Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK 116)

 Konut dokunulmazlığının ihlali suçu TCK m.116‘da düzenlenir ve kişinin özel yaşam alanını korur. Bir kimsenin konutuna rızası dışında girmek ya da rıza ile girip çıkmamak bu suçu oluşturur ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası gerektirir; işyeri ihlalinde ceza daha hafiftir. Fiilin cebir, tehdit veya gece vakti işlenmesi cezayı 1-3 yıla çıkarır. Suç şikâyete bağlıdır; mağdurun 6 ay içinde şikâyetçi olması gerekir. Hak kaybı yaşamamak ve etkili savunma için uzman ceza avukatından hukuki destek almanız önemlidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi, Anayasa’nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığını ceza hukuku düzeyinde koruyan hükümdür. Madde, kişinin özel yaşam alanının fiziksel sınırlarını —konutunu, konutunun eklentilerini ve belirli koşullardaki işyerlerini— rıza dışı girişlere ve istenmeyen kalışlara karşı korur. Korunan hukuki değer, mülkiyet hakkı değil, kişinin yaşam alanı üzerindeki hâkimiyeti ve özel hayatın gizliliğine duyduğu güvendir. Madde metni şöyledir:

Madde 116 – (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2)(Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.)Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerinealtı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasınahükmolunur.

(3)(Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.)Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun içinrıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olmasıgerekir.

(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Maddenin yapısı dört katmanlıdır: birinci fıkra konutu, ikinci fıkra işyerini korur; üçüncü fıkra ortak kullanım hâlinde rızanın geçerlilik koşulunu belirler; dördüncü fıkra ise fiili ağırlaştıran nitelikli hâlleri düzenler. Bu katmanlı yapı, korunan alanın niteliğine (konut mu, işyeri mi) ve fiilin işleniş biçimine (rıza dışı giriş mi, kalış mı, cebir/gece mi) göre cezanın derecelenmesini sağlar.

1. Maddi Unsur

Konut dokunulmazlığının ihlali, iki ayrı seçimlik hareket ve bu hareketlerin yöneldiği farklı mekân kategorileri üzerinden tanımlanır. Maddi unsurun çözümlenmesi, önce korunan mekânın hukuki niteliğinin, sonra da fiilin biçiminin belirlenmesini gerektirir.

Korunan mekân – konut. Konut, kişinin geçici de olsa yerleşmek ve barınmak amacıyla kullandığı, özel yaşamını sürdürdüğü kapalı alandır. Sürekli ikamet şart değildir; yazlık, otel odası, kiralanmış geçici bir mesken, hatta düzenli kullanılan bir karavan da konut sayılabilir. Belirleyici olan tapu kaydı veya mülkiyet değil, fiilî olarak yaşam alanı olarak kullanılmasıdır. Bu nedenle kiracının konutu, malik karşısında dahi korunur; malik, kiracının rızası olmadan giremez.

Korunan mekân – eklenti. Eklenti, konutun bütünleyici parçası olmasa da onunla işlevsel bağ içinde bulunan ve konutun kullanımına özgülenmiş yerlerdir. Avlu, bahçe, garaj, kömürlük, müştemilat, apartmanın ortak kullanım alanlarından özel kullanıma ayrılmış bölümler bu kapsamdadır. Eklentinin korunması için konutla aynı çevre içinde ve konut sahibinin hâkimiyet alanında olması aranır; herkesin serbestçe girip çıktığı, hâkimiyet alanı dışındaki yerler eklenti sayılmaz.

Korunan mekân – işyeri (f.2). İkinci fıkra, işyerlerini konuttan daha düşük bir koruma düzeyiyle ele alır ve burada kritik bir ayrım yapar: “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler” kapsam dışındadır. Mağaza, banka şubesi, lokanta, eczane gibi kamuya açık ve girilmesi olağan sayılan işyerlerine çalışma saatleri içinde girmek suç oluşturmaz; çünkü buralarda zımni (örtülü) bir giriş rızası mevcuttur. İkinci fıkra, yalnızca kamuya açık olmayan, girilmesi serbest olmayan işyerlerini (özel büro, atölyenin kapalı bölümleri, fabrikanın üretim alanı gibi) ve mesai dışı saatlerde kapalı olan işyerlerini korur.

