Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu TCK 109

 

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesi, kişi özgürlüğü ve güvenliğini ceza hukuku güvencesi altına alır. Anayasa m.19 ve AİHS m.5’te temel hak olarak düzenlenen bu değer; irade özgürlüğüne, hareket özgürlüğüne ve bireysel özerkliğe yapılan müdahalelere karşı korunmaktadır. “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” adıyla düzenlenen suç, mağduru bir yere gitmekten ya da bulunduğu yerden ayrılmaktan alıkoyan her türlü hukuka aykırı eylemi kapsar. Kısa süreli tutmalar, araçla götürme, kapatma, bağlama ve psikolojik baskıyla hareketsiz kılma eylemleri bu suç kapsamında değerlendirilebilir. uzman ceza avukatı kadromuzla yanınızdayız

Madde Metni 

(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

1. Maddi Unsur

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun maddi unsuru, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek ya da bir yerde kalmak özgürlüğünden yoksun bırakmaktır. Suçun gerçekleşmesi için mağdurun eylemli olarak tutulması şart olmayıp, mağdurun iradi hareket özgürlüğünün fiilen kısıtlanmış olması yeterlidir.

Fail (m.109): Madde metninde “kişi” ifadesi kullanıldığından fail herhangi bir gerçek kişi olabilir. Failin özel bir sıfatı aranmaz; ancak kamu görevlisi tarafından işlenmesi nitelikli hal oluşturur.

Mağdur: Yaşayan, hareket özgürlüğüne sahip her gerçek kişi mağdur olabilir. Bebekler ve engelli bireyler bu suçun mağduru olabilir; zira hareket yeteneğinin mevcut olması değil, irade üzerindeki kısıtlama belirleyicidir. Çocuk ve beden ya da ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişiler ise nitelikli hal kapsamında korunmaktadır (m.109/3-f).

Fiil — “Gitmek veya kalmak özgürlüğünden yoksun bırakma”: Suç, iki ayrı biçimde işlenebilir. Birincisi, mağdurun istediği yere gitmesini engellemek (eve kapatmak, bağlamak, oda kilitlemek); ikincisi, mağduru istemediği yerde tutmak (araçta, bir yapıda, coğrafi olarak yalıtılmış alanda). Her iki hâlde de failin mağdurun iradesini dışlamış ya da fiilen işlevsiz kılmış olması gerekir.

“Hukuka aykırılık” şartı: Meşru yakalamalar (CMK m.90), mahkeme kararına dayalı tutuklamalar, rızaya dayalı alıkoymalar bu suçu oluşturmaz. Devletin yetkili makamlarınca yasaya uygun uygulanan kısıtlamalar suçun unsurunu dışlar; ancak keyfi tutuklamalarda veya kötüye kullanmalarda m.109 devreye girer.

Kademeleme — m.109/1 ve m.109/2 ayrımı: Temel suç m.109/1’de düzenlenmiştir. Fail fiili cebir, tehdit veya hile kullanarak işlerse m.109/2 uygulanır ve ceza 2-7 yıla çıkar. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, somut olayda bu araçların varlığının açıkça sübut etmesi gerektiğini; eylemin aslında m.109/1 kapsamında kaldığı hâllerde 109/2 uygulanmasının kanuna aykırı olduğunu kararlılıkla vurgulamıştır. Kademeli uygulama şu şekilde yapılır: Önce m.109/1 veya m.109/2’den temel ceza belirlenir; ardından varsa m.109/3 nitelikli haller uygulanır.

Nitelikli haller (m.109/3) — ceza 1 kat artırılır:

  • (a) Silahla: Gerçek veya sahte silah kullanılarak alıkoyma.
  • (b) Birden fazla kişi tarafından birlikte: İki veya daha fazla kişinin birlikte icrası; faillerin önceden anlaşmış olması aranmaz, suçun işlendiği anda birlikte hareket yeterlidir.
  • (c) Kamu görevi nedeniyle: Mağdurun görevi nedeniyle hedef alınması.
  • (d) Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması: Failin kamu görevlisi sıfatını araç olarak kullanması.
  • (e) Üstsoy, altsoy, eş veya boşanılmış eş: Aile içi özel korumanın yansıması.
  • (f) Çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye karşı: Korunmaya muhtaç mağdur gruplarına yönelik artırım.

Ek para cezası (m.109/4): Suç mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olmuşsa ayrıca 1000 güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Bu, temel cezaya ek ve bağımsız bir yaptırımdır.

Cinsel amaç (m.109/5): Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, cinsel amacın ancak somut delillerle sübut etmesi halinde m.109/5’in uygulanabileceğini, soyut iddia veya şüphenin yetmeyeceğini vurgulamaktadır.

