İflas Masası Alacağımı Reddetti: Kayıt Kabul Davası

Türk Hukukunda Konkordato kitabının bordo kapak görseli

İflas masası alacağınızı tamamen veya kısmen reddettiyse, koşullarına göre kayıt kabul davası açabilirsiniz. İlk yapılması gereken, ret gerekçesini ve sıra cetvelini almak; ilan tarihlerini, size yapılan tebligatı ve kayıt başvurusunda yatırılan tebliğ avansını birlikte incelemektir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 235. maddesinde dava için 15 günlük süre öngörülür. Ancak bu sürenin her dosyada aynı tarihten başladığı söylenemez. Kanunun ilanı esas alan kuralıyla, 223. maddede düzenlenen özel tebligat koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Alacağın miktarı kabul edilmiş, yalnız sırası yanlış belirlenmişse başvuru yolu değişebilir. İflas idaresine yeniden dilekçe vermek, telefonla görüşmek veya ödeme sözü almak, dava süresini kendiliğinden korumaz.

İflas Masasına Alacak Kaydı Ne Anlama Gelir?

İflas tasfiyesi, borçlunun malvarlığının kanuni esaslara göre değerlendirilerek alacaklılara dağıtılmasını amaçlar. Alacak kaydı ise kişinin hangi hukuki ilişkiye dayanarak ne kadar alacak talep ettiğini tasfiye dosyasına bildirmesidir.

Başvuru yapılması, alacağın kabul edildiği anlamına gelmez. İflas idaresi alacağın dayanağını, miktarını ve belgelerini inceler. Sonuçta alacak tamamen kabul edilebilir, kısmen kabul edilebilir veya reddedilebilir.

İİK m.230–234, inceleme ve sıra cetvelinin oluşturulması bakımından temel hükümleri içerir. İflas sıra cetveli, yalnız isimlerin yazıldığı bir liste değildir; tasfiyeye katılacak alacakların miktarını ve sırasını gösteren önemli bir belgedir.

Bu nedenle kayıt numarası alınmasıyla süreç bitmez. Başvurunun nasıl sonuçlandığı ayrıca takip edilmelidir.

Alacağın Reddedilmesi Borcun Yok Olduğu Anlamına mı Gelir?

İflas idaresinin ret kararı, tek başına borcun hiçbir zaman doğmadığını kesin hükümle belirleyen bir mahkeme kararı değildir. Bununla birlikte ret kararına karşı gerekli başvurunun yapılmaması, ilgili tasfiyede pay alma bakımından ciddi sonuç doğurabilir.

Alacaklı, “borçlunun imzalı sözleşmesi elimde, nasıl olsa ödenir” düşüncesiyle beklememelidir. Sözleşmenin bulunması önemli olmakla birlikte, ret gerekçesinin ne olduğunu anlamak gerekir.

Uyuşmazlık, sözleşmenin varlığından çok teslimin gerçekleşip gerçekleşmediğine, yapılan ödemenin hesaptan düşülmesine veya talep edilen faizin hesabına ilişkin olabilir.

İlk incelemede başvuru dilekçesi, sunulan ekler ve ret kararının gerekçesi yan yana konulmalıdır. Sorunun yanlış hesap mı, eksik belge mi, yoksa alacağın hukuki temeline yönelik bir itiraz mı olduğu belirlenmelidir.

İflas masasında bulunan ve size ait olduğu ileri sürülen bir makinenin geri alınması hakkında iflas eden şirkette kalan makinenin iadesi incelemesindeki istihkak açıklamalarını okuyabilirsiniz.

Kayıt Kabul Davası Nedir?

Kayıt kabul davası, alacağı sıra cetveline alınmayan veya eksik alınan alacaklının, reddedilen kısmın iflas masasına kaydedilmesini istediği davadır. Kanuni dayanak, İcra ve İflas Kanunu m.235 hükmüdür.

Bu dava, sıradan bir ödeme ihtarı veya icra müdürlüğüne verilen itiraz dilekçesi değildir. Alacağın varlığı ve miktarı yargılama konusu yapılır.

