Vekil Evimi Sattı, Parayı Vermiyor: Hesap ve İade Talebi

Vekâlet verdiğiniz kişi evinizi satıp bedeli tahsil ettiği hâlde size aktarmıyorsa, yaptığı işlemlerin hesabını ve sizin hesabınıza aldığı paranın verilmesini isteyebilirsiniz. Türk Borçlar Kanunu’nun 508. maddesi bu iki yükümlülüğü birlikte düzenler. Önce paranın gerçekten kime ödendiği, vekilin tahsil yetkisi ve aranızdaki ödeme anlaşması belirlenmelidir. Alıcının hiç ödeme yapmadığı durumla, parayı alan vekilin size vermediği durumun muhatabı ve talebi aynı değildir.
Bu rehber, Türkiye’deki konut veya arsa satışını bir yakınına ya da başka bir kişiye yaptıran malikin hesap ve para talebine odaklanır. Avukatlık ücretine özgü hükümler, ticari mal komisyonculuğu ve satışın geçersizliğine dayanan tapu davaları ayrı değerlendirme gerektirir. Hiç vekâlet vermediyseniz sahte vekâletnameyle yapılan satışa karşı tapu davası bu ayrımın bir örneğidir. Burada kullanılan “vekil”, yalnız avukatı değil, sizin adınıza işlemi üstlenen kişiyi ifade eder.
Satış bedelini alıcıdan mı, vekilden mi istemelisiniz?
Tapu devrinin yapılması, satış parasının vekilin hesabına geçtiğini tek başına göstermez. Satış sözleşmesini, resmî senetteki ödeme açıklamasını, banka hareketlerini ve varsa tahsil makbuzunu birlikte inceleyin. Vekâletnamede satış ve bedeli alma yetkisinin bulunup bulunmadığını da kontrol edin.
| Belirlenen durum | Öncelikle incelenecek talep |
|---|---|
| Alıcı, bedeli tahsile yetkili vekile ödemiş; vekil size aktarmamış. | Vekile karşı hesap verme ve alınan paranın teslimi. Aynı bedeli alıcıdan ikinci kez istemeden önce ödemenin borcu sona erdirip erdirmediği denetlenir. |
| Alıcı henüz ödeme yapmamış. | Alıcıya karşı satış bedeli alacağı. Vekilin ayrıca talimata veya özen borcuna aykırılığı varsa bunun doğurduğu zarar ayrı hesaplanır. |
| Bedelin bir bölümü vekile, bir bölümü doğrudan size ödenmiş. | Her ödeme tarih ve tutarıyla ayrılır. Vekilden istenecek bakiye, sizin zaten aldığınız tutarı içermez. |
| Para, vekilin söylediği başka bir kişinin hesabına gönderilmiş. | Hesap sahibinin kimliği, yönlendirme mesajı, tahsil yetkisi ve paranın sonraki hareketi araştırılır. Hesabın üçüncü kişiye ait olması vekilin sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz. |
Alıcının ödeme yapmadığı anlaşılırsa tapu devrinden sonra ödenmeyen satış bedeli için alıcıya yöneltilebilecek yollar ayrıca önem kazanır. Vekilin tahsil ettiği para üzerindeki borcunu, alıcının satış borcuyla karıştırmayın. Yetkili temsilin sonuçları TBK m.40, vekilin hesabı ve teslim borcu ise m.508 çerçevesinde incelenir.
Hesap istemek için vekili önce azletmek gerekir mi?
Hayır. TBK m.508, hesap verme yükümlülüğünü vekâletin sona ermesine bağlamaz. İş devam ederken de hangi işlemin yapıldığını, ne kadar para alındığını ve nereye harcandığını sorabilirsiniz. Vekilin işi ücretsiz yapması veya aileden biri olması da hesap ve teslim borcunu ortadan kaldırmaz.
Vekâletname, üçüncü kişiler önündeki yetkiyi gösterir. Aranızdaki işin nasıl yürütüleceğini belirleyen sözleşme ve talimatlar ise iç ilişkiyi açıklar. Vekâletnamede geniş yetki bulunması, vekile satış parasını kendi malı gibi kullanma hakkı vermez. Buna karşılık paranın belirli borçlarınıza ödenmesi veya belli bir tarihte aktarılması konusunda gerçek bir anlaşma varsa hesabın o anlaşmaya göre incelenmesi gerekir.
Hesap talebinde taşınmazı ve satış tarihini tanımlayın. Alıcının adı, toplam satış bedeli, ödeme tarihleri, tahsilat hesapları, giderler ve size yapılan ödemelerin belgeleriyle açıklanmasını isteyin. Yalnız “hesap kapandı” şeklindeki bir cevap, hangi paranın hangi işleme karşılık geldiğini göstermiyorsa uyuşmazlığı çözmez. Temel düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502, 505, 506 ve 508. maddeleridir.
Hangi belge neyi kanıtlar?
| Belge veya kayıt | Hesapta aydınlattığı nokta |
|---|---|
| Vekâletname ve sonraki yetki değişiklikleri | Hangi taşınmaz için hangi işlem ve tahsil yetkisinin verildiğini gösterir. Tek başına fiilî tahsilatı ispatlamaz. |
| Tapu resmî senedi, işlem tarihi ve yevmiye bilgisi | Satışı, tarafları, beyan edilen bedeli ve ödeme açıklamasını belirler. Alıcıdan alınmış görünen bedelin size aktarıldığını ayrıca araştırmak gerekir. |
| Banka dekontları ve ayrıntılı hesap hareketleri | Göndereni, alıcı hesabı, tarihi, tutarı ve açıklamayı ortaya koyar. Ekran görüntüsüyle yetinmeden bankanın kayıtlarını koruyun. |
| İmzalı talimatlar, mesajlar ve e-postalar | Ödeme günü, gider izni, tahsilat kabulü ve üçüncü kişiye ödeme talimatını gösterebilir. Konuşmanın tamamı, tarihleri ve asıl elektronik kayıt saklanmalıdır. |
| Gider makbuzları, faturalar ve ödeme belgeleri | Masrafın gerçekten yapıldığını, miktarını, hangi işle ilgili olduğunu ve kimin ödediğini denetlemeye yarar. |
| Vekilin size ödeme yaptığını ileri sürdüğü makbuz veya dekont | İade savunmasını sınar. Başka borca ilişkin bir transferin bu satış hesabına yazılıp yazılmadığı kontrol edilir. |
Vekâlet ilişkisini ve talebinizin dayandığı tahsilatı ortaya koymanız gerekir. Vekil “parayı size ödedim” veya “talimatınızla borcunuzu kapattım” diyorsa bu savunmasının dayanaklarını sunmalıdır. İspat yükü, ileri sürülen her olgu için HMK m.190’a göre ayrı değerlendirilir. Hesabınıza para gelmemesi, elden ödeme savunması bulunan bir dosyada tek başına bütün tartışmayı bitirmez.
Noterlik belgesinin sizde bulunmaması, ilişkinin başka kayıtlarla araştırılamayacağı anlamına gelmez. Ancak yazılı belge yokluğunu her zaman tanıkla gidermek de mümkün değildir. HMK m.200 ve devamındaki senetle ispat kuralları uygulanır. Karşı taraftan gelen ve işlemi muhtemel gösteren bir mesaj, m.202 kapsamında delil başlangıcı olabilir. Kardeşler, eşler veya altsoy ile üstsoy arasındaki işlemlerde m.203’teki istisnalar da incelenir. “Yakınımdı” ifadesi, kanunda sayılmayan her akrabalığı otomatik istisnaya dönüştürmez.
Vekilin banka hesabına doğrudan erişiminiz yoksa bankadan başkasının hesap dökümünü alamamanız talebin sona erdiği anlamına gelmez. Davada banka, hesap, tarih aralığı ve işlemin uyuşmazlıkla ilişkisi belirtilerek kayıtların getirtilmesi istenebilir. Vekilin elindeki belgeler için HMK m.219 ve 220, üçüncü kişi veya kurum kayıtları için m.221 uygulanır. Belgenin verilmemesinin sonucu mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır; her ret otomatik olarak davayı kazandırmaz.
