Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi TCK 112

Türk Ceza Kanunu’nun 112. maddesi, eğitim-öğretim alanındaki kamu hizmetlerini ve bireyin bu alana ilişkin temel hakkını ceza hukuku güvencesi altına alan özel bir hükümdür. 2/3/2014 tarihli 6529 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle köklü biçimde değiştirilen bu madde; kurumsal eğitim-öğretim faaliyetlerini, bireysel eğitim hakkının kullanımını ve öğrenci konutlarını aynı çatı altında koruyarak üç ayrı hareket-nesne kombinasyonunu cezalandırmaktadır. Madde metni şöyledir:

Madde 112 – (Değişik: 2/3/2014-6529/12 md.) (1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;

  • a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,
  • b) Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına,
  • c) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına,

engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Bu hükmün belkemiği seçimlik hareket – seçimlik nesne yapısıdır. Her üç fiil de fail için özdeş yaptırım öngörür; ancak hangi nesneye, hangi araçla engellendiği, somut olayın nitelendirmesini ve ispat külfetini belirler. Aşağıda madde, uygulamaya yönelik sekiz başlık altında incelenmektedir.

1. Maddi Unsur

TCK 112’nin maddi unsuru, hareket (seçimlik eylem biçimleri), nesne (korunan faaliyet veya alan) ve sonuç (engelleme) olmak üzere üç katmanda incelenir.

Seçimlik hareket. Madde, fiilin gerçekleştirilme biçimini sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlemiştir:

  1. Cebir — failin mağdurun veya kurumun bedenine ya da fiziksel varlığına yönelik güç uygulaması. Kapıyı barikatla tıkamak, öğretmene fiziksel müdahalede bulunmak, okul aracının önünü kesmek somut örneklerdir.
  2. Tehdit — mağduru veya yetkililileri belirli bir zarara uğratacağını ima veya açıkça bildirerek iradeyi etkileme. Sözlü tehdit, SMS yoluyla gönderilen uyarı, toplu mesaj veya sosyal medya paylaşımı bu kapsamda değerlendirilebilir; tehdidin gerçekleştirilme kapasitesinin olup olmadığı değil, mağdurun iradesini kırıp kırmadığı belirleyicidir.
  3. Hukuka aykırı başka bir davranış — cebir ve tehdidin dışında kalan her türlü hukuka aykırı engelleme biçimini kapsayan artık kategoridir. Elektriği kesmek, internet bağlantısını kesmek, eğitim materyallerine el koymak, izinli okul etkinliklerinin bağlı olduğu platformları devre dışı bırakmak bu kapsamda sayılabilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin içtihadına göre bu seçenek, yasama organının eğitim özgürlüğüne yönelik olası teknolojik ve yeni yöntemli saldırılara karşı hükmü açık tutma amacı taşımaktadır.

Seçimlik nesne (korunan değer). Hareketin yöneleceği üç ayrı nesne öngörülmüştür:

  • (a) bendi – Kurumsal eğitim-öğretim faaliyetleri. Korunan değer, devlet tarafından kurulan ya da bir kamu makamının verdiği izne dayalı olarak yürütülen eğitim-öğretim kurumlarının faaliyetidir. Devlet okulları, özel okullar, üniversiteler, dershane yerine geçen kurslar (MEB lisanslı), halk eğitim merkezleri bu kapsamdadır. “İzne dayalı” ibaresi, 2014 değişikliğinin getirdiği hassasiyetle seçilmiştir: lisanssız/izinsiz faaliyet gösteren “kurslar” kapsam dışındadır çünkü koruma, hukuk düzeninin tanıdığı faaliyete yöneliktir.
  • (b) bendi – Bireysel eğitim ve öğretim hakkı. Bu bent, 2014 değişikliğiyle özgün bir koruma alanı olarak bağımsız hâle getirilmiştir. Bireyin —yaş, cinsiyet, engellilik, siyasi görüş veya etnik kimlikten bağımsız olarak— bir eğitim kurumuna kaydolmasını, derslere devamını, sınavlara girmesini, eğitim materyallerine ulaşmasını engelleme bu bent kapsamına girer. Bent, kurumsal faaliyetle değil kişisel hak kullanımıyla korunur; failin bir grubu hedef alması durumunda her mağdur için ayrı suç oluşabileceği göz önüne alınmalıdır.
  • (c) bendi – Öğrenci konutları (öğrenci binaları). Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalar ve eklentileri —yurt, pansiyonlu okul, öğrenci evi olarak işlevlendirilmiş yapı— bu bent kapsamındaki mülkî korumadan yararlanır. Engellemenin içeriği ise ikiye ayrılır: “girilmesine” (erişim engeli) ve “orada kalınmasına” (tahliye baskısı). İkisi birbirinden bağımsız seçimlik hareket-sonuç kombinasyonudur.

