Çocukların Cinsel İstismarı Suçu TCK 103

Çocuğun cinsel istismarı (TCK m.103)15 yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuğa karşı her türlü cinsel davranış; diğer çocuklara ise cebir, tehdit veya hileyle gerçekleştirilen cinsel davranıştır. m.103/1: temel suç → 8-15 yılsarkıntılık → 3-8 yılmağdur 12 yaşından küçükse ceza istismarda 10, sarkıntılıkta 5 yıldan az olamazm.103/2 (nitelikli)organ/cisim sokma → 16 yıldan az olamaz<12 yaş → 18 yıldan az olamazm.103/3: birden fazla kişi, akraba/üveyvasi/eğitici/öğretici/bakıcı/sağlık veya kamu görevi nüfuzu → ceza yarı artırılırm.103/6: bitkisel hayat/ölüm → ağırlaştırılmış müebbet. Suç resen kovuşturulur. Görevli mahkeme Ağır Ceza‘dır. Ağır ceza avukatı kadromuzla yanınızdayız.

Madde  Metni TCK 103

(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

(2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Madde metninde çocukların cinsel istismarı fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. E

TCK Madde 103 Gerekçesi

rişkin kişilere karşı işlenen fiiller açısından cinsel saldırı ifadesi kullanılmasına rağmen, çocuklar açısından cinsel istismar ifadesi kullanılmıştır. Erişkin kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların kişinin rızasına aykırı olması gerekir. Aksi takdirde, yani kişinin rızasının bulunması hâlinde, ceza hukuku sorumluluğunu gerektiren davranışlardan söz edilemez. Erişkin kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından rızanın varlığı, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Buna karşılık, onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından, rızanın varlığı ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Başka bir deyişle, kendisine karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından bu çocuğun rıza açıklamasında bulunması, fiili suç olmaktan çıkarmayacak ve kişinin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Bu bakımdan, onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, cinsel istismar olarak kabul edilmiştir.

Onbeş yaşını tamamlamış ve maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar olarak nitelendirilebilmesi için, bunların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Bu nitelendirme, cinsel saldırı ve cinsel istismar fiilleri açısından ortaya konan ayırım ölçütüne aykırı olmakla birlikte; suçun mağdurunun çocuk olması ve bu fiiller karşısında direncinin zayıflığı göz önünde bulundurularak, söz konusu fiillerin de bu madde kapsamında suç olarak tanımlanması yoluna gidilmiştir. Fıkranın (b) bendinde söz konusu edilen cinsel istismar bakımından, çocuğun iradesinin ortadan kaldırılmış olması değil, “iradeyi etkileyen neden” ifadesi kullanılmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, cinsel istismar suçunun temel şekli açısından ceza yaptırımı belirlenmiştir. İkinci fıkrada ise, bu suçun işleniş tarzı itibarıyla nitelikli hâli tanımlanmıştır. Buna göre, cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Suçun bu nitelikli hâline ilişkin açıklama için, cinsel saldırı suçunun gerekçesine bakılmalıdır.

Üçüncü fıkraya göre; cinsel istismarın çocukla aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunan kişiler tarafından, çocuğun vasisi, eğiticisi, öğreticisi, bakıcısı, çocuğa sağlık hizmeti veren, çocuğa karşı koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan diğer bir kişi tarafından veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.

Dördüncü fıkrada, cinsel istismarın, onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi, cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, uygulanan cebrin en fazla kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak boyutta olması gerekir. Bu bakımdan, beşinci fıkraya göre, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Altı ve yedinci fıkralarda söz konusu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, söz konusu suçun işlenmesi suretiyle mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasına neden olunması, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Keza, söz konusu suçun işlenmesi sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacaktır. Ancak, bu durumlarda, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar dolayısıyla sorumluluk için aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.

1. Maddi Unsur

Açıklama

Suçun maddi unsuru, cinsel davranışın çocuğun vücudu üzerinde gerçekleştirilmesidir. TCK m.103/1’de iki ayrı çocuk grubu tanımlanmıştır:

  • (a) bendi çocuklar: On beş yaşını tamamlamamış ya da on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar. Bu çocuklara karşı rıza geçerli sayılmaz; her türlü cinsel davranış doğrudan suç oluşturur. Yani fiilin “rıza ile” gerçekleştiği savunması hukuken sonuç doğurmaz.
  • (b) bendi çocuklar: On beş–on sekiz yaş aralığındaki, algılama yeteneği gelişmiş çocuklar. Bu çocuklara karşı suçun oluşması için fiilin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayanması gerekir.

Maddi unsur üç ana fiil biçiminde tezahür eder:

(i) Basit cinsel istismar (m.103/1, birinci cümle): Çocuğun vücudu üzerinde cinsel arzuları tatmin amacına yönelik, ancak sarkıntılık düzeyini aşıp organ/cisim sokma boyutuna ulaşmayan davranışlar. Örnek olarak çocuğun göğsünü, kalçasını, cinsel organını okşamak, öpmek, çocuğa kendi cinsel organını okşatmak.

(ii) Sarkıntılık (m.103/1, ikinci cümle): Cinsel istismarın kesik ve anlık biçimde kalması, devamlılık göstermemesi. Yargıtay uygulamasında “geçici, ani ve süreksiz” temas, sarkıntılık olarak nitelendirilir. Tek bir öpücük, kalçaya bir el atma, hızlıca elle dokunma sarkıntılığa örnektir.

(iii) Nitelikli cinsel istismar (m.103/2): Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi. Burada cinsel organ, parmak, dil veya yabancı bir cisim (şişe, kalem vb.) ile temas yeterlidir; cisim/organın vücuda girmesi aranır.

