İçeriğe geç

Ürün Güvenliği Cezasına İtiraz: Satış Yasağı ve Toplatma Kararında Ne Yapılmalı?

Ürün güvenliği cezasına itiraz etmek isteyen işletme, önce kararın hangi kanuna dayandığını ve kendisine ne zaman tebliğ edildiğini belirlemelidir. 7223 sayılı Kanun kapsamında verilen idari yaptırım kararları için idari yargı yolu öngörülmüştür. Özel bir süre bulunmadığında idare mahkemesinde iptal davası açma süresi, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren genel olarak 60 gündür. Ancak satış yasağının kaldırılması için yalnızca dava açmak yeterli değildir. Koşulları varsa ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir.

Para cezası, ürünün piyasadan çekilmesi ve nihai kullanıcıdan geri çağrılması aynı sonuçları doğurmaz. İşletme bir yandan dava ve ödeme sürelerini korurken diğer yandan yürürlükteki güvenlik önlemlerine uymalıdır. Üretim kaybı, bayi talepleri, stok maliyeti ve müşterilere yapılacak duyurular birlikte planlanmadığında uyuşmazlık, ilk ceza tutarından daha büyük bir zarara dönüşebilir.

Bu rehber, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında karar alan imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcılar için hazırlanmıştır. Ürüne ilişkin özel kanunların farklı hükümleri olabilir. Bu nedenle başka bir kanuna dayanan yaptırım için burada açıklanan görev ve süre kuralları doğrudan uygulanmamalıdır.

Kaynak inceleme tarihi: 29 Ekim 2026. Somut dosyada tebligat, ürün grubu, teknik düzenleme ve kararın dayanağı birlikte incelenmelidir.

Ürün güvenliği yaptırımı ile ayıplı mal uyuşmazlığı arasındaki fark

Bir ürünü satın alan kişinin satıcıdan bedel iadesi istemesi ile kamu otoritesinin ürüne satış yasağı koyması farklı hukuki ilişkilerdir. İlkinde sözleşmeye uygun teslim ve alıcının seçimlik hakları tartışılır. İkincisinde ürünün güvenliği, ilgili teknik düzenlemeye uygunluğu ve işletmenin kamusal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelenir.

Satıcıyla anlaşarak ürün bedelinin iade edilmesi, verilmiş bir idari para cezasını kendiliğinden kaldırmaz. Tersine, idari işlemin iptal edilmesi de bütün müşteri taleplerinin sona erdiği anlamına gelmez. İşletmenin savunması hazırlanırken idari dava, tedarik sözleşmesi ve zarar görenlerin olası talepleri ayrı dosyalar hâlinde ele alınmalıdır.

Ürün güvenliği denetiminde tüketicinin fiilen yaralanması şart değildir. Teknik uygunsuzluk veya risk, ilgili hükmün koşullarına göre önlem alınmasına yol açabilir. “Henüz şikâyet gelmedi” savunması, teknik bulgulara cevap vermediği sürece tek başına yeterli olmaz.

Para cezası, satış yasağı, piyasadan çekme ve geri çağırma

İşlemİşletme açısından temel sonuçİlk kontrol
İdari para cezasıKararda belirtilen mali yaptırım uygulanır.İhlal edilen hüküm, sorumlu işletme, tutar ve tebliğ tarihi.
Piyasaya arzın veya satışın durdurulmasıKararın kapsamındaki ürünün pazara sunulması ya da satışı sınırlanır.Ürün, model, parti, süre ve kararın kapsamı.
Piyasadan çekmeTedarik zincirindeki ürünün piyasada bulundurulması önlenir.Depo, dağıtıcı ve bayi stoklarının izlenebilirliği.
Geri çağırmaNihai kullanıcıya ulaşmış ürünün geri dönmesi amaçlanır.Duyuru, teslim noktası, kullanıcıya sunulacak çözüm ve masraflar.

Günlük dilde “toplatma kararı” denilse de resmî yazıda hangi önlemin istendiği belirlenmelidir. Karar yalnız belirli bir üretim partisini kapsıyorsa bütün ürün çeşitlerinin aynı durumda olduğu varsayılmamalıdır. Buna karşılık kararın kapsamı açıklığa kavuşmadan ürünün başka model adıyla satışına devam edilmesi, sorunu çözmek yerine yeni bir ihlal doğurabilir.