Bağımsız suç / diğer suçlarla birleşme (m.109/6): Suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri (m.87) gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır. Bu, farklı suçların gerçek içtimaı (m.44 değil, m.109/6 özel düzenlemesi) olup mağdurun uğradığı bedensel zarar da karşılık bulur.

Örnekler

  • Örnek 1 (Temel hal — m.109/1): F, kız arkadaşını kavga sonrası araçtan inmesine izin vermeyerek yaklaşık 2 saat şehir içinde sürükler. Cebir, tehdit veya hile yoktur; mağdurun fiilen aracı terk edememesi alıkoyma niteliğindedir. Yargıtay 14. CD, 2018/9308 E., 2019/9464 K. kararıyla da teyit edilen uygulamaya göre cebir/tehdit/hile yoksa m.109/1 uygulanır; m.109/2 tatbiki kanuna aykırıdır.
  • Örnek 2 (Nitelikli hal — m.109/2 + m.109/3-b): F1 ve F2, silah göstererek eski iş arkadaşlarını araçlarına bindirip ıssız bir yere götürür. Hem cebir/tehdit (m.109/2) hem de birden fazla kişiyle birlikte (m.109/3-b) nitelikli hali gerçekleşmiş olduğundan 2-7 yıllık ceza 1 kat artırılarak uygulanır.
  • Örnek 3 (Çocuğun rızası geçersizdir): 16 yaşındaki mağdurenin “kendi isteğiyle geldiğini” savunan fail, bu savunmayla kurtulamaz. Yargıtay 14. CD, 2016/13013 E., 2021/4223 K. kararında açıkça belirtildiği üzere çocuğun yaşı itibarıyla hukuken geçersiz rızasına dayanılarak alıkoyulması da TCK 109 kapsamında kalmaktadır.

2. Manevi Unsur (Fail, Mağdur, Hareket-Sonuç)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kasıtlı bir suçtur; taksirle işlenemez. Failin, mağduru hukuka aykırı olarak alıkoyduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.

Failin kastı: Genel kastın varlığı aranır; özel saiktin bulunması zorunlu değildir. Ancak cinsel amaç kastının mevcut olması (m.109/5), cezayı yarı oranında artıran nitelikli bir hal oluşturur. Yargıtay, cinsel amacın doğrudan kastla gerçekleşmesi gerektiğini; mağdurun öyle algıladığının yetmeyeceğini, failin bu amacı bilinçli olarak güttüğünün kanıtlanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Kademeli değerlendirme — cebir, tehdit ve hile unsurlarında özel kast: M.109/2 uygulanabilmesi için failin cebir, tehdit veya hileyi araç olarak bilinçli biçimde kullandığı tespit edilmelidir. Alıkoymanın kendiliğinden oluştuğu, mağdurun baskı altında kalmadığı olgusal anlar varsa m.109/1 uygulanır. Yargıtay 14. CD, 2020/7048 E., 2021/4508 K. kararında sanıkların mağdureyi araçla götürmesinde hile unsurunun gerçekleşmediği saptanarak m.109/2 yerine m.109/1 uygulanması gerektiğine hükmedilmiştir.

Mağdurun konumu: Mağdurun alıkoyulmadan önceki konumu, hukuka uygunluk değerlendirmesi bakımından belirleyicidir. Örneğin mağdurun rızayla gelmiş olması ilk aşama için görünürde geçerli olsa da rızanın sonradan geri alınması ve failin buna rağmen devam etmesi suçun oluşumuna yol açar. Mağdurun psikolojik baskı altında özgürce hareket edemez hale gelmesi de fiilî bir alıkoyma sayılır.

Hareket ile sonuç arasındaki bağ: Suç, serbest hareketli ve kesintisiz bir suçtur. Alıkoyma hareketi başladıktan sonra mağdur serbest kalana kadar suç devam eder; araya giren her yeni kısıtlama hareketi, zincirleme suç (m.43) değil tek bir suçun devamı sayılır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2016/8523 E., 2021/4276 K. kararında, sanığın mağdureyi 5 gün süreyle farklı yerlerde tutması eyleminin araya hukuki veya fiilî bir kesinti girmeksizin devam ettiği tespit edilerek zincirleme suç artırımının uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

Ekonomik zarar kastı: M.109/4 kapsamında adli para cezası uygulanabilmesi için failin eyleminin mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına yol açtığının somut olarak saptanması gerekir. İspat yükü iddiada olan tarafa aittir; soyut olası kayıplar yeterli değildir.