Örnekler

  • Örnek 1 (Basit istismar): 40 yaşındaki komşu (F), 8 yaşındaki mağdur (M)’nin evinde yalnız bulunduğu sırada onu kucağına oturtup göğsünü ve cinsel bölgesini elleriyle okşamıştır. Burada davranış sarkıntılığı aşmış, süreklilik kazanmıştır; m.103/1 birinci cümle uygulanır. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması nedeniyle ceza on yıldan az olamaz.
  • Örnek 2 (Sarkıntılık): Lise birinci sınıfa giden 14 yaşındaki mağdurun yanına otobüste oturan failin, kalabalıktan yararlanarak mağdurun kalçasına elini bir kez sürtmesi olayında fiil ani, kesik ve süreksiz olup sarkıntılık düzeyinde kalmıştır. Ceza üç yıldan sekiz yıla kadar; mağdur on iki yaşını doldurmadıysa beş yıldan az olamaz.
  • Örnek 3 (Nitelikli istismar): Üvey baba (F)’nin 10 yaşındaki üvey kızı (M)’ye karşı parmağıyla mağdurun cinsel organına temas etmesi durumunda fiil m.103/2 kapsamındadır. Burada hem nitelikli istismar (m.103/2) hem on iki yaş altı nedeniyle on sekiz yıldan az olmayan ceza verilecek, ayrıca m.103/3-c (üvey baba) gereği ceza yarı oranında artırılacaktır.
  • Örnek 4 (Rıza tartışması): 14 yaşındaki M’nin, internetten tanıştığı F ile “rızası ile” cinsel ilişkiye girmesi olayında, mağdur on beş yaşını tamamlamadığı için rıza hukuken geçersizdir; fiil m.103/2 kapsamında nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturur. Uygulamada bu husus en sık karıştırılan noktadır: Rıza, on beş yaş altı çocuklar bakımından suçu ortadan kaldırmaz.
  • Örnek 5 (Algılama yeteneği): 16 yaşında olmasına rağmen ağır zihinsel engelli ve fiilin anlamını algılayamayan M’ye karşı gerçekleştirilen cinsel davranış, m.103/1-(a) kapsamında değerlendirilir; algılama yeteneğinin bulunmadığı bilirkişi raporuyla saptanmalıdır.

Uygulamada maddi unsurun belirlenmesinde çocuğun yaşı, fiilin niteliği (sarkıntılık-istismar-nitelikli istismar), tekrar sayısı ve süreklilik kritik önem taşır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2025/6914 E., 2026/365 K. sayılı kararında bu nitelendirme farkının nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak tartışılmıştır.

2. Manevi Unsur (Fail, Mağdur, Hareket-Sonuç)

Açıklama

Çocukların cinsel istismarı suçu, kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, mağdurun çocuk olduğunu bilmesi ve cinsel davranışı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Özel kast aranmaz; cinsel arzuları tatmin amacı zorunlu unsur değildir — Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre fiilin objektif olarak cinsel içerikli olması yeterlidir.

Fail: Suçun faili herkes olabilir; mahsus suç değildir. Ancak m.103/3’te sayılan nitelikli haller bakımından (üvey baba/anne, eğitici, bakıcı, vasi, koruyucu aile, sağlık çalışanı, kamu görevlisi) fail bakımından özel sıfat aranır ve bu sıfat cezayı yarı oranında artırır. Fail, çocuk olabilir mi? Olabilir; ancak m.103/1 son cümlesi gereği sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır.

Mağdur: Mağdur, on sekiz yaşını tamamlamamış kişidir. Yaş, doğum tarihinden suç tarihine kadar olan süreyle hesaplanır ve nüfus kaydı esas alınır; yaş tashihi davası açılmışsa sonucu beklenmelidir. On iki yaş ve on beş yaş eşikleri, hem cezanın alt sınırını hem suçun temel/nitelikli ayrımını belirler. Mağdurun engelli, hasta veya bilinçsiz olması ayrıca m.103/3-d veya cebir/tehdit unsuruyla bağlantılı değerlendirilebilir.

Hareket ve Sonuç: Suç sırf hareket suçudur; ayrı bir sonuç aranmaz. Cinsel davranışın gerçekleştirilmesi suçun tamamlanması için yeterlidir; mağdurun ruhsal/fiziksel zarar görmesi suçun unsuru değil, m.103/6 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlin koşuludur. Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Failin yaş hatasına düşmesi önemli bir manevi unsur sorunudur. Fail, mağduru on sekiz yaşından büyük zannetmiş ve bunda makul gerekçeleri varsa (mağdurun fiziksel görünüşü, beyanı, sosyal ortam) kasıt unsuru tartışılır; ancak Yargıtay uygulaması failin yaşı araştırma yükümlülüğüne ağırlık vermekte, sırf görünüşe dayalı yanılgıyı çoğu zaman kabul etmemektedir.

Örnekler

  • Örnek 1 (Kast): Tanıdığı bir aile çocuğuna oyun bahanesiyle yaklaşan F’nin, çocuğun cinsel organını okşaması olayında failin cinsel davranışı bilerek gerçekleştirdiği, mağdurun çocuk olduğunu bildiği sabittir; kast unsuru tartışmasızdır.
  • Örnek 2 (Yaş hatası — kabul edilmeyen): İnternetten tanıştığı M’nin 17 yaşında olduğunu söyleyerek buluştuğu, ancak gerçekte 14 yaşında olduğu anlaşılan M ile cinsel ilişkiye giren F, yaşı araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği için TCK m.30 hata hükmünden yararlanamamış; mahkûm edilmiştir.
  • Örnek 3 (Failin çocuk olması — sarkıntılık): 13 yaşındaki F’nin, 12 yaşındaki sınıf arkadaşı M’ye okul koridorunda kalçasına dokunması olayında suç sarkıntılık düzeyinde kalmış ve fail çocuk olduğundan soruşturma şikâyete bağlıdır; veli şikâyetten vazgeçerse takip yapılamaz.
  • Örnek 4 (Mağdurun bilinçsiz olması): Komaya giren 16 yaşındaki M’ye hastanede temizlik görevlisi F’nin cinsel temasta bulunması olayında, mağdurun algılama yeteneği olmadığı için fiil m.103/1-(a) kapsamındadır; ayrıca sağlık hizmeti veren sıfatıyla nitelikli hal (m.103/3-d) ve cebir aramaksızın suç oluşur.
  • Örnek 5 (Net sonuç gereksizliği): F’nin 10 yaşındaki M’ye sarkıntılığı sırada yetişkin bir tanığın olay yerine gelmesiyle fiil yarıda kalmış olsa bile, sarkıntılık sırf hareket suçu olduğundan suç tamamlanmıştır. Eğer cinsel organ veya cisim sokma teşebbüs aşamasında kalmışsa, m.103/2 + TCK m.35 kapsamında teşebbüs gündeme gelir.

