Avukat İltan Ekmekçioğlu, Uygulamada Sık Karşılaşılan Suçlar ve Yargılaması kitabı

TCK 222 Şapka ve Türk harfleri başlıklı düzenleme bugün yürürlükte değildir. Madde, 13 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6529 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle tamamen kaldırılmıştır. Bu nedenle günümüzde yalnızca TCK m.222’ye dayanılarak ceza verilemez.

Düzenleme yürürlükteyken 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun ile 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’un koyduğu yasak veya yükümlülüklere aykırı davranış için iki aydan altı aya kadar hapis cezası öngörüyordu. Maddenin ayırt edici yönü, doğrudan bir davranış tanımlamak yerine iki ayrı kanundaki yükümlülüklere gönderme yapmasıydı. Bu ceza hükmü artık güncel olaylara uygulanamaz.

TCK 222 Güncel Madde Durumu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun güncel sistematiğinde başlık ve yürürlük bilgisi şu şekildedir:

Şapka ve Türk harfleri
Madde 222- (Mülga: 2/3/2014-6529/16 md.)

6529 sayılı Kanun 2 Mart 2014’te kabul edilmiş, 13 Mart 2014 tarihli ve 28940 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Kanunun 16. maddesi, TCK m.222’yi açıkça yürürlükten kaldırmıştır. Buradaki “mülga” ifadesi, ceza normunun artık hukuk düzeninde uygulanabilir bir suç tipi olmadığını gösterir.

Yürürlükten Kaldırılmadan Önceki Madde Metni

Tarihsel metin, yalnızca eski düzenlemenin kapsamını anlamak amacıyla şöyledir:

“25.11.1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanunla, 1.11.1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.”

Bu metindeki ceza, güncel bir yaptırım değildir. Eski hükmün aktarılması, yalnızca düzenlemenin tarihsel yapısını ve kaldırılmanın hukuki sonucunu açıklamak içindir.

Maddenin Gerekçesi ve Kaldırılma Süreci

Eski madde gerekçesi, metinde sayılan devrim kanunlarına aykırı davranışın suç olarak tanımlandığını belirtmekteydi. Böylece ceza normunun içeriği, atıf yapılan 671 ve 1353 sayılı kanunlardaki yasak ve yükümlülüklerle tamamlanıyordu.

6529 sayılı Kanun’un 16. maddesi ise TCK m.222’yi bütünüyle kaldırdı. Kaldırma işlemi yalnızca ceza miktarında değişiklik yapmadı; suç tipinin TCK içindeki varlığına son verdi. Bu nedenle yürürlükten sonra gerçekleşen bir davranış bakımından maddenin unsurları tartışılmaz ve bu maddeye göre soruşturma yürütülemez.

Atıf Yapılan Kanunlar da Yürürlükten Kalktı mı?

TCK m.222’nin kaldırılması ile maddede adı geçen 671 ve 1353 sayılı kanunların hukuki varlığı aynı şey değildir. 6529 sayılı Kanun’un yaptığı işlem, 5237 sayılı Kanun’un 222. maddesini yürürlükten kaldırmaktır. Bu işlemden hareketle atıf yapılan kanunların da kendiliğinden kaldırıldığı sonucu çıkarılamaz.

Ayrıca Anayasa’nın 174. maddesi, inkılap kanunlarının korunmasına ilişkin özel bir çerçeve kurar. Buna karşılık anayasal koruma ile TCK m.222’deki ceza yaptırımının varlığı birbirinden ayrılmalıdır: ceza hükmü kaldırılmıştır ve güncel bir fiile bu hüküm üzerinden hapis cezası uygulanamaz.

Korunan Hukuki Değer ve Suçun Konusu

Yürürlükte olduğu dönemde maddenin koruduğu değer, kanun koyucunun devrim kanunlarıyla kurduğu kamusal düzenin ve bu düzenlemelere uyulmasının korunmasıydı. Suçun konusu ise atıf yapılan kanunlarla belirlenen yasak ve yükümlülüklerdi.

