Genel Kurul Kararlarının İptali Davası

Şirketin genel kurulunda alınan her karar, toplantıya katılan bütün ortakların menfaatine uygun olmayabilir. Sermaye artırımıyla küçük ortağın payının seyreltilmesi, kâr dağıtılmaması, yönetim kurulunun ibra edilmesi veya bir ortağın oy kullanmasının engellenmesi uyuşmazlığa yol açabilir. Ancak kararın ticari bakımdan yanlış bulunması, tek başına iptal sebebi değildir. Mahkemede kanuna, şirket sözleşmesine veya dürüstlük kuralına aykırılığın gösterilmesi gerekir.
İtiraz etmek isteyen ortak bakımından ilk mesele süredir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 445, iptal davasının karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılmasını öngörür. Süre toplantı tutanağının bir hafta sonra görülmesinden, kararın ticaret sicilinde ilanından veya ortağın sonradan haberdar olmasından itibaren başlamaz. Genel kuruldan çıktıktan sonra “önce bir görüşelim” düşüncesiyle beklemek, dava hakkının kaybına neden olabilir.
İkinci mesele toplantı tutanağıdır. Toplantıya katılıp karara karşı oy veren pay sahibinin, muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerekir. Toplantıdaki sözlü itiraz sonradan ispat edilemeyebilir. Buna karşılık çağrının usulsüzlüğü veya oy hakkının haksız biçimde engellenmesi gibi bazı durumlarda kanun farklı bir dava yolu tanır. Bu ayrım, daha toplantı salonundayken doğru hareket etmeyi gerektirir.
Genel kurul kararının iptali ne demektir?
İptal davası, alınmış bir genel kurul kararının hukuka aykırılığı nedeniyle mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasını amaçlar. Dava açılması kararı kendiliğinden durdurmaz. Karar, mahkeme tarafından yürütülmesi geri bırakılmadıkça uygulanmaya devam edebilir. Örneğin sermaye artırımı veya yönetim organının seçimiyle ilgili işlemler sürerken dava görülüyor olabilir.
Mahkeme, şirket yönetiminin yerine geçip “daha iyi” bir ticari karar vermez. İncelemenin konusu, genel kurulun yetki ve usul sınırları içinde hareket edip etmediği ve kararın kanun, esas sözleşme ile dürüstlük kuralına uygun olup olmadığıdır. Bir kararın küçük ortak için ekonomik olarak olumsuz olması tek başına hukuka aykırılığı kanıtlamaz. Ancak çoğunluğun, şirket ihtiyacı bulunmadığı hâlde azınlığı dışlamak amacıyla yetkisini kullanması farklı değerlendirilir.
TTK m. 445 ila 451 anonim şirketlerde iptal ve butlanı düzenler. TTK m. 622, bu hükümlerin limited şirket genel kurul kararlarına da kıyas yoluyla uygulanacağını belirtir. Bu nedenle davanın açıldığı şirketin türü, pay yapısı ve şirket sözleşmesi mutlaka birlikte incelenmelidir.
Hangi kararlar iptal edilebilir?
Kanuna aykırılık, toplantının yapılmasında veya kararın içeriğinde ortaya çıkabilir. Gerekli çoğunluğun sağlanmaması, yetkisiz kişilerin oy kullanması, çağrı usulünün ihlali veya belirli pay sahiplerinin toplantıdan haksız biçimde dışlanması usule ilişkin örneklerdir. Esas sözleşmenin öngördüğü daha ağır nisabın göz ardı edilmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Kararın içeriği de hukuka aykırı olabilir. Pay sahiplerine eşit davranma ilkesini zedeleyen, bilgi alma hakkını dolaylı biçimde etkisizleştiren veya çoğunluk gücünü şirket yararı dışında kullanan kararlar uyuşmazlık konusu yapılabilir. Her uyuşmazlıkta aykırılığın hangi maddeye ve hangi olaya dayandığı açıklanmalıdır. “Haksız karar alındı” cümlesi, dava sebebini ortaya koymaya yetmez.
Örneğin toplantı çağrısında gündemde bulunmayan bir konu, gündeme bağlılık ilkesinin izin verdiği istisnalardan biri olmaksızın oylanmış olabilir. Başka bir olayda aynı durumdaki iki ortak arasında makul nedeni olmayan farklı uygulama kabul edilmiş olabilir. İlkinde çağrı ve gündem belgeleri, ikincisinde kararın şirket menfaatiyle ilişkisi ve ortaklar üzerindeki etkisi incelenir.