Birinci seçimlik hareket – rızaya aykırı girme. İlk hareket biçimi, kişinin korunan mekâna hak sahibinin rızasına aykırı olarak girmesidir. Buradaki “giriş”, bedenin tamamının mekâna sokulmasıyla tamamlanır; vücudun bir kısmının (örneğin kolun pencereden uzatılması) sokulması girişin tamamlanması için yeterli değildir. Rızanın bulunmaması suçun temel şartıdır; rıza varsa fiil hukuka uygun hâle gelir.

İkinci seçimlik hareket – rıza ile girip çıkmama. İkinci hareket biçimi, kişinin başlangıçta rıza ile (meşru olarak) girdiği mekândan, hak sahibinin çıkma yönündeki iradesine rağmen ayrılmamasıdır. Burada giriş hukuka uygundur; hukuka aykırılık, çıkma talebine uyulmamasıyla doğar. Bu hâl, davet edilen bir misafirin ev sahibinin “çıkın” demesine rağmen kalmaya devam etmesi gibi durumları kapsar ve suçun ihmali değil icrai bir biçimidir: kişi, ayrılmama iradesini sürdürerek dokunulmazlığı ihlal eder.

Rızanın geçerliliği ve ortak kullanım (f.3). Üçüncü fıkra, mekânın birden fazla kişi tarafından ortak kullanıldığı hâllerde —evlilik birliği, aile, ortak işyeri— rıza sorununu çözer. Ortak kullananlardan birinin rızası, kural olarak girişi hukuka uygun kılar ve suç oluşmaz. Ancak fıkra bu kurala önemli bir sınır getirir: rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Bu koşul, ortak kullananlardan birinin, diğerinin haklarını veya özel hayatını zarara uğratmak gibi kötü niyetli bir amaçla verdiği rızayı geçersiz kılar. Böylece, örneğin bir kişinin yalnızca diğerini gözetlemek veya zarar vermek isteyen bir üçüncü kişiyi içeri alması, geçerli bir rıza sayılmaz.

Nitelikli hâller (f.4). Dördüncü fıkra, fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesini ağırlaştırıcı sebep sayar ve cezayı bir yıldan üç yıla çıkarır. Cebir/tehdit, mağdurun direncini kırmaya yönelik fiziksel güç veya korkutmayı; gece vakti ise güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat önceye kadar süren zaman dilimini (TCK m.6) ifade eder. Gece vaktinin ağırlaştırıcı sayılmasının gerekçesi, bu zaman diliminde kişinin yaşam alanının daha savunmasız olması ve ihlalin yarattığı tedirginliğin artmasıdır.

2. Manevi Unsur

Fail. Suç özgü (mahsus) nitelikte değildir; konutta veya işyerinde hak sahibi olmayan herkes fail olabilir. Dikkat çekici olan, mekânın maliki dahi failin olabilmesidir: kiraya veren malik, kiracının rızası olmadan kiralanan konuta girerse konut dokunulmazlığını ihlal etmiş olur; çünkü korunan değer mülkiyet değil, mekânı fiilen kullanan kişinin hâkimiyetidir. Failin kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanması ise TCK m.119 kapsamında cezayı bir kat artıran bir nitelikli hâldir.

Manevi unsur – kast. Suç ancak kastla işlenebilir; failin, girdiği yerin başkasının konutu/işyeri olduğunu ve girişin (ya da kalmaya devam etmenin) hak sahibinin rızasına aykırı olduğunu bilmesi ve bu sonucu istemesi gerekir. Failin rızanın varlığı konusunda yanılması (örneğin girişe izin verildiğini sanması), kastı kaldıran bir hata (TCK m.30) oluşturabilir ve bu durumda suç oluşmaz. Taksirle konut dokunulmazlığının ihlali mümkün değildir.