Yargıtay’ın 2024/170 E., 2026/88 K. sayılı kararında manevi unsurun tespitinde fail-mağdur ilişkisi, fiilin somut görünüş biçimi ve mağdur beyanının değerlendirilmesi tartışılmıştır.

3. Teşebbüs

Açıklama

TCK m.35 uyarınca suçun icra hareketlerine elverişli vasıtalarla başlanıp, failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması hâlinde teşebbüs gündeme gelir. Çocukların cinsel istismarı suçunda teşebbüs aşağıdaki şartlar altında mümkündür:

  • Basit cinsel istismar (m.103/1, birinci cümle): Sırf hareket suçu olduğundan, herhangi bir cinsel davranış (öpme, okşama vb.) gerçekleşmişse suç tamamlanmıştır; teşebbüs alanı dardır. Ancak fiilin objektif olarak başlamasına rağmen vücuda temas gerçekleşmemişse teşebbüs söz konusu olabilir.
  • Sarkıntılık (m.103/1, ikinci cümle): Sarkıntılık zaten “kesik ve anlık” niteliği gereği tamamlandığı an son bulur; bu nedenle Yargıtay uygulamasında sarkıntılığa teşebbüs kural olarak kabul edilmemektedir. Fail temasa yönelirken yakalanırsa fiil hazırlık hareketi sayılır.
  • Nitelikli cinsel istismar (m.103/2): Organ veya cisim sokma niteliğindeki istismarda icra hareketi, vücuda sokmaya başlama anıdır. Cisim/organın vücut sınırına ulaşmasına rağmen tamamen sokulamaması durumunda teşebbüs vardır. Ancak vücuda temas gerçekleşmiş ve sokulmuşsa suç tamamlanmıştır.

Teşebbüste gönüllü vazgeçme (TCK m.36) önemlidir: Fail, kendi iradesiyle icraya devamdan vazgeçerse ya da neticeyi önlerse, vazgeçildiği ana kadar yapılan hareketler başka bir suç oluşturuyorsa yalnız o suçtan cezalandırılır. Örneğin nitelikli istismara teşebbüs ederken fail kendi iradesiyle vazgeçer ancak mağduru cinsel olarak okşamışsa, m.103/1 (basit istismar) suçundan sorumlu tutulur.

Teşebbüs hâlinde verilecek ceza m.35/2’ye göre dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir; meydana gelen zarar/tehlikenin ağırlığına göre belirlenir.

Örnekler

  • Örnek 1 (Nitelikli istismara teşebbüs): F, 11 yaşındaki M’yi tenha bir alana çekerek pantolonunu indirdiği sırada bir komşunun seslerini duyup olay yerine gelmesi üzerine fiilden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Vücuda organ sokma icra hareketine başlanmış ancak tamamlanamamıştır. M.103/2 + m.35 uygulanır; ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir. Mağdur on iki yaşını doldurmadığı için indirilmiş cezanın da on sekiz yıl alt sınırından hesaplanması gerekir.
  • Örnek 2 (Gönüllü vazgeçme): F, 13 yaşındaki M’yi cinsel ilişkiye zorlamak üzere odaya kilitlemiş, ancak vicdan azabıyla fiilden kendi iradesiyle vazgeçip kapıyı açmıştır. M ile aralarında basit cinsel davranış geçmemişse fail yalnız “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” (TCK m.109) suçundan sorumlu tutulur; cinsel istismar suçundan ceza alamaz.
  • Örnek 3 (Hazırlık-icra ayrımı): F’nin internetten 12 yaşındaki M ile buluşma planlaması, mesajlar göndermesi hazırlık hareketidir; suça teşebbüs sayılmaz. Ancak buluşma yerine giderek M’yi araca aldığı an “icraya başlama” söz konusu olabilir; her olay somut olarak değerlendirilmelidir.
  • Örnek 4 (Sarkıntılığa teşebbüs reddi): F, otobüste 14 yaşındaki M’ye dokunmak için elini uzatırken M’nin fark edip uzaklaşması üzerine fiil gerçekleşmemiştir. Bu, hazırlık aşaması olarak değerlendirilir; sarkıntılığa teşebbüsten ceza verilmez.
  • Örnek 5 (Tamamlanmış sayılan fiil): F’nin 9 yaşındaki M’ye cinsel organını sokmaya teşebbüs ederken kısmi temas gerçekleşmişse, Yargıtay uygulamasına göre suç tamamlanmıştır; m.103/2’nin tam cezası uygulanır.

4. İştirak

Açıklama

TCK m.37-39 hükümleri çocukların cinsel istismarı suçuna doğrudan uygulanır. İştirak şekilleri:

  • Müşterek faillik (m.37/1): Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişiler. Birden fazla kişinin mağdurun direncini kıracak biçimde fiili icra etmesi durumunda her biri fail olarak sorumludur. Aynı zamanda m.103/3-a (birden fazla kişiyle birlikte işleme) nitelikli hâli devreye girer ve ceza yarı oranında artırılır.
  • Dolaylı faillik (m.37/2): Suçun işlenmesinde başkasını araç olarak kullanan kişi de fail sayılır. Kusur yeteneği olmayan kişi (örn. küçük çocuk veya akıl hastası) araç olarak kullanılırsa ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
  • Azmettirme (m.38): Başkasını cinsel istismar suçu işlemeye karar verdiren kişi, fail gibi cezalandırılır. Üstsoy-altsoy ilişkisinden doğan nüfuzun kullanılması durumunda ceza üçte birden yarısına kadar artırılır; çocukların azmettirilmesinde bu ilişki aranmaz.
  • Yardım etme (m.39): İcrai hareketlere katılmadan, suçun hazırlık veya icrası sırasında bilgi-yol-araç sağlayan, mağdurun bulunmasını kolaylaştıran, gözetleme yapan, fiilin sonrasında yardım vaat eden kişi yardım eden sıfatıyla sorumludur. Yardım edenin cezası yarı oranında indirilir; ancak verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

Bağlılık kuralı (TCK m.40): Şerikin sorumluluğu için failin kasten ve hukuka aykırı bir fiili işlemiş olması yeterlidir; kusurlu olması gerekmez. Failin akıl hastalığı veya yaş küçüklüğü, şerikin sorumluluğunu kaldırmaz. Mahsus suç hükümleri (üvey baba, vasi gibi) olmadığından nitelikli haller şerike geçmez; ancak nitelikli hâli bilen şerik ondan da sorumlu tutulur.

