Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Devrettiğim Evi Geri Alabilir miyim?

 

Bakım karşılığında evinizi devrettiğiniz kişi yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa, koşulları oluştuğunda sözleşmenin sona erdirilmesi ve taşınmazın geri alınması istenebilir. Bu durumda ölünceye kadar bakma sözleşmesi tapu iptali davası açılabilir. Ancak bakım konusunda yaşanan her anlaşmazlık tapunun otomatik iptalini sağlamaz. Sözleşmenin içeriği, yerine getirilmeyen yükümlülükler ve ilişkinin devamının çekilmez hâle gelip gelmediği incelenir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptali değerlendirilirken ilk yapılması gereken, sözleşme ile güncel tapu kaydını birlikte incelemektir. Taşınmazın yeniden satılması veya üzerine ipotek kurulması riski varsa ihtiyati tedbir ihtiyacı ayrıca ele alınmalıdır.

“Evimi verdim, artık yapabileceğim bir şey yok” düşüncesi doğru değildir. Buna karşılık yalnız aile içindeki kırgınlık veya bakım biçiminden duyulan genel memnuniyetsizlik üzerinden kesin geri alma sonucu da kurulamaz. Yaşanan olayların somutlaştırılması ve uygun hukuki talebin belirlenmesi gerekir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bir taraf yaşamı boyunca bakım ve gözetim sağlamayı, diğer taraf ise bunun karşılığında malvarlığını veya belirli malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlenir.

Bakım hizmetinden yararlanacak kişi bakım alacaklısı, bakım yükümlülüğünü üstlenen kişi ise bakım borçlusu olarak adlandırılır. Bu ifadeler günlük hayattaki para borcundan farklı bir ilişkiyi anlatır.

Devredilen değer bir ev, arsa, işyeri veya taşınmaz payı olabilir. Sözleşmenin yalnız aile üyeleri arasında yapılması zorunlu değildir. Bununla birlikte aile içindeki işlemlerde karşılıksız bağış, bakım sözleşmesi ve gelecekte miras bırakma düşüncesi birbirine karışabilir.

İlk hukuki inceleme, işlemin gerçek niteliğini belirlemelidir. “Oğluma evi verdim” açıklaması, tek başına hangi sözleşmenin yapıldığını göstermez. Tanım ve temel hükümler Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ve devamındaki maddelerinde yer alır.

Bakım Karşılığında Tapu Devri ile Bağışlama Arasındaki Fark

Bağışlamada esas olan karşılıksız kazandırmadır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise taşınmazın devri karşılığında üstlenilen bir bakım yükümlülüğü bulunur.

Bu ayrım, taşınmazın geri alınmasının şartlarını değiştirir. Bağışlamanın geri alınması hükümleri ile bakım sözleşmesinin sona erdirilmesi hükümleri birbirinin yerine kullanılamaz.

Tapu işleminde bağış yazıyor fakat aile içinde bakım konuşulmuşsa, resmî işlem ve diğer belgeler birlikte değerlendirilmelidir. Sözlü beklentinin özel şekle bağlı bir bakım sözleşmesi oluşturduğu kendiliğinden kabul edilmez.

Benzer şekilde, bakım yükümlülüğü içeren başka bir işlem de söz konusu olabilir. Belgenin başlığından çok içeriği, düzenlenme biçimi ve tarafların üstlendiği edimler önem taşır.

Bu nedenle dava hazırlığına “hangi hüküm daha avantajlı?” sorusuyla değil, “hangi işlem yapıldı ve ne ihlal edildi?” sorusuyla başlanmalıdır.

Sözleşmenin Geçerli Olması İçin Hangi Şekil Gerekir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi özel şekle bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 612. maddesi, mirasçı atanmasını içermese bile miras sözleşmesi şeklini arar.

Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesinde miras sözleşmesinin resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi öngörülür. Bu nedenle tarafların kendi aralarında imzaladığı sıradan bir kâğıt veya mesajlaşma, tek başına gerekli şekli karşılamayabilir.

Taşınmaz devrini içeren sağlar arası işlemler bakımından tapu müdürlüğündeki düzenleme usulü de önemlidir. TKGM’nin 4 Temmuz 2022 tarihli 2022/3 sayılı Genelgesi, sözleşmenin düzenlenmesi ve tescili hakkında açıklamalar içerir.

