İçeriğe geç

Konsinye Verdiğim Mallar İade Edilmiyor: Mal ve Bedel Nasıl Alınır?

Depo raflarında sıralanmış karton ürün kutuları, temsili görsel

Konsinye verdiğiniz mallar iade edilmiyorsa önce hangi ürünlerin hâlâ karşı tarafta bulunduğunu, hangilerinin satıldığını ve satış bedelinin tahsil edilip edilmediğini belirleyin. Mevcut malların geri verilmesi ile satılmış malların bedelinin ödenmesi farklı taleplerdir. Sözleşme, teslim belgeleri ve stok kayıtları incelenmeden yalnız toplam fatura üzerinden işlem yapmak, yanlış kişiden yanlış talepte bulunmanıza yol açabilir.

Konsinye mal, uygulamada çoğunlukla satılmak üzere başka bir işletmeye bırakılan ürünleri anlatır. Ancak sözleşmeye bu adın verilmesi, mülkiyetin mutlaka sizde kaldığını veya bütün ticari risklerin karşı tarafa geçtiğini göstermez. Ürünü alan kişinin kendi hesabına mı, sizin hesabınıza mı satış yaptığı belirlenmelidir. Bu yazı Türkiye içindeki ticari taşınır mallara odaklanır. Tescilli araçlar, kıymetli evrak ve ihracat işlemleri özel kuralları nedeniyle ayrıca incelenmelidir.

Konsinye teslim ile vadeli satışın farkı nedir?

Vadeli satışta alıcı, kararlaştırılan bedeli ödeme borcunu üstlenir. Malları kendi müşterilerine satıp satamadığı, sözleşmede farklı bir düzenleme yoksa bu borcun doğmasının koşulu değildir. Konsinye olarak anılan ilişkide ise ürünün satışa sunulması, satılanların hesabının verilmesi ve satılmayan stokların geri alınması öne çıkabilir. Bir teslim belgesindeki tek kelime yerine tarafların bütün anlaşması değerlendirilir.

Sözleşmede “satılan kadar ödeme”, “belirli tarihte stok iadesi”, “asgari satış fiyatı” ve “satış raporu” hükümlerinin bulunması önemlidir. Buna karşılık koşulsuz satın alma borcu, sabit ödeme takvimi ve ürünler üzerindeki serbest tasarruf yetkisi farklı bir hukuki yapıya işaret edebilir. Fatura ve muhasebe kayıtları bu incelemenin parçalarıdır; gerçek sözleşme ilişkisini tek başlarına değiştirmezler.

Kendi adına, sizin hesabınıza taşınır mal satmayı ücret karşılığında üstlenen kişi bakımından TBK m.532’deki satım komisyonculuğu gündeme gelir. İşlemi sizin adınıza yapan temsilcinin durumu farklıdır. Genel çerçeve için komisyon sözleşmesinde ücret ve yetki açıklamalarına bakılabilir. Buradaki inceleme ise ilişki kurulduktan sonra kaybolan stok, verilmeyen hesap ve teslim edilmeyen bedel üzerinedir.

İlk gün hangi kayıtlar toplanmalı?

Ürünleri tek toplam yerine teslim partilerine ayırın. Her parti için teslim tarihi, ürün kodu, seri numarası, adet, birim değer, teslim alan kişi ve teslim yeri yazılmalıdır. Aynı modelden çok sayıda ürün varsa, hangi partinin size ait olduğunu gösterecek etiket, ambalaj veya lot bilgisi özellikle önem taşır. Sadece katalog fotoğrafı, karşı taraftaki belirli ürünün size ait olduğunu kanıtlamayabilir.

  1. Sözleşmenin imzalı hâlini ve sonradan yapılan değişiklikleri bulun.
  2. Sevk irsaliyelerini, teslim tutanaklarını ve taşıma kayıtlarını karşılaştırın.
  3. Son stok sayımını ve karşı tarafın gönderdiği satış raporlarını koruyun.
  4. Banka ödemelerini ilgili satış veya teslim partisiyle eşleştirin.
  5. İade talebini, verilen cevapları ve varsa satış ilanlarını tarihleriyle saklayın.

