Şirket Konkordato İlan Etti: Kefil, Avalist ve İpotek Verenin Borcu Devam Eder mi?

Türk Hukukunda Konkordato kitabı, Avukat İltan Ekmekçioğlu

Şirket hakkında konkordato mühleti verilmesi, şirket borcuna kefil olan, senede aval veren veya kendi taşınmazını ipotek ettiren kişiyi kendiliğinden aynı koruma altına almaz. Buna karşılık alacaklının bu kişilerin tamamından, her durumda ve hiçbir koşula bağlı olmadan tahsilat yapabileceği de söylenemez.

Sonuç; imzalanan belgenin türüne, borcun vadesine, kefaletin geçerliliğine, verilen teminatın kapsamına, alacaklının konkordatodaki tutumuna ve ilgili kişiye yapılan bildirimlere göre değişir.

Bu nedenle ilk yapılması gereken, şirketin konkordato kararını kişisel borç ilişkisinden ayrı incelemektir. Bir kişinin şirket ortağı olması, bankaya kefil olması ve taşınmazını ipotek vermesi aynı hukuki sıfatı ifade etmez. Aynı kişi bu sıfatların birkaçını taşıyabilir; her birinin doğurduğu risk ayrıca belirlenmelidir.

Ödeme emri, hesap kat ihtarı veya satışla ilgili tebligat gelmişse, şirket dosyasındaki gelişmeler beklenerek kişisel başvuru süreleri geçirilmemelidir.

1. Önce hangi sıfatla sorumlu olduğunuzu belirleyin

Konkordato dosyalarında sık karşılaşılan yanlışlardan biri, teminat veren herkesin “kefil” olarak değerlendirilmesidir. Oysa kefalet, aval ve ipotek farklı hukuki düzenlemelere tabidir.

İmzalanan işlemSorumluluğun temel niteliğiÖncelikle incelenecek belge
KefaletBaşkasının borcu için kişisel sorumlulukKefalet sözleşmesi ve kredi sözleşmesi ekleri
AvalKambiyo senedinden doğan özel sorumlulukSenedin ön ve arka yüzü ile varsa alonj
Üçüncü kişi ipoteğiBelirli taşınmazla sağlanan ayni güvenceTapu kaydı ve ipotek resmî senedi
Borca katılma veya başka kişisel güvenceİşlemin içeriğine göre kişisel sorumlulukSözleşmenin tamamı ve imza bölümleri

Bir şirket ortağı yalnızca şirketi temsilen imza atmış olabilir. Başka bir belgede ise kendi adına kefalet vermiş veya aval taahhüdünde bulunmuş olabilir. İmzanın varlığı kadar hangi sıfatla ve hangi belgenin üzerinde atıldığı da önemlidir.

Örneğin şirket kredisi için evini ipotek ettiren kişinin ayrıca kefalet imzalayıp imzalamadığı araştırılmalıdır. Yalnızca taşınmazıyla güvence sağlayan kişi ile bütün kişisel malvarlığı bakımından borç altına giren kişinin durumu aynı değildir.

2. Konkordato mühleti kefile neden otomatik olarak uygulanmaz?

Konkordato, borçlunun mali durumunu ve borçlarını belirli bir usul içinde yeniden düzenlemeyi amaçlar. Şirket hakkında verilen mühletin doğurduğu takip koruması, şirketle ilişkili herkes için genel bir dokunulmazlık oluşturmaz.

Bu ayrım, özellikle şirket ortaklarının kişisel kefaletlerinde önem taşır. Şirketin banka hesaplarına yönelik takip işlemleri sınırlandırılmış olsa bile, ortak adına yürütülen takip başka hukuki değerlendirmeler gerektirebilir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 303. maddesi de konkordatonun borçtan birlikte sorumlu kişilere etkisini ayrıca düzenler. Alacaklının konkordatoyu kabul edip etmediği ve haklarını korumak için hangi işlemleri yaptığı bu aşamada önem kazanır. cdn.tbmm.gov.tr

Dolayısıyla “Şirket konkordatoya girdi, artık kefile haciz yapılamaz” şeklindeki genel bir kabul doğru değildir. Bunun karşısında “Şirket konkordatoya girdiği için kefil hiçbir savunma yapamaz” yaklaşımı da yanlıştır.