İbra, kâr dağıtımı, sermaye artırımı, yönetim kurulu seçimi ve esas sözleşme değişikliği kararlarının her biri için ayrı hukuki gerekçe gerekir. “Bu tür kararlar her zaman iptal edilir” gibi genel bir kural yoktur. Somut kararın metni, toplantı öncesindeki belgeler ve pay sahiplerinin hakları yan yana konulmalıdır.
Dava açmak için kaç gün vardır?
İptal davası, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır. Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Kararı öğrendiğiniz tarihten başlayacağını varsayarak işlem yapmayın. Bir toplantıda birden çok karar alınmışsa hangi kararların hangi gerekçelerle dava konusu edildiği açıkça belirlenmelidir.
Üç ayı beklemenin çoğu dosyada yararı yoktur. Gündeme ait belgelerin şirketten alınması, hazirun cetvelinin kontrolü, toplantı tutanağının temini, oylama hesabı ve gerekirse mali kayıtların değerlendirilmesi zaman alır. Süre dolarken aceleyle açılan davada delillerin ve taleplerin eksik kurulması riski artar.
Tutanağın henüz verilmemesi veya şirketin belge paylaşmaması, kural olarak iptal süresinin başlangıcını ileri taşımaz. Erişilebilen belgelerle karar tarihi tespit edilmeli; eksik belgelerin mahkeme aracılığıyla getirtilmesi talep edilmelidir. Kararın icrası yakınsa yürütmenin geri bırakılması istemi de dava açılırken değerlendirilir.
“Karar yok hükmünde” veya “batıl” iddiası, iptal davasındaki üç aylık sürenin etrafından dolaşmak için gelişi güzel kullanılmamalıdır. İptal edilebilirlik, butlan ve kararın hiç oluşmamış olması farklı iddialardır. Hangi hukuki sonucun istendiği, ileri sürülen aykırılığın niteliğine göre kurulmalıdır.
Kimler dava açabilir?
TTK m. 446, iptal davası açabilecek kişileri belirler. Toplantıda hazır bulunan pay sahibi, ilgili karara olumsuz oy vermiş ve muhalefetini tutanağa geçirtmişse dava açabilir. Sadece toplantıdan erken ayrılmak veya sonradan e-posta göndermek aynı koşulu kendiliğinden karşılamaz. Muhalefet, hangi karara yönelik olduğunun anlaşılacağı şekilde tutanakta yer almalıdır.
Kanun, usulsüz çağrı, gündemin gerektiği gibi ilan edilmemesi, yetkisiz kişinin oy kullanması ya da pay sahibinin toplantıya katılmasının veya oy kullanmasının haksız olarak engellenmesi hâllerinde ayrı bir imkân tanır. Bu aykırılıklardan birini ileri süren pay sahibi toplantıya katılmamış veya olumsuz oy vermemiş olsa da dava açabilir. Ancak ileri sürülen usulsüzlüğün kararın alınmasında etkili olduğunu da ortaya koymalıdır.
Yönetim kurulu da iptal davası açabilecekler arasındadır. Ayrıca kararın uygulanması kişisel sorumluluğuna neden olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri dava açabilir. Bu sıfatlar, kişilerin yalnızca kararı beğenmediklerini söylemesine yeterli bir zemin oluşturmaz; kanundaki koşullar ve iddia edilen aykırılık yine gösterilir.
Limited şirketlerde TTK m. 622 gereği bu hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Yönetim kuruluna ilişkin kuralın limited şirket müdürleri yönünden nasıl uygulanacağı, şirketin organ yapısı ve uyuşmazlığın niteliği dikkate alınarak değerlendirilir. Dava hakkı bulunduğunu varsaymadan önce davacının ortaklık veya organ sıfatını belgelemek gerekir.
Muhalefet şerhi nasıl yazılır?
Toplantıda karar oylamaya sunulduğunda karşı oy kullanılmalı ve itirazın tutanağa geçirilmesi istenmelidir. “Karara muhalifim” ifadesi, hangi gündem maddesine ilişkin olduğunun anlaşılması koşuluyla önemlidir. Uyuşmazlığın nedeni kısa ve açık yazılabiliyorsa bunu da tutanağa geçirmek delil açısından yararlıdır. Tutanak imzalanmadan önce metnin gerçekten kaydedildiği görülmelidir.