7223 sayılı Kanun, para cezası verilmesini idari önlemlerin uygulanmasına engel saymaz. Bu nedenle cezayı ödemek, ürünün yeniden satılabileceği anlamına gelmez. Satışa dönüş için teknik eksikliğin giderilmesi ve kararın gerektirdiği idari sürecin tamamlanması ayrıca değerlendirilir.

Karar tebliğ edildiğinde ilk yapılacaklar

İlk iş, kararın yalnız son sayfasını değil, dayanak belgelerini de toplamaktır. Tebligat zarfı veya elektronik tebligat kaydı, denetim tutanağı, numune alma tutanağı, laboratuvar raporu, önceki savunma yazısı ve ekleri aynı dosyada tutulmalıdır. Tebliğ tarihi ile şirket içindeki ilgili kişinin belgeyi gördüğü tarih birbirine karıştırılmamalıdır.

  1. Kararın muhatabının doğru şirket veya kişi olup olmadığını kontrol edin.
  2. Ürün kodunu, marka ve modeli, seri veya parti numarasını stok kayıtlarıyla karşılaştırın.
  3. İdari para cezası, satış yasağı ve geri çağırma için ayrı kararlar bulunup bulunmadığını belirleyin.
  4. Dava, ödeme, savunma ve düzeltici işlem sürelerini ayrı bir takvime işleyin.
  5. Kararın kapsadığı ürünleri izlenebilir biçimde ayırın ve mevcut kayıtları koruyun.
  6. Teknik inceleme ile hukuki değerlendirmeyi eş zamanlı yürütün.

Bayilere gönderilecek açıklama da dosyanın bir parçasıdır. Ürünün hangi parti bakımından durdurulduğu, müşteriden gelen başvurunun kime yöneltileceği ve stokların nasıl korunacağı açık olmalıdır. “Hiçbir risk yoktur” gibi teknik raporla desteklenmeyen kesin ifadeler kullanılmamalıdır.

Örneğin yalnız belirli seri numaralarını kapsayan bir karar geldiğinde, ilk ihtiyaç o serinin hangi müşterilere gönderildiğini belirlemektir. Sevk kayıtları korunmadan bütün stokun farklı bir depoya taşınması, hem savunmayı hem de düzeltici işlemin ispatını güçleştirebilir.

İmalatçı, ithalatçı ve dağıtıcının sorumluluğu aynı mı?

7223 sayılı Kanun, tedarik zincirindeki aktörler için ayrı yükümlülükler düzenler. Ürünü üreten işletme ile ithal eden şirketin ve yalnız dağıtımını yapan satıcının konumu aynı değildir. İdari kararın doğru muhataba yöneltilip yöneltilmediği bu ayrım üzerinden incelenmelidir.

Dağıtıcı açısından ürünü nereden aldığını göstermek önemli olmakla birlikte bütün sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Dağıtıcının kendi yükümlülükleri, ürün üzerindeki bilgiler, bildiği veya bilmesi gereken uygunsuzluklar ve yetkili kuruluşla iş birliği ayrıca değerlendirilir. “Üretici ben değilim” açıklaması somut yükümlülüğe cevap vermelidir.

İthalatçı bakımından yabancı üreticinin uygunluk belgesi ve test raporu, dosyada kullanılabilecek belgelerdir. Ancak raporun başka modele, farklı bileşenlere veya farklı üretim dönemine ait olması savunmayı zayıflatır. Belgenin adı kadar incelenen ürünle bağlantısı da önem taşır.

Tedarikçiden alınan garanti veya sorumluluk taahhüdü, kamu otoritesinin kanuni muhatabı belirlemesini tek başına değiştirmez. Bu belge daha sonra taraflar arasındaki masraf ve tazminat taleplerinde önem kazanabilir. İdari savunma ile sözleşmesel rücu aynı dilekçenin konusu gibi ele alınmamalıdır.

Savunma için en az on iş günü verilmesi gerekir mi?