Kefilin sözleşmeden, kanundan ve takip usulünden kaynaklanan savunmaları devam eder.

3. Adi kefil ile müteselsil kefil arasında nasıl bir fark vardır?

Adi kefalet bakımından

Adi kefalette esas olan, alacaklının önce asıl borçluya başvurmasıdır. Bununla birlikte Türk Borçlar Kanunu’nun 585. maddesinde bu kuralın istisnaları bulunur. Borçluya konkordato mühleti verilmesi bunlardan biridir.

Bu nedenle sözleşmede adi kefalet bulunması, konkordato sırasında alacaklının kefile hiçbir şekilde başvuramayacağı anlamına gelmez. Ayrıca yalnızca açığın kapatılması için verilen kefalet gibi özel düzenlemeler varsa bunlar ayrı değerlendirilmelidir.

Müteselsil kefalet bakımından

Müteselsil kefalette alacaklının kefile başvurma imkânı daha geniştir. Bununla birlikte borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açık ödeme güçsüzlüğü gibi kanuni koşullar dikkate alınır.

Alacağın taşınır rehni ya da alacak rehniyle güvence altına alınması da başvuru sırasını etkileyebilir. Konkordato mühleti bu alanda özel sonuç doğuran durumlardandır. cdn.tbmm.gov.tr

Pratikte yalnızca sözleşmenin başlığını okumak yeterli olmaz. Kefalet metni, el yazısıyla doldurulması gereken alanlar, borcun vadesi ve bankanın gönderdiği ihtarlar birlikte incelenmelidir.

4. Konkordato, geçersiz kefaleti geçerli hâle getirir mi?

Hayır. Şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi, kefaletin kuruluşundaki eksiklikleri kendiliğinden gidermez.

Kefaletin yazılı şekli, azami sorumluluk tutarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet iradesinin kanunun aradığı biçimde açıklanması önem taşır. Sorumluluğu artıran sonraki değişiklikler de kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Eşin rızası bakımından ise kanuni kural ile istisnalar birlikte incelenmelidir. Özellikle ticari faaliyet ve şirket ortaklığı bağlantılı işlemlerde, “Eş imzası yoksa kefalet mutlaka geçersizdir” şeklindeki bir sonuç belgelere bakılmadan kurulamaz.

Geçerlilik incelemesinde şu sorulara cevap aranır:

  1. Kefaletin tarihi ve azami tutarı usulüne uygun belirtilmiş mi?
  2. Belgedeki el yazıları ve imzalar kime ait?
  3. Kefalet belirli bir krediye mi, daha geniş bir borç ilişkisine mi verilmiş?
  4. Sonraki kredi veya limit artışı mevcut kefaletin kapsamına giriyor mu?
  5. Kefaletin süresine ve sona ermesine ilişkin bir durum var mı?

TBK m.583’teki şekil şartları, konkordato nedeniyle ortadan kalkmaz. cdn.tbmm.gov.tr

5. Banka konkordatoyu kabul etmezse kefile başvurabilir mi?

İİK m.303, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı haklarını koruduğunu düzenler.

Ancak bu hüküm, alacaklıya mevcut sözleşmenin ötesinde yeni bir hak vermez. Geçersiz kefalet geçerli hâle gelmez; kefalet limiti büyümez; daha önce yapılan ödemeler yok sayılmaz.

Alacaklının korunmuş hakkı ile talep ettiği miktarın doğruluğu ayrı meselelerdir. Bankanın konkordatoya olumsuz oy vermesi, hesap ekstresindeki bütün faiz ve masraf kalemlerinin tartışmasız kabul edilmesini gerektirmez.

Bu durumda kefilin incelemesi, yalnızca konkordato kararına değil, asıl borcun hesabına ve kendi taahhüdünün kapsamına da yönelmelidir.

Aynı şekilde alacaklının konkordato dosyasında sunduğu alacak tutarı ile kefile karşı takipte istediği tutarın farklı olması açıklama gerektirebilir. Farkın tarih, faiz, ödeme veya başka bir hukuki nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmelidir.

6. Alacaklı konkordatoya kabul oyu verirse ne değişir?

Konkordatoya kabul oyu verilmesi, birlikte sorumlu kişilere başvuru bakımından özel bir inceleme gerektirir.

İİK m.303’e göre konkordatoyu kabul eden alacaklı da belirli koşullarla haklarını koruyabilir. Kanun, hakların ödeme karşılığında devrinin teklif edilmesini ve toplantının gün ve yerinin ilgili kişilere en az on gün önce bildirilmesini öngörür. Ayrıca müzakerelere katılma yetkisi verilmesine ilişkin bir düzenleme içerir. cdn.tbmm.gov.tr

Bu nedenle yalnızca toplantı tutanağındaki “kabul” ibaresine bakılarak karar verilmemelidir. Bildirimlerin içeriği, kime gönderildiği, ne zaman ulaştığı ve devir teklifinin yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.

Özellikle şu belgeler önemlidir:

  1. Alacaklılar toplantısı ve oylama tutanakları.
  2. Toplantı sonrasındaki katılma beyanları.
  3. Kefile veya diğer sorumlulara gönderilen bildirimler.
  4. Tebliğ ve teslim kayıtları.
  5. Hakların devrine ilişkin teklif metni.
  6. Varsa verilen temsil veya müzakereye katılma yetkisi.

Bu koşulların yerine getirilmemesi, alacaklının başvuru hakkının kapsamını etkileyebilir. Ancak dosya incelenmeden “Kabul oyu veren banka kefilden hiçbir şey isteyemez” şeklinde kesin bir ifade kullanılmamalıdır.

7. Kefile konkordato hakkında bildirim yapılmamasının sonucu nedir?

Kefile yapılması gereken bildirimler yalnızca İİK m.303’teki toplantı bildirimiyle sınırlı değildir.

TBK m.594, borçlunun konkordato istemesi hâlinde alacaklının alacağını kaydettirmesi ve hakların korunması için gerekli işlemleri yapması üzerinde durur. Borçluya mühlet verildiğinin öğrenilmesi üzerine kefile bildirim yapılması da düzenlenmiştir.

Alacaklının bu yükümlülüklere aykırılığı, kefilin bundan doğan zararı ölçüsünde sonuç doğurabilir. Dolayısıyla bildirim eksikliği ile kefilin bütün borcunun otomatik olarak sona ermesi aynı şey değildir. cdn.tbmm.gov.tr

İnceleme sırasında ihmal ile zarar arasındaki bağlantı kurulmalıdır. Kefilin süreci zamanında öğrenmesi hâlinde hangi hakkını koruyabileceği, hangi belgeyi sunabileceği veya hangi ekonomik kaybı önleyebileceği açıklanmalıdır.

“Bana hiçbir haber verilmedi” iddiasının yanında, tebligat kayıtları ve iletişim belgeleriyle desteklenen somut bir değerlendirme hazırlanması gerekir.

8. Şirket borcu indirilirse kefilin borcu da aynı oranda azalır mı?

Konkordato projesinde şirkete vade verilmesi veya borcun bir bölümünden vazgeçilmesi, kefilin sorumluluğuna her durumda aynı biçimde yansımaz.

Alacaklının konkordatodaki tutumu ve İİK m.303 kapsamındaki işlemleri burada belirleyicidir. Kefilin sorumluluğu, asıl borçlunun ödeme güçlüğüyle bağlantılı savunmalar bakımından da özel kurallara tabidir.

Bununla birlikte fiilen yapılan tahsilatlar mutlaka hesaba katılmalıdır. Alacaklı aynı alacağı şirketten, kefilden ve teminattan birbirinden bağımsız biçimde birkaç kez tahsil edemez.