Toplantı başkanı muhalefeti yazmayı reddederse durum mümkün olan diğer belgelerle kayıt altına alınmalıdır. Hazirun listesi, görüntü veya ses kaydı varsa hukuka uygunluğu, toplantıdaki diğer kişilerin beyanları ve aynı gün yapılan yazılı başvuru sonradan önem kazanabilir. Bununla birlikte sonradan gönderilen ihtarnamenin tutanak şerhinin yerine geçeceği varsayılmamalıdır.
Gündemde beş ayrı karar varsa hepsine toplu biçimde itiraz etmek yerine hangi karara neden karşı çıkıldığını belirtmek daha güvenlidir. Örneğin yönetim kurulunun ibrasına karşı çıkıp finansal tabloları kabul eden ortak, daha sonra dava dilekçesinde bu iki kararı birbirine karıştırmamalıdır. Oylama sonucu ve tutanak dili, dava konusuyla örtüşmelidir.
Toplantıya hiç çağrılmayan bir pay sahibinin durumu farklıdır. Bu kişi karara olumsuz oy verme ve muhalefet şerhi koyma fırsatına sahip değildir. Kanun, çağrı usulsüzlüğü ile karar arasındaki etkiyi ileri sürerek dava açma olanağı tanır. Davada çağrı ilanı, tebligat kayıtları ve pay sahipliği belgeleri önem taşır.
Toplantıya çağrıdaki her hata kararı iptal ettirir mi?
Hayır. Usulsüz çağrı veya gündem iddiasıyla dava açan pay sahibinin, aykırılığın kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürmesi gerekir. Bu etki, yalnızca kendi oyunun matematiksel olarak sonucu değiştirmesi şeklinde dar bir hesapla sınırlı görülmemelidir; toplantıya katılım ve tartışma imkânının karar sürecine etkisi de somut olayda değerlendirilir. Ancak soyut bir “çağrı hatalıydı” iddiasıyla iptal sonucu beklenmemelidir.
Çağrının hangi yöntemle yapıldığı, süresi, gündem içeriği ve varsa şirket sözleşmesindeki özel düzenleme incelenir. Tüm pay sahiplerinin bir araya geldiği çağrısız toplantının kanuni koşulları ayrıca değerlendirilir. Bir tebligat hatasının varlığı ile o hatanın dava konusu karar üzerindeki sonucu birbirinden ayrı sorulardır.
Oy hakkını kullanması gereken ortağın toplantı salonuna alınmaması, vekâletnamenin hukuka aykırı gerekçeyle reddedilmesi veya oyların yanlış sayılması da kararın oluşumunu etkileyebilir. Bu tür dosyalarda hazirun cetveli, vekâletnameler, pay defteri, toplantı tutanağı ve oy dökümü ilk incelenecek kayıtlardır.
Kararın iptali ile butlanı arasındaki fark
İptal edilebilir bir karar, kanunun öngördüğü sürede açılan davayla mahkeme tarafından ortadan kaldırılır. TTK m. 447 ise bazı ağır aykırılıklara sahip kararların batıl olduğunu belirtir. Pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy veya dava hakkının ortadan kaldırılması; bilgi alma ve inceleme haklarının izin verilenden fazla sınırlandırılması; anonim şirketin temel yapısının veya sermayenin korunmasına ilişkin kuralların ihlali kanundaki örneklerdir.
Her usul hatası butlan sebebi değildir. Toplantı çağrısındaki bir eksiklik ile pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarını tümden kaldıran bir karar aynı hukuki ağırlıkta değerlendirilmez. Dava dilekçesinde “önce butlan, olmazsa iptal” şeklinde talepler düşünülse bile her talebin dayandığı olaylar ayrı gösterilmelidir.
Batıl kararın hukuki niteliği nedeniyle üç aylık iptal süresiyle aynı rejime tabi olmadığı söylenebilir. Fakat bunun “istenen her tarihte, hiçbir sonuç düşünülmeden dava açılabilir” anlamına geldiği sanılmamalıdır. Hukuki yarar, dürüstlük kuralı, sonraki işlemler ve üçüncü kişilerin durumu somut uyuşmazlıkta incelenir. Üç aylık süre içinde harekete geçmek mümkünse sırf butlan iddiasına güvenerek beklemek risklidir.