Davanın kabulü de borcun tamamının hemen ödeneceği anlamına gelmez. Alacak, tasfiyede dikkate alınacak hâle gelir; fiilî ödeme ise masanın malvarlığına, öncelikli haklara, giderlere ve dağıtım sonucuna bağlıdır.

Bu ayrım, dava açmadan önce ekonomik değerlendirme yapılması bakımından önemlidir. Haklı olmakla tahsil edilebilir malvarlığı bulunması aynı mesele değildir.

Alacağımın Yalnız Bir Bölümü Kabul Edildiyse Ne Yapmalıyım?

Kısmi ret hâlinde önce kabul edilen ve reddedilen kalemler ayrılmalıdır. Toplam tutarın eksik yazılması, hangi unsurun reddedildiğini tek başına açıklamaz.

Anaparanın bir bölümü kabul edilmiş, faiz tamamen reddedilmiş olabilir. Başka bir dosyada ise anaparanın tamamı kabul edilmesine rağmen aynı ödeme iki kez mahsup edilmiş olabilir.

Dava hazırlığında talep edilen toplam, kabul edilen tutar, reddedilen tutar ve bunların hesap yöntemi açıkça gösterilmelidir. Kabul edilmiş alacağın tekrar istenmesi ile reddedilen bölümün talep edilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Talep miktarını sonradan artırmanın her durumda sorunsuz olduğu varsayılmamalıdır. Kısa dava süresi ve uyuşmazlığın özel niteliği nedeniyle alacak hesabının başlangıçta dikkatle hazırlanması gerekir.

Kayıt Kabul Davası Kaç Gün İçinde Açılır?

İİK m.235, sıra cetveline itiraz edenlerin cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde dava açmasını öngörür. Aynı hüküm, m.223/3’teki düzenlemeyi saklı tutar.

Dolayısıyla ilk bakılacak belgeler yalnız ret yazısı değildir. Sıra cetvelinin ilanları, alacak kayıt başvurusu, tebligat talebi ve masraf makbuzları da incelenmelidir.

Süre değerlendirmesi, genel alacak zamanaşımından farklıdır. Sözleşmeden doğan alacağın zamanaşımının henüz dolmamış olması, sıra cetveline karşı dava için yıllarca beklenebileceği anlamına gelmez.

Dava hazırlığını son güne bırakmamak gerekir. Özellikle çok sayıda fatura, dövizli alacak, temlik veya kısmi ödeme bulunan dosyalarda hesap ve belge incelemesi zaman alabilir.

On Beş Gün İlandan mı, Tebligattan mı Başlar?

İlanı esas alan genel kural

Kanunun başlangıç noktası sıra cetvelinin ilanıdır. İlanların yapıldığı yerler ve tarihler dosyadan alınmalıdır. İncelenen resmî yargı kararında da birden fazla ilan bakımından son ilan tarihi esas alınmıştır.

Alacaklıya bilgi verilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle, her durumda kişisel tebligat beklenmesi güvenli değildir. Sürenin hangi olayla başladığı somut dosyanın belgelerine bağlıdır.

Özel tebligat koşulları

İİK m.223/3 kapsamında tebligata elverişli adres gösteren, ilgili yazı ve tebliğ giderleri için avans veren ve kararların kendisine tebliğini isteyen alacaklılar bakımından tebliğ tarihi önem kazanır.

Bu şartların yerine getirildiği kayıt dilekçesi ve makbuzlarla kontrol edilmelidir. “Başvuruda adresimi yazmıştım” açıklaması, bütün koşulların sağlandığını tek başına göstermez.

İlan ve tebligat tarihleri farklıysa süre hesabı sözlü bilgiye göre yapılmamalıdır.

Elektronik Tebligatta Hangi Tarih Esas Alınır?

Elektronik tebligatın sisteme ulaştığı tarih ile hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı tarih aynı olmayabilir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a, elektronik tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağını düzenler.

