Konkordato Taksitleri Ödenmezse Alacaklı Ne Yapabilir? Kısmen Fesih ve İcra Yolları

Türk Hukukunda Konkordato kitabının bordo kapak görseli

Mahkemenin tasdik ettiği konkordato projesine göre ödeme yapılmıyorsa alacaklı, koşulları oluştuğunda konkordatonun kendisi bakımından kısmen feshini isteyebilir. Bunun yanında, konkordato hükümleri içinde vadesi gelen alacağın tahsili için takip imkânları da ayrıca değerlendirilir.

Ancak bir taksidin ödenmemesi, konkordatonun bütün alacaklılar yönünden kendiliğinden sona erdiği veya borçlunun otomatik olarak iflas ettiği anlamına gelmez. Başvurunun türü, alacağın niteliği ve ödeme planının içeriği belirleyicidir.

İlk aşamada tasdik kararı, mahkemenin kabul ettiği nihai proje ve ödeme belgeleri birlikte incelenmelidir. Ödemenin gerçekten gecikip gecikmediği, ilk taksidin hangi tarihte başlayacağı ve alacağın konkordato kapsamında bulunup bulunmadığı bu belgeler üzerinden belirlenir.

Alacaklının amacı da açık olmalıdır: Yalnızca geciken taksidi tahsil etmek mi, yoksa konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcılığını kaldırarak önceki alacak haklarına dönmek mi? Bu iki hedef farklı işlemler gerektirebilir.

1. Önce konkordato sürecinin hangi aşamada olduğunu belirleyin

“Konkordato ilan edildi” ifadesi günlük kullanımda farklı aşamaları anlatabilir. Geçici mühlet, kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki aynı şey değildir.

Borçlu henüz mühlet içindeyse, ortada mahkemenin tasdik ettiği ve uygulamaya konulmuş bir ödeme planı bulunmayabilir. Bu aşamada eski borcun ödenmemesi ile tasdik edilmiş konkordato taksidinin aksaması farklı hukuki değerlendirmelere tabidir.

İİK m.308/e’deki kısmen fesih yolu, konkordato projesi uyarınca kendisine ifada bulunulmayan alacaklıyı korur. Bu nedenle önce hangi projenin tasdik edildiği ve borçlunun hangi yükümlülüğü yerine getirmediği belirlenmelidir. cdn.tbmm.gov.tr

Borçlunun başvuruyla birlikte sunduğu ön proje, sonradan değişmiş olabilir. Alacaklılar toplantısında görüşülen metin ile mahkemenin tasdik ettiği nihai metin arasında fark bulunabilir.

Sadece şirketin gönderdiği ödeme tablosuna veya eski bir e-postaya dayanarak işlem başlatılması, yanlış tutar ve yanlış vade üzerinden talepte bulunulmasına yol açabilir.

2. Ödeme takvimi hangi tarihten başlar?

Konkordato projesinde ilk ödeme tarihi farklı biçimlerde düzenlenebilir. Belirli bir takvim günü esas alınabileceği gibi, tasdik veya kesinleşme tarihine bağlı bir başlangıç da öngörülebilir.

İİK m.308/c uyarınca konkordato esas olarak tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Bununla birlikte tasdik edilen projede bağlayıcılığın kararın kesinleşmesiyle başlayacağı kararlaştırılabilir. Bu ayrım, mühletin etkilerinin ne zamana kadar devam edeceği bakımından da önemlidir. cdn.tbmm.gov.tr

Dolayısıyla mahkemenin karar verdiği gün ile ilk taksidin muaccel olduğu, yani istenebilir hâle geldiği gün aynı olmak zorunda değildir.

Örneğin projede ilk ödemenin kararın kesinleşmesini izleyen üçüncü ayda yapılacağı belirtilmişse, yalnızca tasdik tarihinden üç ay geçtiği gerekçesiyle ödeme ihlali bulunduğu söylenemez.