Hukuka uygunluk sebepleri. Konut dokunulmazlığının ihlalinde hukuka uygunluk sebepleri özellikle önem taşır. Hak sahibinin rızası (TCK m.26) en tipik hukuka uygunluk sebebidir ve suçun unsurunu ortadan kaldırır. Bunun yanında kanun hükmünün yerine getirilmesi (kolluğun usulüne uygun arama yetkisi), zorunluluk hâli (yangın, sel gibi tehlikelerde kurtarma amacıyla giriş) ve meşru savunma da fiili hukuka uygun kılabilir. Bu sebeplerin varlığında fiil tipik olsa dahi cezalandırılmaz.

Mağdur. Mağdur, mekân üzerinde fiilî hâkimiyet kuran, orada yaşamını sürdüren veya işini yürüten kişidir. Mülkiyet hakkı şart olmadığından kiracı, intifa hakkı sahibi, hatta hak sahibinin rızasıyla orada barınan kişi de mağdur olabilir. Ortak kullanımda her bir kullanıcı kural olarak ayrı ayrı mağdur sıfatını taşır; ancak üçüncü fıkranın geçerli rıza kuralı bu durumu sınırlar.

Nedensellik ve sonuç. Suç, rızaya aykırı girişin gerçekleşmesiyle veya çıkma iradesine rağmen kalmanın sürmesiyle tamamlanır. Giriş hâlinde sonuç ânidir; kalma hâlinde ise suç, kişinin çıkma talebine uymayı reddettiği andan itibaren oluşur ve kalma süresince devam eden (mütemadi) bir nitelik taşır. Bu temadi, zamanaşımının başlangıcı ve iştirak imkânı bakımından sonuç doğurur.

3. Teşebbüs

Konut dokunulmazlığının ihlali, icra hareketlerinin bölünebildiği bir suç olduğundan teşebbüse elverişlidir. Failin, rızaya aykırı biçimde mekâna girmeye yönelik elverişli icra hareketlerine başlaması (kapıyı zorlaması, pencereden tırmanmaya çalışması) ancak elinde olmayan nedenlerle (yakalanması, engellenmesi) girişi tamamlayamaması hâlinde teşebbüs (TCK m.35) gündeme gelir. Bu durumda cezada 1/4 ila 3/4 oranında indirim yapılır.

Burada belirleyici eşik, “girme” fiilinin tamamlanma anıdır. Bedenin tamamının mekâna girmesiyle suç tamamlanır; bu ana kadar gerçekleşen hareketler teşebbüs aşamasındadır. Kapı önüne gelmek veya zili çalmak gibi davranışlar henüz hazırlık hareketi niteliğinde olup teşebbüs sayılmaz; teşebbüsten söz edebilmek için icra hareketlerinin doğrudan girişe yönelmiş ve elverişli olması gerekir.

“Rıza ile girip çıkmama” biçiminde ise teşebbüs uygulanması güçtür; çünkü bu hâlde suç, çıkma talebine uyulmamasıyla ânında tamamlanır. Çıkmama iradesi ortaya konduğu anda netice gerçekleşmiş sayılacağından, bu hareket biçiminde teşebbüs aşaması pratikte ortaya çıkmaz.

4. İştirak

Konut dokunulmazlığının ihlalinde iştirakin genel hükümleri (TCK m.37–41) uygulanır ve suçun mütemadi niteliği iştirak bakımından özel sonuçlar doğurur.

Müşterek faillik. Birden fazla kişinin birlikte ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak mekâna girmesi hâlinde her biri müşterek faildir. Ayrıca bu durum, yani fiilin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, TCK m.119/1-c uyarınca ayrıca bir nitelikli hâl oluşturarak cezayı bir kat artırır. Dolayısıyla toplu giriş hem iştirak hem de ağırlaştırma boyutuyla değerlendirilir.

Azmettirme ve yardım etme. Fiili bizzat işlemeyip başkasını rıza dışı girişe yönlendiren kişi azmettiren (TCK m.38); kapıyı açan, gözcülük yapan ya da giriş için araç sağlayan kişi yardım eden (TCK m.39) sıfatıyla sorumlu olur.

Temadinin iştirake etkisi. Suçun “çıkmama” biçiminde mütemadi nitelik taşıması, sonradan katılmayı mümkün kılar. Fail mekânda hukuka aykırı olarak kalmaya devam ederken bir başkasının bu duruma katılması (örneğin kalmaya devam etmesi için destek vermesi), temadi sona ermeden gerçekleştiğinden iştirak hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle iştirakin mümkün olduğu zaman aralığı, suçun tamamlandığı anla değil, temadinin sona erdiği anla sınırlıdır.