Etkin pişmanlıkta özel amaç — m.110: Failin soruşturma başlamadan önce mağduru kendiliğinden, şahsına zarar vermeksizin, güvenli bir yerde serbest bırakması etkin pişmanlık indirimine zemin hazırlar. Failin bu kararı almış olması bilinçli ve iradi olmalıdır; üçüncü kişilerin müdahalesi sonucu gerçekleşen serbest bırakma m.110’dan yararlandırmaz.

Örnekler

  • Örnek 1 (Cinsel amaç kastının ispatı — m.109/5): Mağduru araçla ıssız yere götüren ve zor kullanarak oturtmaya devam eden sanık hakkında yargılamada cinsel amaç kastının somut delillerle (mağdur beyanı, fiziksel temas, çevre tanıkları) sübut etmesi hâlinde m.109/5 artırımı uygulanır. Yargıtay 14. CD, 2021/1294 E., 2021/4298 K. kararında cebir/tehdit olmaksızın çocuğu cinsel amaçla alıkoyan sanığa m.109/1 + m.109/3-f + m.109/5 uygulanması gerektiğine hükmedilmiştir.
  • Örnek 2 (Rızanın geri alınması): F, arkadaşının rızasıyla birlikte araçla çıkıp yolda kavga çıkar; arkadaşı “inmek istiyorum” demesine rağmen F kapıları kilitler ve 30 dakika boyunca götürmeye devam eder. Başlangıçtaki rıza, geri alındığı andan itibaren suçun başlangıç noktasını oluşturur. Kastın bu andan itibaren var olduğu kabul edilir.
  • Örnek 3 (Hile ile alıkoyma — m.109/2): F, iş başvurusu yapacağını söyleyerek mağduru uzak bir binaya götürür ve orayı terk etmesine engel olur. İşe başvuru iddiasının sahte olması alıkoyma için kullanılan hileyi oluşturur; m.109/2 uygulanır.

3. Teşebbüs

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, icra hareketlerine başlanmış fakat suç tamamlanmadan kalınması halinde teşebbüs hükümleri çerçevesinde değerlendirilir (TCK m.35).

Suçun başlangıç anı: Suç, failin mağdurun hürriyet özgürlüğünü fiilen kısıtlamaya başladığı anda tamamlanır. Bu nedenle teşebbüs; mağdurun bağlanmaya veya kapatılmaya çalışıldığı, araçla götürme hazırlığı yapılırken yakalandığı ya da kapının kilitlenmeye girişildiği ancak tamamlanamadığı anlarda söz konusu olur.

Teşebbüsün ayrımı: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2021/1294 E., 2021/4298 K. kararında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan beraat ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet gibi aynı failin farklı eylemlerine ait iki ayrı nitelendirme yapılmıştır. Bu karar, suçun tamamlanıp tamamlanmadığının her eylem bakımından bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Gönüllü vazgeçme (m.36): Failin icra hareketlerine başladıktan sonra, herhangi bir dışsal zorunluluk olmaksızın, kendi iradesiyle ve mağdurun şahsına zarar vermeksizin güvenli bir yerde serbest bırakması halinde; suç tamamlanmamışsa gönüllü vazgeçme (m.36), suç tamamlanmış fakat fail fiilen serbest bırakmışsa etkin pişmanlık (m.110) gündeme gelir. İkisi arasındaki ayrım ceza miktarını önemli ölçüde etkiler.

Teşebbüs cezası: M.35/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet yerine 13-20 yıl, müebbet yerine 9-15 yıl, diğer cezalarda dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Tamamlanmış suçtaki nitelikli haller teşebbüse de uygulanır.

Etkin pişmanlıkla teşebbüsün ilişkisi: Suç teşebbüs aşamasında kalırsa gönüllü vazgeçme (m.36) mümkündür; bu durumda fail yalnızca o ana kadar gerçekleştirilen kısıtlama hareketi suç teşkil ediyorsa ondan sorumlu tutulur. Teşebbüs indirimi ile gönüllü vazgeçme aynı anda uygulanamaz; gönüllü vazgeçme gerçekleşirse zaten teşebbüs cezası söz konusu olmaz.

Nitelikli hallerin teşebbüse etkisi: Suçun teşebbüs aşamasında bile nitelikli hal şartları gerçekleşmişse (örneğin silah kullanılarak girişimde bulunulmuşsa) m.109/3 artırımı uygulanır, ardından m.35 teşebbüs indirimi yapılır.

Zincirleme suç ve teşebbüs: Birden fazla kişi hedef alınıp bir kısmi eylem teşebbüste kalırken diğeri tamamlanmışsa, tamamlanan eylem için tam ceza, teşebbüste kalan için teşebbüs indirimi ayrı ayrı belirlenir.

