Güvenerek Devrettiğim Tapu Geri Verilmiyor: Ne Yapabilirim?
Taşınmazınızı belirli bir amaçla ve sonradan geri verilmesi konusunda anlaşarak devrettiyseniz, koşulları oluştuğunda tapunun yeniden adınıza tescilini isteyebilirsiniz. Bunun için yalnız karşı tarafa güvendiğinizi söylemeniz yeterli değildir. Geri verme anlaşmasını, anlaşmadaki koşulların gerçekleştiğini ve kendi yükümlülüklerinizi yerine getirdiğinizi ispatlamanız gerekir.
Bu tür uyuşmazlıklar, olayın niteliğine göre inançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil talebine konu olabilir. Taşınmazın yeniden satılması veya üzerine ipotek kurulması riski varsa ihtiyati tedbir de değerlendirilmelidir.
İlk aşamada güncel tapu kaydı, devir belgeleri, yazılı anlaşma, mesajlar ve ödeme kayıtları birlikte incelenmelidir. Özellikle “borcu kapattığında evi geri vereceğim” şeklindeki bir düzenleme ile karşılıksız bağış veya gerçek satış aynı hukuki sonucu doğurmaz.
İnançlı işlem nedir?
İnançlı işlem, bir malın veya hakkın belirli bir amaç doğrultusunda karşı tarafa devredilmesi ve kararlaştırılan koşullar oluştuğunda geri verilmesinin üstlenilmesidir.
Taşınmaz bakımından iki ayrı unsur bulunur:
- Tapuda gerçekleştirilen mülkiyet devri.
- Taraflar arasında kurulan kullanma, koruma veya geri verme yükümlülüğü.
Taşınmazı devralan kişi tapuda malik olur. Buna karşılık tarafların iç ilişkisinde taşınmazı belirli sınırlar içinde tutma ve zamanı geldiğinde geri devretme borcu bulunabilir.
Dolayısıyla “tapu yalnız görünüşte onun üzerinde, hiçbir hakkı yok” düşüncesi her olayda doğru değildir. Mülkiyetin gerçekten devredilmiş olması, üçüncü kişilere satış ve alacaklıların takibi bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.
İnançlı işlem, Türk Borçlar Kanunu’nda bu adla bütün ayrıntıları düzenlenmiş ayrı bir sözleşme türü değildir. Sözleşme özgürlüğü, borcun ifası, mülkiyet devri ve ispat hükümleri birlikte değerlendirilir.
Hangi durumlarda tapunun geri verilmesi istenebilir?
Geri verme talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle devrin amacı açıklığa kavuşturulmalıdır. Taşınmazın neden karşı tarafa geçirildiği, karşılığında ne alındığı ve hangi olay üzerine iade edileceği belirlenir.
Başlıca inceleme konuları şunlardır:
- Taraflar gerçekten geri devir konusunda anlaştı mı?
- Anlaşma hangi taşınmazı veya payı kapsıyor?
- Geri devir belirli bir tarihe mi, borcun ödenmesine mi, başka bir koşula mı bağlı?
- Bu koşul gerçekleşti mi?
- Devreden kişinin yerine getirmesi gereken borç kaldı mı?
- Taşınmaz hâlen anlaşmanın tarafı olan kişinin adına mı kayıtlı?
Bir yakına yapılan her devir inançlı işlem değildir. Tarafların yakınlığı güven ilişkisinin nedenini açıklayabilir; ancak geri verme yükümlülüğünün varlığını tek başına kanıtlamaz.
Aynı şekilde satış bedelinin düşük gösterilmesi veya hiç ödeme yapılmadığının ileri sürülmesi de tek başına tapunun emaneten devredildiğini göstermez.
İnançlı işlem, bağış ve hile arasındaki fark nedir?
Bu ayrım, dava sebebi ve ispat bakımından önemlidir.
| İşlem veya iddia | Temel özellik | İncelenecek sorun |
|---|---|---|
| İnançlı işlem | Mülkiyet devredilir; belirli koşullarda geri verme borcu üstlenilir | Geri verme anlaşması ve koşulların gerçekleşmesi |
| Bağış | Karşılıksız kazandırma amaçlanır | Bağışın geçerliliği ve varsa geri alma koşulları |
| Hile | Kişi aldatılarak işlem yapmaya yönlendirilir | Aldatma, etkisi ve ilgili süreler |
| Gerçek satış | Bedel karşılığında kalıcı mülkiyet devri amaçlanır | Satış ve ödeme yükümlülükleri |
| Vekâlet | Başkası adına işlem yapma yetkisi verilir | Yetkinin kapsamı ve nasıl kullanıldığı |
Örneğin bir kişi evini karşılıksız olarak çocuğuna bağışlamışsa, sonradan aralarının bozulması işlemi kendiliğinden inançlı devre dönüştürmez.
Buna karşılık taşınmazın belirli bir borcun teminatı olarak devredildiği ve borç sona erince geri verileceği belgelenebiliyorsa farklı bir değerlendirme gerekir. Olay anlatımı, sonradan tercih edilen dava adına değil gerçek anlaşmaya dayanmalıdır.
Teminat amacıyla tapu devri, ipotekle aynı şey midir?
Hayır. İpotekte taşınmazın mülkiyeti kural olarak borçluda veya taşınmazı teminat gösteren kişide kalır. Alacaklı lehine taşınmaz üzerinde rehin hakkı kurulur.
Teminat amacıyla mülkiyet devrinde ise tapu karşı tarafa geçirilmiş olabilir. Bu durum malikin taşınmaz üzerindeki kontrolünü ve üçüncü kişilere karşı konumunu değiştirir.
İpotekte borç sona erdiğinde gündeme gelen işlem ipoteğin terkiniyken, mülkiyet devrinde taşınmazın yeniden devredilmesi gerekir. Borcun ödenmesi, tapu kaydını kendiliğinden eski hâline getirmez.
Bu nedenle borç bittikten sonra ipoteğin kaldırılması ile teminat için devredilmiş tapunun geri alınması birbirine karıştırılmamalıdır.
Ayrıca teminat düzenlemesinin geçerliliği bağımsız olarak incelenmelidir. “Borç ödenmezse taşınmaz hiçbir hesap yapılmadan kesin olarak alacaklıda kalır” şeklindeki hükümlerin her durumda geçerli olduğu varsayılamaz. Sözleşmenin gerçek niteliği, emredici hükümler ve teminatın amacı önem taşır.
Borcumu ödedim ama tapuyu geri vermiyor: Ne yapmalıyım?
Öncelikle borcun gerçekten hangi kapsamda sona erdiği belirlenmelidir. Ana para, sözleşmede geçerli biçimde kararlaştırılmış yan borçlar ve tarafların hesaplaşması birlikte incelenir.
Ödeme yapıldıysa şu belgeler korunmalıdır:
- Banka dekontları ve hesap hareketleri.
- Borcun kapandığını gösteren yazılı açıklamalar.
- İmzalı makbuzlar ve hesap mutabakatları.
- Karşı tarafın borcun ödendiğini kabul ettiği mesajlar.
- Varsa geri devir tarihi belirleyen ek anlaşma.
Karşı taraf hâlen borç bulunduğunu söylüyorsa yalnız toplam rakam üzerinden tartışmak yerine borcun hangi kalemlerden oluştuğu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca karşılıklı borç yükleyen ilişkilerde ifa isteyen tarafın kendi edimini yerine getirmesi veya uygun biçimde önermesi önem taşır. Dosyanın koşullarına göre ödeme, ödeme teklifinin belgelenmesi veya mahkemenin belirleyeceği işlemlerin yerine getirilmesi gerekebilir.
İnanç sözleşmesi nasıl ispatlanır?
Bu davalarda en önemli konu, taşınmazın geri verileceğine ilişkin anlaşmanın kanıtlanmasıdır. Tapudaki devir işlemini göstermekle geri verme yükümlülüğünü göstermek aynı şey değildir.
Yazılı belgede özellikle şu hususların açık olması yararlıdır:
- Tarafların kimliği.
- Taşınmazın ayırt edici bilgileri.
- Devrin hangi amaçla yapıldığı.
- Geri verme yükümlülüğü.
- Geri devir tarihi veya koşulu.
- Varsa borç ve ödeme düzeni.
- Belgenin tarihi ve imzalar.
Belgenin başlığının mutlaka “inanç sözleşmesi” olması gerekmez. İçerik önemlidir. Bununla birlikte “evle ilgili anlaşacağız” gibi belirsiz ifadeler, geri verme borcunu açıkça ortaya koymayabilir.
Taşınmazın tapuda devri için gereken resmî işlemle, tarafların iç ilişkisini açıklayan belgenin ispat işlevi farklıdır. Sıradan bir yazılı belgenin tek başına tapu mülkiyetini geçirdiği düşünülmemelidir.
Yazılı sözleşme yoksa dava açılamaz mı?
Yazılı sözleşmenin bulunmaması, hiçbir değerlendirme yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak ispatı ciddi biçimde güçleştirebilir.
Karşı taraftan gelen yazışmalar, sonradan düzenlenen belgeler, borç ve geri devir ilişkisini açıklayan kayıtlar incelenebilir. Bunların tam yazılı delil mi, delil başlangıcı mı olduğu içerik ve kaynağına göre belirlenir.
HMK m.202’ye göre delil başlangıcı, işlemi bütünüyle ispatlamasa bile muhtemel gösteren ve karşı taraf veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Koşulları oluştuğunda tanık dinlenmesine imkân sağlayabilir.
Buna karşılık yalnız “herkes evin bana ait olduğunu biliyor” açıklamasına güvenilmemelidir. Tanık anlatımının hangi koşullarda kullanılabileceği, yazılı belgeler ve uyuşmazlığın hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Yakın akrabalık da bu dosyalardaki ispat sorununu otomatik olarak ortadan kaldıran bir güvence değildir.
WhatsApp mesajları ve e-postalar delil olur mu?
Elektronik veriler, HMK m.199 kapsamında belge niteliğinde olabilir. Ancak bir mesajın belge olması, iddiayı mutlaka ispatladığı anlamına gelmez.
“Borcun kapanınca tapuyu sana devredeceğim” şeklindeki karşı taraf açıklaması ile yalnız taşınmaz hakkında gündelik konuşmalar aynı ağırlıkta değildir. Mesajın kim tarafından gönderildiği, hangi taşınmaza ilişkin olduğu ve konuşmanın bütünü önem taşır.
Kayıtlar korunurken:
- Yalnız seçilmiş ekran görüntüleriyle yetinilmemeli.
- Konuşmanın önceki ve sonraki bölümleri saklanmalı.
- Tarih, numara ve hesap bilgileri korunmalı.
- Asıl cihaz ve mevcut yedekler muhafaza edilmeli.
- İçerik üzerinde değişiklik yapılmamalıdır.
Karşı tarafın hesabına izinsiz girmek veya şifresini ele geçirmek hukuka uygun delil toplama yöntemi değildir. Gerektiğinde teknik inceleme ve mahkeme aracılığıyla belge temini değerlendirilir.
Banka dekontu tapunun emaneten verildiğini kanıtlar mı?
Her banka dekontu, geri verme anlaşmasının delili değildir. Dekontun neyi gösterdiği ayrıca incelenmelidir.
Satış bedeli açıklaması taşıyan bir ödeme, gerçek satış yapıldığını destekleyebilir. Borç geri ödemesine ilişkin bir transfer ise borcun ödendiğini gösterebilir; fakat taşınmazın bu borç için devredildiğini tek başına kanıtlamayabilir.
Bu nedenle ödeme kayıtları, geri devir anlaşması ve karşı tarafın açıklamalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Belgedeki açıklama ile dava dilekçesindeki olay anlatımı arasındaki çelişkiler başlangıçta görülmelidir.
Resmî Anayasa Mahkemesi kaynağında da inançlı işlem iddiası bakımından banka dekontunun içeriğinin belirleyici olduğu bir uyuşmazlık yer almaktadır. Buradan bütün dekontların yeterli veya yetersiz olduğu yönünde genel sonuç çıkarılamaz. eski–kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr
Taşınmazı kullanmaya devam etmem yeterli delil mi?
Devirden sonra evde yaşamayı sürdürmek, kirayı toplamak, aidat veya emlak vergisi ödemek olayın anlaşılmasına yardımcı olabilir. Ancak bunlar tek başına geri verme anlaşmasını kesin olarak göstermez.
Gerçek bir satıştan sonra eski malikin belirli süre evde oturmasına izin verilmiş olabilir. Aile içindeki kullanım düzeni veya kira ilişkisi de benzer bir görünüm oluşturabilir.
Bu nedenle fiilî kullanımın hukuki sebebi araştırılmalıdır. Kira sözleşmesi, kullanım anlaşması, faturalar ve yazışmalar birlikte değerlendirilir.
En sağlıklı hazırlık, her belgenin hangi iddiayı desteklediğini ayırmaktır: Ödeme kaydı borcun ifasını, mesaj geri verme sözünü, tapu kaydı ise mülkiyet durumunu gösterebilir. Bir belgeden bütün uyuşmazlığı çözmesi beklenmemelidir.
Tapunun başkasına satılması nasıl önlenir?
Taşınmazın yeniden devredilmesi, hakkın elde edilmesini güçleştirebilir. Somut satış veya ipotek riski varsa tapuya ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir.
HMK m.389 ve devamına göre mahkeme, mevcut durumun değişmesi nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya ciddi zarar doğması tehlikesini değerlendirir.
Tedbir talebinde şunlar açıklanmalıdır:
- Geri verme hakkının dayanağı.
- Talebin hangi taşınmaz veya paya ilişkin olduğu.
- Yeniden devir ya da yükleme riskinin somut belirtileri.
- İstenen tedbirin kapsamı.
- İddiayı yaklaşık olarak destekleyen belgeler.
Satış ilanı, alıcı görüşmeleri veya açık devir tehdidi önem taşıyabilir. Ancak tedbir otomatik verilmez. Mahkeme teminat isteyebilir; talebin kapsamını daraltabilir veya koşulları oluşmamışsa reddedebilir.
Tedbirde bir haftalık ve iki haftalık süreler
İhtiyati tedbir kararının alınmasıyla süreç tamamlanmaz:
| İşlem | Genel süre ve başlangıç |
|---|---|
| Tedbirin uygulanmasını isteme | Kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta |
| Dava açılmadan alınan tedbirden sonra esas davayı açma | Tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta |
İkinci durumda dava açıldığına ilişkin evrakın, kararı uygulayan memura sunularak dosyaya konulması ve karşılığında belge alınması da gerekir. Kanuni işlemler yapılmazsa tedbir kendiliğinden kalkabilir.
Bu sürelerin başlangıçları farklıdır. Her ikisinin de tapudaki uygulama tarihinden başladığı düşünülmemelidir.
Tapu üçüncü kişiye satılmışsa geri alınabilir mi?
Taşınmazın üçüncü kişiye devri, uyuşmazlığı daha karmaşık hâle getirir. Yeni malikin kazanımı ve taraflar arasındaki ilişki ayrıca incelenmelidir.
TMK m.1023, tapu kaydına iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişiyi korur. Buna karşılık korunmanın koşulları bulunmuyorsa farklı sonuç doğabilir. İnanç ilişkisinin varlığını bilen veya somut koşullar nedeniyle bilmesi gereken kişinin durumu ayrıca değerlendirilir.
Yeni alıcının yakın akraba olması, satışın kısa aralıklarla yapılması, bedel ve ödeme biçimi, taşınmazın fiilî kullanımı veya yazışmalar delil niteliği taşıyabilir. Ancak bunlardan biri tek başına her dosyada kesin sonuç vermez.
Tapunun geri alınması mümkün değilse, geri verme borcunu ihlal eden kişiye karşı parasal talepler gündeme gelebilir. Tapu talebiyle zarar talebinin tarafları ve koşulları aynı olmayabilir.
Tapuya haciz veya ipotek konulmuşsa ne olur?
İnançlı devri alan kişi tapuda malik olduğundan, onun işlemleri veya borçları nedeniyle taşınmaz üzerinde farklı haklar ve takipler ortaya çıkabilir.
Bu durumda yalnız “taşınmaz gerçekte benimdi” denilerek bütün kayıtların kaldırılması beklenmemelidir. Haciz ve ipoteğin kuruluş tarihi, alacaklıların hukuki durumu, mevcut tedbirler ve işlemlerin niteliği incelenir.
İpotek sahibi bankanın durumu ile kişisel alacaklı tarafından konulan haczin etkisi her olayda aynı değerlendirmeye tabi değildir. Ayrıca satış aşamasına geçilmişse takip dosyasındaki süreler de önem kazanır.
Bu nedenle dava hazırlığında yalnız malik hanesi değil, tapudaki bütün takyidatlar alınmalıdır. Takyidat; ipotek, haciz, tedbir ve benzeri hak veya sınırlamaları gösteren kayıtların genel adıdır.
Dava kime karşı açılır?
Taşınmaz hâlen geri verme borcunu üstlenen kişinin adına kayıtlıysa tapu iptal ve tescil talebi kural olarak bu kişiye yöneltilir.
Taşınmaz başkasına devredilmişse güncel malik ve devir zinciri incelenir. Eski malik artık taşınmazın maliki değilken yalnız ona karşı tescil talebi ileri sürülmesi yeterli olmayabilir.
Para veya tazminat talebi düşünülüyorsa bu talebin muhatabı ayrıca belirlenmelidir. Aynı kişinin hem sözleşmesel borçlu hem güncel malik olması zorunlu değildir.
Taraflardan biri ölmüşse mirasçılık ve taraf teşkili araştırılır. Bir mirasçıyla yapılan görüşmenin diğer mirasçıları kendiliğinden bağladığı varsayılamaz. Taşınmaz şirket adına kayıtlıysa şirket tüzel kişiliği ile ortakların kişisel malvarlığı da birbirinden ayrılmalıdır.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Özel bir görev kuralını gerektiren ilişki bulunmadığında, kişiler arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil talebinde asliye hukuk mahkemesi görev yapar.
Taşınmazın aynına ilişkin tescil talebinde, HMK m.12 gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Bununla birlikte uyuşmazlık tüketici işlemi, ticari ilişki veya başka bir özel hukuk ilişkisi içinde doğmuşsa görev ayrıca incelenmelidir. Davanın yalnız başlığına bakılarak bütün dosyalarda aynı mahkemenin görevli olduğu söylenemez.
İstanbul’daki taşınmazlarda ilgili adli yargı çevresi taşınmazın konumuna göre belirlenir. Beyoğlu’nda hukuki görüşme yapılması, başka ilçede bulunan taşınmaz için yetkili mahkemeyi değiştirmez.
Arabuluculuk zorunlu mu?
Kişiler arasındaki sıradan bir inançlı devirden doğan tapu iptal ve tescil talebi için, yalnız taşınmazla ilgili olması nedeniyle genel bir dava şartı arabuluculuk zorunluluğu bulunmaz.
Ancak uyuşmazlığın ticari veya tüketici niteliği, birlikte ileri sürülen para talepleri ve özel düzenlemeler ayrıca değerlendirilmelidir.
Arabuluculuk ya da doğrudan uzlaşma düşünülüyorsa, yeni devir riskinin devam ettiği unutulmamalıdır. Sıradan görüşmeler tapudaki tasarruf yetkisini kendiliğinden sınırlamaz.
Uzlaşma metninde taşınmazın bilgileri, devir zamanı, varsa karşı ödeme, mevcut ipotek ve hacizlerin akıbeti ile masrafların paylaşımı açıkça düzenlenmelidir. Genel bir “sonra devredeceğim” sözü, uyuşmazlığı fiilen çözmüş sayılmaz.
İnançlı işlem nedeniyle tapu iptali zamanaşımı kaç yıldır?
Sözleşmeden doğan geri verme talebinde kural olarak on yıllık genel zamanaşımı değerlendirilir. Ancak başlangıç tarihini her olayda tapu devri tarihi olarak kabul etmek doğru değildir.
TBK m.149 uyarınca alacağın istenebilir hâle gelmesi, yani muacceliyet önem taşır. Geri devir belirli tarihe bağlanmışsa o tarih; borcun kapanmasına bağlanmışsa ödeme ve anlaşmanın diğer koşulları incelenir.
Tarafların sonraki açıklamaları, geri vermenin reddedildiği an ve anlaşmanın içeriği de değerlendirmede önem taşıyabilir. “Güven ilişkisi devam ediyor” düşüncesiyle süresiz beklenebileceği varsayılmamalıdır.
Ayrıca hile, sebepsiz zenginleşme veya başka bir hukuki sebebe dayanan taleplerin süreleri farklı olabilir. Noter ihtarının da zamanaşımını her durumda kestiği düşünülmemelidir. Somut süre hesabı, bütün belgeler ve talebin hukuki niteliği üzerinden yapılmalıdır.
Tapuyu geri vermemek dolandırıcılık sayılır mı?
Geri verme borcunun yerine getirilmemesi tek başına dolandırıcılık sonucunu doğurmaz. Ceza sorumluluğu için ilgili suçun unsurları ayrıca araştırılır.
Başlangıçtan itibaren aldatıcı davranışlarla taşınmazın elde edilmesi iddiası ile sonradan ortaya çıkan sözleşme uyuşmazlığı birbirinden ayrılmalıdır. Sahte belge veya imza kullanılması varsa bunlar da bağımsız değerlendirme gerektirir.
Savcılığa başvurmak, tapunun kendiliğinden geri dönmesini veya hukuk davasındaki sürelerin otomatik olarak durmasını sağlamaz. Ceza soruşturması ile tescil ve tazminat talepleri koordineli fakat ayrı biçimde yürütülmelidir.
Alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıyan devirler de ayrıca hukuki risk doğurur. Bir işlemin “emanet” olarak adlandırılması, üçüncü kişilerin haklarını etkisizleştirmez veya işlemi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
İlk aşamada hangi belgeler hazırlanmalı?
Dosya hazırlığı için şu belgeler bir araya getirilebilir:
- Güncel tapu ve takyidat kaydı.
- Devrin resmî senedi ve işlem belgeleri.
- İnanç ilişkisini veya geri verme borcunu açıklayan belgeler.
- Mesaj ve e-postaların bütünlüğü korunmuş örnekleri.
- Borç sözleşmesi ve ödeme kayıtları.
- Gönderilmiş ihtarlar ve tebliğ belgeleri.
- Satış veya ipotek riskini gösteren mevcut belgeler.
- Varsa icra, ceza veya önceki hukuk davası belgeleri.
- Tanıkların hangi somut olaya ilişkin bilgi sahibi olduğunu gösteren liste.
- Devir, ödeme ve geri isteme tarihlerini içeren kronoloji.
Belge sayısının fazla olması tek başına güçlü dosya anlamına gelmez. Her belgenin hangi vakıayı desteklediği açıklanmalıdır. Özellikle anlaşma ile ödeme arasındaki bağlantının kurulması önemlidir.
İki kısa örnek
Örnek 1: Malik, borcu karşılığında taşınmazını devretmiş; taraflar imzalı belgede borcun kapanmasıyla tapunun geri verileceğini kararlaştırmıştır. Borç banka yoluyla ödenmesine rağmen iade yapılmamıştır. Anlaşma, ödeme ve tapu kayıtları birlikte incelenerek tescil ve gerekiyorsa tedbir talebi değerlendirilebilir.
Örnek 2: Bir kişi yıllar önce yakınına devrettiği taşınmazı geri istemektedir. Elinde yalnız kendi yaptığı masrafların faturaları vardır; karşı tarafın geri verme borcunu gösteren belge bulunmamaktadır. Faturalar kullanım ve harcamayı gösterebilir, fakat geri devir anlaşmasını tek başına ispatladığı kabul edilmemelidir.
Sık sorulan sorular
Kardeşime güvenerek verdiğim tapuyu geri alabilir miyim?
Geri verme anlaşması ve koşulları ispatlanabiliyorsa talep değerlendirilebilir. Kardeşlik ilişkisi tek başına tapunun emaneten devredildiğini göstermez.
Tapuda satış yazması dava açılmasını engeller mi?
Tek başına engellemez. Ancak satışın arkasında ileri sürülen geri verme anlaşmasının hukuken kabul edilebilir delillerle gösterilmesi gerekir.
Noterden ihtar gönderince satış durur mu?
Hayır. İhtar, talebin ve bazı bildirimlerin ispatına yardımcı olabilir; tapuda kendiliğinden satış yasağı oluşturmaz. Gerekiyorsa mahkemeden geçici hukuki koruma istenir.
Sözleşme sonradan yazıldıysa işe yarar mı?
Sonradan düzenlenen belgenin önceki ilişkiyi açıklayıp açıklamadığı, kim tarafından imzalandığı ve içeriği incelenir. Gerçeğe aykırı tarih veya belge oluşturulmamalıdır.
Borcun bir kısmı duruyorsa tapu geri istenebilir mi?
Geri verme koşulu ve tarafların karşılıklı edimleri belirleyicidir. Kalan borç, ödeme önerisi ve birlikte ifa imkânı değerlendirilmeden kesin sonuç verilemez.
Dava açınca tapu hemen benim adıma geçer mi?
Hayır. Dava açılması mülkiyeti değiştirmez. Mahkemenin değerlendirmesi, kararın niteliği ve kesinleşme gibi aşamalar bulunur. İhtiyati tedbir de mülkiyet kazandıran nihai karar değildir.
Sonuç
Güvenerek devrettiğiniz tapunun geri verilmemesi durumunda ilk mesele, geri verme anlaşmasının varlığını ve kapsamını ortaya koymaktır. İnançlı işlem nedeniyle tapu iptali talebi, yalnız güven duygusuna veya taşınmazı kullanmaya devam etmiş olmaya dayandırılmamalıdır.
Yazılı belgeler, karşı tarafın mesajları, ödeme kayıtları ve güncel tapu birlikte incelenmelidir. Yeniden satış riski varsa tedbir; taşınmaz devredilmişse üçüncü kişinin hukuki durumu; geri devir mümkün değilse parasal talepler ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Sözleşme özgürlüğü, hükümsüzlük, karşılıklı ifa ve zamanaşımı hükümleri.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Mülkiyet, taşınmaz rehni ve tapu siciline güven hükümleri.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Görev, kesin yetki, belge, delil başlangıcı ve ihtiyati tedbir hükümleri.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: Dava şartı arabuluculuk kapsamı.
- Anayasa Mahkemesi resmî karar metni: İnançlı işlem iddiasında banka dekontunun değerlendirilmesine ilişkin somut örnek.
| Mevcut kaynak sayfa | Anchor metni | Hedef URL |
|---|---|---|
| Tapu İptal ve Tescil Avukatı | geri verilmesi kararlaştırılan tapunun iadesi | https://www.iltanekmekcioglu.com/inancli-islem-tapu-iptali/ |
| Gayrimenkul Hukuku Avukatı | güven veya teminat amacıyla devredilen taşınmazın geri alınması | https://www.iltanekmekcioglu.com/inancli-islem-tapu-iptali/ |
| Konut Kredisi Bitti, İpotek Kalkmadı | teminat amacıyla devredilen tapunun geri istenmesi | https://www.iltanekmekcioglu.com/inancli-islem-tapu-iptali/ |
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Sözleşme, tapu kaydı, geri devir anlaşması, ödeme belgeleri, tarafların yazışmaları, varsa icra dosyası ve mahkeme kararları görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