İnceleme sırasında gerekçeli karar, hüküm fıkrası, proje ekleri ve gerekiyorsa kesinleşme kaydı birlikte görülmelidir. Kararın yalnızca sonuç sayfası bazen ödeme koşullarını açıklamak için yeterli olmayabilir.

3. Her ödenmeyen alacak konkordatonun feshi sebebi midir?

Ödenmeyen alacağın konkordato projesiyle ilişkisi kurulmalıdır. Proje kapsamındaki eski bir ticari alacak ile mühlet sırasında doğan ve farklı rejime tabi olabilecek yeni bir alacak aynı şekilde ele alınamaz.

İşçilik alacakları, rehinli alacaklar, kamu alacakları ve komiser izniyle kurulan bazı borç ilişkileri yönünden özel hükümler bulunur. Bu nedenle yalnızca borçlunun konkordato dosyasının bulunması, bütün alacakların aynı ödeme planına tabi olduğunu göstermez.

Alacaklının dosyasında şu ayrım yapılmalıdır:

  1. Konkordato projesine tabi alacak.
  2. Konkordato koşullarına tabi olmayan alacak.
  3. Varlığı veya miktarı çekişmeli alacak.
  4. Rehinli alacaklılarla yapılan özel yapılandırmaya konu alacak.

Bu sınıflandırma, doğru başvuru yolunun seçilmesini sağlar. Proje dışında kalan bir borcun tahsili için, sırf borçlu konkordatodan yararlanıyor diye kısmen fesih davası açılması gerektiği varsayılmamalıdır.

4. Konkordatonun kısmen feshi ne demektir?

Konkordatonun kısmen feshi, mahkemece tasdik edilen konkordatonun başvuran alacaklı yönünden bağlayıcılığının kaldırılmasını ifade eder.

Buradaki “kısmen” sözcüğü, mutlaka borcun belirli bir yüzdesini anlatmaz. Esas olarak konkordatonun bütün alacaklılar bakımından değil, başvuran alacaklı bakımından feshedilmesi söz konusudur.

İİK m.308/e, kendisine proje uyarınca ifada bulunulmayan alacaklının tasdik mahkemesine başvurabileceğini düzenler. Ayrıca alacaklının konkordato uyarınca kazandığı yeni hakların korunacağını belirtir. cdn.tbmm.gov.tr

Bu yolun kullanılabilmesi için borçlunun bütün alacaklılara ödemeyi kesmesi beklenmez. Başvuran alacaklıya karşı proje yükümlülüğünün yerine getirilmemesi incelenir.

Buna karşılık fesih kendiliğinden gerçekleşmez. Alacaklının başvurusu ve mahkemenin değerlendirmesi gerekir. Şirkete gönderilen “Konkordatoyu kabul etmiyorum” içerikli bir yazı, tek başına mahkemece tasdik edilmiş ödeme rejimini ortadan kaldırmaz.

5. Tek taksidin ödenmemesi yeterli olabilir mi?

Kanunda, kısmen fesih için mutlaka üç taksidin veya belirli sayıda taksidin ödenmemesi gerektiği şeklinde genel bir koşul bulunmaz.

Bu nedenle tek bir taksidin ödenmemesi de başvuruya konu olabilir. Ancak bunun kesin olarak fesih kararı verileceği şeklinde anlaşılmaması gerekir.

Öncelikle taksidin vadesinin gelip gelmediği, ödemenin eksik yapılıp yapılmadığı, doğru hesaba gönderilip gönderilmediği ve proje içinde özel bir düzenleme bulunup bulunmadığı değerlendirilir.

Kısa süreli bir banka işlem gecikmesi ile ödeme planının açıkça uygulanmaması aynı maddi durum değildir. Alacaklının ödeme için gerekli hesap bilgisini vermemesi veya borçlunun yaptığı ödemeyi yanlış hesaba kaydetmesi de uyuşmazlığın yönünü değiştirebilir.

