Alacaklı Ödemeyi Kabul Etmiyor: Tevdi Yeri Nasıl Belirlenir?
Alacaklı, borca uygun olarak teklif edilen ödemeyi haklı bir neden olmadan kabul etmiyorsa, borçlu mahkemeden tevdi yeri belirlenmesini isteyebilir. Tevdi, borcun konusunun hukuken uygun bir yere bırakılmasıdır. Para borcunda bu yol, koşulları varsa mahkemenin belirlediği yere ödeme yaparak borçtan kurtulmayı sağlar. Ancak yalnız başvuru yapmak, parayı kendi hesabında bekletmek veya eksik bir tutarı yatırmak aynı sonucu doğurmaz. Önce ödeme teklifinin borcun miktarına, zamanına ve yerine uygunluğu, ardından kabul edilmeme nedeni incelenmelidir. Mahkeme kararı alındıktan sonra da karara uygun yatırma işlemi tamamlanmalı ve belgelenmelidir.
Ödemenin kabul edilmemesi hangi durumda hukuki sorun oluşturur?
Borcunu ödemek isteyen kişi bazen gönderdiği paranın iade edildiğini görür. Alacaklı hesabını kapatmış olabilir, ödeme için gerekli bilgileri vermeyebilir veya sözleşmede bulunmayan ek bir şart ileri sürebilir. Bu durumlarda yalnız “Ödemek istedim” demekle yetinmek, sonraki borç ve gecikme tartışmasını çözmez.
Türk Borçlar Kanunu’nun 106. maddesine göre, kendisine gereği gibi önerilen yapma veya verme edimini haklı neden olmadan kabul etmeyen alacaklı temerrüde düşebilir. Alacaklı temerrüdü, alacaklının ifayı kabul etmeyerek veya ifa için kendisinden beklenen hazırlığı yapmayarak borcun yerine getirilmesini engellemesidir. İfa ise borcun gereği gibi yerine getirilmesi anlamına gelir.
Her başarısız banka işlemi alacaklı temerrüdünü göstermez. Borçlunun yanlış IBAN kullanması, ödeme talimatının banka tarafından teknik nedenle reddedilmesi veya yeterli bakiye bulunmaması önce açıklığa kavuşturulmalıdır. Bankanın iade açıklaması ve alacaklının yazılı cevabı, engelin nereden kaynaklandığını ayırmaya yardımcı olur. Dayanak: TBK m.106 ve 111.
Alacaklı her ödeme teklifini kabul etmek zorunda mı?
Hayır. Ödeme teklifi sözleşmeye ve uygulanacak kanuna uygun olmalıdır. Alacaklıdan, daha düşük tutarı bütün borcu sona erdirecek ödeme olarak kabul etmesi veya kabul etmediği taksit planına uyması beklenemez. Borcun tamamı belli ve ödeme zamanı gelmişse, TBK m.84 alacaklıya kısmi ifayı reddetme imkânı tanır.
Bu nedenle başvuru öncesinde borç hesabı çıkarılmalıdır. Asıl tutar, önceki ödemeler, hangi döneme ait olduğu ve ayrıca tartışılan faiz veya giderler gösterilmelidir. Alacaklının söylediği toplamı incelemeden doğru kabul etmek de yalnız kendi hesabını esas alıp bütün borcun kapandığını düşünmek de uygun değildir.
Örneğin ödeme açıklamasına “Bu parayı alırsanız bütün diğer taleplerinizden vazgeçmiş sayılırsınız” yazılması, borcun olağan ifasına ek bir şart getirebilir. Ret nedeninin böyle bir şart mı, eksik tutar mı, yoksa gerçekten ödemeden kaçınma mı olduğu belirlenmelidir. Tevdi başvurusu, borçlunun tek taraflı olarak belirlediği indirimi alacaklıya kabul ettirme yöntemi değildir.
Tevdi yeri belirlenmesi için hangi mahkemeye başvurulur?
TBK m.107 kapsamında tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, tevdi mahalli belirlenmesini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Aksine özel bir düzenleme yoksa görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Borcun yüksek tutarlı olması veya tarafların şirket olması, TBK m.107’ye dayanan bu başvuruyu kendiliğinden asliye ticaret mahkemesinin görevine sokmaz.