Bu nedenle yalnız bildirim e-postasına veya ekrandaki ilk tarihe bakılarak hesap yapılmamalıdır. UETS delil kaydı ve tebligat mazbatası incelenmelidir.

Ancak elektronik tebligat kuralı, ilanla başlayan bütün süreleri otomatik olarak uzatan genel bir ek süre değildir. Önce dosyada süreyi başlatan olayın ilan mı, yoksa kanuni koşulları oluşmuş tebligat mı olduğu belirlenmelidir.

Yalnız Alacağın Sırasına İtiraz Ediliyorsa Aynı Dava mı Açılır?

Hayır. Alacağın varlığı veya miktarıyla, hangi sırada yer alacağı farklı uyuşmazlıklardır.

İİK m.235’in son cümlesi, itiraz alacağın esasına veya miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya yönelikse icra mahkemesine şikâyet yolunu gösterir. Genel şikâyet süresi bakımından İİK m.16’daki yedi günlük kural ve kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle bütün başvurular için “15 gün vardır” demek doğru değildir. Başvurunun adı değil, gerçekte neyin değiştirilmek istendiği önem taşır.

SorunTemel başvuru ayrımı
Alacağın tamamen veya kısmen reddiKayıt kabul davası
Alacağın esasına ve miktarına dokunmadan yalnız sırasının tartışılmasıİcra mahkemesine şikâyet
Başka alacaklının alacağının gerçekte bulunmadığının ileri sürülmesiİlgili alacaklıya yöneltilecek dava
Başkasına ait belirli malın masaya alınmasıİstihkak hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi

Dava Kime Karşı Açılır?

Alacaklı kendi alacağının haksız olarak reddedildiğini veya azaltıldığını ileri sürüyorsa dava masaya karşı açılır. İİK m.226 uyarınca masanın kanuni temsilcisi iflas idaresidir.

Tasfiyenin türü ve dosyadaki temsil düzeni dikkate alınarak taraf bilgileri doğru kurulmalıdır. Eski şirket yöneticisinin adını davalı olarak yazmak, kayıt kabul talebinin doğru muhatabını göstermeyebilir.

Başka bir alacaklının kabul edilmiş alacağına yönelik itirazda ise muhatap değişir. İİK m.235, bu davanın ilgili alacaklıya yöneltilmesini düzenler.

Yanlış taraf gösterilmesi, tebligat ve temsil sorunlarıyla birlikte yargılamayı güçleştirebilir. Dilekçe hazırlanmadan önce iflas dosyası numarası, şirketin unvanı ve temsil bilgileri doğrulanmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

İİK m.235 kapsamındaki kayıt kabul davasında kanun, iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesini gösterir. Bu özel düzenleme, sıradan alacak davasındaki yer seçimiyle karıştırılmamalıdır.

Alacaklının ikamet ettiği yer, faturanın düzenlendiği yer veya avukatın bürosunun bulunduğu yer tek başına belirleyici değildir. İstanbul’daki bir alacaklı bakımından da önce iflas kararının hangi yerde verildiğine bakılmalıdır.

Buna karşılık alacağın yalnız sırasına ilişkin şikâyet, aynı merciye yapılacak bir kayıt kabul davası değildir.

İflastan önce açılmış ve devam eden davalar da ayrıca değerlendirilir. Her dosyada yeni dava açılması gerektiği varsayılmadan, mevcut yargılamanın aşaması ve iflasın bu yargılamaya etkisi incelenmelidir.

Dava Açmadan Önce Arabulucuya Gitmek Gerekir mi?

Sırf kayıt kabul talebi, olağan bir ticari para alacağının tahsili davasıyla aynı şekilde ele alınmamalıdır.

Aşağıda açıklanan resmî istinaf kararında kayıt kabul davası için dava şartı arabuluculuk bulunmadığı kabul edilmiştir. Bununla birlikte başka taleplerin birlikte ileri sürülmesi veya uyuşmazlığın farklı nitelendirilmesi ayrıca inceleme gerektirir.