Sonuç – engel olma. Madde, fiilin tamamlanması için fiilen bir engellemenin gerçekleşmesini (netice suçu) arar; girişimin tehdit boyutunda kalması ve faaliyetin, hakkın veya erişimin gerçekten sekteye uğraması gerekir. Bununla birlikte “engelleme” ölçüsü bütünlük gerektirmez; kısmî sekteye uğratmak da yeterli kabul edilir.

Örnekler

Örnek 1 – (a) bendi: Grev gerekçesiyle okul girişine zincir kilit vurarak öğretmenleri okula sokmayan ve derse girilmesini fiziksel güç kullanarak engelleyen bir grup şüpheli. Cebir yoluyla kurumsal eğitim-öğretim faaliyeti (devlet okulu) engellenmekte; TCK 112/1-a uygulanır.

Örnek 2 – (b) bendi: Belirli bir aşiret mensubunun kız çocuğunun okula gitmesini tehditler yoluyla engelleyen aile büyükleri. Mağdurun bireysel eğitim hakkı (b) bendi kapsamında ihlal edilmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin incelediği bir dosyada TCK 112/1(b) uygulanarak mahkûmiyet kurulmuş, sanık lehine takdiri indirim ile sonuçlanmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/10748 E., 2023/19671 K.).

Örnek 3 – (c) bendi: Öğrenci yurdunun önünde toplanarak “herkesi dışarı çıkarın” tehdidinde bulunan ve öğrencilerin yurtta kalmasını engellemeye çalışan kalabalık. (c) bendi kapsamında “orada kalınmasına engel olma” fiili oluşmaktadır.

2. Manevi Unsur

Fail. TCK 112, özgü suç değildir; herhangi bir gerçek kişi bu suçun faili olabilir. Fail, sıradan bir bireyden, ideolojiyle hareket eden organize bir gruba, kurumun kendi yöneticisine kadar geniş bir yelpazede yer alabilir. Toplu eylemlerde faillik meselesi ayrıca önem taşır (bkz. İştirak başlığı).

Manevi unsur – kast. Bu suç yalnızca doğrudan kastla işlenebilir; taksirle TCK 112 oluşmaz. Failin, eğitim-öğretim faaliyetini, bireyin eğitim hakkını veya öğrenci binasına erişimi/ikamet hakkını bilerek ve isteyerek engellediğinin ispatı gerekir. Kastın yönü önemlidir: failin devlet okulunu, özel kursu ya da öğrenci yurdunu eğitim işleviyle biliyor olması aranır; “okul zannedip girişi kapatmadım” savunması ancak kastın özgünlüğüne ilişkin somut olgularla desteklenirse değerlendirmeye alınır.

Failin güdüsü (siyasi, ekonomik, ideolojik, kişisel husumet) suçun oluşumunu etkilemez. Sendika grevi, siyasi protesto, dini inanç veya ekonomik çıkar gibi her türlü saik, kasıtlı engelleme fiilini suç olmaktan çıkarmaz; ancak cezalandırma aşamasında TCK 61 kapsamında temel ceza belirlenirken değerlendirilebilir.

Mağdur. Suçun mağdurluğu iki farklı boyutta ele alınır:

  • (a) bendi için: Kurumu yönetenler, öğretmenler, eğitim personeli ve öğrenciler gibi faaliyetin tüm paydaşları mağdur konumundadır; kurum tüzel kişisi ayrıca “zarar gören” sıfatı taşıyabilir.
  • (b) bendi için: Bireysel hak ihlali söz konusu olduğundan mağdur, eğitim hakkı engellenen gerçek kişidir. Birden fazla mağdur varsa zincirleme suç veya ayrı suçlar gündeme gelebilir (bkz. İçtima).
  • (c) bendi için: Toplu olarak oturan öğrencilerin tamamı mağdur kabul edilir; tek bir öğrenciye yönelik bireysel baskı bu bendin değil, kişiye karşı suçların kapsamına girebilir.

