Kiracı İşyerindeki Malları Götürüyor: Kiraya Verenin Hapis Hakkı
Kiracı işyerindeki malları götürüyorsa, kira alacağınızı korumak için kiraya verenin hapis hakkı kapsamında icra dairesinden defter tutulmasını ve koşulları varsa malların alıkonulmasını isteyebilirsiniz. Ancak kira borcunun bulunması, dükkânın kilidini değiştirmenize veya içerideki makineleri kendiniz satmanıza izin vermez. Önce hangi alacağın ve hangi eşyanın kanuni güvenceye girdiği belirlenmelidir.
Özellikle yüksek bedelle kiralanan mağaza, restoran, atölye ve üretim tesislerinde taşınma başladıktan sonra gecikmek tahsil imkânını azaltabilir. Buna karşılık üçüncü kişilere ait veya haczedilemeyen mallara yönelmek de yeni uyuşmazlıklar yaratır. Doğru başvuru; kira hesabı, eşya listesi, mülkiyet belgeleri ve taşınma tarihinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Bu rehber, kira alacağını güvenceye almak isteyen kiraya verenler içindir. Hukuki dayanak, Türk Borçlar Kanunu’nun 336–338. maddeleri ile İcra ve İflas Kanunu’nun 270–271. maddeleridir. Mevzuat kontrol tarihi: 23 Ekim 2026.
Kiraya verenin hapis hakkı nedir?
Hapis hakkı, belirli bir alacağın ödenmesini güvenceye alan ve koşulları gerçekleştiğinde eşyanın paraya çevrilmesine imkân sağlayan hukuki bir güvencedir. Buradaki “hapis”, bir kişinin özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelmez. Konu, taşınır malların kira alacağı için güvence oluşturmasıdır.
TBK m.336 uyarınca taşınmaz kiralarında, kiralananda bulunan ve o yerin döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar bu hakkın kapsamında olabilir. Hak, kanuni şartlara bağlıdır; her eşya için ayrı bir rehin sözleşmesi yapılmış olması aranmaz. Bununla birlikte hakkın korunması ve takibi resmî başvuru gerektirir.
Kiraya veren, yalnız mülkün sahibi olduğu gerekçesiyle işyerindeki malların da sahibi olmaz. Aynı şekilde kiracının ödeme güçlüğü, mallar üzerindeki mülkiyetini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hapis hakkı bu iki mülkiyet alanını değiştirmeden, kira alacağı bakımından sınırlı bir güvence sağlar.
Hangi kira alacakları güvenceye girer?
Kanun, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelini esas alır. Bu sınır, geçmişteki bütün kira borçlarının ve sözleşmenin kalan bütün yıllarına ait bedellerin aynı güvenceye girdiği anlamına gelmez. Alacağın dönemi, ödeme kayıtları ve kira sözleşmesinin devamı incelenmelidir.
Özellikle “altı aylık kira” ifadesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kanuni güvence kapsamı ile henüz ödeme günü gelmemiş bir borcun hemen tahsil edilebilmesi farklı konulardır. Hapis hakkının bulunması, gelecekteki bütün kira taksitlerini kendiliğinden muaccel hâle getirmez.
Kira hesabı hazırlanırken aylık bedel, ödeme tarihi, banka ödemesi, mahsup edilen tutar ve kalan bakiye ayrı sütunlarda gösterilebilir. Depozito veya başka bir teminat varsa, bunun hukuken hangi alacağa uygulanabildiği ayrıca belirlenmelidir. Aynı borcun hem tahsil edilmiş hem de açık borç olarak gösterilmesi önlenmelidir.
Taşınmaza verilen zarar, cezai şart, ortak gider ve benzeri kalemler de kira bedeliyle gelişigüzel birleştirilmemelidir. Her kalemin hukuki dayanağı ve güvence kapsamı ayrı incelenir. Bir alacağın hapis hakkı kapsamında olmaması, başka bir yolla ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez.
