karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Suçun temelinde, kişinin serbest iradesinin fiziki güç kullanılarak baskı altına alınması yer alır. Fail, mağdura karşı bedensel güç uygular ve onu bir şeyi yapmaya, yapmamaya veya kendisinin bir davranışı gerçekleştirmesine müsaade etmeye zorlar.
Türk Ceza Kanunu’nun 108. maddesi, cebir suçunu düzenleyen özel bir suç tipidir. Cebir; bir kimseyi belirli bir davranışa yönlendirmek, davranışından vazgeçirmek ya da kendi iradesiyle yapmayacağı bir şeye katlanmaya zorlamak amacıyla fiziksel güç kullanılmasıdır. Bu tanımıyla cebir suçu, hem bireyin vücut dokunulmazlığını hem de irade özgürlüğünü güvence altına alan karma ve çok katmanlı bir koruma işlevi üstlenmektedir.
TCK m.108’in sistemdeki yeri incelendiğinde maddenin, kişi özgürlüğü ve güvenliğine karşı suçlar başlığı altında yer aldığı görülmektedir. Kanun koyucu, cebir suçunun cezası bakımından doğrudan kasten yaralama hükümlerine (TCK m.86 vd.) atıf yapmayı tercih etmiştir. Bu teknik tercih, suçun hangi ceza aralıklarına tabi olacağını belirleyen temel koordinattır; aynı zamanda TCK 108 kasten yaralama atfı kavramını uygulamada en sık karşılaşılan tartışma eksenine taşımaktadır.
TCK 108 cebir suçu, günümüz ceza yargılaması pratiğinde aile içi şiddet olayları, iş yeri baskı ve yıldırma eylemleri, alacak-tahsilat süreçlerindeki zorlama girişimleri ile sokak kavgaları gibi çok geniş bir yelpazede karşılaşılan bir suç tipidir. Savunma avukatları, savcılar ve hâkimler açısından cebir suçunun unsurları, sınırları ve diğer suç tipleriyle ilişkisi büyük önem taşımaktadır.
Aşağıda TCK 108 cebir suçu; maddi unsur, manevi unsur, teşebbüs, iştirak, içtima, uzlaşma, görevli mahkeme ve yaptırım başlıkları altında uygulamaya yönelik somut örneklerle ele alınmaktadır.
1. Maddi Unsur
Bir suçun maddi unsuru, o suçun dış dünyada gözlemlenebilen ve kanunun öngördüğü objektif şartlar bütününü kapsar. TCK 108 cebir suçunun maddi unsuru dört alt bileşenle çözümlenmektedir: fail, mağdur, hareket ve sonuç. Bu bileşenlerin tamamı aynı olayda bir arada gerçekleşmedikçe cebir suçu oluşmaz.
Fail
TCK m.108, özgü suç niteliği taşımadığından cebir suçunun faili olabilmek için belirli bir sıfat, unvan ya da mesleki yetki aranmamaktadır. Fiil ehliyetine sahip her gerçek kişi bu suçu işleyebilir. Kamu görevlisi de, sıradan bir vatandaş da cebir suçunun faili olabilir. Bununla birlikte kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak gerçekleştirdiği cebir eylemleri, kimi durumlarda TCK m.256 (zor kullanma yetkisinin aşılması) ya da m.265 gibi özel suç tipleriyle kesişebilir.
Failin tüzel kişi olamayacağı, suç ortaklığı halinde birden fazla gerçek kişinin fail ya da şerik sıfatıyla sorumlu tutulabileceği ve yaş küçüklüğü ile akıl hastalığının kusur yeteneğini etkileyebileceği her zaman göz önünde tutulmalıdır. Özellikle birden fazla kişi tarafından cebir uygulanması hali, TCK m.86/3-c kapsamında nitelikli hal sayılmakta ve cezayı doğrudan artırmaktadır.
Mağdur
TCK 108 cebir suçunun mağduru, fiziksel güç eyleminin doğrudan üzerinde uygulandığı gerçek kişidir. Tüzel kişiler bu suçun mağduru olamaz. Mağdurun failin tanıdığı biri olması gerekmez; yabancı bir kişi de mağdur olabilir.
Mağdurun belirli nitelikleri taşıması farklı suç tiplerini devreye sokar. Kamu görevlisine karşı cebir kullanımı TCK m.265 kapsamında değerlendirilir. Aile bireylerine yönelik cebir eylemleri ise TCK m.86 ile birlikte 6284 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde de işleme tabi tutulabilir; bu durum özellikle aile içi cebir TCK 108 aramasıyla karşılaşılan vakaların büyük bölümünü oluşturmaktadır.
Hareket: Cebrın Fiziksel Niteliği
TCK m.108’in özünü oluşturan hareket unsuru cebirdir. Cebir nedir? sorusunun hukuki yanıtı şudur: mağdurun vücuduna uygulanan fiziksel güç ve maddi zorlamadır. Bu güç; itme, tutma, sıkıştırma, vurma, bağlama, yere yatırma, eşyayla darbetme ya da ilaç/uyuşturucu içirme gibi bedensel etki yaratan her türlü eylemle gerçekleştirilebilir.
Cebrın fiziksel niteliği, onu TCK m.106’da düzenlenen tehditten ayırt eden temel özelliktir. Cebir ve tehdit farkı şöyle özetlenebilir: tehdit, geleceğe dair zarar görme korkusu üzerine kurulu sözlü ya da yazılı bir beyanken; cebir, anlık, fiilî ve bedensel bir etkileşimi gerektirir. Salt psikolojik baskı, duygusal zorlama ya da yoğun sözel şiddet, cebir suçu kapsamında değil, tehdit hükümleri ya da özel düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilir.
Cebrin varlığı ve yoğunluğu tıbbi raporlar, tanık beyanları ve olay yeri incelemeleriyle ispatlanır. Mahkeme uygulamasında cebir suçunun maddi unsurunu kanıtlamada adli tıp raporu kritik belirleyici unsur olmakta; raporun fiilin niteliğini ve yoğunluğunu kapsamlı biçimde ortaya koyması beklenmektedir.
Sonuç: Failin Güttüğü Amaç
Kanun metni, TCK 108 cebir suçunun oluşabilmesi için failin belirli bir amaca yönelik hareket etmesini öngörmektedir. Bu amaç üç biçimde tezahür edebilir: mağdurun bir şeyi yapması; mağdurun bir şeyi yapmaması; ya da failin veya üçüncü bir kişinin bir şey yapmasına mağdurun katlanması (müsaade etmesi). Failin amacına ulaşmış olması suçun tamamlanması için şart değildir; cebir suçu, cebrin uygulandığı anda tamamlanmış sayılır.
Amacın gerçekleşmesi yalnızca cezayı ağırlaştırabilecek bir nitelikli hal olabilir. Bu nedenle cebir suçunda sonuç kavramı, kasten yaralama ile kıyaslandığında özgün bir anlam taşır: mağdurun vücut bütünlüğünde iz kalmaması dahi tek başına suçun oluşmadığı anlamına gelmez.