Bu nedenle başvuruda yalnızca “Taksit yatmadı” ifadesi kullanılmamalıdır. Hangi vadede hangi tutarın ödenmesi gerektiği ve fiilen ne kadar ödeme yapıldığı açık biçimde gösterilmelidir.

6. Fesih istemeden önce ihtarname göndermek zorunlu mudur?

İİK m.308/e, bütün olaylarda uygulanacak tek tip bir noter ihtarı ve sabit bekleme süresi öngörmez. Bununla birlikte ihtarın gerekli olup olmadığı, ödeme koşulları ve temerrüt hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

İhtar gönderilmesi, özellikle ödemenin hangi tutar ve vadeye ilişkin olduğunun tartışıldığı dosyalarda ispat bakımından yararlı olabilir.

İyi hazırlanmış bir bildirimde tasdik kararı, ilgili taksit, ödeme tarihi, eksik tutar ve ödeme hesabı açıkça belirtilmelidir. Gereksiz suçlamalar yerine somut ödeme yükümlülüğü üzerinde durulmalıdır.

İhtarın amacı, borçlunun ödeme yapmadığını belgelemek ve uyuşmazlığı açıklığa kavuşturmaktır. İhtar gönderilmesi, dava veya takip hakkının kullanılabileceği bütün süreleri kendiliğinden durdurmaz.

Ayrıca alacaklının farkında olmadan yeni bir vade verdiği veya önceki haklarından vazgeçtiği şeklinde yorumlanabilecek ifadelerden kaçınılmalıdır. Özellikle yüksek tutarlı alacaklarda ihtar metni ile sonraki dava talebi uyumlu olmalıdır.

7. Vadesi geçen taksit için doğrudan icra takibi yapılabilir mi?

Konkordato bağlayıcı hâle geldikten sonra, proje kapsamında vadesi gelen ve ödenmeyen alacak için takip imkânı değerlendirilebilir. Ancak takip, mevcut ödeme rejimi ve devam eden koruma kararları dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

Burada iki talep birbirinden ayrılmalıdır:

Talepİncelenecek temel konu
Projedeki vadesi geçmiş taksidin tahsiliÖdeme takvimi, muaccel tutar, takip dayanağı ve mevcut korumalar
Konkordato öncesindeki alacak haklarına dönülmesiKısmen fesih koşulları ve fesih kararının sonuçları

Bir taksit ödenmedi diye konkordato öncesindeki bütün borcun, indirimleri ve vadeleri yok sayılarak hemen takibe konulması doğru olmayabilir.

Ayrıca tasdik kararının varlığı, her dosyada ve her alacak için doğrudan ilamlı icra yapılabileceği anlamına gelmez. Kararın içeriği, alacağın belirlenme biçimi ve eldeki belgelerin hukuki niteliği incelenmelidir.

Takip türünün yanlış seçilmesi, tahsilatı hızlandırmak yerine yeni bir uyuşmazlık ve gider doğurabilir.

8. Kısmen fesih davasında ne istenir?

Kısmen fesih talebinin odağı, konkordatonun alacaklı bakımından bağlayıcılığının kaldırılmasıdır. Bu talep ile belirli bir para tutarının tahsiline hükmedilmesi aynı hukuki sonuç değildir.

Dilekçede başvuranın alacaklı sıfatı, alacağın projedeki yeri, yerine getirilmeyen yükümlülük ve fesih isteminin kapsamı açıkça belirtilmelidir.

Özellikle borçlu aynı alacaklıya farklı sözleşmelerden borçluysa, hangi alacağın hangi ödeme planı içinde bulunduğu ayrıştırılmalıdır. Bir borca ilişkin ödeme ihlalinin, ilgisiz başka bir borç ilişkisine taşınmaması gerekir.

Mahkemeden talep edilen sonuç ile takipte istenecek bakiye de birbirine karıştırılmamalıdır. Fesih kararı alınması, her durumda ayrıca hesap ve takip işlemi yapılmasına gerek kalmadan paranın tahsil edildiği anlamına gelmez.