İşyerindeki hangi mallar üzerinde hapis hakkı kullanılabilir?
Bir eşyanın kiralanan yerde bulunması ilk inceleme noktasıdır. Bunun yanında eşyanın kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayıp yaramadığı, kime ait olduğu ve haczinin mümkün bulunup bulunmadığı araştırılır. “İçeride ne varsa tutulur” biçimindeki yaklaşım kanunun sınırlarını aşar.
İşletmede kullanılan mobilya, tezgâh, cihaz ve makineler bakımından bu şartlar değerlendirilebilir. Buna karşılık işletmede geçici olarak bulunan, müşteriye ait olan veya teslim için bekleyen mallar ayrı dikkat gerektirir. Ticari stokların kapsamı da eşyanın işletmeyle ilişkisi ve somut kullanım biçimi üzerinden incelenmelidir.
Başvuruda eşyanın yalnız adı yazılmamalıdır. Marka, model, seri numarası, yaklaşık adet, bulunduğu bölüm ve varsa fotoğraf gibi ayırt edici bilgiler verilmelidir. Böylece deftere kaydedilen mal ile daha sonra taşındığı ileri sürülen mal arasında bağlantı kurulabilir.
Alacağın miktarı ile korunması istenen malların değeri arasında da ölçü bulunmalıdır. TBK m.338, alacağı güvence altına almaya yetecek miktardaki taşınırın alıkonulmasını düzenler. Borçla ilgisiz ölçüde geniş bir müdahale, özellikle işletmenin faaliyetini etkiliyorsa, ayrıca uyuşmazlık doğurabilir.
Haczedilemeyen mallar için durum farklı mı?
Evet. TBK m.336, kiracının haczedilemeyen mallarını kapsam dışında bırakır. İcra ve İflas Kanunu’nun haczedilmezliğe ilişkin hükümleri, malın niteliği ve borçlunun durumu bakımından değerlendirilmelidir. Bir eşyanın işyerinde kullanılması, onun mutlaka haczedilebilir veya mutlaka haczedilemez olduğu anlamına gelmez.
Özellikle kişisel mesleki faaliyetle şirket işletmesinin durumu aynı varsayımlarla değerlendirilmemelidir. Başvuru hazırlanırken haczedilmezlik iddiası çıkabilecek eşyaların ayrılması, gereksiz masrafı ve sonradan işlemin kaldırılması riskini azaltır.
Makine başkasına aitse kiraya veren alıkoyabilir mi?
Üçüncü kişilerin hakları TBK m.337’de özel olarak korunur. Kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği eşya üzerindeki üçüncü kişi hakları, hapis hakkından önce gelir. Çalınmış, kaybolmuş veya malikinin elinden başka biçimde iradesi dışında çıkmış eşya için de özel koruma vardır.
Bu nedenle finansal kiralama, makine kiralama, emanet, konsinye veya servis ilişkisiyle işyerine bırakılmış malların belgeleri önemlidir. Yalnız kiracının “bunlar benim değil” demesiyle inceleme bitmez; fakat bu iddia hiç dikkate alınmadan işlem yapılması da doğru değildir.
Fatura, sözleşme, teslim tutanağı, ödeme kaydı ve seri numarası eşleştirmesi birlikte değerlendirilebilir. Kiraya verenin eşyanın başkasına ait olduğunu ne zaman öğrendiği de önem taşır. Kanun, kira ilişkisi sürerken öğrenilen üçüncü kişi mülkiyeti bakımından en yakın fesih dönemine bağlı özel bir sonuç öngörür.
Üçüncü kişi malına ilişkin böyle bir uyuşmazlık ortaya çıktığında kira sözleşmesini düşünmeden feshetmek de uygun değildir. Hapis hakkının korunması ile kira ilişkisinin devamı ayrı ekonomik sonuçlar doğurur. Fesih imkânı, süre ve bildirimin geçerliliği somut sözleşme üzerinden incelenmelidir.