7223 sayılı Kanun’un 16. maddesinin beşinci fıkrası, ürünün ciddi risk taşıdığı hâller dışında, önlemlere ilişkin nihai karar öncesinde işletmeye savunma için on iş gününden az olmamak üzere makul süre verilmesini düzenler. Bu hüküm, her para cezasında ve her aşamada aynı şekilde uygulanacak sınırsız bir bekleme zorunluluğu olarak yorumlanmamalıdır.

Ürün ciddi risk taşıyorsa müdahalenin geciktirilmemesi gündeme gelir. Dosyada bu istisnanın dayanağı olan risk değerlendirmesi araştırılmalıdır. Yalnız “acil” sözcüğünün kullanılması ile tehlikenin niteliğini ve gerçekleşme olasılığını gösteren teknik değerlendirme aynı şey değildir.

Kanun ayrıca önlem ve idari yaptırım kararının bildiriminde gerekçelerin, varsa çözüm önerilerinin, yasal itiraz yollarının ve süre sınırlarının belirtilmesini ister. Tebligatta yol veya süre bilgisi eksikse “süre hiç başlamaz” düşüncesiyle beklemek güvenli değildir. Başvuru süresi korunarak eksiklik ayrıca ileri sürülmelidir.

Teknik rapora ve numune incelemesine nasıl karşı çıkılır?

Ürün güvenliği davası yalnız hukuki gerekçelerden oluşmaz. Denetimin teknik kısmı açıklığa kavuşmadığında, uygunluk belgesi sunmakla yetinen bir dilekçe etkisiz kalabilir. İncelemenin aynı ürüne, doğru standarda ve ilgili teknik düzenlemeye dayanıp dayanmadığı araştırılmalıdır.

Numunenin hangi üründen alındığı

Numune tutanağındaki marka, model, parti ve seri bilgileri, ambalaj üzerindeki bilgilerle ve stok kayıtlarıyla karşılaştırılmalıdır. Numunenin teslim, mühürleme ve laboratuvara gönderilme kayıtları bulunmalıdır. Uyuşmazlık bu noktalardan birine dayanıyorsa genel bir itiraz yerine hangi kaydın neden tartışmalı olduğu açıklanmalıdır.

Test yöntemi ve karşı teknik değerlendirme

Laboratuvarın uyguladığı yöntem, raporun kapsamı ve kullanılan sınır değerler incelenmelidir. Farklı bir teknik görüş alınacaksa aynı ürün ve aynı iddia üzerinde çalışılması gerekir. Başka bir ürünün başarılı test sonucu, denetlenen partinin uygunluğunu kendiliğinden kanıtlamaz.

Mahkemeden bilirkişi incelemesi istenmesi, işletmenin elindeki belgeleri sunma yükümlülüğünün yerini tutmaz. Teknik dosya, kullanım talimatı, uygunluk beyanı, kalite kayıtları ve sevk belgeleri düzenli biçimde hazırlanmalıdır. İtirazın amacı yalnız raporu reddetmek değil, hangi teknik sonucun neden hatalı olduğunu denetlenebilir hâle getirmektir.

CE işareti bulunması da her koşulda güvensizlik tespitini hükümsüz kılmaz. İşaretin ilgili üründe gerekli olup olmadığı, usulüne uygun kullanımı ve ürüne ilişkin diğer yükümlülükler birlikte ele alınır.

2026 yılında ürün güvenliği para cezası nasıl kontrol edilir?

Ürün güvenliği para cezasının bütün ihlaller için geçerli tek bir tutarı yoktur. 7223 sayılı Kanun’un 20. maddesinde farklı yükümlülükler için ayrı yaptırımlar düzenlenmiştir. Cezanın hangi bentten verildiği anlaşılmadan yalnız toplam tutar üzerinden değerlendirme yapılamaz.

2026 yılına ilişkin yeni değerler, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete’nin dördüncü mükerrer sayısındaki Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/13 sayılı Tebliğ ile duyurulmuştur. Eski kanun metnindeki başlangıç tutarı, güncel ceza tutarı olarak kullanılmamalıdır. Bu rehberde, farklı bent ve yılların karıştırılmasını önlemek için tek bir ceza rakamı verilmemiştir.