Bugün TCK m.222 yönünden korunan güncel bir ceza hukuku değeri veya suç konusu bulunmaz. Çünkü suç tipini kuran norm ortadan kalkmıştır. Tarihsel amaç, güncel ceza sorumluluğunun dayanağı yapılamaz.

Fail ve Mağdur

Eski düzenleme özgü suç niteliğinde değildi; atıf yapılan yükümlülüğün muhatabı olabilen kişi fail olabilirdi. Belirli bir gerçek kişi doğrudan mağdur olarak gösterilmiyor, toplumsal ve kamusal düzenin korunduğu kabul ediliyordu.

Maddenin kaldırılmasından sonraki davranışlar bakımından TCK m.222 anlamında fail veya mağdur sıfatı doğmaz. Başka bir kanunda bağımsız bir düzenleme varsa değerlendirme o normun kendi şartlarına göre yapılır.

Maddi ve Manevi Unsur

Eski hükmün maddi unsuru, 671 veya 1353 sayılı kanunun koyduğu bir yasağa ya da yükümlülüğe aykırı hareket etmekti. Atıf yapılan kural belirlenmeden yalnızca TCK m.222 metnine bakılarak fiilin kapsamı saptanamazdı.

Madde özel bir amaç veya saik aramıyordu; genel kast yeterliydi. Failin yükümlülüğün varlığını ve davranışının bu yükümlülüğe aykırılığını bilerek hareket etmesi gerekirdi. Günümüzde ise yürürlükte suç normu bulunmadığından maddi veya manevi unsur incelemesi yapılarak m.222’den sorumluluk kurulamaz.

Hareket ve Netice

Eski yapı, atıf yapılan yasak veya yükümlülüğe aykırı hareketle tamamlanan bir düzenlemeydi. Ayrıca somut bir zarar sonucunun gerçekleşmesi aranmazdı. Aykırılık oluşturan davranışın gerçekleşmesi yeterli kabul edilirdi.

13 Mart 2014 ve sonrasında yapılan bir davranış, bu madde bakımından hareket veya netice oluşturmaz. Ceza sorumluluğu kanunilik ilkesi gereği yürürlükteki açık bir suç normuna dayanmalıdır.

Hukuka Uygunluk ve Hata

Eski dönemde kanunun emrini yerine getirme gibi genel hukuka uygunluk nedenleri somut olaya göre değerlendirilebilirdi. Yükümlülüğün kapsamına ilişkin kaçınılmaz hata da TCK’nın genel hükümleri çerçevesinde önem taşıyabilirdi.

Bugün esas sorun hukuka uygunluk değil, suç normunun bulunmamasıdır. Yürürlükten kaldırılmış bir maddeyi güncel ceza sorumluluğuna dayanak yapmak, kanunilik ve zaman bakımından uygulama kurallarıyla bağdaşmaz.

Lehe Kanun ve Eski Tarihli Olaylar

TCK m.7/2’ye göre suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Bir davranışı suç olmaktan çıkaran tam kaldırma, kişi lehine sonuç doğurur.

Bu sebeple 13 Mart 2014’ten önce gerçekleştiği ileri sürülen bir fiil hakkında devam eden süreçte, TCK m.222’nin kaldırılmış olması dikkate alınmalıdır. Kesinleşmiş bir mahkûmiyetin infazı bakımından da sonraki lehe düzenleme göz ardı edilemez. Somut dosyada suç tarihi, hükmün kesinleşme ve infaz durumu ayrı ayrı incelenmelidir.

Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Güncel hukukta TCK m.222 kapsamında suç bulunmadığı için teşebbüs, iştirak veya içtima hükümlerinin bu madde üzerinden uygulanması mümkün değildir.