Alt kiracının malları da kapsama girebilir mi?
Kanun, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da belirli sınırla kapsar. Bu sınır, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcudur. Asıl kiracının borcunun tamamı, alt kiracının mallarına sınırsız biçimde yüklenemez.
Bu durumda iki kira ilişkisi ayrı ayrı incelenir. Alt kiracının yaptığı ödemeler, borcun dönemi ve malların aidiyeti belirlenmelidir. Aynı adreste faaliyet gösteren herkesin aynı borçlu olduğu varsayımıyla hareket edilmemelidir.
Kiracı malları götürmeden önce nereye başvurulur?
İİK m.270, daha önce icra takibi yapılmamış olsa bile hapis hakkının geçici olarak korunması için icra dairesinin yardımının istenebilmesini düzenler. TBK m.338 ise koşulları bulunan eşyanın sulh hâkiminin veya icra müdürünün kararıyla alıkonulmasını öngörür. Seçilen başvuru, istenen korumaya göre hazırlanır.
Başvuruda kira ilişkisi ve ödenmeyen bedeller açıklanmalı; malların hangi adreste bulunduğu ve taşınma tehlikesi somutlaştırılmalıdır. Sadece “kiracı güven vermiyor” demek yerine, hukuka uygun biçimde edinilmiş taşınma bildirimi, teslim yazışması veya nakliye hazırlığına ilişkin kayıtlar sunulabilir.
İcra dairesinden defter tutulması istenmesi, eşyanın kiraya verene mülkiyet olarak teslim edilmesi talebi değildir. Amaç, güvenceye konu olabilecek malların belirlenmesi ve kanuni korumanın sağlanmasıdır. Muhafaza ve sonraki satış işlemleri kendi usulüne tabidir.
Gecikmesinde tehlike bulunan hâller için İİK m.270’te kolluk yardımına ilişkin düzenleme de vardır. Ancak kolluğa haber vermek, kira alacağının kesinleşmesi veya bütün işlemlerin tamamlanması anlamına gelmez. Yetkili merciden alınacak karar ve sonrasında yapılacak takip birlikte planlanmalıdır.
Defter tutulduktan sonra hangi süre izlenir?
İcra dairesi, hapis hakkına konu eşyanın defterini yapar ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebinde bulunulması için kiraya verene uygun bir süre verir. İİK m.270’e göre bu süre on beş günü geçemez. Her olayda kendiliğinden tam on beş gün bulunduğu varsayılmamalıdır; dosyada verilen süre okunmalıdır.
Bu nedenle yalnız defter tutturup dosyayı bırakmak yeterli değildir. Takip talebinin hazırlanması, alacağın doğru gösterilmesi ve süresinde sunulması gerekir. Korumanın devamı bakımından tamamlayıcı işlemlerin eksik bırakılması, elde edilen güvencenin etkisini kaybetmesine yol açabilir.
Ödeme emri çıkarıldıktan sonra borçlunun itirazı ve bunun giderilmesi ayrı aşamalardır. Kira borcuna itiraz, hapis hakkına itiraz ve eşyanın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası aynı işlem değildir. Başvurulacak merci, belge türü ve takip dosyasının geldiği aşamaya göre belirlenir.
Takvim oluşturulurken karar tarihi, kararın öğrenilmesi veya tebliği, verilen sürenin başlangıcı ve son gün açıkça kaydedilmelidir. Genel internet bilgisine dayanarak takvim hesabı yapılması yerine, dosyadaki karar ve tebligat esas alınmalıdır.
Mallar gizlice veya zorla götürüldüyse ne yapılır?
TBK m.338, alıkoyma kararının konusu olan eşyanın gizlice veya zorla götürülmesi hâlinde, götürülme tarihinden başlayan on günlük süre içinde kolluk yardımıyla kiralanana geri getirilmesini düzenler. İİK m.271 de kaçırılan eşyanın takibine ilişkin özel hüküm içerir.
