TCK 291 Başkası Yerine Ceza İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Girme Suçu

Avukat İltan Ekmekçioğlu, Uygulamada Sık Karşılaşılan Suçlar ve Yargılaması kitabı

TCK 291 başkası yerine ceza infaz kurumuna girme suçu, bir kişinin kendisini belirli bir hükümlü veya tutuklunun yerine koyup onun adına ceza infaz kurumuna ya da tutukevine girmesiyle oluşur. Suçun temel cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. Düzenlemenin ayırt edici yönü, yalnızca başkasının kimliğini kullanmayı değil, bu aldatma ile hükümlü veya tutuklu yerine kuruma fiilen girmeyi aramasıdır.

Bu nedenle yakalama sırasında yanlış kimlik göstermek, cezaevine ziyaretçi olarak izinsiz girmek veya kişinin kendi yargılamasında başka bir ad kullanmış olması tek başına TCK m.291 kapsamına girmez. Somut olayda failin kimin yerine geçtiği, o kişi hakkında kesinleşmiş hapis cezası veya tutuklama kararı bulunup bulunmadığı ve kuruma kabul işleminin hangi iradeyle gerçekleştiği ayrı ayrı belirlenmelidir.

TCK 291 Güncel Madde Metni

Başkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girme

MADDE 291 – (1) Kendisini, bir hükümlünün veya tutuklunun yerine koyarak ceza infaz kurumuna veya tutukevine giren kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

Madde metni 11 Ağustos 2026 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun güncel metni ve TBMM’de yayımlanan kabul metni üzerinden kontrol edilmiştir. Çalışma tarihinde yürürlükteki hüküm yukarıdaki gibidir; yürürlüğe girmemiş kanun teklifleri mevcut hukuk olarak değerlendirilmemiştir.

TCK 291 Madde Gerekçesi

Resmî gerekçe özlüdür: Madde, kendisini bir hükümlü veya tutuklunun yerine koyarak onun yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girmeyi cezalandırmaktadır. Gerekçe, suçun merkezine iki bağlantılı davranışı yerleştirir: başkasının hukuki statüsünü üstlenme ve bu sıfatla kuruma girme.

Kanun koyucu, cezanın doğru kişi hakkında infaz edilmesini ve tutuklama tedbirinin muhatabı olan kişiye uygulanmasını güvence altına almaktadır. Kuruma giren kişinin özgürlüğünden kendi rızasıyla vazgeçmiş olması, adli kararın gerçek muhatabı bakımından uygulanmasını engellediği için fiili hukuka uygun hâle getirmez.

Korunan Hukuki Değer

Korunan temel değer adliyenin güvenilir ve doğru işlemesidir. Daha somut olarak ceza ve tutuklama kararlarının gerçek muhatapları hakkında infaz edilmesi, infaz kayıtlarının doğruluğu ve kamu otoritesinin yargı kararlarını etkili biçimde uygulama yeteneği korunur.

Fiil, yalnız bir kimlik karışıklığı yaratmaz. Gerçek hükümlü veya tutuklunun dışarıda kalmasına, yanlış kişinin kurumda tutulmasına ve adli kayıtların gerçeğe aykırı hâle gelmesine yol açar. Bu sebeple toplum, geniş anlamda suçun mağdurudur; ilgili kamu kurumları ve somut olayda hakları etkilenen kişiler suçtan zarar gören konumunda değerlendirilebilir.

Suçun Konusu

Suçun konusu, belirli bir hükümlüye ait infaz ilişkisi veya belirli bir tutukluya ilişkin koruma tedbirinin uygulanmasıdır. Yerine geçilen kişinin gerçekten hükümlü ya da tutuklu olması gerekir. Hakkında yalnız yakalama veya gözaltı işlemi bulunan kişinin yerine hareket edilmesi, madde metnindeki sınırlı statüler nedeniyle doğrudan TCK m.291 kapsamında değildir; başka suçlar gündeme gelebilir.

“Hükümlü” bakımından infaz edilebilir bir mahkûmiyetin, “tutuklu” bakımından ise geçerli bir tutuklama kararının bulunması önemlidir. Kararın hukuken infaza elverişli olup olmadığı, suçun konusu ve failin kastı yönünden dosyadaki ilam, yakalama emri ve tutuklama müzekkeresiyle saptanmalıdır.

Fail ve Mağdur

Fail kim olabilir?