Yetkili yer belirlenirken önce sözleşmedeki geçerli ifa yeri düzenlemesi incelenir. TBK m.89’a göre ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine anlaşma yoksa para borçları kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Aynı maddede alacaklının sonradan taşınması nedeniyle ifanın önemli ölçüde güçleşmesine ilişkin istisna da bulunur.
Dolayısıyla “Her zaman kendi oturduğum yerde başvururum” veya “Bütün ödeme sorunlarında taşınmazın bulunduğu yer yetkilidir” biçiminde bir genelleme yapılamaz. Çekişmesiz yargıya ilişkin HMK m.384’teki genel yetki kuralı uygulanırken TBK m.107’deki özel hüküm gözden kaçırılmamalıdır. Dayanaklar: TBK m.89 ve 107, HMK m.382/2-d, 383 ve 384.
Başvuru dilekçesinde ve eklerinde neler bulunmalı?
Başvuruda hangi borcun, kime ve neden doğrudan ödenemediği açıkça anlatılmalıdır. Borçlunun ve bilinen alacaklının kimlik veya unvan bilgileri, adresleri, sözleşme tarihi, ödeme dönemi, tutar ve ret olaylarının tarih sırası gösterilmelidir. Talep, borcun konusuna uygun bir tevdi yeri belirlenmesine yöneltilmelidir.
Ödeme denemesi birden fazlaysa her biri ayrı satırda gösterilebilir. Yalnız son dekontu sunmak yerine ilk ödeme girişimi, iade tarihi ve sonraki yazışmalar birlikte değerlendirilmelidir. Alacaklıya ulaşan bir ödeme önerisi ile bankada hiç tamamlanmayan bir talimatın ispat değeri aynı değildir.
| Belge | Hangi soruya cevap verir? |
|---|---|
| Sözleşme ve ek protokoller | Borç hangi işlemden doğdu, ödeme zamanı ve yeri nasıl kararlaştırıldı? |
| Borç ve ödeme çizelgesi | Hangi dönem ve tutar yatırılmak isteniyor, önceki ödemeler düşüldü mü? |
| Banka dekontu, iade kaydı ve işlem açıklaması | Para gerçekten gönderildi mi, ne zaman ve hangi nedenle geri döndü? |
| İhtar, cevap ve teslim kayıtları | Alacaklıya ne teklif edildi, teklif ulaştı mı, ret gerekçesi neydi? |
| Alacaklı veya temsilciye ilişkin belgeler | Ödeme yapılacak kişi ve varsa temsil yetkisi belli mi? |
| Varsa icra evrakı | Ayrı bir takip ve işlemekte olan başvuru süresi bulunuyor mu? |
Bildirim hazırlarken amaç yalnız bir metin göndermek değildir. Borcun hangi şartlarla ödenmeye hazır olduğunu ve alacaklıdan hangi işlemin beklendiğini anlaşılır biçimde ortaya koymak gerekir. Borç senede bağlıysa ödemenin belgelenmesi ve senedin geri alınması da önem taşır. Gönderim ve ulaşma kayıtları bakımından ihtarname hazırlanması hakkındaki açıklamalar da incelenebilir.
Yazılı sözleşme veya ret cevabı yoksa başvuru yapılamaz mı?
Her borç ilişkisinin aynı şekil şartına tabi olmadığı unutulmamalıdır. Yazılı sözleşme bulunmaması, tek başına tevdi yolunun kapalı olduğu anlamına gelmez. Önceki banka ödemeleri, ödeme açıklamaları, faturalar ve tarafların yazışmalarıyla borcun kaynağı, tutarı ve vadesi gösterilmelidir. Şekle bağlı bir işlemin geçerliliği ise yalnız ödeme kaydıyla çözülemez.
Alacaklı ret gerekçesini yazmıyorsa bankadan iade işlemine ilişkin ayrıntılı kayıt istenebilir. Hesabın kapandığı, transferin hiç gerçekleşmediği veya paranın alacaklı tarafından geri gönderildiği ayrılmalıdır. TBK m.106 ve 107, bütün başvurular için önce noter ihtarı gönderilmesini şart koşmaz. Buna karşılık uygun teklifin ve engelin ispatı gerekir. Noter bildirimi bu ispatı sağlayabilecek yollardan biridir; bildirimin gönderilmesi tek başına ödeme değildir.
Dilekçe verildikten sonra süreç nasıl ilerler?