Bir tutanakta gerçekte alınmamış bir karar varmış gibi gösterildiği ileri sürülüyorsa kararın hiç oluşmaması da tartışılabilir. Bu iddia, tutanağın sahteliği ve toplantının gerçekten yapılıp yapılmadığı gibi ağır ispat sorunları doğurur. Kavram seçimi, kanuni süreyi aşmak için değil olayın gerçek hukuki niteliğini göstermek için yapılmalıdır.
Dava açılması kararın uygulanmasını durdurur mu?
Hayır. İptal veya butlan davasının açılmış olması genel kurul kararını otomatik olarak askıya almaz. TTK m. 449 uyarınca mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Bu talep ayrı gerekçelendirilmelidir.
Örneğin tartışmalı sermaye artırımı kısa sürede tescil edilecekse veya şirket varlığını etkileyecek bir işlem yapılacaksa kararın uygulanmasının dava sonuna kadar hangi zarara yol açacağı somutlaştırılır. Sadece “hak kaybına uğrayacağım” demek yeterli olmayabilir. Ticaret sicili başvurusu, yönetim kurulu işlemleri, sözleşmeler ve mali belgeler talebi destekler.
Mahkemenin yürütmenin geri bırakılmasına karar verip vermeyeceği peşinen söylenemez. Şirketin faaliyetinin durmasının doğuracağı sonuçlar da tartışılır. Dava dilekçesinde hangi kararın, hangi kısmının ve hangi nedenle uygulanmaması istendiği açıkça yazılmalıdır.
Dava kime karşı ve hangi mahkemede açılır?
İptal davası, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde şirkete karşı açılır. Tek tek olumlu oy kullanan ortakların kararın tarafı olması, onların kendiliğinden bu davanın davalısı olduğu anlamına gelmez. Şirketin merkez adresi ve ticaret sicilindeki güncel unvanı dava açılmadan doğrulanmalıdır.
Üç aylık süre karar tarihinden başladığı için dava dilekçesinin hazırlanmasını yalnızca arabuluculuk başvurusuna bırakmak doğru değildir. Ticari uyuşmazlıkların tamamında aynı dava şartı uygulanmaz; genel kurul kararının iptali talebi bir para alacağı istemiyle aynı nitelikte değildir. Birden çok talep bir aradaysa her talebin dava şartı ayrıca incelenmelidir.
Davada genel kurulun hangi tarihte yapıldığı, gündemin hangi maddesindeki hangi kararın hedeflendiği, davacının sıfatı, karşı oy ve muhalefet kaydı veya özel dava açma sebebi, aykırılığın dayanağı ve istenen hukuki sonuç ayrı ayrı gösterilir. “Toplantının iptali” biçimindeki belirsiz talep yerine kararların numarası ve metni belirlenmelidir.
Hangi belgeler toplanmalı?
İlk belge genel kurul toplantı tutanağıdır. İkinci belge çağrı ilanı ve pay sahiplerine gönderilen bildirimlerdir. Hazirun cetveli, vekâletnameler, pay defteri, esas sözleşme ve değişiklikleri, yönetim kurulunun toplantıya ilişkin kararları ile gündem ekleri birlikte incelenir. Karar mali bir işleme dayanıyorsa bilanço, faaliyet raporu, denetçi raporu ve ortaklara sunulan açıklamalar da önem kazanır.
Sicilde tescil edilen bir karar için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kaydı ve MERSİS başvuruları alınabilir. Oylama sayısında hata ileri sürülüyorsa pay oranları ile oy hakları karar tarihi itibarıyla hesaplanmalıdır. Güncel ortaklık tablosunu geçmiş toplantıya uygulamak yanlış sonuç verebilir.
Şirket belge vermiyorsa yazılı talep ve cevabı saklanmalıdır. Mahkemeden belgelerin celbi istenebilir; fakat davacının elindeki delilleri saklaması da gerekir. Özellikle muhalefet şerhinin yer aldığı tutanağın imzalı sureti, sonradan tartışma çıkmasını önler.
Dosyaya onlarca ilgisiz evrak eklemek yerine her delilin hangi iddiayı kanıtladığı gösterilmelidir. Çağrı belgesi usul ihlalini, oy listesi nisap hatasını, mali kayıtlar kararın şirket menfaatiyle ilişkisini açıklamalıdır. Böyle kurulan dosyada mahkemenin incelemesi daha belirgin olur.