5. İçtima

Konut dokunulmazlığının ihlali, uygulamada nadiren tek başına; çoğu zaman başka bir suça araç veya eşlik eden fiil olarak ortaya çıkar. Bu nedenle içtima ilişkileri pratikte büyük önem taşır.

Hırsızlıkla birlikte işlenmesi. En sık karşılaşılan birleşme, konuta hırsızlık amacıyla girilmesidir. Bu durumda konut dokunulmazlığının ihlali ile hırsızlık ayrı suçlar olarak gerçek içtima kuralları çerçevesinde ayrı ayrı cezalandırılır; biri diğerini tüketmez. Nitekim Yargıtay uygulamasında hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali aynı olayda birlikte yargılanıp her biri için ayrı hüküm kurulmaktadır (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/951 E., 2025/3299 K.).

Cebir/tehdit ve yaralama ile birleşme. Dördüncü fıkra kapsamında fiil cebir veya tehditle işlendiğinde, bu cebir basit düzeyde kaldığı sürece nitelikli hâl içinde değerlendirilir. Ancak cebrin boyutu kasten yaralama suçunu oluşturacak ağırlığa ulaşırsa, TCK m.119/2 uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Konut dokunulmazlığı ihlalinin yaralama ve tehdit suçlarıyla birlikte işlendiği hâllerde her bir suç için ayrı hüküm kurulması gerektiği Yargıtay kararlarında da görülmektedir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/5785 E., 2021/24353 K.).

Zincirleme suç. Aynı failin aynı mağdura karşı aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kez konut dokunulmazlığını ihlal etmesi hâlinde, zincirleme suç hükümleri (TCK m.43) uygulanarak temel ceza artırılır.

6. Uzlaşma

Konut dokunulmazlığının ihlalinin temel hâlleri şikayete bağlıdır. Birinci ve ikinci fıkralar açıkça “mağdurun şikayeti üzerine” ibaresini taşıdığından, bu hâllerde soruşturma ve kovuşturma ancak mağdurun şikayetiyle yürütülür; şikayet yoksa veya geri alınırsa dava düşer. Şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m.73).

Şikayete bağlı olması, bu suçun temel hâllerini aynı zamanda uzlaştırma kapsamına sokar (CMK m.253). Konut dokunulmazlığının ihlalinin temel hâlleri uzlaştırmaya tabi suçlardandır; bu nedenle soruşturma aşamasında dosya zorunlu olarak uzlaştırmacıya gönderilir ve taraflar uzlaşırsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir veya dava düşer. Uzlaşma, bu suç tipinde davanın sona ermesini sağlayan etkin bir yoldur.

Buna karşılık dördüncü fıkradaki nitelikli hâller (cebir/tehdit veya gece vakti) ve TCK m.119 kapsamındaki ağırlaştırıcı sebepler bakımından durum farklıdır. Bu nitelikli hâller şikayete bağlı tutulmamış, re’sen takip edilen suçlar arasında yer almıştır; dolayısıyla bu hâllerde mağdurun şikayeti aranmaz ve suç uzlaştırma kapsamı dışında kalır. Bu ayrım, failin lehine veya aleyhine sonuç doğuran kritik bir usul meselesidir: temel hâlde mağdurla uzlaşma davayı bitirebilirken, nitelikli hâlde bu yol kapalıdır.

7. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Konut dokunulmazlığının ihlalinde öngörülen ceza en ağır nitelikli hâlde dahi (f.4) üç yılı aşmadığından, ilk derece yargılaması Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. İkinci fıkra kapsamındaki işyeri ihlalinde adli para cezası seçeneği de bulunmakla birlikte görevli mahkeme yine Asliye Ceza Mahkemesi’dir. İstinaf incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili ceza dairesince yapılır.