Hareket – sonuç ilişkisi. Failin eylemi ile engelleme arasında nedensellik bağı zorunludur. Failin yönetim zaafiyetinden, doğal afetten veya başka bir nedenden kaynaklanan eğitim aksaklığı TCK 112 kapsamında değerlendirilemez.

Örnekler

Örnek 1: Bir sendika temsilcisinin, üyelerini kamu okulunun girişini barikatla kapatmaları için organize etmesi ve tüm bu süreçte okulun çalışır durumda olmamasını bilinçli olarak hedeflemesi — kastın varlığı tartışmasız olan tipik bir vakadır.

Örnek 2: Bir velinin kendi çocuğunu okula göndermemeye karar vermesi, başka çocukların eğitim hakkını etkilemiyorsa bu madde kapsamına girmez; velayet hukuku ve çocuğun korunması mevzuatı devreye girer. Ancak aynı veli başka aileleri de tehditlerle okula göndermemeye zorluyorsa (b) bendi oluşur.

3. Teşebbüs

TCK 112, netice suçu niteliğindedir; hareket aşaması ile engelleme sonucu arasında hem nedensellik hem de tamamlanma bağı aranır. Bu yapı, teşebbüsü tartışmalı kılar.

Teşebbüsün mümkün olduğu hâl: Fail, engellemeye doğrudan yönelik ve elverişli icra hareketlerine başlamış; ancak elinde olmayan nedenlerle (güvenlik güçlerinin müdahalesi, kurumun açılışının gecikmesi, mağdurun haberdar olup önlem alması) engelleme sonucu gerçekleşmemişse, TCK 35 uyarınca teşebbüs kurulabilir. Ceza, teşebbüs indirimi (1/4 – 3/4) uygulanarak belirlenir; alt sınır teşebbüs hâlinde 6 ay, üst sınır 3 yıl 9 ay olarak hesaplanabilir.

Teşebbüse elverişsiz hâl: Failin soyut düzeyde kaldığı söylemler veya hazırlık hareketleri (örneğin yakın çevresine “yarın okulu kapatacağız” demesi ancak hiçbir eyleme geçmemesi) teşebbüs aşaması olarak nitelenemez.

Uygulamadaki güçlük: Kalabalık grupların fiil ortaklığıyla yürüttüğü eylemlerde faaliyetin “kısmen sekteye uğratılması” çoğunlukla tamamlanan suç olarak değerlendirilmekte, teşebbüsün alanı daralmaktadır.

Örnekler

Örnek 1: Bir grup aktivist, okul kapısını metal levhalarla kapatmaya çalışırken güvenlik güçleri tarafından yakalanır; okul açılmıştır ve hiçbir ders aksamıştır. Hareket başlamış, sonuç gerçekleşmemiş → teşebbüs.

Örnek 2: Aynı grup, kapıyı başarıyla kapatır; sabah dersleri iki saat yapılamaz. Kısmî de olsa engelleme gerçekleştiğinden suç tamamlanmıştır; teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusudur.

4. İştirak

TCK 112’nin uygulamada en sık toplu eylemler bağlamında gündeme geldiği görülmektedir. İştirak, bu suç bakımından hem hukuki açıdan hem de ispat boyutunda kritik öneme sahiptir.

Müşterek faillik (TCK m.37/1). Birden fazla kişi, suçun icrasına birlikte katılıyorsa her biri “müşterek fail” sıfatıyla tam cezayla sorumludur. Barikatı birlikte kuran on kişinin her biri, cebir eylemini kimin yaptığından bağımsız olarak TCK 112’den cezalandırılır.

Azmettirme (TCK m.38). Fiili gerçekleştirmeyip başkasını buna yönlendiren kişi —örneğin bir organizatör— azmettiren sıfatıyla aynı ceza çerçevesinde yargılanır. Organizatörün eyleme katılmaması onu sorumluluktan kurtarmaz.

Yardım etme (TCK m.39). Lojistik destek sağlayan (malzeme temin eden, konum bildiren), koordinatörlük yapan kişi yardım eden sıfatıyla sorumludur; ceza 1/2 oranında indirilir.