Bu süreyi yalnız kiraya verenin olayı öğrendiği tarihten başlatmak güvenli değildir. Eşyanın gerçekten ne zaman çıkarıldığı araştırılmalı; kamera kayıtlarının silinme ihtimali, nakliye belgeleri ve tanık bilgileri gecikmeden değerlendirilmelidir. Olayın tarihini belirsiz bırakmak başvuruyu zayıflatabilir.
Eşyanın götürüldüğü yeni adres biliniyorsa ilgili mercie bildirilmelidir. Kiraya verenin başka bir işyerine zorla girip makineyi geri alması uygun bir uygulama yolu değildir. Geri getirme işlemi, yetkili makamın kararı ve kanuni usul çerçevesinde yürütülmelidir.
Önceden alıkoyma kararı bulunmayan durumlarda, TBK m.338’deki düzenlemenin şartları ile İİK m.271’in uygulanma koşulları ayrıca incelenir. Her taşınma olayında aynı sonucun çıkacağı söylenemez. Üçüncü kişilerin hakları ve eşyanın sonradan el değiştirmesi de değerlendirmeyi etkileyebilir.
Kilit değiştirmek veya malları satmak neden doğru yol değildir?
Kira borcu bulunması, kiracının işyerine girişini kendiliğinden engelleme yetkisi vermez. Kilidin değiştirilmesi, elektriğin kesilmesi veya işletmenin fiilen kapatılması; kullanımın engellenmesi, zarar ve somut fiile göre ceza hukuku bakımından sorun yaratabilir.
Kiraya verenin hapis hakkı, eşya üzerinde serbest satış yetkisi de sağlamaz. Eşyanın paraya çevrilmesi gerekiyorsa ilgili icra usulü izlenir. Borca karşılık malın alınması konusunda anlaşılacaksa, malın mülkiyeti, değeri, tarafların yetkisi ve borcun ne ölçüde sona ereceği açıkça düzenlenmelidir.
Hukuka aykırı müdahale nedeniyle işletmenin zarara uğradığı ileri sürülürse, kiraya veren alacaklıyken tazminat talebinin muhatabı hâline gelebilir. Bu nedenle kira alacağını koruma amacı ile tahliye amacı birbirine karıştırılmamalıdır.
İşyerine girişin engellendiği durumlar için kiraya verenin işyerinin kilidini değiştirmesinin sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.
Hangi mahkeme görevli, hangi yer yetkilidir?
Kira ilişkisinden kaynaklanan alacak davalarında, HMK m.4 çerçevesinde genel görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Talep edilen tutarın yüksek olması veya her iki tarafın şirket olması, kira ilişkisinden doğan davayı kendiliğinden asliye ticaret mahkemesinin görevine sokmaz.
İcra müdürlüğünün işlemlerine karşı şikâyetler ile takibin devamına ilişkin özel başvurular ise icra mahkemesinin görev alanına girebilir. Defter tutulması talebi, alacak davası ve üçüncü kişinin eşya üzerindeki hakkını ileri sürmesi aynı başvuru olarak düşünülmemelidir.
Yetki bakımından borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, takip türüne ilişkin özel kurallar ve geçerli bir yetki sözleşmesinin bulunup bulunmadığı incelenir. Taşınmaz kiralanmış olması, bütün taleplerde yalnız taşınmazın bulunduğu yerin kesin yetkili olduğu sonucunu doğurmaz.
İstanbul’da bulunan bir mağaza veya Beyoğlu’ndaki bir işyeri için başvuru hazırlanırken de somut adresin yargı çevresi ile talep türü birlikte kontrol edilir. Büroyla yapılan görüşmenin yeri, görevli veya yetkili mahkemeyi belirleyen ölçüt değildir.
Arabuluculuk sonuçlanmadan koruma istenebilir mi?
6325 sayılı Kanun m.18/B, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasını düzenler; ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin kanuni istisna saklıdır. Ancak dava açmak, icra takibi başlatmak ve geçici hukuki koruma istemek birbirinden ayrılmalıdır.