Çalışanların kişisel telefonlarındaki yazışmalar kaybolmadan, hukuka uygun biçimde korunmalıdır. Dosyaya yalnız sizin lehinize görünen cümleleri almak yerine konuşmanın bütünü saklanmalıdır. Hesap mutabakatının kim tarafından ve hangi yetkiyle onaylandığı da araştırılmalıdır. Başka bir işletmenin hesabına izinsiz girmek veya ticari sisteminden yetkisiz veri almak, haklı talebin yanında ayrı bir hukuki sorun doğurabilir.

Stok sayımı ve hesap verme nasıl istenir?

Karşı taraftan yalnız “mallarımı gönder” şeklinde cevap beklemek yerine üç ayrı liste isteyin: mevcut ürünler, satılıp tahsil edilenler, satılıp bedeli henüz alınmayanlar. Her satışın tarihi, alıcısı, satış bedeli, indirimleri ve ödeme koşulları gösterilmelidir. İade edilen veya hasarlı olduğu ileri sürülen ürünler de ayrı tutulmalıdır. Böylece malların fiziksel durumu ile para hesabı aynı tabloda karıştırılmaz.

TBK m.532’nin vekâlet hükümlerine yaptığı gönderme kapsamında, uygulanabildiği ölçüde TBK m.508’deki hesap verme ve alınanları teslim etme borcu önemlidir. Hesap verme, sözlü biçimde bir bakiye söylenmesinden ibaret değildir. Yapılan işin ve alınan bedellerin belgelerle açıklanması gerekir. Ticari yazışmaların değerlendirilmesi için e-posta ile borç ispatı rehberi ayrıca incelenebilir.

Ortak stok sayımı yapılacaksa hangi depoların kontrol edileceği, sayımı kimin yapacağı ve imza yetkileri önceden belirlenmelidir. Sayım tutanağında ürünlerin yalnız adedi değil, kimliği ve mevcut durumu da bulunmalıdır. Karşı taraf sayımı reddediyorsa bu ret kaydedilir. Delilin kaybolma ihtimali varsa mahkeme aracılığıyla delil tespiti değerlendirilir; özel işletmeye zorla girilerek sayım yapılması önerilemez.

Satılmayan mallar nasıl geri alınır?

Önce iade borcunun doğup doğmadığı belirlenir. Sözleşmenin süresi devam ediyor olabilir; iade için bildirim veya belirli bir dönem sonu kararlaştırılmış olabilir. Sözleşmenin sona ermesi, satış yetkisinin kaldırılması ve mevcut stokların teslimi birbiriyle bağlantılı olmakla birlikte ayrı hukuki işlemlerdir. Uygun olmayan zamanda sona erdirmenin tazminat sonucu doğurabileceği ilişkilerde yalnız hızlı teslim amacıyla gelişigüzel fesih yapılmamalıdır.

Mülkiyet sizde kalmışsa TMK m.683 kapsamında malı haksız olarak elinde bulunduran kişiye yöneltilebilecek talepler gündeme gelebilir. Ancak karşı tarafın geçerli bir sözleşmesel hakkı veya başka hukuki savunması bulunup bulunmadığı incelenir. Malik olmak, her koşulda depoya girip ürünü götürme yetkisi vermez. Teslimin anlaşmayla veya uygulanabilir hukuki yolla sağlanması gerekir.

İade protokolünde ürün listesi, teslim tarihi, nakliye gideri, ambalaj, yükleme ve hasar sorumluluğu belirtilmelidir. Kısmi teslim varsa bunun bütün hesabın kapatılması anlamına gelmediği açıkça yazılmalıdır. Teslim sırasında sayılmayan ürünler için “eksiksiz teslim aldım” belgesi imzalanması, sonradan eksik stok iddiasını güçleştirebilir. Ürünlerin teslim alındığı fiziksel durum da fotoğraf ve tutanakla korunmalıdır.

Mallar satılmış ama para gönderilmemişse ne yapılır?

Satılmış ürün için önce satışın kimin adına yapıldığı ve bedelin kime ödendiği araştırılır. Alıcının bedeli yetkili satıcıya ödemiş olmasıyla, komisyoncunun bu bedeli size aktarmaması farklı ilişkilerdir. Ürünü alan kişiden ikinci kez ödeme istemek her olayda mümkün değildir. Sözleşmenin tarafı ve tahsil yetkisi görülmeden bütün alıcılara aynı ihtarın gönderilmesi yeni uyuşmazlıklar yaratabilir.