Somut hesapta fiilin tarihi, uygulanacak hüküm, ilgili yılın tutarları, varsa tekrar koşulları ve lehe düzenleme değerlendirmesi önemlidir. Kanunun 20. maddesi, ceza uygulanırken aykırılığın büyüklüğü ile yaptırım uygulanacak kişinin ekonomik durumunun dikkate alınmasını da öngörür.

Alt ve üst sınır arasında belirlenen cezanın neden o tutarda olduğu sorgulanabilir. Ancak işletmenin tutarı yüksek bulması tek başına iptal nedeni değildir. Kararın gerekçesi, tespit edilen aykırılık ve somut ekonomik veriler üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.

Ürün güvenliği cezasına itiraz hangi mahkemede yapılır?

7223 sayılı Kanun’un 22. maddesinin ikinci fıkrası, bu Kanuna göre verilen idari yaptırım kararları için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre idari yargıya başvurulabileceğini belirtir. Dolayısıyla sırf kararın adı “idari para cezası” olduğu için sulh ceza hâkimliğine gidileceği varsayılmamalıdır.

Bireysel yaptırım işlemine karşı görevli merci kural olarak idare mahkemesidir. İYUK’un 32. maddesindeki genel yetki kuralı uyarınca, özel bir düzenleme yoksa işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Şirketin merkezinin bulunduğu şehir, her dosyada yetkili mahkemeyi belirlemez.

Dava dilekçesinde iptali istenen kararın tarih ve sayısı, tebliğ tarihi, talep edilen sonuç ve hukuka aykırılık nedenleri açıkça gösterilmelidir. Birden fazla işlem varsa para cezasına itiraz edilirken satış yasağının gözden kaçırılmaması gerekir. İşlemlerin aynı davada ele alınıp alınamayacağı da aralarındaki ilişkiye göre değerlendirilir.

İdari dava hazırlığı ve tedbir taleplerinin kapsamı hakkında idare hukuku uyuşmazlıklarında hukuki yardım sayfası da incelenebilir.

Dava açma süresi 60 gün mü?

İYUK’un 7. maddesine göre özel kanunda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemesinde genel dava açma süresi 60 gündür. Yazılı bildirim bakımından süre, bildirimi izleyen gün başlar. Elektronik tebligatta ise sistemdeki teslim ve kanunen tebliğ edilmiş sayılma kayıtları birlikte kontrol edilmelidir.

Altmış günlük dava süresi ile bir aylık ödeme süresi aynı değildir. Ödemeyi son güne bırakmak dava hazırlığının da aynı tarihte tamamlanacağı anlamına gelmez. Benzer şekilde idarenin teknik eksikliği gidermek için verdiği süre, dava açma süresini kendiliğinden uzatmaz.

İdareye başvurmak süreyi durdurur mu?

İYUK’un 11. maddesine uygun olarak, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenebilir. Bu başvuru işlemeye başlamış dava süresini durdurur. Her telefon görüşmesi, bilgi talebi veya sıradan yazışma aynı sonucu doğurmaz.

Güncel düzenlemede 30 gün içinde cevap verilmemesi ret sayılır. Açık ret veya bu sürenin dolması üzerine dava süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder. Başvurudan önce geçen günler hesaba katılır. Başvuru yapınca yeniden tam 60 gün kazanıldığı düşünülmemelidir.

Örneğin sürenin bir bölümü geçtikten sonra yapılan uygun idari başvuruda, cevap geldiğinde yalnız kalan süre kullanılabilir. Bu nedenle dilekçenin sunulduğunu gösteren kayıt ve ret cevabının tebliğ belgesi saklanmalıdır.

Satış yasağı için yürütmenin durdurulması nasıl istenir?

İptal davası açılması idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Satış yasağı, geri çağırma veya benzeri önlemlerin dava devam ederken uygulanmaması isteniyorsa ayrıca yürütmenin durdurulması talebi değerlendirilmelidir.