Örnekler

  • Örnek 1 (Müşterek faillik): F1 ve F2, 13 yaşındaki M’yi birlikte tenha bir alana götürerek sırayla cinsel olarak istismar etmiştir. İkisi de fail olarak m.103/2’den, ayrıca m.103/3-a (birden fazla kişi) nedeniyle ceza yarı oranında artırılarak cezalandırılır.
  • Örnek 2 (Dolaylı faillik): Yetişkin F, 7 yaşındaki çocuğu (kusur yeteneği olmayan) yönlendirerek başka bir çocuğa cinsel istismar gerçekleştirmesini sağlamıştır. F, m.37/2 uyarınca fail sayılır; cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.
  • Örnek 3 (Azmettirme): F, eşine sürekli baskı yaparak üvey kızını cinsel olarak istismar etmesi yönünde karar verdirmiştir. Suçu fiilen işleyen eş, F ise azmettiren olarak fail gibi cezalandırılır; üstsoy-altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılması nedeniyle azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.
  • Örnek 4 (Yardım etme): F1, F2’nin 11 yaşındaki M’yi istismar edebilmesi için olay yerini kollamış, mağdurun ailesinin gelmesine engel olmaya çalışmıştır. F1, yardım eden sıfatıyla yargılanır; cezası yarı oranında indirilir, ancak sekiz yıl üst sınırı uygulanır.
  • Örnek 5 (Manevi yardım): F, arkadaşı F2’ye “mağdur korkak, kimseye söylemez” diyerek suç işleme kararını kuvvetlendirmiştir. M.39/2-(a) uyarınca manevi yardım eden olarak sorumludur.
  • Örnek 6 (Bağlılık kuralı): Akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği bulunmayan F’nin fiiline iştirak eden F2, yardım eden veya azmettiren sıfatıyla cezalandırılır; failin akıl hastalığı şerikin cezasını etkilemez.

5. İçtima

Açıklama

İçtima, birden fazla suç oluşturan fiilin tek bir ceza ile yaptırıma bağlanması ya da tek fiille birden fazla suçun oluşması hâlinde uygulanacak kuralları düzenler.

Zincirleme suç (TCK m.43): Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı mağdura karşı, aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi durumunda tek ceza verilir, ancak ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Çocukların cinsel istismarında, failin aynı mağdura karşı farklı tarihlerde tekrarlanan istismar fiilleri zincirleme suç oluşturur. Aynı suçun temel şekli ile nitelikli şekilleri aynı suç sayılır; örneğin basit istismar ile nitelikli istismar arasında zincirleme uygulanabilir; bu hâlde en ağır cezayı gerektiren suç esas alınır.

Aynı neviden fikri içtima (m.43/2): Tek bir fiille birden fazla mağdura karşı suç işlenmesi durumunda da zincirleme suç hükümleri uygulanır. Örnek: F’nin kreşte aynı anda birden fazla çocuğa cinsel istismarda bulunması.

Farklı neviden fikri içtima (TCK m.44): Tek fiille birden fazla farklı suçun oluşması durumunda en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Cinsel istismar sırasında çocuğa karşı kasten yaralama suçu işlenirse ne olacak? M.103/5 özel hüküm getirmiştir: kasten yaralamanın ağır neticeleri doğmuşsa ayrıca m.86 vd.’den ceza verilir; aksi takdirde yaralama, cinsel istismar suçunda erimiş sayılır.

Gerçek içtima: Birden farklı zamanlarda farklı mağdurlara karşı işlenen suçlarda her bir suç için ayrı ayrı ceza verilir; cezalar toplanır (TCK m.40 anlamında değil, içtima dışı durum).

Önemli kural: Cinsel istismar fiilleri ile reşit olmayanla cinsel ilişki (m.104) birbirinin alternatifi olduğundan aynı fiille uygulanamaz. Mağdurun on beş yaşını tamamlamış olup olmadığı belirleyicidir.

Örnekler

  • Örnek 1 (Zincirleme suç): F, 11 yaşındaki üvey kızı M’yi altı ay boyunca farklı tarihlerde toplam dokuz kez cinsel olarak istismar etmiştir. Tek bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı mağdura karşı, değişik zamanlarda işlendiğinden TCK m.43/1 uygulanır; m.103/2’den verilecek temel ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
  • Örnek 2 (Temel + nitelikli zincirleme): F, aynı mağdura karşı bir tarihte basit istismar (m.103/1), başka tarihte nitelikli istismar (m.103/2) gerçekleştirmiştir. M.43/1 son cümlesi uyarınca temel ve nitelikli şekiller aynı suç sayılır; en ağır olan m.103/2’den zincirleme uygulamasıyla ceza belirlenir.
  • Örnek 3 (Tek fiille birden fazla mağdur): F, kreşin yatak odasında uyuyan üç çocuğa aynı anda dokunarak cinsel istismar gerçekleştirmiştir. M.43/2 uyarınca tek suç olarak değerlendirilip ceza artırılır.
  • Örnek 4 (Farklı mağdurlara farklı zamanlarda — gerçek içtima): F, beş yıl boyunca on beş farklı çocuğa karşı çeşitli zamanlarda cinsel istismar gerçekleştirmiştir. Her mağdur için ayrı suç oluşur; cezalar gerçek içtima kuralı gereği toplanır.
  • Örnek 5 (Yaralama içtimaı): F, M’ye cinsel istismarda bulunurken direnişini kırmak için onu yumruklayarak burnunu kırmıştır. Ağır netice (kemik kırığı) bulunduğundan m.103/5 gereği ayrıca kasten yaralama (m.86) hükümleri uygulanır.
  • Örnek 6 (Sarkıntılık-istismar dönüşümü): F, ilk fiili sarkıntılık düzeyinde kalmış, ancak sonraki fiili devamlılık göstererek istismara dönüşmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2022/228 E., 2025/292 K. sayılı kararında, sarkıntılığın bağımsız değerlendirilmesi gereken anların hangileri olduğu tartışılmış; tekraren işlenen sarkıntılık fiillerinin zincirleme suç kapsamında ele alınabileceği vurgulanmıştır.