TTK m.5/A ile 6325 sayılı Kanun birlikte değerlendirilmelidir. İhtiyari arabuluculuğun sürece başlama koşullarıyla dava şartı arabuluculuk kuralları aynı değildir.

En önemlisi, “arabulucuya başvurdum, süre kesinlikle durdu” düşüncesiyle hareket edilmemelidir. Başvuru yapılmışsa sürelere etkisi, tutanaklar ve ilgili karar uygulaması üzerinden ayrıca hesaplanmalıdır.

Doğrulanmış Yargı Kararı Ne Gösteriyor?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 14 Mayıs 2025 tarihli, E.2025/664, K.2025/554 sayılı kararı, resmî UYAP Emsal kaydından incelenmiştir.

Kararda tebliğ avansı, elektronik tebligatın hukuki tarihi ve arabuluculukta geçen sürenin hesabı değerlendirilmiştir. Somut dosyada ayrıca 2020 yılındaki özel süre durması düzenlemeleri de bulunduğundan, kararın tarih hesabı bugünkü her dosyaya aynen taşınamaz.

Karardan çıkarılabilecek pratik sonuç, süre hesabının yalnız ret yazısının tarihine bakılarak yapılamayacağıdır.

Bu bir istinaf kararıdır; Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi kararı değildir. Bu çalışma kapsamında doğrudan ilgili bir yüksek mahkeme kararının resmî tam metni doğrulanamadığından, doğrulanmamış karar numarası kullanılmamıştır.

Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

Belgeler iki ayrı grupta hazırlanmalıdır: Süreyi ve başvuruyu gösteren belgeler ile alacağın esasını ispatlayan belgeler.

İlk grupta alacak kayıt dilekçesi, kayıt numarası, tebliğ avansı makbuzu, ret kararı, sıra cetveli, ilanlar ve tebligat kayıtları bulunur.

İkinci grupta sözleşme, sipariş, fatura, teslim belgesi, hakediş, banka hareketi, mutabakat ve ilgili yazışmalar yer alabilir. Her belgenin hangi alacak kalemini desteklediği gösterilmelidir.

Belge sayısının fazla olması tek başına güçlü ispat anlamına gelmez. Birbiriyle uyuşmayan tarihler, farklı şirket unvanları veya açıklamasız ödemeler giderilmesi gereken sorunlardır. Belgeler değiştirilmeden korunmalı; eksiklikler sonradan gerçeğe aykırı evrak düzenlenerek tamamlanmaya çalışılmamalıdır.

Fatura veya Çek Bulunması Tek Başına Yeterli mi?

Belgenin niteliği ve dayandığı ilişki birlikte değerlendirilir. Fatura düzenlenmiş olması, malın teslim edildiği veya hizmetin eksiksiz ifa edildiği konusunda her durumda tek başına yeterli sonuç doğurmaz.

Çek veya senet bulunması da dosyanın bütün ispat sorunlarını ortadan kaldıran bir güvence olarak görülmemelidir. Özellikle alacağın hangi işlemden doğduğu, daha önce ödenip ödenmediği ve başka bir talepte tekrar kullanılıp kullanılmadığı önemlidir.

HMK m.190 ve 194, ispat yükü ve somutlaştırma bakımından temel çerçeveyi oluşturur. Ticari defterler için m.222’de ayrıca koşullar bulunur.

Bu nedenle fatura ve cari hesap alacağının tahsili aşamasında hazırlanmış belgeler, iflas dosyasındaki ret gerekçesine göre yeniden düzenlenip ilişkilendirilmelidir.

Alacak Hesabı Nasıl Hazırlanmalı?

Hesapta anapara, yapılan ödemeler, mahsuplar, iflas öncesi faiz ve diğer talep kalemleri ayrı gösterilmelidir. Tek satırlık toplam tutar, reddedilen bölümün anlaşılmasını güçleştirir.