Örneğin şirket konkordato kapsamında bir ödeme yaptıysa, bunun ilgili borca nasıl mahsup edildiği takip edilmelidir. Kefilin yaptığı ödeme de şirketin aynı borcu bakımından dikkate alınmalıdır.

Burada iki ayrı işlem karıştırılmamalıdır: Konkordato nedeniyle borçluya tanınan indirim ile alacaklının gerçekten tahsil ettiği para aynı hukuki ve mali sonucu doğurmayabilir.

9. Aval veren kişinin durumu kefilden neden farklıdır?

Aval, çek veya bono gibi kambiyo senetlerinde gündeme gelen özel bir güvencedir. Günlük dilde “senede kefil oldum” denilmesi, işlemin mutlaka TBK anlamında kefalet olduğu anlamına gelmez.

Türk Ticaret Kanunu’nun 700–702. maddeleri avalin temel esaslarını düzenler. Aval veren, kimin için taahhütte bulunmuşsa onun gibi sorumlu olur. Kanun, güvence verilen borçtaki bazı geçersizliklerin aval taahhüdünü etkilememesine ilişkin özel hüküm de içerir. cdn.tbmm.gov.tr

Bu nedenle kefalet sözleşmesi için yapılan geçerlilik değerlendirmesi, senetteki avale doğrudan ve aynen uygulanamaz.

Aval incelemesinde senedin yalnızca fotokopisindeki bir imzaya bakılması yeterli olmayabilir. Senedin bütün yüzleri, imzanın yeri, temsil sıfatı, avalin kimin lehine verildiği ve senedin zorunlu unsurları değerlendirilmelidir.

Şirketin konkordatosuna dayanılarak avalistin kendi ödeme emrini cevapsız bırakması ciddi risk doğurabilir. Kambiyo takibine özgü başvuru yolları ve süreleri ayrıca kontrol edilmelidir.

10. Şirket adına imza atan yönetici mutlaka şahsen sorumlu mudur?

Şirketi temsil etmek ile kendi adına kişisel güvence vermek farklı işlemlerdir.

Yönetici, şirketin borçlanma işlemini temsil yetkisiyle imzalamış olabilir. Aynı belge grubunda ayrıca şahsi kefalet veya aval bulunabilir. Bu nedenle tek bir imzadan hareketle bütün borç ilişkisi hakkında sonuca gidilmemelidir.

İmza incelemesinde ticaret sicili kayıtları, imza yetkisi, sözleşmedeki taraf tanımları ve kişisel güvence bölümleri birlikte değerlendirilir.

Şirketten ayrılma ve pay devrinin kefalete etkisi ise ayrı bir sorudur. Bu konu için Şirketten Ayrıldım, Banka Kefaletim Devam Ediyor mu? başlıklı yazı incelenebilir.

Konkordato dosyasında öncelik, kişinin gerçekten hangi işlem nedeniyle ve hangi tutarla sorumlu tutulduğunu belirlemektir.

11. Şirket borcu için evini ipotek veren kişi bütün borçtan sorumlu olur mu?

Bir kişinin şirket borcunu güvence altına almak için taşınmazını ipotek vermesi mümkündür. Türk Medenî Kanunu m.881, ipotek konusu taşınmazın borçluya ait olmasını zorunlu tutmaz. www5.tbmm.gov.tr

Ancak yalnızca üçüncü kişi ipoteği verilmesi, taşınmaz malikinin şirket borcunun tamamını kişisel olarak üstlendiği anlamına gelmez.

Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür. Taşınmazın satış bedeli borcu karşılamazsa, kalan tutarın malik tarafından kişisel olarak ödenmesinin istenebilmesi için ayrıca kişisel sorumluluk dayanağı bulunup bulunmadığı araştırılır.

İpotek incelemesinde şu hususlar belirlenmelidir:

  1. Güvence altındaki alacak hangisidir?
  2. İpotek hangi türde ve hangi kapsamda kurulmuştur?
  3. Resmî senette hangi tutarlar ve borç ilişkileri gösterilmiştir?
  4. Malik ayrıca kefalet veya başka bir kişisel taahhüt vermiş midir?
  5. Borçta sonradan gerçekleşen değişiklikler ipotek kapsamına girmekte midir?

Tapu kaydındaki tek satırlık ipotek bilgisi yerine resmî senedin ve bağlantılı sözleşmelerin görülmesi gerekir.

12. Şirketin konkordatosu üçüncü kişinin ipotekli taşınmazını korur mu?

Şirketin konkordato mühletinden, üçüncü kişiye ait taşınmazın da otomatik olarak aynı korumaya kavuştuğu sonucu çıkarılmamalıdır.

Bununla birlikte “Üçüncü kişinin taşınmazı her durumda hemen satılır” demek de isabetli değildir. Taşınmazın mülkiyeti, takip şekli, güvence verilen borç, ilgili mahkeme kararının kapsamı ve satış aşamasına ilişkin koşullar birlikte değerlendirilmelidir.

Borçluya ait rehinli mallar için uygulanan kurallarla, başka bir kişinin malvarlığında bulunan ipoteğin durumu birbirine karıştırılmamalıdır. Rehinli takip, muhafaza ve satış işlemleri de kendi içinde farklı aşamalardır.

Özellikle aile konutu niteliğindeki bir taşınmaz söz konusuysa, ipoteğin kuruluşuna ilişkin ayrı geçerlilik sorunları bulunabilir. Bunlar, şirketin konkordato dosyasından bağımsız olarak incelenmelidir.

Taşınmaz sahibinin yalnızca şirketteki yetkililerin açıklamasıyla hareket etmesi yerine kendi tapu ve takip dosyasını temin etmesi gerekir.

13. Ödeme emri veya banka ihtarı gelirse ilk ne yapılmalıdır?

İlk adım, belgenin türünü ve tebliğ tarihini belirlemektir. Bankanın ödeme talebiyle gönderdiği yazı, icra dairesinin ödeme emri ve satışa ilişkin tebligat aynı başvuru yoluna tabi değildir.

İkinci adım, takipte kişiye hangi sıfatla yönelindiğini tespit etmektir. Dosyada “borçlu” olarak görünmek, talebin maddi hukuk yönünden doğru olduğunu tek başına göstermez.

İlk inceleme için şu belgeler bir araya getirilmelidir:

  1. Tebligat zarfı veya elektronik tebligat kaydı.
  2. Takip talebi ve ödeme emri.
  3. Kredi, kefalet ve yapılandırma sözleşmeleri.
  4. Senet aslına ilişkin görüntüler veya örnekler.
  5. İpotek resmî senedi.
  6. Hesap kat ihtarı ve teslim kayıtları.
  7. Şirketin konkordato kararları.
  8. Yapılmış ödemeleri gösteren belgeler.

Bankayla görüşme yapılması, ilgili icra başvuru süresinin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Başvuru süresi, takip türüne ve ileri sürülecek itirazın niteliğine göre ayrıca hesaplanmalıdır.

14. Hangi savunmalar ve dava yolları gündeme gelebilir?

Konkordato bağlantılı kişisel takiplerde savunma, yalnızca şirketin mali durumuna dayandırılmamalıdır.

Belgelere göre kefaletin geçersizliği, sorumluluk limitinin aşılması, borcun henüz muaccel olmaması, ödeme, hesap hatası, imza veya temsil sorunu, alacaklının bildirim yükümlülüğüne aykırılığı gibi hususlar gündeme gelebilir.

Başvurunun yapılacağı yer de talebe göre değişir. İcra dairesine itiraz, icra mahkemesine şikâyet veya itiraz, menfi tespit davası ve ödeme sonrasındaki geri alma talepleri birbirinin yerine geçen yollar değildir.