“Masraf yaptım, ücretim var” denilerek para tutulabilir mi?
Vekilin yaptığı her harcama sizin borcunuz değildir. TBK m.510 kapsamında vekâletin gereği gibi yerine getirilmesi için yaptığı giderler ve verdiği avanslar incelenir. Satışla ilgisiz kişisel harcamalar, belgesiz toplu rakamlar ve zaten sizin ödediğiniz giderler ayrı tutulmalıdır. Vekilin ücret talebi için de sözleşme veya teamülün, yani o işte yerleşmiş ücret uygulamasının bulunup bulunmadığına bakılır (TBK m.502).
Önce brüt tahsilatı gösteren bir hesap çıkarılmalı, ardından her gider ve önceki ödeme ayrı satırda açıklanmalıdır. Bir ücret alacağının bulunması ile eldeki bütün satış parasını süresiz tutabilmek farklı konulardır. Takas, karşılıklı borçların koşulları varsa birbirini karşılamasıdır. TBK m.139 ve 143 yanında, tevdi edilmiş veya haksız biçimde alıkonulmuş eşya ya da bedeline ilişkin alacaklarda rıza arayan m.144 de kontrol edilmelidir. “Senden alacağım var” açıklaması, tek başına bütün kesintileri geçerli kılmaz.
Varsayımsal örnek: Alıcı vekile 3 milyon TL göndermiş, vekil size 2 milyon TL aktarmış ve kalan 1 milyon TL için “masraf ve emek karşılığı” demiş olsun. İnceleme, yalnız 1 milyon TL’nin eksik olmasına dayanmaz. Ücret anlaşması, giderlerin gerçekliği ve kesintiye ilişkin irade araştırılır. Siz vekile kalan tutarla bankadaki belirli borcunuzu kapatma talimatı vermiş ve o borç gerçekten ödenmişse, aynı tutarı tekrar istemenizin dayanağı değişir. Sonucu değiştiren belge, talimat ile o borcun ödendiğini gösteren kayıttır.
İhtarname nasıl bir talep içermeli?
İhtar, hangi parayı hangi nedenle istediğinizi ve talebin vekile ne zaman ulaştığını ortaya koyar. Adi vekâlet ilişkisinde her hesap talebinin noter aracılığıyla yapılması zorunlu değildir; noter bildirimi içerik ve tebliğ tarihinin ispatını kolaylaştırır. Tacirler arasındaki temerrüt bildirimlerinde TTK m.18/3’ün özel bildirim yolları ayrıca gözetilir.
- Satılan taşınmazı, vekâletnameyi ve satış işlemini açıkça tanımlayın.
- Tahsil edilen tutarları, bilmediğiniz işlemleri ve eksik belgeleri ayrı gösterin.
- Belgeli hesabın verilmesini ve belirlenen bakiyenin belirtilen hesaba ödenmesini isteyin.
- Ödeme için bir süre veriyorsanız bunun başlangıcını ve sonunu anlaşılır yazın. Her dosyada uygulanacak kanuni bir “yedi günlük ihtar süresi” bulunduğunu varsaymayın.
- Faiz ve diğer talepleri, dayandıkları tarih ve olgularla birlikte belirtin; bildirimin ulaştığına ilişkin kaydı saklayın.
TBK m.508/2, tesliminde gecikilen paranın faizini de düzenler. Faizin başlangıcı belirlenirken kararlaştırılan ödeme günü, tahsilat tarihi, teslim borcunun istenebilirliği ve gerekiyorsa ihtar birlikte değerlendirilir. TBK m.117’deki temerrüt koşulları gözden geçirilmeden her dosyada satış gününden faiz yürütüleceği söylenemez. Faiz oranı da sözleşme, alacağın niteliği ve ilgili dönem mevzuatına göre hesaplanmalıdır.
Dava mı açılır, icra takibi mi yapılır?
Belgelerle belirlenmiş ve ödeme zamanı gelmiş para alacağı için dava veya uygun icra yolu değerlendirilebilir. Yalnız hesap verilmesini istemekle, belirli bir tutarın ödenmesine hükmedilmesini istemek aynı talep değildir. Dilekçede hangi işlemlerin hesabının istendiği, hangi kayıtların getirtilmesi gerektiği ve hangi paranın tahsilinin talep edildiği açık olmalıdır.
Tutar bilinmiyorsa nasıl hareket edilir?
Önce ulaşılabilen tahsilat ve ödeme kayıtlarıyla asgari uyuşmazlık belirlenir. Bölünebilir para alacağında HMK m.109’daki kısmi dava seçeneği incelenebilir. Güncel düzenleme, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere delillerin incelendiği tahkikat aşaması bitene kadar talebin artırılmasına imkân verir ve artırılan kısım bakımından da zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılmasını düzenler. Talep artırımı, harç ve usul işlemleri takip edilmelidir.
Eski internet metinlerindeki belirsiz alacak davası açıklamalarını doğrudan kullanmayın. 7589 sayılı Kanun’un 19, 20, 26. maddeleri ve geçici 1. maddesinin 10. fıkrası uyarınca HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılmış davalar için eski madde uygulanmaya devam eder. Yeni dava ile daha önce açılmış dosyanın usulü bu nedenle ayrılmalıdır.
Genel haciz yoluyla takibe itiraz edilirse ne olur?
Rehinle güvence altına alınmamış adi para alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız takipte, borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresindeki itiraz, itiraz edilen kısım yönünden takibi durdurur. Bu yedi gün, sizin vekile göndereceğiniz ihtarın süresi değildir.
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde görevli mahkemede itirazın iptali davasını değerlendirebilir. İİK m.68’de sayılan nitelikte bir belge varsa altı ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yolu da gündeme gelebilir. Noter vekâletnamesi yalnız yetkiyi gösteriyorsa, tek başına borç ikrarı içeren belge yerine geçmez. Bir yıllık süre geçirilirse genel hükümlerle alacak davası hakkı saklıdır; fakat alacağın zamanaşımı ayrıca gözetilir. İlgili kurallar İcra ve İflas Kanunu m.50, 58, 62, 66, 67 ve 68’de yer alır.
Hangi mahkeme görevlidir, önce arabulucuya gidilir mi?
Bir malikin özel işini üstlenen yakınına karşı, ticari veya tüketici işlemi niteliği taşımayan hesap ve para talebinde genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Sırf vekâlet uyuşmazlığı olması nedeniyle genel bir zorunlu arabuluculuk şartı bulunmaz. Taraflar isterlerse anlaşma amacıyla arabuluculuğa başvurabilir.
Vekâlet hizmeti mesleki veya ticari faaliyet kapsamında bir tüketiciye sunulmuşsa 6502 sayılı Kanun m.3, 68, 73 ve 73/A uyarınca tüketici yolu araştırılır. Başvuru yılındaki parasal sınır içinde tüketici hakem heyeti, bunun dışındaki tüketici davalarında ise kural olarak dava öncesi arabuluculuk ve tüketici mahkemesi gündeme gelir. Hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar ile heyet kararlarına itirazlar için dava şartı arabuluculuk istisnası vardır. Uyuşmazlığın konusu yalnız satış parasının verilmesiyse, taşınmazla bağlantı kurulması onu kendiliğinden taşınmazın aynına ilişkin davaya dönüştürmez.
Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir uyuşmazlıkta ise TTK m.4 ve 5 uyarınca ticari dava ve asliye ticaret mahkemesi değerlendirilir. Konusu para olan ticari alacak ve itirazın iptali davalarında m.5/A kapsamındaki arabuluculuk dava şartıdır. Vekilin tek başına tacir olması, her kişisel vekâlet ilişkisini otomatik olarak ticari dava yapmaz.
Yalnız para ve hesap talebinde genel yetkili yer, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeridir; sözleşmenin ifa yeri de HMK m.10 kapsamında değerlendirilir. Taşınmazın bulunduğu yer, bu para davasının her durumda tek yetkili yeri değildir. Taraflardan biri yurt dışındaysa tebligat, milletlerarası yetki ve uygulanacak hukuk ayrıca incelenir; bu rehberdeki iç hukuk yolu yabancı unsurlu dosyaya doğrudan taşınmamalıdır.