Hapis hakkının geçici korunmasına yönelik başvuruların, arabuluculuk görüşmelerinin bitmesine kadar mutlaka bekletilmesi gerektiği kabul edilmemelidir. Eşyanın taşınma riski varsa, gerekli koruma ile arabuluculuk süreci birlikte planlanabilir. Sonradan açılacak esas davanın şartları ayrıca tamamlanır.
Arabuluculuk başvurusu yapıldı diye bütün icra sürelerinin durduğu varsayılmamalıdır. Özellikle defter sonrasında verilen takip süresi ve götürülen eşya bakımından kısa süreler ayrı takip edilmelidir. Somut süreye ilişkin durma veya uzama sonucu, dayanağı incelenmeden kabul edilmemelidir.
Anlaşma sağlanırsa ödeme takvimi kadar, malların hangi koşulda serbest bırakılacağı, dosya giderleri, mevcut teminat ve ödeme aksamasının sonucu da yazılmalıdır. Yalnız sözlü ödeme vaadine güvenilerek mevcut güvencenin kaldırılması, tahsil riskini artırabilir.
Hapis hakkı tahliye, haciz ve ihtiyati hacizden nasıl ayrılır?
Tahliye, kiralananın geri alınmasına yöneliktir. Hapis hakkının korunması ise belirli mallar üzerinden kira alacağının güvenceye alınmasını amaçlar. Birinin şartlarının oluşması diğerinin otomatik olarak gerçekleştiği anlamına gelmez.
Genel haciz, borçlunun haczedilebilir malvarlığına takip hükümleri çerçevesinde yönelir. Hapis hakkı ise belirli eşya ve belirli kira dönemleriyle sınırlıdır. İhtiyati haciz de para alacağı için kanuni şartlara bağlı ayrı bir geçici korumadır; her kira uyuşmazlığında kendiliğinden verilmez.
Hangi yolun seçileceği; mevcut teminatlara, borçlunun itiraz ihtimaline, malların değerine ve diğer alacaklıların işlemlerine bağlıdır. Aynı alacak için yürütülen işlemler arasında tahsilat bağlantısı kurulmalı ve mükerrer tahsilata yol açılmamalıdır. Takip türlerinin genel çerçevesi için icra ve iflas hukuku, üçüncü kişiye ait mallar için işyerine başkasının borcu nedeniyle haciz gelmesi, geçici korumaya ilişkin itirazlar için banka hesabına ihtiyati haciz konulması yazılarını inceleyebilirsiniz.
Kiracı konkordatodaysa veya iflas etmişse ne değişir?
Konkordato mühleti veya iflas, tek tek alacaklıların başvurularını etkileyen özel bir hukuki durumdur. Hapis hakkı ileri sürülmesi, mühlet kararlarının ve takip sınırlamalarının tamamen etkisiz kalacağı anlamına gelmez. Alacağın dönemi, güvencenin kapsamı ve mahkeme kararları incelenmelidir.
Özellikle kira borcunun mühlet öncesi veya sonrası doğması, malların başka bir teminata konu olması ve komiserin değerlendirmesi önem taşıyabilir. İflasta ise alacağın ve varsa güvence hakkının tasfiye sürecinde doğru bildirilmesi gerekir.
Bu durumlarda genel kira alacağı dilekçesiyle yetinilmemelidir. Konkordato ilan eden kiracının kira borcu ile hapis hakkının korunması birlikte değerlendirilerek, özel takip engellerine uygun yol seçilmelidir.
Başvuru dosyasında hangi belgeler bulunmalı?
Dosyanın başlangıcında kira sözleşmesi ve ekleri, kiraya veren ile kiracının doğru kimlik veya şirket bilgileri, ödeme dökümü ve taşınmaz adresi bulunmalıdır. Şirketin ticaret unvanı ile işyerinin tabeladaki adı farklı olabilir; borçlu yanlış gösterilmemelidir.