Tarihsel değerlendirmede ise hareketin tamamlanma anı, birden çok kişinin katkısı ve aynı davranışın başka bir suç oluşturup oluşturmadığı genel hükümlerle ele alınabilirdi. Maddenin kaldırılması, başka bir suç tipinin bütün unsurları ayrıca oluşuyorsa o bağımsız düzenlemenin değerlendirilmesine engel değildir.

Nitelikli Hâller ve Yaptırım

Eski TCK m.222’de nitelikli hâl öngörülmemişti. Temel yaptırım iki aydan altı aya kadar hapis cezasıydı.

Bu yaptırım 13 Mart 2014’ten beri yürürlükte değildir. Güncel bir davranış için TCK m.222’ye dayanılarak hapis cezası, seçenek yaptırım veya güvenlik tedbiri uygulanamaz.

Şikâyet ve Uzlaştırma

Yürürlükte olduğu dönemde suçun takibi şikâyete bağlı değildi. Eski yaptırım yapısı bakımından uzlaştırma kapsamında da değildi.

Bugün TCK m.222’ye ilişkin yeni bir suç isnadı kurulamayacağı için şikâyet süresi veya uzlaştırma prosedürü de gündeme gelmez. Bir başvuruda başka bir suç iddiası bulunuyorsa o suçun takip ve uzlaştırma şartları ayrıca incelenir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Güncel fiiller yönünden TCK m.222’ye özgü görevli veya yetkili bir ceza mahkemesi yoktur. Çünkü yürürlükte bir suç ve yaptırım bulunmamaktadır.

Eski tarihli bir dosyada lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekiyorsa görev ve yetki, dosyanın bulunduğu aşama ile ilgili usul kurallarına göre belirlenir. Bu değerlendirme yeni bir suç yaratmaz; kaldırmanın mevcut dosyaya etkisini saptar.

Dava Zamanaşımı

13 Mart 2014 sonrasındaki davranışlar için m.222 yönünden dava zamanaşımı hesabı yapılmaz. Zira zamanaşımının işleyeceği bir suç isnadı mevcut değildir.

Eski tarihli bir olayda ilk kontrol edilmesi gereken husus, maddenin kaldırılması ve lehe kanunun etkisidir. Bu temel sorun çözülmeden yalnızca eski ceza miktarına bakılarak zamanaşımı hesabı yapmak hatalı bir yöntem olur.

Deliller Nasıl Değerlendirilir?

Güncel bir davranış açısından TCK m.222’nin unsurlarını kanıtlamaya yönelik delil toplanması ceza sorumluluğu doğurmaz. Öncelikle isnadın kanuni dayanağı ve fiil tarihi kontrol edilmelidir.

Eski dosyalarda resmi kayıtlar, işlem tarihleri, tebligatlar ve fiilin gerçekleşme zamanını gösteren belgeler önem taşıyabilir. Ancak delilin varlığı, yürürlükten kalkmış hükmü yeniden uygulanabilir hâle getirmez; zaman bakımından uygulama önceliklidir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

1. Eski ceza miktarını güncel sanmak: İki aydan altı aya kadar hapis cezası tarihsel metne aittir ve yürürlükte değildir.

2. Atıf yapılan kanunlarla ceza hükmünü karıştırmak: TCK m.222’nin kaldırılması ile 671 ve 1353 sayılı kanunların hukuki durumu ayrı meselelerdir.

3. Suç tarihini incelememek: Eski tarihli dosyada kaldırmanın lehe etkisi, yeni tarihli olayda ise suç normunun yokluğu belirleyicidir.

4. Başka bir normu otomatik uygulamak: Aynı davranışın başka bir düzenlemeye girebilmesi için o hükmün bütün unsurları bağımsız biçimde oluşmalıdır.

Somut Olay Kontrol Listesi

Fiil tarihi: Davranış 13 Mart 2014’ten önce mi, sonra mı gerçekleşti?