Örnekler
Örnek 1 — Senet İmzalatma Amacıyla Cebir: Alacaklı F, borçlu M’yi köşeye sıkıştırıp kollarını tutarak masaya iter ve senet imzalatır. Failin hareketi fiziksel güç (tutma, itme) ile belirli bir amaca (senet imzalatma) yönelik olduğundan TCK m.108 cebir suçunun maddi unsuru tamamen gerçekleşmiştir. Senedin imzalanmış olması amacın gerçekleşmesi nedeniyle cezayı ağırlaştırabilir.
Örnek 2 — Bir Şeyi Yapmaması Amacıyla Cebir: Eşinin evden ayrılmasını istemeyen F, her gitmek istediğinde kapının önüne geçerek M’yi geri ittirmektedir. Failin amacı mağdurun bir şeyi yapmamasını sağlamaktır. Tekrarlayan fiziksel müdahale, aile içi cebir TCK 108 kapsamında sistematik cebir oluşturur; aynı zamanda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı da talep edilebilir.
Örnek 3 — Müsaade Ettirme Amacıyla Cebir: İşyerinde kasayı açmakla yükümlü M’yi itmek suretiyle kolunu büken F, kasayı açtırmak amacıyla cebir suçunu işlemektedir. Suç tamamlanmıştır; kasanın gerçekten açılıp açılmaması cebir suçunun oluşumu bakımından değil, yaptırımın belirlenmesi bakımından önem taşır.
2. Manevi Unsur (Fail, Mağdur, Hareket-Sonuç)
TCK 108 cebir suçunun manevi unsuru, failin iç dünyasındaki bilgi ve irade durumunu kapsar. Failin kastı, kastın yönü, mağdurun manevi konumu, hareket ile sonuç arasındaki öznel bağ ve hata hükümlerinin uygulanabilirliği bu başlık altında incelenmektedir.
Failin Kastı: Çift Katmanlı Bilinç Zorunluluğu
TCK m.108, yalnızca doğrudan kasıtla işlenebilen bir suçtur; olası kasıt bu suçu karşılamaya yetmez. Cebir suçunda kasıt iki düzeyde kurulmak zorundadır:
- Birinci düzey kast: Failin mağdura fiilen fiziksel güç uyguladığının bilincinde olması. Kazara gerçekleşen fiziksel temas bu düzeyi karşılamaz.
- İkinci düzey kast (amaç kastı): Failin söz konusu fiziksel gücü, mağduru belli bir davranışa yönlendirmek amacıyla bilinçli olarak kullanıyor olması.
Bu iki düzeyin birlikte mevcut olmaması halinde TCK 108‘in özel kastı eksik kalır; eylem yalnızca kasten yaralama (TCK m.86) ya da taksirle yaralama (TCK m.89) olarak değerlendirilebilir.
Amaç Kastının Önemi: Cebir Suçunun Kasten Yaralamadan Ayrışması
Kasten yaralama ile cebir suçu arasındaki en kritik ayrım noktası, failin kastının yönüdür. Kasten yaralamada fail, mağdurun vücut bütünlüğünü bozmayı doğrudan kastetmektedir. Cebir suçunda ise fiziksel güç araçsal bir işlev üstlenir: kendi başına bir amaç değil, belirli bir sonucu elde etmek için kullanılan araçtır. Cebir suçunda kasten yaralama atfı tam da bu noktada devreye girer; cezalandırma rejimi kasten yaralama hükümlerine bağlanır, fakat kastın yönü itibariyle iki suç ayrıdır.
Mahkeme; failin cebir öncesindeki ve sırasındaki sözlerini, taraflar arasındaki geçmiş ilişkiyi ve fiziksel gücün ne zaman uygulandığını göz önünde bulundurarak cebir suçundaki kastı tespit etmelidir. Uygulamada bu değerlendirme çoğu zaman beraat ile mahkûmiyet arasındaki çizgiyi belirlemektedir.
Mağdurun Konumu: Rıza ve Geçersizliği
Mağdurun özgür iradesiyle rıza göstermesi, cebir suçunu ortadan kaldırır. Ancak burada ‘özgür irade’ standardı belirleyicidir. Önceki tehditlerden, korkudan, ekonomik bağımlılıktan ya da psikolojik baskıdan kaynaklanan görünürdeki onay, hukuken geçerli rıza sayılmaz. Cebir suçunda mağdurun rızası, gerçek ve özgür olup olmadığı her olayın kendine özgü koşulları içinde değerlendirilir.
Hareket-Sonuç Arasındaki Öznel Bağ
Failin kastı, uyguladığı fiziksel güç ile elde etmek istediği sonuç arasında bilinçli bir bağ kurulmasını gerektirir. Anlık refleks tepkileri, tartışmanın içinde kendiliğinden gelişen eylemler ya da tesadüfi temas, cebir suçunun amaç kastını karşılamaz; bu tür durumlarda TCK m.86 kasten yaralama devreye girer.
Hata (TCK m.30) ve Cebir Suçu
Failin hata içinde bulunması cebir suçundaki manevi unsuru doğrudan etkileyebilir. Başlıca hata halleri:
- Maddi unsurda hata (m.30/1): Failin kastının hedefinde yanılması; örneğin eylemin başkasına yönelik olduğunu sanarak hareket etmesi.
- Hukuka uygunluk nedenlerinde hata (m.30/3): Failin meşru savunma cebir kapsamında hareket ettiğini kaçınılmaz biçimde zannederek uyguladığı cebirden yararlanması.
- Haksızlık bilincinde hata (m.30/4): Failin eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmediğine ilişkin kaçınılmaz hata, cebir suçundan beraat sonucunu doğurur.
Örnekler
Örnek 1 — Kastın Tespitinde Sözel Bağlam: F, tartıştığı M’yi iterek yere düşürmüş; ardından M’den yazılı taahhüt almak istemiştir. Mahkeme, itme eyleminin taahhüt alma amacıyla yapıldığını saptarsa cebir suçundaki amaç kastı kurulmuş olur ve TCK m.108 uygulanır.
Örnek 2 — Rızanın Geçersizliği: İşyerinde mobbinge maruz kalan M, patronu F’nin her baskısında ‘tamam yapacağım’ demektedir. Kronik psikolojik baskı ve iş güvencesi kaybı korkusundan beslenen bu onay, cebir suçunda geçerli rıza sayılmaz; F’nin fiziksel baskısı iş yerinde cebir suçunu oluşturur.
Örnek 3 — Kaçınılmaz Hata (m.30/3): Gece karanlığında kiracısının evine zorla girdiğini düşündüğü kişiye karşı savunma amacıyla onu geri iten F, aslında anahtar karıştıran komşusunu itmektedir. Yanılgının somut koşullarda kaçınılmaz olduğu saptanırsa TCK m.30/3 uyarınca ceza verilmez.
3. Teşebbüs
TCK m.35’e göre teşebbüs; kişinin bir suç işlemeye kastederek elverişli hareketlerle icrasına başlamış fakat elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış olmasıdır. Cebir suçunda teşebbüs mümkün olmakla birlikte, suçun anlık icra yapısı nedeniyle uygulamada nispeten daha az karşılaşılan bir kategoridir.