İİK m.195 ve 196, iflasın borç ve faiz üzerindeki etkilerini düzenler. İflasın açılmasıyla faizin her durumda tamamen durduğu söylenemez; ancak faizlerin hangi esaslarla hesaplanacağı ve nasıl ödeneceği ayrıca belirlenir.

Önceden alınan bir icra kapak hesabı, iflas tarihi ve özel hükümler dikkate alınmadan doğrudan kullanılmamalıdır. Aynı borç için farklı dosyalarda tahsilat varsa bunlar da hesaba işlenmelidir.

Dövizli veya değişken faizli alacaklarda kullanılan kur, tarih ve oran açıkça belirtilmelidir. Hesap tablosunun dayanağı gösterilmeyen sonuç rakamlarından oluşması, bilirkişi incelemesinde yeni uyuşmazlıklara yol açabilir.

Daha Önce İcra Takibi Başlatmış Olmak Yeterli mi?

İflas öncesinde icra takibi yapılmış olması önemlidir; ancak iflas tasfiyesinin ayrıca izlenmesini gereksiz kılmaz.

İİK m.193, iflasın açılmasının haciz yoluyla takipler üzerindeki etkisini düzenler. Rehnin paraya çevrilmesi takiplerine ilişkin özel hükümler ise farklıdır.

Bu nedenle “icra dosyam zaten var, alacağım otomatik olarak ödenir” düşüncesi doğru değildir. İcra dosyasındaki alacak ile masaya bildirilen tutar karşılaştırılmalı, önceki tahsilatlar ve takip giderleri ayrıştırılmalıdır.

Takibin kesinleşmiş olması, mahkeme ilamı bulunması ve yalnız ödeme emri düzenlenmiş olması aynı hukuki durum değildir. Belgelerin niteliği incelenmeden hepsine aynı ispat gücü yüklenmemelidir.

Önceden Açılmış Bir Alacak Davası Varsa Ne Olur?

Borçlu hakkında iflas kararı verilmeden önce açılmış bir dava bulunabilir. Bu durumda yeni bir kayıt kabul davası hazırlamadan önce mevcut davanın durumu araştırılmalıdır.

İİK m.194, müflisin taraf olduğu hukuk davalarının durması ve devamı konusunda hükümler içerir; ayrıca istisnalar düzenler. Devam eden davanın iflas tasfiyesiyle ilişkisi, talebin niteliği ve alacağın masaya kabul edilip edilmediği önem taşır.

Aynı alacak için gereksiz ikinci dava açılması, usul sorunlarına ve ek masrafa yol açabilir. Buna karşılık eski davaya güvenerek sıra cetvelinin tamamen göz ardı edilmesi de doğru değildir.

Mevcut mahkeme dosyasıyla iflas dosyası birlikte incelenmeli; temsil, bildirim ve talep düzenlemeleri uyumlu yürütülmelidir.

İlk Alacak Kayıt Süresini Kaçırdıysam Her Şey Biter mi?

İİK m.219, adi tasfiyede alacakların ilandan itibaren bir ay içinde bildirilmesini öngörür. Basit tasfiye bakımından ise ilgili ilan ve özel düzenleme ayrıca incelenmelidir.

İİK m.236, süresinde kaydettirilmemiş alacakların iflasın kapanmasına kadar ileri sürülebilmesine ilişkin düzenleme içerir. Ancak geç kalmadan doğan giderler ve daha önce kararlaştırılmış paylaştırmalara katılamama gibi sonuçlar vardır.

Bu imkân, başvuruyu geciktirmek için güvence olarak görülmemelidir. Ayrıca ilk alacak bildirim süresini kaçırmakla, reddedilen alacak için kayıt kabul davası süresini kaçırmak aynı değildir.

Geç kayıt hükmünün, daha önce reddedilmiş aynı alacak bakımından kaçırılan dava süresini otomatik olarak yeniden başlatacağı varsayılmamalıdır.

Dava Devam Ederken Para Dağıtılırsa Ne Olur?