Devletçe tanınmış bakım kurumlarıyla kanundaki şartlara uygun yapılan sözleşmeler için özel yazılı şekil istisnası bulunmaktadır. Aile içindeki sıradan bir işlem bu istisnayla karıştırılmamalıdır.

Bakım Borcu Yalnız Yemek Vermekten mi İbarettir?

Bakım yükümlülüğü, yalnız belli aralıklarla yemek getirilmesine indirgenemez. Sözleşmedeki düzenleme, kişinin ihtiyaçları ve ilişkinin koşulları birlikte değerlendirilir.

Uygun barınma, beslenme, hastalık sırasında gerekli özen ve tedavi ihtiyacı bu incelemede önemlidir. Kişinin önceki sosyal durumu ve devredilen malvarlığı değeri de bakımın kapsamının değerlendirilmesinde dikkate alınır.

Günlük yaşamını tek başına sürdürebilen kişiyle hareket etmekte zorlanan kişinin ihtiyaçları aynı değildir. Bakımın başlangıçta yeterli olması, ilerleyen dönemde artan ihtiyaçların dikkate alınmamasını haklı kılmaz.

Dosyada soyut biçimde “iyi bakmadı” denilmesi yerine eksik kalan hizmetler açıklanmalıdır. Hangi ihtiyaç karşılanmadı, bu durum ne kadar sürdü ve bakım borçlusuna nasıl bildirildi soruları cevaplanmalıdır.

Bakım Borçlusunun Aynı Evde Yaşaması Zorunlu mudur?

Kanundaki aile topluluğuna katılma düzenlemesi ve sözleşmenin içeriği birlikte incelenmelidir. Ayrı evlerde yaşanması, tek başına bakımın eksiksiz yerine getirildiğini veya hiç yapılmadığını göstermez.

Fiilî bakım düzeni önemlidir. Günlük ihtiyaçları kimin karşıladığı, acil durumda kimin ulaşılabilir olduğu ve kişinin yalnız kaldığında güvenliğinin nasıl sağlandığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bakım alacaklısı kendi evinde yaşamayı tercih etmiş olabilir. Bu tercih, diğer tarafın bütün yükümlülüklerinden kurtulduğu anlamına gelmez. Buna karşılık bakım alacaklısının kabul ettiği düzen de olayların değerlendirilmesinde önem taşır.

Ayrı yaşama konusunda sonradan anlaşılmışsa bunun belgelenmesi yararlıdır. Sözleşmeyle fiilî uygulama arasındaki farkın neden oluştuğu başlangıçta açıklanmalıdır.

Bakımın Yapılmadığı Nasıl Somutlaştırılır?

İhlaller tarih sırasıyla kaydedilmelidir. Uzun bir aile tartışması anlatımı yerine, bakım yükümlülüğüyle doğrudan bağlantılı olayların gösterilmesi daha yararlıdır.

Tedavi randevusuna götürülmemek, gerekli ihtiyaçların karşılanmaması veya yardım talebinin sürekli cevapsız bırakılması gibi olayların ne zaman yaşandığı açıklanmalıdır. Bu davranışların etkisi, kişinin o tarihteki ihtiyacıyla birlikte ortaya konulmalıdır.

Bakımı başka bir aile üyesi veya ücretli yardımcı üstlenmişse bunun nedeni ve masrafları da belgelenebilir. Başkasının destek olması, asıl bakım borçlusunun yükümlülüğünü her durumda yerine getirdiğini göstermez.

Buna karşılık bakım borçlusunun yaptığı yardımlar da dosyadan çıkarılmamalıdır. Eksiksiz olay anlatımı, iddianın güvenilirliğini ve uyuşmazlığın gerçek kapsamını ortaya koyar.

Her Bakım Eksikliği Sözleşmenin Feshini Sağlar mı?

Hayır. Tek seferlik bir gecikme ile süreklilik gösteren ağır ihmal aynı şekilde değerlendirilmez. İhlalin niteliği, devamlılığı ve bakım ilişkisinin sürdürülmesine etkisi önemlidir.