Dava stratejisi hazırlanırken hukuki haklılık kadar borçlunun tahsil edilebilir malvarlığı ve mevcut teminatlar da değerlendirilmelidir.

9. Hangi mahkemeye başvurulur? Arabuluculuk gerekir mi?

İİK m.308/e, başvurunun konkordatoyu tasdik eden mahkemeye yapılmasını öngörür. Bu nedenle yalnızca alacaklının merkezinin bulunduğu yerde dava açılması veya icra dairesine fesih talebi sunulması yeterli değildir. cdn.tbmm.gov.tr

Davacı, proje uyarınca kendisine ifada bulunulmadığını ileri süren alacaklıdır. Talep, konkordatodan yararlanan ilgili borçluya yöneltilir. Şirket ortağının veya kefilin otomatik olarak bu davanın davalısı olduğu kabul edilmemelidir.

Kısmen fesih istemi, niteliği itibarıyla doğrudan bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacak davasından farklıdır. Bu nedenle ticari para alacakları için uygulanan dava şartı arabuluculuk düzenlemesi, yalnızca konkordatonun feshi istenen davaya otomatik olarak taşınmamalıdır.

Bununla birlikte aynı uyuşmazlıkta ayrıca alacak, tazminat veya itirazın iptali davası açılacaksa, o talep bakımından arabuluculuk koşulu ayrıca incelenmelidir.

10. Borçlunun kusurlu veya kötü niyetli olduğunu ispatlamak gerekir mi?

Kısmen fesih ile tamamen fesih arasındaki ayrım burada önem kazanır.

İİK m.308/e’de kısmen fesih, alacaklıya karşı proje uyarınca ifada bulunulmamasına bağlanmıştır. Kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun tamamen feshi ise m.308/f’de ayrıca düzenlenir. cdn.tbmm.gov.tr

Bu nedenle kısmen fesih talep eden alacaklının her dosyada ayrıca dolandırıcılık veya hileli bir plan ortaya koyması gerektiği söylenemez.

Bununla birlikte ödeme yapılmamasının nedeni, borçlunun savunması ve projenin uygulanma biçimi yargılamada önem taşıyabilir. Alacaklının kendisine düşen işlemleri yerine getirip getirmediği de değerlendirilir.

Borçlunun “Nakit akışım bozuldu” açıklaması, ödeme yükümlülüğünün kendiliğinden ortadan kalktığını göstermez. Buna karşılık maddi olay araştırılmadan her gecikmenin kötü niyet veya suç olarak nitelendirilmesi de doğru değildir.

11. Kısmen fesih ile tamamen fesih arasındaki fark nedir?

Kısmen fesih, ilgili alacaklının proje kapsamındaki hakkının yerine getirilmemesine dayanır. Tamamen fesih ise konkordatonun kötü niyetle sakatlanmasıyla ilgilidir.

KonuKısmen fesihTamamen fesih
Temel düzenlemeİİK m.308/eİİK m.308/f
Başlıca nedenBaşvuran alacaklıya proje uyarınca ifada bulunulmamasıKonkordatonun kötü niyetle sakatlanması
EtkiBaşvuran alacaklı bakımındanKonkordatonun bütünü bakımından
Başvuru yeriTasdik mahkemesiTasdik mahkemesi

Ödemelerin aksaması, tek başına bütün konkordatonun kötü niyetle elde edildiğini göstermez. Tamamen fesih isteniyorsa kötü niyet iddiası somut olaylar ve belgelerle açıklanmalıdır.

Kanunda tamamen fesih bakımından iflasa ilişkin hükümlere de gönderme bulunur. Ancak her fesih isteminin otomatik iflas sonucunu doğurduğu söylenemez. Borçlunun iflasa tabi olup olmadığı ve ilgili kanuni koşullar ayrıca değerlendirilir. cdn.tbmm.gov.tr

12. Fesih kararı verilirse eski alacağın tamamı istenebilir mi?

Kısmen fesih, alacaklının konkordato nedeniyle tabi olduğu indirim ve vade sınırlamalarından kurtulması bakımından önem taşır. Bunun somut hesap sonucu ise asıl alacak ilişkisine, alınan ödemelere ve kararın kapsamına göre belirlenir.