Görevli mahkeme belirlenirken temel ilişkinin ticari, tüketici işlemi veya başka bir özel hukuk ilişkisi olması değerlendirilmelidir. Şirketin konkordatosunu gören mahkemenin, kefilin bütün kişisel uyuşmazlıklarını da inceleyeceği varsayılamaz.

Yetki bakımından sözleşme hükümleri kadar takip ve dava türüne özgü kurallar da önemlidir. Bu nedenle başvuru dilekçesi hazırlanmadan önce talebin hukuki niteliği netleştirilmelidir.

15. Dava açılması takibi veya haczi kendiliğinden durdurur mu?

Bir davanın açılması, takibin her durumda durduğu anlamına gelmez. İtirazın etkisi, takip türü ve talep edilen geçici hukuki koruma ayrı değerlendirilmelidir.

Menfi tespit davalarında İİK m.72, takipten önce ve takip başladıktan sonraki aşamalar için farklı tedbir esasları öngörür. Bu nedenle “Borçlu olmadığımı söyleyerek dava açarım, bütün işlemler durur” yaklaşımı güvenli değildir.

Kefalet bakımından TBK m.590’da da belirli koşullarla ve ayni güvence karşılığında takibin durdurulmasını istemeye ilişkin özel düzenleme vardır. Bu imkân, her kefil için koşulsuz veya kendiliğinden işleyen bir koruma değildir. mevzuat.adalet.gov.tr

Talep hazırlanırken önlenmek istenen işlem açıkça belirlenmelidir: Takibin yürütülmesi, satış, tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmesi veya başka bir işlem farklı değerlendirmeler gerektirebilir.

16. Kefil borcu öderse şirkete geri dönebilir mi?

Kefilin alacaklıya yaptığı ödeme, koşulları içinde asıl borçluya başvurma hakkı doğurabilir. TBK m.596, kefilin ödeme yaptığı ölçüde alacaklının haklarına geçmesini düzenler.

Ancak bu hakkın bulunması, konkordato içindeki şirketten tutarın hemen ve tamamen tahsil edilebileceği anlamına gelmez. Rücu alacağının hukuki niteliği, doğumu, konkordato dosyasındaki durumu ve uygulanacak ödeme rejimi ayrıca incelenmelidir.

Ödeme sırasında yalnızca banka dekontu alınmasıyla yetinilmemelidir. Hangi borcun kapatıldığı, hangi miktarın ödendiği, kalan borç olup olmadığı ve belgelerin nasıl teslim edileceği açıklaştırılmalıdır.

TBK m.597 kapsamında, ödeme yapan kefilin durumu borçluya bildirme yükümlülüğü de önemlidir. Bildirim yapılmaması, bazı durumlarda rücu hakkını olumsuz etkileyebilir. cdn.tbmm.gov.tr

Konkordato dosyasındaki alacak bildirimi ve hakların korunması işlemleri, kişisel takipteki savunmayla birlikte planlanmalıdır.

17. Avalist veya ipotek veren ödeme yaparsa aynı kurallar mı uygulanır?

Üç kişinin ödeme sonrası başvuru hakları aynı hukuki temele dayanmaz.

Aval verenin ödeme sonrası hakları, kambiyo senedinin yapısı ve TTK m.702 çerçevesinde değerlendirilir. Kimin lehine aval verildiği ve senetten dolayı kimlerin sorumlu olduğu önemlidir. cdn.tbmm.gov.tr

İpotek veren üçüncü kişi bakımından ise borcun ödenmesi veya taşınmazın paraya çevrilmesi sonucunda doğabilecek haklar ayrıca incelenmelidir. Şirkete başvuru ile kefile veya başka bir teminat verene başvuru aynı değildir.

Bu nedenle ödeme anlaşmasında “Bütün haklarım saklıdır” yazılması tek başına yeterli görülmemelidir. Devralınacak belgeler, güvenceler ve başvuru haklarının kapsamı somutlaştırılmalıdır.

Bir teminat verenin diğerine yönelmesi, aralarındaki sözleşmelere ve teminatların kuruluşuna da bağlı olabilir.