İsnadın dayanağı: Belgede yalnızca TCK m.222 mi gösteriliyor, yoksa başka bir yürürlükteki hüküm de var mı?

Dosyanın aşaması: Soruşturma, kovuşturma, kesinleşme veya infaz aşamalarından hangisinde?

Lehe düzenleme: Tam kaldırmanın TCK m.7/2 kapsamında dosyaya etkisi değerlendirildi mi?

Atıf yapılan yükümlülük: 671 veya 1353 sayılı kanunla ilgili iddia, ceza hükmünden ayrı ve doğru biçimde incelendi mi?

Bağımsız norm: Başka bir hukuki sonuç ileri sürülüyorsa bunun açık kanuni dayanağı ve bütün şartları gösterildi mi?

TCK Sistematiğinde Komşu Maddeler

TCK m.222’den önce yer alan TCK m.221 etkin pişmanlık düzenlemesi yürürlüktedir ve örgüt suçlarına özgü sonuçlar doğurur. Sonraki TCK m.223 ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi suçu da bağımsız unsurları ve yaptırımı bulunan güncel bir suç tipidir. Mülga m.222, bu iki düzenleme arasında yalnızca tarihsel bir madde numarası olarak yer alır.

Sık Sorulan Sorular

TCK 222 yürürlükte mi?

Hayır. TCK m.222, 6529 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle kaldırılmış ve değişiklik 13 Mart 2014’te yürürlüğe girmiştir.

Şapka veya Türk harfleri konusunda TCK 222’den ceza verilebilir mi?

Güncel bir davranış için verilemez. Eski maddede yer alan iki aydan altı aya kadar hapis cezası artık yürürlükte değildir.

Maddenin kaldırılması eski dosyaları etkiler mi?

Evet. TCK m.7/2’deki lehe kanun ilkesi nedeniyle kaldırmanın, 13 Mart 2014’ten önceki bir fiile ilişkin devam eden veya infaz aşamasındaki dosyaya etkisi değerlendirilmelidir.

TCK 222 kaldırılınca Şapka ve Harf Kanunları da kaldırıldı mı?

Hayır. 6529 sayılı Kanun’un 16. maddesi TCK m.222’yi kaldırmıştır. Atıf yapılan kanunların hukuki durumu, ceza hükmünün kaldırılmasından ayrı incelenir.

Yeni bir olayda şikâyet süresi var mı?

TCK m.222 kapsamında yeni bir suç bulunmadığından bu maddeye özgü şikâyet süresi yoktur. Başka bir suç iddiası varsa onun şartları ayrıca değerlendirilir.

Sonuç

TCK 222 Şapka ve Türk harfleri maddesi, 13 Mart 2014’ten beri yürürlükte değildir. Eski hükmün iki aydan altı aya kadar hapis cezası öngörmüş olması, güncel davranışlara ceza uygulanabileceği anlamına gelmez. Yeni olaylarda kanunilik ilkesi, eski dosyalarda ise lehe kanun kuralı belirleyicidir.

Değerlendirmede fiil tarihi, dosyanın aşaması ve ileri sürülen diğer kanuni dayanaklar birlikte incelenmelidir. Mülga hüküm ile atıf yapılan kanunların yürürlük durumu birbirine karıştırılmamalıdır.

Kaynakça

1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, güncel metin.

2. 6529 sayılı Kanun, TBMM kabul metni ve yayım bilgileri.

3. TCK m.222’nin kabul edilen tarihsel metni, TBMM.

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.174.

Öne çıkan görsel: Andrew Seaman, Unsplash.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın suç tarihi, delilleri ve usulî durumu değerlendirilmeden hukuki görüş yerine kullanılamaz.

Mülga ceza hükmüŞapka ve Türk harfleriTCK 222
Önceki yazı
TCK 224 Sabit Platformların İşgali Suçu ve Cezası
Sonraki yazı
TCK 220 Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu