Kısmi Ödeme Hangi Borçtan Düşülür? Anapara, Faiz ve Masraf Ayrımı
Kısmi ödemenin hangi borçtan düşüleceği, aynı kişiye kaç borcunuz bulunduğuna, ödeme sırasında yaptığınız açıklamaya, makbuza ve faiz veya gider ödemesinde gecikme olup olmadığına bağlıdır. Birden fazla borç varsa ödeme gününde hangisini ödediğinizi alacaklıya bildirebilirsiniz. Ancak belirli bir borcu seçmek ile o borcun içindeki anapara, faiz ve gider dağılımını belirlemek aynı şey değildir. “Anapara ödemesi” yazmak, her durumda faizi ve gideri dışarıda bırakmaz. Ödeme sonrasında kalan borcu kontrol etmek için yalnız toplam bakiyeyi değil, her kalemin dayanağını ve ödeme tarihindeki hesabı istemelisiniz.
Önce iki ayrı soruyu birbirinden ayırın
Aynı tedarikçiden farklı tarihlerde üç mal almış olabilirsiniz. Gönderdiğiniz para bunların yalnız birini karşılıyorsa ilk soru, ödemenin hangi satış borcuna ilişkin olduğudur. Seçilen borçta anapara dışında işlemiş faiz veya gider de isteniyorsa ikinci soru, paranın o borcun hangi kalemini karşıladığıdır.
Bu iki aşamayı tek bir “cari hesaptan düşüldü” ifadesiyle geçiştirmek hesap uyuşmazlığına neden olabilir. Ödeme doğru faturaya işlenmiş olsa bile faiz hesabı hatalı olabilir. Tersine, tutar doğru hesaplanmış fakat başka borca kaydedilmiş olabilir. Alacaklıdan her ödeme için tarih, ilgili borç, anaparaya ayrılan tutar, faiz, gider ve kalan bakiye gösteren döküm isteyin.
Buradaki mahsup, ödemenin borç kalemlerine uygulanmasıdır. Karşı taraftan ayrı bir alacağınız bulunduğu için borcunuzu takas etmeniz farklı bir hukuki meseledir. Para göndermeden karşılıklı alacakları kapatmak ile gönderilmiş paranın hangi borcu kapattığını belirlemek aynı kurallarla değerlendirilmez. Bu rehberin temel dayanağı Türk Borçlar Kanunu m.100–102 hükümleridir.
Borcun bir kısmını ödemeyi alacaklı kabul etmek zorunda mı?
Ödemenin nereye yazılacağına geçmeden önce kısmi ifanın kabul edilip edilmeyeceği belirlenmelidir. TBK m.84’e göre borcun tamamı belli ve ödeme zamanı gelmişse alacaklı kısmi ifayı reddedebilir. Dolayısıyla tek taraflı olarak küçük bir tutar göndermek, kalan borcun ertelendiğini veya yeni bir taksit planının kabul edildiğini göstermez.
Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse borçlu, kendisinin kabul ettiği borç kısmını ödemekten kaçınamaz. Tutarın bir bölümü tartışmalıysa hangi kısmın kabul edildiği ve hangi kısmın neden reddedildiği açıkça ayrılmalıdır. Bir miktar ödeme yapılması, bütün hesap kalemleri üzerinde anlaşmaya varıldığı şeklinde belirsiz bırakılmamalıdır.
Tarafların geçerli bir taksit anlaşması veya özel kanundan doğan farklı bir düzenleme içinde olması sonucu değiştirebilir. Sözleşme ve sonraki ödeme planı okunmadan genel kural her ilişkiye aynen uygulanmamalıdır. Kabul edilen kısmi ödemenin tarihini ve kapsamını gösteren makbuz veya yazılı teyit bu nedenle önem taşır. TBK m.84.
Ödeme açıklamasında hangi borcu seçebilirsiniz?
TBK m.101, aynı alacaklıya birden çok borcu olan kişinin ödeme gününde bunlardan hangisini ödemek istediğini bildirebilmesini düzenler. Açıklamada borcun anlaşılır biçimde tanımlanması gerekir. Fatura numarası, sözleşme tarihi, taksit dönemi veya senedin ayırt edici bilgisi kullanılabilir.
Yalnız “ödeme” ya da “hesaba mahsuben” yazılması, birden fazla borç arasında seçim yapıldığını göstermeyebilir. Açıklamanın yanlış fatura numarası taşıması da yeni bir tartışma doğurabilir. Havale öncesinde ödeme belgesindeki alıcı ile sözleşmedeki alacaklının aynı kişi olup olmadığını ve seçilen borcun gerçekten mevcut olduğunu kontrol edin.