Sermaye artırımı ve kâr dağıtmama kararlarında nelere bakılır?
Sermaye artırımı her zaman azınlığı zarara uğratma amacı taşımaz. Şirketin finansman ihtiyacı olabilir. Ancak ihtiyaç, sermaye artırımı yöntemi, rüçhan hakları, artırımın zamanı ve ortakların katılma imkânı birlikte incelendiğinde çoğunluğun gücünü kötüye kullanıp kullanmadığı anlaşılabilir. Limited şirketlerde önemli kararlar için TTK m. 621’deki nisaplar da ayrıca kontrol edilir.
Kârın dağıtılmaması da tek başına iptal sebebi değildir. Şirketin yatırım, likidite veya borç ödeme ihtiyacı bulunabilir. Buna karşılık yıllarca hiçbir makul neden gösterilmeden kârın içeride tutulması, çoğunluk ortaklarının başka yollarla şirket kaynaklarından yararlanması ve azınlığın ekonomik hakkının etkisiz bırakılması birlikte ileri sürülebilir. İddia mali kayıtlarla desteklenmelidir.
İbra kararında ise pay sahiplerine verilen bilginin kapsamı, oylamaya kimlerin katıldığı ve ibra edilen işlemlerin ne kadar açıklandığı önem taşır. Genel kurul kararının iptali ile yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebi farklı davalardır. Birinde kararın geçerliliği, diğerinde zarar ve sorumluluk koşulları tartışılır.
Limited şirkette ortak çıkarma kararı nasıl değerlendirilir?
Limited şirket ortağının çıkarılması, sıradan bir yönetim tercihi değildir. TTK m. 621 bazı çıkarma kararları için ağırlaştırılmış karar nisabı öngörür. Şirket sözleşmesinde çıkarma sebebi bulunup bulunmadığı, kararın dayanağı, ilgili ortağın hakları ve kanuni yol incelenmelidir. Haklı sebeple mahkemeye başvurulması ile şirket sözleşmesindeki çıkarma sebebine dayanılarak karar alınması aynı işlem değildir.
Ortak, “beni çıkardılar” dediğinde önce hangi kararın alındığı görülmelidir. Genel kurul yalnız mahkemeye başvurmaya karar vermiş olabilir; bu, çıkarma sonucunun o anda doğduğu anlamına gelmez. Başka bir durumda şirket sözleşmesindeki belirli çıkarma sebebine dayanılmış olabilir. Karar metni görülmeden dava türünü ve süreyi belirlemek mümkün değildir.
Limited şirketlerde pay devrinin onaylanmaması, müdürün görevden alınması ve ortaklıktan çıkarma da birbirinden ayrı hukuki işlemlerdir. Tek toplantıda alınsalar bile her kararın kanuni dayanağı, nisabı ve dava konusu olabilecek yönü ayrı yazılmalıdır.
Mahkeme kararı verilince ne olur?
TTK m. 450 uyarınca genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yalnız davayı açan ortağa özgü bir sonuç değildir. Yönetim kurulu kararın bir suretini ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymakla yükümlüdür.
Yargılama sürerken yapılan işlemler ve üçüncü kişilerin durumu ayrıca incelenebilir. Bu nedenle davanın başında yürütmenin geri bırakılması isteyip istememek pratik bir karardır. Karar uygulanıp başka işlemlere temel olmuşsa yalnız nihai iptal hükmünü beklemek uyuşmazlığı büyütebilir.
Mahkeme iptal yerine butlan tespiti yaparsa da kararın şirketteki etkisi dikkate alınır. Bütün ortakların sonucundan etkileneceği bir davada iddianın kapsamı ve delillerin doğru belirlenmesi önemlidir. Kötü niyetle dava açılması hâlinde TTK m. 451 şirketin uğradığı zarardan davacıların birlikte sorumluluğunu düzenler.