Talep dilekçesi ve ekleri, ifa yerindeki sulh hukuk mahkemesine sunulmak üzere adliyenin ilgili hukuk tevzi birimine verilir. Başvuru kayda alındıktan sonra dosya numarası, gider talepleri ve mahkemenin ara işlemleri takip edilmelidir. Dilekçede bilinen alacaklı veya hak iddia eden kişiler ilgili olarak gösterilmeli; adresi bilinmeyen kişi için son bilinen adres ve kimliğini belirlemeye yarayan bilgiler açıklanmalıdır.
HMK m.385 uyarınca işin niteliğine uygun ölçüde basit yargılama usulü ve kural olarak resen araştırma uygulanır. Resen araştırma, hâkimin gerekli olguları kendiliğinden araştırabilmesidir. Bu, başvuranın ödeme kayıtlarını sunmasına gerek olmadığı anlamına gelmez. Mahkemenin istediği eksik belge veya açıklama, verilen süre içinde tamamlanmalıdır.
Ödeme ihtarı nedeniyle yaklaşan bir tarih varsa dilekçede tarih ve tebligat belgesi gösterilerek talebin gecikmeden incelenmesi istenmelidir. Bununla birlikte başvurunun belirli sayıda günde sonuçlanacağı garanti edilemez. Sonucu beklerken mevcut ödeme veya itiraz süresinin durduğu kabul edilmemelidir. Dayanak: HMK m.382-385.
Mahkeme kararından sonra para nasıl yatırılır?
Karar alınınca kararda gösterilen yer, hesap veya teslim düzeni kontrol edilmelidir. Mahkemenin belirlediği yer yerine kişinin kendi seçtiği başka bir hesaba para koymasıyla aynı hukuki sonucun doğduğu varsayılamaz. Hesap bilgisi belirsizse tahminle havale yapılmadan dosya üzerinden açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yatırma belgesinde dosya numarası, ilgili borç veya dönem ve tutar doğru gösterilmelidir. Banka işleminin gerçekten tamamlandığı kontrol edilmeli, dekont dosyaya sunulmalı ve alacaklının paranın nerede bulunduğunu öğrenmesini sağlayacak bildirim süreci takip edilmelidir. Kararın ve yatırma işleminin bildirilmesine ilişkin dosyadaki talimatlar yerine getirilmelidir.
Başvuru tarihi, karar tarihi ve paranın yatırıldığı tarih birbirinden farklıdır. TBK m.107 borçtan kurtulmayı tevdiye bağlar. Yalnız dilekçe verilmesini ödeme yapılmış gibi değerlendirmek doğru olmaz. Önceden doğmuş gecikme iddiaları ve yatırılan tutarın borcu karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenebilir.
Dönemsel bir borç söz konusuysa sonraki ayların ödemeleri de takip edilmelidir. Bir dönem için alınmış kararın, ileride doğacak bütün borçları miktarı ve ödeme biçimi bakımından kendiliğinden çözdüğü düşünülmemelidir. Kararın kapsamı ile her yeni dönemin tutarı karşılaştırılmalıdır.
Tevdi kararı borcun miktarını kesinleştirir mi?
Tevdi yeri belirlenmesi, borcun esasına ilişkin bütün anlaşmazlıkları çözen bir alacak veya borçsuzluk davası değildir. HMK m.388’e göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Başka bir ifadeyle, alacağın tutarı ve ödemenin yeterliliği sonraki bir uyuşmazlıkta yeniden tartışılabilir.
Bu ayrım özellikle kısmi ödeme ve kira artışı tartışmalarında önemlidir. Bir tutarın mahkemenin belirlediği yere yatırılması, o tutarın gerçek borcun tamamını karşıladığına dair koşulsuz güvence vermez. Alacaklının ödeme teklifini haklı olarak reddettiği veya eksik para yatırıldığı ortaya çıkarsa sonuç değişebilir.
Tevdi dosyası açılması, mevcut bir icra takibini de kendiliğinden durdurmaz. Ödeme emri gelmişse takip türü, tebliğ tarihi ve ilgili başvuru yolu ayrıca incelenmelidir. Tevdiye ilişkin belgelerin takip dosyasında nasıl kullanılacağı değerlendirilirken itiraz veya diğer başvuru süreleri kaçırılmamalıdır. Dayanak: HMK m.382, 385 ve 388.
Kira gönderildiği hâlde geri geliyorsa ne yapılmalı?