Fesih, daha önce yapılmış tahsilatların yok sayılmasına izin vermez. Borçlu tarafından ödenen tutarlar ilgili alacak hesabında dikkate alınmalıdır.

Örneğin başlangıçtaki alacak 1.000.000 TL, proje kapsamında ödenecek tutar 700.000 TL ve gerçekleşen ödeme 200.000 TL ise, fesih sonrası hesap yapılırken 200.000 TL’lik tahsilat göz ardı edilemez. Faiz ve diğer kalemler için ayrıca hukuki değerlendirme gerekir.

İİK m.308/e’nin konkordato uyarınca kazanılan yeni hakları koruyan düzenlemesi de dikkate alınmalıdır. Proje kapsamında verilmiş teminatların akıbeti, sırf fesih isteniyor diye inceleme dışında bırakılamaz.

13. Faiz, gecikme zararı ve takip giderleri nasıl hesaplanır?

Konkordato alacağında faiz hesabı, tek bir oran uygulanarak çözülemeyebilir. Mühlet dönemi, tasdik sonrası ödeme dönemi ve fesih sonrası dönem ayrı incelenmelidir.

Önce projenin faiz hakkında ne söylediği belirlenmelidir. Faizden tamamen vazgeçilmiş, belirli dönem için faiz durdurulmuş veya taksit gecikmesine ilişkin ayrı bir düzenleme yapılmış olabilir.

Faiz hesabında asıl sözleşme, borcun ticari niteliği, temerrüt koşulları, konkordato hükümleri ve yapılan ödemeler birlikte değerlendirilir. Güncel faiz oranı da uygulanacağı dönem ve alacak türüne göre doğrulanmalıdır.

Alacaklı ayrıca gecikmeden kaynaklanan zarar ileri sürüyorsa, hukuki dayanak ve ispat şartları gösterilmelidir. Kendi finansman maliyetinin artmış olması, bunun tamamının borçluya otomatik olarak yükletilebileceği anlamına gelmez.

Takip talebinde anapara, faiz ve giderlerin ayrı gösterilmesi, hem hesabın denetlenmesini hem de uyuşmazlığın sınırlandırılmasını kolaylaştırır.

14. Dava açılması eski hacizleri geri getirir mi?

Konkordatonun bağlayıcı hâle gelmesinin önceki takipler ve hacizler üzerinde özel sonuçları vardır. İİK m.308/ç, geçici mühlet öncesindeki takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizler bakımından hüküm içerir; bazı alacaklar için istisnalar düzenlenmiştir. cdn.tbmm.gov.tr

Bu nedenle kısmen fesih davası açılmasıyla eski hacizlerin kendiliğinden yeniden geçerli olduğu varsayılmamalıdır.

Eski takip dosyasının durumu, haczin hangi nedenle ve ne zaman kalktığı, sonraki işlemler ve fesih kararının etkisi ayrıca incelenmelidir. Alacaklının eski dosyaya güvenerek yeni koruma ihtiyacını ihmal etmesi tahsilat riskini artırabilir.

İhtiyati haciz veya başka bir geçici hukuki koruma isteniyorsa, talebin kendi kanuni koşulları ve devam eden konkordato korumaları birlikte değerlendirilmelidir.

Fesih istemi ile borçlunun bütün malvarlığının otomatik olarak bloke edilmesi arasında doğrudan bir bağlantı yoktur.

15. Kayyım veya komisere bildirim yapılması yeterli midir?

Tasdik sonrasında projenin uygulanmasını gözetmek üzere kayyım görevlendirilmiş olabilir. İİK m.306, tasdik kararında bu yönde tedbirler alınmasına imkân verir. UYAP Mevzuat

Görevlendirilmiş bir kayyıma ödeme aksamasının bildirilmesi, durumun raporlanması ve kayıtların açıklığa kavuşması bakımından yararlı olabilir.

Ancak kayyıma gönderilen e-posta, konkordatonun alacaklı bakımından feshedildiği anlamına gelmez. Fesih talebi mahkemeye yöneltilmelidir.

Komiserin mühlet dönemindeki görevi ile tasdik sonrasında atanabilecek kayyımın görevi de karıştırılmamalıdır. Eski komiserin dosyadaki görevinin devam ettiği varsayılarak yalnızca ona başvurulması yeterli olmayabilir.

Alacaklı, kararın hangi kişiye hangi yetkiyi verdiğini incelemeli; bilgi talebi, ödeme talebi ve dava başvurusunu birbirinden ayırmalıdır.

16. Borçlu dava açıldıktan sonra ödeme yaparsa ne olur?

Dava sırasında yapılan ödeme, mutlaka dosyaya bildirilmelidir. Bunun davanın konusuna, hukuki yarara, faiz ve yargılama giderlerine etkisi somut olay üzerinden değerlendirilir.

Sadece bir taksidin ödenmesi, sonraki taksitlerin de ödendiği anlamına gelmez. Buna karşılık borcun ifa edilmiş olmasına rağmen hiç ödeme yapılmamış gibi davaya devam edilmesi de doğru değildir.

Ödemenin hangi takside veya borç kalemine yapıldığı belirlenmelidir. Banka dekontundaki açıklama, tarafların yazışmaları ve muhasebe kayıtları bu açıdan önemlidir.

Taraflar sulh olmayı düşünüyorsa, anlaşmanın yalnızca mevcut gecikmeyi mi yoksa bütün alacağı mı kapsadığı açıkça yazılmalıdır. Dava geri alınması, feragat, ibra ve yeni vade verilmesi farklı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle “Ödeme geldi, dosyayı kapatalım” şeklindeki kısa bir değerlendirme yerine, kalan alacak ve korunacak haklar hesaplanmalıdır.

17. Yeni bir ödeme sözü veya ek protokol kabul edilmeli mi?

Borçlu, aksayan ödemeyi telafi etmek için yeni bir vade veya ek ödeme önerebilir. Bu teklifin ekonomik değeri kadar hukuki geçerliliği de incelenmelidir.

İİK m.308/d, borçlunun bir alacaklıya konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yaptığı vaatlerin hükümsüzlüğünü düzenler. Bu nedenle proje dışında ayrıcalıklı ödeme sözü içeren bir belge, yalnızca imzalandığı için güvenli kabul edilemez. cdn.tbmm.gov.tr

Ek protokolde fesih hakkından vazgeçme, yeni vade kabulü, ibra, teminatların kaldırılması veya yeni senet verilmesi gibi hükümler bulunabilir.

Alacaklı açısından temel soru, önerilen düzenlemenin mevcut hakları güçlendirip güçlendirmediğidir. Tahsil edilebilirliği belirsiz yeni bir senet karşılığında mevcut teminatın bırakılması, riski büyütebilir.

Ödeme planının değişmesiyle mevcut davanın veya takibin nasıl etkileneceği de anlaşmada açıklaştırılmalıdır.

18. Kefil, avalist ve rehinli teminatlara başvurulabilir mi?

Borçlunun taksitlerini ödememesi, mevcut kişisel ve ayni teminatların yeniden incelenmesini gerektirir. Ancak bütün teminatlara aynı koşullarla başvurulmaz.

Kefaletin geçerliliği ve kapsamı, aval verilen senedin durumu, ipoteğin hangi alacağı güvenceye aldığı ve alacaklının konkordatodaki tutumu ayrı değerlendirilmelidir.

Konkordatonun kısmen feshi ile kefile başvurunun koşulları aynı değildir. Bazı hakların korunması, konkordato oylaması sırasında yapılan işlemler ve bildirimlerle bağlantılı olabilir.