Genel kurul kararlarının iptali davasında uygulanacak hukuk, kararı alan tüzel kişiliğin türüne göre değişiyor. Kimlerin dava açabileceği, dava açma süresi, görevli mahkeme ve iptal ile butlan ayrımı bu türe bağlı. Başlıca rejimler şunlar:
| Tüzel kişilik | Temel dayanak | Görevli mahkeme |
|---|---|---|
| Anonim şirket | TTK (iptal, butlan, ihtiyati tedbir) | Ticaret Mahkemesi |
| Limited şirket | TTK (anonim şirket hükümlerine atıf yoluyla) | Ticaret Mahkemesi |
| Dernek | TMK | Asliye Hukuk / Sulh Hukuk |
| Kooperatif | Kooperatifler Kanunu | Asliye Ticaret |
| Kat malikleri kurulu | Kat Mülkiyeti Kanunu | Sulh Hukuk |
| Vakıf / sendika | Kendi özel kanunları | Özel rejime göre değişir |
Sık sorulan sorular
Genel kurul kararına toplantıdan sonra ihtarname göndersem yeterli olur mu?
İhtarname uyuşmazlığı ve talepleri belgeleyebilir; fakat iptal davasının yerine geçmez. Toplantıya katılıp karşı oy veren pay sahibi bakımından tutanağa muhalefet kaydı şartı da ayrıca değerlendirilir. Üç aylık dava süresi ihtarname gönderilmesiyle kendiliğinden uzamaz.
Karara olumlu oy verdim, sonra fikrim değişti. Dava açabilir miyim?
Salt fikir değişikliği, TTK m. 446/1-a’daki karşı oy ve muhalefet koşulunu karşılamaz. Kanunun çağrı, gündem ve oy hakkıyla ilgili özel hâlleri varsa bunların koşulları ayrıca incelenir. Batıl karar iddiası da farklı hukuki değerlendirme gerektirir.
Toplantıya çağrılmadım. Muhalefet şerhim olmadığı için dava hakkım yok mu?
Usulsüz çağrı sebebine dayanan pay sahibi için kanun, toplantıya katılmış ve karşı oy vermiş olma şartını aramaz. Ancak çağrıdaki aykırılığın kararın alınmasında etkili olduğu ileri sürülmelidir. Pay sahipliği, çağrı yöntemi ve karar tarihi belgelenmelidir.
Üç aylık süre sicil ilanından mı başlar?
Hayır. TTK m. 445, başlangıcı karar tarihi olarak belirler. İlan veya kararı sonradan öğrenme tarihi üzerinden hesap yapmak hak kaybına neden olabilir.
Dava açınca sermaye artırımı durur mu?
Hayır. Dava tek başına yürütmeyi durdurmaz. TTK m. 449 çerçevesinde mahkemeden kararın yürütülmesinin geri bırakılması ayrıca istenebilir; mahkeme bu konuda değerlendirme yapar.
Limited şirket ortağı da iptal davası açabilir mi?
Evet. TTK m. 622, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin hükümleri limited şirketlere kıyas yoluyla uygular. Şirket sözleşmesi, karar nisabı ve davacının ortaklık sıfatı somut dosyada ayrıca incelenir.
Sonuç
Genel kurul kararına karşı dava açılacaksa önce karar tarihi tespit edilmeli, üç aylık süre hesaplanmalı ve toplantı tutanağı alınmalıdır. Toplantıya katılan ortağın karşı oyu ile muhalefet kaydı, çağrı veya oy hakkı ihlali ileri süren ortağın ise usulsüzlüğün karar üzerindeki etkisi davanın temelini oluşturur. Karar uygulanmak üzereyse yürütmenin geri bırakılması talebi ayrıca düşünülmelidir.
İptal, butlan ve kararın hiç oluşmaması aynı iddia değildir. Şirket sözleşmesi, çağrı belgeleri, oy dökümü ve kararın içeriği birlikte incelendiğinde hangi yolun uygun olduğu belirlenebilir. Süre kısa olduğu için uyuşmazlık ortaya çıkar çıkmaz toplantı belgelerini toplamak gerekir.
Kaynaklar
- T.C. Ticaret Bakanlığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 445–451 ve 622.
- T.C. Ticaret Bakanlığı, şirketler hakkında sık sorulan sorular.
- İstanbul Ticaret Odası, anonim şirket tescil işlemleri.
- İstanbul Ticaret Odası, limited şirket tescil işlemleri.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Sözleşme, tapu kaydı, proje teminatı, ödeme belgeleri, arsa sahibiyle yapılan sözleşme ve iflas veya konkordato vb yasal dökümanlar ,kararlar görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