6. Uzlaşma

Açıklama

CMK m.253/3’te açıkça belirtildiği üzere: “Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez.” Bu hüküm, TCK m.102 (cinsel saldırı), m.103 (çocukların cinsel istismarı), m.104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) ve m.105 (cinsel taciz) suçlarının tamamı için geçerlidir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırmaya tâbi değildir.

Bu kuralın istisnası yoktur: mağdurun yaşına, suçun sarkıntılık ya da nitelikli istismar olmasına, fail-mağdur arasındaki yakınlığa bakılmaksızın uzlaştırma uygulanamaz. Failin mağdurla evlilik öncesi cinsel ilişkide bulunması ya da aile içi mağdur-fail uzlaşma talepleri kabul edilemez. Cumhuriyet savcısı bu suçlardan dolayı dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderemez; gönderildiğinde uzlaştırmacı raporu hukuken sonuç doğurmaz.

Karma suç durumu: CMK m.253/3’ün ikinci cümlesi şu kuralı getirir: Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse hiçbir suçta uzlaşma uygulanmaz. Örneğin failin mağdura cinsel istismar yaparken ayrıca tehdit (m.106/1, normalde uzlaşmaya tâbi) suçunu da işlemesi hâlinde, tehdit suçunda da uzlaşma uygulanamaz.

Ön ödeme: TCK m.75’teki ön ödeme kurumu da çocukların cinsel istismarı suçu için uygulanamaz; suçun cezası ön ödeme sınırının çok üzerindedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve erteleme: CMK m.231 ve TCK m.51 hükümleri teorik olarak uygulanabilir görünse de, suçun alt sınırının (sarkıntılık için bile üç yıl, on iki yaş altında beş yıl) HAGB’nin iki yıl üst sınırını aşması nedeniyle uygulamada pratik olarak mümkün değildir. Yalnızca çocuk failin sarkıntılık fiili için ve cezanın belirli koşullarda iki yıl altında belirlenmesi durumunda HAGB gündeme gelebilir.

Soruşturmanın şikâyete bağlılığı: Genel kural, suçun re’sen soruşturulmasıdır. Ancak m.103/1 son cümlesi gereği sarkıntılık + failin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; bu durumda mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti aranır.

Örnekler

  • Örnek 1 (Uzlaşma reddi): F’nin 14 yaşındaki M’ye karşı sarkıntılığı fiilinde, mağdur ve ailesi uzlaşmak istese bile uzlaştırmaya gidilemez. Savcı doğrudan iddianame düzenler.
  • Örnek 2 (Karma suç): F, 13 yaşındaki M’ye karşı hem cinsel istismar (m.103) hem de tehdit (m.106/1) suçunu işlemiştir. Tehdit suçu normalde uzlaştırmaya tâbi olsa da, aynı mağdura karşı cinsel istismarla birlikte işlendiğinden tehdit suçunda da uzlaşma uygulanmaz.
  • Örnek 3 (Şikâyet — çocuk fail): 13 yaşındaki F’nin 12 yaşındaki M’ye okul koridorunda sarkıntılık yapması olayında soruşturma şikâyete bağlıdır. Mağdurun velisi şikâyetten vazgeçerse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; uzlaşma değil, şikâyetten vazgeçme mekanizması işler.
  • Örnek 4 (HAGB değerlendirmesi): 16 yaşındaki F’nin 15 yaşındaki M’ye sarkıntılığı suçunda cezanın indirimler sonrası iki yıl altına inmesi hâlinde HAGB değerlendirilebilir. Ancak yetişkin failler için suçun alt sınırı yüksek olduğundan HAGB pratik olarak mümkün değildir.
  • Örnek 5 (Ön ödeme reddi): F, “yalnızca bir öpücük verdim” gerekçesiyle ön ödeme talebinde bulunmuştur; suç ön ödeme kapsamı dışındadır ve talep reddedilir.
  • Örnek 6 (Mağdurun yetişkinleşmesi): Suçun işlendiği tarihte 13 yaşında olan M, 25 yaşına geldiğinde failden şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir; ancak suç re’sen soruşturulan suçlardan olduğundan beyan, kovuşturmaya engel olmaz.

7. Görevli Mahkeme

Açıklama

Görevli mahkeme: Çocukların cinsel istismarı suçu, TCK m.103/2’de on altı yıldan başlayan ağır cezayı gerektirdiğinden, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kanunu m.12 uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi‘nin görev alanına girer. M.103/1 birinci cümle (basit istismar) bakımından da ceza alt sınırı sekiz yıl olduğundan ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Sarkıntılık fiili (m.103/1, ikinci cümle): Üç ila sekiz yıl ceza öngörülmüştür. Ağır cezanın görev sınırı on yıl üstü olduğundan, sarkıntılık fiili Asliye Ceza Mahkemesi‘nin görevine girer. Ancak m.103/3-4’teki nitelikli hâller veya m.103 son cümleler nedeniyle alt sınır on iki yaş altı mağdurlarda beş yıla yükselir ve bazı hâllerde nitelikli artırmalar sonucu görev ağır cezaya kayabilir; her olayda temel ceza üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.