Toplu eylemlerde fiil ortaklığının tespiti: Yargıtay içtihadı, toplu eylemlerde faillerin fiziksel katılımının belgelenmesini esas almakta; soyut sempati veya mevcudiyet yetersiz bulmaktadır. Sanık, gösteri alanında bulunmuş olsa dahi aktif katılım ispatlanamamışsa beraat gündeme gelir. Nitekim 4. Ceza Dairesi’nin incelediği bir davada (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/11473 E., 2026/4063 K.), ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kurarken BAM aktif katılım kanıtlanmadığı gerekçesiyle sanığı beraat ettirmiş; Yargıtay bu sonucu onaylamıştır.

Örnekler

Örnek 1: Grup A üyeleri okul kapısını tutar; Grup B üyeleri barikat malzemesi taşır; kişi C ise WhatsApp üzerinden diğerlerine koordinasyon yapar. A müşterek fail (tam ceza), B yardım eden (indirimli ceza), C ise somut katkısına göre ya azmettiren ya da yardım eden sıfatını alır.

Örnek 2: Bir kişi kalabalığın içinde bulunmuş, slogan atmış ancak fiziksel engellemeye doğrudan katılmamıştır. Aktif müşterek katılım ispatlanamadığından, bu kişi yönünden beraat kararı verilmesi gerekir.

5. İçtima

TCK 112 bağlamında içtima, başta zincirleme suç (TCK m.43) ve görünür içtima olmak üzere iki eksende tartışılır.

Zincirleme suç (TCK m.43/1). Aynı fail, aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kez eğitim-öğretimi engellerse (örneğin bir hafta boyunca her sabah aynı okulu kapatmak), zincirleme suç hükümleri uygulanarak temel ceza artırılır (1/4 – 3/4). Süregelen eylemler tek suç mı yoksa birden çok suç mu olduğu, aralarındaki zaman aralığı ve fail kastının birliği gözetilerek değerlendirilir.

(b) bendinde mağdur çokluğu. Bir okulun tüm öğrencilerinin eğitim hakkını aynı anda engelleyen fail için; eylemin tek bir karar ve tek bir fiziksel hareketle gerçekleştirilmesi hâlinde zincirleme suç değil, tek suç oluşacağı ileri sürülmektedir. Zira hareket tektir; birden çok kişiye yönelik olması salt suçun konusunu çoğaltır. Bu mesele doktrinde tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Görünür içtima – özel-genel kural. Failin eğitim kurumunu kapatmak için bir öğretmeni darp etmesi (kasten yaralama – TCK m.86) ile beraber TCK 112 de oluşuyorsa, her iki suç ayrı ayrı yargılanır; içtima değil gerçek içtima kuralları gereği her suç için ayrı hüküm kurulur. Öğretmene yönelik yaralama, 112. maddenin cebir unsurunu oluştursa da bu cebirin fiil özü TCK 86’nın bağımsız konusudur.

Örnekler

Örnek 1: Sanık, pazartesi ve çarşamba günleri aynı özel okulu kapatmak için iki ayrı eylem yapmış; her seferinde kapıyı barikatla tıkamıştır. Aynı suç işleme kararının devam edip etmediği araştırılır; süregelen niyet ispat edilirse zincirleme suç.

Örnek 2: Sanık, öğretmeni darp ederek (kasten yaralama) ve okul girişini kapatarak (TCK 112/1-a) aynı öğleden önce iki fiil gerçekleştirmiştir. Her iki suç için ayrı hüküm kurulur; cebir, sadece 112. madde bakımından vasıta değil 86. madde açısından bağımsız fiildir.

6. Uzlaşma

TCK 112 kapsamındaki suçlar, CMK m.253’te düzenlenen uzlaştırma kapsamı dışında kalmaktadır. Bunun iki temel gerekçesi vardır:

Birinci gerekçe, korunan değerin kamusal niteliğidir. Maddenin koruma amacı —eğitim hizmeti ve eğitim özgürlüğü— salt bireysel değil, toplumun ve devletin menfaatlerini ilgilendiren bir kamu düzeni sorunudur. Uzlaştırma ise mağdurun tasarrufunda olan bireysel suçlar için öngörülmüştür.

İkinci gerekçe, yaptırım ağırlığıdır. Ceza alt sınırı 2 yıl hapis olan suçlarda kural olarak uzlaştırma kurumu öngörülmez; CMK m.253/3 listesindeki ağır suçlar gibi TCK m. 112’de uzlaştırma çerçevesine dahil edilmemiştir.

Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi: (b) bendi bakımından (bireysel hak ihlali), şikâyetten vazgeçme ya da uzlaşma davanın düşmesini sağlamaz; TCK 112 şikâyete bağlı (takibi şikâyete bağlı) suç değil, re’sen (savcılığın haberdar olmasıyla) takip edilen suçtur. Mağdurun beyanı delil değeri taşır, ancak kamu davasını durdurmaz.

Pratik sonuç: Sanık ile okul yönetimi veya mağdur öğrenci arasında uzlaşma sağlansa ve zararlar giderilse dahi, bu uzlaşma yalnızca takdiri indirim sebebi (TCK m.62) veya etkin pişmanlık değerlendirmesinde göz önüne alınabilir; davanın sona ermesine yol açmaz.

Örnekler

Örnek 1: Barikatla okul kapatan sanık ile okul müdürü resmi bir mutabakat metni imzalar. Bu metin uzlaştırma belgesi değildir; dava re’sen devam eder; mutabakat yalnızca ceza tayininde lehine değerlendirilebilir.

Örnek 2: Kız çocuğunun okula gitmesini tehditlerle engelleyen kişi, mağdurun ailesiyle barışarak okulun devamına onay verir. Suç re’sen takibi gerektirir; vazgeçme dilekçesi savcılığı bağlamaz.

7. Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK 112’de öngörülen ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir. CMK m.12 uyarınca bu suç, Asliye Ceza Mahkemesi‘nin görevine girer. Üst sınır beş yıl, ağır ceza mahkemesi görev eşiği olan on yılın altında kaldığından istisna yoktur.

Yargıtay’daki temyiz mercii, 18/01/2024 tarihli 32438 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2023/1 sayılı Yargıtay Büyük Genel Kurul kararıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesi olarak belirlenmiştir. Daha önceki dönemde 6. Ceza Dairesi’nin baktığı dosyalar, iş bölümü kararının ardından 4. Ceza Dairesi’ne devredilmektedir (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/19172 E., 2025/9533 K. — görevsizlik kararıyla 4. CD’ye devir).

Yetkili mahkeme: Suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir (CMK m.12). Fiilin gerçekleştiği il ve ilçedeki Asliye Ceza Mahkemesi yetkili mahkemedir. Kurumun merkez ilçesi ile fiilin işlendiği ilçe farklıysa, fiilin işlendiği yer belirleyicidir.

Usul güvencesi – Sanığın savunma hakkı: Toplu eylemlerde birden fazla sanık yargılandığında, her sanığa ayrı müdafi atanması ve her birine ayrı savunma hakkı tanınması zorunludur. Bunun aksine verilen hüküm, savunma hakkının ihlali gerekçesiyle bozulabilir.

Parametre Değer
Görevli mahkeme (ilk derece) Asliye Ceza Mahkemesi
İstinaf mercii Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi
Temyiz mercii Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Tutukluluğun değerlendirilmesi Sulh Ceza Hâkimliği

Örnekler

Örnek 1: İstanbul Kadıköy’deki bir özel okul önünde gerçekleştirilen engelleme eyleminde görevli mahkeme Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesi, istinaf mercii ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi’dir.

Örnek 2: Ankara’da bir üniversite kampüsünde gerçekleştirilen eylemde olayın yaşandığı ilçedeki Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir; üniversitenin rektörlük binasının başka bir ilçede bulunması yetkiyi değiştirmez.

8. Yaptırım

TCK 112, failin her üç bendden birini gerçekleştirmesi hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Ertelenmiş bir ceza tutarında değildir; uygulamada yargı, bu suç için ağırlıklı olarak alt sınıra yakın temel ceza belirleyip takdiri ve yasal indirimlerle sonuca gitmektedir.

Temel cezanın belirlenmesi (TCK m.61). Hâkim; suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, meydana gelen zarar (okulun kapandığı süre, etkilenen öğrenci sayısı), failin kastının yoğunluğu ve güttüğü amaç gibi kriterleri gözetir.

İndirim ve artırım sebepleri:

  • TCK m.62 – Takdiri indirim: Özellikle bireysel katılımı sınırlı olan sanıklar için uygulanabilir; 1/6’ya kadar indirim sağlar.
  • TCK m.43 – Zincirleme suç: Birden fazla eyleme dayanan mahkûmiyetlerde 1/4 – 3/4 oranında artırım.
  • TCK m.35 – Teşebbüs: 1/4 – 3/4 indirim; tamamlanmış suça kıyasla daha hafif bir ceza söz konusudur.
  • TCK m.167 – Suçta kullanılan araçları sınırlayan özel düzenleme: Bu maddede benzeri düzenleme yoktur; ağırlaştırıcı nitelikli hâl öngörülmemiştir. Maddenin tek fıkrası ve nitelikli hâl yoktur.

Erteleme ve seçenek yaptırımlar. Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan, mahkemece iki yıl ya da daha az hapis verilmesi hâlinde TCK m.51 uyarınca erteleme, iki yıl ve altında bireysel katılımı sınırlı kalan sanıklar için mümkündür. Adli para cezasına çevirme ise TCK m.50 kapsamında iki yılı aşmayan hapis cezalarında değerlendirilebilir; ancak işin niteliği (toplu eylem, örgütlü hareket) mahkemenin bu takdir yetkisini daraltabilir.

Adli para cezasının bağımsız yaptırım olarak öngörülmemesi: Madde yalnızca hapis cezası öngörmüştür; seçimlik ya da zorunlu adli para cezası içermez.

Örnekler

Örnek 1: Tek ve kısa süreli bir eylemle okulun sabah açılışını yarım saat geciktiren sanık: alt sınır iki yıl temel ceza, takdiri indirimle 1 yıl 8 aya indirilebilir; gerekşartları varsa ertelenebilir.

Örnek 2: Dört gün boyunca okulu kapatan, zincirleme eylem gerçekleştiren organize bir grup: temel ceza orta noktadan belirlenir (3 yıl 6 ay), zincirleme artırımla dört yıla ulaşabilir; bireysel katılımı yoğun sanıklar için erteleme güçleşir.

Ceza hesabı örneği (tipik vaka):

Aşama Süre
Temel ceza (alt sınır) 2 yıl
Takdiri indirim -1/6 -4 ay
Sonuç (ertelenebilir) 1 yıl 8 ay
Aşama Süre
Temel ceza (orta) 3 yıl 6 ay
Zincirleme +1/4 +10,5 ay
Sonuç 4 yıl 4,5 ay (~4 yıl 4 ay)

TCK 112, eğitim-öğretim özgürlüğünü hem kurumsal hem de bireysel düzeyde koruyan çok boyutlu bir suç tipidir. 2014 yılında 6529 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen metin; cebir, tehdit ve hukuka aykırı davranış seçimlik hareket üçlemesini, eğitim faaliyetleri / bireysel hak / öğrenci konutları seçimlik nesne üçlemesiyle birleştirmektedir. Uygulamada suçun en sık tartışmalı boyutları; toplu eylemlerde fiil ortaklığının bireysel tespiti (beraat ile mahkûmiyet arasındaki ince çizgi), engelleme sonucunun gerçekleşip gerçekleşmediği (tamamlanmış suç mu, teşebbüs mü) ve birden çok mağdur varlığında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağıdır. Suç re’sen takip edildiğinden mağdurun uzlaşması veya vazgeçmesi davanın seyrini değiştirmez; yaptırım ağırlığı nedeniyle ilk savunmadan itibaren aktif hukuki temsil hayati önem taşır. Ceza avukatı olarak; sanık savunması, etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilirlik analizi, ağırlaştırıcı hal itirazları, cinsel amaç iddiasına karşı savunma, kasten yaralama ile içtima sorunları ve mağdur vekilliği alanlarında hizmet vermekteyiz. İfade öncesinden Yargıtay aşamasına kadar her süreçte yanınızdayız. Randevu için iletişime geçin.