Komisyoncu bedeli tahsil etmişse hesap ve aktarım borcu değerlendirilir. Henüz tahsilat yapılmamışsa onun alıcının borcunu garanti edip etmediği, satışın yetki sınırları içinde yapılıp yapılmadığı ve ödeme vadesi önemlidir. TBK m.537 uyarınca komisyoncu, her alıcının ödeme yapmamasından otomatik olarak sorumlu tutulmaz. Açık garanti, ticari teamül ve yetkisiz veresiye satış gibi durumlar ayrıca ele alınır.

Tahsil edilecek tutar belirlenirken satış bedeli, hak edilmiş komisyon, sözleşmeye uygun giderler ve önceki ödemeler gösterilmelidir. Hesap açık değilse karşı tarafın söylediği net bakiyeyi dayanağını görmeden kabul etmeyin. Fatura ve cari hesap alacağının tahsili için gereken teslim ve ödeme belgeleri burada da önem taşır. Bununla birlikte konsinye malın iadesi, sıradan fatura borcu tahsiline indirgenmemelidir.

İzin verilenden düşük fiyatla veya veresiye satış yapılabilir mi?

Satış yetkisinin sınırları sözleşmede ve sonraki talimatlarda aranır. Asgari fiyat, indirim yetkisi, kampanya onayı ve vadeli satış koşulları birbirinden ayrılmalıdır. Genel bir “satış yapabilirsin” açıklaması, her miktarda indirim ve her müşteriye sınırsız vade izni olarak yorumlanmamalıdır. Önceki uygulamalar ve karşı tarafın zamanında haberdar edildiği değişiklikler de dosyanın parçasıdır.

Satım komisyonculuğu varsa TBK m.535, belirlenen bedelin altında satışın sonuçlarını ve istisnalarını düzenler. TBK m.536 ise izin olmaksızın veresiye satış ile satış yerindeki ticari teamüle göre yapılan işlemleri ayırır. Bu hükümler nedeniyle düşük fiyat veya vadeli satış için tek cümlelik bir sorumluluk sonucu kurulamaz. Talimat, gerçekleşen işlem ve zararın hesabı birlikte incelenmelidir.

Satışın sizinle komisyoncu arasındaki talimata aykırı olması, üçüncü alıcıyla yapılan işlemin her durumda geçersiz olduğu anlamına gelmez. İç ilişkideki tazminat veya hesap talebiyle, malı üçüncü kişiden geri isteme talebi ayrı değerlendirilir. Bu ayrım özellikle yüksek değerli ekipman ve kolayca el değiştiren stoklarda önemlidir. Hangi talebin uygulanabilir olduğu belirlenmeden bütün satışları iptal edilmiş saymak doğru olmaz.

Mallar üçüncü kişiye devredildiyse geri alınabilir mi?

Taşınır malın rızanızla satış için bırakılması ile çalınması aynı hukuki durum değildir. TMK m.988, emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinimini belirli koşullarla korur. Emin sıfatıyla zilyet, malı malikinin iradesiyle elinde bulunduran kişi olarak açıklanabilir. Bu nedenle “mal benimdi” demek, sonraki alıcının her durumda malı geri vermek zorunda olduğunu göstermeye yetmez.

Alıcının iyiniyeti, satış yetkisinin kapsamı, devir şekli ve edinilen hakkın niteliği incelenir. Alıcının uyuşmazlığı bildiği iddia ediliyorsa bunun dayanakları gösterilmelidir. Satıcının size hesap vermemesi, alıcının bunu bildiğini tek başına kanıtlamaz. Bunun yanında bazı mal türlerinde özel şekil ve sicil kuralları bulunduğundan genel taşınır hükümleri doğrudan uygulanmamalıdır.

Üçüncü kişiye yöneltilecek iade talebi mümkün değilse, teslim alan işletmeye karşı sözleşmeden doğan alacak ve zarar talepleri yine değerlendirilebilir. Aynı kayıp için mükerrer tahsil yapılmamalıdır. Dava stratejisinde malın kendisi, onun karşılığı olan para ve ek zarar ayrı başlıklar hâlinde hesaplanmalı; her talebin muhatabı ve delili gösterilmelidir.

Komisyon ve masraf gerekçesiyle mallar tutulabilir mi?