Teşebbüsün Mümkün Olup Olmadığı
TCK 108 cebir suçu anlık bir hareketle tamamlanabileceğinden, cebir suçuna teşebbüs için gereken ‘elverişli icra hareketine başlama’ standardının somutlaştırılması önem taşır. Mağdurun kaçması, üçüncü kişilerin müdahalesi ya da failin fiziksel olarak engellenmesi durumlarında suç teşebbüs aşamasında kalır. Hazırlık hareketleri ise teşebbüs kapsamı dışındadır; cezalandırılmaz.
Cebir suçunda icra hareketi sınırı şu ölçüte göre belirlenir: failin mağdura doğru yönelip onun üzerinde fiziksel etki yaratmaya elverişli bir harekete girişmesi. Mağdura yumruk atmak için kolu kaldırmak icra hareketi sayılabilirken, kapıya doğru sıradan yürüyüş çoğunlukla hazırlık hareketi niteliği taşır.
Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36)
Fail, icra hareketlerine başladıktan sonra kendi iradesiyle cebrinden vazgeçerse gönüllü vazgeçme hükümleri devreye girer ve teşebbüs cezası uygulanmaz. Ancak bu aşamaya kadar gerçekleştirilen hareket başlı başına bir suç oluşturuyorsa (örn. elbiseyi yırtma) o suçtan sorumluluk devam eder.
Uygulamada cebir suçunda gönüllü vazgeçme, failin ilerlemesini bağımsız bir iradeyle durdurup durdurmadığı ya da dışsal bir engel nedeniyle eylemini sonlandırıp sonlandırmadığı sorusuna bağlıdır. Mahkeme bu ayrımı her olayın bütünü içinde değerlendirir.
Teşebbüste Ceza İndirimi (m.35/2)
Cebir suçuna teşebbüs halinde TCK m.35/2 uyarınca işlenen suça göre belirlenen cezadan dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim yapılır. TCK 108 kasten yaralama atfı nedeniyle teşebbüs indiriminin uygulanacağı temel ceza, kasten yaralama suçunun gerektirdiği ceza üzerinden hesaplanır. Haksız tahrik (m.29) gibi ek indirim nedenlerinin de mevcut olması halinde önce tahrik indirimi, ardından teşebbüs indirimi uygulanır.
Teşebbüs ve Diğer Kurumların Birlikte Uygulanması
Cebir suçuna teşebbüs eden failin aynı zamanda yaş küçüklüğü (m.31), akıl hastalığı (m.32) ya da cebir-tehdit altında bulunma (m.28) halleri de söz konusuysa, önce ilgili kurum uygulanır; ardından teşebbüs indirimi tatbik edilir.
Örnekler
Örnek 1 — Müdahaleyle Engellenen Teşebbüs: F, çalışan M’yi istifa dilekçesi imzalamaya zorlamak için kolunu bükmek üzere yaklaşırken aralarına giren müdür K engeller. İcra hareketi başlamış fakat failin elinde olmayan nedenle tamamlanamamıştır. Cebir suçuna teşebbüs nedeniyle TCK m.35 uygulanır; ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirimle belirlenir.
Örnek 2 — Gönüllü Vazgeçme: F, komşusu M’ye senet imzalatmak için silahını çeker; M’nin ağlamaya başladığını görünce ‘yapamam’ diyerek geri çekilir. Failin ilerlemesini durduran etkenin içsel (irade) olduğu kabul edilirse TCK m.36 gönüllü vazgeçme uygulanır; teşebbüs cezası verilmez. Ancak bu aşamaya kadar gerçekleşen silahla tehdit (TCK m.106/2) fiilinden sorumluluk sürer.
Örnek 3 — Haksız Tahrik + Teşebbüs Birleşimi: Sürekli hakaret eden komşusunu zorla özür diletmeye teşebbüs eden F, itmek için kolunu kaldırmışken güvenlik kameralarını fark ederek geri adım atar. Hem haksız tahrik indirimi (m.29) hem teşebbüs indirimi (m.35/2) uygulanabilir; önce tahrik, ardından teşebbüs indirimi hesaplanır.
4. İştirak
CK m.37-40 arasında düzenlenen iştirak hükümleri, birden fazla kişinin bir suçun işlenmesine katılması halinde her birinin nasıl sorumlu tutulacağını belirler. Cebir suçunda iştirak, özellikle tahsilat baskısı, toplu zorlama ve organize zorbalık olaylarında sıklıkla karşılaşılmaktadır.
Birlikte Faillik (m.37/1)
Birden fazla kişinin birlikte cebir uygulaması halinde birlikte faillik söz konusudur. Her birlikte failin suçun işlenmesinde işlevsel hâkimiyet payı bulunmalıdır; salt orada bulunmak yetmez. Cebir suçunda birlikte failliğin tipik görünümleri: mağduru farklı yönlerden sıkıştırmak, biri tutarken diğerinin baskı uygulaması ya da biri psikolojik tehdit yaratırken diğerinin fiziksel müdahalede bulunması.
Birlikte faillik halinde, TCK m.86/3-c kapsamındaki ‘birden fazla kişi tarafından yaralama’ nitelikli hali devreye girer ve iki yıldan az olmamak üzere ceza uygulanır. Bu nitelikli hal, cebir suçu cezasını doğrudan artıran önemli bir unsurdur.
Azmettirme (m.38)
Başkasını cebir suçu işlemeye ikna eden kişi, azmettiren sıfatını taşır ve failin cezasıyla eşit cezaya çarptırılır. Cebir suçunda azmettirme, özellikle alacak tahsilatı süreçlerinde organize edilen baskılarda ve arsa/taşınmaz uyuşmazlıklarında sıklıkla gündeme gelmektedir. Suç kararını pekiştirmek ya da mevcut karara destek olmak azmettirme sayılmaz.
Yardım Etme (m.39)
Cebir suçunun işlenmesine yardımcı olan kişi, indirimli ceza alır. Cebir suçuna yardım etme biçimleri: gözetleme yapmak, mağdurun kaçış yolunu kapatmak, mekân hazırlamak, araç tahsis etmek. Maddi yardım ve manevi yardımın (cesaret vermek, suç kararını pekiştirmek) sınırı her olayda ayrıca değerlendirilir.
Şahsi Nedenler ve İştirak (TCK m.40)
TCK m.40/3 uyarınca şahsi cezasızlık ya da indirim nedenleri yalnız o nedeni taşıyan şerik bakımından sonuç doğurur. Cebir suçunda iştirak açısından önemli sonuçlar:
- Haksız tahrik (m.29) yalnız tahriki bizzat yaşayan faile uygulanır; olayı dışarıdan organize eden şerik bu indirimden yararlanamaz.
- Yaş küçüklüğü (m.31) veya akıl hastalığı (m.32) yalnız ilgili şerikin cezasını etkiler; birlikte failin cezasını değiştirmez.
- Cebir-tehdit altında bulunma (m.28) salt o kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırır; diğer şerikler tam ceza alır.