Örnekler

  • Örnek 1 (Teşebbüste kalma): F, güvenlik kamerasını gördükten sonra mağduru otoparkta bağlamaktan vazgeçer. Bağlama eylemine yönelik ilk fiilî temas gerçekleşmeden önce geri dönülmesi durumunda icra hareketi başlamamış sayılabilir. Ancak mağdurun koluna tutmuş ve zorla götürmeye girişmişse bu temas icra hareketi sayılır; teşebbüs hükümleri uygulanır.
  • Örnek 2 (Teşebbüs + gönüllü vazgeçme): F, mağduru bağlamaya başlar fakat vicdanen rahatsız olarak mağduru bağlamadan hemen serbest bırakır. Gönüllü vazgeçme (m.36) koşulları oluşmuştur; teşebbüs cezası uygulanmaz. Ancak mağdura o ana kadar uygulanan cebir suç teşkil ediyorsa (kasten yaralama, tehdit) o suçtan sorumluluk devam eder.
  • Örnek 3 (Teşebbüs + nitelikli hal): F ve G birlikte hareket ederek mağduru silah zoruyla araca bindirmeye çalı��ır; polis müdahalesi ile tamamlanamaz. Hem birden fazla kişi (m.109/3-b) hem silah (m.109/3-a) nitelikli halleri bulunduğundan, temel ceza artırımlı belirlenir; ardından m.35 teşebbüs indirimi yapılır.

4. İştirak

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu iştirak hükümlerine (TCK m.37-41) tam olarak açıktır. Suçun “birden fazla kişi tarafından birlikte” işlenmesi nitelikli hal oluşturduğundan (m.109/3-b), iştirak yapısı ceza miktarını doğrudan etkiler.

Birlikte faillik (m.37/1): İki veya daha fazla kişi, ortak irade ve ortak hareket çerçevesinde suçu birlikte işlerse her biri fail sıfatıyla cezalandırılır. M.109/3-b nitelikli hali oluşmaktadır. Birlikte faillikte sanıkların önceden anlaşmış olması şart değildir; suç sırasında eşgüdümlü hareket etmeleri yeterlidir.

Dolaylı faillik (m.37/2): Failin kusur yeteneği bulunmayan birini (akıl hastası, çocuk) araç olarak kullanarak alıkoyma gerçekleştirmesi durumunda, kullanan kişi suçun faili sayılır ve cezası artırılır. Çocuğun mağduru başka bir yere götürmek için kullanılması bu kapsamdadır.

Azmettirme (m.38): Alıkoyma kararını veren ve faili bu suçu işlemeye yönelten kişi azmettiren sıfatıyla aynı cezayı alır. Üstsoy veya altsoyun azmettirilmesinde özel artırım hükümleri devreye girer.

Yardım etme (m.39): Mağdurun tutulduğu yeri sağlayan, araç temin eden, kapıyı kilitleyen kişi yardım eden sıfatıyla cezalandırılır; ceza yarıdan üçte bire kadar indirilir.

M.109/3-b ve iştirak ilişkisi: Birden fazla kişinin suçu birlikte işlemesi hem m.109/3-b’yi hem de m.37 birlikte faillik hükümlerini gündeme getirir. Her fail ayrı ayrı m.109/3-b artırımına tabi tutulur.

Şahsi nitelikte haller: Ceza sorumluluğunu kaldıran ya da azaltan şahsi haller (akıl hastalığı, yaş küçüklüğü, cebir altında olma) yalnızca ilgili şerik hakkında uygulanır. Yanındaki sağlıklı ve yetişkin fail tam cezayı alır.

Kamu görevlisinin nüfuz kötüye kullanması (m.109/3-d): Bu hal yalnızca kamu görevlisi olan sanık hakkında uygulanır; birlikte hareket eden özel kişiye bu artırım uygulanmaz. Ancak m.109/3-b artırımı ayrıca uygulanabilir.

Farklı nitelikli hallere katılım: Birden fazla sanığın suçu işlemesi hâlinde, nitelikli hallerin hangi sanık yönünden gerçekleştiği ayrı ayrı tespit edilmelidir. Örneğin silahı yalnızca bir sanık kullanmışsa m.109/3-a yalnızca o sanık hakkında uygulanır; ancak diğerleri m.109/3-b artırımından yine de etkilenir.