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2025/6749 K. 2025/13612 T. 16.9.2025 • HAKARET ( Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Dosyalarının Aynı Dosya Olup Olmadığının Tereddüte Yer Vermeyecek Şekilde Tespit Edilerek Tekerrüre Esas Alınıp Alınmayacağı ile Sanığın Tekerrüre Esas Olabilecek Nitelikte Başka İlamın Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Sonucuna Göre Tekerrür Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Yeniden Değerlendirilmesinde Zorunluluk Bulunması Nedeniyle Kararda Hukuka Aykırılık Görüldüğü ) • TEKERRÜR ( Hakaret – Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Dosyalarının Aynı Dosya Olup Olmadığının Tereddüte Yer Vermeyecek Şekilde Tespit Edilerek Tekerrüre Esas Alınıp Alınmayacağı ile Sanığın Tekerrüre Esas Olabilecek Nitelikte Başka İlamın Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Sonucuna Göre Tekerrür Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağının Yeniden Değerlendirilmesinde Zorunluluk Bulunduğu )

YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ E. 2016/777 K. 2017/776 T. 7.2.2017 • KAMU GÖREVLİSİNİ KASTEN YARALAMA SUÇU ( Sanığın Diğer Sanık ile Birlikte Eğitim ve Öğretim Hakkını Engellenmek Amacıyla Girdiği Sınıfta Öğretim Görevlisi Olan Mağdurun Eline Vurmak Suretiyle Yaralama Eyleminde Bulunduğu – Mağdurun Kasten Yaralanması Eyleminin Cebir Tehdit Kullanarak Eğitim Öğretime Engel Olma Suçunun Kanuni Unsuru İçinde Yer Aldığı/Sanık Hakkında Atılı Suçtan Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Gerektiği ) • EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKINI ENGELLEME AMACI ( Kamu Görevlisini Kasten Yaralama Suçu – Sanığın Diğer Sanık ile Birlikte Öğretim Görevlisi Olan Mağdurun Eline Vurmak Suretiyle Yaralama Eyleminde Bulunduğu – Mağdurun Kasten Yaralanması Eyleminin Cebir Tehdit Kullanarak Eğitim Öğretime Engel Olma Suçunun Kanuni Unsuru İçinde Yer Aldığı/Sanık Hakkında Atılı Suçtan Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Gerektiği ) • ÖĞRETİME ENGEL OLMA SUÇU ( Mağdurun Kasten Yaralanması Eyleminin Bu Suçun Kanuni Unsuru İçinde Yer Aldığı – Sanığın Diğer Sanık ile Birlikte Eğitim ve Öğretim Hakkını Engellenmek Amacıyla Girdiği Sınıfta Öğretim Görevlisi Olan Mağdurun Eline Vurmak Suretiyle Yaralama Eyleminde Bulunduğu/Sanık Hakkında Atılı Suçtan Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Gerektiği ) • KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞI ( Sanığın Diğer Sanık ile Birlikte Eğitim ve Öğretim Hakkını Engellenmek Amacıyla Girdiği Sınıfta Öğretim Görevlisi Olan Mağdurun Eline Vurmak Suretiyle Yaralama Eyleminde Bulunduğu – Mağdurun Kasten Yaralanması Eyleminin Cebir Tehdit Kullanarak Eğitim Öğretime Engel Olma Suçunun Kanuni Unsuru İçinde Yer Aldığı/Sanık Hakkında Atılı Suçtan Karar Verilemeyeceği )

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2007/2414 K. 2007/3946 T. 22.5.2007 • EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN ENGELLENMESİ ( Başörtülü Öğrencilerin Okula Alınmaması Yönündeki Valilik Emrini Yerine Getiren Okul İdaresinin Okulun Bahçe Kapılarını Kapatması Üzerine Sanık Velilerin Okul Bahçesine Girerek Okulda Bir Süre Eğitime Ara Verilmesine Neden Olması ) • LEHE OLAN HÜKÜMLERİN UYGULANMASI ( Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi Suçunda Yeni TCK’nun Hükümlerinin Değerlendirilmesi Gereği ) • BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLERİN OKULA ALINMAMASI ( Valilik Emrini Yerine Getiren Okul İdaresinin Okulun Bahçe Kapılarını Kapatması Üzerine Sanık Velilerin Okul Bahçesine Girerek Okulda Bir Süre Eğitime Ara Verilmesine Neden Olması Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi Suçunu Oluşturduğu )

Kaynaklar

Av. iltan Ekmekçioğlu

ceza avukatıCeza HukukuEğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesietkin pişmanlıktck 112
Önceki yazı
Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri Uygulanması ( TCK 111 )