Eşya bakımından mevcut envanter, teslim tutanakları, fotoğraflar, seri numaraları ve mülkiyet iddiasını etkileyen belgeler hazırlanmalıdır. Kiraya verenin erişim yetkisi bulunmayan bir hesaba girmek veya işyerine izinsiz girerek kayıt almak, delil toplama yöntemi olarak kullanılmamalıdır.
Taşınma veya mal çıkarma bakımından tarihli yazışmalar, mevcut kamera kayıtlarının korunması talebi ve olayı gören kişilerin bilgileri önemlidir. Kayıtların kim tarafından, ne zaman ve hangi koşullarda elde edildiği açıklanabilmelidir.
Son bölümde varsa ihtarnameler, önceki takip numaraları, konkordato veya iflas kararları, mevcut haciz bilgileri ve yapılan tahsilatlar yer almalıdır. Düzenli dosya, aynı olayın farklı başvurularda çelişkili anlatılmasını önler ve talebin kapsamını görünür kılar.
Zamanaşımı, masraf ve tahsil ihtimali nasıl değerlendirilir?
Kira bedelleri için TBK m.147’de beş yıllık zamanaşımı öngörülür. Bunun başlangıcı ve kesilmesi, her alacak dönemi ile yapılan işlemlere göre incelenir. Bu genel süre, hapis hakkının geçici korunmasına ilişkin çok daha kısa sürelerin yerine geçmez.
Malların yaklaşık piyasa değeri ile icra satışında gerçekleşebilecek bedel aynı olmayabilir. Nakliye, muhafaza, değerleme ve satış giderleri; diğer hak sahiplerinin öncelikleri ve üçüncü kişi iddiaları tahsil edilecek net tutarı etkiler. Bu nedenle yalnız makinelerin satın alma faturalarına bakılarak kesin tahsil hesabı yapılmamalıdır.
Koruma kararı alınması da borcun tamamının kesin ödeneceği anlamına gelmez. Dosyanın ekonomik değerlendirmesinde beklenen tahsilat, yapılacak gider, malın değer kaybı ve alternatif ödeme anlaşmaları birlikte ele alınmalıdır. Hukuki adımlar bu veriler üzerinden sıralanmalıdır.
İki kısa örnek
Örnek 1: Restoran kiracısının birkaç aylık kira borcu vardır ve işletmede kullanılan kendisine ait ekipmanı başka yere taşıyacağını bildirir. Kiraya veren, borç dökümü ve eşya bilgileriyle kanuni koruma isteyebilir. Defter tutulması hâlinde, icra dairesinin verdiği süre içinde uygun takibe geçilmesi ayrıca gerekir.
Örnek 2: Atölyedeki makinenin finansal kiralama şirketine ait olduğunu gösteren sözleşme kiraya verene daha önce sunulmuştur. Makinenin içeride bulunması tek başına yeterli değildir. Üçüncü kişinin hakkı ve kiraya verenin bilgisi değerlendirilmeden, makinenin kira borcu için serbestçe alıkonulabileceği söylenemez.
Sık sorulan sorular
Kiraya verenin hapis hakkı için sözleşmede özel hüküm gerekir mi?
Kanuni şartları oluşan hak için sözleşmede ayrıca aynı hükmün yazılması zorunlu değildir. Ancak sözleşme, alacağın varlığı ve tarafların yaptığı düzenlemeler incelenmelidir. Hakkın kanundan doğması, resmî koruma ve takip işlemlerini gereksiz kılmaz.
Kira borcu varsa kiracının bütün mallarını tutabilir miyim?
Hayır. Kanun belirli kira dönemleri ve belirli taşınırlar için güvence tanır. Malın işyerindeki işlevi, haczedilebilirliği, aidiyeti ve alacağı karşılayacak miktar dikkate alınır.
Defter tutulması malları benim yapar mı?