Karşı taraf ücret veya depolama gideri bulunduğunu ileri sürebilir. Bu iddia ne otomatik olarak reddedilmeli ne de bütün stokları tutma hakkı olarak kabul edilmelidir. Komisyonun hak edilip edilmediği, giderin kimin hesabına yapıldığı, borcun ödeme zamanı ve ileri sürülen güvence hakkının kapsamı incelenir. Talep edilen tutarın yalnız bir hesap tablosunda yazması yeterli açıklama değildir.

Satım komisyonculuğunda TBK m.538–541 özel hükümler içerir. Özellikle m.541’deki hakkın hangi mal veya bedel üzerinde düzenlendiği dikkate alınmalıdır. Genel hapis hakkı iddiasında ise TMK m.950 ve devamındaki koşullar ayrıca önem taşır. Ürünlerin sizden alınmış olması veya karşı tarafın bir alacağının bulunması, sınırsız kullanım ve kendiliğinden özel satış yetkisi vermez.

Malların kaybolması ihtimalinde hangi geçici korumalar istenir?

Depodaki malların başka yere taşınması, etiketlerinin değiştirilmesi veya karışık stok içinde ayırt edilemez hâle gelmesi ispatı güçleştirebilir. Böyle bir risk somutlaştırılabiliyorsa HMK m.389 ve devamı kapsamında ihtiyati tedbir değerlendirilir. İhtiyati tedbir, dava bitene kadar hakkın korunmasına yönelik geçici mahkeme önlemidir. Her başvuru doğrudan malların teslimi kararıyla sonuçlanmaz.

Talepte ürünler açıkça tanımlanmalı, yerleri ve riskin dayanağı gösterilmelidir. İlanlar, sevkiyat mesajları veya depo kapatma bildirimi gibi belgeler kullanılabilir. İstenen önlemin uyuşmazlıkla orantılı olması gerekir. Mahkeme teminat isteyebilir veya talebi daha dar biçimde kabul edebilir. Para alacağı için ihtiyati haciz koşulları ise farklıdır; bu iki geçici koruma yolu birbirinin yerine kullanılmamalıdır.

HMK m.400 ve devamındaki delil tespiti, ürünlerin miktarı ve mevcut durumunun korunmasına yardımcı olabilir. Delil tespiti sonucu alınan rapor, kendi başına mülkiyeti kesinleştirmez veya tahsilat sağlamaz. Ürünlerin seri numaraları, fiziksel hasarı ve sayım farkları teknik incelemeye konu olabilir. Dava açılmadan veya dava sırasında hangi mahkemeye başvurulacağı da talebin aşamasına göre belirlenir.

Karşı tarafın borcu nedeniyle mallar haczedilirse ne yapılır?

Konsinye bırakılan malların borçlunun işyerinde bulunması, haciz sırasında mülkiyet tartışmasına yol açabilir. İstihkak iddiası, haczedilen mal üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet veya ilgili hak iddiasını ileri sürmesidir. Bu durumda yalnız sözleşmeyi karşı tarafın muhasebecisine göndermek yeterli değildir. İcra dosyası, haciz tutanağı ve malların nasıl kayda geçirildiği incelenmelidir.

İİK m.96 ve devamında kısa süreli ve zilyetliğin durumuna göre değişen bir usul vardır. İddiayı kimin ileri süreceği, kimin dava açacağı ve süreyi başlatan işlem aynı değildir. Haciz öğrenildiğinde evrak gecikmeden incelenmelidir. Bu rehberde bütün dosyalara uygulanabilecek tek bir gün sayısı verilmemesinin nedeni bu ayrımdır. Somut tebligattaki süre, ilgili güncel maddeyle birlikte hesaplanmalıdır.

Hacizden önceki teslim belgeleri, ürünlerin satın alınmasını gösteren kayıtlar ve gerçek stok hareketleri önemlidir. Sonradan hazırlanmış, gerçeği yansıtmayan bir konsinye sözleşmesi oluşturulmamalıdır. İcra hukukundaki mülkiyet karineleri ve ispat yükü ayrıca değerlendirilir. Haciz altındaki malları kendi kararıyla başka yere taşımak da başlı başına risk yaratır; işlem icra dosyası üzerinden yürütülmelidir.

Konkordato veya iflas haberi sonucu değiştirir mi?