Ödeme gününde yapılan açıklama ile uyuşmazlık çıktıktan sonra hazırlanmış bir açıklama aynı konumda değildir. Eski bir havaleyi sonradan başka borca yazdırmak istiyorsanız ilk açıklamayı, alacaklının makbuzunu ve varsa sonraki anlaşmayı birlikte değerlendirmek gerekir. Kendi kayıtlarınızı değiştirmeniz karşı tarafın hesabını kendiliğinden değiştirmez. TBK m.101.
Açıklama yapmadıysanız makbuz neden önemli?
Borçlu hangi borcu ödediğini bildirmezse, alacaklının makbuzda gösterdiği borç esas alınabilir. Kanun burada borçlunun makbuza derhâl itiraz etmemiş olmasını arar. Bu yüzden makbuzu sadece ödenen rakamı görmek için değil, ödemenin hangi borca yazıldığını anlamak için de okuyun.
Makbuzda yanlış dönem veya borç gösterildiğini düşünüyorsanız itirazınızı geciktirmeden, hangi kayda neden karşı çıktığınızı açıklayarak iletin ve ulaştığını belgeleyin. “Derhâl” ifadesini bütün olaylar için sabit yedi veya otuz günlük süre gibi yorumlamayın. TBK m.101 böyle bir gün sayısı koymaz.
Her muhasebe ekranı veya tek taraflı hesap ekstresi de otomatik olarak aynı nitelikte makbuz sayılmaz. Belgenin kim tarafından düzenlendiği, ödemeyi kabul edip etmediği ve hangi borcu gösterdiği incelenmelidir. İtirazın içeriği kadar belgenin ne zaman alındığı da dosyada korunmalıdır.
Hiçbir geçerli açıklama yoksa kanuni sıra nedir?
TBK m.102, geçerli bir açıklama veya makbuzda açıklık bulunmayan durumlar için sıra belirler. Muaccel borç, ödeme zamanı gelmiş ve ifası istenebilir hâle gelmiş borçtur. Sıra uygulanırken yalnız faturanın düzenlenme tarihi değil, vadesi ve takip bilgisi de gerekir.
| Durum | Ödemenin uygulanacağı borç | Gerekli kayıt |
|---|---|---|
| Borçlardan yalnız biri muaccel | Muaccel olan borç | Sözleşme ve vade belgesi |
| Birden fazla borç muaccel ve takip var | Borçluya karşı ilk takip edilen borç | İlgili takip kayıtları |
| Birden fazla borç muaccel, takip yok | Vadesi önce gelmiş borç | Her borcun ayrı ödeme tarihi |
| Birden fazla borcun vadesi aynı anda gelmiş | Orantılı mahsup | Borçların tutarları ve ortak vade |
| Hiçbir borcun vadesi gelmemiş | Güvencesi en az olan borç | Kefalet, rehin ve diğer güvence belgeleri |
Tablodaki sıra, ödeme sırasında geçerli seçim yapılmadığı veya makbuzda açıklık bulunmadığı varsayımına dayanır. “Her ödeme en eski faturaya gider” biçimindeki genelleme doğru değildir. Fatura tarihi, vade tarihi ve ilk takip edilen borç birbirinden farklı olabilir. Dayanak: TBK m.102.
Para her zaman önce faize mi gider?
TBK m.100’e göre borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse, kısmen yaptığı ödemeyi anaparadan düşme hakkına sahiptir. Kanun bu kuralın aksine anlaşma yapılamayacağını da belirtir. Bu nedenle her kısmi ödemeyi koşulsuz biçimde önce faize yazmak doğru değildir.
Buna karşılık faiz veya gider ödemesinde gecikme varsa, borçlu yalnız havale açıklamasına “anapara” yazarak aynı hakkı koşulsuz kullanabileceğini varsaymamalıdır. Faiz ve giderin gerçekten doğup doğmadığı, ödeme zamanının gelip gelmediği ve hesaplama dayanağı incelenmelidir. Alacaklının “masraf” adını verdiği her kalem, sırf bu adla yazıldığı için borç hâline gelmez.
Kontrol için faiz türünü, başlangıç ve bitiş tarihini, ilgili döneme uygulanan oranı ve giderin dayanağını ayrı isteyin. Bu yazıda bütün borçlara uygulanacak tek faiz oranı verilmemektedir. Sözleşmenin türü ve özel düzenlemeler farklı sonuç doğurabilir. Özellikle tüketici kredisi veya icra dosyası hesabında yalnız genel hükme bakarak sonuç çıkarılmamalıdır. TBK m.100.
Güvence altındaki borç bölümünü önce kapatabilir misiniz?
Alacaklı, alacağının yalnız bir bölümü için kefalet, rehin veya başka güvence almış olabilir. TBK m.100/2’ye göre borçlu kısmi ödemeyi güvence altındaki veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir. Bu hüküm, aynı alacağın farklı güvenceye sahip bölümleri bakımından ayrıca kontrol edilmelidir.