Örnekler

  • Örnek 1 (Birlikte faillik + nitelikli hal): F1 araç sürer, F2 mağduru kapıdan içeri çeker, F3 kapıyı kilitler. Her üçü de m.109/3-b (birden fazla kişi) nitelikli halinden ceza alır; birlikte faillik (m.37/1) çerçevesinde tam sorumluluk doğar.
  • Örnek 2 (Yardım eden — araç temini): F’nin planladığı alıkoyma için G, kilit ve bağ temin eder ve o anda orada bulunmaz.  Yardım eden (m.39) sıfatıyla cezalandırılır; cezası indirimli belirlenir. M.109/3-b iki veya daha fazla kişinin birlikte hareket etmesini gerektirdiğinden, suç sırasında orada bulunmayan G için bu artırım uygulanmayabilir.
  • Örnek 3 (Kamu görevlisi + özel kişi birlikte): Polis memuru F, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak mağduru tutarken sivil G de fiziksel olarak engel oluşturur. F hakkında m.109/3-d ve m.109/3-b uygulanır;  hakkında yalnızca m.109/3-b uygulanır.

5. İçtima

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, uygulamada sıklıkla başka suçlarla birlikte işlenir. Bu durum gerçek içtima (m.44), zincirleme suç (m.43) ve m.109/6 özel içtima hükmü çerçevesinde değerlendirilir.

Gerçek içtima (m.44) ile m.109/6 arasındaki fark: TCK m.44, aynı fiilin birden fazla farklı suçun oluşmasına yol açması durumunu düzenler; en ağır cezayı gerektiren suçtan hükmolunur. Oysa m.109/6, alıkoyma sırasında meydana gelen kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin ayrıca uygulanacağını belirleyen özel bir düzenlemedir. Bu özel düzenleme, m.44’ün genel uygulamasını dışlar.

Kaçırma + Cinsel Saldırı / Cinsel İstismar: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi, aynı olayda TCK m.102 (cinsel saldırı) veya m.103 (cinsel istismar) ile birleşebilir. Bu suçlar ayrı hukuki değerleri koruduğundan gerçek içtima uygulanır; her suç için ayrı ceza belirlenir. Cinsel amaçla alıkoyma m.109/5 artırımına tabi tutulurken, gerçekleşen cinsel eylem ayrı suçtur. Yargıtay 14. CD, 2018/5297 E., 2018/6191 K. kararı, TCK 103 ve TCK 109’un birlikte uygulandığı hallerde her suç için ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kaçırma + Yağma: Alıkoyma sırasında mağdurun malvarlığına el koyma gerçekleşirse yağma (m.148) veya zorla mal varlığına el atma ayrıca uygulanan suç olur.

Kaçırma + Tehdit: Alıkoyma için kullanılan tehdit m.109/2 kapsamında araç niteliğinde kalabileceğinden ayrı bağımsız bir tehdit suçu oluşturmayabilir. Ancak alıkoyma ile ilgisiz bağımsız bir tehdit suçu varsa gerçek içtima uygulanır.

Zincirleme suç (m.43): Aynı kişiye karşı farklı zamanlarda birden fazla alıkoyma eylemi gerçekleştirildiğinde zincirleme suç hükümleri uygulanır; ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Ancak alıkoymanın kesintisiz ve aralarında hukuki ya da fiilî kesinti olmaksızın devam etmesi halinde tek bir suç söz konusudur; zincirleme artırımı uygulanamaz. Yargıtay 14. CD, 2016/9491 E., 2021/4257 K. kararında zincirleme uygulamasının somut koşulları ortaya konmuştur.

Öldürme ile içtima: Alıkoyma sırasında mağdurun hayatını kaybetmesi halinde kasten öldürme (m.81 veya m.82) suçu ayrıca oluşur; gerçek içtima uygulanır.

Ekonomik zarar içtiması: M.109/4 ek para cezası, hapis cezasına ek ve bağımsız olarak uygulanır; bu iki yaptırım arasında m.44 anlamında içtima ilişkisi yoktur. Her ikisi birden uygulanabilir.

Örnekler

  • Örnek 1 (Alıkoyma + cinsel saldırı — gerçek içtima): F, mağduru araçla ıssız yere götürür (TCK 109/2, 109/5) ve burada cinsel saldırıda bulunur (TCK 102/2). Her iki suç için ayrı ayrı ceza belirlenir; m.44 tek-ceza kuralı değil, gerçek içtima uygulanır. İki ayrı hukuki değer (kişi hürriyeti + cinsel dokunulmazlık) korunduğundan bu zorunludur.
  • Örnek 2 (Kesintisiz alıkoyma — zincirleme uygulanamaz): F, mağdureyi 3 gün boyunca kesintisiz olarak evinde tutar; bu süre zarfında mağdure hiç ayrılmamıştır. Yargıtay’ın belirleyici içtihadı uyarınca araya hukuki veya fiilî kesinti girmediğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; tek suçun devamı olarak değerlendirilir.
  • Örnek 3 (Alıkoyma + kasten yaralama — m.109/6): Alıkoyma sırasında F, mağduru dövdüğü için mağdur ciddi kemik kırıkları yaşar (m.87/1 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama). M.109/6 uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır; her iki suç için bağımsız ceza belirlenir.