Zamanaşımı hangi tarihten hesaplanır?
Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklarda TBK m.147/5, beş yıllık zamanaşımı öngörür. Başlangıç bakımından m.149’daki muacceliyet, yani alacağın istenebilir hâle gelmesi esas alınır. Vekâletnamenin düzenlendiği gün, satış günü, tahsilat günü ve kararlaştırılan teslim günü farklı olabilir. Sadece vekâletnamenin tarihine beş yıl ekleyerek sonuç çıkarılmamalıdır.
Hesabın işin sonunda mı yoksa her tahsilattan sonra mı kapatılacağı, iade için ayrıca vade kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ve vekâlet ilişkisinin ne zaman sona erdiği belgelenmelidir. İstenebilirlik bir bildirime bağlıysa TBK m.149/2, bildirimin yapılabileceği günü esas alır. Böyle bir durumda hiç ihtar göndermeyerek süreyi sınırsız erteleyebileceğinizi düşünmeyin.
Salt ihtarname göndermek zamanaşımını kesen bir işlem değildir. Borcun kabulü, koşullarına göre kısmi ödeme, dava veya icra takibi TBK m.154 bakımından önem taşır. Dava şartı arabuluculukta büroya başvuru ile son tutanak arasındaki süre hesaba katılmaz. İhtiyari arabuluculukta ise sürenin başlangıcı, yalnız ilk telefon görüşmesine göre değil 6325 sayılı Kanun m.16’daki başlangıç koşullarına göre belirlenir.
Zamanaşımı, hâkimin kendiliğinden uyguladığı bir hak düşürücü süre değildir; borçlunun ileri sürmesi gerekir (TBK m.161). Bununla birlikte gecikmek delile ulaşmayı ve tahsili güçleştirebilir. 1 Temmuz 2012 öncesindeki işlemler veya o tarihten önce başlamış süreler için 6101 sayılı Kanun’un 1 ve 5. maddelerindeki geçiş kuralları da incelenmelidir.
Yeni işlemler ve tahsilat riski nasıl önlenir?
Vekilin başka işlemler yapmasını istemiyorsanız temsil yetkisinin geri alınması ile mevcut hesabın kapatılmasını ayrı ele alın. TBK m.42 ve 512 çerçevesinde yetkinin geri alınması ve vekâletin sona erdirilmesi mümkündür; uygun olmayan zamanda sona erdirmenin zarar sonucu ayrıca değerlendirilebilir. Yetkiyi daha önce bildirdiğiniz üçüncü kişilere geri almayı da bildirmek, yetki belgesinin iadesini istemek ve yeni işlem ihtimali bulunan kurumları haberdar etmek önemlidir. Azil, daha önce tahsil edilmiş parayı kendiliğinden hesabınıza döndürmez.
Vekâlet veren ölmüşse hesap talebi ve alacak mirasın parçası olarak değerlendirilir. Miras ortaklığı sürdüğü sürece bir mirasçının tüm bedelin kendi hesabına ödenmesini istemesiyle, bütün mirasçılar veya yetkili temsilci adına talepte bulunulması aynı değildir. Mirasçılık belgesi, temsil yetkisi ve paylaşım durumu kontrol edilir. TMK m.640 uyarınca her mirasçı tereke haklarının korunmasını isteyebilir; korumadan bütün mirasçılar yararlanır. Bir mirasçının başvurusuyla sulh hukuk mahkemesinden miras ortaklığına temsilci atanması da istenebilir. İşlemin ölümden önce mi sonra mı yapıldığı da belirlenmelidir. Vekâlet verenin ölümünden sonra yetkinin durumu bu ayrı sorunun devamıdır.
Vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış para alacağının tahsilini korumak için, alacağı gösteren delillerle ihtiyati haciz istenebilir. Bu, dava bitmeden uygulanan geçici bir malvarlığı korumasıdır. İİK m.257 ve 258’deki şartlar gösterilmeli; m.259 uyarınca kural olarak teminat düşünülmelidir. Vadesi gelmemiş alacakta ise yerleşim yerinin bulunmaması veya kanunda belirtilen mal kaçırma davranışları gibi ek şartlar aranır.
İhtiyati haciz alınırsa karar tarihinden itibaren on gün içinde infazının istenmesi gerekir. Dava veya takipten önce uygulanan hacizde, uygulama tarihinden; haciz yokluğunuzda yapılmışsa tutanağın size tebliğinden itibaren yedi günlük tamamlayıcı dava veya takip süresi bulunur. İhtiyati haczi tamamlayan takipte borçlu itiraz ederse, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazın kaldırılması istenmeli veya dava açılmalıdır. Kaldırma talebi reddedilirse kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi günlük dava süresi vardır. Dava sırasında konulan hacizde veya süresinde alacak davası açıldığında, esas hakkındaki hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde takip istenmelidir (İİK m.264). Bu özel süreler, ihtiyati haciz bulunmayan sıradan takibin bir yıllık ve altı aylık yollarıyla karıştırılmamalıdır. Dava şartı arabuluculukta 6325 sayılı Kanun m.18/A/16 uyarınca büroya başvuru ile son tutanak arasındaki sürede İİK m.264’teki dava açma süresi işlemez. Kararı almakla yetinmek korumayı kaybettirebilir.
Dava sonunda ne elde edilebilir, giderler nasıl değerlendirilir?
İncelemede tahsilat, yapılan ödemeler ve geçerli giderler belirlenir. Mahkeme, ispatlanan ve talep edilen bakiye ile koşulları oluşan faiz yönünden tam veya kısmi kabul kararı verebilir; alacağın ya da sorumluluğun kanıtlanamayan kısmını reddedebilir. Hesap verilmesi ile ödeme hükmünün kapsamı farklı olduğundan, talep sonucu buna uygun kurulmalıdır. Bir alacak hükmü alınması, borçlunun ödeme gücü bulunmadığında aynı gün tahsilat sağlanacağını göstermez.
Harç, gider avansı, tebligat ve gerektiğinde bilirkişi gideri hesaba katılmalıdır. Genel kurala göre yargılama giderleri haksız çıkan tarafa yükletilir; kısmi kabulde haklılık oranına göre paylaştırılabilir. Tüketici yolundaki harç muafiyeti gibi özel hükümler ayrıca uygulanır. Tutarlar başvuru tarihi ve dava değerine bağlı olduğundan sabit bir masraf rakamı üzerinden plan yapılmamalıdır.
Kanun yolu açık bir ilk derece kararına karşı istinaf süresi, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345). Kararın kesin olup olmadığı, ilgili parasal sınır ve geçiş hükümleriyle kontrol edilir. Temyize açık bölge adliye mahkemesi kararlarında da tebliğden itibaren iki haftalık süre vardır; her istinaf kararı temyize açık değildir. Bu çerçeve HMK m.341, 345, 361 ve 362 kapsamında değerlendirilir.
İlk adım: Para hareketini satış belgesiyle eşleştirin
Vekilin satış bedelini vermemesi sorununda önce satış, tahsilat ve size yapılan ödemeleri tarih sırasına koyun. Ardından belgeli hesabı ve bakiyeyi isteyin. Hesap tartışmalıysa hangi kaydın kimden getirtilmesi gerektiğini belirleyin; yetkinin geri alınması, alacak talebi ve acil koruma ihtiyacını birlikte planlayın. Yeni ödeme sözü alınmış olması, zamanaşımı ve icra dosyasındaki sürelerin kontrolünü gereksiz kılmaz.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Talebin kapsamı; vekâletname, talimatlar, tahsilat kayıtları, tarafların sıfatı ve işlem tarihleri üzerinden belirlenir.
Mevzuat kontrol tarihi: 3 Kasım 2026. Yukarıdaki bağlantılara ek olarak görev ve başvuru ayrımlarında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4, 5, 5/A ve 18, 6502 sayılı Kanun m.3, 68, 73 ve 73/A, süre etkisinde 6325 sayılı Kanun m.16, 18/A ve 18/B, miras ortaklığında Türk Medeni Kanunu m.599 ve 640 esas alınmıştır.