Kiracı önce ödemenin doğru kişiye, doğru hesaba ve doğru tutarla yapıldığını kontrol etmelidir. Kiraya verenin hesabını kapatması ile kiracının yanlış hesaba para göndermesi farklıdır. Kira sözleşmesi, önceki ödeme düzeni ve iade açıklaması birlikte okunmalıdır.
Kiraya verenin açıklaması alınabiliyorsa ret gerekçesi yazılı olarak saklanmalıdır. Uygun ödeme kabul edilmiyorsa tevdi yolu değerlendirilebilir. Bununla birlikte ödeme ihtarı veya tahliye talepli takip varsa, yalnız tevdi yeri başvurusuna güvenilmemelidir. Kiraya verenin kullanabileceği yollar ve bunların ayrımı ödenmeyen kira nedeniyle takip ve tahliye yazısında açıklanmıştır.
Varsayımsal örnek: Kiracı, sözleşmedeki hesaba vadesinde ödeme yapmış; tutar, kiraya veren tarafından “Artık bu hesaba ödeme istemiyorum” açıklamasıyla iade edilmiştir. Yeni ödeme yolu da bildirilmemiştir. Başvuruda sözleşme, ilk dekont, iade kaydı ve yazışmalar önem taşır. Buna karşılık kiracı, geçerli biçimde belirlenen borcun yalnız bir bölümünü göndermişse, ret gerekçesinin haklılığı ayrıca incelenir. İki olayda da para geri dönmüştür, fakat aynı hukuki sonuç zorunlu değildir.
Ödeme ihtarı veya tahliye talepli ödeme emri geldiyse hangi süre korunmalı?
TBK m.315 uyarınca, teslim edilmiş kiralananın muaccel, yani ödeme zamanı gelmiş kira bedeli veya yan gideri ödenmiyorsa kiraya veren yazılı süre vererek, ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az otuz gün, diğer kira türlerinde en az on gündür. Süre, yazılı bildirimin kiracıya yapıldığı günü izleyen günden başlar. Çatılı işyeri için daha kısa süre yazılması kanundaki asgari süreyi değiştirmez.
Konut veya çatılı işyeri için kira alacağı ve tahliye talepli ilamsız takipte ise ödeme süresiyle ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük itiraz süresi ayrıdır. Borca veya kira ilişkisine karşı çıkılıyorsa itiraz, takibi yapan icra dairesine yöneltilir. Yalnız sulh hukuk mahkemesinde tevdi dosyası açmak, bu itirazın yerine geçmez. İtirazın kapsamına göre nedenleri ve dayanak belgeleri gösterilmelidir. Dayanak: İİK m.269; eski Borçlar Kanunu maddelerine yapılan atıfların karşılığı için 6101 sayılı Kanun m.8.
Kiracı, haklı ret bulunmadığını ve zamanında uygun ifa teklif ettiğini gösteren belgeleri saklamalı; tevdi yeri belirlendiğinde yatırmayı geciktirmemelidir. Önceki gecikme, eksik kira ve başka bir tahliye nedeni ayrıca tartışılabilir. Bu yüzden “Başvurdum, artık tahliye riski yok” sonucu çıkarılamaz. İtiraz edilen tutar, tevdi edilen tutar ve her birinin hangi aya ait olduğu dosyada birbiriyle tutarlı olmalıdır.
Aynı borcu iki farklı kişi istiyorsa yol değişir mi?
Ödemeyi kabul etmeyen belirli bir alacaklı bulunması ile alacaklının kim olduğunun belirsiz olması farklı durumlardır. TBK m.111, borçlunun kusuru olmadan alacaklıya veya temsilcisine ifanın yapılamadığı bazı kişisel engellerde de tevdi veya sözleşmeden dönme imkânı tanır. Alacağın kime ait olduğunun çekişmeli olması için TBK m.187 ayrıca düzenleme içerir.
Bu hâlde yalnız en son bildirim gönderen kişiye ödeme yapmak güvenli olmayabilir. Devir belgeleri, temsil yetkisi ve taleplerin aynı borcu kapsayıp kapsamadığı karşılaştırılmalıdır. Çekişme devir bedelinden doğmuşsa alacağını düşük bedelle devreden kişinin hakları borçlunun ödeme sorunundan ayrı incelenir. Alacağın çekişmeli olduğunu bilerek ödeme yapan borçlu, TBK m.187 uyarınca bunun sonuçlarından sorumlu olabilir.