Örneğin bir alacağın bir bölümü rehinle güvence altındayken borçlu, küçük bir ödeme yapıp bunun özellikle rehinli bölümü kapattığını ve rehinin kaldırılması gerektiğini tek başına ileri süremez. Güvencenin kapsamı ve ödeme hesabı okunmalıdır. Rehin belgesi, kefalet sözleşmesi veya teminatın hangi borcu kapsadığını gösteren ek, yalnız toplam borç dökümünden daha ayrıntılı bilgi verir.
Bu kural ile hiçbir borcun vadesi gelmediğinde güvencesi en az borca ödeme uygulanması kuralını karıştırmayın. İlki aynı alacağın güvence bakımından farklı kısımlarıyla, ikincisi birden çok borçta açıklama bulunmamasıyla ilgilidir.
İki varsayımsal hesap örneği
Örnek 1: Aynı alacaklıya 20.000 TL ve 30.000 TL tutarında iki borç bulunduğunu, ikisinin vadesinin aynı gün geldiğini, takip yapılmadığını ve faiz veya gider bulunmadığını varsayalım. Borçlu 10.000 TL ödemiş, geçerli bir borç seçimi yapmamış ve makbuzda da açıklık bulunmamıştır. Orantılı mahsupta ilk borca 4.000 TL, ikinci borca 6.000 TL uygulanır. Ödeme sırasında geçerli olarak borçlardan biri seçilmiş olsaydı bu varsayıma dayanan orantılı hesap kullanılmazdı. Sonucu değiştiren belgeler, ödeme açıklaması ve makbuzdur.
Örnek 2: Bir borcun 50.000 TL anaparası vardır. Borçlu 15.000 TL ödeme yaparken faiz ve giderleri ödemede gecikmemiştir; güvenceye ilişkin ayrı bir sınırlama da bulunmadığı varsayılmıştır. TBK m.100 kapsamındaki hakkı kullanılarak ödeme anaparadan düşüldüğünde anapara 35.000 TL olur. Aynı dosyada gecikmiş faiz veya gider bulunduğu anlaşılırsa bu hesap otomatik olarak tekrarlanamaz. Faiz hesabı, gider belgeleri ve ödeme tarihi yeniden incelenir.
Yanlış mahsup gördüğünüzde hangi belgeleri hazırlayın?
- Borç listesi: Her borcun dayanağını, tutarını ve vadesini ayrı gösterir. Aynı borcun iki kez hesaba alınmasını önler.
- Dekont ve makbuz: Ödeme tarihini, tutarını, alıcıyı ve ödeme açıklamasını karşılaştırmaya yarar.
- Sözleşme ve sonraki anlaşmalar: Vade, ödeme planı ve borcun kapsamındaki değişiklikleri ortaya koyar.
- Faiz ve gider dökümü: Ödenen paranın neden anaparaya daha az yansıtıldığını denetlemeyi sağlar.
- Güvence belgeleri: Kısmi ödeme bakımından özel mahsup sınırının bulunup bulunmadığını gösterir.
- İtiraz ve tebligat kayıtları: Makbuza ne zaman karşı çıkıldığını ve varsa takip veya davada hangi işlemin gerektiğini belirlemeye yardımcı olur.
Alacaklıya yalnız “hesabınız yanlış” demek yerine tartışılan satırı, doğru olduğunu düşündüğünüz hesabı ve dayanak belgeyi gösterin. Ticari ilişkide dosya hazırlığının diğer yönleri için fatura ve cari hesap alacağının tahsili rehberi incelenebilir. Bu yazıdaki mahsup hesabı, her ticari hesap ekstresinin özel bir cari hesap sözleşmesi olduğu varsayımına dayanmaz.
İcra ödeme emri veya dava tebligatı varsa hesap düzeltme yazışmasının sonucunu beklemeyin. Uygun itiraz veya savunma yolu, dosyanın türüne ve tebligata göre ayrıca değerlendirilmelidir. Alacaklıya gönderilen bir e-posta, dosyada süresinde yapılması gereken işlemin yerini her durumda tutmaz. Borcun ne kadarının kaldığı kadar, bu hesabın hangi merciye ve hangi belgelerle sunulacağı da hukuki incelemenin parçasıdır.
Son olarak, yaptığınız ödemeyi kayıt altına alın. TBK m.103 makbuz isteme hakkını düzenler; kısmi ödeme varsa ödemenin borç senedine işlenmesi de istenebilir. Ödeme belgesi, kalan borç tablosu ve karşı tarafın cevabı birlikte saklanmalıdır. Sonraki ödeme öncesinde önceki hesabın nasıl kapandığını kontrol etmek, aynı uyuşmazlığın büyümesini önlemeye yardımcı olur.
Bu metin genel bilgilendirmedir. Somut hesap, belgeler ve işlem tarihleriyle değerlendirilmelidir. TBK’nın 1 Temmuz 2012 yürürlük tarihi ve eski işlemlerin sonraki sona erme veya tasfiyesi bakımından 6101 sayılı Kanun’un geçiş hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