Temyiz mercii, Yargıtay’ın iş bölümü kararıyla belirlenen ceza dairesidir. Konut dokunulmazlığının ihlali dosyaları uygulamada Yargıtay’ın ilgili ceza dairelerince (kararlardan görüldüğü üzere 2. ve 4. Ceza Daireleri) incelenmektedir; dosyada daha ağır cezalı başka bir suç bulunması hâlinde görevli daire o suça göre belirlenir. Bu nedenle birden fazla suçun birlikte yargılandığı dosyalarda temyiz merciinin doğru saptanması usulî açıdan önemlidir.

Yetki, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir (CMK m.12); yani konutun veya işyerinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Parametre Değer
Görevli mahkeme (ilk derece) Asliye Ceza Mahkemesi
İstinaf mercii Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi
Temyiz mercii Yargıtay ilgili Ceza Dairesi (uygulamada 2./4. Ceza Daireleri)
Takip usulü Temel hâl (f.1, f.2): şikayete bağlı; nitelikli hâl (f.4): re’sen

8. Yaptırım

Madde, fiilin işlendiği mekâna ve işleniş biçimine göre kademeli bir yaptırım sistemi öngörür:

  • Konut/eklenti ihlali (f.1): Altı aydan iki yıla kadar hapis.
  • İşyeri ihlali (f.2): Altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası (seçimlik yaptırım).
  • Nitelikli hâl (f.4): Cebir/tehdit veya gece vakti hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis.

İkinci fıkrada adli para cezasının seçimlik olarak öngörülmesi, işyeri ihlalinin konuta göre daha düşük bir koruma düzeyinde değerlendirildiğini gösterir. Birinci ve dördüncü fıkralarda ise yalnızca hapis cezası öngörülmüştür.

Ortak nitelikli hâller (TCK m.119). Konut dokunulmazlığının ihlali, TCK m.119’da sayılan ortak ağırlaştırıcı sebeplerden etkilenen suçlardandır. Fiilin silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır (TCK m.119/2).

Temel cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirme. Hâkim, TCK m.61 ölçütlerine göre temel cezayı belirlerken ihlalin süresini, kullanılan araçları, mağdurun yaşam alanında yarattığı tedirginliğin derecesini ve failin kastının yoğunluğunu gözetir. Cezanın alt sınırlarının düşük olması, özellikle ilk kez suç işleyenlerde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB, CMK m.231), erteleme (TCK m.51) ve hapis cezasının adli para cezasına veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi (TCK m.50) kurumlarının uygulanmasına geniş alan açar. Bu kurumların uygulanması, cezanın iki yılın altında kalması koşuluna bağlıdır ve nitelikli hâllerde bu eşik daha zor karşılanır.

Fıkra ve Nitelikli Hâl Karşılaştırma Tablosu

Ölçüt f.1 (Konut) f.2 (İşyeri) f.4 (Nitelikli hâl)
Korunan mekân Konut ve eklentileri Girilmesi mutat olmayan işyeri ve eklentileri Konut veya işyeri
Seçimlik hareket Rıza dışı girme / rıza ile girip çıkmama Aynı Cebir-tehdit ile veya gece vakti giriş/kalma
Ceza 6 ay – 2 yıl hapis 6 ay – 1 yıl hapis veya adli para 1 – 3 yıl hapis
Takip usulü Şikayete bağlı Şikayete bağlı Re’sen
Uzlaştırma Tabi Tabi Tabi değil

 