Alacaklı ölmüş, mirasçılar henüz belirlenememiş veya temsil yetkisi belirsiz kalmışsa, ölüm bilgisi, ulaşılabilen mirasçılık belgesi ve tahsil yetkisini gösteren belgeler sunulmalıdır. Yalnız bir kişinin “Mirasçısıyım, bana ödeyin” demesi yeterli görülmemelidir. TBK m.111 bakımından borçlunun kusuru olmadan ortaya çıkan gerçek ödeme engeli açıklanır. Alacaklının veya yetkili temsilcisinin kimliği ve geçerli ödeme yolu belirlenebiliyorsa, sırf ölüm gerçekleşti diye her dosyada tevdi zorunlu olmaz.
TBK m.187’deki özel durumda, alacağın kime ait olduğuna ilişkin dava henüz sonuçlanmamış ve borcun ödeme zamanı gelmişse, alacak üzerinde hak iddia eden taraflardan her biri borçluyu tevdie zorlayabilir. Bu ihtimal, borçlunun kendiliğinden tevdi yeri istemesinden farklıdır. Devam eden davanın mahkemesi, dosya numarası ve çekişmeli alacak dilekçede gösterilmelidir.
Fatura alacağını hem satıcı hem faktoring şirketi istiyorsa, başvurudan önce faktoringe devredilen borçta ödeme yapılacak kişinin belirlenmesi konusundaki devir ve bildirim ayrımı incelenmelidir. Bu yazıdaki ödeme reddi açıklamaları, alacaklı sıfatına ilişkin incelemenin yerine geçmez.
Başvuru için arabuluculuk veya belirli bir bekleme süresi var mı?
Yalnız tevdi yerinin belirlenmesi talebi, HMK m.382’de düzenlenen bir çekişmesiz yargı işidir. Alacağın tahsili, kira bedelinin belirlenmesi veya borçlu olunmadığının tespiti gibi ayrı davalarla aynı usulde değerlendirilmez. Sırf temel ilişki kira sözleşmesi olduğu için bu talep bir kira alacağı davasına dönüştürülmemelidir.
Yalnız tevdi yerinin belirlenmesi için önce arabulucuya başvurma şartı aranmaz. Buradaki talep, mahkemenin ödeme yerini belirlemesine yönelik çekişmesiz yargı işidir. Buna karşılık kira bedelinin tespiti, kira alacağı veya kira ilişkisinden doğan başka bir dava açılacaksa 6325 sayılı Kanun m.18/B uyarınca dava şartı arabuluculuk gündeme gelir. Aynı maddede, İİK’ye göre ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri istisna tutulmuştur. Bu istisna, her kira davasının arabuluculuktan muaf olduğu anlamına gelmez.
TBK m.107, bütün tevdi başvuruları için “ret tarihinden itibaren şu kadar gün” şeklinde ortak bir başvuru süresi koymaz. Bu, borçlunun süresiz bekleyebileceği anlamına gelmez. Borcun ödeme zamanı, varsa ihtar veya takip nedeniyle işlemekte olan süreler ve uygun tevdi işleminin tamamlanacağı tarih birlikte değerlendirilmelidir.
Başvuru reddedilirse veya belirlenen yere itiraz varsa ne yapılır?
Tevdi talebinin reddi ile talep kabul edildiği hâlde yerin veya kapsamın hatalı bulunması ayrı durumlardır. Her iki durumda da hukuki yararı bulunan ilgili, özel düzenlemeler saklı olmak üzere, HMK m.387 uyarınca kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinafa başvurabilir. İstinaf, kararın bölge adliye mahkemesince incelenmesidir. Sürenin başlangıcını her durumda yalnız tebliğe bağlayıp beklemek doğru değildir; öğrenme ve tebliğ belgeleri birlikte incelenmelidir.
Dilekçede hangi karara karşı çıkıldığı, yanlış bulunan husus ve istenen sonuç açıklanır. Örneğin ifa yerinin yanlış belirlendiği ileri sürülüyorsa sözleşmedeki yer hükmü; ödeme reddinin gözden kaçırıldığı ileri sürülüyorsa ilgili banka ve bildirim kayıtları gösterilir. HMK m.342 ve 343 uyarınca dilekçe kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir; inceleme için ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Başvuru belgesi ve öğrenme tarihini gösteren kayıtlar saklanmalıdır.