Suçun faili herkes olabilir. Kamu görevlisi olma, akrabalık veya başka bir özel sıfat aranmaz. Bununla birlikte kanuni tanım, kuruma girme davranışının fail tarafından bizzat gerçekleştirilmesini gerektirdiğinden suç öğretide özgü olmayan, ancak bizzat işlenebilen bir suç olarak değerlendirilir.

Gerçek hükümlü veya tutuklu, kendi yerine girecek kişiyi ikna eder, planı kurar ya da gerekli belgeleri sağlarsa somut katkısına göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Kurum görevlisinin bilerek kabul işlemi yapması hâlinde iştirak hükümleri yanında görevi kötüye kullanma veya başka kamu görevlisi suçları ayrıca incelenir.

Mağdur kimdir?

Adliyeye karşı suçlar bölümünde yer alan düzenlemenin geniş anlamda mağduru toplumu oluşturan herkestir. Gerçek hükümlü veya tutuklu, suça katılmamışsa olayın özelliklerine göre suçtan zarar gören olabilir; fakat çoğu vakada planın yararlanıcısı veya iştirakçisi durumundadır.

Maddi Unsur: Hareket ve Netice

Maddi unsur iki aşamalı bağlı harekettir. Fail önce kendisini belirli bir hükümlü veya tutuklu gibi gösterir; ardından bu sıfatla ceza infaz kurumuna veya tutukevine girer. Yerine koyma davranışı sahte kimlik, gerçek kişiye ait kimlik belgesi, fiziki benzerlik, yanlış beyan veya bunların birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilebilir.

Suç, failin sahte biçimde üstlendiği statüyle kuruma kabul edilip içeri alınmasıyla tamamlanır. Ayrıca gerçek hükümlünün kaçması, uzun süre dışarıda kalması veya kurumda maddi zarar doğması aranmaz. Buna karşılık kişi kontrol kapısında tespit edilirse tamamlanmış suç değil, koşulları varsa teşebbüs söz konusu olur.

Kuruma yalnız ziyaretçi olarak gizlice girmek TCK m.291’in tipik hareketi değildir. Failin girişinin, gerçek hükümlü veya tutuklunun yerine infaz ya da tutma işleminin muhatabı olma amacı ve görünümü taşıması gerekir.

Manevi Unsur

Suç yalnız kasten işlenebilir. Fail, hakkında infaz veya tutuklama işlemi bulunan başka bir kişinin yerine geçtiğini ve bu sıfatla kuruma girdiğini bilmeli ve istemelidir. Taksirli şekil düzenlenmemiştir.

Kastın belirlenmesinde önceden yapılan görüşmeler, para transferleri, sahte veya başkasına ait belgelerin temini, gerçek kişiyle fiziki benzerlik hazırlıkları, kuruma teslim sırasında verilen cevaplar ve dijital yazışmalar birlikte değerlendirilir. Sadece yanlış teşhis edilmek ve hatayı fark etmeden görevlileri izlemek, başkasının yerine girme kastını kendiliğinden kanıtlamaz.

Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Hata

Gerçek hükümlü veya tutuklunun rızası hukuka uygunluk nedeni değildir. İnfaz ilişkisinin tarafı kamu otoritesidir; kişiler yargı kararının kimin hakkında uygulanacağını anlaşmayla değiştiremez. Akrabalık, ekonomik zorunluluk veya yardım amacı da fiili hukuka uygun hâle getirmez; ancak cezanın bireyselleştirilmesinde tartışılabilir.

Fail, kuruma kendi hakkında yürütülen bir işlem nedeniyle girdiğini sanıyor ve gerçekte başka biri yerine kabul edildiğini bilmiyorsa suçun maddi unsurlarında hata gündeme gelir. TCK m.30 kapsamında kastı kaldıran bir hata varsa TCK m.291’den sorumluluk doğmaz. Savunmanın inandırıcılığı, teslim evrakı ve iletişim kayıtlarıyla sınanmalıdır.

Teşebbüs

Suç teşebbüse elverişlidir. Fail sahte kimlik ve teslim evrakıyla ceza infaz kurumuna başvurmuş, güvenlik ve kimlik kontrolünü geçmeye yönelik doğrudan icra hareketlerine başlamış; ancak parmak izi kontrolünde yakalanmışsa elverişlilik ve kast koşulları da varsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

Salt hazırlık niteliğindeki konuşma, sahte belge arama veya yolculuk planı TCK m.291’e teşebbüs sayılmaz. Ancak bu hazırlıklar kendi başına sahtecilik ya da başka bir suç oluşturuyorsa o suçlar yönünden ayrıca değerlendirme yapılır.

İştirak

Genel iştirak hükümleri uygulanır. Kuruma bizzat giren kişi faildir. Gerçek hükümlü veya tutuklu, bir başkasında suç işleme kararını oluşturmuşsa azmettiren; belge, para, ulaşım ya da kurum prosedürüne ilişkin bilgi sağlayarak icrayı kolaylaştırmışsa yardım eden olabilir.

İştirak nitelendirmesinde yalnız plandan yararlanmak yeterli değildir. Her kişinin kastı ve icraya nedensel katkısı somut delillerle gösterilmelidir. Kamu görevlisinin basit dikkatsizliği iştirak kastı oluşturmaz; görev gereklerine aykırılık başka sorumluluk türleri bakımından incelenebilir.

İçtima ve Bağlantılı Suçlar

Başkasının kimlik belgesi kullanılmışsa TCK m.268, sahte resmî belge hazırlanmış veya kullanılmışsa TCK m.204 ve m.212, gerçeğe aykırı resmî belge düzenlettirilmişse TCK m.206 gündeme gelebilir. Sahte belge başka bir suçun işlenmesinde kullanıldığında TCK m.212 gereğince hem sahtecilik hem de ilgili suçtan ayrı ayrı cezaya hükmedilmesi mümkündür.

Gerçek hükümlünün cezanın infazından kurtarılması ayrıca TCK m.283’teki suçluyu kayırma suçuyla ilişkilendirilebilir. Hükümlü veya tutuklunun kurumdan çıkarılması ya da kaçmasının sağlanması varsa TCK 294 kaçmaya imkân sağlama suçu da değerlendirilir. Tek fiil veya birden çok fiil bulunup bulunmadığı ile özel içtima hükümleri somut olayın zaman, amaç ve icra biçimine göre belirlenmelidir.

Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kişinin yerine kuruma girilmesi teorik olarak zincirleme suç hükümlerini gündeme getirebilir. Ancak her girişin bağımsız icra hareketi olduğu ve mağdur/korunan değer yapısı dikkate alınarak TCK m.43 koşulları titizlikle incelenmelidir.

Nitelikli Hâller

TCK m.291’de özel bir nitelikli hâl veya akrabalığa bağlı indirim düzenlenmemiştir. Fiilin eş, üstsoy, altsoy ya da kardeş yararına işlenmesi temel ceza aralığını değiştirmez. Kamu görevlisinin katılımı veya sahte belge kullanılması ise TCK m.291’in nitelikli hâli değil, iştirak ve gerçek içtima kapsamında başka suçların oluşmasına neden olabilir.

Yaptırım ve Cezanın Bireyselleştirilmesi

Suçun cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. Temel ceza; fiilin işleniş biçimi, kullanılan araçlar, kastın yoğunluğu, gerçek hükümlünün dışarıda kaldığı süre ve adli işleyişe verilen zarar dikkate alınarak TCK m.61 çerçevesinde belirlenir.

Koşulları varsa takdiri indirim, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumları somut dosya bakımından ayrıca değerlendirilebilir. Bunlar otomatik sonuçlar değildir; sanığın sabıkası, yeniden suç işlemeyeceği kanaati, zarar ve usul koşulları önem taşır.

Şikâyet, Uzlaştırma ve Soruşturma Usulü

Suç şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. TCK m.291, CMK m.253 kapsamındaki uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almaz. Önödeme hükümleri de uygulanmaz.

Soruşturmada infaz kurumu idaresinin olay tutanağı, kabul ve kayıt belgeleri, UYAP kayıtları, parmak izi ve biyometrik karşılaştırmalar gecikmeden güvenceye alınmalıdır. Başka suç şüphesi doğuran belge ve dijital materyal bakımından usulüne uygun elkoyma ve inceleme kararları alınmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Temel cezanın üst sınırı dikkate alındığında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği, yani failin başkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girdiği yer mahkemesidir.

Teşebbüs hâlinde son icra hareketinin yapıldığı yer önem kazanır. Bağlantılı sahtecilik veya suçluyu kayırma suçlarının farklı yerlerde işlenmesi hâlinde bağlantı ve birleştirme kuralları ayrıca uygulanabilir.

Dava Zamanaşımı

TCK m.66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Süre, tamamlanmış suçta kuruma giriş tarihinden; teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı günden başlar. Zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve kanundaki azami sınır ayrıca gözetilir.

Suç tarihi yalnız teslim tutanağındaki tarih varsayılarak belirlenmemeli; fiili kabul zamanı, giriş kayıtları ve kamera görüntüleriyle doğrulanmalıdır.

Deliller ve İspat

  • Ceza infaz kurumunun kabul, teslim, ziyaretçi ve oda/koğuş yerleştirme kayıtları,
  • UYAP infaz dosyası, mahkûmiyet ilamı, yakalama emri ve tutuklama müzekkeresi,
  • Parmak izi, yüz karşılaştırması, fotoğraf, biyometrik kayıt ve kurum kamera görüntüleri,
  • Kullanılan kimlik belgesi, teslim evrakı ve belge üzerindeki kriminal inceleme,
  • Telefon görüşmeleri, mesajlar, konum kayıtları ve para transferleri,
  • Kurum görevlileri, gerçek hükümlü veya tutuklu ve olaya katılan diğer kişilerin beyanları.

Mahkûmiyet yalnız dış görünüş benzerliğine veya soyut ikrara dayandırılmamalıdır. Dijital delillerin elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve kişiyle bağlantısı; kamera görüntülerinin zaman damgası; biyometrik karşılaştırmanın bilimsel yeterliliği denetlenmelidir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

  • Her başkasına ait kimlik kullanımını otomatik olarak TCK m.291 saymak,
  • Failin belirli bir hükümlü veya tutuklu yerine girme kastını araştırmamak,
  • Kuruma fiili giriş gerçekleşmeden tamamlanmış suçtan hüküm kurmak,
  • Gözaltındaki kişinin yerine geçmeyi madde metninde bulunmayan bir statüye rağmen TCK m.291’e dâhil etmek,
  • Sahte belge, kimlik bilgisi kullanma ve suçluyu kayırma suçları bakımından içtima incelemesi yapmamak,
  • Gerçek hükümlü veya tutuklunun iştirake ilişkin somut katkısını göstermeden sorumluluk yüklemek.

Somut Olay Kontrol Listesi

  • Yerine geçildiği ileri sürülen kişi hükümlü mü, tutuklu mu?
  • Geçerli ve infaza elverişli karar ile kişi bağlantısı dosyada mevcut mu?
  • Fail belirli kişinin yerine geçtiğini biliyor mu?
  • Kurumun hangi alanına, hangi statüyle ve ne zaman kabul edildi?
  • Giriş tamamlandı mı, yoksa kontrol aşamasında mı önlendi?
  • Kimlik belgesi veya başka bir resmî belge kullanıldı mı?
  • Gerçek hükümlü/tutuklu ile üçüncü kişilerin plana katkısı nedir?
  • Parmak izi, kamera ve UYAP kayıtları birbiriyle uyumlu mu?
  • Bağlantılı sahtecilik, kimlik bilgisi kullanma, suçluyu kayırma veya kaçmaya imkân sağlama suçu var mı?
  • Suç tarihi, görev, yetki ve zamanaşımı doğru belirlendi mi?

İçtihatlarla Uygulama

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/1166, K. 2013/6840, 2 Mayıs 2013

Kararda sanık, yakalandığında başka bir kişiye ait kimliği ibraz etmiş ve bu kişi hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunması nedeniyle yanlış kişi sanılarak cezaevine alınmıştır. Yargıtay, TCK m.291’in oluşması için failin kendisini bir hükümlü veya tutuklunun yerine koyarak onun yerine kuruma girme kastıyla hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Dosya kapsamı sanığın asıl amacının kimliğini gizlemek olduğunu, hakkında daha önce hüküm verilmiş kişinin yerine cezaevine girme iradesini göstermediğini ortaya koyduğundan suçun manevi unsuru oluşmamıştır. Kararın uygulamadaki ilkesi açıktır: yanlış kişinin cezaevine alınmış olması tek başına yeterli değildir; belirli hükümlü veya tutuklunun yerine geçme kastı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ispatlanmalıdır.

Kararın dairesi, esas-karar numarası, tarihi ve tam metni birden fazla erişilebilir karar veri tabanında tutarlı biçimde doğrulanmıştır. Çalışma tarihinde resmî Yargıtay Karar Arama sisteminde kalıcı, doğrudan paylaşılabilir karar bağlantısı elde edilemediğinden başka bir karar künyesi eklenmemiştir. Uydurma veya yalnız ikincil özetle desteklenen içtihat kullanılmamıştır.

Kısa Örnekler

Örnek 1: Suçun tamamlanması

A, kesinleşmiş hapis cezası bulunan B’nin kimliği ve teslim evrakıyla kuruma başvurur; kendisini B olarak tanıtır ve hükümlü kabul işlemleri tamamlanarak koğuşa alınır. A bakımından TCK m.291 tamamlanır. B’nin planı kurduğu ve belgeleri verdiği kanıtlanırsa iştirakten sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.

Örnek 2: Kastın bulunmaması

C, yakalanmamak için D’ye ait kimliği gösterir. D hakkında hapis cezası bulunduğu C tarafından bilinmemektedir ve görevliler C’yi yanlışlıkla D sanarak cezaevine gönderir. C’nin belirli hükümlünün yerine girme kastı kanıtlanamazsa TCK m.291 oluşmaz; kimlik kullanımına ilişkin başka suçlar incelenir.

Sık Sorulan Sorular

Başkası yerine cezaevine girmenin cezası nedir?

TCK m.291’e göre ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir. Somut ceza, TCK m.61 ölçütleri ve kişiselleştirme hükümleri dikkate alınarak belirlenir.

Suçun oluşması için cezaevine fiilen girmek gerekir mi?

Tamamlanmış suç için evet. Failin kendisini hükümlü veya tutuklu yerine koyarak kuruma kabul edilmesi gerekir. Giriş kapısında yakalanma, koşulları varsa teşebbüs oluşturabilir.

Başkasının kimliğini göstermek tek başına TCK 291 midir?

Hayır. Belirli bir hükümlü veya tutuklunun yerine kuruma girme kastı ve bu amaçla giriş hareketi aranır. Kimlik kullanımı TCK m.268 veya başka hükümler bakımından ayrıca suç oluşturabilir.

Gerçek hükümlünün rızası suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır. İnfazın doğru kişi hakkında uygulanması kamusal bir yükümlülüktür; tarafların anlaşması hukuka uygunluk nedeni değildir.

TCK 291 şikâyete veya uzlaştırmaya tabi midir?

Suç resen soruşturulur, şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında bulunmaz.

Hangi mahkeme görevlidir?

Kural olarak suçun işlendiği yerdeki asliye ceza mahkemesi görevlidir.

Sonuç

TCK 291 başkası yerine ceza infaz kurumuna girme suçu, yargı kararlarının gerçek muhatapları hakkında uygulanmasını koruyan özel bir adliyeye karşı suçtur. Mahkûmiyet için yalnız yanlış kişinin kuruma alınması yeterli değildir. Failin belirli bir hükümlü veya tutuklunun yerine geçme kastı, bu amaçla yaptığı icra hareketleri ve kuruma kabul süreci somut delillerle ispatlanmalıdır.

Sahte veya başkasına ait belge kullanımı bulunan dosyalarda resmî belgede sahtecilik suçu, kimlik bilgisi kullanma ve suçluyu kayırma hükümleriyle içtima ayrıca incelenmelidir. Serinin komşu maddesi olan TCK 292 hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu, infaz kurumundan çıkış veya kaçma davranışını düzenlemesi bakımından TCK m.291’den ayrılır.

Kaynakça

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.291, güncel metin, Mevzuat Bilgi Sistemi.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kabul metni ve madde gerekçeleri.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/1166, K. 2013/6840, 02.05.2013.
  • Murat Aksan, “Başkası Yerine Ceza İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Girme Suçu (TCK m.291)”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.9, S.2, 2019.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; 5237 sayılı Kanun’un iştirak, içtima, zamanaşımı ve yaptırım hükümleri.

Adli kararların uygulanmasını koruyan komşu düzenlemelerden biri de TCK 290 resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulması suçudur. Bu hüküm, hükmen teslim edilen taşınmaza yeniden el koymayı ve muhafaza için resmen teslim edilen taşınırın alınması veya tahribini yaptırıma bağlar.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın suç tarihi, delilleri ve usulî durumu değerlendirilmeden hukuki görüş yerine kullanılamaz.

TCK 291
Önceki yazı
TCK 292 Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması Suçu
Sonraki yazı
TCK 290 Resmen Teslim Olunan Mala Elkonulması ve Bozulması Suçu