İYUK’un 27. maddesinde iki koşul birlikte aranır: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. Sadece “şirket zarar edecek” demek yeterli bir açıklama değildir. Teknik hata veya yetki sorunu gibi hukuka aykırılık nedenleri ile zarar riski ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Bozulabilir stoklar, yerine getirilmesi gereken teslim sözleşmeleri, üretim hattının durması, bayilere yapılacak iadeler ve işletmenin nakit akışı belgeyle açıklanabilir. Bununla birlikte mahkeme, ürünün insan sağlığı ve güvenliği bakımından taşıdığı riski de değerlendirir. Ekonomik kaybın yüksekliği tek başına satışın yeniden başlamasını sağlamaz.

Yürütmenin durdurulması kararı verilirse kararın kapsamı dikkatle okunmalıdır. Bir para cezasına ilişkin kararın, ayrı bir satış yasağını da kaldırdığı varsayılamaz. Mahkeme kararının idare tarafından uygulanması ve teknik önlemlerin durumu dosya özelinde takip edilmelidir.

Ceza ödenirse dava hakkı kaybedilir mi?

Hayır. Para cezasının ödenmesi tek başına yaptırıma karşı başvuru hakkını ortadan kaldırmaz. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi, ödeme süresi içinde ödemede yüzde 25 indirim öngörür ve ödemenin kanun yoluna başvuru hakkını etkilemediğini belirtir.

7223 sayılı Kanun’un 20. maddesinin onuncu fıkrasında ödeme süresi tebliğden itibaren bir ay olarak düzenlenmiştir. “Bir ay” ile “30 gün” her zaman aynı tarihe denk gelmeyebilir. Son gün belirlenirken tebliğ kaydı ve süre hesabı birlikte kontrol edilmelidir.

İndirimli ödeme yapılıp yapılmayacağı, nakit akışı ve dava stratejisi birlikte değerlendirilerek kararlaştırılabilir. Ödeme belgesinde ceza kararının doğru tarih ve sayısına yer verilmesi önemlidir. Dava açılmasının ödeme ve tahsilat sürecini hangi ölçüde etkilediği ayrıca incelenmeli, yalnız dava numarası alınmasına güvenilmemelidir.

Gönüllü toplatma yapılırsa ceza kaldırılır mı?

7223 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilk fıkrası belirli koşullarla idari yaptırım uygulanmamasını düzenler. İşletmenin uygunsuzluğu tespit ederek yetkili kuruluşun talebi ve uyarısı olmadan gerekli tedbirleri kendiliğinden alması ve uygunsuzluğu tamamen gidermesi gerekir. Gerekiyorsa geri çağırma da bu tedbirler arasında bulunur.

Bu nedenle ceza veya uyarı geldikten sonra yapılan her geri çağırmanın aynı korumadan yararlanacağı söylenemez. Zamanlama, tedbirin yeterliliği ve uygunsuzluğun tamamen giderilip giderilmediği önemlidir. Yalnız bir duyuru yayımlamak, ürünler piyasada kalmaya devam ediyorsa yeterli olmayabilir.

Gönüllü düzeltme sürecinde ilk tespit tarihi, yetkili kuruluşa yapılan bildirimler, dağıtıcı yazışmaları, iade kayıtları ve teknik doğrulama raporları saklanmalıdır. İdari yaptırım bakımından bir sorumluluktan kurtulma hâlinin bulunması, zarar gören kişinin bütün özel hukuk taleplerini otomatik olarak sona erdirmez.

Geri çağırma duyurusu ve müşteri iadeleri nasıl yönetilir?

Geri çağırma duyurusu, müşterinin hangi ürünün etkilendiğini anlayabileceği açıklıkta olmalıdır. Marka ve model, ayırt edici bilgiler, sorunun tarifi, alınan önlem, sorumlu işletmenin iletişim bilgileri ve riskten kaçınma yöntemi belirtilmelidir. Ürünün teslim alınacağı veya onarılacağı noktalar ile kullanıcıya sunulan çözüm de açıklanmalıdır.

7223 sayılı Kanun’un 19. maddesi, ürünü teslim eden nihai kullanıcıya sorunun giderilmesi, teslim tarihindeki perakende satış değerinin ödenmesi veya güvenli ve eş değer ürünle değiştirme seçeneklerinden en az birinin sunulmasını düzenler. Bu hüküm, her olayda bütün seçeneklerin birlikte sunulması zorunluluğu gibi aktarılmamalıdır. Tüketicinin diğer mevzuattan kaynaklanan hakları ayrıca değerlendirilir.