Bakım alacaklısının beklentisi ile sözleşmedeki yükümlülük arasında fark bulunabilir. Bu nedenle hangi davranışın hukuken borca aykırılık oluşturduğu ayrıca belirlenmelidir.

Bakım borçlusunun makul yardım tekliflerinin neden kabul edilmediği de açıklanmalıdır. İki taraf arasındaki iletişim, sorunun yalnız hizmet eksikliğinden mi yoksa başka bir çatışmadan mı doğduğunu gösterebilir.

Amaç, bakım alacaklısını her koşulda mevcut ilişkiye katlanmaya zorlamak değildir. Ancak sözleşmenin sona erdirilmesi gibi önemli bir talep, genel memnuniyetsizlikten daha somut bir temele dayanmalıdır.

Önel Verilmeksizin Fesih Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi, borca aykırı davranış nedeniyle sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesini veya başka önemli sebeplerin devamı imkânsız ya da aşırı güç kılmasını düzenler.

Bu durumda taraflardan biri önel vermeksizin fesih yolunu değerlendirebilir. Bununla birlikte “önel vermeksizin” ifadesi, tapu kaydının tek taraflı bildirimle otomatik değişeceği anlamına gelmez.

Karşı taraf taşınmazı geri devretmeyi kabul etmiyorsa, uygun dava taleplerinin hazırlanması gerekir. Sözleşmenin sona erdirilmesi ile sicildeki mülkiyetin yeniden düzenlenmesi bağlantılı fakat farklı işlem aşamalarıdır.

İhlaller, tarafların kusuru ve talep edilen hukuki sonuç açıkça gösterilmelidir. Yalnız tapunun geri alınmasını istemek, bakım ilişkisinin neden sürdürülemediğini açıklama gereğini ortadan kaldırmaz.

Altı Aylık Bildirim Süresi Her Dosyada Beklenmeli midir?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu’nun 616. maddesindeki önelli fesih ile 617. maddesindeki önelsiz fesih farklı nedenlere dayanır.

  1. madde, karşılıklı edimler arasında önemli ölçüde oransızlık bulunması ve ilgili diğer koşullar bakımından altı ay önceden bildirim yapılmasını düzenler. Bu kural, bakım yapılmayan bütün dosyalarda zorunlu altı aylık bekleme süresi olarak uygulanmaz.

Sadece taşınmazın bugün çok değerli olduğunu söylemek de oransızlığı kendiliğinden kanıtlamaz. Sözleşmenin niteliği, bakım yükümlülüğünün kapsamı ve ilgili hesaplama değerlendirilmelidir.

Dava hazırlığında bu iki sona erme yolu karıştırılmamalıdır. Yanlış gerekçe, bildirim içeriğinin ve talebin hatalı kurulmasına neden olabilir.

Noter İhtarı Göndermek Gerekir mi?

Noter ihtarı, şikâyet edilen davranışları ve talebi karşı tarafa ispatlanabilir biçimde iletmeyi kolaylaştırabilir. Ancak her dosyada aynı metnin kullanılması uygun değildir.

İhtarda eksik kalan bakım hizmetleri, bunların tarihleri ve sözleşmeyle bağlantısı açıklanmalıdır. “Bana bakmıyorsun, tapuyu geri ver” şeklindeki genel bir ifade, olayın ayrıntılarını göstermez.

İhtarla bakımın yerine getirilmesi mi, mevcut eksikliğin giderilmesi mi yoksa sözleşmenin sona erdirilmesi mi amaçlandığı belirlenmelidir. Birbiriyle çelişen taleplerin sonuçları değerlendirilmeden metne eklenmemesi gerekir.

Acil sağlık veya barınma riski varsa yalnız ihtar cevabı beklenmemelidir. Fiilî ihtiyacın giderilmesi, delillerin korunması ve geçici hukuki koruma ayrıca planlanmalıdır.

Bakım Alacaklısının Kanuni İpotek Hakkı Var mıdır?

Bakım karşılığında taşınmaz devreden kişinin haklarını güvenceye almak için kanuni ipotek imkânı bulunmaktadır. Dayanak, Türk Borçlar Kanunu’nun 613. maddesidir.

TKGM’nin 2022/3 sayılı Genelgesi, kanuni ipoteğin mülkiyet devrini izleyen üç aylık süre içinde tescil edilebileceğini açıklar. Noterde sözleşme yapılmışsa sözleşme tarihi ile taşınmazın fiilen tescil edildiği tarih birbirinden ayrılmalıdır.

Kanuni ipotek kendiliğinden tapuya işlenmiş sayılmaz. Güvence tutarı ve tescil belgeleri kontrol edilmelidir. Miktarın mahkemece belirlenmesi gereken durumda, sürenin korunması bakımından geçici tescil şerhi ihtiyacı değerlendirilebilir.

Üç aylık sürenin geçmesi, bütün bakım veya fesih taleplerinin otomatik sona erdiği anlamına gelmez. Kaybedilen güvence imkânı ile sözleşmeden doğan talepler ayrı incelenir.

Bakım Borçlusu Evi Başkasına Satabilir mi?

Taşınmaz bakım borçlusu adına tescil edilmişse, bakım alacaklısı eski malik olduğu için her satışta otomatik olarak imza vermesi gereken kişi değildir.

Mevcut ipotek, intifa, tedbir veya diğer kayıtlar ayrıca önem taşır. “Bakım şartıyla verdim, bu yüzden hiç satamaz” düşüncesi güvenli bir varsayım değildir.

Taşınmazın satışa çıkarıldığı öğrenilmişse güncel tapu ve takyidat kaydı alınmalıdır. Satış ilanları ve devir girişimine ilişkin hukuka uygun kayıtlar korunmalıdır.

İkinci devir gerçekleşmişse yeni malikin hukuki durumu, tapu siciline güven ve ileri sürülen talebin niteliği araştırılır. İlk sözleşmedeki ihlal, sonraki kişinin mülkiyetini her durumda kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tapuya İhtiyati Tedbir Konulabilir mi?

Taşınmazın geri alınmasına yönelik hak iddiasının korunması için koşulları varsa ihtiyati tedbir istenebilir. HMK m.389 ve 390, korumanın şartlarını ve talebin gerekçelendirilmesini düzenler.

Sözleşme, güncel tapu kaydı, bakımın yapılmadığını gösteren belgeler ve devir tehlikesine ilişkin bilgiler birlikte sunulmalıdır. Haklılığın yaklaşık olarak ortaya konulması gerekir.

Dava açılmış olması, taşınmaz üzerine kendiliğinden işlem yasağı konulduğu anlamına gelmez. Tedbirin kapsamı, teminat ve uygulanması ayrı aşamalardır.

Karar verildikten sonraki işlem süreleri de takip edilmelidir. Dosyanın yalnız açılması veya tedbir kararının alınması, korumanın bütün gereklerinin tamamlandığını göstermez.

Hangi Deliller Korunmalıdır?

Sözleşme ve tapu belgeleri temel dosyayı oluşturur. Bunlara bakımın fiilen nasıl yürütüldüğünü gösteren kayıtlar eklenmelidir.

Başlıca belgeler şunlardır:

  1. Sözleşmenin ve resmî senedin örnekleri.
  2. Güncel ve geçmiş tapu kayıtları.
  3. Sağlık ihtiyacını açıklayan gerekli raporlar.
  4. Tedavi, ilaç ve bakım gideri belgeleri.
  5. Yardım talepleri ve karşı tarafın cevapları.
  6. Bakımı üstlenen üçüncü kişilere ilişkin kayıtlar.
  7. Noter ihtarları ve tebliğ belgeleri.
  8. Somut olayları bilen tanıkların bilgileri.

Her belge hangi olay için sunulduğu belirtilerek düzenlenmelidir. Çok sayıda ilgisiz kayıt, dosyayı güçlü hâle getirmek yerine önemli olayların görülmesini zorlaştırabilir.

Sağlık bilgileri ve aile yazışmaları sosyal medyada paylaşılmamalı; yalnız gerekli kapsamda ve hukuka uygun biçimde kullanılmalıdır.

Tanıkların Hangi Konularda Bilgi Sahibi Olması Gerekir?

Tanığın yalnız tarafları tanıması yeterli değildir. Bakımın hangi tarihlerde kim tarafından sağlandığını veya hangi ihtiyacın karşılanmadığını bilmesi önemlidir.

Doğrudan gördüğü olay ile başkasından duyduğu bilgi ayrılmalıdır. Bir komşunun düzenli gözlemleriyle uzak bir akrabanın genel değerlendirmeleri aynı nitelikte değildir.

Tanık listesi hazırlanırken her kişi için hangi olaya ilişkin bilgi sahibi olduğu yazılabilir. Böylece aynı konuyu tekrar eden anlatımlar yerine farklı bakım ihtiyaçları açıklığa kavuşturulur.

Tanığa ifade hazırlamak veya gerçek dışı olay anlatmasını istemek hukuka uygun değildir. Mevcut olayların tarih ve bağlantılarının hatırlanmasını kolaylaştıracak belge düzeni kurulması yeterlidir.

Bakım Alacaklısı Kendisi Yardımı Reddediyorsa Ne Olur?

Bakım borçlusu, yardım tekliflerinin kabul edilmediğini ileri sürebilir. Bu savunmanın gerçek olaylarla karşılaştırılması gerekir.

Teklifin kişinin ihtiyacını karşılamaya uygun olup olmadığı önemlidir. Güvenli barınma veya sağlık ihtiyacını karşılamayan teklif ile makul bakım imkânının gerekçesiz reddi aynı şekilde değerlendirilemez.

Bakım alacaklısının başka yerde yaşamasının nedeni açıklanmalıdır. İhmal nedeniyle ayrılma, güvenlik kaygısı veya kişisel tercih farklı sonuçlara işaret edebilir.

Bu nedenle yalnız karşı tarafın mesajları değil, verilen cevaplar ve sonraki fiilî gelişmeler de korunmalıdır. Yazışmaların bütünlüğü, tarafların davranışlarının değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Mahkeme Tapuyu Geri Vermek Yerine Gelir Bağlayabilir mi?

Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi, hâkime aile topluluğu içinde yaşamaya son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlama imkânı da tanır.

Bu nedenle her uyuşmazlığın sonucu mutlaka tapunun geri alınması olmak zorunda değildir. Tarafların koşulları ve bakım ilişkisinin sürdürülebilirliği değerlendirilir.

Bakım alacaklısının ihtiyacı yalnız mülkiyetin iadesi şeklinde açıklanmamalıdır. Günlük yaşam giderleri, bakım ihtiyacı ve güvenli barınma düzeni dosyada görünür olmalıdır.

Gelir çözümü tartışılıyorsa ödeme kapasitesi, devamlılık ve güvence konusu önemlidir. Belirsiz bir “her ay yardımcı olurum” sözüyle düzenli ve uygulanabilir ödeme yükümlülüğü aynı değildir.

Tapunun Geri Alınması Yanında Tazminat İstenebilir mi?

Sözleşmenin sona erdirilmesinin nedeni, kusur ve meydana gelen zarar bakımından tazminat ihtimali değerlendirilebilir. Ancak her bakım anlaşmazlığında otomatik veya sabit tutarlı tazminat bulunmaz.

Başka bir kişiden alınan bakım hizmeti, karşılanmayan ihtiyaçlar nedeniyle yapılan zorunlu harcamalar ve diğer zararlar belgelenmelidir. Harcamanın uyuşmazlıkla bağlantısı açıklanmalıdır.

Taşınmazın geri alınması, geçmişte yapılan bütün bakım harcamalarının yok sayılması anlamına da gelmez. Sona erdirme nedenine göre iade ve hesap ilişkisi ayrıca incelenir.

Talep hazırlanırken mülkiyet, bakım gideri ve zarar kalemleri ayrı gösterilmelidir. Aynı kaybın farklı adlarla iki kez istenmemesine dikkat edilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Özel bir görev düzenlemesi bulunmadıkça, bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebinde asliye hukuk mahkemesi gündeme gelir.

Tarafların anne, baba veya çocuk olması, sözleşmeden kaynaklanan tapu uyuşmazlığını kendiliğinden aile mahkemesinin görevine sokmaz. Talebin hukuki niteliği belirleyicidir.

Taşınmazın aynına ilişkin davada, HMK m.12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Yalnız para talep edilen bir uyuşmazlıkta yetki ayrıca değerlendirilmelidir.

İstanbul’da bulunan bir taşınmaz için de doğru adliye belirlenirken taşınmazın adresi ve yargı çevresi kontrol edilir. Avukatlık bürosunun Beyoğlu’nda bulunması, bütün taşınmaz davalarının aynı adliyede açılacağı anlamına gelmez.

Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi bakımından, yalnız taşınmazla ilgili olması nedeniyle genel bir zorunlu arabuluculuk kuralı bulunmaz.

Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarına ilişkin düzenlemeler, bakım sözleşmesi uyuşmazlığına otomatik olarak uygulanmaz.

Bununla birlikte uyuşmazlığın tarafları ve ek talepleri özel bir düzenlemeye tabi olabilir. Başvuru şartları, somut ilişkinin bütünü üzerinden incelenmelidir.

İhtiyari uzlaşma değerlendirilirse tapunun ne zaman devredileceği, mevcut yüklerin nasıl kaldırılacağı ve bakımın hangi tarihe kadar sürdürüleceği açıkça düzenlenmelidir. Yalnız gelecekte geri devir sözü verilmesi, dosyanın çözüldüğünü göstermeyebilir.

Bakım Borçlusu Önce Ölürse Ne Olur?

Bakım borçlusunun ölümü, bakım alacaklısının ihtiyaçlarını ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin devamı ve mirasçılara yöneltilecek talepler ayrıca değerlendirilmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 618. maddesi, bakım alacaklısının bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilmesini düzenler. Bu durumda kanunda öngörülen parasal talebin kapsamı önemlidir.

“Bakacak kişi öldü, ev otomatik olarak geri döner” şeklindeki düşünce doğru bir işlem planı oluşturmaz. Taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu ve sözleşmenin içeriği incelenmelidir.

Ölüm belgesi, mirasçılık bilgileri ve bakımın sonraki dönemde nasıl yürütüldüğü dosyalanmalıdır. Bu özel süre, diğer fesih ve güvence süreleriyle karıştırılmamalıdır.

Dava Hazırlığında İzlenebilecek Sıra

İlk aşamada sağlık ve barınma ihtiyacı güvenli biçimde karşılanmalıdır. Ardından hukuki dosya hazırlanabilir:

  1. Sözleşmenin ve tapu işlem belgelerinin örnekleri alınır.
  2. Güncel malik, ipotek ve diğer kayıtlar belirlenir.
  3. İşlemin bakım sözleşmesi mi başka bir devir mi olduğu incelenir.
  4. İhlaller tarih sırasıyla yazılır.
  5. Her olayın delili gösterilir.
  6. Bildirim ve fesih yolu belirlenir.
  7. Yeniden devir riski varsa tedbir değerlendirilir.
  8. İade, tescil ve zarar talepleri hazırlanır.
  9. Görevli ve yetkili mahkeme belirlenir.
  10. Dava ve geçici koruma işlemleri birlikte takip edilir.

Bu düzen, ilk görüşmenin yalnız aile içi tartışmaların anlatılmasıyla geçmesini önler. Talep edilen sonuç ile kullanılabilecek belgeler arasındaki bağlantıyı ortaya koyar.

İki Kısa Örnek

Örnek 1: Kişi, evini bakım karşılığında devretmiştir. Sonraki dönemde tedavi ve günlük ihtiyaçları karşılanmamış, başka bir yakını ücretli yardımcı tutmak zorunda kalmıştır. Sözleşme, yardım talepleri ve gider belgeleriyle ihlaller açıklanarak fesih ve tapunun geri alınması değerlendirilebilir.

Örnek 2: Bakım alacaklısı evinde yaşamayı sürdürürken bakım borçlusu taşınmazı satışa çıkarmıştır. Güncel tapu kaydı ve ilan korunmalı; sözleşmeye dayalı talep ile taşınmazın devrini önlemeye yönelik tedbir ihtiyacı birlikte incelenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Oğluma bakım karşılığında ev verdim, bakmıyor. Geri alabilir miyim?