Bu ayrım için Konkordatoda Kefilin Sorumluluğu yazısı ayrıca incelenebilir.

Rehinli alacaklılarla İİK m.308/h kapsamında yapılan özel yapılandırmalarda ise anlaşmanın ihlali için ayrı hükümler bulunur. Bu tür bir ödeme planının bozulması, adi alacaklıların kısmen fesih rejimiyle otomatik olarak aynı kabul edilmemelidir.

19. Hangi belgeler hazırlanmalıdır?

Konkordato taksitlerinin ödenmediği iddiası, düzenli bir belge dosyasıyla ortaya konulmalıdır. Belgelerin tarih sırasına dizilmesi, uyuşmazlığın anlaşılmasını kolaylaştırır.

Başlıca belgeler şunlardır:

  1. Tasdik kararı ve mahkemenin kabul ettiği nihai proje.
  2. Ödeme planı ve ilgili ekler.
  3. Gerekiyorsa kesinleşme kaydı.
  4. Alacak bildirimi ve alacağın dosyadaki durumunu gösteren kayıtlar.
  5. Sözleşme, fatura, teslim belgesi ve cari hesap dökümü.
  6. Taksitlere ilişkin banka hareketleri.
  7. İhtarlar, ödeme talepleri ve cevaplar.
  8. Varsa kayyım raporları.
  9. Önceki icra dosyası bilgileri.
  10. Kefalet, aval, ipotek ve diğer teminat belgeleri.

Ayrıca her taksit için “vade, ödenmesi gereken tutar, ödenen tutar, eksik tutar” sütunlarından oluşan bir hesap hazırlanmalıdır.

Bu çalışma, hem gereğinden fazla talepte bulunulmasını önler hem de borçlunun kısmi ödeme savunmasının denetlenmesini sağlar.

20. Başvuru ve kanun yolu süreleri nasıl değerlendirilir?

Kısmen fesih davasını açma süresi ile bu davada verilen karara karşı kanun yoluna başvurma süresi farklıdır.

İİK m.308/e’deki iki haftalık süre, taksidin ödenmediği günden başlayan bir fesih davası açma süresi değildir. Fesih talebi üzerine verilen hükmün tebliğinden itibaren istinaf; bölge adliye mahkemesi kararının tebliğinden itibaren de temyiz başvurusu için düzenlenmiştir.

7499 sayılı Kanun, bu süreleri on günden iki haftaya çıkarmıştır. Değişiklik, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır. Daha önceki kararlar için geçiş hükmü dikkate alınır. cdn.tbmm.gov.tr

Alacağın zamanaşımı, mühletin sürelere etkisi ve başka başvuru süreleri ise ayrıca hesaplanmalıdır. Fesih maddesinde aynı şekilde yazılmış kısa bir dava açma süresi bulunmaması, alacaklının sınırsız biçimde bekleyebileceği anlamına gelmez.

Sık sorulan sorular

Konkordato taksidi ödenmediğinde bütün borç hemen istenebilir mi?

Her durumda değil. Vadesi geçmiş taksidin tahsili ile konkordato öncesindeki alacak haklarına dönülmesi farklı taleplerdir. Proje ve fesih koşulları birlikte incelenmelidir.

Kısmen fesih için diğer alacaklıların onayı gerekir mi?

Kendisine proje uyarınca ifada bulunulmayan alacaklı, kendi hakkı bakımından başvurabilir. Bütün alacaklıların birlikte hareket etmesi zorunlu değildir.

Konkordatoya kabul oyu verdiysem fesih isteyebilir miyim?

Projeye kabul oyu verilmesi, daha sonra proje uygulanmadığında kanuni başvuru yollarından yararlanmayı kendiliğinden engellemez.

Bir taksit geç ödendiğinde dava mutlaka kabul edilir mi?

Hayır. Gecikmenin koşulları, yapılan ödeme, proje hükümleri ve talebin mevcut durumu değerlendirilir. Tek bir olgudan kesin dava sonucu çıkarılamaz.

Kısmen fesih kararı şirketin iflası anlamına gelir mi?

Kısmen fesih ile iflas aynı sonuç değildir. İflasa ilişkin şartlar ve ayrı hukuki dayanaklar değerlendirilmelidir.

Alacağım projede kabul edilmediyse ne yapmalıyım?

Alacağın varlığı veya miktarı çekişmeliyse, çekişmeli alacaklara ilişkin başvuru yolları ayrıca incelenmelidir. Bu konu için Konkordatoda Alacağım Reddedildi Ne Yapmalıyım? yazısına bakılabilir.

Savcılığa şikâyet etmek tahsilat sağlar mı?

Ödeme yapılmaması tek başına suç işlendiğini göstermez. Suç şüphesi oluşturan ayrı somut olgular varsa ceza süreci değerlendirilebilir; ancak şikâyet, alacak takibinin veya fesih davasının yerine geçmez.

Sonuç

Konkordato taksitlerinin ödenmemesi hâlinde alacaklının ilk işi, tasdik edilmiş ödeme planıyla gerçekleşen tahsilatları karşılaştırmaktır. Alacağın kapsamı ve vadesi doğru belirlenmeden takip veya fesih yolunun seçilmesi yeni uyuşmazlıklar doğurabilir.

Vadesi gelen proje alacağının tahsili, konkordatonun alacaklı bakımından kısmen feshi ve kötü niyet nedeniyle tamamen fesih farklı hukuki yollardır. Başvuru, ulaşılmak istenen sonuca göre hazırlanmalıdır.

Teminatların durumu, eski takip dosyaları, yapılan ödemeler ve borçlunun tahsil edilebilir malvarlığı birlikte değerlendirilmelidir. Bir kararın alınmasıyla paranın fiilen tahsil edilmesi aynı aşama değildir.

 

Kaynakça

  1. Adalet Bakanlığı — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Özellikle m.306, 308/b, 308/c, 308/ç, 308/d, 308/e, 308/f ve 308/h.
  2. TBMM — 7101 sayılı Kanun’un kabul edilen metni: Konkordato hükümlerinin düzenlenmesi.
  3. TBMM — 7499 sayılı Kanun’un kabul edilen metni: m.37/1-e ve geçici m.1, kanun yolu süreleri ve geçiş düzenlemesi.
  4. TBMM — 7499 sayılı Kanun’un kabul ve Resmî Gazete bilgileri: 12 Mart 2024 tarihli, 32487 sayılı Resmî Gazete.

 

Kaynak URLÖnerilen doğal anchor metniHedef URL
Müşterim Konkordato İlan Ettikonkordato taksitleri ödenmediğinde alacaklının başvuru yollarıhttps://www.iltanekmekcioglu.com/konkordato-taksitleri-odenmezse/
Konkordatoda Kefilin Sorumluluğuödeme planına uyulmaması ve konkordatonun kısmen feshihttps://www.iltanekmekcioglu.com/konkordato-taksitleri-odenmezse/
Konkordato Kanun Yoluna Başvuru ve Usulükonkordatonun kısmen feshi ve ödenmeyen taksitlerin tahsilihttps://www.iltanekmekcioglu.com/konkordato-taksitleri-odenmezse/

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Sözleşmeler, konkordato projesi, tasdik kararı, ödeme belgeleri, teminatlar ve ilgili yasal belgeler görülmeden somut uyuşmazlık hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

Alacak Tahsiliİcra TakibiİİK 308/e.konkordatokonkordato taksitlerikonkordato taksitleri ödenmezsekonkordatonun kısmen feshikonkordatonun tamamen feshiödeme planı
Önceki yazı
Konkordatoda Kefilin Sorumluluğu
Sonraki yazı
Tapum İptal Edildi: Devletten Tazminat Alabilir miyim?