Çocuk fail: TCK m.6/1-b uyarınca on sekiz yaşını tamamlamamış failler çocuk sayılır. Çocuk failler bakımından Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi (suç ağır cezalık ise) ya da Çocuk Mahkemesi (asliye cezalık suçlarda) görevlidir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uygulanır; soruşturma ve kovuşturma çocuk savcısı/hâkim tarafından yürütülür.

Yetkili mahkeme: CMK m.12 gereği genel kural suçun işlendiği yer mahkemesidir. Zincirleme suçta son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. İnternet/sosyal medya üzerinden işlenen istismar fiillerinde, mağdurun bulunduğu yer mahkemesi de yetkili sayılabilir.

Görevsizlik kararı ve dava nakli: Suçun nitelendirilmesinde yapılan hata (sarkıntılık-istismar ayrımı) görevsizlik sonucunu doğurabilir. Asliye ceza mahkemesinin sarkıntılık olarak yargıladığı fiilin nitelikli istismar olduğu ortaya çıkarsa görevsizlik kararı verir; dosya ağır ceza mahkemesine gönderilir. Tersi durumda da aynı mekanizma işler.

Soruşturma: Cinsel suçlarda mağdurun beyanı çocuk izlem merkezleri (ÇİM) veya adli görüşme odalarında uzman eşliğinde alınır; CMK m.236/3 uyarınca mağdur çocuğun beyanı kural olarak yalnız bir kez alınır ve görüntülü-sesli kayıt zorunludur. Adli tıp raporu, pedagog/psikolog görüşmeleri ve fiziksel bulgu tespiti soruşturmanın temelini oluşturur.

Örnekler

  • Örnek 1 (Ağır Ceza Mahkemesi): F’nin 11 yaşındaki M’ye karşı nitelikli cinsel istismar suçu, m.103/2’den on sekiz yıldan az olmayan ceza gerektirdiği için Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür.
  • Örnek 2 (Asliye Ceza — sarkıntılık): 14 yaşındaki M’ye otobüste tek bir el atma şeklindeki sarkıntılık fiili Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanır. Cezanın alt sınırı (üç yıl) ağır ceza görev sınırı altındadır.
  • Örnek 3 (Çocuk Ağır Ceza): 17 yaşındaki F’nin 8 yaşındaki M’ye karşı m.103/2 nitelikli istismar fiili, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür.
  • Örnek 4 (Yetki — zincirleme suç): F, M’ye karşı İstanbul’da başlayan, daha sonra Bursa’da devam eden ve son fiili Ankara’da gerçekleşen zincirleme istismar suçunda Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir.
  • Örnek 5 (Görevsizlik): Asliye Ceza Mahkemesi’nde “sarkıntılık” olarak başlayan yargılamada delillerin gelişmesiyle fiilin nitelikli istismar olduğu anlaşılırsa görevsizlik kararı verilir; dosya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilir.
  • Örnek 6 (İnternet üzerinden suç): F, sosyal medyadan tanıştığı 13 yaşındaki M’yi videolu görüşmede cinsel davranışlara zorlamıştır. Hem failin bulunduğu hem mağdurun bulunduğu yer mahkemesi yetkili olabilir; uygulamada savcılık, mağdur yararı gözeterek soruşturmayı mağdurun bulunduğu yerde yürütür.

8. Yaptırım

Açıklama

Çocukların cinsel istismarı suçunda yaptırımlar suçun şekline ve mağdurun yaşına göre üç ana grupta toplanır:

(a) Basit cinsel istismar (m.103/1, birinci cümle): Sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis. Mağdur on iki yaşını doldurmamışsa ceza on yıldan az olamaz.

(b) Sarkıntılık (m.103/1, ikinci cümle): Üç yıldan sekiz yıla kadar hapis. Mağdur on iki yaşını doldurmamışsa ceza beş yıldan az olamaz.

(c) Nitelikli cinsel istismar (m.103/2): On altı yıldan başlayan hapis. Mağdur on iki yaşını doldurmamışsa ceza on sekiz yıldan az olamaz.

Nitelikli hâller (m.103/3): Ceza yarı oranında artırılır:

  • Birden fazla kişiyle birlikte işleme
  • Toplu yaşama ortamlarından (yurt, kreş, hastane vb.) yararlanma
  • Üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlığı; üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen tarafından
  • Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık çalışanı, koruma/bakım/gözetim yükümlüsü kişiler tarafından
  • Kamu görevi veya hizmet ilişkisi nüfuzunun kötüye kullanılması

Cebir/tehdit/silah (m.103/4): M.103/1-(a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle, (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilen istismar fiillerinde ceza yarı oranında artırılır.

Ağır yaralama (m.103/5): Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddet, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine sebep olmuşsa ayrıca kasten yaralamadan ceza verilir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâl (m.103/6): Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Hak yoksunlukları (TCK m.53): Mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak fail; kamu görevi üstlenme, seçme-seçilme, velayet, vesayet/kayyımlık, vakıf-dernek-sendika-şirket yöneticiliği, meslek/sanat icrası haklarından cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılır. Velayet hakkı yoksunluğu, mağdurun fail çocuğu ise infazdan sonra da devam edebilir.

Cinsel istismar suçluları sicili: 5237 sayılı Kanun ve ek mevzuat uyarınca cinsel suç mahkûmları belirli mesleklerden (öğretmenlik, kreş, çocuk yurdu, sağlık sektöründe çocuklarla temas) ömür boyu yasaklı tutulur.

İnfaz rejimi: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun uyarınca cinsel suçlarda koşullu salıvermenin uygulanması diğer suçlara göre daha ağırdır; mahkûm cezasının üçte ikisini (genelde dörtte üçü) çekmedikçe tahliye edilmez. Denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma süresi sınırlanmıştır.

Tedbirler: Çocuk failler için 5395 sayılı Kanun gereği güvenlik tedbirleri ve eğitim/danışmanlık programları uygulanır.