Çekişmesiz yargı işlerinde bölge adliye mahkemesinin kararları, HMK m.362/1-ç uyarınca temyiz edilemez. İstinafa başvurulması borcu ödemek yerine geçmez. Ayrıca tevdi dosyasındaki kanun yolu ile ayrı icra dosyasına yapılacak itiraz birbirinin yerine kullanılamaz.
Yatırılan para geri alınabilir mi, masrafları kim karşılar?
TBK m.109’a göre alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamadıkça ve tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmadıkça borçlu tevdi konusunu geri alabilir. Ancak geri alındığında alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür. Bu nedenle parayı çekip başka ihtiyaçta kullanmak, borçtan kurtulma bakımından nötr bir işlem değildir.
TBK m.107, koşulları oluşan tevdide hasar ve giderleri alacaklıya yükler. Bununla birlikte başvuru sırasında ödenmesi gereken harç, tebligat veya diğer giderlerin peşinen karşılanması gerekebilir. Sonradan kime yükletileceği ile işlemi yapabilmek için başlangıçta kimin ödeme yapacağı ayrı sorulardır. Güncel tarife ve dosyada istenen giderler görülmeden sabit toplam masraf söylenmemelidir.
Para dışında teslim edilecek eşya varsa ayrıca eşyanın niteliğine bakılır. TBK m.107 ticari malların hâkim kararı olmadan ardiyeye tevdii için bir istisna öngörür. Tevdiye uygun olmayan veya bozulabilecek eşya için TBK m.108’de ihtar, hâkim izni ve satış koşulları düzenlenmiştir. Para borcuna ilişkin banka hesabı çözümü bütün mal ve hizmet borçlarına aynen uygulanamaz.
Her teslim veya hizmet sorunu bu yolla çözülebilir mi?
Bir şeyi teslim borcu ile hizmeti yerine getirme borcu aynı değildir. Borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa TBK m.110, alacaklı temerrüdünde borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümler çerçevesinde sözleşmeden dönme yolunu düzenler. Hizmet bedelini bir hesaba yatırmak, yapılması gereken hizmetin kendisini yerine getirmiş sayılmayı sağlamaz.
İpotekli alacakta alacaklının bulunamaması veya ödemeyi almaması nedeniyle ipoteğin kaldırılması isteniyorsa özel yol ayrıca incelenmelidir. HMK m.382/2-f-1, borç tutarının icra dairesine tevdiinden sonra icra mahkemesince ipoteğin kaldırılmasını ayrı bir iş olarak sayar. Genel tevdi yeri talebiyle ipoteğin kendiliğinden silineceği düşünülmemelidir.
Öte yandan alacaklı ödeme engelini kaldırıp uygun bir hesap veya yetkili tahsil kişisi bildirirse, bu bilgiyi doğrulayarak doğrudan ifa etmek mümkün olabilir. Mahkeme dosyası açılmışsa gelişme dosyaya da bildirilmelidir. Daha önce tevdi edilen tutar varsa ikinci kez ödeme yapmadan önce hangi borcun hangi işlemle karşılandığı netleştirilmelidir.
Başvurmadan önce son kontrol
Önce borcun kaynağını, ödeme gününü ve miktarını belirleyin. Banka iadesinin nedenini öğrenin; uygun ödeme teklifini ve karşı tarafın cevabını belgeleyin. İfa yerini ve görevli mahkemeyi belirledikten sonra, istenen tevdi yerinin borcun konusuna uygun olmasını sağlayın. Karar sonrasında yatırma işlemini tamamlayıp dekont ve bildirim kayıtlarını saklayın.
Avukatın dosya incelemesinde özellikle ödeme teklifinin yeterliliği, ret gerekçesi, başvuru yeri ve varsa icra takibiyle birlikte yürütülecek işlemler önem taşır. Tevdi yeri belirlenmesi, doğru koşullarda ödeme engelini aşmaya yarar; borcun tutarına ilişkin her tartışmayı tek başına sona erdirmez.
Yazar: Av. İltan Ekmekçioğlu. Mevzuat kontrol tarihi: 2 Kasım 2026.
Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır. Somut değerlendirme sözleşme, ödeme ve iade kayıtları, bildirimler ve varsa takip dosyası üzerinden yapılmalıdır. Eski işlemlerde uygulanacak hukuk ayrıca belirlenir. 6101 sayılı Kanun m.1, 1 Temmuz 2012 öncesi işlemler ile bu tarihten sonra gerçekleşen temerrüt, sona erme ve tasfiye bakımından geçiş kuralı içerir.