Kayıt kabul davası açılması, iflas tasfiyesinin bütün işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Satış ve dağıtım aşamaları ayrıca takip edilmelidir.

İİK m.252, geçici dağıtımlarda mahkemece henüz sonuçlandırılmamış ihtilaflı alacaklar için pay ayrılmasını düzenler. Bu nedenle açılan davanın iflas dosyasına bildirilmesi ve alacağın durumunun dağıtım belgelerinde doğru gösterilmesi önemlidir.

Alacaklı, yalnız mahkeme duruşmalarını takip etmekle yetinmemelidir. İflas dosyasına giren para, hazırlanan cetveller ve yapılacak dağıtım da incelenmelidir.

Somut bir işlem hakkındaki şikâyet veya geçici koruma talebi, ilgili şartlar çerçevesinde hazırlanmalıdır. Her uyuşmazlıkta bütün masanın dağıtımının durdurulacağı söylenemez.

Alacaklılar Toplantısına Katılabilir miyim?

Alacağı reddedilen kişinin toplantıya katılımı, kabul edilmiş alacağı bulunan kişiyle aynı durumda olmayabilir.

İİK m.235, kayıt kabul davasına bakan mahkemenin davacının talebi üzerine ikinci alacaklılar toplantısına katılımı ve katılım oranı hakkında karar verebilmesini düzenler. İİK m.237 de toplantıya çağrılacak kişiler bakımından bu düzenlemeyle bağlantılıdır.

Dolayısıyla toplantıya katılmak isteyen alacaklı, dava açmış olmasının tek başına yeterli olduğunu varsaymamalıdır. Gerekli talep ve mahkeme kararı ayrıca değerlendirilmelidir.

Toplantı tarihi yaklaşmışsa bu husus dava hazırlığında gözden kaçırılmamalıdır. Alacağın esasıyla birlikte tasfiye sürecindeki katılım haklarının da korunması gerekebilir.

Konkordatoda Alacağın Reddedilmesiyle Farkı Nedir?

Konkordato komiserine bildirilen çekişmeli alacak ile iflas idaresince reddedilen alacak farklı rejimlere tabidir. Başvurulan merci, sürenin başlangıcı ve istenen hukuki sonuç değişebilir.

Kon­kordatoda alacağın reddedilmesi hakkında kullanılan dilekçe veya süre bilgisi, iflas dosyasına aynen uygulanmamalıdır.

İlk belge kontrolünde şirket hakkında yalnız geçici mühlet mi, kesin mühlet mi, konkordatonun tasdiki mi, yoksa iflas kararı mı bulunduğu belirlenmelidir. Şirketin ödeme güçlüğü yaşadığına ilişkin haber, hukuki aşamayı tek başına açıklamaz.

Özellikle müşterinin konkordato ilan etmesi sonrasında iflasa geçilmişse önceki bildirimlerin yeni tasfiyedeki karşılığı kontrol edilmelidir.

İki Karşılaştırmalı Örnek

Alacağın bir bölümü reddedilmişse

Bir tedarikçi, teslim ettiği ürünlerden doğan alacağını bildirmiş; iflas idaresi yalnız bir kısmını kabul etmiştir. Ret gerekçesi bazı teslim belgelerinin bulunmamasıdır.

Tedarikçi, reddedilen bölümü teslim kayıtları ve hesap dökümüyle ilişkilendirerek kayıt kabul davasını değerlendirmelidir. Sorun yalnız ödeme sırası değildir.

Tutar kabul edilmiş, yalnız sıra tartışılıyorsa

Başka bir alacaklının bildirdiği tutar tamamen kabul edilmiştir. Ancak alacaklı, kanuni bir önceliği bulunduğu hâlde yanlış sıraya yazıldığını ileri sürmektedir.

Bu durumda alacağın varlığını yeniden ispatlamaya yönelik aynı dava yerine, yalnız sıraya ilişkin şikâyet yolu ve buna ait süre incelenmelidir.

Dava Kazanılırsa Alacağın Tamamı Tahsil Edilir mi?

Hayır. Kayıt kabul kararının amacı, alacağın tasfiyede dikkate alınmasını sağlamaktır. Masada yeterli kaynak bulunmaması hâlinde alacağın tamamı karşılanmayabilir.

Rehinli haklar, kanuni öncelikler, tasfiye giderleri ve diğer kabul edilmiş alacaklar dağıtımı etkiler. Alacak tutarının yüksek olması, kendiliğinden öncelik sağlamaz.

Dava açmadan önce ret gerekçesinin yanında masanın ekonomik durumu da değerlendirilmelidir. Bunun için tasfiye dosyasındaki malvarlığı, satışlar ve dağıtım bilgileri önemlidir.

Başka bir borçluya, kefile veya teminat sağlayana yöneltilebilecek haklar varsa bunlar ayrı incelenebilir. Ancak aynı alacağın birden fazla kişiden mükerrer tahsili mümkün değildir; yapılan tahsilatlar ilgili hesaplara yansıtılmalıdır.

Savcılığa Şikâyet Etmek Dava Süresini Korur mu?

Alacağın reddedilmesi, borcun ödenmemesi veya şirketin iflas etmesi tek başına suç işlendiğini göstermez. Ceza sorumluluğu için ilgili suçun unsurlarının ayrıca bulunması gerekir.

Somut sahtecilik veya hile iddiası varsa ceza başvurusu değerlendirilebilir. Fakat bu başvuru, sıra cetveline karşı dava ya da şikâyetin yerine geçmez.

Müteahhidin iflasında konut ve para alacağının korunması gibi dosyalarda ceza, sözleşme ve iflas yolları aynı olaydan doğabilir; buna rağmen süreleri ve sonuçları farklıdır.

Dosya bilgileri sosyal medyada paylaşılmamalı, belge olmadan kişilere suç isnat edilmemelidir. Deliller hukuka uygun biçimde korunmalı ve ilgili mercilere sunulmalıdır.

İlk İncelemede İzlenecek Sıra

Önce iflas kararı ve tasfiye dosyası belirlenmelidir. Ardından alacak kayıt başvurusu, ret kararı ve sıra cetveli alınmalıdır.

İlanlar, tebligatlar ve tebliğ avansı belgeleri üzerinden son başvuru tarihi hesaplanmalıdır. Bundan sonra uyuşmazlığın alacağın varlığına, miktarına, sırasına veya belirli bir malın mülkiyetine ilişkin olduğu ayrıştırılmalıdır.

Alacak hesabı hazırlanmalı; her tutar ilgili sözleşme, teslim ve ödeme belgesine bağlanmalıdır. Mevcut dava ve icra dosyaları kontrol edilerek doğru taraf ve merci belirlenmelidir.

Son olarak dava veya şikâyet yanında toplantıya katılım ve dağıtım takibi gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. İcra ve iflas işlemlerinin takibi, tek dilekçeden ibaret olmayan bir süreçtir.

Sık Sorulan Sorular

İflas masası alacağımı reddetti, yeniden dilekçe vermem yeterli mi?

Yeniden başvuru, gerekli dava veya şikâyetin yerine geçmez. Başvuru süresini kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır.

Kayıt kabul davasında süre her zaman tebligattan mı başlar?

Hayır. Kanun ilanı esas alır; İİK m.223/3 koşulları oluşmuşsa tebligat tarihi önem kazanır. Dosya belgeleri birlikte incelenmelidir.

On beş günlük süre iş günü olarak mı hesaplanır?

Kanundaki süre “gün” olarak düzenlenmiştir; yalnız iş günleri sayılmaz. Son günün tatile rastlaması ve tebliğ tarihi ayrıca değerlendirilir.

Alacağın tamamı kabul edildi ama sırası yanlışsa ne yapılır?

Yalnız sıraya ilişkin uyuşmazlıkta icra mahkemesine şikâyet yolu gündeme gelir. Kayıt kabul davasındaki süre aynen uygulanmamalıdır.

Kayıt kabul davası şirketin eski müdürüne mi açılır?

Kişinin kendi alacağının reddine ilişkin dava masaya yöneltilir. Dosyadaki kanuni temsil düzeni doğru gösterilmelidir.

Faturam varsa davayı kesin kazanır mıyım?

Hayır. Fatura, sözleşme, teslim, ödeme ve diğer deliller birlikte değerlendirilir. Belge bulunması sonuç garantisi değildir.

İflas öncesi icra takibim varsa kayıt işlemini takip etmeme gerek var mı?

Evet. Önceki takibin niteliği ve iflasın etkileri incelenerek tasfiye dosyasındaki alacak durumu ayrıca izlenmelidir.

Dava açılması iflas tasfiyesini tamamen durdurur mu?

Kendiliğinden tamamen durdurmaz. İhtilaflı alacak için pay ayrılması ve ilgili işlemlere yönelik koruma yolları ayrıca değerlendirilir.

Konkordatodaki ret için de aynı süre geçerli mi?

Hayır. Konkordato ile iflasın hükümleri farklıdır. Önce dosyanın hangi hukuki aşamada olduğu belirlenmelidir.

Kayıt kabul kararı alırsam ödeme hemen yapılır mı?

Her durumda değil. Ödeme; tasfiye, mevcut para, alacağın sırası ve dağıtım işlemlerine bağlıdır.

Sonuç

“İflas masası alacağımı reddetti” diyen alacaklı için ilk mesele, ret kararını öğrenmekten sonra sürenin nasıl başladığını doğru belirlemektir. Sıra cetveli ilanı, özel tebligat koşulları ve elektronik tebligat kaydı birlikte incelenmelidir.

Alacağın varlığı veya miktarı tartışılıyorsa kayıt kabul davası; yalnız sırası tartışılıyorsa farklı bir şikâyet yolu gündeme gelebilir. İflas idaresine yeniden dilekçe vermek, görüşme yapmak veya ceza başvurusunda bulunmak gerekli hukuki başvurunun yerine geçmez.

Davanın kabul edilmesiyle paranın tamamen tahsil edilmesi de aynı sonuç değildir. Belgeler, alacak hesabı, tasfiyenin ekonomik durumu ve dağıtım işlemleri birlikte takip edilmelidir.

 

Kaynakça

Kontrol tarihi: 17 Ekim 2026.

  1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Özellikle m.16, 193–196, 219, 223, 226–237 ve 247–252.
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Özellikle ispat, somutlaştırma ve ticari defter hükümleri.
  3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu: m.7/a.
  4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.5/A.
  5. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.16 ve 18/A.
  6. İstanbul BAM 45. HD, 14.05.2025, E.2025/664, K.2025/554 — resmî UYAP metni.

 

Kaynak URLDoğal anchor metniHedef URL
İcra ve İflas Hukukuiflas masasında reddedilen alacak için kayıt kabul davasıhttps://www.iltanekmekcioglu.com/iflas-masasi-alacagimi-reddetti/
Müteahhit İflas Ettiiflas alacağının tamamen veya kısmen reddedilmesihttps://www.iltanekmekcioglu.com/iflas-masasi-alacagimi-reddetti/
Konkordatoda Alacağım Reddedildiiflasta kayıt kabul davasının farklı süre ve usullerihttps://www.iltanekmekcioglu.com/iflas-masasi-alacagimi-reddetti/

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Ret kararı, sıra cetveli, ilanlar, tebligatlar ve alacak belgeleri incelenmeden somut dosyanın süresi veya sonucu hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

eksik kabul edilen alacak.iflas idaresiİflas Masası Alacağımı Redidettiflas masasına alacak kaydıiflasta sıra cetveline itirazKayıt kabul davasıkayıt kabul davası süresireddedilen iflas alacağı
Önceki yazı
İflas Eden Şirkette Kalan Makinemi Nasıl Geri Alırım?
Sonraki yazı
Zincirleme Suç (TCK 43): Tek Ceza, Artırım ve Savunma