Örnekler

  • Örnek 1 (Temel hesap): F, 14 yaşındaki M’ye karşı basit cinsel istismar suçunu işlemiştir. Temel ceza alt sınırdan sekiz yıl belirlenir; m.62’ye göre takdiri indirim varsa altı yıl sekiz aya iner. Hak yoksunlukları kanuni olarak uygulanır.
  • Örnek 2 (On iki yaş altı, nitelikli istismar): F, 9 yaşındaki M’ye karşı m.103/2 nitelikli istismar suçunu işlemiştir. Alt sınır on sekiz yıldır. Eğer F mağdurun üvey babasıysa (m.103/3-c) ceza yarı oranında artırılır: 18 + 9 = 27 yıl‘dan az olamaz.
  • Örnek 3 (Birden fazla kişi): F1 ve F2, 11 yaşındaki M’yi birlikte basit cinsel istismara maruz bırakmışlardır. Temel ceza on yıl + m.103/3-a yarı artırım = 15 yıl‘dan az olamaz.
  • Örnek 4 (Cebirle istismar): F, 13 yaşındaki M’ye karşı silah göstererek cinsel istismarda bulunmuştur. M.103/1 sekiz yıl + m.103/4 yarı artırım = on iki yıl‘dan az ceza verilemez.
  • Örnek 5 (Ölüm): F’nin 10 yaşındaki M’ye karşı cinsel istismarı sırasında M’nin hayatını kaybetmesi hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis verilir.
  • Örnek 6 (Zincirleme + nitelikli): F, üvey kızı M (10 yaş) ile bir yıl boyunca on iki kez nitelikli cinsel istismar gerçekleştirmiştir. Temel ceza on sekiz yıl + m.103/3-c yarı artırım = 27 yıl; ardından m.43 zincirleme artırımı (1/4 – 3/4 oranında) uygulanır. Sonuç olarak verilen ceza 30 yılın üzerine çıkar.
  • Örnek 7 (Hak yoksunluğu): Öğretmen F, sınıfındaki öğrenciye karşı cinsel istismar suçundan mahkûm olmuştur. M.53 ile öğretmenlik mesleğinden kanuni olarak men edilir; ayrıca özel kanunlardaki düzenlemeler gereği bir daha çocuklarla temas gerektiren bir meslekte istihdam edilemez.

Sıkça Sorulan Sorular

1. 15 yaş ile 18 yaş arası fark nedir?

Türk Ceza Kanunu, mağdurun yaşına göre üç farklı suç tipi öngörür:

  • 15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı her türlü cinsel davranış → TCK m.103/1-a çocuğun cinsel istismarı (rıza dikkate alınmaz).
  • 15-18 yaş arası çocuklara karşı cebir, tehdit veya hile ile gerçekleşen cinsel davranış → TCK m.103/1-b çocuğun cinsel istismarı.
  • 15-18 yaş arası çocukla, cebir, tehdit ve hile olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki (organ sokma) → TCK m.104 reşit olmayanla cinsel ilişki (2-5 yıl, şikâyete bağlı). Evlenme yasağı bulunan kişi veya koruyucu aile tarafından işlenirse → şikâyet aranmaksızın 10-15 yıl hapis.
  • 18 yaş ve üzerine karşı zorla cinsel davranış → TCK m.102 cinsel saldırı.

Ayrım, savunmanın temel zeminini belirler. Yargıtay 9. CD’nin 2025/6542 E., 2026/195 K. sayılı kararı, olay tarihinde 16 yaşında olan mağdurenin “olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabileceği ve ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu” Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu raporuyla saptanmış olmasını esas alıp, rıza dışılığın ispatı için darp-cebir izi ve tehdit delili aramış; deliller eksik kaldığından bozma kararı vermiştir.

2. Çocuğun rızası savunma sayılır mı?

Hayır — 15 yaşını tamamlamamış çocuğun rızası hiçbir şekilde geçerli değildir. TCK m.103/1-a, 15 yaş altı veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı her türlü cinsel davranışı rıza olsun ya da olmasın suç sayar. Kanun, bu yaştaki çocuğun cinsel özerklik üzerinde tasarrufta bulunma ehliyetinin bulunmadığını kabul eder.

15-18 yaş arasında ise durum farklılaşır:

  • Cebir, tehdit veya hile varsa → m.103/1-b çocuğun cinsel istismarı (rıza yine geçersiz).
  • Cebir, tehdit veya hile yoksa ve organ sokma varsa → m.104 reşit olmayanla cinsel ilişki (rıza burada suçun varlığını ortadan kaldırmaz, ancak farklı bir kategoriye sokar).

Yargıtay 9. CD’nin 2025/6542 E., 2026/195 K. kararı bu noktayı netleştirir: “çocuğun cinsel istismarı suçunun oluşabilmesi için mağdurun rızası dışında gerçekleşmesi gerekmekte” olduğu vurgulanmış; ilk derecede “katılanın darp-cebir izi yokluğu ve tehditten her türlü şüpheden uzak delil bulunmaması” gerekçesiyle TCK m.103/4’teki cebir-tehdit artırımı uygulanmamış. Ancak Yargıtay, kabul ile gerekçenin çelişmesi nedeniyle hükmü bozmuştur. Pratikte savunma için rıza değil; 15 yaş üstü mağdurda cebir-tehdit-hile yokluğu ileri sürülerek TCK m.104 kapsamına geçiş hedeflenebilir.

3. Sarkıntılık ile temel istismar nasıl ayrılır?

Ayrım, eylemin yoğunluğu, süresi, vücutla temas biçimi ve süreklilik kriterlerine dayanır. Sarkıntılık (m.103/1, 2. cümle) 3-8 yıl; temel istismar (m.103/1, 1. cümle) 8-15 yıl hapis cezasına tabi olduğundan, ayrım pratikte yıllar farkı yaratır.

  • Sarkıntılık: Ani, kesintili, belirli bir yoğunluğa ulaşmamış cinsel davranışlar. Tek seferlik dokunma, sıkma, öpme, sıvazlama, arkadan sarılma.
  • Temel cinsel istismar: Süreklilik gösteren, vücudun mahrem bölgelerine yoğunlaşan, soyma veya çıkarma teşebbüsü içeren eylemler.

Yargıtay 9. CD’nin 2025/9194 E., 2026/1091 K. sayılı kararı tam bu noktayı somutlaştırmıştır: Sanığın “katılan mağdureye çok güzel olduğunu söyleyip arkadan sarıldığı kabul edilerek sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve karar Yargıtay tarafından ONANMIŞTIR (18.02.2026, oy birliği). Buna karşılık Yargıtay 9. CD’nin 2022/283 E., 2026/941 K. kararında katılan Bakanlık vekili “eylemin belli bir yoğunluğa ulaşması nedeniyle sarkıntılık boyutunu aştığı” gerekçesiyle temyize başvurmuş; Yargıtay olayın yoğunluk-süreklilik tahlilini yapmıştır. Pratikte savunma için eylemin tek-anlık ve kesintili olduğu vurgusu kritiktir.

4. Öğretmen tarafından işlendiğinde ceza ne kadar artar?

Yarı oranında artırılır. TCK m.103/3-d “vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler” tarafından işlenen cinsel istismarı nitelikli hal sayar ve temel cezayı yarı oranında artırır. Devlet okulu öğretmeni ise aynı zamanda m.103/3-e “kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle” artırımına da girebilir; ancak Yargıtay aynı eyleme her iki bendin birden uygulanmasını çifte değerlendirme yasağı (TCK m.61/3) nedeniyle kabul etmez, failin sıfatını en iyi karşılayan tek bendin uygulanması gerekir.

Hesaplama örneği: Temel istismar (m.103/1) öğretmen tarafından işlenirse 8-15 yıldan  12-22,5 yıl; nitelikli istismar (m.103/2 organ sokma) öğretmen tarafından işlenirse 16 yıldan az olmamak  24 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

Yargıtay 9. CD’nin 2025/8300 E., 2026/453 K. sayılı kararındaki olayda rehber öğretmenin mağdureyi şikayet için bizzat karakola götürmesi sonrasında, öğretmen ile koruyucu aile/vasi konumundaki sanıkların çocuğa karşı cinsel istismar eylemleri değerlendirilmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını kabul ederek beraat kararını kaldırmış ve m.103/1 çocuğun cinsel istismarından mahkûmiyet gerekliliğini vurgulamıştır.

5. Yaş hatası savunması kabul edilir mi?

Çok sınırlı koşullarda kabul edilir. TCK m.30/1: “Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz.” Mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediğini ileri süren sanık için Yargıtay çok sıkı bir ispat ölçütü uygular. Hata savunması soyut beyanla kabul edilmez; somut, doğrulanabilir olmalıdır:

  • Mağdurenin fiziksel görünümü (boyu, gelişimi) erişkin gibi olmalı,
  • Mağdure kendisini büyük tanıtmış olmalı (mesaj, beyan, kimlik gösterme),
  • Tanıştıkları ortam (gece kulübü, üniversite çevresi gibi yaşa uygun yer) hatayı destekler nitelikte olmalı,
  • Sanık ile mağdure uzun süredir tanışmamış, yaşı sorgulayacak fırsat bulamamış olmalı.

Yargıtay 9. CD’nin 2021/15200 E., 2026/432 K. sayılı kararı bu zemini ortaya koyar: Suça sürüklenen çocuk, mağdurenin “kendisini on beş yaşından büyük tanıttığını” ve eylem ile mağdurenin 15 yaşını ikmal ettiği tarih arasında çok kısa, 3 aylık bir süre bulunduğunu, tanışmanın ilişkiden bir ay önce gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Yargıtay olay özelliklerini değerlendirmiş; soyut beyandan öte mağdurenin görünümünün ve kısa yaş farkının hata değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur.

Yargıtay 9. CD’nin 2021/20299 E., 2026/1013 K. kararındaki sanıklar da “mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediklerini” belirtmiş; Yargıtay bu hata savunmasını delil bütünlüğü içerisinde değerlendirmiş ve hükmü bozmuştur. Yargıtay 9. CD’nin 2021/28008 E., 2026/1017 K. kararı da yaş hatası iddiasını lehe değerlendirme ile bozma sebebi yapmıştır. Pratikte: mağdurenin görünümünün adli rapor/tanık beyanı/sosyal medya görseliyle çocuk olduğu sabitse, hata savunması reddedilir.

6. Çocuğun cinsel istismarında görevli mahkeme nedir?

Ağır Ceza Mahkemesi. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kanunu m.12 uyarınca alt sınırı 10 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanındadır. Çocuğun cinsel istismarı her halükarda 8 yıl alt sınırlı olduğundan, sarkıntılık (3-8 yıl) hariç tüm haller Ağır Ceza’da görülür; sarkıntılık için ise yaygın uygulamada Asliye Ceza Mahkemesi görev alır (üst sınırı 8 yıl).

Ancak bağlantı (CMK m.8) halinde, sanık aynı olayda birden fazla suç işlemişse ve bu suçlardan en az biri Ağır Ceza görev alanındaysa, tüm dava Ağır Ceza’da görülür. Yargıtay 9. CD’nin 2025/1827 E., 2026/219 K. sayılı kararında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının birlikte … 1. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görüldüğü; Yargıtay 14. CD’nin 2020/2217 E., 2021/78 K. sayılı kararında ise çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel taciz ve insan ticareti suçlarının Ağır Ceza Mahkemesi‘nde birlikte yargılandığı görülmektedir.

SMA (Suça Sürüklenen Çocuk) durumunda ise Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.25). Görevsizlik kararı verilirse, CMK m.6 uyarınca dosya derhal görevli mahkemeye gönderilir.

 

Kaynaklar

Av. iltan Ekmekcioglu

ağır ceza avukatıCeza Hukukucinsel istismar teşebbüsÇocukların Cinsel İstismarı Suçunitelikli cinsel istismarsarkıntılık suçuTCK 103üvey baba cinsel istismar
Önceki yazı
Kentsel Dönüşüm Sürecinde Azınlıkta Kalan Maliklerin Paylarının Satışa Çıkarılması
Sonraki yazı
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu