Şirket Çalışanı Yetkisiz Sözleşme İmzaladı: Şirket Sorumlu mu?
Şirket adına yetkisiz imza atılması, sözleşmenin şirketi her durumda bağladığı veya kendiliğinden tamamen geçersiz olduğu anlamına gelmez. Önce imzalayan kişinin işlem tarihindeki temsil yetkisi incelenir. Yetki yoksa şirketin sözleşmeyi sonradan açıkça veya davranışlarıyla onayıp onamadığı araştırılır. Şirket içindeki bir onay kuralının çiğnenmesi ise üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilen temsil sınırlamasıyla aynı değildir.
Bu nedenle “satın alma müdürü imzaladı, şirket ödemek zorunda” ve “imza sirkülerinde adı yok, hiçbir borcumuz yok” cevapları tek başına güvenilir değildir. İmzalanan metin, sicil kayıtları, yetkilendirme belgeleri, teslim ve ödeme hareketleri birlikte değerlendirilmelidir. Sözleşmenin uygulanmasına başlanmışsa atılacak sonraki adım, mevcut savunmayı güçlendirebilir veya zayıflatabilir.
Bu yazı, gerçek bir kişinin kendi imzasıyla şirket adına işlem yaptığı durumları ele alır. Başkasının imzasının taklit edilmesi, sahte vekâletname kullanılması ve kambiyo senetleri ayrıca incelenmesi gereken konulardır. Yüksek bedelli mal alımı, hizmet, kira veya tedarik sözleşmesindeki temsil uyuşmazlığında ilk amaç, kimin hangi borçtan sorumlu olabileceğini belgeler üzerinden belirlemektir.
Şirket adına yetkisiz imza ne demektir?
Yetkisiz temsil, kişinin temsil yetkisi bulunmadan başkası adına hukuki işlem yapmasıdır. Hiç yetki verilmemiş olması, verilen yetkinin kapsamının aşılması veya yetki sona erdikten sonra işlem yapılması bu tartışmayı doğurabilir. Ancak şirketleri temsil eden organlar ve ticari temsilciler için özel hükümler de vardır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 46, 47 ve 48. maddeleri genel çerçeveyi oluşturur. Temsil olunanın onaması, onama gerçekleşmezse yetkisiz temsilciden istenebilecek zarar ve özel temsil hükümlerinin saklı olması ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu hükümler, şirketin bütün sözleşmelerini tek bir kuralla çözmeye yeterli değildir.
İlk görüşmede şirketin türü, imzalayanın görevi, işlemin tarihi ve sözleşmenin ekonomik amacı açıklığa kavuşturulmalıdır. Aynı kişinin bir belgede teslim alan çalışan, başka bir belgede ticari vekil olarak hareket etmesi mümkündür. Teslim tutanağına atılan imza ile yeni bir borç doğuran sözleşmeye atılan imza aynı yetki incelemesine tabi tutulmamalıdır.
Müdür, ortak veya çalışan olmak imza yetkisi verir mi?
Görev unvanı ile temsil yetkisi farklıdır
Şirketin ortağı olmak, tek başına o şirket adına her sözleşmeyi imzalama yetkisi vermez. “Genel müdür”, “finans müdürü” veya “satış yöneticisi” unvanı da yetkinin kaynağını ve sınırını tek başına göstermez. Atama kararı, vekâletname, ticaret sicili kayıtları ve işlemin türü kontrol edilmelidir.
Anonim şirkette yönetim kurulu başkanı olmak da her durumda tek başına imza atabilmek demek değildir. Şirketin temsil düzeninde birlikte imza şartı bulunabilir. Limited şirkette ise müdürlerin kimliği ve temsil şekli belirlenmelidir. Bu konudaki genel çerçeve için anonim şirketlerde yönetim kurulu ve temsil yetkisi açıklamaları birlikte okunabilir.
Ticari temsilci ile ticari vekil ayrımı
Ticari temsilci, ticari vekil ve sınırlı yetkili çalışan aynı konumda değildir. Türk Borçlar Kanunu’nun 547 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler ile Türk Ticaret Kanunu’nun şirket temsilini düzenleyen hükümleri birlikte değerlendirilir. Yetki belgesinde yalnız günlük satın alma işlemlerinin yer alması, uzun süreli ve ağır borç doğuran her taahhüdün de kapsandığını göstermeyebilir.
Bu ayrım karşı taraf için de önemlidir. İşlem tutarı yükseldikçe yalnız kartvizit veya kurumsal e-posta adresine güvenmek yerine temsil dayanağının istenmesi uyuşmazlığı önleyebilir. Belgelerin talep edilmesi, bütün şirket çalışanlarının yetkisiz sayılması anlamına gelmez. Amaç, yapılacak belirli işlem bakımından yetkiyi doğrulamaktır.
İmza sirküleri, şirket kaşesi ve sicil kaydı nasıl değerlendirilir?
İmza sirküleri önemli bir belgedir. Bununla birlikte yıllar önce düzenlenmiş bir örnek, daha sonraki görev değişikliklerini veya temsil yetkisinin sona ermesini yansıtmayabilir. İnceleme yalnız bugünkü duruma göre değil, sözleşmenin imzalandığı tarihteki yetki düzenine göre yapılmalıdır.
Şirket kaşesi, belgenin hangi şirketle ilişkilendirildiğini gösterebilir. Fakat kaşeyi elinde bulundurmak tek başına temsil yetkisi yaratmaz. Aynı şekilde, kaşe bulunmayan her belgenin şirket bakımından sonuçsuz olduğu da söylenemez. Tarafların kim olduğu ve şirketin işlem karşısındaki davranışları ayrıca değerlendirilir.
Belgelerde şirketin tam ticaret unvanı ve sicil bilgileri karşılaştırılmalıdır. Aynı gruptaki iki şirketin benzer unvan kullanması, sözleşmenin bir şirketle imzalanıp ödemenin başka şirket hesabına yapılması veya faturanın farklı şirkete kesilmesi taraf tespitini zorlaştırır. Grup şirketlerinin ayrı tüzel kişilikleri bulunduğu unutulmamalıdır.
Şirket içi parasal sınır aşılmışsa sözleşme bağlayıcı olur mu?
Her yetki sınırı üçüncü kişiye karşı aynı sonucu doğurmaz. Türk Ticaret Kanunu’nun 371. maddesi, temsile yetkili kişilerin yetkisinin sınırlandırılmasını ve iyiniyetli üçüncü kişilerin durumunu düzenler. Şirket içinde yönetim kurulu onayı alınması gereken bir işlemle, ticaret sicilinde geçerli biçimde düzenlenmiş birlikte temsil şartı birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin şirketin kendi satın alma prosedüründe belirli bedelin üzerindeki alımlar için ek onay aranması, organ temsilcisine ilişkin her olayda karşı tarafa ileri sürülebilecek bir geçersizlik sebebi oluşturmaz. Buna karşılık karşı tarafın yetki aşımını bildiği iddiası veya uygulanabilecek özel bir temsil düzenlemesi varsa inceleme değişir.
Bu nedenle yalnız “şirket politikamıza aykırı” açıklamasıyla ödeme reddedilmeden önce temsilcinin hangi hukuki sıfatla hareket ettiği belirlenmelidir. Şirketin dış ilişki bakımından bağlı olması, içeride görevini ihlal eden kişi hakkında sorumluluk değerlendirmesi yapılmasını engellemez. Dışarıdaki sözleşme borcu ile içerideki zarar talebi farklı ilişkilerdir.
TTK 371/7 kapsamındaki sınırlı yetkili çalışanlar
Burada özel bir düzenleme vardır. TTK 371/7, belirli kişilerin sınırlı yetkili ticari vekil veya diğer tacir yardımcısı olarak atanmasını düzenler. Görev ve yetkilerin iç yönergede tanımlanması, gerekli tescil ve ilan işlemleri ile kişinin atanması ayrı aşamalardır. İç yönerge tek başına atama işleminin yerine geçmez.
Ticaret Bakanlığının şirketler ve ticaret sicili açıklamalarında bu sistem ve limited şirketlere ilişkin TTK 629/3 bağlantısı açıklanmaktadır. Bu nedenle “parasal sınırlar hiçbir zaman üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez” şeklindeki genel bir cümle güvenli değildir. Sınırlı yetkili kişinin ataması, yönergenin ilgili bölümü ve ilan birlikte incelenmelidir.
Çift imza gerekirken tek kişi imzaladıysa ne olur?
Birlikte temsil şartının bulunduğu durumda tek kişinin imzası eksik temsil tartışması doğurabilir. Öncelikle bu şartın hangi kişileri ve hangi işlemleri kapsadığı araştırılmalıdır. Temsil şeklinin tescili ve ilanı ile sözleşme tarihindeki sicil durumu önem taşır.
Eksik imzanın bulunması, şirketin sonraki bütün davranışlarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. İşlemin yetkili kişilerce onanıp onanmadığı da değerlendirilir. Buna karşılık tek imza atan kişinin “diğer yetkili sözlü izin verdi” açıklaması, başka belge olmadan sorunu kendiliğinden çözmez.
Sözleşme henüz uygulanmamışsa, yetkili kişilerin usulüne uygun imzasının veya açık onayının alınması tercih edilebilir. Belge sonradan tamamlanırken tarih geriye çekilmemeli, önceki metin silinmemeli ve gerçeğe aykırı bir imza süreci oluşturulmamalıdır. Tamamlayıcı belgenin hangi sözleşmeye ve hangi yükümlülüklere ilişkin olduğu açıkça yazılmalıdır.
Şirket sözleşmeyi sonradan onaylayabilir mi?
TBK 46 uyarınca şirket, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemi onayabilir. Uygulamada bu durum “icazet” veya “onama” olarak ifade edilir. Onamanın şirket adına bu iradeyi açıklamaya yetkili kişi ya da organlardan kaynaklanması gerekir.
Açık onamada şirket sözleşmeyi kabul ettiğini bildirir. Örtülü onamada ise sözleşmenin benimsendiğini gösteren davranışlar tartışılır. Teslim edilen malların kullanılması, sözleşme bedelinin ödenmesi veya sözleşmedeki hakların ileri sürülmesi bu incelemede önem taşıyabilir. Ancak her muhasebe kaydı ve her ödeme tek başına kesin onama sayılmaz.
Ödemenin hangi işlem için yapıldığı, yetkili kişilerin neyi bildiği ve davranışın başka bir açıklamasının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Hatalı ödeme ile sözleşmenin bilinçli biçimde uygulanması aynı değildir. Onama, temsil eksikliğini giderebilse de sözleşmedeki başka bir hukuka aykırılığı veya gerekli şekil eksikliğini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Yargıtay şirketin sözleşmeyi benimsemesini nasıl değerlendirdi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30 Kasım 2021 tarihli, E.2017/1541, K.2021/1516 sayılı kararında, kira sözleşmesini imzalayanın şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı savunması incelenmiştir. Şirketin kira bedellerini sözleşmedeki zaman ve tutarlara uygun ödemesi, artışları uygulaması ve sözleşmeyi benimsemesi onama değerlendirmesinde esas alınmıştır.
Karar, somut kira ilişkisi ve eski Borçlar Kanunu dönemindeki olay üzerinden verilmiştir. 2026 tarihli yeni bir karar değildir. Buradan her kısmi ödemenin bütün sözleşmeyi kesin olarak geçerli kıldığı sonucu çıkarılamaz. Dosyada yetki belgelerinin yanında sözleşmenin uygulanış biçiminin de toplanması gerektiğini gösteren doğrulanmış bir örnektir.
Şirket sahibi veya yönetici ilk olarak ne yapmalı?
- Sözleşmenin bütün sayfalarını, eklerini ve imza tarihini koruyun. Yalnız son sayfanın görüntüsüyle değerlendirme yapmayın.
- İmzalayan kişinin işlem tarihindeki görevini, atama kararını ve temsil kapsamını çıkarın.
- Teslim, ödeme, fatura, muhasebe ve e-posta kayıtlarını aynı kronolojide birleştirin.
- Şirketin sözleşmeyi kabul edip etmeyeceğini yetkili kişilerce değerlendirin. Karşı tarafa gönderilecek bildirimin önceki davranışlarla çelişip çelişmediğini kontrol edin.
- İcra veya dava evrakı geldiyse tebliğ tarihini ayrıca kaydedin. İç incelemenin sürmesi usul sürelerini kendiliğinden durdurmaz.
İlk refleks olarak bütün ödemeleri veya teslimleri kesmek, şirketin gerçekten bağlı olduğu bir sözleşmede temerrüt ve zarar tartışması doğurabilir. Tersine, yetkisizlik itirazı ileri sürülürken sözleşmedeki haklardan koşulsuz yararlanmaya devam etmek de savunmayı etkileyebilir. Hangi işlemin devam edeceği belge bazında belirlenmelidir.
Çalışanın işten çıkarılması veya yetkisinin kaldırılması, daha önce imzalanan sözleşmenin sonucunu tek başına çözmez. Personel işlemi ile üçüncü kişiye karşı sözleşme sorumluluğu ayrı ele alınmalıdır. Çalışanın kusuru ve şirketin uğradığı zarar incelenmeden otomatik ücret kesintisi veya kişisel borçlandırma yoluna gidilmemelidir.
Karşı şirket “imzalayan yetkisizdi” diyorsa alacaklı ne yapabilir?
Mal teslim eden veya hizmet sunan taraf, önce hangi tüzel kişiye karşı talepte bulunduğunu ve sözleşmeyi hangi belgelerin desteklediğini belirlemelidir. Tek bir çalışanın e-postası yerine sipariş, sevk, teslim, kullanım ve ödeme zinciri ortaya konulmalıdır. Şirketin yetkili kişilerinin sürece katılımını gösteren kayıtlar ayrıca ayrılmalıdır.
TBK 46, karşı tarafa temsil olunandan uygun süre içinde işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteme imkânı verir. Bu süre bütün olaylarda geçerli sabit yedi, on beş veya otuz gün olarak yazılamaz. İşlemin niteliği, şirketin inceleme ihtiyacı ve tarafların durumu dikkate alınır. Süre içinde onama olmazsa karşı tarafın işlemle bağlılıktan kurtulması gündeme gelir.
Onama talebinde sözleşme tarihi, bedel, kapsam, yapılan teslim ve istenen açıklama somutlaştırılmalıdır. Bildirimin doğru şirkete ve ispatlanabilir biçimde yöneltilmesi önemlidir. Şirketin cevabından önce, yalnız çalışana karşı alacağın tamamı üzerinden dava açılması yanlış taraf veya yanlış talep tartışmasına yol açabilir.
Şirketin borçlu olduğu sonucuna ulaşılırsa ödeme ve takip seçenekleri, ödenmeyen fatura ve cari hesap alacağının tahsili süreciyle birlikte değerlendirilebilir. Fatura düzenlenmiş olması ise temsil uyuşmazlığındaki bütün eksiklikleri tek başına gidermez.
Onama olmazsa çalışan sözleşme bedelinin tamamını öder mi?
Yetkisiz temsilcinin sorumluluğu, her durumda sözleşmedeki bütün borçların doğrudan onun üzerine geçmesi demek değildir. TBK 47, işlemin geçersizliğinden doğan zararın giderilmesini düzenler. Karşı tarafın yetkisizliği bildiği veya bilmesi gerektiği ispatlanırsa bu hüküm bakımından sonuç değişir. Kusurlu temsilci yönünden hakkaniyetin gerektirdiği başka zararlar da ayrıca değerlendirilir.
Örneğin sonuçsuz kalan işlem nedeniyle yapılmış zorunlu taşıma ve hazırlık giderleri ile sözleşme gerçekleşseydi kazanılacağı ileri sürülen kâr aynı hesap kalemi değildir. Zararın belgesi, yetkisiz işlemle bağlantısı ve hukuki dayanağı ayrı gösterilmelidir. Talep edilen bütün tutarların otomatik olarak kabul edileceği varsayılmamalıdır.
Şirkete teslim edilmiş mallar veya ödenmiş avanslar varsa iade ilişkisi de araştırılır. TBK 47, sebepsiz zenginleşme haklarını saklı tutar. Bununla birlikte para veya malın kime geçtiği belirlenmeden iade borçlusu seçilemez. Şirketin kazancı, çalışanın kişisel menfaati ve karşı tarafın zararı ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Hangi mahkemede dava açılır, arabuluculuk gerekir mi?
“Yetkisiz imza” başlı başına bütün uyuşmazlıkları aynı mahkemeye götüren bir dava türü değildir. Görevli mahkeme, asıl ilişkinin niteliğine ve talebe göre belirlenir. Ticari nitelikteki sözleşme alacağında asliye ticaret mahkemesi gündeme gelebilir. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevi ayrıca dikkate alınır. İşverenin çalışanına yönelttiği talep de kendi hukuki ilişkisi içinde incelenir.
TTK 5/A kapsamındaki, konusu bir miktar para olan ticari alacak ve tazminat davaları ile ilgili hükümde sayılan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava şartı arabuluculuk kontrol edilmelidir. “İmza yetkisi tartışılıyor, arabuluculuk gerekmez” kabulü doğru değildir. Ticari olmayan özel ilişkilerde de ilgili dava şartları ayrıca araştırılır.
Yetkili yer mahkemesi bakımından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri ve varsa geçerli yetki anlaşması değerlendirilebilir. Sözleşmeye yazılmış bir mahkeme veya tahkim kaydı, temsil ve geçerlilik tartışmalarından bağımsız biçimde her durumda uygulanır kabul edilmemelidir. Dava açılmadan talebin dayanağı ve uyuşmazlık çözüm maddesi birlikte incelenmelidir.
İcra takibi ve geçici koruma talepleri nasıl ele alınır?
Şirket hakkında ödeme emri düzenlenmişse yalnız karşı tarafa yetkisizlik ihtarı göndermek yeterli olmayabilir. İcra dosyasındaki takip türü, tebliğ tarihi ve başvuru yolu ayrıca kontrol edilmelidir. Menfi tespit davası açılması da takibi kendiliğinden durdurduğu varsayılarak hareket edilmemelidir.
Alacaklı açısından ihtiyati haciz, uyuşmazlık konusu hak bakımından ihtiyati tedbir ve kaybolabilecek deliller için delil tespiti farklı araçlardır. Hangi korumanın istenebileceği, alacağın ve tehlikenin niteliğine bağlıdır. Yalnız yüksek sözleşme bedeli bulunması, şirketin bütün malvarlığı üzerinde otomatik koruma sağlamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 ve devamı ile 400 ve devamı maddeleri tedbir ve delil tespitinin çerçevesini düzenler. Talep, somut tehlikeye ve korunacak hakka bağlanmalıdır. Korumanın kapsamı için ihtiyati tedbir kararı yazısına da bakabilirsiniz. Şirket sunucusundaki kayıtların kaybolması ihtimali, teslim edilen malların mevcut durumu veya sözleşme aslının korunması gereği somutlaştırılabilir.
Hangi deliller hazırlanmalı?
Dosya, temsil yetkisini gösteren belgeler ve sözleşmenin fiilen uygulanmasını gösteren belgeler şeklinde iki grupta hazırlanabilir. Her belgenin tarihi ve kaynağı belli olmalıdır. Ekran görüntüleri yararlı olsa da özgün elektronik kayıtların korunması sonraki incelemeyi kolaylaştırır.
- Sözleşme, ek şartnameler, fiyat teklifleri, sipariş formları ve değişiklik yazıları.
- İşlem tarihine ait ticaret sicili ilanları, atama kararları, imza belgeleri, vekâletname ve varsa iç yönerge.
- Şirket adına gönderilmiş e-postalar, KEP iletileri ve hukuka uygun biçimde elde edilen diğer yazışmalar.
- Teslim tutanakları, sevk belgeleri, banka dekontları, faturalar ve ödeme açıklamaları.
- Yetkili kişilerin sözleşmeyi bildiğini veya reddettiğini gösterebilecek tarihli kayıtlar.
- İleri sürülen zararları kalem kalem gösteren belgeler ve alınmış resmî tebligatlar.
Şirketin sistemlerine erişim yetkisi olmayan kişi, delil toplamak amacıyla başkasının hesabına girmemelidir. Kişisel veriler ve ticari sırlar gereksiz kişilere gönderilmemeli, mahkemeye sunulacak belgelerde uyuşmazlıkla ilgisiz bilgiler ayrılmalıdır. Belgenin içeriği kadar hukuka uygun elde edilmesi de önemlidir.
Yetkisiz imza atılması her zaman suç mudur?
Temsil yetkisinin bulunmaması tek başına sahtecilik veya dolandırıcılık suçunun oluştuğunu göstermez. Kişinin kendi imzasıyla yetkisini aşması ile başka birinin imzasını taklit etmesi farklı olaylardır. İmzanın taklit edildiği ileri sürülüyorsa sahte imzalı belge karşısında delil ve başvuru hazırlığı incelenebilir. Hile, belge üzerinde sahtecilik veya kişisel menfaat iddiası varsa olayın ceza hukuku yönü ayrıca araştırılmalıdır.
Ceza şikâyeti, sözleşme borcunu veya iade alacağını kendiliğinden tahsil ettirmez. Hukuk davası, icra takibi ve varsa soruşturmanın amaçları farklıdır. Sözleşme uyuşmazlığını çözmek için gerçeğe aykırı suç isnadı kurulamayacağı gibi, gerçek bir sahtecilik şüphesi de yalnız “ticari anlaşmazlık” denilerek göz ardı edilmemelidir.
Sık sorulan sorular
Şirket kaşesi varsa sözleşme kesin geçerli midir?
Hayır. Kaşe tek başına temsil yetkisini kanıtlamaz. İmzalayanın yetkisi, temsil şekli ve şirketin sonraki davranışları birlikte değerlendirilir. Buna karşılık kaşenin bulunmaması da her olayda şirketin bağlı olmadığını göstermez.
Şirket bir taksit ödediyse onama gerçekleşmiş sayılır mı?
Ödeme önemli bir delil olabilir. Ancak hangi borç için yapıldığı, yetkili kişilerin bilgisi ve olayın diğer koşulları incelenir. Tek bir dekont üzerinden bütün sözleşmenin kesin olarak onandığı sonucu kurulmaz.
İşten ayrılan kişinin daha önce imzaladığı sözleşme sona erer mi?
Kendiliğinden sona ermez. İşlem tarihindeki yetki ve sözleşmenin şirketi bağlayıp bağlamadığı araştırılır. Ayrılıktan sonraki yeni işlemler için ise yetkinin sona ermesi, sicil ve bildirim durumu ayrıca önem taşır.
Yetkisiz imza için herkesin uyması gereken tek bir dava süresi var mı?
Hayır. Sözleşme alacağı, iade, tazminat ve icra başvuruları farklı süre ve başlangıçlara bağlı olabilir. TBK 46’daki uygun süre ile ödeme emrine itiraz veya dava zamanaşımı aynı şey değildir. Dosyadaki bütün tarihler birlikte çıkarılmalıdır.
Şirketin onamaması durumunda yalnız çalışan mı sorumludur?
Bu sonuç otomatik değildir. Şirketin işlemle bağlılığı, zenginleşme veya başka bir sorumluluk sebebi ayrıca incelenir. Yetkisiz temsilcinin TBK 47 kapsamındaki sorumluluğu da karşı tarafın bilgisi ve talep edilen zararın niteliğine göre belirlenir.
Sonuç: Önce yetkiyi, sonra şirketin davranışlarını inceleyin
Şirket adına yetkisiz imza uyuşmazlığında doğru değerlendirme, yalnız imzanın bulunduğu sayfayla yapılamaz. İşlem tarihindeki yetki düzeni, tescil ve ilan, sözleşmenin niteliği, sonraki onama ve teslim edilen değerlerin akıbeti birlikte araştırılmalıdır. Aynı belgeler şirketi borca bağlayabilecekleri gibi karşı tarafın yetkisizliği bildiğini de gösterebilir.
Yüksek tutarlı bir sözleşmede ilk hukuki çalışmanın amacı, şirketin bağlılığını ve talebin doğru muhatabını belirlemektir. Ardından bildirim, arabuluculuk, dava veya takip yolu seçilir. Yeni sözleşmeler bakımından ticari sözleşme hazırlama ve risk yönetimi kapsamında temsil belgelerinin imzadan önce kontrol edilmesi, sonradan çıkabilecek ödeme ve yetki tartışmalarını azaltabilir.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.46–48 ve ticari temsilci ile ticari vekile ilişkin m.547 ve devamı.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.5/A, 370, 371, 373 ve 629.
- Ticaret Bakanlığı, Ticari İşletmeler, Ticaret Şirketleri ve Ticaret Sicili Uygulamaları Hakkında Bilgiler: 23 Ocak 2024 tarihli resmî açıklama.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: görev ve yetki, ihtiyati tedbir ve delil tespiti hükümleri.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.11.2021, E.2017/1541, K.2021/1516: şirketin kira sözleşmesini benimsemesi ve onama.
Bu metin genel hukuki bilgilendirmedir. Sözleşme, işlem tarihindeki yetki belgeleri, teslim ve ödeme kayıtları görülmeden belirli bir şirketin borçlu veya sorumsuz olduğu sonucuna varılamaz.