Kusur Yeteneği Olmayan Kişiyi Araç Kullanma (m.37/2)
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya cebir-tehdit nedeniyle kusur yeteneği bulunmayan kişi, başkası tarafından cebir suçunun icrasında araç olarak kullanılırsa, kullanan kişi suçun faili sayılır ve cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Bu hüküm özellikle çocukların ya da akıl hastalarının başkalarına cebir uygulamaya yönlendirildiği vakalarda uygulama alanı bulur.
Örnekler
Örnek 1 — Birlikte Faillik — Tahsilat Baskısı: F1 ve F2, borçlu M’yi işyerinde köşeye sıkıştırır; F1 tutar, F2 senet imzalatır. Her ikisi de cebir suçunda birlikte faildir; TCK m.86/3-c kapsamındaki nitelikli hal nedeniyle ceza artırımlı uygulanır. Tahsilatı organize eden F3 ise azmettiren olarak aynı ceza oranıyla sorumludur.
Örnek 2 — Yardım Etme — Gözetleme: F cebir uygularken koridor girişini kapatan Y, cebir suçuna yardım eden sıfatıyla TCK m.39 kapsamında indirimli ceza alır. Sahaya inmemiş olması tam sorumluluktan kurtulmak için yeterli değildir.
Örnek 3 — Çocuğun Araç Kullanılması (m.37/2): 14 yaşındaki Ç, yetişkin F tarafından komşularını itmesi için yönlendirilir. F, cebir suçunda araç kullanma nedeniyle m.37/2 uyarınca fail sayılır ve cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Ç hakkında ise TCK m.31/2 kapsamında değerlendirme yapılır.
5. İçtima
Cebir suçu, fiziksel güç ve irade baskısını eş zamanlı kapsayan karma niteliği nedeniyle çok sayıda suç tipiyle kesişmektedir. Cebir suçunda içtima meselesi, savcılık iddianamelerinde ve savunma stratejilerinde belirleyici bir öneme sahiptir.
Kasten Yaralama ile İlişkisi (TCK m.86-89)
TCK m.108’in cezalandırma bakımından doğrudan atıf yaptığı hüküm kasten yara lamadır. Bu TCK 108 kasten yaralama atfı; cebir eyleminin vücut bütünlüğünde etki yarattığı her durumda m.86 vd. hükümlerini aktive eder. Yerleşik uygulama, atıf mekanizması nedeniyle cebir ve kasten yaralama arasında gerçek içtima kurulmaksızın, yalnızca kasten yaralama hükümlerinin uygulanması yönündedir.
Kasten yaralamada nitelikli hallerin (TCK m.86/3) varlığı — silahla, birden fazla kişiyle, alenen — cebir suçu cezasını doğrudan artırır. TCK m.87 kapsamındaki ağır sonuçlar ise (kemik kırığı, uzuv işlev kaybı) çok daha yüksek ceza aralıklarını gündeme taşır.
Tehdit ile Ayrım ve Birlikteliği (TCK m.106)
Uygulamada cebir ve tehdit çoğunlukla bir arada kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit farkı temelden şudur: cebir mevcut ve fiziksel güç kullanımıyken, tehdit gelecekteki zarara ilişkin beyan içerir. İkisi bir arada kullanıldığında her biri ayrı suç teşkil edebilir ya da koşullara göre tek bir suç kastı içinde değerlendirilebilir.
Kişiyi Hürriyetten Yoksun Kılma ile İlişkisi (TCK m.109)
Cebrin bir kişiyi zorla tutmak ya da bir yerden çıkmasını engellemek biçiminde sürdürülmesi halinde kişiyi hürriyetten yoksun kılma (m.109) devreye girebilir. TCK m.109/2’ye göre bu suçun cebir yoluyla işlenmesi nitelikli hal oluşturur. Bu durumda cebir bağımsız bir suç olarak değil m.109’un nitelikli hali olarak kurulur; gerçek içtima yerine nitelikli hal uygulanır.
Yağma ile İlişkisi (TCK m.148)
Cebir, yağma suçunun zorunlu bir unsurudur. Cebir ile yağma ayrımı belirleyici pratik sonuçlar doğurur: mağdurun elindeki malı almak amacıyla cebir kullanılması yağmayı (TCK m.148) oluşturur. Bileşik suç ilkesi gereği cebir, yağmanın bünyesinde erir; ayrıca TCK m.108 uygulanmaz.
Cinsel Suçlarla İlişkisi (TCK m.102 vd.)
Cinsel saldırı ya da istismarın cebir yoluyla işlenmesi halinde ilgili suçların cebir içeren nitelikli halleri uygulanır. Bu durumda TCK 108 ayrıca devreye girmez; cebir cinsel suçun nitelikli halinin bünyesinde kalır.
Örnekler
Örnek 1 — Cebir mi — Yağma mı? F, M’nin çantasını almak için onu iter ve çantayı koparıp alır. Cebir, mala yönelik suç kastıyla kullanıldığından yağma suçu (TCK m.148) oluşur. Bileşik suç ilkesi gereği yalnızca yağmadan mahkûmiyet kurulur; cebir suçu ayrıca uygulanmaz.
Örnek 2 — Cebir + Kişiyi Hürriyetten Yoksun Kılma: F, M’yi bir odaya kilitler ve her çıkma girişiminde iter. Cebir, kişiyi hürriyetten yoksun kılmanın (m.109) nitelikli hali olarak değerlendirilir; TCK m.109/2 uygulanır, ayrıca m.108’den hüküm kurulmaz.
Örnek 3 — Cebir + Tehdit — İki Suç: F, M’yi iterken ‘bir daha bunu yaparsan seni bulacağım’ diye tehdit eder. İtme eylemi cebir suçunu, tehdit beyanı ise TCK m.106 tehdidi oluşturur. İki suç arasında gerçek içtima (TCK m.44) uygulanır; her suçtan ayrı ceza verilir.
6. Uzlaşma
Uzlaştırma; mağdur ile şüpheli ya da sanığın nötr bir uzlaştırmacı aracılığıyla bir araya getirildiği zorunlu bir ön aşamadır. Cebir suçu uzlaşma meselesi, TCK m.108’in kasten yaralama hükümlerine yaptığı atıf çerçevesinde belirlenmekte ve CMK m.253 esas alınmaktadır.
Uzlaşmaya Tabi Olma
TCK m.108’in cezalandırma bakımından kasten yaralama hükümlerine atfı nedeniyle cebir suçu uzlaşmaya tabi midir sorusunun yanıtı şudur: TCK m.86/1 ve m.86/2 kapsamındaki basit kasten yaralama CMK m.253/1 listesinde açıkça yer almakta olup uzlaştırmaya tabidir. Bu nedenle cebir eylemi basit hal kapsamında kalıyorsa uzlaştırma zorunlu bir ön koşuldur; uzlaştırma işletilmeden kamu davası açılamaz.
Savcı, şüpheli ve mağduru birer uzlaştırmacı aracılığıyla sürece dâhil eder. Cebir suçunda uzlaşma sağlanırsa kamu davası açılmaz; hâlihazırda açılmış dava düşürülür. Uzlaşma sağlanamazsa yargılama sürecine devam edilir.
Şikâyete Bağlılık
Basit kasten yaralama (TCK m.86/1-2) şikâyete bağlı bir suçtur; altı ay içinde şikâyet hakkı kullanılmalıdır. Bu özellik cebir suçunda uzlaşma sürecini kritik kılar: mağdurun şikâyetten vazgeçmesi ya da uzlaşması hem ceza hem de usul sonuçları açısından belirleyicidir.
Nitelikli Cebir — Uzlaştırma Yasağı
Kasten yaralamada nitelikli hallerin (TCK m.86/3) ya da ağır sonuçların (TCK m.87) varlığı uzlaştırmayı mümkün kılmaz. Özellikle kemik kırığına yol açan cebir, uzuv işlev bozukluğu ya da diğer ağır bedeni zararlarda uzlaşma yasağı devreye girer ve yargılama zorunlu olarak sürdürülür.
Uzlaştırma Süreci Tamamlanmadan Açılan Davalar
Savcılık uzlaştırmayı işletmeden iddianame düzenlerse, mahkeme bu usul hatasını kendiliğinden saptamalı ve dosyayı uzlaştırma için savcılığa iade etmelidir. Cebir suçunda usule aykırı uzlaştırma süreci, kovuşturmanın geri dönüp düzeltilebilir bir usul hatası oluşturur.
Uzlaşma Anlaşmasının İçeriği
Uzlaştırma müzakerelerinde tarafların mutabık kalabileceği çözümler geniş bir yelpazeyi kapsar: tazminat ödenmesi, özür dilenmesi, belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesi ya da bu seçeneklerin kombinasyonları. Anlaşma yazılı olarak kayıt altına alınır ve cumhuriyet savcısı tarafından onaylanır. Cebir suçunda uzlaşma anlaşması, baskı ya da hileyle imzalatıldığının ispatlanması halinde geçersiz sayılabilir.
Örnekler
Örnek 1 — Başarılı Uzlaştırma: İşyerinde tartışmada kolunu bükülüp hafif morarmalar oluşan M şikâyetçi olur. Savcılık uzlaştırmacı atar; F, M’ye 8.000 TL manevi tazminat ödemeyi kabul eder. Taraflar anlaşır; cebir suçunda uzlaşma sağlandığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Örnek 2 — Nitelikli Cebir — Uzlaşma Yasağı: F’nin cebri sırasında M’nin kolu kırılır. Kemik kırığına yol açan cebir TCK m.86/3-d kapsamında nitelikli yaralamadır; uzlaştırma uygulanmaz, yargılama zorunludur.
Örnek 3 — Yargılama Aşamasında Uzlaşma (CMK m.253/23): İlk uzlaştırma görüşmesinde anlaşılamayan M, kovuşturma aşamasında F’nin artırdığı tazminat teklifini kabul eder. Mahkeme önünde uzlaşma tutanağı düzenlenir; cebir suçu uzlaşmayla dava düşürülür.
7. Görevli Mahkeme
Cebir suçu bağımsız bir suç tipi olmakla birlikte, TCK 108 kasten yaralama atfı nedeniyle görevli mahkeme belirlenmesinde de bu atıf belirleyici işlev üstlenmektedir. Suçun basit mi yoksa nitelikli mi olduğu, cebir suçunda görevli mahkemeyi doğrudan değiştirir.
Asliye Ceza Mahkemesi
TCK m.86/1 ve m.86/2 kapsamındaki basit kasten yaralama ile örtüşen cebir suçu eylemleri, Asliye Ceza Mahkemesi‘nin görev alanındadır. 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca özel kanunlarda başka hüküm bulunmadıkça Asliye Ceza Mahkemesi genel görevli mahkemedir. Bu nedenle kural olarak cebir suçu Asliye Ceza’da yargılanır.
Ağır Ceza Mahkemesi
Cebir eyleminin nitelikli kasten yaralamaya (TCK m.86/3) ya da ağır kasten yaralamaya (TCK m.87) yol açması halinde Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir. Özellikle kemik kırığına yol açan cebir, uzuv işlev yitimi, kalıcı iz ya da duyu organının zayıflaması gerçekleşmişse artık Asliye değil Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir. Bu ayrımın iddianame aşamasında doğru yapılması hem usul hatalarını hem de görevsizlik kararlarını önler.
Çocuk Mahkemeleri
Sanığın 18 yaşın altında olması halinde Çocuk Mahkemesi ya da Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında duruşmalar kapalı yapılır, dosya ve kararlar gizlilik ilkesine tabidir. Çocuk sanıkta cebir suçu için TCK m.31/3 uyarınca üçte bir ceza indirimi de otomatik uygulanır.
Yetkili Mahkeme
CMK m.12’ye göre suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Cebir suçunda yetkili mahkeme, fiziksel gücün uygulandığı mekân esas alınarak belirlenir. Birden fazla yerde icra hareketi gerçekleşmişse CMK m.14 bağlantı hükümleri uygulanır.
Beraat Kararlarının Türleri (CMK m.223)
Cebir suçunda yargılama sonucunda iki türlü beraat kararı verilebilir: kastın bulunmamasına dayalı beraat (CMK m.223/2-b) ve meşru savunma nedeniyle beraat ya da hukuka uygunluk nedeniyle beraat (CMK m.223/2-d). Cebir suçunda beraat kararının gerekçesi, özellikle meşru savunma iddiasının kabul edilip edilmediğine göre farklılaşır.
Örnekler
Örnek 1 — Asliye Ceza — Basit Cebir: Apartman toplantısında tartışan F, komşusu M’yi hafif iterek morarmalar bırakır. Basit kasten yaralama (TCK m.86/2) kapsamında Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir. Savunma meşru savunma iddiasını ileri sürerse mahkeme CMK m.223/2-d uyarınca cebir suçundan beraat kararı verebilir.
Örnek 2 — Ağır Ceza — Kaburga Kırığı: F’nin cebri sırasında M’nin kaburga kemiği kırılır; TCK m.86/3-d nitelikli yaralamadır. Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir; görev ve yetki uyuşmazlığı çıkması halinde CMK m.4-5 çerçevesinde dosya Ağır Ceza’ya gönderilir.
Örnek 3 — Çocuk Sanık — Çocuk Mahkemesi: 16 yaşındaki Ç, okul arkadaşını zorla özür diletmeye teşebbüs eder. Sanık 18 yaşın altında olduğundan Çocuk Mahkemesi görevlidir; TCK m.31/3 uyarınca cezadan üçte bir indirim uygulanır; duruşmalar kapalı yürütülür.
8. Yaptırım
TCK m.108’in kasten yaralama hükümlerine atfı nedeniyle cebir suçu cezası, cebrin fiziksel etkisinin hangi yaralama hükmüne karşılık geldiğine göre değişkenlik gösterir. Bu bölümde temel ve nitelikli ceza aralıkları, indirim ve artırım nedenleri, güvenlik tedbirleri ve cebir suçunda tazminat sorumluluğu ele alınmaktadır.
Temel Ceza: Basit Kasten Yaralama (TCK m.86/1)
Cebir eyleminin basit düzeyde etki bırakması halinde TCK m.86/1 uyarınca dört aydan bir yıla kadar hapis cezası uygulanır. Cebir suçu cezası kaç yıl? sorusunun temel yanıtı budur. Bu suçta seçenek yaptırımlar (adli para cezası, denetimli serbestlik) mümkündür. Mahkeme; kastın yoğunluğunu, cebrin şiddetini, mağdurun uğradığı zararı ve failin kişisel koşullarını göz önünde bulundurarak cezayı belirler.
Nitelikli Haller: TCK m.86/3 ve m.87
Cebir eyleminin aşağıdaki nitelikli halleri taşıması cebir suçu cezasını artırır:
- Silahla (m.86/3-a): İki yıldan az olmamak üzere hapis.
- Kişinin kendisini savunamayacağı hâlden yararlanarak (m.86/3-b): İki yıldan az olmamak üzere hapis.
- Birden fazla kişi tarafından (m.86/3-c): İki yıldan az olmamak üzere hapis.
- Alenen (m.86/3-e): İki yıldan az olmamak üzere hapis.
- Kemik kırığı, uzuv işlev bozukluğu, kalıcı iz (TCK m.87): Çok daha ağır ceza aralıkları.
Haksız Tahrik İndirimi (TCK m.29)
Haksız bir fiilin oluşturduğu hiddet etkisiyle cebir suçu işlenmesi halinde haksız tahrik indirimi (m.29) uygulanır; temel ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar azaltılır. Cebir suçunda haksız tahrik, özellikle aile içi anlaşmazlıklarda, söz dalaşlarının tırmandığı çatışmalarda ve uzun süreli kışkırtmalarda savunma argümanı olarak sıklıkla ileri sürülmektedir. Mahkeme, tahrikin yoğunluğunu ve süresini somut olayda takdiren belirler.
Sınırın Aşılması (TCK m.27)
Meşru savunma sınırını kastı olmaksızın aşan fail, TCK m.27/1 uyarınca taksirli suç cezasının altıda birinden üçte birine kadar indirimle cezalandırılır. Sınırın mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaştan aşılması halinde ise TCK m.27/2 uyarınca ceza verilmez. Bu kurumun cebir suçuyla kesiştiği tipik durum, meşru savunma kapsamında başlayan ancak orantılılık sınırını aşan fiziksel müdahalelerdir.
Yaş Küçüklüğü İndirimi (TCK m.31)
Suçun 12-15 yaş arası bir çocuk tarafından işlenmesi halinde diğer suçlarda belirlenen cezanın yarısı indirilir (üst sınır 7 yıl). 15-18 yaş grubunda ise cezanın üçte biri indirilir (üst sınır 12 yıl). Cebir suçunda yaş küçüklüğü indirimi, kasten yaralama hükümlerinin temel alınması nedeniyle ilgili yaralama suçunun cezasına uygulanır.
Akıl Hastalığı (TCK m.32) ve Geçici Nedenler (TCK m.34)
Failin fiil sırasında akıl hastalığı nedeniyle algılama yeteneği ortadan kalkmışsa (m.32/1) ceza verilmez; güvenlik tedbirine hükmolunur. Yeteneğin önemli ölçüde azalması halinde (m.32/2) indirimli ceza verilir ve ek olarak güvenlik tedbiri uygulanır.
Failin iradesi dışında alkolün ya da uyuşturucunun etkisiyle geçici akıl bozukluğuna düşmesi (m.34/1) cezasızlık sonucu doğurur. İradi olarak alınan alkol ya da uyuşturucu (m.34/2) ise bu korumadan yararlandırmaz; iradi alkol cebir suçu vakalarında fail tam ceza alır.
Tazminat Sorumluluğu
Ceza mahkûmiyeti ya da beraati, hukuk mahkemesindeki tazminat davasını kendiliğinden sonuçlandırmaz. Cebir suçunda tazminat davası için mağdur ya da ailesi, hukuk mahkemesinde TBK m.49 (haksız fiil) kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Cebir suçunda beraat kararı hukuk mahkemesini bağlamaz; hukuk mahkemesi kendi değerlendirmesini bağımsız olarak yapar. Akıl hastalığı ya da yaş küçüklüğü nedeniyle ceza verilmeyen faillerin tazminat sorumluluğu ise TBK m.65 hakkaniyet sorumluluğu kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Örnekler
Örnek 1 — Basit Cebir + Haksız Tahrik + Erteleme: F, kendisine sürekli aşağılayıcı sözler söyleyen M’yi iterek hafif morarmalar bırakır. Temel cebir suçu cezası TCK m.86/2 üzerinden 4 ay belirlenir. Haksız tahrik (m.29) kapsamında dörtte bir indirimle 3 aya, iyi hâl indirimi (m.62) ile 2 ay 15 güne düşer; adli para cezasına çevrilerek ya da ertelenerek sonuçlanabilir.
Örnek 2 — Nitelikli Cebir + Birden Fazla Fail: F1 ve F2 birlikte M’yi köşeye sıkıştırıp kaburga kemiğini kırarlarsa; hem birden fazla kişi nitelikli hali (TCK m.86/3-c) hem de kemik kırığı nitelikli hali (TCK m.87/3) devreye girer. Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir; cebir suçu cezası kaç yıl sorusunun yanıtı artık çok daha ağır bir aralığa işaret eder.
Örnek 3 — Akıl Hastalığı — Güvenlik Tedbiri + Tazminat: Şizofreni hastası F, atak döneminde komşusunu odaya kilitler ve iter; m.32/1 kapsamında algılama yeteneği ortadan kalkmıştır. Mahkeme F hakkında ceza vermez; güvenlik tedbirine hükmeder. Mağdur hukuk mahkemesinde TBK m.65 kapsamında cebir suçu tazminat davası açar.
YARGI KARARLARI
Y 6. CD E. 2022/12326 K. 2025/2729 T. 27.2.2025 • YAĞMA SUÇU ( Suç Tarihi İtibariyle Yağma Suçunun Katalog Suçlardan Olmadığı 2014 Yılından Önceki Eylemlerde Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüt Kurma Kapsamında Alınmış Dinleme Kararıyla Dosyadaki Tape Kayıtlarının Yağma Suçunda Mahkûmiyete Esas Alınamayacağı Anlaşılmakla Tape Kayıtları Yok Kabul Edilerek Kanıtlar Bir Bütün Halinde Değerlendirilip Sonucuna Göre Sanıkların Hukuki Durumlarının Takdiri Gerektiği ) • CEBİR VE TEHDİT ( Yağma – Sanıkların Sayısal Çoğunluğunun ve Tahsilat Yönündeki Isralarının Tek Başına Yağma Suçunda Aranan Nitelikteki Ciddi Korkutucu Seviyede Cebir Tehdit Unsurunu İçermediği Anlaşılmakla Yağma Suçundaki Tehdit ve Cebir Unsurunun Araştırılması Gereği ) • TELEFON TAPE KAYITLARI ( Yağma – Suç Tarihi İtibariyle Yağma Suçunun Katalog Suçlardan Olmadığı 2014 Yılından Önceki Eylemlerde Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüt Kurma Kapsamında Alınmış Dinleme Kararıyla Dosyadaki Tape Kayıtlarının Yağma Suçunda Mahkûmiyete Esas Alınamayacağı ) • ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ SUÇU ( Hakkında Örgüt Yöneticiliği Suçundan Mahkûmiyet Kararı Verilen Sanığın Örgüt Faaliyeti Kapsamında İşlenen Suçlarda 5237 Sayılı Kanun’un 21. Maddesi Gereğince Sorumlu Tutulabilmesi Bakımından En Azından Asgari Düzeyde Eylemden Bilgisinin Olması Gerektiği/Eylemden Haberdar Olmaması Halinde Sırf Örgüt Yöneticisi Olması Sebebiyle Kendisine Kusursuz Sorumluluk Yüklenemeyeceği ) • DELİLLERİN TARTIŞILMAMASI ( Örgüt Yöneticiliği Suçu – Sanığın Hiyerarşik Yapılanma Dahilinde Emir Komuta Zinciri ve Altlık Üstlük İlişkisi İçerisinde Eyleme Katıldığına Dair Somut Delillerin Nelerden İbaret Olduğunun Karar Yerinde Tartışılmamasının Hukuka Aykırılığı )
YARGITAY 4. CD E. 2021/16061 K. 2023/23715 T. 7.11.2023 • HAKARET VE KASTEN YARALAMA SUÇLARI ( Sanığın Olay Yerine Gelen Zabıta Memurlarını Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Derecede Darp Etmesi Eyleminin Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Yasal Unsurlarını Oluşturup Oluşturmadığının Tartışılmaması Gerektiği ) GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇU ( Sanığın Belediyeye Ait Kesimhanede Çalışan Özel Güvenlik Görevlileri İle Yaşadığı Tartışma Nedeniyle Olay Yerine Gelen Zabıta Memurlarını Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Derecede Darp Etmesi Eyleminin Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunu Oluşturup Oluşturmadığının Tartışılmamasının Doğru Görülmediği ) • ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİNE KARŞI İŞLENEN SUÇ ( 5188 S. Kanun’un 23. Maddesine Göre Özel Güvenlik Görevlisi Mağdurların Kendilerine Karşı İşlenen Suç Nedeniyle Kamu Görevlisi Sayılacağından Mağdurların Aynı Kanun’un 10. ve 11. Md.lerinde Düzenlenen Koşulları Taşıyıp Taşımadığı Araştırılmadan Eksik İnceleme İle Sanık Hakkında 5237 S. Kanun’un 125. Md.sinin 3. Fıkrasının A Bendi Uyarınca Mahkûmiyet Kararı Verilmesinin İsabetsizliği ) • TAKDİRİ İNDİRİM MADDESİNİN UYGULANMAMASI ( Sanığın Savunmasında Lehe Hükümlerin Uygulanması Talebinde Bulunduğunun Anlaşılması Karşısında TCK’nun 62. Md.sinde Öngörülen Hususlar Değerlendirilmeden “Sanık Hakkında Başkaca Artırım veya İndirim Yapılmasına Yer Olmadığına” Biçimindeki Kanuni Olmayan ve Yetersiz Gerekçeyle Takdiri İndirim Maddesinin Uygulanmamasının Usul ve Yasaya Uygun Olmadığı ) • HÜKÜM İLE GEREKÇE ARASINDA ÇELİŞKİ YARATILMASI ( Tekerrüre Esas Mahkûmiyeti Bulunan Sanık Hakkında Hüküm Fıkrasında Tekerrür Hükümlerinin Uygulanmasına Rağmen Gerekçeli Kararda Tekerrüre Esas Mahkûmiyeti Bulunmadığı ve Tekerrür Hükümlerinin Uygulanmadığının Belirtilerek Hüküm İle Gerekçe Arasında Çelişki Yaratılmasının Hatalı Olduğu ) • TEKERRÜR ( Tekerrür Hükümleri Uygulanırken 5275 S. Kanun’un 108. Md.sinin 2. Fıkrası Dikkate Alınarak En Ağır Cezayı İçeren Mahkûmiyetin Tekerrüre Esas Alınması Gerektiği Gözetilmeden Birden Fazla Mahkûmiyetin Tekerrüre Esas Alınmasının Hukuka Aykırılığı )
YARGITAY 16. CD E. 2019/9586 K. 2021/2111 T. 15.3.2021 • SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇU ( İlgili Birimlerden Ayrıntılı Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının Getirtilip Bylock Tespit Değerlendirme Tutanağının Temin Edilememesi Halinde Gerekirse Teknik Olarak Programı Kullandığının Tespiti Açısından Hıs/Cgnat Kayıtları ve Hts Üzerinden Bilirkişi İncelemesi Yaptırılıp Rapor Alınması Gerektiği ) • SANIK HAKKINDAKİ KAYITLARIN TESPİTİ ( Cumhuriyet Başsavcılığına Müzekkere Yazılarak Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun Soruşturması Kapsamında Ele Geçirilen Fetö/Pdy Emniyet Mahrem Yapılanmasına İlişkin Dijital Verilerin İncelenmesi Sonucunda Düzenlenen Veri İnceleme Raporu Bu Rapora Dayanak Teşkil Eden Gizli Tanığın Daha Önce Hakim Huzurunda Alınmış İfadesi ve Delilin El Konulmasına İlişkin Hakimlik Kararı Getirtilerek Sanık Hakkında Düzenlenen Kayıt Olup Olmadığının Tespit Edilmesi Gerektiği ) • TANIKLARIN DİNLENİLMESİ ( Uyap Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında Sanık ile İlgili Araştırma Yapılarak Hakkında Verilmiş Beyan Var ise İfade Tutanaklarının Celp Edilmesi Gerektiğinde Beyan Sahiplerinin Tanık Sıfatıyla Dinlenilmesi Tüm Bu Delillerin Hükümden Sonra Dosyasına Geldiği Anlaşılan Dijital Materyal İnceleme Raporu ile Birlikte CMK’nın 217. Maddesi Uyarınca Duruşmada Sanık ve Müdafiine Okunarak Diyecekleri Sorulduktan Sonra Dosya Kapsamının Bir Bütün Halinde Değerlendirilmesi Suretiyle Sanığın Hukuki Durumunun Takdir ve Tayini Gerektiği ) • SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI ( Sanığın Kendi Seçmiş Olduğu Müdafiinin Savunmasının Alındığı İddia Makamı Tarafından Esas Hakkında Mütalaanın Sunulduğu Celselerde Dahil Olmak Üzere Kovuşturmanın Hiçbir Aşamasında Bulunmadığı – Sanığın Sözlü Savunma ve Esasa İlişkin Son Savunmasını Yaparken Müdafii Bulundurulmaksızın Yargılanmasının Yapılıp Hakkında Mahkumiyet Hükmü Kurularak Savunma Hakkının Kısıtlanması ve CMK’nın 150/3 188/1 197/1 ve 289/1-A-E Maddelerine Muhalefet Edilmesinin Bozmayı Gerektirdiği ) • UYGULAMA MADDESİNİN GÖSTERİLMESİ ( Örgüt Mensubu Olduğu Kabul Edilen Sanık Hakkında Verilen Hapis Cezasının Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimine Göre Çektirilmesine Karar Verilirken Uygulama Maddesi Olarak Doğrudan ve Yalnızca TCK’nın 58/9 Maddesinin Gösterilmesi Gerekirken Aynı Kanunun 58/6 ve 58/ 7 Maddelerinin de Belirtilmesi ve Cezanın İnfazından Sonra Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanmasına Karar Verilmesiyle Yetinilmesi Yerine 5275 Sayılı Kanun’un 108/4. Maddesinin Uygulama Maddesi Olarak Gösterilmesinin Hatalı Olduğu )
YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2019/14-192 K. 2021/30 T. 16.2.2021 • TEHDİT SUÇU ( Sanığın Diğer İnceleme Dışı Sanıklarla Birlikte Fikir ve Eylem Birliği İçerisinde Katılanı İnceleme Dışı Sanığın Cep Telefonunu Hırsızlaması Nedeniyle Cebir Kullanarak Minibüse Bindirmeleri ve Araçla Yaklaşık 4 Km Yol Katetmeleri Şeklinde Eylemin Gerçekleştiği – Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun İşlenmesinden Sonra İnceleme Dışı Sanığın Katılan Tarafından Hırsızlanan Cep Telefonu Nedeniyle Katılanın Cep Telefonunun ve Parasının Cebir ve Tehdit Kullanılarak Alınması Suretiyle Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma Suçunun İcra Edildiği ) • KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇUNUN YAĞMA SUÇUNUN UNSURU OLMAMASI ( Sanık ve İnceleme Dışı Sanıkların Amaçladıkları Yağma Suçunu Gerçekleştirmeleri İçin İşledikleri Cebir ve Tehditle Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Araç Suç Niteliğinde Olduğu – Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma Suçunun Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Zorunlu Unsurunu Oluşturmadığı/Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Gerçekleştirilmeden de Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma Suçunun İşlenmesinin Mümkün Olduğu ) • KAÇ FİİL VARSA O KADAR SUÇ KAÇ SUÇ VARSA O KADAR CEZA VARDIR İLKESİ ( Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma Suçlarından Birinin Diğerinin Unsuru veya Ağırlaştırıcı Nedeni Olmadığı – Koruduğu Hukuki Değerler Farklılık Arz Eden Her İki Suç Arasında Karma Suç Bileşik Suç veya Geçitli Suç İlişkisinin de Bulunmadığı ) • AMAÇ SUÇ ARAÇ SUÇ İLİŞKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ( Failin Hürriyetini Kısıtladığı Kişiye Karşı İşlemiş Olduğu Diğer Suçlardan Ayrıca Cezalandırılması Gerektiği – Sanığın Katılana Karşı Gerçekleştirdikleri Eylem Nedeniyle TCK Md. 150/1 Yollamasıyla TCK Md. 106 Uyarınca da Cezalandırılması Gerektiği/Yerel Mahkemenin Direnme Kararının İsabetli Olduğu )
YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2013/4-544 K. 2014/385 T. 16.9.2014 • TEHDİT ( Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca İtiraz Kanun Yoluna Süresi İçinde Başvurulduğu/30 Günlük Sürenin Adli Tatilden Sonra Başlayacağı – İtiraz Nedenlerinin Yerinde Olup Olmadığının Özel Dairece İncelenmesi Gerektiği ) • YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ İTİRAZI ( İtiraz Kanun Yoluna Süresi İçinde Başvurulduğu – 30 Günlük Sürenin Adli Tatilden Sonra Başlayacağı/Tehdit ) • İTİRAZ SÜRESİNİN ADLİ TATİLDEN SONRA BAŞLAMASI ( Tehdit/ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca İtiraz Kanun Yoluna Süresi İçinde Başvurulduğu – 30 Günlük Sürenin Adli Tatilden Sonra Başlayacağı ) • ÖZEL DAİRECE KARAR VERİLMESİ GEREKEN HUSUS ( Tehdit – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca İtiraz Nedenlerinin Yerinde Olup Olmadığının Özel Dairece Belirleneceği )
YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2012/6-1546 K. 2013/241 T. 7.5.2013 • HIRSIZLIK ( Tekerrüre Esas Nitelikte Olan Tüm İlamların Gerekçe ve Hüküm Fıkrasında Gösterilmesinin Gereksiz ve Sonuca Etkili Olmayan Bir Uygulama Olduğu ) • TEKERRÜR ( Tekerrüre Esas Nitelikte Olan Tüm İlamların Gerekçe ve Hüküm Fıkrasında Gösterilmesinin Gereksiz ve Sonuca Etkili Olmayan Bir Uygulama Olduğu ) • İNFAZ AŞAMASINDA DEĞERLENDİRİLECEK HUSUS ( Tekerrür Sebebiyle Koşullu Salıverme Süresine Eklenecek Miktarın Hesaplanmasında Tekerrüre Esas İlamlarının En Ağırının Gözetilmesinin İnfaza İlişkin Olduğu – Yargıtay’ca Bozma Nedeni Yapılamayacağı ) • KOŞULLU SALIVERME ( Tekerrür Sebebiyle Koşullu Salıverme Süresine Eklenecek Miktarın Hesaplanmasında Tekerrüre Esas İlamlarının En Ağırının Gözetilmesinin İnfaza İlişkin Olduğu – Yargıtay’ca Bozma Nedeni Yapılamayacağı )
YARGITAY 4. CD E. 2014/1543 K. 2016/7451 T. 18.4.2016 • SİLAHLA TEHDİT ( Sanığın Katılanın İkametgahına Saat 20.30 Sıralarında Gelerek Kapıyı Açmaması Üzerine Yan Dairenin Kapısını Kırarak Katılanın Evinin Balkonuna Geçtiği Balkon Kapısına Zarar Vererek Rıza Hilafına Girdiği Evde Yaklaşık İki Saat Boyunca Kaldığı Bu Zaman Zarfında Katılanı Tehdit Ettiği Yaraladığı Telefonla Kolluk Güçlerini Aramasına Mani Olmak İçin Cep Telefonunu Kırdığı – Cezaların Alt Sınırdan Ayrılarak Belirlenmesi Gerektiği ) • ADLİ PARA CEZASI ( Silahla Tehdit – Sonuç Cezanın Adli Para Cezası Olması Halinde TCK’nın 58. Md.nin Uygulanamayacağı Düşünülmeden Adli Para Cezasından İbaret Mahkumiyet Kararlarının Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimine Göre Çektirilmesine Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği ) • TEHDİT EDEREK YARALAMA ( Sanığın Kendisinden Ayrılan ve Bir Daha Görüşmek İstemeyen Katılanın İkametgahına Saat 20.30 Sıralarında Gelerek Kapıyı Açmaması Üzerine Yan Dairenin Kapısını Kırarak Katılanın Evinin Balkonuna Geçtiği Balkon Kapısına Zarar Vererek Rıza Hilafına Girdiği Evde Yaklaşık İki Saat Boyunca Kaldığı Bu Zaman Zarfında Katılanı Tehdit Ettiği Yaraladığı Telefonla Kolluk Güçlerini Aramasına Mani Olmak İçin Cep Telefonunu Kırdığı – Cezaların Alt Sınırdan Ayrılarak Belirlenmesi Gerektiği )
Av. İltan Ekmekçioğlu