6. Uzlaşma

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m.109) uzlaştırma kapsamında değildir. CMK m.253/1 uyarınca uzlaştırma yalnızca belirtilen katalog suçlar ile üst sınırı 3 yıl veya daha az olan kas��tlı suçlar hakkında uygulanabilir. TCK m.109/1’in üst sınırı 5 yıl olup katalog suçlar arasında yer almadığından; nitelikli halleri ve artırımları ile birlikte değerlendirildiğinde uzlaştırma bu suç bakımından mümkün değildir.

Şikâyete bağlılık durumu: TCK m.109 şikâyete tabi bir suç değildir; resen kovuşturulur. Mağdurun şikâyetini geri alması davayı düşürmez; savcılık ve mahkeme yargılamayı kendiliğinden sürdürür.

Etkin pişmanlık (m.110) — uzlaşmanın yerini tutan pratik kurum: Bu suçta uzlaştırmanın uygulanmamasına karşın kanun koyucu m.110 etkin pişmanlık düzenlemesiyle faile önemli bir indirim imkânı tanımıştır. Soruşturma başlamadan önce mağduru şahsına zararı dokunmaksızın, kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakan fail, cezanın üçte ikisine kadar indirimden yararlanır. Bu indirim, uzlaştırmanın olmadığı bu suçta savunma açısından hayati bir işlev görür.

M.110 uygulamasının koşulları:

  • Soruşturma başlamadan önce gerçekleşmelidir; soruşturma başladıktan sonra mağdurun serbest bırakılması bu indirimden yararlanmaz.
  • Mağdur şahsına zararı dokunmaksızın serbest bırakılmalıdır; yaralanmış veya psikolojik zarar görmüş mağdur bu şartın karşılanmadığına işaret eder.
  • Serbest bırakma güvenli bir yerde yapılmalıdır; ıssız veya tehlikeli bir yere bırakma bu indirimi ortadan kaldırır.
  • Kendiliğinden kararı alınmış olmalıdır; üçüncü kişilerin baskısı veya kolluk müdahalesiyle gerçekleşen serbest bırakma m.110’dan yararlandırmaz.

Mağdurun tazminat hakkı: Uzlaştırma yoksa da mağdur, hukuk mahkemesinde TBK haksız fiil hükümlerine (m.49 vd.) dayanarak maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı, hukuk mahkemesi için bağlayıcı nitelikte olmasa da kuvvetli delil niteliği taşır.

Kamu davasına katılma: Mağdur, CMK m.237 uyarınca kovuşturma aşamasında davaya katılan sıfatıyla katılabilir; yargılama sonucunda müdafi bulundurmuşsa vekâlet ücretine hak kazanır.

Örnekler

  • Örnek 1 (Etkin pişmanlık indirimi): F, mağduru evde 5 saattir tutmaktadır. Kolluk henüz haberdar olmadan F, mağduru güvenli bir alışveriş merkezinin önüne bırakır ve orada bıraktığını yakınlarına bildirir. M.110 koşulları (soruşturma başlamadan, şahsına zarar vermeksizin, güvenli yerde, kendiliğinden) gerçekleştiğinden cezanın üçte ikisine kadar indirim uygulanır. M.109/2 temel cezası 2-7 yıl arasında belirlendikten sonra üçte iki indirim uygulandığında somut ceza önemli ölçüde azalır.
  • Örnek 2 (Uzlaştırma talebi reddedilir): Sanık müdafisi, hâkimden uzlaştırma prosedürünün işletilmesini talep eder. TCK 109 uzlaştırma kapsamı dışında olduğundan bu talep reddedilir. Ancak sanık lehine etkin pişmanlık koşullarının oluşup oluşmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

7. Görevli Mahkeme

Görevli mahkeme, suçun temel ceza miktarı ve nitelikli hallerin uygulanıp uygulanmayacağına göre belirlenir.

Temel hâl (m.109/1) — 1-5 yıl hapis: CMK m.10 uyarınca, asliye ceza mahkemesinin görevi 10 yılın altında kalan suçları kapsar; dolayısıyla temel hâlde Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir.

Cebir, tehdit veya hile hâli (m.109/2) — 2-7 yıl hapis: Üst sınır 7 yıl olduğundan yine Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir; ancak nitelikli haller gündeme gelebileceğinden dava sonraki aşamada Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınabilir.

Nitelikli haller (m.109/3) — 1 kat artırım: M.109/2 üzerine m.109/3 artırımı uygulandığında ceza en az 4 yıl, en fazla 14 yıl hapis olabilir. 10 yılın üzerindeki cezalarda Ağır Ceza Mahkemesi görevli hale gelir. Pratikte nitelikli hallerin çoğu bu mahkemenin yetkisine girer.

Cinsel amaç artırımı (m.109/5) — yarı artırım: M.109/2 + m.109/3 + m.109/5 birlikte uygulandığında üst sınır çok daha yüksek olup her durumda Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir.

Çocuğa karşı suçlarda (m.109/3-f): Mağdur çocuk olduğunda Çocuk Mahkemesi veya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir. Sanık yetişkin olsa bile mağdurun çocuk olması bu özel mahkemenin devreye girmesini sağlar. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve CMK m.15 bu yetki çerçevesini düzenler.

Yetkili mahkeme: CMK m.12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Alıkoymanın birden fazla yerde gerçekleşmesi halinde mağdurun ilk alıkonulduğu yer mahkemesi öncelikle yetkili sayılabilir; Yargıtay’ın yetki itirazlarındaki yaklaşımı bu doğrultudadır.

Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturma yetki çerçevesi: Suç, şikâyete tabi olmaksızın resen soruşturulur. Savcılık, mağdurun ya da yakınlarının ihbarı veya kolluk tutanağıyla dosyayı açar; CMK m.160 çerçevesinde soruşturmayı yürütür.

Gözaltı ve tutukluluk: Alıkoyma suçunda katalog suç şartı olmaksızın tutukluluk uygulanabilir; ancak CMK m.100 orantılılık ilkesi gözetilmelidir. Suçun nitelikli haller içermesi ve delil karartma tehlikesi tutukluluk kararını destekler.

Örnekler

  • Örnek 1 (Asliye Ceza — temel hal): Komşusunu kavga sonrası evine kapatarak 3 saat çıkarmayan ve cebir ya da tehdit uygulamayan sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir; temel hal m.109/1 kapsamında 1-5 yıl hapis gerektirmektedir.
  • Örnek 2 (Ağır Ceza — nitelikli hal): Silah göstererek (m.109/3-a), iki kişi birlikte (m.109/3-b) ve cinsel amaçla (m.109/5) mağduru araçla ıssız yere götüren sanıklar hakkında yargılama Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yapılır. Ceza hesabı: m.109/2 (2-7 yıl) + m.109/3-a ve 3-b artırımı (1 kat) + m.109/5 artırımı (yarı) ile üst sınır çok yüksek belirlenir.
  • Örnek 3 (Çocuk Ağır Ceza): Sanık, 12 yaşındaki mağduru okul çıkışında araçla götürür; cebir unsuru vardır ve cinsel amaç sübuta erer. Yargılama Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yürütülür; bu mahkeme hem TCK 109/2 + 109/3-f + 109/5 hem de aynı olayda TCK 103 (çocuğun cinsel istismarı) suçları bakımından birlikte karar verir.

8. Yaptırım

Açıklama

TCK m.109’un yaptırım yapısı katmanlı ve artırımlı bir sistem üzerine kuruludur.

Temel ceza (m.109/1): 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası.

Cebir/tehdit/hile ile artırım (m.109/2): 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası. Uygulamada mahkeme önce m.109/1 veya m.109/2’den temel cezayı belirler; ardından nitelikli haller değerlendirilir. Yargıtay 14. CD, 2018/5905 E., 2018/6586 K. kararında, m.109/1’den ceza tayin edilirken teşdit uygulanmasına rağmen m.109/2 uygulamasında teşdidin belirtilmemesinin hükümde karışıklığa yol açtığı ve bu nedenle bozma kararı verildiği görülmektedir. Bu, ceza tayininde her kademedeki artırım ve teşdit uygulamasının açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğuna işaret eder.

Nitelikli hallerde artırım (m.109/3): m.109/1 veya m.109/2 ile belirlenen temel ceza bir kat artırılır. Birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması halinde her biri ayrı ayrı değil, topluca bir kat artırım yapılır (m.61 çerçevesinde temel ceza üst sınıra yakın belirlenerek somutlaştırılır).

Adli para cezası (m.109/4): Mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kayba uğraması halinde ayrıca bin güne kadar adli para cezasına hükmedilir. Bu yaptırım hapis cezasına ek olup birlikte uygulanır.