Konkordato başvurusu, mühlet verilmesi ve iflas kararı aynı değildir. Malların size ait olduğu iddiasıyla, karşı taraftan para alacağınız bulunması farklı sonuçlar doğurabilir. Mallar hâlen ayırt edilebilir biçimde mevcutsa bunların hukuki durumu ayrıca incelenir. Satılmış ve bedeli karşı tarafın malvarlığına karışmış ürünlerde ise aynı malın iadesi her zaman mümkün olmayabilir.

Mahkeme kararı, komiser veya iflas idaresi bilgisi ve dosyanın aşaması doğrulanmalıdır. Müşterinin konkordato sürecinde teslim ve alacakların korunması yazısındaki ayrımlar bu nedenle önem taşır. Mahkeme koruması sürerken sırf sözleşmede “mal bana aittir” yazdığı için fiilî geri alma yapılmamalıdır. Uygulanacak yol, mülkiyet ve sözleşme hükümleriyle birlikte belirlenmelidir.

Hangi mahkemeye başvurulur, arabuluculuk gerekir mi?

Sözleşmenin niteliği, tarafların tacir olup olmadığı ve uyuşmazlığın ticari işletmelerle ilişkisi görevi belirler. Ticari davada asliye ticaret mahkemesi, özel görev kuralı bulunmayan adi hukuk uyuşmazlığında asliye hukuk mahkemesi gündeme gelebilir. İcra takibindeki istihkak prosedürü ise genel iade davasıyla aynı yol değildir. Talebin sadece başlığını değiştirerek görevli mahkeme seçilemez.

TTK m.5/A kapsamında konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava öncesi arabuluculuk gerekir. Sadece belirli malların aynen iadesini isteyen talebin niteliği ayrıca incelenir. İade ve bedel taleplerinin birlikte ileri sürülmesi hâlinde her talep bakımından dava şartı değerlendirilmelidir. Acil geçici koruma ihtiyacı arabuluculuk görüşmelerinin sonuna bırakılmamalıdır.

Yetki bakımından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri ve geçerli yetki veya tahkim anlaşmaları kontrol edilir. Deponun bulunduğu yer otomatik olarak bütün davaların tek yetkili yeri değildir. Sözleşmenin tarafı şirketse ortak ve yöneticinin kişisel sorumluluğu da kendiliğinden doğmaz. Yanlış kişiye yöneltilen talep, zaman ve yargılama gideri kaybına neden olabilir.

Ceza şikâyeti ve tazminat nasıl ayrılır?

Her geç ödeme veya stok farkı suç değildir. Sözleşmenin yorumu, gerçek satış miktarı ve hak edilmiş komisyon konusunda hukuki uyuşmazlık bulunabilir. Buna karşılık teslim amacına aykırı tasarruf, malın gizlenmesi veya satışların gerçeğe aykırı açıklanması gibi somut olgular ceza hukuku bakımından ayrıca incelenebilir. Suçun adı, şikâyet koşulları ve soruşturma yolu olayın gerçek niteliğine göre belirlenmelidir.

Savcılığa başvurulması, malın geri alınacağı veya para alacağının otomatik tahsil edileceği anlamına gelmez. Hukuk davası, icra süreci ve geçici koruma ihtiyaçları ayrıca izlenir. Zarar talebinde ürün bedeli, değer kaybı, makul ek gider ve ispatlanabilir kazanç kaybı ayrılmalıdır. Varsayımsal satış tutarı veya bütün dönem cirosu, doğrudan tazminat hesabı olarak sunulmamalıdır.

İki kısa uygulama örneği

Örnek 1: Üretici, seri numaralı otuz cihazı satılmak üzere bayiye bırakır. Bayi on cihazı sattığını, kalan yirmi cihazın depoda bulunduğunu bildirir. Üreticinin incelemesi iki ayrı taleple yürür: mevcut yirmi cihazın teslimi ve satılan on cihazın satış, tahsilat, komisyon hesabı. Bütün ürünler için aynı anda hem tam bedel hem aynen iade istenmesi hesap hatası yaratabilir.

Örnek 2: Bir toptancı ürünlerin yalnız peşin satılmasına izin verir. Aracı işletme bunları vadeli satar ve alıcının ödeme yapmadığını açıklar. Sözleşmenin satım komisyonculuğu niteliği, peşin satış talimatı ve yapılan işlem incelenir. Alıcının ödememesi tek başına bütün olayın cevabı değildir; aracının yetkiyi aşıp aşmadığı ayrıca değerlendirilir.

Sık sorulan sorular

Konsinye irsaliyesi tek başına yeterli mi?

Önemli bir delildir; ancak sözleşme, ürün kimliği, fiilî teslim ve stok hareketleriyle birlikte değerlendirilir. Belgenin adı tek başına mülkiyet ve sorumluluk sorunlarını çözmez.

Satılmayan ürünlerin tamamını hemen isteyebilir miyim?

İade şartına, sözleşmenin süresine ve sona erme koşullarına bağlıdır. Karşı tarafın savunmaları ve geçerli hakları ayrıca incelenir.

Satış raporu gönderilmiyorsa sadece fatura düzenlemem yeterli mi?

Hayır. Yapılan satışların ve tahsilatların açıklanması gerekir. Tek taraflı fatura, gerçek stok ve hesap durumunun yerine geçmez.

Bayi alıcıdan parayı alamadığını söylüyor, kimden isteyeceğim?

Satışın kimin adına yapıldığı, tahsil yetkisi ve verilen garanti belirleyicidir. Komisyoncunun her müşteri borcunu garanti ettiği varsayılmaz.

Mallar başka depoya taşınmışsa ne yapmalıyım?

Yeni adresi ve sevkiyat kayıtlarını belgeleyin. Taşımanın sözleşmeye uygunluğu ile delil tespiti ve geçici koruma ihtiyacını birlikte değerlendirin.

Sözleşmede mülkiyet bende kalır yazması herkese karşı yeterli mi?

Tek başına bütün üçüncü kişi risklerini kaldırmaz. İşlemin gerçek niteliği, özel şekil kuralları ve iyiniyetli edinim hükümleri ayrıca önem taşır.

Komisyon tutarı tartışmalıysa stok iadesi bekler mi?

Tartışma otomatik olarak bütün malların tutulmasını haklı kılmaz. İleri sürülen ücret, gider ve güvence hakkının somut dayanağı incelenir.

Stok sayımındaki eksik ürünler için hangi bedel istenir?

Sözleşme ve sorumluluk sebebine göre hesap yapılır. Kararlaştırılan bedel, ürünün durumu, yapılan ödemeler ve ispatlanan zarar birlikte ele alınır.

Ceza şikâyeti dava sürelerini korur mu?

Bütün hukuki süreleri koruduğu varsayılamaz. İcra, sözleşme ve dava yollarındaki süreler ayrı izlenmelidir.

Sonraki teslimlerde uyuşmazlık nasıl azaltılır?

Ürün bazlı teslim listesi, düzenli stok raporu, satış ve vade yetkisi, sigorta, hesap tarihi ve iade yöntemi açıkça kararlaştırılmalıdır.

Sonuç

Konsinye verdiğim mallar iade edilmiyor sorununun çözümü, teslim edilen ürünlerin izini ve satış hesabını birlikte ortaya koymaktır. Mevcut stok, satılmış ürün ve tahsil edilmiş bedel için aynı talep kurulmaz. Mülkiyet, sözleşme ve üçüncü kişilerin hakları incelenerek iade, alacak, geçici koruma ve gerektiğinde diğer başvuru yolları seçilir.

İlişki kurulurken ticari sözleşmede teslim ve hesap koşullarının düzenlenmesi, sonradan hangi belgenin aranacağı konusunda da açıklık sağlar. Uyuşmazlık çıktıktan sonra ise gerçeğe uygun kayıtların korunması ve kısa süreli işlemlerin geciktirilmemesi gerekir. Bu yazı genel bilgilendirme içindir; belgeler görülmeden somut dosyanın sonucu hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

Resmî kaynaklar

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.508 ve 532–542.
  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.683, 950 ve devamı, 988.
  3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.4, 5 ve 5/A.
  4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.389 ve devamı, 400 ve devamı.
  5. Adalet Bakanlığı: İcra ve İflas Kanunu, istihkak hükümleri. Bu arşiv metni uygulamada güncel konsolide hükümlerle karşılaştırılmalıdır.
hesap verme borcuİstihkakKomisyon sözleşmesiKonsinye malStok iadesi
Önceki yazı
Üretici Kalıbımı Başkası İçin Kullanıyor: Nasıl Durdurabilirim?
Sonraki yazı
Müşteri Özel Üretim Siparişini İptal Etti: İmalat Bedeli ve Zarar
IMG_1009

İlgili Yazılar