Geri çağırmanın bütün masrafları geri çağıran işletmeye aittir. Kullanıcının ürünü kolaylıkla ve zamanında teslim etmesi sağlanmalı, ek maliyet yüklenmemelidir. İade edilen ürünlerin sayısı, seri bilgisi ve yapılan işlem kayıt altına alınmalıdır.

Karara karşı dava açılması, geri çağırma yükümlülüğünün uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Teknik risk sürerken yalnız dava sonucunu bekleyen bir yaklaşım, hem güvenlik hem de hukuki sorumluluk bakımından yeni sorunlar doğurabilir.

Tedarikçiden masraflar ve zararlar istenebilir mi?

İşletmenin tedarikçisine başvurabilmesi, sözleşme hükümlerine, uygunsuzluğun nedenine ve tarafların kendi yükümlülüklerine bağlıdır. Test, taşıma, depolama, iade ve müşteri giderleri ayrı kalemler hâlinde belgelenmelidir. Bütün ticari kaybın veya kamu tarafından verilen cezanın otomatik olarak tedarikçiye aktarılabileceği kabul edilemez.

Uygunsuzluğun depolama sırasında meydana gelmesi ile üretimden kaynaklanması farklı değerlendirilir. İşletmenin kendi ihlali, zararın artmasına etkisi ve sözleşmede üstlendiği görevler ayrıca incelenir. Ticari sözleşmelerde tedarik ve sorumluluk hükümleri, bu aşamada uygulanabilecek hakların belirlenmesinde önem taşır.

Hukuka aykırı idari işlem nedeniyle idareden tazminat istenmesi ise ayrı bir başvuru ve dava konusudur. İşlemin iptal edilmesi bütün zarar kalemlerinin kabul edileceğini göstermez. Zarar, işlemle bağlantısı, ispatı ve tam yargı davasına ilişkin süreler ayrıca değerlendirilmelidir.

Dava dosyası için hangi belgeler hazırlanmalı?

  1. İdari yaptırım kararı, ekleri ve tebliğ kayıtları.
  2. Denetim, numune alma, muhafaza ve teslim tutanakları.
  3. Laboratuvar raporu, teknik dosya ve ilgili uygunluk belgeleri.
  4. Fatura, ithalat, üretim, parti ve seri numarası kayıtları.
  5. Stok listesi, bayi sevkleri ve ürünün tedarik zincirini gösteren belgeler.
  6. İdareye verilen savunmalar, başvurular ve cevaplar.
  7. Düzeltici işlem, geri çağırma, duyuru ve müşteri teslim kayıtları.
  8. Ödeme dekontu, kayıp siparişler ve giderleri gösteren mali belgeler.

Belgeler olay sırasına göre düzenlenmelidir. Teknik rapora itiraz edilen bölüm ile bunu destekleyen belgenin aynı başlık altında sunulması incelemeyi kolaylaştırır. Gerçekleşmemiş zararların gerçekleşmiş gibi gösterilmesi veya eski bir raporun yeni partiye aitmiş gibi kullanılması hukuki koruma sağlamaz.

Müşteri listeleri ve ticari sır içeren kayıtlar yalnız gerektiği ölçüde kullanılmalıdır. Kamuya açık duyuruda kişisel müşteri bilgilerini paylaşmak yerine ürünün teşhis edilmesini sağlayan bilgiler verilmelidir. Mahkemeye sunulan belgelerde ise ispat ihtiyacı ile gizlilik birlikte gözetilmelidir.

Sık sorulan sorular

Ürün güvenliği cezası için sulh ceza hâkimliğine mi gidilir?

7223 sayılı Kanun kapsamındaki idari yaptırımlar için özel hüküm idari yargıyı göstermektedir. Başka kanuna dayanan bir cezada yol değişebileceği için kararın hukuki dayanağı mutlaka okunmalıdır.

Satış yasağına karşı dava açınca satışa devam edebilir miyim?

Dava açmak tek başına yasağı durdurmaz. Yürütmenin durdurulması veya işlemin idarece kaldırılması gibi hukuki sonuçların kapsamı belirlenmeden satışa devam edilmemelidir.

Para cezasını indirimli ödersem itiraz edemez miyim?

Ödeme başvuru hakkını ortadan kaldırmaz. İndirimli ödeme süresi ile dava açma süresi ayrı takip edilmelidir. Ödeme dekontu ve tebligat kaydı saklanmalıdır.

Üreticinin uygunluk belgesi dağıtıcıyı her durumda korur mu?

Hayır. Belgenin ürüne uygunluğu ve dağıtıcının kendi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelenir. Belge sunmak önemlidir ancak tek başına her iddiaya cevap oluşturmaz.

İdareye dilekçe verdim, yeniden 60 günüm var mı?

İYUK’un 11. maddesine uygun başvuru süreyi durdurur, baştan başlatmaz. Açık ret veya 30 günlük cevapsızlık sonrasında başvuru öncesinde geçen süre dikkate alınarak kalan zaman hesaplanır.

Dava devam ederken üründeki eksikliği gidermek suçlamayı kabul etmek midir?

Güvenliği sağlamak amacıyla tedbir almak ile yaptırımın hukuka uygunluğunu kabul etmek aynı şey değildir. Yazışmalarda teknik işlem ve hukuki itiraz açıkça ayrılmalıdır. Bununla birlikte her beyanın dosyadaki etkisi kendi içeriğine göre değerlendirilir.

Sonuç: Süre, teknik delil ve işletme yükümlülükleri birlikte yönetilmeli

Ürün güvenliği cezasına itiraz hazırlığında yalnız ceza tutarına odaklanmak yeterli değildir. Kararın kanuni dayanağı, doğru muhatap, numunenin kimliği, teknik rapor, savunma imkânı ve alınan önlemin kapsamı birlikte incelenmelidir. Altmış günlük genel dava süresi, bir aylık ödeme süresi ve idarenin verdiği teknik işlem süresi birbirinden ayrılmalıdır.

Satış yasağı veya toplatma kararı işletmenin faaliyetini ağır biçimde etkiliyorsa, yürütmenin durdurulması talebi somut hukuka aykırılık ve zarar belgeleriyle hazırlanabilir. Dava yürütülürken ürün güvenliğine ilişkin yükümlülükler de takip edilmelidir. Dosyanın hem teknik hem hukuki yönünün erken değerlendirilmesi, kullanılabilecek başvuru yollarının doğru belirlenmesini sağlar.

Resmî kaynaklar

  1. TBMM: 7223 sayılı Kanun’un kabul edilen metni. Özellikle m.16/5, m.18–19, m.20/9–11, m.21 ve m.22/2. Bu bağlantı tarihî kabul metnidir, eski parasal tutarlar güncel ceza hesabında kullanılmamalıdır.
  2. Ticaret Bakanlığı: Piyasa gözetimi ve denetimi mevzuatı. Kanun ve ilgili yönetmelik bağlantıları.
  3. Adalet Bakanlığı: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu. Özellikle m.7, m.11, m.12, m.27 ve m.32.
  4. Adalet Bakanlığı: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu. Ödeme ve indirim bakımından m.17.
  5. Gelir İdaresi Başkanlığı: İdari Yargılama Usulü Kanunu. Özellikle idari başvuruda 30 günlük cevap süresini düzenleyen m.11.
  6. Resmî Gazete, 31 Aralık 2025, 33124 sayılı dördüncü mükerrer sayı. Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/13 sayılı para cezası değerleri tebliği.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Ürün grubu, ilgili özel mevzuat, tebligat ve teknik rapor görülmeden belirli bir yaptırımın kaldırılacağı veya davanın sonucu hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

İdari Para Cezasıidari para cezasına itirazidari yargıÜrün Geri ÇağırmaÜrün Güvenliğiyürütmenin durdurulması.
Önceki yazı
İş Sözleşmesi Başka Şirkete Devrediliyor: İmzadan Önce Kontrol Edilecekler
Sonraki yazı
Mirasın Borçları Bilinmiyorsa Resmî Defter Tutulması Nasıl İstenir?
WhatsApp Image 2022-05-17 at 10.51.47 (1)

İlgili Yazılar

Ekim 2026
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031