Cinsel amaç artırımı (m.109/5): Tüm önceki fıkralara göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır. Bu önemli bir artırım olup somut ceza üzerinde belirleyici etkisi vardır. Yargıtay 14. CD, 2016/9491 E., 2021/4257 K. kararında TCK 109/1 + 109/3-f + 109/5 kademelendirmesi somut biçimde uygulanmıştır.

Kasten yaralama hükümleri (m.109/6): Alıkoyma sırasında mağdur üzerinde gerçekleşen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (m.87) suçu için ayrıca ceza belirlenir; gerçek içtima uygulanır.

Etkin pişmanlık (m.110): Soruşturma başlamadan önce mağduru şahsına zarar vermeksizin, güvenli yerde, kendiliğinden serbest bırakan fail, belirlenen cezanın üçte ikisine kadar indirimden yararlanır. Bu indirim; m.109/2 + m.109/3 + m.109/5 ile belirlenen ağır cezalarda savunma açısından hayati önem taşır.

Ceza hesabı tablosu (örnek):

Senaryo Temel Ceza Sonuç
m.109/1 (temel hal) 1–5 yıl 1–5 yıl hapis
m.109/2 (cebir/tehdit/hile) 2–7 yıl 2–7 yıl hapis
m.109/2 + m.109/3-b (birden fazla kişi) 2-7 yılın 1 katı artırımı 4–14 yıl hapis
m.109/2 + m.109/3 + m.109/5 (cinsel amaç) yukarının yarısı artırım 6–21 yıl hapis
+m.110 etkin pişmanlık (son aşamada) üçte ikiye kadar indirim önemli ölçüde azalır

Adli para cezası tabanı: Adli para cezalarında bir gün otuz Türk Lirası’ndan az olmamak üzere belirlenir (TCK m.52). Bin gün adli para cezası, asgari tutarla hesaplandığında önemli bir mali yaptırım oluşturur.

TCK m.51 ertelemesi: Alt sınırı 2 yılı aşan hapis cezaları ertelenemez; nitelikli haller içeren m.109/2+3 kombinasyonlarında temel ceza 2 yılın üzerinde çıkabileceğinden erteleme imkânı daralmaktadır.

Örnekler

  • Örnek 1 (Ceza kademelendirmesi — m.109/2 + m.109/3-b): F ve G, mağduru birlikte tehdit ederek araçlarına bindirip işyerine götürmeyerek 6 saat alıkoyar. Mahkeme önce m.109/2 (2-7 yıl) temel cezayı belirler; m.109/3-b (birden fazla kişi) ile 1 kat artırım uygulanır. Sonuç ceza 4-14 yıl aralığına girer; somut ceza alt ve üst sınır arasında m.61 ölçütlerine göre belirlenir.
  • Örnek 2 (Etkin pişmanlık indirimi — somut etki): Yukarıdaki örnekte F, soruşturma başlamadan önce mağduru güvenli yerde, sağlam olarak serbest bırakır. Belirlenen 6 yıl hapis cezasının üçte ikisi indirildiğinde (4 yıl indirim) sonuç ceza 2 yıl olarak belirlenir; artık erteleme imkânı da gündeme gelebilir.
  • Örnek 3 (Cinsel amaç + çocuk mağdur — ağır yaptırım): Sanık, 13 yaşındaki mağduru okul çıkışında araçla cinsel amaçla götürür; cebir uygulamaz. Uygulanan maddeler: m.109/1 + m.109/3-f + m.109/5. Temel ceza 1-5 yıl; m.109/3-f ile 1 kat artırım → 2-10 yıl; m.109/5 cinsel amaç ile yarı artırım → 3-15 yıl aralığına çıkar. Yargılama Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülür.

TCK m.109, kişi hürriyeti ve güvenliğini kapsamlı biçimde koruyan çok katmanlı bir düzenlemedir. Temel hal ile nitelikli haller arasındaki yaptırım farkı büyük olup cebir/tehdit/hile unsurunun sübuta erip ermediği, nitelikli hallerin bulunup bulunmadığı ve cinsel amacın kanıtlanıp kanıtlanmadığı her davada belirleyicidir. Savunma açısından m.110 etkin pişmanlık hükmü, ceza üçte ikisine kadar indirilebildiğinden pratikte kritik bir araçtır. Ayrıca suçun başka suçlarla (cinsel saldırı, yağma, kasten yaralama) birleşmesi halinde her suça ait yaptırımın bağımsız olarak belirlenmesi ve içtima kurallarının titizlikle uygulanması gerekmektedir.

Av. İltan Ekmekçioğlu

cebirceza avukatıhileKişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmatck 109tehdit
Önceki yazı
Cebir suçu TCK 108
Sonraki yazı
TCK 110 Etkin Pişmanlık