Kaynaklar

YARGI KARARLARI

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2023/24534 K. 2025/23108 T. 16.12.2025 • KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLALİ VE MALA ZARAR VERME SUÇU ( Sanık Her Ne Kadar Kollukta Müdafii Huzurunda Alınan İfadesinde Üzerine Atılı Suçu İşlediğini Kabul Etmiş ise de Kovuşturma Aşamasında Alınan Savunmasında Kolluk İfadesinin Baskı ve İşkence Sonucu Alındığını Beyan Ettiği Yakalandığında Alınan Doktor Raporunda da Sanığın İddiasını Destekleyecek Şekilde Vücudunda Darp ve Cebir İzlerinin Olduğunun Anlaşılması Karşısında Suçun Sübûtu Açısından İkrarın Tek Başına Delil Olmayacağı Diğer Maddi Deliller ile de Desteklenmesi Gerektiği ) • EYLEMİ GERÇEKLEŞTİREN FAİLİN BELİRLENMESİ ( Toplam 16 Ayrı Olayın Anlatıldığı Araştırma ve Tespit Tutanağında İsmi Geçen Tutanak Mümzilerinin ve Sanığın Kolluk İfadesi Alındığı Sırada Hazır Bulunan Müdafiinin Tanık Olarak Beyanlarının Alınması Failin Sanık Olup Olmadığının Tereddüte Mahal Vermeyecek Şekilde Belirlenmesi İçin Sanığın Teşhise Elverişli Olacak Şekilde Önden Profilden ve Boydan Çekilmiş Fotoğrafları Temin Edildikten Sonra Kamera Görüntülerinde Kaydı Bulunan Şahsın Sanık Olup Olmadığının Tespiti Amacıyla Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Daire Başkanlığı’ndan Mümkünse Görüntü Netleştirilmesi de Sağlanarak Rapor Aldırılması Gerektiği ) • HTS KAYITLARI ( Hts Dökümünde Yer Alan Telefon Dışında Sanığın Olay Tarihinde Adına Olan veya Kullandığı Cep Telefonu Numaraları Belirlendikten Sonra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na Müzekkere Yazılarak Suç Tarihindeki HTS Kaydı ve Baz İstasyonu Bilgilerinin İstenmesi Buna Göre Sanığın Suç Yerinde Olay Günü ve Saatinde Bulunup Bulunmadığının Belirlenmesinden Sonra Deliller Çerçevesinde Sanığın Hukuksal Durumunun Tayini Gerektiği )

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2025/9780 K. 2025/22832 T. 11.12.2025 • HIRSIZLIK VE KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ ( Şüpheye Dayalı Değerlendirme ile Hüküm Kurulamayacağı/Parmak İzi İncelemesinin Tek Başına Delil Teşkil Etmeyeceği ) • PARMAK İZİ İNCELEMESİ ( Paraların Üzerine Su Dökülmesinin Suçun Sanıklar Tarafından İşlendiğini Kesin Olarak Göstermediği – Mevcut Delillerin Mahkûmiyet İçin Yeterli Olmadığı )

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2023/18527 K. 2025/22345 T. 9.12.2025 • KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ VE MALA ZARAR VERME SUÇU ( Olayda Uyap’tan Alınan Güneşin Doğuş ve Batış Zamanlarını Gösteren Çizelgeye Göre Gece Vaktinin Saat 19.21’den İtibaren Başladığı Olay Anını Gösteren Kamera Kayıtlarına Göre Eylem Saatinin 21.27 21.49 Saatleri Arası Olduğu Bu Şekilde Eylemin Gece Vakti Gerçekleştiği Anlaşılmakla Sanık Hakkında TCK’nın 143. Maddesinin Uygulanması Gerekirken Bu Husus Gözetilmeden Hüküm Kurulması Suretiyle Eksik Ceza Tayininin Hatalı Olduğu ) • SUÇ TARİHİ ( Suç Tarihi “10.10.2020” Tarihi Olduğu Hâlde Gerekçeli Karar Başlığında 15.10.2020 Tarihinin Gösterilmesinin İsabetsiz Olduğu )