18. Yapılandırma teklifinde hangi maddelere dikkat edilmelidir?

Banka veya başka bir alacaklı, takip yerine yeni bir ödeme planı önerebilir. Böyle bir anlaşma ekonomik açıdan yararlı olabilir; ancak mevcut savunmaları veya sorumluluk sınırını değiştirebilir.

Yeni metinde özellikle borcun kabulü, faiz hesabı, önceki itirazlardan vazgeçme, yeni senet verilmesi, kefalet limitinin artırılması ve ek ipotek kurulması incelenmelidir.

Ödeme karşılığında hangi takibin kapatılacağı, hangi haczin kaldırılacağı ve hangi belgenin iade edileceği de açıkça yazılmalıdır. Bir dosyanın kapatılması, aynı borca bağlı bütün belgelerin kendiliğinden hükümsüzleştiği anlamına gelmeyebilir.

Şirketin konkordato projesiyle kişinin imzaladığı bireysel yapılandırmanın ilişkisi ayrıca kurulmalıdır. Birinde yapılan ödeme, diğer hesapta görünmüyorsa mükerrer tahsilat veya yanlış bakiye riski oluşabilir.

Görüşmeler boyunca güncel borç dökümü istenmesi ve değişikliklerin yazılı belgelerle takip edilmesi önemlidir.

19. Süreler ve deliller bakımından hangi hatalardan kaçınılmalıdır?

Bu uyuşmazlıklarda tek bir süre yoktur. Ödeme emrine başvuru süresi, konkordato toplantısı bildirimi, kefaletin sona ermesi ve ödeme sonrası talepler farklı kurallara bağlıdır.

İİK m.303’teki en az on günlük toplantı bildirimi, alacaklının haklarını koruması bakımından değerlendirilir. TBK m.598’deki gerçek kişilerce verilen kefaletlere ilişkin on yıllık düzenleme ise kefaletin sona ermesiyle ilgilidir; genel bir dava zamanaşımı olarak anlatılmamalıdır. Eski tarihli işlemlerde geçiş hükümleri ve varsa uzatma işlemi ayrıca önem taşır. cdn.tbmm.gov.tr

Belge dosyasında yalnızca borç doğuran evrak değil, borcu azaltan veya ortadan kaldıran kayıtlar da bulunmalıdır. Ödeme dekontları, ibra belgeleri, teminat kaldırma yazıları ve hesabın kapandığına ilişkin bildirimler bu nedenle saklanmalıdır.

Telefon görüşmelerindeki açıklamalar yerine doğrulanabilir yazılı kayıtlarla ilerlemek, uyuşmazlığın ispatını kolaylaştırır.

Sık sorulan sorular

Şirket konkordatoya girdiğinde benim banka hesabıma haciz konulabilir mi?

Şirketin mühleti kişisel kefalete otomatik olarak uygulanmaz. Ancak kişisel sorumluluğun geçerliliği, takip koşulları ve varsa koruma kararları incelenmeden haczin hukuka uygun olduğu söylenemez.

Banka konkordatoyu kabul ettiyse kefaletim sona erer mi?

Kabul oyu tek başına yeterli değildir. İİK m.303 kapsamındaki bildirim, hakların devri teklifi ve diğer ilgili işlemler değerlendirilmelidir.

Sadece şirketin senedine imza attım; kefil sayılır mıyım?

İmza, şirketi temsil amacıyla veya kişisel aval için atılmış olabilir. Belgenin tamamı ve imzanın yeri incelenmelidir.

Yalnızca evimi ipotek verdim. Diğer mallarım da takip edilebilir mi?

Sadece ipotek verilmesi ile ayrıca kişisel borç üstlenilmesi farklıdır. Başka bir kişisel sorumluluk dayanağınızın bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Şirketin aldığı indirimden ben de yararlanır mıyım?

Bu sonuç otomatik değildir. Alacaklının konkordatodaki tutumu, teminatın türü ve hakların korunmasına ilişkin işlemler belirleyicidir.