Koşulları oluştuğunda fesih ve taşınmazın geri alınması değerlendirilebilir. Öncelikle yapılan işlemin gerçekten bakım sözleşmesi olduğu ve ihlallerin kapsamı belirlenmelidir.

Sözleşmeyi feshettiğimi söylemem tapuyu geri getirir mi?

Hayır. Karşı taraf geri devri kabul etmiyorsa uygun dava yoluna başvurulması gerekebilir. Bildirim ile sicilin değiştirilmesi aynı işlem değildir.

Bakım yapılmıyorsa altı ay beklemek zorunda mıyım?

Her dosyada böyle bir zorunluluk yoktur. Önelli ve önelsiz fesih farklı koşullara dayanır. Ağır ihlal iddiası kendi hükümleri altında değerlendirilir.

Evi devrettikten sonra kendim sağlıklı olduğum için haklarım biter mi?

Sağlıklı olmak sözleşmeyi ortadan kaldırmaz. O dönemdeki ihtiyaçlar ve ilerleyen zamanda gerekli hâle gelen bakım hizmetleri değerlendirilir.

Tapuda intifa hakkım varsa bakım sözleşmesi davasına gerek kalmaz mı?

İntifa hakkı ile bakım alacağı farklı korumalardır. İntifa kaydı bulunması, bakımın yerine getirilmesine ilişkin bütün uyuşmazlıkları çözmez.

Bakım borçlusu evin bir kısmını satarsa ne yapılabilir?

Güncel kayıt ve devir işlemleri incelenmelidir. Satılan pay, yeni malikin durumu ve ileri sürülecek talepler ayrıca belirlenir.

Mirasçılar sırf devir nedeniyle sözleşmeyi iptal ettirebilir mi?

Salt miras beklentisinin azalması otomatik iptal sonucu doğurmaz. Geçersizlik, gerçek işlem niteliği ve varsa diğer hukuki talepler kendi koşullarıyla incelenir.

Sonuç

Bakım karşılığında devredilen evin geri alınması, yapılan sözleşmenin doğru belirlenmesine ve bakım yükümlülüğünün nasıl ihlal edildiğinin ortaya konulmasına bağlıdır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil talepleri birlikte değerlendirilirken barınma, sağlık ihtiyacı, üçüncü kişiye devir ve geçici koruma da gözden geçirilmelidir.

Bakım alacaklısının kanuni ipotek hakkı bakımından üç aylık tescil süresi; bakım borçlusunun ölümü hâlinde ise özel bir yıllık süre önem taşır. Bu süreler, bütün uyuşmazlıklar için geçerli tek bir dava süresi olarak yorumlanmamalıdır.

Güncel kaynaklar

Resmî kaynakİlgili düzenlemeler
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunum.611–619
4721 sayılı Türk Medeni Kanunum.545, 893–894, 1011, 1023–1024
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunum.2, 12, 389 ve devamı, 400 ve devamı
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk KanunuDava şartı arabuluculuk hükümleri
TKGM, 4 Temmuz 2022 tarihli 2022/3 sayılı GenelgeŞekil, tescil ve bakım alacaklısının kanuni ipoteği

 

İlgili Yazılar

İşlemin bakım sözleşmesi değil bağışlama niteliğinde olması hâlinde bağışlanan evin geri alınması başlıklı yazı incelenebilir. Dava türü hakkında tapu iptali ve tescil, taşınmaz uyuşmazlıklarının genel çerçevesi için gayrimenkul hukuku sayfalarına bakılabilir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, resmî senet, tapu kaydı, sağlık ve bakım belgeleri, bildirimler ve varsa yargılama dosyaları görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

bakım alacaklısının kanuni ipotek hakkıbakım borcunun yerine getirilmemesibakım karşılığında devredilen evin geri alınması.bakım karşılığında tapu devriölünceye kadar bakma sözleşmesi tapu iptaliölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi
Önceki yazı
Sermaye Kaybı ve Borca Batıklıkta TTK 376 Kur Farkı İstisnası 2028
Sonraki yazı
Uyuşturucu Dosyasında Alıcı Beyanı Tek Başına Delil Olur mu?