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2025/8280 K. 2025/19819 T. 6.11.2025 • HIRSIZLIK SUÇU ( 5252 Sayılı Kanun’un 9/1. Maddesi 01.06.2005 Tarihinden Önce Kesinleşmiş Hükümlerle İlgili Olarak 5237 Sayılı TCK’nın Lehe Olan Hükümlerinin Derhal Uygulanabileceği Hallerde Duruşma Yapılmaksızın da Karar Verilebileceğini Öngörmüşse de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Kararında Açıklandığı Gibi Lehe Olan Yasanın Belirlenmesi Herhangi Bir İnceleme ve Araştırma Yapılmasını Takdir Hakkının Kullanılmasını Gerektiriyorsa veya Cezanın Kişiselleştirilmesine İlişkin Hükümlerin Uygulanması Olanağı Sonraki Yasa ile Doğmuşsa Yargılamasının Duruşmalı Yapılması Zorunlu Olduğu ) • DURUŞMA YAPILMASI ( Lehe Olan Yasanın Belirlenmesi Herhangi Bir İnceleme ve Araştırma Yapılmasını Takdir Hakkının Kullanılmasını Gerektiriyorsa veya Cezanın Kişiselleştirilmesine İlişkin Hükümlerin Uygulanması Olanağı Sonraki Yasa ile Doğmuşsa Yargılamasının Duruşmalı Yapılması Zorunlu Olduğu/Evrak Üzerinde İnceleme Yapılabilmesi ise Ancak Belirtilen Bu Haller Dışında Söz Konusu Olabileceği – Hükümlü Hakkında Lehe Olan Yasanın Saptanabilmesi İçin Takdir Hakkının Kullanılması Gerekeceğinden Duruşma Açılıp Gerekçeleri Açıklanmak Suretiyle Karar Verilmesi Gereği ) • MALA ZARAR VERME SUÇU ( Hükümlünün Şikâyetçiye Yönelik Eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b ve 116/1 ve 119/1-c ve Suç Tarihi İtibarıyla Şikâyete Tabi Olan 151/1. Maddelerine Uyduğu Şikâyetçinin de Şikâyetçi Olduğunu Belirttiği Gözetilmeden Mala Zarar Verme Suçundan Hüküm Kurulmaması Hatalı Olduğu )

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2025/7939 K. 2025/19594 T. 5.11.2025 • HIRSIZLIK SUÇU ( Suça Sürüklenen Çocuğa İsnat Edilen Hırsızlık İşyeri Dokunulmazlığını İhlal ve Mala Zarar Verme Suçları Yönünden Kanunda Öngörülen Dava Zamanaşımı Sürelerinin Dolduğu/ Mahkûmiyet Yerine Davanın Zamanaşımı Nedeniyle Düşmesine Karar Verilmesi Gerekirken Aksi Yönde Hüküm Kurulması Hukuka Aykırı Olduğu ) • DAVA ZAMANAŞIMI ( Suça Sürüklenen Çocuğun Tek Başına İşlediği İddia Olunan Yargılama Konusu Eylemine Uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/4 ve 31/3. Maddelerinde Belirtilen Suç İçin Öngörülen Cezanın Üst Sınırına Göre 7 Yıl 12 Aylık Dava Zamanaşımının Suçun İşlendiği 11.01.2011 Tarihinden İtibaren İnceleme Tarihine Kadar Geçmiş Bulunduğu/Hükmün Bozmayı Gerektirdiği ) • İDDİA HAKKI KISITLANMASI ( Suçtan Zarar Gören Kurumun Duruşmadan Haberdar Edilip İddia ve Delillerini Sunma ve Davaya Katılma Olanağı Sağlanarak Suça Sürüklenen Çocuğun Hukukî Durumunun Değerlendirilmesi Gerektiği )

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2023/14937 K. 2025/19462 T. 3.11.2025 • HIRSIZLIK İŞ YERİ DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ VE MALA ZARAR VERME SUÇU ( Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince Davanın Yeniden Görülmesine Karar Verilmek Suretiyle Yapılacak Duruşma Sonucunda Hukuka Aykırılığın Giderilmesi Yerine Dosya Üzerinden Yapılan İnceleme Neticesinde Bozma Kararı Verilmesinin ve Anılan Karara Yönelik Direnme Yetkisi Bulunmayan İlk Derece Mahkemesince Yeniden Hüküm Kurulmasının Yasal Dayanağının Bulunmadığı ) • DURUŞMA ( 5271 Sayılı Kanun’un 280. Maddesinin 1. Fıkrasının G Bendi Uyarınca Davanın Yeniden Görülmesine Karar Verilerek Duruşma Açılıp Taraflar Çağrılarak Delillerin Değerlendirilmesi Sonucunda Anılan Kanun Maddesinin 2. Fıkrasına Göre Hukuka Aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince Giderilmesi Sonucunda Yeniden Hüküm Kurulması Gerektiği )

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2022/13-484 K. 2023/676 T. 20.12.2023 • NİTELİKLİ HIRSIZLIK VE İŞ YERİ DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇLARI ( Tekerrür Uygulamasına Esas Alınan İlamın Özel Dairenin Düzeltilerek Onama Tarihinden Sonra Bozulması Yargılamaya Konu Kamu Davasının Zamanaşımı Nedeniyle Düşürülmesine Karar Verilmesi ve Sanığın Adli Sicil Kaydında Tekerrüre Esas Başkaca Bir İlamının Bulunmaması Karşısında Sanığa Atılı İncelemeye Konu Suçlardan Kurulan Hükümlerde TCK’nın 58. Maddesinin Uygulanma Koşullarının Oluşmadığının Kabulü Gerektiği ) • SUÇTA TEKERRÜR ( Nitelikli Hırsızlık ve İş Yeri Dokunulmazlığının İhlali Suçları – Sanığa Atılı İncelemeye Konu Suçlardan Kurulan Hükümlerde TCK’nın 58. Maddesinin Uygulanma Koşullarının Oluşmadığı/Koşulları Oluşmadığı Hâlde TCK’nın 58. Maddesinin Uygulanmasına Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2022/6-30 K. 2023/647 T. 6.12.2023 • İŞ YERİ DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ ( Mala Zarar Verme Suçu Bakımından Uzlaştırma Sağlanmış Olsa Dahi Hırsızlık Suçundan TCK’nın 142/1-B ve 143. Md. İle Geceleyin Birden Fazla Kişi İle Birlikte İş Yeri Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Aynı Kanun’un 116/2-4 ve 119/1-C Md. Uygulanması Sonucunda Her İki Suç Yönünden Ulaşılacak Ceza Toplamının 765 S. Kanun’a Göre Belirlenen 3 Yıl 6 Ay Hapis Cezasından Daha Fazla Olacağı ) • EŞYANIN DEĞERİNİN FAHİŞ OLMASI ( Hırsızlık Suçu – TCK’ya Göre Suça Konu Eşyanın Değerinin Fahiş Olmasının Ayrıca Bir Artırım Maddesi Olarak Öngörülmediği/Bahse Konu Kanun’un 61. Md. “Suçun Konusunun Önem ve Değeri” Şeklindeki Ölçüt Göz Önünde Bulundurularak Eşyanın Değerinin Fahiş Olmasının Temel Cezanın Tayininde Göz Önünde Bulundurulabileceği ) • UZLAŞTIRMA ( Birden Fazla Kişi İle Birlikte Gece Vakti İş Yeri Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Uzlaştırma Kapsamında Olmadığı – Uzlaşma Hükümlerinin Yalnızca Mala Zarar Verme Suçu Yönünden Uygulanabileceği )

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ E. 2023/1204 K. 2025/15441 T. 11.9.2025 • KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇU ( Sanığın Şikayetçinin Evinin Bahçe Duvarı Üzerinde Yürüdüğünün Kamera Görüntüleriyle Tespit Edilmesine Rağmen Konuta Fiilen Girildiğine veya Hırsızlık Eşyası Taşındığına Dair Bir Delil Bulunmaması ve İkamette Yapılan Aramada Suç Eşyası Ele Geçirilememesi Nedeniyle Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Gözetilmesi Gerektiği ) • SUÇUN MADDİ UNSURLARININ KESİN DELİLLE İSPAT EDİLEMEMESİ ( Olay Yeri İncelemesinde Zorlama İzi veya Vücut İzi Tespit Edilememesi Kamera Görüntülerinde Konuta Giriş veya Eşya Taşıma Görülmemesi ve Sanığın Amacının Hırsızlık Olmadığı Yönündeki Savunmasının Çürütülememesi Nedeniyle Her Türlü Şüpheden Uzak Kesin Bir Hükme Varmanın Mümkün Olmadığının Gözetilmesi Gerektiği ) • ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ ( Suçun Unsurlarının Yeterli ve Kesin Delille Sabit Olmaması ve Sanık Lehine Olan Şüphenin Giderilememesi Karşısında Ceza Muhakemesi Kanununun 223 Maddesi Uyarınca Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Halde Mahkumiyete Hükmedilmesinin Kanuna Aykırı Olduğu )

Av. iltan Ekmekçioğlu

ceza avukatıCeza Hukukutck 116tck 119
Önceki yazı
İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetini Engelleme Suçu (TCK 115)