Hayır. Defter, hapis hakkının korunması ve kapsamının belirlenmesi bakımından önemlidir. Mülkiyetin kiraya verene geçtiği anlamına gelmez; tahsil için gereken takip aşamaları ayrıca yürütülür.
Takibe başlamak için her zaman on beş günüm var mı?
Hayır. İİK m.270’teki on beş gün üst sınırdır. İcra dairesinin dosyada verdiği süre incelenmeli; daha kısa bir süre verilmiş olabileceği gözden kaçırılmamalıdır.
Malların götürüldüğünü geç öğrendiysem on gün yeniden başlar mı?
TBK m.338’de süre, karar kapsamındaki eşyanın götürülmesine bağlanmıştır. Öğrenme tarihini kendiliğinden başlangıç kabul etmek güvenli değildir. Götürülme tarihi ve uygulanabilecek başvuru yolu gecikmeden araştırılmalıdır.
Polis çağırmam tek başına yeterli mi?
Kolluk yardımı bazı acil hâllerde ve kararın uygulanmasında rol oynayabilir. Bununla birlikte kira hesabı, koruma talebi, defter ve takip işlemleri kendi usullerine tabidir; kolluğa bildirim bütün süreci tamamlamaz.
Kiracı şirketse şirket ortağının mallarına da başvurabilir miyim?
Şirketin borcu ile ortağın kişisel malvarlığı aynı değildir. Ortağa ait eşya, üçüncü kişi mülkiyeti bakımından incelenir. Ayrıca kişisel sorumluluk veya geçerli bir teminat bulunup bulunmadığı ayrı konudur.
Hapis hakkı kullanınca kiracı tahliye edilmiş olur mu?
Hayır. Kira alacağının güvenceye alınması ile taşınmazın tahliyesi farklı taleplerdir. Tahliye için ilgili sebebin şartları ve gereken başvuru yolu ayrıca yerine getirilmelidir.
Borç ödenirse mallar yine tutulabilir mi?
Güvence altındaki borcun ve ilgili kalemlerin karşılanması hâlinde korumanın devam edip etmeyeceği dosyada değerlendirilir. Kalmayan bir borç için sınırsız müdahaleye devam edilemez; ödeme ilgili icra dosyasına da bildirilmelidir.
Avukata başvururken ilk hangi bilgileri hazırlamalıyım?
Kira sözleşmesi, dönemlere göre borç hesabı, ödeme belgeleri, eşya listesi ve taşınma tarihini gösteren kayıtlar başlangıç için önemlidir. Varsa defter, alıkoyma kararı ve icra tebligatları özellikle bekletilmeden incelenmelidir.
Sonuç: Kira alacağını korumak için doğru işlem sırası
Kiracı işyerindeki malları götürüyorsa önce kira alacağının dönemi ve tutarı belirlenmeli, ardından eşyanın kanuni güvenceye girip girmediği incelenmelidir. Koşulları varsa hapis hakkının geçici korunması ve defter tutulması talep edilmeli; verilen süre içinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip değerlendirilmelidir.
Karar kapsamındaki eşyanın gizlice veya zorla götürülmesinde on günlük süre, defter sonrasında ise icra dairesinin verdiği ve on beş günü aşamayan süre özellikle önemlidir. Üçüncü kişilerin hakları, haczedilmezlik, konkordato ve iflas ihtimalleri baştan kontrol edilmelidir.
Kiraya verenin hapis hakkı, doğru kullanıldığında kira alacağının korunmasına katkı sağlayabilir. Sonuç, malların niteliğine ve değerine, alacağın ispatına, sürelerin korunmasına ve diğer hak sahiplerinin durumuna bağlıdır.
Resmî kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.147 ve 336–338.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.270–271; ilgili haczedilmezlik ve rehnin paraya çevrilmesi hükümleri.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.4 ve ilgili görev, yetki, delil hükümleri.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/B.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Kira sözleşmesi, ödeme kayıtları, eşya belgeleri ve mevcut kararlar incelenmeden somut olay hakkında kesin sonuç verilemez.