Bankayla görüşürken ödeme emrine başvuru sürem durur mu?

Görüşme yürütülmesi süreyi kendiliğinden durdurmaz. Tebligat ve takip türüne göre süre ayrıca takip edilmelidir.

Kefalet borcunu ödersem şirketten hemen geri alabilir miyim?

Başvuru hakkınız doğabilir; ancak konkordato rejimi ve şirketin ödeme gücü tahsili etkiler. Ödeme yapmak, hızlı geri ödeme garantisi sağlamaz.

Asıl borçlunun tasdik edilmiş projedeki ödemeleri yapmaması durumuyla ilgili konkordato taksitleri ödenmezse alacaklı ne yapabilir rehberi, projenin uygulanmasına ilişkin ayrı soruları ele alır.

Sonuç

Konkordatoda kefilin, avalistin ve üçüncü kişi ipotek verenin durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Şirketin aldığı mühlet, bu kişilerin bütün malvarlığını kendiliğinden korumaz; alacaklının kişisel başvuru hakkı da sınırsız değildir.

Sağlıklı bir inceleme için kişisel taahhüt, konkordato dosyası ve icra dosyası birlikte ele alınmalıdır. Alacaklının oyu, yaptığı bildirimler, kefalet limiti, senedin niteliği, ipoteğin kapsamı ve gerçekleşen tahsilatlar aynı değerlendirme içinde karşılaştırılmalıdır.

Ödeme emri veya satış tebligatı geldiğinde öncelik, süreleri korumak ve doğru başvuru yolunu belirlemektir. Ödeme veya yapılandırma düşünülüyorsa, ödeme sonrası hakların ve teminatların durumu anlaşmada açıkça düzenlenmelidir.

Kaynakça

  1. Adalet Bakanlığı — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Özellikle m.72, 294–295, 303 ve 308/c.
  2. TBMM — 7101 sayılı Kanun’un kabul edilen metni: İİK m.303’ü düzenleyen 31. madde.
  3. Adalet Bakanlığı — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Özellikle m.583–598.
  4. TBMM — 6098 sayılı Kanun’un kabul edilen metni.
  5. Adalet Bakanlığı — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Aval ve ilgili kambiyo senedi hükümleri.
  6. TBMM — 6102 sayılı Kanun’un kabul edilen metni: Özellikle m.700–702.
  7. Adalet Bakanlığı — 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu: İpotek hükümleri.
Yayımlanmış kaynak URLBağlantının ekleneceği bağlam ve doğal anchorHedef URL
Şirketten Ayrıldım, Banka Kefaletim Devam Ediyor mu?Mevcut konkordato bölümünün sonunda: konkordatoda kefil, avalist ve ipotek verenin sorumluluğuhttps://www.iltanekmekcioglu.com/konkordato-kefil-aval-ipotek/
Müşterim Konkordato İlan EttiTahsilat ve teminat değerlendirmesine eklenecek cümlede: konkordato sırasında kefile ve avaliste başvuruhttps://www.iltanekmekcioglu.com/konkordato-kefil-aval-ipotek/
Konkordatoda Alacağım Reddedildi Ne Yapmalıyım?Alacağın korunması bölümüne eklenecek cümlede: borçtan birlikte sorumlu kişilere karşı hakların korunmasıhttps://www.iltanekmekcioglu.com/konkordato-kefil-aval-ipotek/

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmeler, senetler, tapu belgeleri ve yargılama dosyaları incelenmeden kişisel sorumluluk veya uyuşmazlığın sonucu hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

İİK 303kefile bildirimkefilin rücu hakkı.konkordato kefil takibikonkordatoda avalistin sorumluluğuKonkordatoda Kefilin Sorumluluğukonkordatoda üçüncü kişi ipoteğikonkordatoya kabul oyuşirket konkordatosu şahsi kefalet
Önceki yazı
Müşterim Konkordato İlan Etti
Sonraki yazı
Konkordato Taksitleri Ödenmezse Alacaklı Ne Yapabilir?